Ülkede Kaos, Bölgede Kavga Vardı
ve
BAŞIMIZDAKİ BOP EŞ BAKANIYDI!
Sn. R. T. Erdoğan sonunda: “1 yıldır İsrail’le tüm ticari ilişkileri kestik!” buyurmuşlardı. Bu sözler, “Kuduz İsrail” Gazze’ye saldırdıktan ve soykırıma başladıktan sonra tam bir yıl boyunca her türlü ihtiyacını Türkiye’den karşıladık!” itirafıydı. Oysa aylarca halkımızı avutmuş ve oyalamıştı. “Ticareti kestik” dediği son bir yılda ise “Yabancı bandıralı gemilerle ve Yunanistan-Kıbrıs üzerinden ihtiyaç malzemeleri Türkiye’den İsrail’e taşınmaktaydı!” Bu itiraf ve icraatları bile, sözde İsrail’e atıp tutan iktidarın gerçek ayarını ve amacını ortaya koymaktaydı. Ama “Ahmaklara laf anlatmak, develere hendek atlatmaktan daha zor” olmaktaydı!
Hayret! İsrail’e En Çok Para Akıtan ve Ticaret Yapan Ülkelerin Hepsi Sn. Erdoğan’ın Özel Dostlarıydı!?
İsrail’e en çok ihracat yapan ülkeler açıklanmıştı. ABD 17,13 milyar dolar ile ilk sırada yer alırken, İrlanda, Çin, Hollanda ve Almanya da üst sıralarda yer almışlardı. Türkiye’nin kardeş ülkesi Azerbaycan ise yaklaşık 500 milyon dolarlık ihracatla, onun ardından Macaristan ön sıralarda bulunmaktaydı. Gazze’de yaşanan soykırım ve insanlık dramına rağmen İsrail’le sürdürülen bu ticari ilişkiler, dünya kamuoyunda bile tepki toplamıştı.[1] Tekrar hatırlatalım, ABD Başkanı Trump, Macaristan Başbakanı Orban ve İlham Aliyev, Sn. Erdoğan’ın özel dostlarıydı. Çin, Hollanda ve Almanya ise diğer dostlarıydı. Ve işte Kuduz İsrail’i, Erdoğan’ın dostları ayakta tutmaktaydı.
İsrail Basını: Türkiye’den İthalat, Yunanistan Üzerinden Ulaşmaktadır!
İsrail merkezli ‘Maariv’ gazetesi, 2 Mayıs 2024 tarihli ‘ticareti durdurma’ kararına rağmen Türkiye’den İsrail’e sevkiyatların sürdüğünü yazmıştı. Maariv’den Lee Saadon’un haberine göre, Türkiye ürünleri Yunanistan üzerinden dolambaçlı bir rota izleyerek İsrail’e ulaşmaktaydı. İsrail Müteahhitleri Birliği Başkanı Eran Siv, Ocak-Temmuz 2025 döneminde Türkiye’den 1,9 milyar şekellik (yaklaşık 23,5 milyar lira/567 milyon dolar) ithalat gerçekleştiğini aktarmıştı.
2024 yılının aynı dönemine göre yaklaşık %67’lik bir düşüş olduğunu belirten Eran Siv, iki-üç yıl önce yalnızca mermer ve taş sektöründe İsrail’e aylık 3 binden fazla konteyner girdiğini, hatta İran’dan gelen 200 kadar konteynerin Türkiye üzerinden geçirilip belgeleri değiştirilerek ülkeye sokulduğunu açıklamıştı. Siv’e göre hâlâ ayda yaklaşık 1500 konteyner İsrail’e giriyor; alışveriş doğrudan Türkiyeli tedarikçiden yapılıyor, konteyner Yunanistan’a gönderiliyor, burada evraklar değiştirilerek alım “Yunanistanlı tedarikçiden yapılmış gibi” kaydediliyordu.
İsrailli inşaat şirketi Hi Group’un CEO’su Tal Bar ise “Türkiye’nin İsrail için en büyük ham madde tedarikçilerinden biri olduğunu” belirterek, şunları vurgulamıştı:
“Türkiye’den nakliye ucuz ve kolaydı. Şimdi başka ülkelerde de gecikmeler yaşanıyor. Örneğin İspanya’dan artık aynı sıklıkta ürün gelmiyor. Bazen güvenlik yükü taşıyan gemiler limanlara yanaşamıyor, mallarımızı alamıyoruz. Çok fazla karışıklık ve lojistik aksama yaşanıyor, ama hâlâ ihtiyaçlarımız Türkiye üzerinden bir şekilde bize ulaşıyor…”
İsrail’in önde gelen gayrimenkul geliştirme şirketlerinden Geshem Holdings’in başkanı ve sahibi Shmager Vaknin de: “Türkiye’den sevkiyatların aslında durmadığını, Kıbrıs veya Rodos üzerinden yönlendirilip belgelerin değiştirilerek İsrail’e taşındığını” anlatmıştı.
“Antalya’dan yüklediğim kargoyu Kıbrıs’a gönderiyor, orada belgeleri değiştirip İsrail’e yolluyorum. Büyük problem olmuyor. Bir ara durak daha bindiği için fiyatlara %6-8 ek geliyor. Bu da inşaat maliyetlerini biraz artırıyor, ama işlerimiz yürüyor ve Türkiye ihtiyaçlarımızı gönderiyor!..” diyerek, İsrailli şirket sahibi gizli ve kirli ilişkileri açığa vurmuşlardı.
Türkiye ve İsrail Arasında Ticaret Hiç Aksamamıştı!
“Türkiye’nin İsrail ile ticareti tamamen kestiğini duyurmasının” üzerinden bir yılı aşkın süre geçmiş ama ticaret durmamıştı! Ankara, 2 Mayıs 2024’ten itibaren İsrail ile ithalat ve ihracatın tamamen durdurulduğunu, bu süreçte hiçbir mal için gümrük işlemi yapılmadığını açıklamıştı. Türkiye hükümeti, tek istisnanın İsrail işgali altındaki Filistin Toprakları ile yapılan ticaret olduğunu savunmaktaydı. Ankara bu durumu “Akdeniz’de limanı olmayan Filistin Yönetimi’nin tüm uluslararası ticareti İsrail üzerinden ilerletmesiyle” yutturmaya çalışmıştı.
Türkiye’den İsrail’e ticaretin uluslararası şirketler ve üçüncü ülkeler üzerinden sürdüğüne dair iddialar ise Türkiye ve İsrail basını ve sosyal medyada sık sık yer almaktaydı. Türk yetkililer ve makamlar 2024 yılında defalarca bu iddiaları yalanlamıştı ama resmi veriler bize Türkiye-İsrail ticaretiyle ilgili çarpıcı gerçekleri ortaya koymaktaydı. Ve Türkiye-İsrail görüşmelerinde Azerbaycan kilit bir rol oynamaktaydı!
İsrail’e Göre Türkiye 2024’te En Büyük 5. İhracat Ortağıydı
Birleşmiş Milletler (BM) Emtia Ticaret İstatistikleri Veritabanı’na (Comtrade) göre İsrail 2024’te 91,5 milyar dolar (yaklaşık 3,5 trilyon lira) ithalat; 61,7 milyar dolar (yaklaşık 2,4 trilyon lira) ihracat yapmıştı. BM’nin İsrail’in ticaret verilerine dayanan tablosuna göre 2024’te İsrail, Türkiye’ye neredeyse 600 milyon dolarlık (yaklaşık 23,3 milyar lira) ihracat yapmıştı. Türkiye ise İsrail’in 2024 yılında en fazla ürün aldığı ülkeler arasında 2,8 milyar dolar (yaklaşık 110 milyar lira) ile beşinci sırada yer almıştı. Ancak TÜİK’e göre Türkiye’nin 2024’te İsrail’e ihracatı sadece 1,5 milyar dolardı.
Konuyla ilgili BBC Türkçe’ye yazılı açıklama yapan BM Comtrade ekibi, tutarsızlığın “İki taraflı asimetri” olarak adlandırılan bir durumdan kaynaklandığını vurgulamıştı. Comtrade, İsrail’in 2024’te Türkiye’den ithalatını 2,8 milyar dolar olarak beyan ettiğini, Türkiye’ninse İsrail’e ihracatını 1,5 milyar dolar olarak açıkladığını hatırlatmıştı.
“İsrail 25 milyarlık ticaret yaptık” derken Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın: “2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfır” iddiası!..
Ticaret Bakanlığı, BM verilerine ait bir tablonun yer aldığı bir haberin sosyal medyada paylaşılması üzerine 22 Mayıs’ta konuyla ilgili kapsamlı bir yazılı açıklama yayımlamıştı. Açıklamada İsrail ile ticaretin devam ettiği yönündeki iddialar yalanlanmış, BM veri tabanında yer alan Türkiye’nin 2024’te İsrail’e 2,8 milyar dolarlık ihracat yaptığına dair verilerin “tamamen yanlış” olduğu vurgulanmıştı. Böylece “Türkiye’nin 7 Ekim 2023’ten 2 Mayıs 2024’e kadar geçen 7 aylık sürede İsrail ile ticareti %30 azalttığı” iddiası da boşa çıkmıştı.
Nisan 2024’te bazı ürünlerde İsrail’e ihracatın durdurulduğu ve 2 Mayıs 2024’te Türkiye’den İsrail’e “bütün ürün gruplarında ihracat, ithalat, transit ticaretin” kesildiği bilgileri artık şaibeli bulunmaktaydı. Ticaret Bakanlığı açıklamasında 2024’ün ilk dört ayında İsrail’e “Filistin’e yapılan ihracat dahil” 1,5 milyar dolarlık ihracat yapıldığı yazılmış ve şu ifadeler kullanılmıştı: “Gümrüklerde ve serbest bölgelerimizde İsrail ile ticaret işlemi yapılamaz. 2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfırdır.”
Bakanlık açıklamasında ayrıca 7 Haziran 2024’te Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi’yle Türkiye arasında yapılan “Türkiye-Filistin devleti protokolü” kapsamında “özgün bir kontrollü ticaret mekanizması geliştirildiği” bilgisi aktarılmıştı. Bu mekanizma kapsamında “sadece ithalatçının Filistinli, varış yerinin Filistin adresi” olacak şekilde Türkiye’den Filistin’e 2024’te toplam 797 milyon dolar (yaklaşık 31 milyar lira) ihracat yapıldığı anlatılmıştı.
Bu ticaretin, “Filistin’in limanı, gümrüğü olmadığı için İsrail’in iki limanı üzerinden” yapıldığı savunulmaktaydı. Oysa BBC Türkçe’ye konuşan Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor İlhan Güllü, Türkiye ve İsrail arasında 1990’larda gelişen ekonomik bağların 2000’li yıllarda yaşanan kriz dönemlerinde de korunduğunu hatırlatmıştı.
Peki İsrail Verileri Ne Anlatmaktaydı?
İsrail Merkezi İstatistik Bürosu’nun (CBS) ticaret verilerine göre İsrail Türkiye’den 2024’te 2 milyar doları (yaklaşık 78 milyar lira) aşkın ithalat yapmıştı. Aynı yıl İsrail’in Türkiye’ye ihracatıysa 600 milyon dolara (yaklaşık 23 milyar lira) dayanmıştı. 2025’in ilk dört ayına bakıldığında CBS verilerine göre İsrail ile Türkiye’nin ticareti büyük oranda azalmıştı. TÜİK ve Ticaret Bakanlığı’ndaysa bu süreçte İsrail ile ithalat ve ihracat sıfır olarak yansıtılmıştı.
BBC Türkçe’ye konuşan Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nden Dr. Gallia Lindenstrauss, “Türkiye’nin ticaret yasağına karşın Türkiye menşeli ürünlerin üçüncü ülkeler ve Filistin Yönetimi üzerinden İsrail’e satıldığını ve bu satışların İsrail tarafından Türkiye’den ithalat olarak verilere yansıdığını” açıklamıştı.
İsrail’de muhafazakâr yayınlarıyla tanınan Siyonist Hayom gazetesinin Ocak 2025’te yayımladığı bir haberde Türkiye ve İsrail arasındaki ticaretin aracı ülkeler ve Filistin Yönetimi üzerinden “gizlilik perdesi altında sürdüğü” açıklanmıştı. Gazeteye konuşan İsrailli bir iş insanı “Büyük çaplı ticaret sürüyor, yalnızca gözden uzak biçimde” ifadelerini kullanmıştı.[2]
Prof. Dr. Öğün, İlaç Sektöründe Neden Yerli Olunamadığını Anlatmış: “Bunun vebali İsrail ile Anlaşan (AKP’li) Tarım Bakanlarının Sırtındadır!” diye uyarmıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 16 Eylül 2025’te yaptığı ve Türk halkını muhatap aldığı konuşmada, “Elinizde tuttuğunuz telefonlar, yediğiniz gıdalar ve içtiğiniz ilaçlar aslında İsrail’in bir parçasıdır!” şeklinde küstahlaşmıştı.[3] Meseleyi TVNET’te canlı yayınlanan Akıl Odası programında değerlendiren Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, Türkiye’nin ilaç sanayisinde neden yerli ve milli olamadığını anlatmıştı: “Bunun vebali, İsrail ile tarım anlaşması yapan (çoğu AKP’li) tarım bakanlarının üzerindedir ve bunlar hesap vermek zorundadır!”
Peki, Sn. Öğün, Sn. Erdoğan’ın, bu Tarım Bakanlarının Başbakanı ve Başkanı olarak hiç mi vebali bulunmamaktaydı? Veya bu zehir saçan ve soyumuzu kurutan anlaşmaları, Dindar ve kahraman iktidarınız niye hâlâ askıya almazdı?
Malezya Başbakanı İbrahim’in, İslam Dünyası liderlerine: “Kınamalar Füzeleri Durdurmayacak, İsrail’le İlişkilerinizi Koparın!” çağrısı havada kalmıştı!
Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi’nde konuşan Malezya Başbakanı Enver İbrahim, “İsrail ile diplomatik ve ticari ilişkilerin en acil şekilde kesilmesi gerektiğini” vurgulamıştı.[4]
Enver; İsrail’in, saldırılarını Gazze’nin de ötesine taşıdığını vurgulayarak “İsrail, hiçbir zaman bir Filistin devleti olmayacağını defalarca açıkladı. Açık konuşalım. Bu, daimi apartheid (Filistin’i tamamen İsrail’e katma) ilanıdır.” diyerek Sumud Filosu için de destek çağrısında bulunan Enver, “Bu, bir merhamet misyonudur. Bu filonun kıyıya ulaşması için elimizden geleni yapmalıyız.” ifadelerini kullanmıştı. Devletlerin gelecek nesiller için kınamaların ve açıklamaların ötesine geçmesi gerektiğinin altını çizen Enver, “Kınamalar füzeleri durdurmayacak. Sert açıklamalar Filistin’i özgürleştirmeye yeterli olmayacak. Ağır cezai eylemler uygulanmalıdır. Diplomatik ilişkiler hemen askıya alınmalı, ticari ilişkiler de göstermelik değil gerçekten sonlandırılmalıdır!” çağrısı karşısında Sn. Erdoğan’ın suratının asılması neye yorumlanmalıydı?
Bu arada, yerli ve yabancı basına sızdığına göre İsrail Savunma Bakanlığı’nda yapılan toplantıda, Türkiye’nin nasıl vurulacağı? tartışılmıştı.
• ABD, diğer ülkelere saldırılarımıza verdiği onay ve desteği NATO üyesi olduğundan Türkiye için veremiyor. Trump, Türkiye ile gerginliği zamana yaymak ve yapacağı baskılarla sonuç almayı planlıyor. Trump’ı ikna etmenin yollarını bulmalıyız. ABD olmadan Türkiye ile doğrudan çatışmaya girmenin bedeli ağır olacaktır!
• Doğrudan saldırmak, Türkiye’ye istediği fırsatı sağlayacaktır. NATO’nun 5. Maddesini hemen devreye sokmak için başvurulacaktır. “Bir NATO üyesine yapılan saldırı tüm NATO müttefiklerine yapılmış sayılır” şeklindeki bu maddenin işletilmesini İngiltere, Almanya, ABD, Fransa yavaşlatabilse de İsrail karşıtı İspanya, 5. Madde için NATO’yu hızla harekete geçirecek, başvuruları Türkiye ile birlikte yapacaktır. İtalya, İspanya’ya destek çıkacaktır. Norveç, İsveç, Finlandiya, Arnavutluk ve Portekiz, İspanya’nın yanında yer alacaktır.
• Türk Silahlı Kuvvetleri, İran ve Arap ülkelerinin ordularıyla karıştırılmamalıdır. Hava savunma sistemi güçlenmeye başlamıştır. Etkili olduğumuz hava operasyonlarında çok uçak kaybımız olacaktır.
• TSK ile kara savaşı İsrail ordusunda büyük sıkıntıya yol açacaktır. Vekil güçler daha aktif kullanılmalıdır. Silah bıraktığına inanılan PKK’nın Suriye’ye gönderilen ve YPG’ye katılan binlerce savaşçısını TSK’ya karşı daha iyi kullanacak yeni bir strateji oluşturulmalıdır. Ayrıca IŞİD’i de daha etkili kullanmamız lazımdır.
• Sosyal medya, medya üzerinden yürütülecek ve Türkiye kamuoyunda endişe ve korkuya yol açacak bir propaganda-dezenformasyon çalışması başlatılmalıdır.
• Türk donanması, Doğu Akdeniz’in güçlü donanması sayılır. Denizde Türkiye ile karşı karşıya gelmek önemli riskler barındırır.
Evet, İsrail, Türkiye’ye saldırmayı planlarına almıştır. Ama planlamak ayrıdır, bunu hayata geçirebilmek ise çok başkadır. 5 Eylül 2025’te İsrail Savunma Bakanlığı’nda yapılan toplantıya Savunma Bakanı Katz, Genelkurmay Başkanı Zamir ve Hava Kuvvetleri Komutanı Tomer’in yanı sıra 5 general, 6 albay ve bazı emekli subaylar ile aralarında Türkiye’de görev yapmış diplomatların da bulunduğu Dışişleri temsilcileri katılmıştır.
Bu arada; Avustralya, Kanada, İngiltere ve Fransa gibi Batılı ülkelerin peş peşe FİLİSTİN’İ TANIMA adımları, samimiyetten ve insani düşüncelerden uzaktı… Başta Amerika ve Avrupa toplumlarında olmak üzere, İsrail’in Gazze vahşetleri nedeniyle ağırlıkları ve saygınlıkları iyice azalan Siyonist takımına kaybolan itibarını yeniden kazandırma, Müslümanların ve vicdanlı halkların haklı öfke ve isyanını bastırma ve asıl HAMAS’ı devre dışı bırakma hesaplıydı!.. Sözde Filistin Devlet Başkanı, özde ise İsrail uşağı Mahmud Abbas’ın, ABD’nin vize vermemesi nedeniyle görüntülü katıldığı BM Filistin Özel Oturumunda “HAMAS’ı suçlayıcı ve dışlayıcı küstah bir tavır takınması” bu iddiamızın ispatıydı…
Ahmet Şara Türkiye’nin Elinde mi Patlayacaktı?
Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez’in Arap ülkeleri ile Esad sonrası başlayan ”canım cicim” ilişkilerinin sonu gelmeye başlamıştır.
1- Şara ile İsrail’in tamamen gizli ittifak yaptıkları, kontrolden çıktıkları ve Büyük İsrail hedefine doğru yol aldıkları anlaşılmıştır.
2- Şara ile İsrail’i kuzeyden dengeleyebilecek bir Suriye birlikteliğinin sağlanamayacağı ve zaman içinde Suriye’nin bölünme ve parçalanma sürecinden kurtulamayacağı yorumları yapılmaktadır.
3- Şara’nın iktidarda kalabilmek ve ABD’nin desteğini alabilmek adına İsrail’e daha çok teslim olacağı, barış anlaşması olmadan İsrail ile yapılabilecek bir güvenlik anlaşmasının bu kapsamda sayıldığı vurgulanmaktadır. Diğer taraftan Şara, Türkiye tarafından SDG ile savaş başta olmak üzere sertliğe yönlendirilmekten ve tahakkümden de şikâyetçi olmaktadır. Bu konudan Arap ülkeleri de rahatsızdır. Sonuç olarak en başta söylediğimiz gibi Suriye gibi etnik, mezhepsel ve dinsel çeşitliliğe sahip bir coğrafyada, Selefi-Cihadi merkezi otorite ile birlik, bütünlük ve barış sağlanamayacaktır. Adil ve kaynaştırıcı bir yapıya ihtiyaç vardır. Hatta Şara’ya yönelik bir darbe yaşanırsa bu sürpriz olmayacaktır.[5]
Suriye ile İsrail Londra’da Kime Karşı Anlaşmıştı![6]
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin, İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ile İngiltere’nin başkenti Londra’da bir araya geldiği ortaya çıkmıştı.
İsrail’in Kanal 12 televizyonunun ismini paylaşmak istemeyen kaynaklara dayandırdığı haberine göre, görüşmeye iki ülke arasında arabuluculuk yapan ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da katılmıştı. Şeybani, Dermer ve Barrack arasındaki görüşmede, İsrail’in sunduğu yeni bir güvenlik anlaşması taslağının ele alındığı aktarılmıştı.
Ayrıca, İsrail’in 9 Eylül’de başkent Doha’da Hamas müzakere heyetine saldırı düzenlemesinin ardından ilişkilerin gerildiği, Katarlı yetkililerin de Londra’ya gittiği, fakat Dermer ile Witkoff arasındaki görüşmeye katılıp katılmayacaklarının bilinmediği aktarılmıştı. İsrail yönetiminin “birkaç hafta önce” Suriye’ye yeni bir güvenlik anlaşması önerisi sunduğu ve Şam yönetiminin henüz yanıtlamadığı öneri üzerinde çalıştığı konuşulmaktaydı. Amerikan Axios haber sitesi, Suriye yönetiminin “birkaç hafta önce” sunulan öneriye henüz cevap ulaştırmadığını, Şam’ın karşı bir öneri sunmak için çalıştığını vurgulamıştı.
Şeybani, Dermer ve Barrack’ın Londra’daki görüşmelerinde: Tel Aviv’in sunduğu ileri sürülen öneriye göre, Suriye ile İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri arasında yer alan tampon bölgenin Suriye tarafına biraz daha genişletilmesinin yer aldığı, Şam’ın güneybatısındaki bölgenin A, B ve C şeklinde üçe bölünerek her bölgeye göre ne tür silahların konuşlandırılabileceğinin detaylandırıldığı aktarılmıştı.
Bu tampon bölgeye yakın yerlerde Suriye askerlerinin ve ağır silahların konuşlandırılmayacağı, ancak Suriye polisi ve iç güvenlik güçlerinin tampon bölgeye yakın yerlerde görev yapacağı, ayrıca İsrail’in Şam’ın güneybatısından Golan Tepeleri’ne kadar olan tüm bölgeyi Suriye uçaklarına kapatacağı anlaşılmıştı.
İnsan bunları okuyunca: “Ne yani; Erdoğan iktidarı, Suriye’de İsrail’e mi yaramıştı?” demek zorunda kalmaktaydı.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ER DOĞAN DEĞİL, ER BAKAN LAZIM! Şiirinden: Ne zor imtihanmış, ahir zamanda Selamet Saadet, Milli…
Yahya CANDAŞ beyden Allah razı olsun. Dizeleri ile bizlere de tercüman olmuşlar. Bu dizelere verdiği…
Tanıma ve tâbi olmayı lütfeden rabbimize sonsuz şükürler olsun. Ayaklarımızı ve kalbimizi sabit kılsın, İnsanlığın…
KARARLAŞTIRILMIŞ VE YAKLAŞMIŞ OLAN KUTLU VAKİT'E RAMAK KALA!.. Makale bilgi ile hikmeti birleştirmemizi sağlayacak açıklıkta…
ER bakanların özelliği ; onlar her asırda veya her yüzyılda bir gönderilirler ve geldikleri asra…
Şiirde de değinildiği gibi; Hocamızın netliği ve sertliği, asaletinden, mertliğinden ve merhametindendir. Bizlerin dünya ve…
Teşkilat çalışmalarına ve dava süreçlerine ilişkin çok kritik bilgiler içeren, marazlı tiplerin tespitine ve kişisel…
Haddini bilmeyen hadsizlerin halleri! Nefsinin kötülüklerinden, imtihanının sırrından gafil olanlar, eline imkân ve fırsat geçince,…
Balık baştan kokar demişler; Türkiyenin değil dünyanın kurtuluşu Adil Düzen projelerine bağlı olduğunu sağır sultan…
Muhterem Ahmet Hocamıssınız Siz bir çiçekle başlayan baharın Akgül’üsünüz Siz kuruyan gönüllerimizi sulayan Rahmet…