ALLAH NASIL VE NİÇİN, HİLE YAPMAKTADIR?
Ve
Bu referandumla, Kader AKP’nin yularını neden uzatmıştır?
BDP Eşbaşkanı ve PKK’nın dişi sırtlanı Gülten Kışanak, Referandum sonrası:
“Demokratik Özerklik, Federatif Kürdistan, ana dilde eğitim ve çoğulcu bir anayasa yapılırsa AKP’nin yarı başkanlık sistemine destek çıkarız” diyor!.. Bu küstahça talepler Anayasa değişiklik kurgusunun da, Referandum oyununun da, okyanus ötesi orostopolluğun (kahpece kurnazlık ve kiralık kâhyalığın) da, hangi sinsi ve Siyonist amaçlarla tezgâhlandığını gösteriyordu.
APO’nun: “20 Eylül’e kadar, ya Kürtleri memnun edecek adımlar atılsın veya ben artık sorumluluk almayacağım!.” ültimatomları…
BDP’li Osman Baydemir’in: “Ya Kürtçe eğitime izni verilmesi veya tüm okulların ve yeni eğitim-öğretim yılının boykot edilmesi” çağrıları,
Aslında bu referandum oyununun ve AKP taşeronluğunun kimin adına ve hangi şeytani maksatla yapıldığını ortaya koyuyordu.
Haçlı Batı, Avrupa Birliği Projesiyle, kavmiyetçilikten kurtulup daha yeni yeni “Millet” olmaya çabalarken; Bizi ise “Millet”likten kavmiyetçiliğe düşürdükleri yetmiyormuş gibi, şimdi de Kürt, Laz, Çerkez… derken kabile ve aşiretlere ayrıştırıp parçalamanın hesaplarını yapıyor, AKP’yi ve Fetullah Gülen’i de figüran olarak kullanıyordu.
Ama dış güçler ve işbirlikçiler bir şeyi unutuyordu: Allah’ın da bir hesabı bulunuyordu ve Rahmani güçler, Şeytani merkezlerin planlarını tersine çevirmeye ve kendi başlarına geçirmeye hazırlanıyordu!
ABD ve AB’ye dayanmakla, Allah’a inanmak bir arada barınamazdı!
Allah’a iman etmek, Ona itikat ve itimat etmeği gerektirir. Sadece Allah’ın varlığını ve üstün sıfatlarını bilmek ve kabul etmek, iman için yeterli değildir. İman etmek, emin olmak ve Allah’a güvenmek demektir. Yoksa Allah’ın varlığını ve yüce sıfatlarını müşriklerin de kabul ettiğini, ama bunun iman için yetmediğini, Kur’an şöyle haber vermektedir:
“De ki: ‘Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve içinde olanlar kimindir?’”
“’Allah’ındır’ diyecekler. De ki: ‘Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?’”
“De ki: ‘Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş’ın Rabbi kimdir?’”
“’Allah’ındır’ diyecekler. De ki: ‘Yine de sakınmayacak mısınız?’”
“De ki: ‘Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her şeyin melekûtu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor.’”
“’Allah’ındır’ diyecekler. De ki: ‘Öyleyse nasıl oluyor da (böyle) büyüleniyorsunuz?’” (Mü’minûn: 84-89)
Bu ayetlerin ardından:
“Biz onlara HAKKI getirdik. (Ama Hak ölçülerimize ve vaadimize itibar ve itimat etmediler) onlar gerçekten (iman iddiasında) yalancı kimselerdir” (Mü’minun: 90) ayeti de bu gerçeği bildirmektedir.
Çünkü: “Deki, Rabbim eğer onlara (inkârcılara ve marazlı münafıklara) vaat olunan (hezimeti ve acı akıbeti ve müminlerin zafer ve kabiliyeti) mutlaka göstereceksen…” (Mü’minun: 93) ayeti de Allah’ın vadine ve kudretine kesin iman edilmesi ve o yönde hareket edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Evet, Allah’a itimat etmeyen, iman etmemiştir. Nasıl ki, bir insanın beraber yaşayıp büyüdüğü öz kardeşine veya yıllarca arkadaşlık ve işbirliği yaptığı kimseye; kendisine yönelik hile, hıyanet ve hakaretleri nedeniyle:
“Artık sana inanmıyorum!” demesi, onun mevcudiyetini, meziyet ve marifetlerini inkâr anlamına gelmemektedir. “Sana inanmıyorum” demek “sana güvenmiyorum, bana iyilik düşüneceğine ve sözlerini yerine getireceğine kanaat etmiyorum” demektir.
Allah’a iman edip güvenmenin ve Ona gönülden tevekkül ve teslimiyet göstermenin üç şartı ise şöyledir:
1. İTİKAT; kesin ve yakın şekilde iman etmek
2. İTİBAR; Allah’ın emirlerine rağbet, hükümlerine riayet… Onu önemsemek, öncelemek, örnek ve önder edinmek
3. İTİMAT; Her halde, her yerde, en zor ve dar dönemde bile Allah’a güvenmek, ümit ve metanetini yitirmemektir.
“(Sana gelip) “Tamam, (söylediklerini) kabul ettik” derler. Ama onlardan bir kısmı, yanından çıkıp uzaklaşınca karanlık (ve gizli ortam)larda, senin söylediklerinin (ayet ve hadislerin) tersini kurgulayıp (inkâra yönelirler, imana ve İslam’a aykırı hareket ederler)” (Nisa: 81) ayeti de lafta kalan bir iman iddiasının Allah katında geçersizliğine ve münafıkların marazlı haline işaret etmektedir.
“Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.” (Zümer: 36)
“Allah, takva sahiplerini (inanarak ve inançlarını uygulayarak) zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir.” (Zümer: 61)
“Şüphesiz biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz.” (Mü’min: 51)
“Şu halde sen sabret, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır. Sonunda ya onlara va’dettiğimiz (azab)in bir kısmını sana göstereceğiz ya da senin hayatına son vereceğiz. Nihayet onlar bize döndürülecekler. (Mü’min: 77)
Öyle ise bir insan, Allah’a iman ettiğini söylüyor, binlerce delil ve misalle Onun varlığını ispatlıyor, dini hizmet ve gayretler içinde bulunuyor, ibadet ve istikamet ehli görünüyor, hatta keramet sahibi biliniyor; ancak Allah’a olan gizili itimat ve itikatsızlığı yüzünden:
“ABD ve AB’ye (veya Sovyetler Birliğine ve Çin’e) rağmen hiçbir şey yapılamaz… Avrupa ve Amerika ile başa çıkılamaz… İslam Birliği ve Adil Düzen kurulamaz… Bu zayıf ve fakir haliyle Müslümanların İslam nizamını savunması ve süper güçlere karşı durması yanlış ve yararsızdır, çünkü kazanamaz… Bu nedenle Siyonist ve emperyalist güçlerle işbirliği yapmak ve onların himayesine sığınmak lazımdır” diyorsa ve bu saplantı ve safsataları doğrultusunda zalim ve kâfir odakların safında yer alarak; imani, insani ve milli hareketlere destek yerine köstek oluyorsa, o kişi aslında Allah’ın vaadine ve kudretine inanmıyor ve güvenmiyor demektir.
Bediüzzaman’ın: “Gerçek imana sahip bir kişi, tek başına bütün dünyaya meydan okuyabilir” anlamındaki sözlerini sık sık tekrar etmeleri ise, bu tiplerin iman zafiyetlerini örtmek için kullandıkları bir perdedir ve ucuz kahramanlık gösterisidir.
Bunun gibi, sakalı ve cübbesiyle televizyona çıkmış, Şanlı Bedir Harbinin yapıldığı güne rastlayan Ramazanın 17. gecesini ihya edenlerin, bir ömür boyu günahsız gece gündüz ibadet etme sevabını kazanacağını söylüyor, bol keseden cennet vaat ediyordu.
Oysa Ashabı Bedir (RA):
1. Kendilerinden sayı ve teçhizat olarak katbekat güçlü ve hınçlı bir düşmana karşı; canlarını, mallarını, hanımlarını, evlatlarını, özetle tüm varlılarını feda etmeyi göze alarak yola çıkıyordu.
2. Bu nedenle, onların sevabından hissedar olmak için onların kurmak üzere hayatlarını ve rahatlarını ortaya koydukları HAK DİNİ VE ADALET DÜZENİ için bugün bizlerin de en azından İSLAM’IN HÂKİMİYETİNE TARAFTAR VE TÜM ŞİRK VE ZULÜM SİSTEMELRİNE KARŞI OLMAMIZ gerektiğini hatırlatması icap ediyordu.
“Şimdi şurada gizli bir kabinde, kimse görmeden ve herhangi bir külfet ve mesuliyete girmeden; “Sen İslam Birliğini ve Kur’an Düzenini mi istiyorsun, yoksa Avrupa Birliğini ve Batı medeniyetini mi istiyorsun?” diye sorulan kâğıtta, eğer Avrupa Birliğine ve Batı medeniyetine EVET mührünü basacaksan, ahirette Ehli Bedir’in ve sahabenin safında yer alman mümkün değil” diye uyaramıyordu. Belki de zaten Müslümanları bu şuur ve huzurdan gafil tutmak üzere televizyona çıkarıyor ve şu ayetlerin muhatabı oluyordu:
“Gerçekten, apaçık belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar için Kitapta açıkladığımız hidayeti gizlemekte olanlar; işte onlara, hem Allah lanet eder, hem de (bütün) lanet ediciler.” (Bakara: 159)
İşte zalim düzenleri yıkmak ve müşriklerin şeytani plan ve projelerini boşa çıkarmak üzere Cenabı Allah’ın da “HAYRÜL MAKİRİN-HİLE VE TUZAK KURANLARIN VE PLAN HZIRLAYANLARIN EN HAYIRLISI” olarak mü’min ve mücahit kullarını desteklediğine iman etmek ve bütün zahiri şartların aleyhimize döndüğü anda ve ortamda bile Mevla’mıza güvenmek gerekiyordu.
MEKR: Hile yapmak, düzen ve tuzak kurmak, aldatmak ve oyalamak, düşman tarafı kandırıp, yanlış yönlendirmeyi başarıp kendi hesabına ve amacına çalıştırmak anlamlarına gelir.
Bu nedenle, zalim ve kâfirlerin mü’minler ve mazlum kesimler aleyhine hazırladıkları kötü planlara ve kirli oyunlara “MEKRİ MAZMUM – çirkin ve hain hile”
Müminlerin ve Hak dava önderlerinin zalimleri kendi tuzaklarına düşürmek ve mü’minleri kurtuluşa eriştirmek üzere hazırladıkları proje ve stratejilere ise “MEKRİ MAHMUD – övülen ve hoş görülen hayırlı hile” denmektedir.
Hz. Peygamber efendimizin (SAV) “El harbü hudatün – harp hiledir, düşmana galip gelmek ve belasını def etmek için hile ve tedbir gerekir” hadisi şerifi, kıyamete kadar savaş stratejilerinin en önemli prensibidir.
A- Allah düzen kuranların ve plan yapanların en hayırlısıdır:
“Onlar (inkârcılar ve münafıklar) bir düzen (hile ve tuzak) kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah, düzen kurucuların en hayırlısıdır.” (Âl-i İmrân: 54)
“Onlar (kendilerini), Allah’ın tuzağından güvende mi (sandılar)? Allah’ın bir tuzak kurmasından, (sonunda pişman ve perişan biçimde) hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca) güvende olmayacaktır.” (A’râf: 99)
“Ayetlerimizi yalanlayanları ise, onları bilmeyecekleri bir yönden derece derece (günahları yükletip azaba) yaklaştıracağız.”
“Onlara bir süre tanıyorum. Hiç şüphesiz benim düzenim (cezalandırmam) sapasağlamdır.” (A’râf: 182-183)
“Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır.” (Enfâl: 18)
B- Allah Zalimlerin ve hainlerin hilesini boşa çıkarandır:
“(İnkârcılar ve münafıklar) Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların ‘hileli düzenleri’ size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.” (Âl-i İmrân: 120)
“İnkârcıların, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların son barınma yerleri ateştir. Ne kötü bir dönüştür o.” (Nur: 57)
“Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme. (Allah seni yalnız ve yardımsız bırakmayacaktır)” (Nahl: 127)
“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.” (Âl-i İmrân: 139)
“İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inkâr edenler ise tağut yolunda savaşırlar; öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.” (Nisâ: 76)
“Onlar, insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, sözden (plan olarak) hoşnut olmayacağı şeyi ‘geceleri düzenleyip kurarlarken,’ onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını kuşatandır.” (Nisâ: 108)
“Böylece biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli düzenler kursunlar diye oranın suçlu-günahkârları kıldık. Oysa onlar, (mü’min ve mazlum kimseler için hazırladıkları) hileli-düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar.” (En’âm: 123)
“Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah’a karşı) Nitelendire geldiklerinizden (ve zalimlerin düzeninin yıkılmayacağını zannetmenizden) dolayı eyvahlar size.” (Enbiya: 18) Yani Hak davanın seçkin Lideri, Batıl ve zalim sistemin ahtapot benzeri kollarıyla değil, siyonizmin beyin merkezini deşifre ve dejenere edip hile düzenine son verecektir.
“Hayır, onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne onlara süre tanınacak.” (Enbiya: 40)
Bu ayetlerden çıkarılacak dersler:
1- Allahü teala, “Hayrül makirin – hile yapan ve tuzakların en hayırlısı” sıfatını Kur’an’da defalarca belirterek, zalim ve kâfirlerin planlarına karşı nasıl hareket edeceğimizi öğretmektedir.
2- Allah, şeytani güçlerin, gerek dayatmaca (despotik), gerekse aldatmaca (sinsi ve sözde demokratik) hile ve projelerini, sonunda onların başına geçirecek, bunu yapacak yüksek feraset, siyaset ve dirayet ehli liderler gönderecektir.
3- Her devrin ve ülkenin, hakim ve zalim kesimleri; halkı sömürme ve sindirme saltanatlarını korumak üzere kurdukları tezgahlarda yapılacak bazı manipülasyon ve manevralarla, onların bütün düzenlerini tersine ve kendilerinin aleyhine çevirecektir.
C- Zalim ve kâfir odakların bütün şeytani hesapları Allah’ın takdirine bağlıdır:
“Hani o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.” (Enfâl: 30)
“(İnançsız ve insafsız) İnsanlara, şiddetli bir sıkıntı dokunduktan sonra, (tekrar imkân ve iktidar sahibi kılıp) bir rahmet dokundurduğumuz zaman, ayetlerimiz konusunda hileli bir düzen kurmak (bir entrika hazırlayıp dini yozlaştırmak) onlar için (bir alışkanlık ve kötü bir (hilekârlıktır). De ki: ‘Düzen kurmada (karşılık vermede) Allah daha hızlıdır. Şüphesiz, bizim elçilerimiz, sizin ‘geliştirmekte olduğunuz düzenleri’ yazmaktadırlar.’” (Yunus: 21)
“Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman (ve İslam’ı aslından saptırman) için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.” “Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.” (İsrâ: 73-74)
“Ayetlerimizi (ve kulluk mesuliyetini) inkâr edip, (birazcık bilgi ve becerisiyle) bana: ‘Elbette mal ve çocuklar (imkân ve iktidar) verilecektir’ diyeni gördün mü? “O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahmanın katında(n) bir ahid mi aldı?”“Asla; demekte olduğunu yazacağız ve onun için azabta(n) da süre tanıdıkça tanıyacağız.”“Onun söylemekte olduğuna biz mirasçı olacağız; o bize, ‘yapayalnız tek başına’ gelecektir.” “Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah’tan başka (makam ve menfaat umduklarını ve zararından korktuklarını) ilahlar edindiler.” (Meryem: 77-81)
Bu ayetlerden elde edilecek prensipler:
4- Zalimler düzenlerini, önce ırkçılık ve halkçılık, olmazsa zorbalık ve barbarlıkla yürütme peşindedir.
5- Bütün batıl sistemler birer hile düzendir.
6- Zalim ve hain kimselere ve kesimlere, zulümlerini bertaraf etmek üzere hile yapmak caizdir.
Ç- Cenabı Hak Hz. Yusuf’a üstün strateji planları öğretip uygulatmıştır:
“(Babası) Demişti ki: ‘Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa (kıskanıp) sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.’” (Yusuf: 5)
“Onun gömleğinin arkadan çekilip-yırtıldığını gördüğü zaman (Züleyha’nın kocası): ‘Doğrusu, bu sizin (kadınlık) düzeninizden (biri)dir. Gerçekten sizin düzeniniz (şehvet tahrikiniz) büyük (tehlikeli ve fitne)dir’ dedi.” (Yusuf: 28)
“(Yusuf) Dedi ki: ‘Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden (zina etmekten) bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum.’” (Yusuf: 33)
“Böylece Rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O, işitendir, bilendir.” (Yusuf: 34)
“Hükümdar dedi ki: ‘Onu bana getirin.’ Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) ‘Efendine dön de ona sor: ‘Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir.’” (Yusuf: 50)
“(Yusuf aracıya şunu söyledi:) ‘Bu, (itiraf Vezirin) yokluğunda gerçekten kendisine ihanet etmediğimi ve gerçekten Allah’ın ihanet edenlerin hileli-düzenlerini başarıya ulaştırmadığını kendisinin de bilip öğrenmesi içindi.’” (Yusuf: 52)
“Böylece (Yusuf Mısır’a getirilen öz) kardeşinin kabından önce onların kaplarını (yoklamaya) başladı, sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte biz Yusuf için böyle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki kanuna göre) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.” (Yusuf: 76)
(Sonunda) “Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: ‘Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O’dur.’” (Yusuf: 100)
“Bu, sana (ey Muhammed) vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf’un kardeşleri) o hileli-düzeni kurarlarken, yapacakları işe birlikte karar verdikleri zaman sen yanlarında değildin.” (Yusuf: 102)
Bu ayetlerden alınacak öğütler:
7- Hazırlık sürecinde ve meşru mazeret ve mecburiyet halinde, zalim ve kâfir sistemlerden, imana ve insanlara hizmet için yararlanılabilir.
8- Batıl rejimlerin kanun ve kurallarını kendisi aleyhine, yani aynı sistemi düzeltmek ve değiştirmek amacı ile istismar ve istimal etmek gerekir.
9- Bu durumlarda kesin sonuç almak ve başarıya ulaşmak için, çok uzun süreli ve çileli bir sabır dönemi geçirilecektir.
D- Allah’ın hile ve düzen yöntemlerinden birisi de, zalimlere fırsat tanımak ve yularlarını uzatmaktır:
“Yoksa sözün zahirine (veya boş ve süslü olanına)mı (kanıyorsunuz)? Hayır, inkâr edenlere kendi hileli-düzenleri süslü-çekici gösterilmiştir ve onlar (doğru) yoldan alıkonulmuşlardır. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için hiç bir yol gösterici yoktur.” (Rad: 33)
“Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah’a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkâr edenler pek yakında bileceklerdir.” (Rad: 42)
“Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır.” (İbrahim: 46)
“Onlardan öncekiler, hileli-düzenler kurmuşlardı da, Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi, böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azab onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti.” (Nahl: 26)
“O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.” (Âl-i İmrân: 178)
“Artık ‘kötülüğü örgütleyip düzenleyenler’, Allah’ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?” (Nahl: 45)
“Bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun ‘varlık ve güç sahibi önde gelenlerine’ emrederiz, böylelikle onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz.” (İsrâ: 16)
“Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.” (Nahl: 127)
“Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat (asıl) o inkâr edenler (kendileri bu) hileli-düzene düşecek olanlardır.” (Tûr: 42)
“Ben, onlara süre tanıyorum (ve yularlarını uzatıyorum). Elbette benim düzenim (cezalandırmam) sapasağlamdır.” (Kalem: 45)
Bu ayetlerden anlaşılacak hikmetler:
10- Hangi din ve kavimden olursa olsun, masum insanları hile yöntemleriyle ezmek ve haklarını gasp etmek zalimliktir.
11- Böylesi şeytani kişilere ve rejimlere karşı ise; dikkatli, tedbirli ve temkinli yaklaşmak, asla açık vermemeye çalışmak gereklidir. Bunun aksine, namertlere mertlik ve netlik göstermek, ahmaklık alametidir.
12- Ancak, cemaatini tehdit ve tehlikelere uğratmadan, sadece kendi nefsi feragat ve fedakârlığı adına Hz. İbrahim gibi tam bir teslimiyet ve cesaretle Allah’a sığınıp putlara ve Nemrutlara meydan okumak, iman kahramanlarının yüksek karakteridir.
13- Ama aynı Hz. İbrahim Filistin’e göç ettiğinde zalim askerlere, hanımına hakaret etmesinler diye, onu “kardeşi” olarak tanıtıp fitneyi defetme yoluna gitmiştir.
E- Allah’ın mü’minlere zafer vermeyeceğini sananlar aldanıştadır:
“Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık.” (Enbiyâ: 70)
“Kim, Allah’ın ona (elçilere ve mü’mim liderlere), dünyada ve ahirette kesin olarak yardım etmeyeceğini sanıyorsa (ve zulüm düzenlerinin devam edeceğine, hak ve adaletin galip gelmeyeceğine inanıyorsa), göğe (çok yükseğe) bir araç uzatsın (kendisi de üzerine çıksın), sonra (alt tarafından) kessin de bir baksın; (kendisinin tepetaklak yere çakılmasıyla) kurduğu düzen, onun öfkesini giderebilecek mi?” (Hac: 15)
“Şüphesiz Allah, (müşriklerin saldırı ve sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklaştırmaktadır. Gerçekten Allah, hain ve nankör olan kimseyi sevmez.” (Hac: 38)
“Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat (asıl) o inkâr edenler hileli-düzene düşecek olanlardır.” (Tûr: 42)
“O gün, ne hileli-düzenleri kendilerine herhangi bir şeyle yarar sağlayacak, ne yardım görecekler.” (Tûr: 46)
Bu ayetlerden okunacak hikmetler:
14- İslami hareket liderlerinin zulüm şebekelerine karşı uzun vadeli ve stratejik taviz ve tedbirlerini müminlerin aleyhine zannetmemelidir.
15- Feraset ve dirayet sahibi liderler, düşman güçlerin görevlendirdiği mü’min kılıklı münafık ve marazlı kişileri, tanımıyor görünerek veya samimiyetle döndüklerine inanmış tavrı sergileyerek, onları kontrolü altında tutup kullanabilir.
16- Bunun gibi zalim ve kâfir merkezlere haber taşıyıcı veya onlara panik aşılayıp ortalığı karıştırıcı casuslar gönderebilir. Hz. Musa’nın umumi katliamdan kurtarılıp küçük bir kayık içinde ve Firavunların görüp sahiplenecekleri şekilde nehre bırakılması, sonra yine başka bir planla annesinin saraya sokulup kontrol altında tutulması ve Firavun’un zulüm saltanatını yıkacak kişinin onun eliyle ve imkânlarıyla yetiştirilmiş olması (Bak: Şuara 18-19-20) buna örnektir.
17- Mü’min liderlerin ve sadık dava erlerinin başarıyla ulaşamayacağını ve Allah’ın nusretine mazhar olamayacağını iddia ve arzu edenler, münafık ve marazlı kimselerdir. Ve sonunda Allah’ın vereceği zaferle kinlerinden gebereceklerdir.
F- Zalimlerin hile ve tuzağından paniğe kapılmak iman zayıflığıdır:
“Aralarında Allah adına and içerek, dediler ki: ‘Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim, sonra velisine: (hiç haberimiz ve ilgimiz yok) Ailesinin yok oluşuna biz şahid olmadık, gerçekten doğruyu söylüyoruz, diyelim.’” (Neml: 49)
“Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) farkında olmadıkları bir düzen kurduk.” (Neml: 50)
“Artık onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı (acı ve alçaltıcı) sona bir bak; biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik. (Neml: 51)
“Sen, onlara karşı hüzne kapılma ve kurdukları tuzaklardan dolayı sıkıntı içinde olma.” (Neml: 70)
“Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah’ındır. Güzel söz O’na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azab vardır. Onların tasarladıkları ‘boşa çıkıp bozulacaktır’.” (Fâtır: 10)
“Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek (zülme saptılar). Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın.” (Fâtır: 43)
(Nebilerin, mert ve metin mü’minlerin, zalimlere karşı söyledikleri) “Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, hemen bana karşı kurun.” (Mürselât: 39)
“Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;” “Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.” (Târık: 15-16)
“De ki: ‘Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana göz bile açtırmayın.’” (A’râf: 195) (bakalım, Allah’ın izniyle galip gelecek kimmiş!)
Bu ayetlerden öğrenilecek stratejiler:
18- Düşman güçlerin gizli plan ve projelerini önceden sezen ve karşı tedbirler geliştirip onları takip hatta tahrik edebilen büyük liderler, devamlı galip gelir.
19- Görünür mücadele savaş gibi, ama gizli mücadele satranç gibidir.
20- Klasik karşılaşmalarda ve kozları paylaşmada: kuvvet, cesaret, metanet ve mertlik; ama stratejik savaşlarda; “taviz verip tuzağa çekme, rakipleri birbirlerine düşürme, destek ve dayanaklarını devirme” daha önemlidir.
G- Bütün Firavunların düzeni yıkılacak, şeytani projeleri boşa çıkacaktır:
“Ancak kâfirlerin hileli-düzeni (sonunda mutlaka) boşa çıkmakta olandan başkası değildir.” (Mü’min: 25)
“İşte Firavun’a, kötü ameli böyle çekici kılındı ve (Hak) yoldan alıkonuldu. Firavun’un hileli-düzeni, ‘yıkım ve kayba uğramaktan başka (bir şey) olmadı.” (Mü’min: 37)
“Sonunda Allah, onların kurdukları hileli-düzenlerinin kötülüklerinden onu (mü’min kulunu ve Resulünü) korudu ve Firavun’un çevresini de azabın en kötüsü kuşatıverdi.” (Mü’min: 45)
Bu ayetlerde sezilen işaretler:
21- “Elharbu hüd’atün”- harp hiledir” hadisi, kâfir ve zalimlere her zaman geçerli ve gereklidir. Ama müminlerin önce hakkı hakim kılmak üzere cihat düzenine ve teşkilat disiplinine girmeleri ve liderin başkanlığında bu konulara istişare ile karar vermeleri icap etmektedir.
22- İslam davalarında mü’min ve sadık lider “Hakkın hâkimiyeti, Kur’an’ı adaletin tesisi, İslam Birliği, faizsiz kredi sistemi ve genel insan haklarının gözetilmesi, zulüm ve sömürü düzeninin çökertilmesi, ekonomik ve ahlaki tahribatın önlenmesi” gibi temel esasları öne çıkarıp teferruat konularını sonraya etelemektedir. İşbirlikçi ve münafık liderler ise; kurs-burs hizmetleri, mektep, medrese eğitimleri, kendi yandaşlarına ekonomik, bürokratik ve politik imkân temini, taklitçi ve şekilci bir zihniyetle, dini ve ahlaki yayın ağırlıklı rivayetçilik ve hikâyecilik gayreti gibi konuları çok önemli sayıp zulüm ve sömürü sistemlerinin ve küfür hâkimiyetinin devamına hatta güç kazanmasına destek verilmektedir.
Şiir:
Eğer gökleri gezip
Dünyanın üzerindeki sırlı çadırları görebilseydiniz
Kaderin Rahman’a bağlı olduğunu sezip
Şeytanların atomunu kıyamet sebebi görmezdiniz…
Boşluk zannettiğiniz muhteşem göklerin
Yeryüzündeki “Gizli iktidar”ını bilseydiniz
Zalimleri “süper güç” saymaktan utanarak
Kâinatın o eşsiz mimarına titreyerek secde edip
Nefsi duygu ve tutkularınızı unutarak
Kendinizden geçerdiniz…
Eğer Allah’a hakkıyla iman etseydiniz
Çağdaş Firavunlara ve Karunlara güvenmezdiniz…
Oysa kader filminin her karesi tespit edilmiştir.
Bunun değiştirilmesi ve geciktirilmesi mümkün değildir.
Biz sadece şu andaki
Ve bizim imtihan sahamız ve görüş alanımızdaki kareyi seyretmekteyiz
Allah ise, geçmiş ve gelecek bütün kareleri
Aynı anda görmekte ve bilmektedir.
Onun katında olmuş ve olacak her şey
“Kün” emriyle olup bitmiştir.
Dünya ve ahiret, hepsi bu görüntülerden ibarettir.
Rabbimizin, ruh ekranımızdaki kader filminin görüntülerini
Bize gerçek gibi algılatıp yaşatması bir mucizedir.
Allah’tan gayrı gerçek mevcut olmadığına göre
Gölge varlılarda kuvvet vehmedip onlara güvenmek büyük gaflettir.
Zahiri sebeplerin hepsi bahanedir
Ve imtihan vesiledir.
Önemli ve geçerli olan Allah’ın vadi ve müjdesidir.
“Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini (adalet ve saadet düzenlerini) kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirip (izzet ve hürriyete kavuşturacaktır). Onlar, yalnızca bana ibadet yaparlar ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır.” (Nûr: 55)
“Hatırlayın; hani sizler sayıca çok azdınız ve yeryüzünde (ülkenizde zalimlerce dışlanıp) zayıf bırakılmıştınız; insanların sizi (her an) kapıp yakalamasından korkardınız. İşte O (Allah) sizi (bu zillet ve eziyetten kurtarıp, yerleşik ve muktedir kılarak) barındırdı, yardımıyla size destek çıktı ve temiz şeylerden size (türlü) rızıklar (ve lütuflar) ulaştırdı. Ki şükredesiniz.” (Enfal: 26)
Düşmanı yanlış yönlendirme, bin bir çaba ve masrafla hazırladığı tuzağa kendilerini düşürme, suni sorunlar ve siyasi oyunlarla rakipleri birbiriyle çekiştirme, hedef saptırıp hayali endişelerle meşgul etme” gibi tedbirlere günümüzde “SİYASET VE STRATEJİ İLMİ” denmektedir. Cenabı Hakkın “en büyük müceddid, en büyük mürşid ve müjdelenen MEHDİ olarak görevlendirdiği ZAT’ın, SİYASET mesleğinden ve STRATEJİ dâhisi olarak gönderilmesi de asla bir tesadüf değildir.
Yıkılışa yaklaştığı ve uçurumun kenarına yanaştığı bir süreçte, şu BOP kâhyası ve emperyalizmin kuklası AKP’nin, referandumla yularının uzatılması ise, tamamen bir mekri ilahidir!

kanıtlarla milli çözüm
Arkadaşlar selamünaleyküm buradaki konu ile pek alakası yok ama kanıtlarla milli çözümden bahsetmek istiyorum.Kitap okurken en önemli şeyin belgeler olduğunu düşünürüm.Milli çözüm de gerçekten belgelere dayalı.Konferans mı vardı işte şurda diyor,internet sitesinden mi alında işte burda diyor.. Ama ben yine ben daha fazla kanıt ve belgeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Allah razı olsunlar milli çözzüm ekibi..
kanıtlarla milli çözüm
Arkadaşlar selamünaleyküm buradaki konu ile pek alakası yok ama kanıtlarla milli çözümden bahsetmek istiyorum.Kitap okurken en önemli şeyin belgeler olduğunu düşünürüm.Milli çözüm de gerçekten belgelere dayalı.Konferans mı vardı işte şurda diyor,internet sitesinden mi alında işte burda diyor.. Ama ben yine ben daha fazla kanıt ve belgeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Allah razı olsunlar milli çözzüm ekibi..
teşekkürler
ben burdurdan derginizi ve sitenizi takip ediyorum. çok faydalı bilgilere rastlıyorum. keşke imkan olsada tüm türkiyede herkese ulaşabilse derginiz. ahmet akgül hoca gördüğüm kadarıyla dört başı hammaalı bir ilme sahip mükemmel bir zeka ve yorum yeteneği ALLAH devamını nasip etsin inşaallah, bir o kadarda cesur ve mert bir insan. yolunuz açık olsun. ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.
teşekkürler
ben burdurdan derginizi ve sitenizi takip ediyorum. çok faydalı bilgilere rastlıyorum. keşke imkan olsada tüm türkiyede herkese ulaşabilse derginiz. ahmet akgül hoca gördüğüm kadarıyla dört başı hammaalı bir ilme sahip mükemmel bir zeka ve yorum yeteneği ALLAH devamını nasip etsin inşaallah, bir o kadarda cesur ve mert bir insan. yolunuz açık olsun. ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.
MİLLİ ÇÖZÜM GERÇEK ÇÖZÜM
SUNARSINIZ OLAYLARA MİLLİ ÇÖZÜM
ANLAYAMAZ BUNU GAFİL YUSUF GÖZÜM
ANLAYANA YOK HİÇBİRZAMAN SÖZÜM
BELLİDİR HERZAMAN ELHAMDULİLLAH ÖZÜM
GERÇEKLERİ YAZMAK DİNDEN ÇIKMAK MI?
ŞAŞI BAKANLAR YOLDAN ÇIKMAZ MI?
YUSUFUM SENİ KİMSE UYARMAZ MI?
OZAMAN SEVEN DOSTUN KALMAMIŞ MI?
BAK MİLLİ ÇÖZÜM HAK’TAN TARAF
TUTUYOR İNANANLARIN YANINDA SAF
SEN YAPIYORSUN HALA DAHA KAF
YÖNEL VE DİLE ALLAH’DAN AF
KOŞUYORSUN YUSUFUM BOŞ HEVESLER PEŞİNDE
KONUŞ KONUŞ DUR TAKAN KİM HEM KİME NE
NE YAPARSAN YAP ZARAR VERİRSİN KENDİ KENDİNE
NE FAYDAN DOKUNUR AİLENE VE SEVDİKLERİNE
AKLINI KİRAYA VERME OL KENDİN GİBİ
VARSA EĞER GEL DİNLEYELİM DERDİNİ
GİDERELİM ÇÖZEMEDİĞİN EKSİKLERİNİ
AÇIKLAYALIM DOST DÜŞMAN KİMLİKLERİNİ
BEN MİLLİ GÖRÜŞÇÜYÜM MİLLİ ÇÖZÜM OKUYORUM
ÇOK AMA ÇOK FAYDALI BİLGİLERE ULAŞIYORUM
HATALI GÖRDÜKLERİMİ BÖYLE UYARIYORUM
AYAKLARIMIN SABİT KALMASI İÇİN DUA EDİYORUM…
MİLLİ ÇÖZÜM GERÇEK ÇÖZÜM
SUNARSINIZ OLAYLARA MİLLİ ÇÖZÜM
ANLAYAMAZ BUNU GAFİL YUSUF GÖZÜM
ANLAYANA YOK HİÇBİRZAMAN SÖZÜM
BELLİDİR HERZAMAN ELHAMDULİLLAH ÖZÜM
GERÇEKLERİ YAZMAK DİNDEN ÇIKMAK MI?
ŞAŞI BAKANLAR YOLDAN ÇIKMAZ MI?
YUSUFUM SENİ KİMSE UYARMAZ MI?
OZAMAN SEVEN DOSTUN KALMAMIŞ MI?
BAK MİLLİ ÇÖZÜM HAK’TAN TARAF
TUTUYOR İNANANLARIN YANINDA SAF
SEN YAPIYORSUN HALA DAHA KAF
YÖNEL VE DİLE ALLAH’DAN AF
KOŞUYORSUN YUSUFUM BOŞ HEVESLER PEŞİNDE
KONUŞ KONUŞ DUR TAKAN KİM HEM KİME NE
NE YAPARSAN YAP ZARAR VERİRSİN KENDİ KENDİNE
NE FAYDAN DOKUNUR AİLENE VE SEVDİKLERİNE
AKLINI KİRAYA VERME OL KENDİN GİBİ
VARSA EĞER GEL DİNLEYELİM DERDİNİ
GİDERELİM ÇÖZEMEDİĞİN EKSİKLERİNİ
AÇIKLAYALIM DOST DÜŞMAN KİMLİKLERİNİ
BEN MİLLİ GÖRÜŞÇÜYÜM MİLLİ ÇÖZÜM OKUYORUM
ÇOK AMA ÇOK FAYDALI BİLGİLERE ULAŞIYORUM
HATALI GÖRDÜKLERİMİ BÖYLE UYARIYORUM
AYAKLARIMIN SABİT KALMASI İÇİN DUA EDİYORUM…
YUSUF ZORU GÖRDÜMÜ EDER YUSUF YUSUF
BİR İNSAN OKUMADAN VE ANLAMADAN SIRF ZAN ÜZERİNDEN VE EGOSUNU TATMİN ETMEK İÇİN YORUM YAPIYORSA O AHMAKTANDA ÖTE KÜÇÜK BEYİNCİĞİNİ DAHİ YİTİRMİŞ AKLINI ŞEYTANA KİRAYA VERMİŞ KÜÇÜK DÜŞÜNCELİ BİRİSİDİR. ALİMİN BİN ALİMLE YARIŞTIM YENDİM AMA BİR CAHİLE YENİLDİM DEMESİNDEKİ KASITTA BUDUR. CAHİL İNSANLAR KÜFRÜ İNATTIR. ONLARA PEYGAMBERLER GELSE ANLATSA YİNEDE BİLDİKLERİNİ OKURLAR. ONLARIN BİLDİĞİ BİRŞEY VARSA ODA HİÇBİRŞEY BİLMEDİKLERİDİR. EY YUSUFCUK YUKARIDAKİ KONUYU BİR AYET BİR HADİS VEYA BİR KONUYLA ÇÜRÜT GELİP SENİN GÖZÜNÜ ÖPEYİM. AMA BUNU YAPACAK NE BİR BİLGİN NE BİR İLMİN NEDE BASACAK KAFAN OLMADIĞI İÇİN BOYUNDAN BÜYÜK İŞLERLE UĞRAŞMA SONRA EZİLİRSİN İŞTE BÖYLE. ŞU MİLLİ ÇÖZÜMÜN 40 YILDIR YAZDIKLARI HEP DOĞRU ÇIKTI. SEN VE SENİN SİYON KAFALI AĞABEYLERİN HEP ELEŞTİRDİLERDE NE OLDU. NE OLDU SÖYLEYEYİMMİ? MİLLİ ÇÖZÜM HEP HAKLI ÇIKTI ŞEREF KAZANDI VE SAFINI NETLEŞTİRDİ. AMA SEN VE SENİN GİBİLER HEKTAN TARAF OLANLARLA DEĞİL NEFSİ HAREKET EDENLERLE HEP YANLIŞI SEÇTİNİZ. BEN YANLIZCA MİLLİ ÇÖZÜM OKUYUCUSUYUM VE GÖRDÜKLERİMİ YAZIYORUM HADİ HODRİ MEYDAN DEDİĞİM GİBİ ISPATLA YAZILANLARIN YANLIŞ OLDUĞUNU. YOKSA KALAN KÜÇÜK İTİBARINDA KAYBOLACAK YUSUFCUĞUM.
YUSUF ZORU GÖRDÜMÜ EDER YUSUF YUSUF
BİR İNSAN OKUMADAN VE ANLAMADAN SIRF ZAN ÜZERİNDEN VE EGOSUNU TATMİN ETMEK İÇİN YORUM YAPIYORSA O AHMAKTANDA ÖTE KÜÇÜK BEYİNCİĞİNİ DAHİ YİTİRMİŞ AKLINI ŞEYTANA KİRAYA VERMİŞ KÜÇÜK DÜŞÜNCELİ BİRİSİDİR. ALİMİN BİN ALİMLE YARIŞTIM YENDİM AMA BİR CAHİLE YENİLDİM DEMESİNDEKİ KASITTA BUDUR. CAHİL İNSANLAR KÜFRÜ İNATTIR. ONLARA PEYGAMBERLER GELSE ANLATSA YİNEDE BİLDİKLERİNİ OKURLAR. ONLARIN BİLDİĞİ BİRŞEY VARSA ODA HİÇBİRŞEY BİLMEDİKLERİDİR. EY YUSUFCUK YUKARIDAKİ KONUYU BİR AYET BİR HADİS VEYA BİR KONUYLA ÇÜRÜT GELİP SENİN GÖZÜNÜ ÖPEYİM. AMA BUNU YAPACAK NE BİR BİLGİN NE BİR İLMİN NEDE BASACAK KAFAN OLMADIĞI İÇİN BOYUNDAN BÜYÜK İŞLERLE UĞRAŞMA SONRA EZİLİRSİN İŞTE BÖYLE. ŞU MİLLİ ÇÖZÜMÜN 40 YILDIR YAZDIKLARI HEP DOĞRU ÇIKTI. SEN VE SENİN SİYON KAFALI AĞABEYLERİN HEP ELEŞTİRDİLERDE NE OLDU. NE OLDU SÖYLEYEYİMMİ? MİLLİ ÇÖZÜM HEP HAKLI ÇIKTI ŞEREF KAZANDI VE SAFINI NETLEŞTİRDİ. AMA SEN VE SENİN GİBİLER HEKTAN TARAF OLANLARLA DEĞİL NEFSİ HAREKET EDENLERLE HEP YANLIŞI SEÇTİNİZ. BEN YANLIZCA MİLLİ ÇÖZÜM OKUYUCUSUYUM VE GÖRDÜKLERİMİ YAZIYORUM HADİ HODRİ MEYDAN DEDİĞİM GİBİ ISPATLA YAZILANLARIN YANLIŞ OLDUĞUNU. YOKSA KALAN KÜÇÜK İTİBARINDA KAYBOLACAK YUSUFCUĞUM.
Yusuf1234 zavalısına……..
En zavallı kişi odur ki cahil ve ahmak olduğunu bilmeye, ondan daha zavallı ve acınacak durumda olan da odur ki ahmak, cahil olduğunu bilmeye ve olur olmaz yerlerde ahkam kese, söz söyleye…..
Okumadan bilgi sahibi olmadan olur olmaz yerlerde konuşan kişi ahmaktır, cahildir, zavallıdır, hele hele bu kişi din hakkuında konuşur ise tasnif dışı ahmaktır…..
Önce bir yazıyı oku, Allah’ın kuranındaki ayetleri oku, oku ki ahmak durumuna düşmeyesin, Allah ki kendi kitabında hile yaptığını, hatta hilelerin en iyisini, en kompleksini ve en hayırlısını yaptığını beyan eder iken, sen kaç kuruşuk aklın ve bilgin ile ahkam kesiyorsun,
OKU OKU OKU ondan sonra karar ver….. Ha şimdi sen kalkar okumaya da mı ihtiyacım var dersin …. dorğu ahmak cahil kimsenin okumaya da ihtiyacı yoktur, onların zanları vardır bu onlara yeter zaten bundan dolayı ahmak vahil denmişlerdir….
Unutma ki ahmak kişi bir kişiye kafir diyen olursa o iki kişiden bir mutlaka kafir olmuştur……..
Yusuf1234 zavalısına……..
En zavallı kişi odur ki cahil ve ahmak olduğunu bilmeye, ondan daha zavallı ve acınacak durumda olan da odur ki ahmak, cahil olduğunu bilmeye ve olur olmaz yerlerde ahkam kese, söz söyleye…..
Okumadan bilgi sahibi olmadan olur olmaz yerlerde konuşan kişi ahmaktır, cahildir, zavallıdır, hele hele bu kişi din hakkuında konuşur ise tasnif dışı ahmaktır…..
Önce bir yazıyı oku, Allah’ın kuranındaki ayetleri oku, oku ki ahmak durumuna düşmeyesin, Allah ki kendi kitabında hile yaptığını, hatta hilelerin en iyisini, en kompleksini ve en hayırlısını yaptığını beyan eder iken, sen kaç kuruşuk aklın ve bilgin ile ahkam kesiyorsun,
OKU OKU OKU ondan sonra karar ver….. Ha şimdi sen kalkar okumaya da mı ihtiyacım var dersin …. dorğu ahmak cahil kimsenin okumaya da ihtiyacı yoktur, onların zanları vardır bu onlara yeter zaten bundan dolayı ahmak vahil denmişlerdir….
Unutma ki ahmak kişi bir kişiye kafir diyen olursa o iki kişiden bir mutlaka kafir olmuştur……..
bu nasil baslik
Allah (C.C) icin “hile yapmaktadir” iddasinda bulunanlar dinden cikmistir. Onun hile yapmaya ihtiyacimi var geri zekalilar
bu nasil baslik
Allah (C.C) icin “hile yapmaktadir” iddasinda bulunanlar dinden cikmistir. Onun hile yapmaya ihtiyacimi var geri zekalilar
DOÇ.DR. MUHİTTİN ADNAN ÇALIKUŞUNA TEŞEKKÜRLER
TEŞEKKÜRLER SİZE SAYIN MUHİTTİN BEY. YAZDIĞINIZ VE YAYINLADIĞINIZ YUKARIDA SARFETTİĞİNİZ İFADELERİN BİRÇOĞUNDAN HABERSİZDİM. OKUYUNCA HEM ŞOK OLDUM HEMDE ÇOK FAYDALANDIM. TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE OLAYLARI BU KADAR İNCE İFADE ETMEKTE AYRI BİR ERDEMLİKTİR. ŞİMDİ ANLIYORUMKİ AHMET AKGÜL VE MİLLİ ÇÖZÜM EKİBİ MERT DOĞRU VE ÇİZGİSİNDEN SAPMA GÖSTERMEDİKLERİ İÇİN DIŞ GÜÇLER İŞBİRLİKÇİLER VE HATTA EN YAKIN ÇEVRELERİNDEN DAHİ TEPKİLER ALMIŞLAR DIŞLANMIŞLAR ZORLUKLARLA KARŞILAŞMIŞLAR AMA YİNEDE YILMAMIŞLAR YORULMAMIŞLAR DAVALARINDAN TAVİZ VERMEMİŞLERDİR. BU TAM BİR İMANIN VE BAĞLILIĞIN GÖSTERGESİDİR. ARTIK BENDE MİLLİ ÇÖZÜM EKİBİNİN BİR FERDİYİM. ALLAH ONLARDAN VE MUHİTTİN BEYDEN RAZI OLSUN.
DOÇ.DR. MUHİTTİN ADNAN ÇALIKUŞUNA TEŞEKKÜRLER
TEŞEKKÜRLER SİZE SAYIN MUHİTTİN BEY. YAZDIĞINIZ VE YAYINLADIĞINIZ YUKARIDA SARFETTİĞİNİZ İFADELERİN BİRÇOĞUNDAN HABERSİZDİM. OKUYUNCA HEM ŞOK OLDUM HEMDE ÇOK FAYDALANDIM. TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE OLAYLARI BU KADAR İNCE İFADE ETMEKTE AYRI BİR ERDEMLİKTİR. ŞİMDİ ANLIYORUMKİ AHMET AKGÜL VE MİLLİ ÇÖZÜM EKİBİ MERT DOĞRU VE ÇİZGİSİNDEN SAPMA GÖSTERMEDİKLERİ İÇİN DIŞ GÜÇLER İŞBİRLİKÇİLER VE HATTA EN YAKIN ÇEVRELERİNDEN DAHİ TEPKİLER ALMIŞLAR DIŞLANMIŞLAR ZORLUKLARLA KARŞILAŞMIŞLAR AMA YİNEDE YILMAMIŞLAR YORULMAMIŞLAR DAVALARINDAN TAVİZ VERMEMİŞLERDİR. BU TAM BİR İMANIN VE BAĞLILIĞIN GÖSTERGESİDİR. ARTIK BENDE MİLLİ ÇÖZÜM EKİBİNİN BİR FERDİYİM. ALLAH ONLARDAN VE MUHİTTİN BEYDEN RAZI OLSUN.
TEBRİKLER MİLLİ ÇÖZÜM!
[b]Ahmet Akgül Bey’in ve Milli Çözüm ekibinin katılmadığımız, fazla katı saydığımız kanaat ve tavırları olabilir. Ama tam 35 sene önceki yazdıkları, konuştukları ve kitaplarıyla bugün hala savundukları konular arasında hiçbir çelişki ve tutarsızlık göremezsiniz. Çünkü “değişmeyen doğruları” ölçü edinmişlerdir. Bazen “keşke biraz daha yumuşak ve sivrilikten uzak olsalardı” diye düşünüyorum, ama acaba çelik gibi olmasalardı bu kadar dik durabilirler miydi? Herhalde böylesine sert olmaları, netliklerinin ve mertliklerinin bir gereği ve göstergesi idi…
Ben, Ahmet Hocanın sohbetlerine katılmış, kitaplarından ve yazılarından oldukça yararlanmış, Onu yakinen tanıma fırsatı yakalamış birisi olarak kendimi şanslı görmekteyim. Bazen anlamadığımdan veya ağabey sandıklarımıza aldandığımdan dolayı aleyhinde konuştuklarım için de, özür dilemekteyim.
Şöyle bir hatırlayalım:
•Rahmetli Necip Fazıl’ın nefsi ve fevri çıkışlarına ve “Rapor”lardaki ifsat ve iftiralarına, herkesten önce karşı durmuşlar, bu yüzden haddini bilmemekle suçlanmışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Rahmetli Esat Coşan’ın haksız itham ve inhiraflarına karşı önce onlar camiayı uyarmış, bu yüzden nice hakaretlere uğramışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Korkut Özal’ın sinsi kompleks ve komplolarını önce onlar teşkilata ve tabana hatırlatmış, bu nedenle başlarına gelmeyen kalmamış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Turgut Özal’ın Milli Görüş’ten caymasına, camianın önemli kesiminin Anavatan’a kaymasına önce onlar direnip durmuşlar, hatta milletvekilliği, belediye reisliği ve bakanlık teklifi gibi siyasi rüşvetlere asla tenezzül buyurmamışlar ve sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı.
•Cemalettin Kaplan’ın nefsinin ve şer güçlerin tuzağına kapıldığını, boş kuruntular ve kuru kahramanlıklarla camiayı parçaladığını önce onlar haykırmış ve sonunda haklı çıkmışlardı.
•Fetullah Gülen’in ihlas perdeli riyakarlığını, karanlık merkezlere hizmetkarlığını önce onlar ortaya atmış, kendi camiaları ve teşkilatları dahil, herkes hücuma kalkmış, böylesi mübarek bir zata iftira attıklarını söyleyip sataşmış, ama sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı. Çünkü herkesi ve her hadiseyi, Kur’an terazisiyle tartıyor ve iman ferasetiyle bakıyor ve hiç kimseden korkmuyorlardı.
•Milli Görüş mutfağında palazlanan ve Milli Gazete’de reklam olup parlatılan Abdurrahman Dilipak gibilerin ve Vakit Gazetesinin, tamirat görünümlü nasıl bir tahribat ekibi olduğunun önce onlar farkına varmış, bunu camiasına anlatmaya çalışmış, bu nedenle nice hücumlara maruz kalmış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Eski Milli Gazete yazarlarının ve Milli Görüşçü sanılanların çıkardığı ZAMAN Gazetesinin, camiamızı haklı yolundan caydırmak ve dini duyarlılıklarımızı yozlaştırmak üzere devreye sokulduğunu, önce onlar açıklayıp anlatmış, bu yüzden nice sıkıntılar yaşamış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Milli Görüş’ün kurmaylarından sayılan bazı beyinsizlerin bile müridi ve temsilcisi oldukları Ali Kalkancı ve Müslim Gündüz gibi bacadan inme tarikatçıların; Ali Bulaç, Mustafa İslamoğlu, Fehmi Koru ve Mehmet Metiner gibi şimdi tamamı ABD uşağı ve AB aşığı olan İslamcı yazarların; Hizbullahçılar, İrancılar ve İBDA-C gibi sahte şeriatçıların bozuk ayarını ve dış bağlantılarını önce onlar ortaya koymuşlar, nice tepkiler ve tersliklerle karşılaşmışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Başta Recep T. Erdoğan olmak üzere şu AKP’yi kurup ABD’ye taşeronluk ve BOP’a kâhyalık yapanların karakter yapısını ve nefsi hesaplarını, ta ilçe başkanlığı, il başkanlığı ve belediye başkanlıkları döneminden itibaren açıkça konuşup camiasını ve teşkilat mensuplarını dikkatli olmaya çağıran, bu yüzden sürekli dışlanan ve frengili muamelesine tabi tutulan yine onlardı ve işte sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı.
•Bir zamanlar Selamet Partisi Trabzon il başkanı olan ve gittiği her yerde Erbakan’ın kerametlerini anlatıp duran; sonra birden bire şeyhliğe, ardından din istismarıyla ticaret yapıp dinar devşirmeye, derken parti şefliğine yükselen şu Haydar Baş’ın, gizli niyetini ve kirli mahiyet ve marifetini önce onlar dile getirip halkı aydınlatmaya ve tuzaklarına kapılmamaya çağırmış, ama bu sebeple aleyhlerinde karalama kampanyaları başlatılmış, sonunda ise onlar haklı çıkmıştı.
•Hatta yıllar öncesinden; enaniyet damarı ve riyaset hırsıyla çırpınan “Elaziz”cilerin, davadan ve Hoca’dan umutlarını kestikleri için yine Erbakancılık kisvesiyle Tayyip Erdoğancılık yapacaklarını ve koyu bir AKP yalakası ve şakşakçısı olacaklarını söylediği zaman,
“Yok canım, bu kadarı da olmaz, Hoca’ya bu denli bağlı insanlar, yirmi sene aleyhine konuştukları ve hakaretler yağdırdıkları Recep Erdoğan’ın reklamcılığını yapmaz” sanılmıştı, ama sonunda Ahmet Akgül ve ekibi haklı çıkmıştı.
•En son 2008’de SP Genel Başkanlığına hazırlanan Numan Kurtulmuş’un kafa yapısını ve karanlık kasıtlarını ve Genel Başkanlık sürecindeki tahribatlarını sürekli yazan, bu yüzden azarlanan, hırpalanan ve horlanan yine onlardı, ama sonunda bir kez daha onlar haklı çıkmışlardı ve 50’den fazla Milli Görüş sayesinde milletvekili, bakan ve belediye başkanı olmuş nankör, açıkça Hoca’ya ve davaya isyan bayrağı açmışlardı.
•Şimdi olumsuz itham ve iddialarda bulundukları en az yüz kişiden ve onlarca girişimden, % 95’i aynen çıkmış ve haklılığı ispatlanmış olan Ahmet Akgül ve Milli Çözüm ekibinin: hala Hoca’nın etrafında ve Milli Görüş’ün baş safında bulunan bazı marazlı ve münafık tiplerle ilgili tespit ve tenkitlerinin de aynen çıkağını söylemek, akla ve vicdana uygun olandır. Çünkü onlar Erbakan’a gerçekten inanmış, Onu anlamış ve sadakatle bağlanmış insanlardır. Evet, Milli Görüş öncülüğünde bir Adil Düzen, hem ülkemizde hem de yeryüzünde kesinlikle kurulacaktır. Bu hem Kur’an’ın ve Resulüllah’ın beyanı, hem de insanlığın ve mazlumların ihtiyacıdır.Üstelik Milli Çözümcülerin arkalarında; Amerikaları, Avrupaları, Siyonist Yahudi odakları ve Mason Locaları yoktu.. Bunların diğerleri gibi medyaları, bankaları, fabrikaları yoktu.. Yetmez, Milli Görüş’ün temel esaslarını koruması ve başarıya ulaşması için bir ömür çırpındıkları halde kendi teşkilat ve camiasının bile destekleri yoktu, köstekleri çoktu.. Ya Rab bu ne şaşmaz bir şuur, bu ne sağlam bir cihat ruhuydu!.. Bu elbette onlara, Allah’ın bir lütfuydu, İslam’ın ve Kur’an’ın verdiği huzurdu, imani ve insani bir onurdu… Elbette şımarmaları, şaşırmaları, yorulup usanmaları onların da sonu olurdu…
Evet, Türkiye’de şu son 40 yıl içerisinde sağcılar değişti, solcular değişti, Milli Görüşçü geçinenler değişti, ülkücüler değişti… Şeyhler değişti, mürşitler değişti, müritler değişti, Süleymancılar değişti, Fetullahçılar değişti… Hepsi rüzgarın yönüne ve konjonktürel süreçlere göre dönekleşti, ehlileşti, pardon, demokratikleşti!.. Bir zamanlar hiddetle ve şiddetle itiraz ettikleri; PKK söylemlerini, İsrail’in projelerini, AB’nin Haçlı isteklerini, şimdi hep bir ağızdan sürekli kendileri tekrar etmekteydi.. Dini yozlaştırmanın, dejenerasyona uğramanın, milli değer ve duyarlılıkları ucuza satmanın, kısaca gavurlaşmanın adı artık DEMOKRATİKLEŞMEYDİ!.. Bu ne sihirli, bu ne sinsi kelimeydi ve bu ne Siyonist bir hileydi… Ama asla değişmeyen, dengesini yitirmeyen, milli değerlerinden ve haysiyetlerinden taviz vermeyen, İslami ve insani kimliğinden vazgeçmeyen ve bu uğurda ezilmeyi, hakaret edilmeyi ve Allah için üzülmeyi, bir zarar değil en büyük kar ve kazanım kabul eden Milli Çözüm ekibini, şimdi yürekten kutluyorum, onlara hayranlık duyuyorum ve saygıyla selamlıyorum.
Ve Erbakan Hoca’nın her sohbetinin sonunda vurguladığı:
“Vel akibetü lilmuttakin – en onurlu ve huzurlu akıbet, muttakilerin olacaktır” hakikatini hatırlatarak, son veriyorum.[/b]
[i][b]Doç. Dr. Muhittin Adnan Çalıkuşu[/b][/i]
TEBRİKLER MİLLİ ÇÖZÜM!
[b]Ahmet Akgül Bey’in ve Milli Çözüm ekibinin katılmadığımız, fazla katı saydığımız kanaat ve tavırları olabilir. Ama tam 35 sene önceki yazdıkları, konuştukları ve kitaplarıyla bugün hala savundukları konular arasında hiçbir çelişki ve tutarsızlık göremezsiniz. Çünkü “değişmeyen doğruları” ölçü edinmişlerdir. Bazen “keşke biraz daha yumuşak ve sivrilikten uzak olsalardı” diye düşünüyorum, ama acaba çelik gibi olmasalardı bu kadar dik durabilirler miydi? Herhalde böylesine sert olmaları, netliklerinin ve mertliklerinin bir gereği ve göstergesi idi…
Ben, Ahmet Hocanın sohbetlerine katılmış, kitaplarından ve yazılarından oldukça yararlanmış, Onu yakinen tanıma fırsatı yakalamış birisi olarak kendimi şanslı görmekteyim. Bazen anlamadığımdan veya ağabey sandıklarımıza aldandığımdan dolayı aleyhinde konuştuklarım için de, özür dilemekteyim.
Şöyle bir hatırlayalım:
•Rahmetli Necip Fazıl’ın nefsi ve fevri çıkışlarına ve “Rapor”lardaki ifsat ve iftiralarına, herkesten önce karşı durmuşlar, bu yüzden haddini bilmemekle suçlanmışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Rahmetli Esat Coşan’ın haksız itham ve inhiraflarına karşı önce onlar camiayı uyarmış, bu yüzden nice hakaretlere uğramışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Korkut Özal’ın sinsi kompleks ve komplolarını önce onlar teşkilata ve tabana hatırlatmış, bu nedenle başlarına gelmeyen kalmamış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Turgut Özal’ın Milli Görüş’ten caymasına, camianın önemli kesiminin Anavatan’a kaymasına önce onlar direnip durmuşlar, hatta milletvekilliği, belediye reisliği ve bakanlık teklifi gibi siyasi rüşvetlere asla tenezzül buyurmamışlar ve sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı.
•Cemalettin Kaplan’ın nefsinin ve şer güçlerin tuzağına kapıldığını, boş kuruntular ve kuru kahramanlıklarla camiayı parçaladığını önce onlar haykırmış ve sonunda haklı çıkmışlardı.
•Fetullah Gülen’in ihlas perdeli riyakarlığını, karanlık merkezlere hizmetkarlığını önce onlar ortaya atmış, kendi camiaları ve teşkilatları dahil, herkes hücuma kalkmış, böylesi mübarek bir zata iftira attıklarını söyleyip sataşmış, ama sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı. Çünkü herkesi ve her hadiseyi, Kur’an terazisiyle tartıyor ve iman ferasetiyle bakıyor ve hiç kimseden korkmuyorlardı.
•Milli Görüş mutfağında palazlanan ve Milli Gazete’de reklam olup parlatılan Abdurrahman Dilipak gibilerin ve Vakit Gazetesinin, tamirat görünümlü nasıl bir tahribat ekibi olduğunun önce onlar farkına varmış, bunu camiasına anlatmaya çalışmış, bu nedenle nice hücumlara maruz kalmış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Eski Milli Gazete yazarlarının ve Milli Görüşçü sanılanların çıkardığı ZAMAN Gazetesinin, camiamızı haklı yolundan caydırmak ve dini duyarlılıklarımızı yozlaştırmak üzere devreye sokulduğunu, önce onlar açıklayıp anlatmış, bu yüzden nice sıkıntılar yaşamış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Milli Görüş’ün kurmaylarından sayılan bazı beyinsizlerin bile müridi ve temsilcisi oldukları Ali Kalkancı ve Müslim Gündüz gibi bacadan inme tarikatçıların; Ali Bulaç, Mustafa İslamoğlu, Fehmi Koru ve Mehmet Metiner gibi şimdi tamamı ABD uşağı ve AB aşığı olan İslamcı yazarların; Hizbullahçılar, İrancılar ve İBDA-C gibi sahte şeriatçıların bozuk ayarını ve dış bağlantılarını önce onlar ortaya koymuşlar, nice tepkiler ve tersliklerle karşılaşmışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
•Başta Recep T. Erdoğan olmak üzere şu AKP’yi kurup ABD’ye taşeronluk ve BOP’a kâhyalık yapanların karakter yapısını ve nefsi hesaplarını, ta ilçe başkanlığı, il başkanlığı ve belediye başkanlıkları döneminden itibaren açıkça konuşup camiasını ve teşkilat mensuplarını dikkatli olmaya çağıran, bu yüzden sürekli dışlanan ve frengili muamelesine tabi tutulan yine onlardı ve işte sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı.
•Bir zamanlar Selamet Partisi Trabzon il başkanı olan ve gittiği her yerde Erbakan’ın kerametlerini anlatıp duran; sonra birden bire şeyhliğe, ardından din istismarıyla ticaret yapıp dinar devşirmeye, derken parti şefliğine yükselen şu Haydar Baş’ın, gizli niyetini ve kirli mahiyet ve marifetini önce onlar dile getirip halkı aydınlatmaya ve tuzaklarına kapılmamaya çağırmış, ama bu sebeple aleyhlerinde karalama kampanyaları başlatılmış, sonunda ise onlar haklı çıkmıştı.
•Hatta yıllar öncesinden; enaniyet damarı ve riyaset hırsıyla çırpınan “Elaziz”cilerin, davadan ve Hoca’dan umutlarını kestikleri için yine Erbakancılık kisvesiyle Tayyip Erdoğancılık yapacaklarını ve koyu bir AKP yalakası ve şakşakçısı olacaklarını söylediği zaman,
“Yok canım, bu kadarı da olmaz, Hoca’ya bu denli bağlı insanlar, yirmi sene aleyhine konuştukları ve hakaretler yağdırdıkları Recep Erdoğan’ın reklamcılığını yapmaz” sanılmıştı, ama sonunda Ahmet Akgül ve ekibi haklı çıkmıştı.
•En son 2008’de SP Genel Başkanlığına hazırlanan Numan Kurtulmuş’un kafa yapısını ve karanlık kasıtlarını ve Genel Başkanlık sürecindeki tahribatlarını sürekli yazan, bu yüzden azarlanan, hırpalanan ve horlanan yine onlardı, ama sonunda bir kez daha onlar haklı çıkmışlardı ve 50’den fazla Milli Görüş sayesinde milletvekili, bakan ve belediye başkanı olmuş nankör, açıkça Hoca’ya ve davaya isyan bayrağı açmışlardı.
•Şimdi olumsuz itham ve iddialarda bulundukları en az yüz kişiden ve onlarca girişimden, % 95’i aynen çıkmış ve haklılığı ispatlanmış olan Ahmet Akgül ve Milli Çözüm ekibinin: hala Hoca’nın etrafında ve Milli Görüş’ün baş safında bulunan bazı marazlı ve münafık tiplerle ilgili tespit ve tenkitlerinin de aynen çıkağını söylemek, akla ve vicdana uygun olandır. Çünkü onlar Erbakan’a gerçekten inanmış, Onu anlamış ve sadakatle bağlanmış insanlardır. Evet, Milli Görüş öncülüğünde bir Adil Düzen, hem ülkemizde hem de yeryüzünde kesinlikle kurulacaktır. Bu hem Kur’an’ın ve Resulüllah’ın beyanı, hem de insanlığın ve mazlumların ihtiyacıdır.Üstelik Milli Çözümcülerin arkalarında; Amerikaları, Avrupaları, Siyonist Yahudi odakları ve Mason Locaları yoktu.. Bunların diğerleri gibi medyaları, bankaları, fabrikaları yoktu.. Yetmez, Milli Görüş’ün temel esaslarını koruması ve başarıya ulaşması için bir ömür çırpındıkları halde kendi teşkilat ve camiasının bile destekleri yoktu, köstekleri çoktu.. Ya Rab bu ne şaşmaz bir şuur, bu ne sağlam bir cihat ruhuydu!.. Bu elbette onlara, Allah’ın bir lütfuydu, İslam’ın ve Kur’an’ın verdiği huzurdu, imani ve insani bir onurdu… Elbette şımarmaları, şaşırmaları, yorulup usanmaları onların da sonu olurdu…
Evet, Türkiye’de şu son 40 yıl içerisinde sağcılar değişti, solcular değişti, Milli Görüşçü geçinenler değişti, ülkücüler değişti… Şeyhler değişti, mürşitler değişti, müritler değişti, Süleymancılar değişti, Fetullahçılar değişti… Hepsi rüzgarın yönüne ve konjonktürel süreçlere göre dönekleşti, ehlileşti, pardon, demokratikleşti!.. Bir zamanlar hiddetle ve şiddetle itiraz ettikleri; PKK söylemlerini, İsrail’in projelerini, AB’nin Haçlı isteklerini, şimdi hep bir ağızdan sürekli kendileri tekrar etmekteydi.. Dini yozlaştırmanın, dejenerasyona uğramanın, milli değer ve duyarlılıkları ucuza satmanın, kısaca gavurlaşmanın adı artık DEMOKRATİKLEŞMEYDİ!.. Bu ne sihirli, bu ne sinsi kelimeydi ve bu ne Siyonist bir hileydi… Ama asla değişmeyen, dengesini yitirmeyen, milli değerlerinden ve haysiyetlerinden taviz vermeyen, İslami ve insani kimliğinden vazgeçmeyen ve bu uğurda ezilmeyi, hakaret edilmeyi ve Allah için üzülmeyi, bir zarar değil en büyük kar ve kazanım kabul eden Milli Çözüm ekibini, şimdi yürekten kutluyorum, onlara hayranlık duyuyorum ve saygıyla selamlıyorum.
Ve Erbakan Hoca’nın her sohbetinin sonunda vurguladığı:
“Vel akibetü lilmuttakin – en onurlu ve huzurlu akıbet, muttakilerin olacaktır” hakikatini hatırlatarak, son veriyorum.[/b]
[i][b]Doç. Dr. Muhittin Adnan Çalıkuşu[/b][/i]
ALLAH RAZI OLSUN
AHMET AKGÜL BEYEFENDİDEN ALLAH RAZI OLSUN ÖNEMLİ BİR KONUDA BİZİ TEKRAR AYDINLATTI. ALLAH HERŞEYİN SAHİBİ. O NE DERSE O OLUR. HERŞEYİN EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR. AKP VE İŞBİRLİKÇİLERİN İSRAİL VE ABD ÇIBANBAŞINA HİZMETLERİNİN SONUDA HÜSRANDIR. BAZI ERBAKANCI GÖZÜKEN AMA ÖZDE ERBAKAN HOCAYA İHANET EDEN VE YILLARCA HAİN DEDİKLERİ ADAMLARIN BAYRAMDA BAYRAMINI KUTLAMAYA GİDEN YEREL BİR GAZETEYEDE ŞUNLARI İLETMEK İSTİYORUM. ŞEREF SİZE UZAK, MERTLİK LÜGATINIZDAN ÇIKMIŞ, MANEVİYAT HİÇ KALMAMIŞ, AKP PİYONLUĞU YAPAN, ERBAKAN HOCAYA KİN KUSAN BİR YAPIYA BÜRÜNMÜŞ, HAİNLERE EL ÖPMEYE GİDEN, ŞEYTANLIKLARINADA PARTİ BİZİM KILIFI UYDURAN, ERBAKAN HOCA ŞUNLARI ŞUNLARI GÖRMELİ DİYEREK ŞEYTANİ NEFİS HEVES İÇERİSİNDE GERİZEKALI AKILLARIYLA ERBAKANA YOL GÖSTERMEYE ÇALIŞAN BU KÜÇÜCÜK PARMAK SAYISINI GEÇMEYEN GÜRUHA AKLINIZI BAŞINIZA TOPLAYIN VE ERBAKAN HOCAYA İHANET ETMEKTEN VAZGEÇİN SİZİNDE NUMANDAN GERİ KALIR YANINIZ KALMAMIŞ. TAYYİBİ YALAYARAK CEHENNEME BİLET KESMİŞ OLURSUNUZ. GİTTİĞİNİZ YOL YOL DEĞİL. DİYEREK UYARIMIZI YAPMIŞ OLALIM BU HAYIRLI SİTE ARACILIĞIYLA.
ALLAH RAZI OLSUN
AHMET AKGÜL BEYEFENDİDEN ALLAH RAZI OLSUN ÖNEMLİ BİR KONUDA BİZİ TEKRAR AYDINLATTI. ALLAH HERŞEYİN SAHİBİ. O NE DERSE O OLUR. HERŞEYİN EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR. AKP VE İŞBİRLİKÇİLERİN İSRAİL VE ABD ÇIBANBAŞINA HİZMETLERİNİN SONUDA HÜSRANDIR. BAZI ERBAKANCI GÖZÜKEN AMA ÖZDE ERBAKAN HOCAYA İHANET EDEN VE YILLARCA HAİN DEDİKLERİ ADAMLARIN BAYRAMDA BAYRAMINI KUTLAMAYA GİDEN YEREL BİR GAZETEYEDE ŞUNLARI İLETMEK İSTİYORUM. ŞEREF SİZE UZAK, MERTLİK LÜGATINIZDAN ÇIKMIŞ, MANEVİYAT HİÇ KALMAMIŞ, AKP PİYONLUĞU YAPAN, ERBAKAN HOCAYA KİN KUSAN BİR YAPIYA BÜRÜNMÜŞ, HAİNLERE EL ÖPMEYE GİDEN, ŞEYTANLIKLARINADA PARTİ BİZİM KILIFI UYDURAN, ERBAKAN HOCA ŞUNLARI ŞUNLARI GÖRMELİ DİYEREK ŞEYTANİ NEFİS HEVES İÇERİSİNDE GERİZEKALI AKILLARIYLA ERBAKANA YOL GÖSTERMEYE ÇALIŞAN BU KÜÇÜCÜK PARMAK SAYISINI GEÇMEYEN GÜRUHA AKLINIZI BAŞINIZA TOPLAYIN VE ERBAKAN HOCAYA İHANET ETMEKTEN VAZGEÇİN SİZİNDE NUMANDAN GERİ KALIR YANINIZ KALMAMIŞ. TAYYİBİ YALAYARAK CEHENNEME BİLET KESMİŞ OLURSUNUZ. GİTTİĞİNİZ YOL YOL DEĞİL. DİYEREK UYARIMIZI YAPMIŞ OLALIM BU HAYIRLI SİTE ARACILIĞIYLA.