YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
698112f25bf1b
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 6
Bugün : 440
Dün : 48911
Bu ay : 107095
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48810408
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Irak'ta: 700 bin ölü, 400 bin dul, 3,5 milyon mülteci, 2 milyon sakat ve binlerce yıllık medeniyet birikiminin tahribi

İşte Amerikan demokrasisi

Amerika'nın Irak istilası 4'üncü yılına giriyor. 700 bin ölü, 400 bin dul, 3,5 milyon mülteci, 2 milyon sakat, Amerika'nın 4 yıllık işgalinin tek meyvesi. Ayrıca çalınan yüzlerce milyar dolarlık petrol de Amerikan ekonomisini ayakta tutuyor. Gazeteci-Yazar Hüsnü Mahalli, bu savaşın Amerikan ekonomisini ayakta tuttuğunu kaydetti. Mahalli, "Amerika'nın Irak'ta bugüne kadar gerçekleşen parasal kaybı karşısında stratejik kazanımları olmuştur. Bugün Amerika, Ortadoğu'da her zamankinden çok daha fazla etkindir ve varlığı somuttur. Körfez ülkelerinin hepsinde ciddi donanımlı amerikan üsleri vardır. Körfez ülkeleri denildiğinde dünya petrolünün yüzde 63'ünden bahsediyoruz demektir" dedi.

 

Oluk oluk kan, varil varil petrol!

"Bu bölgedeki petrolün yüz yıl amerikan, tekelinde olması, Amerikanın Irak'ta harcadığı parayla kıyaslandığında yüzlerce kat büyüklükteki bir rakamdır" diyen Mahalli, "Amerikan işgalinden sonra, işgale ve boruların hasarlı olmasına rağmen, Irak'tan yapılan petrol satışı 125 milyar dolardır. Ve bu petrolü Amerikalılar satmıştır. Dünyanın en ucuz petrolü Irak'tadır. On metre derinlikte petrol elde ediliyor. Bir varil petrol üretiminin maliyeti sadece bir dolardır. Üstelik Amerika'nın Irak'taki harcamaları dediğimiz şey de, Amerika'nın kendi ürettiği silahları satması demektir. Yani Amerikan ulusal silah sanayisinin geliştirilmesi için bu silah tekelleri üretim yapmış, 24 saat vardiyalı çalışmışlar. Yine de silah yetiştiremiyorlar. Hatta İsrail'den silah alınıyor. Amerika Irak işgaliyle, silah sanayisini geliştirmiş, tekellerini ayakta tutmuş, ekonomisini güçlendirmiş ve karşılığında da insan öldürmüş. Harcadığı paranın kat kat fazlasını şimdiden elde etmiştir. Sadece Irak'ta 125 milyar dolar olmak üzere körfez ülkelerinden bir trilyon dolar petrol geliri elde etmiştir" şeklinde konuştu.

Öldürmekten zevk alıyorlar!

Mahalli, "Bir Amerikalı general'in kendisi ‘biz Afganları ve ıraklıları çiviliyoruz' demişti. Bu katliamdan bir de zevk alıyorlar. Irak'a gidenler bilir, Irak diye bir ülke yok artık. Irak yüz yıl kendine gelemez. Eğer Amerikalılar Irak'tan çekilse bile, orada Iraklılara yaşattıkları acıların etkisinin geçebilmesi için Iraklıların en az 15-20 yıl bir ruh hastanesinde tedavi görmeleri gerekmektedir normal yaşama alışmaları için. Ülke yok edilmiş, Iraklılar sokaklarda artık deliler gibi dolaşıyorlar. Her taraf pislik içinde. Su yok, elektrik yok, sağlık hizmeti yok, altyapı yok. Ortaçağı yaşayan inanılmaz bir ülke Irak. Oysa Irak; dünyanın en güzel ülkelerinden biriydi. Bağdat şehri dünya şehirlerinin en güzeliydi. Şimdi hastalıklar içinde kıvranan bir ülke oldu Irak. 400 bin dul kadın var. 700-800 bin insan öldürüldü, ama bunların kadınları ne oluyor peki?  5-10 çocuğuyla dul kalan kadın nasıl yaşar? Şu anda 3,5 milyon Iraklı yurt dışına kaçmış durumda. Bunların 1,3 milyonu Suriye'ye sığınmış. Irak'ta 2 milyon sakat var. Bu Irak nasıl tekrar kendine gelecek?[1]

Blair, ülkesinin gerçekleştirdiği köle ticareti için sadece "üzgünüm" dedi

Batı'nın tarihi insanlık suçlarıyla dolu!

1450'den 19. yüzyılın başlarına dek 10 ila 28 milyon Afrikalı, Amerika kıtasına köle olarak götürülüp satılmıştı. Başta İngiltere, İspanya ve Portekiz olmak üzere bir çok Batılı ülke Afrika'ya köle ticareti için gitmişti.

İngiltere Başbakanı Tony Blair, ülkesinin köle ticaretinde oynadığı rol nedeniyle ‘'üzgün'' olduklarını söyledi. Tony Blair, daha önce, İngiltere İmparatorluğu'nda 1807'de yasaklanan kölelikten dolayı ‘'derin bir acı'' duyduğunu söylemiş, ancak siyah hakları örgütleri tarafından bu yetersiz bulunduğu için eleştirilmişti.

Blair, dün Gana Devlet Başkanı John Kufuor ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, kölelik konusunda ‘'üzgün olduklarını'' niçin söylemediğinin sorulması üzerine, ‘'Aslında bunu daha önce de söyledim: Üzgünüz. Ve şimdi yeniden söylüyorum'' dedi.

Blair, ‘'Bizim için en önemli şey, geçmişte ne olduğunu açıkça hatırlamak ve olanı kınamak ve bunun neden tamamıyla kabul edilemez birşey olduğunu söylemektir'' diye konuştu.

1450'den 19. yüzyılın başlarına dek 10 ila 28 milyon Afrikalı, Amerika kıtasına köle olarak götürülüp satılmıştı. İngiltere, köle ticaretini 1807'de yasakladığında, bu ticareti yapan en büyük ülkeydi. Başta İngiltere, İspanya ve Portekiz olmak üzere bir çok Batılı ülke Afrika'ya köle ticareti için gitmişti.

İsrail'in salkım bombaları hâlâ ayak koparıyor

Lübnan'ın güneyindeki protez atölyelerinin sayısı, giderek artan talebi karşılamak için çoğalıyor. Geçen yaz İsrail ordusunun attığı ve patlamamış bir milyon salkım bombasından birine basan ve ayağını veya bacağını kaybeden köylülerden gelen talepler artınca, en son güneyin önemli kenti Nabatiye'de de bir protez atölyesi açıldı.

Filistin'de hükümet kurulunca İsrail çılgına döndü

Filistin'de Ulusal Birlik hükümeti kurulmasından rahatsız olan Olmert'in Yardımcısı Avigdor Lieberman, İsrail'in Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile ilişkilerini derhal kesmesi gerektiğini söyledi.

İsrail'in Stratejik Tehditlerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Avigdor Lieberman, Filistin'de Hamas, El Fetih ve diğer partilerin ortaklığıyla kurulan ve cumartesi günü güvenoyu alması beklenen Filistin hükümetinin programını gerekçe göstererek, İsrail'in Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile ilişkilerini derhal kesmesi gerektiğini söyledi. Liberman, İsrail'i hala tanımayan Filistin hükümetinin kurulduğu açıklamalarının ardından, Abbas ile görüşmelere devam edilmesinin bir gerekçesi olmadığını belirtti.

Avigdor Lieberman, Yedioth Ahronot gazetesinin internet sitesine yaptığı açıklamada, Filistin hükümetine bir cevap olarak, İsrailli siyonist partilere de ulusal olağanüstü durum hükümeti oluşturmaları çağrısında bulundu.

‘'Ebu Mazen (Mahmud Abbas), Hamas'ın bizim yok olmamız isteklerine rıza göstermiştir. Bu nedenle, onunla bağlantılarımızı kesmemiz gerekir'' diye konuşan Lieberman, ‘'Çok aşikardır ki, yeni Filistin hükümeti de Hamas'tır'' dedi.

Lieberman, Filistin hükümetinin programındaki, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkının gerçekleştirilmesi yolundaki maddelere atıfta bulunarak, yeni hükümetin, 1948 ve 1967 mültecilerinin tamamının dönmesini talep ettiğini ifade etti.

Lieberman, ‘'Bu, İsrail'e karşı savaş ilanıdır. Bizi yok etmek istiyorlar. İstekleri gerçekleşinceye kadar da terör hareketlerini devam ettireceklerini açıkladılar'' dedi.

Avigdor Lieberman, Filistin hükümetine karşı Orta Doğu Dörtlüsü olarak anılan BM, AB, ABD ve Rusya'nın öne sürdüğü koşulların tanınması için İsrail'in tavrını güçlendirmesinin önemli olduğunun altını çizdi.

İsrail parlamentosunun sol kanat partilerinden Meretz milletvekili Ran Kohen ise Lieberman'ın aksine, kan ve terör sarmalının önlenmesi amacıyla, İsrail'in Filistin ulusal birlik hükümetiyle hemen görüşmelere geçmesi gerektiğini söyledi. Kohen, Filistinlilere de çağrıda bulunarak, ‘'İsrail ve dünyaya, niyetlerinin barış ve uzlaşma olduğunu ispat etmelerinin zamanının geldiğini'' ifade etti.

Soykırımla suçlayanlara bakın! 

  TBMM heyeti, Temsilciler Meclisine sunulan Ermeni tasarısının geçmemesi için Washington'da temaslarda bulunuyor, Bush liderliğindeki ABD yönetimine, "Biz, asırlar önce soykırım yapmadık,  lütfen bu tasarının geçmesini engelleyin" diyorlar.

Ne kadar garip bir dünya?

Tarihi soykırımlarla dolu olmakla kalmayıp hala Irak'ta ve Afganistan'da katliam üstüne katliam yapan ABD'den ricacı oluyoruz.

Sanki; Amerika kıtasını işgal ederken yerli Kızılderililere karşı korkunç katliamlar yapan, Meksika, Küba, Panama, Nikaragua ve Guatemala'ya müdahale ederken yüz binlerce insanı katleden, Hiroşima ve Nagazaki'ye attığı atom bombalarıyla 250 bin Japon'u topluca öldüren, Kore'de, Vietnam'da milyonlarca kişiyi kadın, çocuk, yaşlı genç demeden yok eden, 1983 yılında Lübnan'a ve 1986 yılında Libya'ya düzenlediği saldırılarla binlerce masumun canına kıyan, bir milyon insanın hayatını kaybettiği Laos ve Kamboçya'daki katliamlarda parmağı olan, aynı şekilde binlerce insanın öldüğü Arjantin ve Şili'deki darbelerin arkasında yer alan kendileri değilmiş gibi bizi yargılamaya kalkıyorlar…

 Sicili insanlık suçlarıyla, savaş suçlarıyla dolu olan bu ABD'ye " Aman ne olur! Ermeni tasarısını kabul etmeyin" diyoruz…

Ya masum olarak sunulan, kuzu gibi gösterilen Ermenistan'a ne demeli!

O da hamisi ABD gibi işgalci…

O da hamisi gibi katliamcı…

Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sini işgali altında tutan onlar değilmiş gibi tavır takınıyorlar.

 Çok değil daha 15 yıl önce Karabağ'da köyleri ve şehirleri basıp, kadın, erkek, yaşlı, çocuk, bebek acımadan işkencelerle öldürdüler, hamile kadınların karınlarını süngülerle deşip, tecavüz eden, tıpkı ABD gibi korkunç savaş suçlarını işleyen kendileri değilmiş gibi

Seslerini yükseltiyorlar.

Nereden bakarsanız bakın, tutulacak bir yerleri yok.

Başta Fransa olmak üzere diğer Avrupalı hamilerinin tarihleri de en az onlarınki kadar kirli…

Masum gösterilenin ve hamilerinin de durumu ortadayken başkalarını suçlayabiliyor, yargılamaya kalkabiliyorlar…

Filistinlileri katlettikçe masum naraları atan İsrail gibi kendilerinin mazlum olduğunu iddia edebiliyorlar…

Hal böyleyken, buradan uyarıyorum:

Dünyanın gözü önünde Srebrenitza'da gerçekleştirilen soykırımda Sırpları temize çıkaranlar, birkaç yıl sonra Boşnakları suçlarlarsa şaşırmayın… [2]

Erken çekilmek felaket olurmuş! 

  ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney izledikleri politikayı savunurken "Irak'tan erken çekilmek felaket olur" diyor!

Bu lafın daha mürekkebi kurumadan bu defa İsrail Başbakanı Olmert benzer bir açıklama yapıyor:

ABD Irak'tan erken ayrılmamalı!

Tam birbirlerinin "Hınk deyicisi" rolünü oynuyorlar!

Sanki Irak'ı işgal etmeleri büyük bir felaket olmamış gibi "Erken çekilirsek felaket olur" diye işgali sürdürmeye mazeret üretiyorlar!

Çekilirlerse bu, yenilgiyi kabul etmek olurmuş, o zaman da terörist faaliyetler alır başını gidermiş!

Bu adamlar gerçeklerden ne kadar kopuk yaşıyorlar böyle!

Sanıyorlar ki kaba kuvvet ve askeri güç ile her türlü sorunun altından kalkacaklar! Her gün batağa biraz daha saplandıklarını bir türlü kabullenmek istemiyorlar!

Kendi hayal dünyaları içinde yaşıyorlar!

Ne ferasetleri kalmış ne de basiretleri.

Ülkeleri ve kendileri için en hayırlı olacak seçenekleri bile felaket olarak yorumlayabiliyorlar!

"Erken çekilmek felaket olur" diye işgal süresini uzatanlar aslında "Geç çekilme"nin kendileri için nasıl bir felakete zemin hazırladığını bir bilseler!

Öylesine haksız bir işgalle Irak topraklarına girdiler ki dünyanın neresine gitseler protesto ediliyorlar!

Hiçbir ülkede sevilmiyorlar!

Dün kendilerine destek verenler bile bugün karşılarına geçmiş durumda!

Buna rağmen hala yaptıkları hatanın farkına varıp işgale biran evvel son vermeyi akıl edemiyorlar!

İşgal ne kadar uzarsa şartlar o kadar kendi aleyhlerine dönüyor.

Öyle anlaşılıyor ki Irak'tan çekilmeleri halinde bu haksız işgalin faturasını ödemek zorunda kalacaklarını düşünüyorlar ve bunun için geç çekilmenin formüllerini arıyorlar.

Ne var ki bu faturayı her halukarda ödeyecekler!

Ama bugün ama yarın!

Zulmün hesabını mutlaka verecekler.[3]

Dünya İran'ı Konuşuyor,

ABD, saldırmakta ısrarlı

15 İngiliz askerinin İran tarafından rehin alınması, Washington'un İran'a karşı muhtemel bir saldırısını daha da yakın bir tarihe aldı. Ancak çok az sayıda kişi, bunun Washington için mantıklı bir seçenek olduğunu düşünüyor. Ne yazık ki, savaşlar hiçbir zaman mantıklı analizlerle başlamaz. Yanlış hesaplar ve kötülük, çatışmaların ortak motiflerindendir. Beyaz Saray için, İran'a saldırma ihtiyacı her geçen gün daha da artıyor. Algılama şu: Bush yönetiminin sonu yaklaşırken bir saldırı için fırsat penceresi de kapanıyor. Her ne kadar, bir ABD başkanı yenice başlamış bir savaşı halefine devrederek gitmemeli algılaması doğru ise de, mevcut durum böyle bir ihtimale hazırlıklı olunmasına işaret ediyor. Güvenlik Konseyi, Washington için bir frenleyici olamayacaktır. Bu örgüt, Soğuk Savaş'tan bu yana radikal bir şekilde dönüşüm geçirdi. Çok sayıda insan, Washington'un Irak ile baş edemezken bir başka ülkeye saldırmasının aptalca olduğunu düşünüyor. Lakin Washington'un önceliği İran'a müdahale etmek ya da onu işgal etmek değil. Temel amaç, onun Orta Asya ve Basra Körfezi kaynakları üzerindeki kontrolünü ortadan kaldırmaktır. Ve bunu başarmak için de bir ülkeye müdahale etmek gerekmez. Askerî kapasitesini, kara ve hava güçlerini tahrip etmek yeterlidir. Unutmayalım ki, ABD yıllardır Hürmüz Boğazı'nda kontrolü ele geçirmenin savaşını veriyor.[4]

Bush'un 'Saddam-El Kaide işbirliği' iddiasını, Pentagon da yalanladı

ABD Başkanı George Bush'un Irak'ı işgal etmek için ortaya attığı gerekçelerden birisi daha yalanlandı. Irak'ın devrildikten sonra idam edilen lideri Saddam Hüseyin ile El Kaide örgütü arasında bağlantı olmadığı ortaya çıktı. Washington Post gazetesinin haberine göre, ABD'nin Irak'a müdahale ettiği 2003'ten sonra Irak'ta bulunan resmi belgelerle Saddam Hüseyin'in sorguları, Irak rejiminin El Kaide ile işbirliği yapmadığını ortaya koydu. Amerikan Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) kısa süre önce açıklanan bir raporuna dayanarak verilen haberde, Saddam Hüseyin'in düşürülmesinden sonra ele geçirilen belgelerin, Pentagon ile Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı'nın (CIA) Mart 2003 yılından önce topladığı ve Irak hükümetinin El Kaide ile önemli temasları olmadığına ilişkin bilgileri doğrular nitelikte olduğunun ortaya çıktığı belirtildi. Pentagon'un bu raporu Bush hükümetinin CIA'ın tespitlerini görmezden geldiği anlamına geliyor. Öte yandan, Amerikan NBC kanalı, ABD Savunma Bakanlığı'nın, Irak'a 12 bin asker daha göndermeye hazırlandığını duyurdu.[5]

6 yıllık ABD operasyonları çözüm olmadı Karzai, Taliban'la görüşmelere başladı 

Amerika Irak'ta olduğu gibi Afganistan'da da batağa saplanmıştı ve başarısızlığa uğramıştı.

ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin Afganistan'a 2001 yılındaki müdahalesinin ardından yeniden güçlenen Taliban'ı direnişten vazgeçirmek için Afgan hükümetinin pazarlık yaptığı ortaya çıktı. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, ülkeye barışın getirilmesi çabaları çerçevesinde Taliban üyeleriyle görüştüğünü açıkladı. Karzai, başkent Kabil'de düzenlediği basın toplantısında, uzun süredir Afgan hükümetinin farklı organlarından temsilcilerin de katılımıyla Taliban ile görüşmeler yapıldığını söyledi. Bazı Taliban üyelerinin de gelip kendisiyle konuştuğunu belirten Karzai, Taliban'dan silahlarını bırakmalarını istediğini belirtti. Görüşmelerin detayları konusunda bilgi vermeyen Karzai, bu görüşmelere üst düzey Taliban liderlerinin de dahil olup olmadığına değinmedi. Afgan Taliban'ından silahlarını bırakmasını ve hükümete katılmasını isteyen Karzai, pişman olmaları ve ülkelerine geri dönmek istemeleri halinde hoş karşılanacaklarını hatırlattı.[6]


[1] 17.03.2007 / R.Serdar Ataş / Milli Gazete

[2] 16.03.2007 / Hüseyin Altınalan / Milli Gazete

[3] 16.03.2007 / Zeki Ceyhan / Milli Gazete

[4] 07 Nisan 2007 Zaman

[5] 07 Nisan 2007 Zaman Sh.14

[6] 07 Nisan 2007 Zaman

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Necati AKGÜL

Necati AKGÜL

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...