Akevler oluşumunun öncüsü Süleyman Karagülle'nin yaptığı bu ilmi tenkit ve tespitler, Reşat Nuri Erol tarafından yayına hazırlanmış, bazı sadeleştirme ve düzeltmelerle aşağıda aktarılmıştır:
Bu, Milli Görüş'ü ve Adil Düzen'i taklitçilik ve kopyacılıkla hiçbir yere varılamayacağının izahı ve ispatıdır:
Haydar Baş ve Millî Kalkınma Modeli
Türkiye'de II. Kur'an Medeniyeti faaliyetlerine Bediüzzaman'la başlanmış, çağımız ilimlerine göre ilmi kelamı kurmuştur. İkinci atılımı Süleyman Tunahan yapmış, Arapçayı çağımız metotları ile tedrise başlamıştır. Üçüncü faaliyet Akevler'de başlamış, İslami modelin bir sitede uygulama denemeleri yapılmıştır. Dördüncü faaliyet olarak ise Necmettin Erbakan tarafından "Adil Düzen" ile dünyaya barış ve bereket dönemi anlatılmıştır. Milli ve yerli dinamiklerle, maddi ve manevi kalkınmaya öncülük yapılmıştır.
Şimdi Haydar Baş, Adil Düzen'e alternatif oluşturmak çabasındadır.
Haydar Baş;
a) Her şeyden önce bir tarikatın gelecek uygarlıkta nasıl bir görev yükleneceğinin örneğini vermiştir.
b) Bir gazete çıkarmıştır. İlk adımı M. Şevket Eygi 'Bugün' gazetesi ile atmış, ancak sürdürememiştir.
c) Bir televizyona sahip olarak İslâmiyet'i ve Milli meseleleri anlatmaya gayret etmektedir.
d) Bir parti kurmuş ve bu sayede Hak düzenin tebliği yolunda faaliyet göstermektedir.
e) Nihayet, Millî Ekonomi Modeli kitabını yazmış ve bunu dünyaya takdim etmiştir.
Meltem TV'de çalışmaların birinci bölümünü kısmen takıp ettim. İkinci günkü çalışmaları yayınlamadıkları için takip edemedim. İnternete girerek kısmen yayınlanmış Millî Kalkınma Modelini ele aldım ve paragraf paragraf değerlendirme yazdım. Onu ekte gönderiyorum. Düzeltildikten sonra, seminerlerin dışında "Haydar Baş" adı altında "www.akevler.org"a girilmesini talep ediyorum…
Burada, o çalışmadaki önemli eksiklikleri arz etmek isterim:
1) Millî Ekonomik Modelin Haydar Baş'ın hazırladığı sık sık vurgulanmaktadır. Ve maalesef Modelin tarihçesi yapılmamaktadır. İslami dayanakları ve ilmi kaynakları ortaya konmamıştır. Oysa bu model Hazreti Nuh Peygamber ile başlamış, Kur'an ile ekmel seviyeye ulaşmıştır. Bizim yapmakla mükellef olduğumuz, o ilâhî modelle çağımızın problemlerini çözmeye çalışmaktır. "Adil Düzen"i değerlendirmeden ve onu yok sayarak yazılan bu kitabın yeni olduğunu iddia etmek hatalıdır ve yalandır. Oysa "Adil Düzen"i ele almalıydı. Kendine göre yanlışlarını düzeltmeli, eksikliklerini tamamlamalıydı. Haydar Baş'ın yaptığı bu davranış İslâmî olmayan bir yaklaşımdır.
2) İsevilik, Musevilik vardır ama Muhammedilik yoktur. Kişilerin tanrılaştırılması ateist sermayenin hileli oyunudur. Başkanlar teori üretmezler, başkanlar teorileri değerlendirirler ve uygulamada tercihlerini yaparlar. Başkanın empozesi olunca onun üzerinde tartışamazsınız, çünkü partiye zarar verir, tarikata zarar verir. Oysa başkan tarafsız kalır ve herkese her şeyi söyletirse, hem başkanlık etkisini yitirmez, hem de model gelişir.Kritik edilmeyen model gelişmez. Bu kitabın ilmi bir tenkidi maalesef yapılmamıştır. Sadece övgü ve reklam yapılmaktadır.
3) Toplantıda model anlatılıp kritik edileceğine, Haydar Baş'ın methiyesi yapılmış ve hep olumlu şeyler söylenmiştir. Bu inandırıcı değildir. Kapalı devre oluşturmaktadır. Topluluğu kendi yazar kendi okur hâle getirmektedir. Bu tavırla İslam ve insanlık alemine örnek ve önder olmak imkansızdır.
4) Modelde tahliller yapılmış, çözümlerin adları söylenmiş ama mekanizmalara yer verilmemiş, yani çözüm modelleri üretilmemiştir. Para devlet için istendiği kadar basılabilir gösterilmiştir. Oysa karşılıksız para değersiz kağıt hükmündedir.
Para faizsiz halka kredi olarak verilecektir. Bu nasıl yapılacak ve kim takdir edecek? Anlatılmamıştır. Bu modelle rüşveti yaygınlaştırmaktan başka bir şey yapılmaz. Sonunda ödenmemiş kredi ile devlet iflas eder.
Milli Görüş programları sayesinde itimat ve itibar kazanan AKP'liler sonunda anayasa ekseriyeti ile iktidara taşınmıştır. Ama bu iktidar maalesef halkın "Adil Düzen"i yanlış tanımalarına sebep olmuştur. Kendi ümitsizliklerini halka aşılamışlar, AB'ye teslim olma dışında bir çare kalmadığına inandırmışlar; yani, Allah'ı unutmuşlardır.
Haydar Baş ve kadroları da CIA tarafından kuşatılmış, kendileri dışında kimseleri görmez olmuşlardır.
İsrail-Türkiye Askeri İşbirliği Anlaşması" kimin zamanında yapıldı?
Yukarda, başlıkta sözünü ettiğim anlaşmanın Sayın Erbakan'ın başbakanlığı sırasında yapıldığı yazılır ve hatırlatılır. (Bunun böyle olmadığı, gerçekleri yansıtmadığı ve masonik medyanın, sürekli tekrarla ve beyin yıkama metoduyla; Siyonistlerin korkulu rüyası Erbakan Hoca'nın İsrail yanlısı gösterilmeye çalışıldığı, belgeleriyle kaç kere yazıldığı halde yinede ısıtılıp gündeme sunulmaktadır. Kurbağanın boğayı taklit edip şişmekle çatlayacağını bilmemesi misali, bir yandan her konuda Milli Görüş'e özenip, Adil Düzen programlarından yer yer kopyacılık yaparken, diğer taraftan bir yerlerden özellikle doldurulmuş gibi, hiç te gereği yokken, sık sık Erbakan Hocaya sataşmaktan sıkılmayan Haydar Baş'cılar: Milletimize ve manevi değerlerimize hakaret ettiği için, Orhan Pamuk'lara madalya takacak kadar Türk ve İslam Düşmanı olan, Siyonist kuruluş NOBEL'den ödül almak üzere başvuru dilekçesi vermek zafiyet ve zilletini bile, sanki kutsal bir şeref ve meziyetmişcesine tekrarlamaktan dahi utanıp usanmamaktadır. (A.A) Bugünlerde harıl harıl tarih okuyorum diyorum ya, bu arada elime bir "strateji" kitabı geçti. Şöyle bir karıştırayım dedim, elimden bırakamadım. Daha önce okuduğum halde bu sefer daha çok merakla ve ilgiyle okumaya başladım. Kitabın basım tarihi 1996. İçindekiler, dışişleri stratejilerine ait derin bilgiler ve tahliller. Zaman zaman bu kitaptan alıntılar yapmam icabedecek, 11 sene önceden, bugünlerin görülmesi, beni şaşırttığı gibi sizi de şaşırtacak.
Kitabın yazarı Harun Yahya. Adı, Türkiye İçin Millî Strateji.
Şimdi kitabın 19. sayfasından bir bölüm alıyorum:
"Ancak Türk basınındaki, akademik çevrelerindeki ya da dış politika üretim merkezlerindeki "İsrailseverler" bu gerçekleri ustaca görmezden gelerek…"
"Çünkü İsrail'e yakınlaşmak, onlar için, Türkiye'nin stratejik çıkarları açısından değil, asıl olarak ideolojik yönden gerekliydi. Dünya görüşlerinin temelini oluşturan "anti-islâmi" içgüdüler, ancak dünyanın en önemli "anti-İslâmî" gücü olan İsrail'le bütünleşerek tatmin edilebilirdi."
"İsrail'in illüzyonu, sözkonusu İsrailseverlerin de katkılarıyla birleşince ortaya "Türkiye-İsrail Askerî İşbirliği Anlaşması" çıktı. Bunun hemen ardından da Şimon Peres'in giderayak Türkiye'ye verdiği son hediye geldi. İsrail uçaklarının bir kısmı Konya'da uçarken, diğer kısmı ile yapılan, Gazap Üzümleri operasyonu oldu. Ya da diğer bir deyişle yüz kızartıcı bir suç ortaklığı!"
"Ortadoğu'nun, şiddetli bir "İran yanlısı silâhlı örgütler-İsrail" çatışması yaşadığı sırada, birden bire bir "İsrail-Türkiye Askeri İşbirliği Anlaşması" oluşuverdi. Bu anlaşmanın içeriği, hatta varlığı bile pek kimse tarafından bilinmiyordu. İmzalanmasından 10 gün sonra, 6 Nisan'da Millî Savunma Bakanı Oltan Sungurlu, "Anlaşmanın gizlilik derecesini bilmiyorum, açıklama yapamam, zaten anlaşmanın içeriğinden de habersizim" diyordu. Aynı şekilde, Dışişleri Bakanı da konudan habersizdi."
"Anlaşmanın sonradan öğrenilen içeriği ise Türkiye'den çok İsrail'e avantajlar sağlıyordu. İki ülkenin birbirinin hava sahasını askerî eğitim uçuşları için kullanabilecekleri öngörülmüştü. Ama Türkiye'ninkinin yirmide biri etmeyen İsrail hava sahasının bizim için pek bir değeri olamazdı. Buna karşın İran'a, Suriye'ye ve Irak'a sınırları olan Türkiye'nin hava sahası, İsrail için çok değerliydi. Anlaşma, ayrıca İsrail gizli servislerine Türkiye üzerinden İran ve Suriye hakkında istihbarat faaliyeti yürütme şansı da veriyordu."
"İsrail'in anlaşmayı çok usta bir zamanlama ile gerçekleştirdiği kısa süre sonra ortaya çıktı. Yahudi devleti, İsrail işgaline karşı Güney Lübnan'da üslenen Hizbullah örgütüne, Gazap Üzümleri adını verdiği askerî operasyonu başlattı."
Bu operasyonla İsrail'in neleri hedeflediği inşaallah başka bir yazının konusu olur. Şu kadarını söyliyeyim ki işin içinde İsrail'in "su politikası" yatıyordu. Sonra da Litani nehrinin güneyi, Şimon Peres'in gerektiğinde bir şahin olabileceği (seçim zamanıydı) Hizbullah'ın askerî gücünü zayıflatmak, "güvenlik kuşağını" genişletmek, sivilleri vurmak ve göçe zorlamak. Kitaptaki şu cümleyi "Ancak bu operasyon gayr-i meşru, hatta terörist bir operasyondu" cümlesini görünce, daha dün, Olmert'in Haniye için söylediği "o bir teröristtir" lâfını hatırladım. Hiç utanmıyorlar.
Şu cümle de bugünlere kapı açıyor:
"Yahudi devletinin bu profesyonel manevrasıyla Türkiye Ortadoğu'daki tüm manevra kaabiliyetini kaybediyor, İsrail'in kuyruğu olarak boy göstermeye başlıyordu."13
[1] Milli Gazete / 02 04 2007 / A. Ilgaz

cevap hakkın var….
“biz haklıyız ve kazanacagız”diyerek siz-bız muhabbetını acacak kadar kısa mesafelı dusuncenız “ADİL DÜZENİ” VE ATATÜRK’ÜN MİLLİ KALKINMA MODELINI anlamayadıgınızın göstergesı olmasın….
cevap hakkın var….
“biz haklıyız ve kazanacagız”diyerek siz-bız muhabbetını acacak kadar kısa mesafelı dusuncenız “ADİL DÜZENİ” VE ATATÜRK’ÜN MİLLİ KALKINMA MODELINI anlamayadıgınızın göstergesı olmasın….
cevap hakkım var
demişsiniz ki , milli ekonomi modeli kitabını haydar baş yazmadı. nuh peygamber zamanında başladı kur an iile ekmel buldu ama bunu haydar başçılar kendilerine mal ediyorlar haydar başa övgüler yağdırıyorlar.evet bende bir haydar başçıyım ve ona saygım büyüktür.bende aynen diğerleri gibi haydar baş a övgüler yağdırıyorum.
şimdi burada size şunu hatırlatmak istiyorum.Sn. Baş milli ekonomi modelini yazmıştır ve şurdada ufak bir nükteyi açık etmiştir. Atatürk ün yapmış olduğu milli kalkınma modelinin genişletilmiş halidir diyede açık açık konuşmuştur. ayrıca milli ekonomi modelini çok iyi okuduğunuzu sanmıyorum. orada bazı önemli hususlara değinmiş paranın tanımı bunların en önemlisi. sizce hz. nuh paranın tanımını biliyormuydu o tarihlerde… bu kadar yeter. boşu boşuna uğraşmayın bizimle. biz haklıyız.ve bu savaşı biz kazanacağız
cevap hakkım var
demişsiniz ki , milli ekonomi modeli kitabını haydar baş yazmadı. nuh peygamber zamanında başladı kur an iile ekmel buldu ama bunu haydar başçılar kendilerine mal ediyorlar haydar başa övgüler yağdırıyorlar.evet bende bir haydar başçıyım ve ona saygım büyüktür.bende aynen diğerleri gibi haydar baş a övgüler yağdırıyorum.
şimdi burada size şunu hatırlatmak istiyorum.Sn. Baş milli ekonomi modelini yazmıştır ve şurdada ufak bir nükteyi açık etmiştir. Atatürk ün yapmış olduğu milli kalkınma modelinin genişletilmiş halidir diyede açık açık konuşmuştur. ayrıca milli ekonomi modelini çok iyi okuduğunuzu sanmıyorum. orada bazı önemli hususlara değinmiş paranın tanımı bunların en önemlisi. sizce hz. nuh paranın tanımını biliyormuydu o tarihlerde… bu kadar yeter. boşu boşuna uğraşmayın bizimle. biz haklıyız.ve bu savaşı biz kazanacağız