YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6980325f273ab
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 3
Bugün : 10937
Dün : 57744
Bu ay : 68681
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48771994
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

MAKAM ZİYARETİ VE ERBAKAN HOCAMIZIN NASİHATLERİ
KONYA / 25.02.2022

Alem-i Menamda; Aziz Erbakan Hocamız, Muhterem Ahmet Hocamız ve Milli Çözüm Ekibi’nden kardeşlerimizle birlikte, Erbakan Hocamızın ahirete irtihallerinin yıl dönümü vesilesi ile Makam-ı Şerifte bir araya gelmiş oluyoruz. Erbakan Hocamızın emir buyurdukları bir kardeşimiz Kur’an-ı Kerim’in metnini, bir diğer kardeşimiz de okunan ayetlerin mealini okuyorlar.

Sonrasında Erbakan Hocamız: “Hepiniz hoş geldiniz. Ziyaretinizle Bizleri çok memnun ettiniz. İnşaallah, uzaktan yakından geldiniz, Rabbimiz her bir adımınıza hac ve umre sevapları versin. Toplanmamız tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olsun. Şimdi, hani her biriniz evlerinizden çıkıp Bizim yanımıza geliyorsunuz ya! Kiminiz trenle, kiminiz uçakla, kiminiz karayolu ile… Sizin Bize ulaşırken gösterdiğiniz çabanızı görünce aklımıza ne geldi biliyor musunuz? Karetta Karetta kaplumbağaları vardır, hepiniz bilirsiniz. Bunlar yumurtalarından çıkınca çok zor şartlarda, kızgın sıcaklıktaki kumlarda, üzerlerinde yırtıcı, avcı hayvanlar olduğu halde serin suya koşarlar. Çünkü bu yavrular, yaşamaları için serin suya ulaşmaları gerektiği bilinciyle doğarlar. Ne yazıktır ki, on adet yavrudan, yırtıcı hayvanlara yakalanmadan, kumlara batıp boğulmadan serin sulara ulaşan yavru sayısı en fazla üç, en iyi ihtimalle dört adettir. Görüyorum ki aynı zorluklar içerisinde, etrafınızda yırtıcı, caydırıcı bir yığın sebep olduğu halde, çok şükür her biriniz hayat suyunuza kavuşmuşsunuz!” buyurup gülümsediler.

Erbakan Hocamız: “Şimdii, değişik mazeretlerle, içinden çıktıkları yumurtaların yanında kalmak zorunda olan, suya hasret kalıp kavuşamayan tüm can içi kardeşlerime can suyu olarak buradan dualarımızı ve muhabbetlerimizi götürün. Götürün ki; canımızda can, ruhumuzda huzur olsunlar!” buyurdular. Sonra mübarek ellerini kalplerine götürdüler ve: “Hani ‘Aziz Hocam, Sizi çok seviyoruz’ diyorsunuz ya! Seven herkes bilsin ki, sizler de sevdiğinizin kalbindesiniz! Madem sevdiğiniz kalbe girmiş yerleşmişsiniz, o halde o kalp içerisindeki en temiz, en edepli, en inançlı, en samimi insan olmak için çabalamanız gerekmektedir. Ve unutmayınız ki, muhabbetin ardından her zaman imtihan gelir. Eğer ‘çok seviyoruz’ diyorsanız, peşi sıra gelecek imtihanlara hazır olacaksınız. Şimdi söyleyin bakalım, bugüne kadar ve bugünden sonra ‘Habibin (Sevgilinin) diyarından gelen her şey mahbuptur! (sevimlidir…)’ diyenler buradalar mı?” buyurup güldüler. Tüm kardeşimiz başparmaklarını havaya kaldırarak: “Buradayız Aziz Hocam!” diye bağırdılar. Erbakan Hocamız çok mutlu oldular ve mübarek ellerini kalplerine götürüp herkesi muhabbetle selamladılar.

Erbakan Hocamız: “Bilirsiniz, bazı şeyleri insanın yanında taşıması sünnettir. Mesela ayna taşımak sünnettir. Camdan olanı taşımak sünnet ise, elbette insandan olanı (sadık dostları) taşımak da farzdır. İnsandan olan aynalara, yani kişinin can dostlarımıza bakması ibadettir! Vallahi sizin samimiyet ve muhabbetle birbirinize bakmanızdan daha güzel bir ibadet yoktur! O halde kibrin şımarttığı, kinin şaşırttığı kişilerden olmadan devamlı şuurla ve huzurla yaşayın!

Sürekli dua edin; ‘Ya Rabbi, verdiğin nimetin yok olup elimizden alınmasından, lütfettiğin afiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezadan, Senin gazabını üzerime çekecek her yanlış tavırdan, Sana sığınırım! Ya Rabbi, imtihan yollarında yürürken, rahmetinden ümit kesmekten Sana sığınırım! Ya Rabbi, etrafımda beni mutlu görmekten haset edecek birisi varsa, ona benim mutluluğumu unutturacak mutluluklar ver!’ (Âmin.)

Sürekli duaya, gayrete ve ibadete sarılın!.. Unutma, bu dünya bir boy aynasıdır. Sen nasılsan, görüntün aynaya o şekilde akseder. Sen kendini değiştirirsen görüntün değişir. Sen kendini güzelleştirirsen görüntün güzelleşir; iş sende, maharet sende. ‘Bismillah’ de. Düzelmeye ve ruhunu güzelleştirmeye samimiyetle niyet et. Sonra Allah’a inan ve güven. O’nun en büyük olduğuna, en güçlü olduğuna inan. O arkandaysa hiçbir şeyin, hiçbir gücün sana ilişemeyeceğine inan. O seni bırakırsa yedi kat göğe kaçsan, kendine en babayiğit görüntülü korumaları tutsan bile başına geleceklere mâni olamayacağına inan!..

Yolcusun; geldin ve gidiyorsun. Belki iki nefeslik ömrün kalmadı. Mademki kaçınılmaz sona o kadar yakınsın, o halde kalk, yeniden ‘Bismillah’ de, kalan nefeslerini yaşamaya, asıl dünyana en güzel şekilde uyanmaya çalış. Son nefesine kadar imtihanda olduğunu da unutma. Kulun en zayıf ve gafil anı, imtihanda olduğunu unutma anıdır. İmtihan sürecinde sabırlı ol. Sabretmek canın tesbihidir. Sabır sırattır; geçerken sızlanma. Yolunun cennete çıkacağına inan. Kime söylüyorum bu sözleri? Gencinize, yaşlınıza, çocuğunuza; hepinize söylüyorum. İyice kulak verin. Özellikle gençlere… Umudum olan gençler, can kulağı ile dinleyin her söylediğimi!

Cebrail (AS) bir gün kendi yaratılışına bakmış ve Allah’a şükretmek için iki rekât namaz kılmış. Bu namaz tam 1000 ahiret yılı sürmüş. Cebrail AS: “Ya Rabbi, benim namazımdan daha güzel olan bir namaz var mıdır ki onu da yapıp rızana kavuşayım…” diye sormuş Allah’a… Mevlâ’mız: ‘Ahir zamanda namaz kılan gençler vardır. Onların iki rekâtlık namazı kısacık sürer, ama senin 1000 yıllık namazından daha güzeldir!’ buyurmuşlar. Hele ki günlük meşgalesine ara verir, kalkıp abdest alır, farz namazını kılarsa, geçmişine tevbe ederse, ayağıyla yürüdüğü, eliyle tuttuğu, kulaklarıyla dinlediği, gözleriyle gördüğü ve içinden bir anlık geçirdiği günahları bağışlanır. Elhamdülillah. Ne güzel müjdeler, ne büyük lütuflar. O halde Rabbimize naz ve niyaz ederek, insanlığın kurtuluşu için dua, gayret ve ibadete sarılarak, tıpkı bir duvar ustası gibi itina ile ve sabırla ahiret binanızı inşa edin. Hiç duvar ustası izlediniz mi? Duvar ustasının çalışması ahiret için çalışmaya benzer. Duvar ustasına tuğlayı uzatırlar, o da uzatılan tuğlayı alır ve duvarı örer. Ustaya aşağıdan tuğla gelmedikçe duvarı öremez. Buradan alacağınız ders nedir? Dünyadan, ibadet sevabı, insanlığın kurtuluşu için cihat, gayret ve hayır-hasenat götürmeden ahiret binanızı inşa edemezsiniz!

Değişik sebeplerle sürekli yükünüzü hafifletene şükredin. Eğer yükünüzü hafifleteni unutursanız yükünüz ağırlaşır, unutmayın. Sürekli iyi yönde ahlâkınızı geliştirin. Kesin ve net söylüyorum; ‘İnsan ahlâkını değiştiremez, insan huyundan vazgeçmez’ diyorsunuz ya hani! Eğer insan ahlâkını değiştiremeyecek olsaydı, o zaman nasihatlerin, öğütlerin, edep verici sözlerin; ayetlerin, hadislerin bir anlamı kalır mıydı? Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz; ‘Ahlâkınızı güzelleştirin!’ buyururlar mıydı? Hayvanların bile huylarının değişmesi, az bir eğitimle kendisini yetiştirmesi mümkünken, insan hakkında değişmenin ve gelişmenin mümkün olmadığını düşünmek ne kadar yanlış bir kanaattir. O halde her fırsatta kendinizi geliştirmeye ve yetiştirmeye gayret edin. Bu noktada birbirinize destek verin… Doğru insanlarla bir araya gelip vakit geçirin… Eşiniz, arkadaşınız, dava kardeşiniz sizin için hayat gibidir. Ahlâklı biriyle olursanız ahlâkınız artar. Allah korkusu ve itaati ile dolu biriyle olursanız imanınız artar. Dünyalık biriyle olursanız gafletiniz ve gönül katılığınız artar. Birlikte yürüdüğünüz insanlarla önce hemhâl olursunuz, sonra bir hâl olursunuz!

Zihninizi, kalbinizi temiz tutun. Aklınız kirliyse herkesi yanlış görürsünüz! Vicdanınız kirliyse herkesi kötü görürsünüz! Gönlünüz kirliyse herkesi çirkin görürsünüz! Kusur, her zaman görülende olmaz ki, bazen de karşındaki kişiye veya olaya bakışındadır! Her olay her zaman aynı karşılığı bulmayabilir. Bir olayı birkaç şekilde ve ruh hali ile yaşatabilir Mevlâ!

Mesela, Kur’an-ı Kerim’de Yusuf’un (AS) gömleği üç yerde zikredilir. Birinde gömlek, üzüntü sebebidir ve ‘Kanlı gömlek’ diye geçer.

1- “Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirip (göstermişlerdi. Babaları:) ‘Hayır, belki de nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş (olabilir… Baksanıza gömlek parçalanmamıştır!?) Artık bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (Kendisinden) yardım istenecek olan Allah’tır’ diyerek (derin üzüntüsünü belirtmişti).” (Yusuf Suresi: 18)

2- Yusuf Suresi: 29-27-28’inci ayetlerinde ise gömlek; masumiyetin karinesi (delili ve belgesi)dir ve ‘Arkasından yırtılan gömlek’ diye geçer.

“‘Yok eğer onun gömleği arkadan çekilip-yırtılmışsa, bu durumda kadın yalan söylemiştir ve kendisi (Yusuf) doğruyu konuşanlardan (sadıklardan)dır.’ (Bunun üzerine dikkatle araştırılıp bakıldı.)” (Yusuf Suresi: 27)

“Onun (Hz. Yusuf’un) gömleğinin arkadan çekilip-yırtıldığını gördüğü zaman (kocası karısına): ‘Doğrusu, bu sizin (saray ve sosyete ehli kadınlar olarak şehvet) tuzağınız ve hilekârlığınızdır. Gerçekten sizin düzenbazlığınız büyük (bir beladır)’ diyerek (zahiren şerefini kurtarmaya ve karısının azgınlık ve hayâsızlığının üstünü kapatmaya çalışmıştı).” (Yusuf Suresi: 28)

“(Aziz:) ‘Ey Yusuf, sen bundan (bu kadından ve bu olaydan) uzak dur (ve unut!’ diye uyarmış, karısına ise:) ‘Sen de bu günahın sebebiyle (benden özür) bağışlanma dile; doğrusu sen kabahat işleyenlerden oldun! (Böylece olay kapansın. Hz. Yusuf da, bu suçu işlemiş gibi zindana atılsın ki, herkes öyle sanıp şerefimiz kurtarılsın…’ şeklinde örtbas etmeye çalışmıştı.) (Yusuf Suresi: 29)

3- Bir diğerinde ise aynı gömlek, sevinç ve müjde olur.

“‘Bu gömleğimle gidin de, onu babamın yüzüne sürüverin. Gözü (yine) görür hale gelir. (Sonra) Bütün ailenizi de bana getirin’ diye (tembihledi).” diye geçer. (Yusuf Suresi: 93)

Buradan ne anlamalıyız? Demek ki bugün seni üzen şey, yarın umut, müjde, şifa ve sevinç kaynağı olabilir!.. Dua edin, sonra izin verin ve sabırla bekleyin ki, her hâl ve olayda imanınız artsın. Çünkü kulaklarınız imanınıza ayarlıdır. Hiç kimse imanından fazlasını duyamaz. Tıpkı Ebu Cehil’in; yanı başında ve yakınında olduğu halde, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam Hazretlerini duyamadığı ve kutlu çağrısını ciddiye almadığı gibi! Aslında Hz. Ebu Bekir’le, Ebu Cehil; ikisi de aynı Muhammed (SAV) aynasına bakıyorlardı… Ama biri kendi özünün güzelliklerini, diğeri kendi özünün çirkinliklerini görüyorlardı. Her asrın hikmet ve hakikat aynalarının da, böyle bakanları yansıttıklarını unutmamalıydı. Bu hikmetli ikaz ve nasihatleri istismar ve suistimal edenler ve kendilerini kurtulmuş zannedenler yanılmaktaydı. Sultanların mektup mesajlarına ve uyarıcı fermanlarına postacılık (taşıyıcılık) yapanların, artık imtihan ve ibtiladan azade olduklarını sanmaları, iblisin bir tuzağıydı!.. Eğer kulaklarınızı imanınıza ayarlamazsanız, bu rüyaları ve uyarıları, herkesten önce kendi üzerinize alınmaz, sade zahiri hürmet, rağbet ve gösterişçi fazilet peşinde koşarsanız; hiçbir söylediğimizi duymaz, duymuş olsanız bile üzerinize almaz, inanmaz ve yaşamazsınız! O halde kalbinizden ve imanınızdan emin olun. Kendi kalbinden emin olan başkasının şüphesinden rahatsız olmaz!” buyurdular.

Daha sonra Erbakan Hocamız, Makam-ı Şerifin etrafında Kendilerinin ahirete irtihallerinin yıl dönümü için toplanmış tüm kardeşlerimize tek tek söz verdiler. Erbakan Hocamız: “Şimdi tek tek söyleyin bakalım; Erbakan Hocanız size ne katmış? Erbakan Hocanızın gidişi sizde neleri eksiltip azaltmış?.. Hayatınızda Erbakan’ın yeri neymiş ve ne kadarmış?” buyurdular. Başta Muhterem Ahmet Hocamız olmak üzere, Makam’da bulunan tüm kardeşlerimiz sırayla, tek tek söz aldılar ve Erbakan Hocamızın sorularını birer-ikişer cümleyle cevapladılar. O cevapları hatırlamıyorum, ama sıra bana geldiği zaman: “Aziz Hocam; Rabbim, Sizi karşıma çıkarmasaydı, aynı ömrü hiçbir şeyden haberim olmadan yaşayıp gidecektim. Siz bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, bir ruhum olduğunu, ruhuma kulak vermem gerektiğini ve bunu nasıl yapacağımı öğrettiniz. Ben şahit oldum ki, Sizin anılmadığınız evler buz kesiyor! Muhabbet, sevgi, huzur ve sıcaklık Sizin mübarek isminizle doluyor evlere. Mübarek isminiz evin içindekileri de, dostlukları da birbirine sımsıkı bağlıyor. Varlığınız her birimize huzur yurdu oluyor… Sizi anmak dünyadaki cennetimizdir. Rabbimizden, Sizinle ve kalbi Sizinle atan tüm kardeşlerimizle dünya-ahiret beraberliği dilerim!” dedim. Erbakan Hocamız: “Vallahi, kalpten dileyene, her dilediği verilecektir! (Ama sadece dilden söyleyenler, nasipsiz kimselerdir!)” buyurdular. O esnada uyandım.

5 2 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Abdullah AKGÜL

Abdullah AKGÜL

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...