YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6980e7d5bc3e7
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 6
Bugün : 39568
Dün : 57744
Bu ay : 97312
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48800625
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Oy vermek, yönetime katılmak demektir. Oy kullanmak, hem bir vatandaşlık görevi, hem de büyük bir sorumluluk gereğidir. Kullanacağımız her bir "OY"da, 70 milyon'un hakkı olduğu bilinmelidir. Çünkü bu oylarla, beş yıl boyunca ülkeyi yönetecek bir iktidar belirlenmektedir.

 

Bu oylarımızla; Ülkemiz, güvenliğimiz, geleceğimiz ve gençliğimiz, bunlara teslim edilecektir.

Siyasi inat veya şahsi menfaat için: Milli şuur ve onurdan uzak, bilinçsiz ve beceriksiz partilere oy vermek, bindiğimiz arabayı acemi ve sarhoş şoförlere teslim etmekten daha tehlikelidir.

Başta Türkiye, bütün İslâm Alemi tam bir kuşatma altındadır. Başta Türkiye diyorum, çünkü asırlardır Batı'dan ve Kuzey'den gelecek saldırılara karşı, Türkiye, İslâm Alemini koruyan "geçilmez bir kale" durumundadır.

Asırlar boyu, bu kaleyi çökertmek için dışarıdan ve içeriden nice oyunlar oynanmıştır ve hala oynanmaktadır. Bu sözleri, komplo teorisi veya bunalım psikolojisi olarak değerlendirenler, kasıtlıdır ve gerçekleri saptırmaktadır.

Bugün NATO ve VARŞOVA paktları, İslâm'a karşı "Müşterek Haçlı Orduları" şeklinde fiilen birleşmişlerdir.  19 Kasım 1990 tarihinde, Rusya ve diğer Doğu Bloku Ülkeleriyle Balkan Ülkeleri dahil 34 Avrupa ülkesi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansında", mutlaka Türkiye'nin aleyhinde olacak "Avrupa Konvansiyonel Silah İndirimi" anlaşmasını imzalamak üzere toplanmıştır. Bu giderek dirilmeye ve düzelmeye başlayan Türkiye ve İslâm Alemine karşı, Haçlı barışını ve birliğini koruma anlaşmasıdır. Türkiye'nin o günkü yöneticilerinin bu oyuna kanması ve bu anlaşmanın altına imza koyması, telafisi çok zor yeni bir tarihi yanılgı olacağı hatırlatılmış, ama Batı aşıkları ve Siyonist uşakları bunu anlamamıştır.

Batıdan ve kuzeyden (Avrupa ve Rusya'dan) NATO ve VARŞOVA'nın Birleşik Haçlı Ordularınca sarıldığımız gibi, İslâm Aleminin ortasına bir çıbanbaşı olarak kurulan İsrail de giderek kudurmakta, güneyde ise Keşmir ve Ayodya bölgelerinde toplu Müslüman katliamına çoktan başlanmış bulunmaktadır. Geçen yıl Ayodya'da 4 asır önce Müslümanlarca yaptırılan bir camiyi yıkarak yerine bir Buda tapınağı kurmak isteyen yüzbinlerce Hindu, Almanya'nın Sesi Radyosu'nun haberine göre 500'den fazla Müslüman'ı o zaman katletmiştir. Bu vahşi hareketler, Hindistan'daki Müslüman varlığını kökünden kurutma planının ilk işretleridir. Sri Lanka'daki Müslüman katliamı ise, acımasızca devam etmekte, Tamil Gerillaları kana doymamaktadır. Kıbrıs devamlı kaşınmakta, Ege'de sular ısınmakta, Türkiye Balkanlar'dan ve Kafkaslar'dan kıskaca alınmaktadır.

Diğer taraftan yıllardır Yunanistan'da, Bulgaristan'da, Kosova'da, Türkistan'da, Orta Asya'da, Filipinler'de ve Afrika'da sürdürülen, "Müslümanları sindirme ve asimile etme" zulümleri yetmiyormuş gibi, kasıtlı olarak Kuveyt bunalımı çıkartılıp, bunu bahane ederek Amerikan ordusu yine binlerce İngiliz, Fransız ve İtalyan askerleri, yüzlerce harp gemisi, binlerce uçak ve füze ve on binlerce tankla tarihin en büyük askeri yığınağını oluşturarak 1. Körfez savaşında Irak'a saldırmış, Kuzey Irak'ta bir Kürt Devletinin temelini atmış ve sonunda Saddam ve silahları bahane edilerek Irak fiilen işgal edilmiştir. Bu işgal İslâm alemini kalbinden vurmak ve petrolü kontrolüne alarak kan damarımızı koparmak ve Türkiye'yi boğmak içindir. Ve asıl Büyük İsrail hedefine hizmet hedeflenmiştir.

Bunlardan daha beteri "Musul ve Kerkük'teki petrol bölgelerini size vereceğiz" gibi şeytanca yalanlarla Türkiye'yi Irak'a arkadan saldırtmak ve Müslümanları birbirine kırdırmak için planlar hazırlanmış ve Türkiye Batı'nın emellerine alet edilmek istenmiştir.

Öte taraftan Rusya, giderek çoğalan ve şuurlanan Müslüman Türk varlığını söndürmek ve sindirmek için, şeytanın bile tevessül etmeyeceği oyunları ve zulümleri işlemeye devam etmektedir. Bu cümleden olarak Orta Asya'yı nükleer silahları deneme bölgesi yapıp, yüz binlerce Müslüman Türk'ün ölmesine ve ağır hastalıklara yakalanmasına sebebiyet verilmiştir. Tehlikeli ve zehirli fabrika ve sanayi tesislerini, maksatlı olarak Türk bölgelerindeki göl ve akarsu kenarlarına kurarak, buraların kirlenmesine ve artık işe yaramaz hale gelmesine sebep olmuştur. Bu nedenle koca Baykal Gölü'nün üçte ikisi tamamen dolmuş ve kurumuş, geri kalan kısmı da kirlenmiş ve kokuşmuş ve bataklık haline gelmiştir.

Rusya, hala tüm Orta Asya madenlerini ve özellikle Azerbaycan petrollerini babasının malı gibi kullanmak istemektedir. Putin'in Siyonist sömürü çarkının farkına varması ve Rusya'yı kurtarmaya çalışması ve giderek Türkiye'ye yaklaşması ise önemli bir gelişmedir. ABD ve AB emperyalizmine ve Ortadoğu'daki İsrail tehlikesine karşı, Avrasya Birliğine ve İslam alemine sıcak bakılması tarihi ve talihli bir fırsat olabilir.

Bütün bu zulüm ve tahribatlar karşısında ne Birleşmiş Milletlerden, ne diğer Batı Aleminden asla ses çıkmamaktadır. Kuzey Buz Denizi'ndeki bir balinayı kurtarmak için seferber olanlar, neden Müslümanların feryadını hiç duymamaktadır? Nerede olursa olsun, "Müslüman'ın katli serbest, malı ganimet" sayılmaktadır. İşte, geçmişte Bosna, işte Çeçenistan, şimdi Irak ve Afganistan bunun acı ve açık örnekleridir.

Peygamber Efendimizin (s.a.v) "Küfür tek millettir" hadisinin hakikati olanca dehşetiyle zuhur etmiştir. Erbakan'ın "ezen güç" dediği bu emperyalist canavarın beyni Yahudi Siyonizmi, gövdesi Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya'dır. Hindistan ve Çin'i bacakları, Japonya'yı ayakları gibi kullanan bu Siyonist canavar, geri kalmış ülkelerin ve özellikle İslâm Aleminin petrolünü, madenlerini ve diğer zenginliklerini, ya zorla gasp ederek, ya çalarak veya ucuza kapatarak, yıllardır sömürmekte ve semirmektedir. Ülkelerimizden kilosunu on bin liraya aldıkları çeşitli madenleri işleyerek, kilosu bir milyon liradan bize geri vermekte, üstelik insanlarımızı habire lükse ve israfa sevk ederek sömürü çıkarını devamlı döndürmektedir. Ama hem Amerika ve Avrupa'da, hem de Çin, Japonya ve Hindistan'da bu Siyonist kuşatmadan kurtulma gayretlerinin giderek güçlenmesi ve halklarının bilinçlenmesi ise, sevindirici ve ümit vericidir.

Geri kalmış ülkelerin başına getirdikleri "kiralık ve robot yönetimler" sayesinde, modern müstemlekeciliği acımasızca yürüten bu "Ezen güç", ağır sanayinin kurulmasına ve Milli şuurun oluşmasına da asla müsaade ve müsamaha etmemektedir.

Bunlar, özellikle İslâm Alemine lider ve motor olabilecek bir potansiyel gücü ve tarihi birikimi özünde taşıyan Türkiye'mizi, Birleşik Haçlı Ordularına dönüşen NATO'nun garnizonu ve İslâm'a karşı Batı'nın ileri karakolu olarak kullanmak istemekte ve bizi pek çok sevdiklerinden olacak (!) devamlı istismar edilen Atatürkçülükten ve Laiklikten asla taviz vermememiz gerektiğini sık sık öğütlemekte ve bu yönümüzü öve öve bitirememektedirler. Hâlbuki gerçek Atatürkçülük, Kurtuluş Savaşı'yla kendilerini Anadolu'dan atan zihniyettir. Gerçek Laiklik ise bin sene boyunca bizden gördükleri hoşgörü ve hürriyettir.

Evet, evet!… Yalnız Müslümanların değil, aynı zamanda bütün insanlığı bu 6 köşeli Siyonizm virüsünden, bu insafsızca "ezen güç"ten ve bu sömürü düzeninden kurtarılması için, yeni bir kurtuluş mücadelesine ihtiyaç vardır. Ve bunun öncülük şerefi de Müslüman Türkiye'ye layıktır…

Türkiye'nin bu tarihi ve talihli rolünü oynayabilmesi için Milli İradenin iktidar olması şarttır. Öyle ise ferasetli ve faziletli kadroların iktidarı için çalışmak en önemli ve öncelikli bir manevi cihattır.

İşte bu nedenle, siyasi tercihlerimiz ve seçimler oldukça önemlidir ve bizleri büyük bir sorumluluk altına sokmaktadır.

Bu nedenle, yaklaşan seçimler, çok tarihi ve talihli bir fırsattır.

Unutmayalım ki; bu milletin ve insanlık aleminin Milli şuura her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır.

Yeni bir Kuvay-ı Milliye ruhu, vicdani sorumluluk duygusu ve onurlu yaşama arzusuyla artık ayağa kalkma ve tarihi atılımı başlatma zamanıdır.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Milli Çözüm Dergisi

Milli Çözüm Dergisi

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...