ÖNKİBAR'IN ERDOĞAN SAPTAMALARI
VE
ERBAKAN SAPTIRMALARI!..
Sabahattin Önkibar (https://www.youtube.com/@Sabahattin) videosunda doğrularla yanlışları harmanlamış ve Rahmetli Erbakan’a kusmak için, Erdoğan’ın tahribatlarını bahane yapmıştı:
“Dünyanın 193 ülkesinde birkaç istisna dışında öyle bir uygulama yok. İnanca, İslam’a saygımız elbette büyük. Lakin henüz buluğ çağına gelmeyen ya da o sınırda olan çocuklar için bu ne kadar acildir? tartışılır. Çünkü İslam buluğa ermeyenlere namazı farz kılmıyor. Bir başka boyut ülkemizde din siyasallaştırıldığı için okullarda mescit açılması cepheleştirmeler yaratabilir. Hayır hayır haşa namaza karşı değilim. Tam tersine cuma namazlarına giden biriyim. Söylemek istediğim meseleye siyaset üstü bakılmasının gereği. Doğrudur. Ülkemizde son dönem inanç bağlamında müthiş bir erozyon, müthiş bir savrulma var.
KONDA’nın araştırmasına göre kendini dindar olarak tanımlayanların oranı 2008’de %55 iken 2025’te bu oran %46’ya geriledi. Buna karşın kendine ateist ve inançsız diyenlerin oranı da %2’den %8’e yükseldi. Aynı araştırmanın sonuçlarına göre dindar olduğunu belirtenlerin oranında da ciddi bir düşüş var. Önceki Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Türkiye’nin 90.000 Camiinde çocuklarınıza Kur’an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberin hayatı derslerini seçtirin diye hutbe verdirmemize, 4.000’e yakın vaizimizle cemaatimizi uyarmamıza onca çabaya rağmen okullarda din dersleri tercih edilmiyor. 27 milyon gencimizden sadece 1 milyonu cuma namazına gidiyor. Cuma namazını kılıyor diye serzenişte bulundu. Ancak bunu aşmanın yolu her okula mescit yapmak mıdır tartışılır. Zira gençlerin İslam’dan uzaklaşmasının zirve olduğu yıllar İslamcı bilinen AKP dönemi. Bu dönem Türk tarihinde hiç olmadığı şekilde, hiç görülmediği biçimde art arda camilerin inşa edildiği süreç. Öyleyken bizzat Diyanet İşleri Başkanlığının ifadesiyle sadece 27 gençten biri camiye gidiyor. Şu halde sorunun çözümü cami ve mescit açmak değil. Tam tersine camiler açıldıkça namaz kılan sayısı eksiliyor. Bu gerçeklikten hareketle aman gençler ateist oluyor diyerek okullarda mescit açmak çözüm değil söyledim. Böyle bir şey okullarda tam tersi bir bakışı, tam tersi bir cereyanı tetikleyebilir. İslam hedef olabilir. AKP yıllarıyla beraber dinsiz sayısının artması da iktidarın inancı siyaset aracı yapmasından. AKP’ye siyaseten karşı olanlar adeta mecburen dine, İslam’a karşı konumlanır duruma düştüler. Bu olgudan hareketle inançlar için en büyük sorun onun siyasi çıkar gibi İslam’ın bu şekilde politize olduğu bir yerde ve süreçte okullarda mescit demek ideolojik üs ve cephe inşa etmek manasına da gelebilir. Dolayısıyla yapılması gereken öncelikle inancı siyasetin dışına çıkarmak olmalı.
Sorgulanması gereken bir husus da dindar gençlik mi isteniyor, dinci gençlik mi isteniyor? O da belli değil. Zira din ideoloji değildir, inançtır. Lakin AKP içinde İslam’ı ideoloji gibi görenler var. TÜGVA örneğine bakalım. Malum bu aylarda yaz okulları denilerek faaliyetler yaptı yapıyor. Bakın Kur’an-ı Kerim’in öğretilmesine kimsenin itirazı yok. Fakat gördük yaşadık. TÜGVA’lı çocuklara, gençlere ideolojik yüklemeler yapılıyor. Öyle olmasa stadyumlara getirilen çocuklara Fatih, Yavuz, Abdülhamit ve Tayyip Erdoğan dedirtilirken, onların posterleri açılırken devletimizi kuran Atatürk görmezden gelinir miydi? Demek ki hadise sadece Müslümanlığın öğretilmesi değil, ideolojik yüklemelerin yapılması ve de bütün bunlar din, iman, İslam ambalajıyla olması. Bu yapılan dindar ve kindar nesil yetiştirmek midir bilmiyorum. Fakat bildiğim buna karşı reaksiyonların olabileceği ki o da eşittir deist ve ateist gençlik demek. Evet. Dindar gençlik yetiştirelim derken otomatik olarak dinsiz bir nesil de var ediliyor. Din siyaset ve devletle bu şekilde iç içe olursa, iç içe girerse bundan hem dinlet zarar görür. İslam’ı sevdirmenin yolu da çocukları toplayıp kamplarda dua ezberlettirmek değil, onun ulviliğini, kutsiyetini kafalara çakmaktır.
Keza Türkiye’deki 400’e yakın tarikat ve cemaat gruplarının şeyhlerinin her biri güya Allah’ın yeryüzündeki tek temsilcisi olarak caka satıyorlar. “Laik devlet kafir devlettir. Onu soymak ibadettir.” diyen tarikat ve cemaatler var. “Şirketimde çalışan, maaşını verdiğim, iaşesini sağladığım bütün kadınlar cariyemdir” diyen patronlar var. (Ve sen de TGRT’nin patronlarına yıllarca kiralık hizmetkârlık yaptın. O.A.) “9 yaşındaki çocuklarla evlenilir. Şeriat budur diyenler var. Buna paralel olarak Muta adıyla saatlik nikaha evet deyip fuhuşa dini onay veren İslamcı anlayışlar var.”
Buradan hareketle dava, din, iman denildiğinde de vallahi kahroluyorum. (Gerçek Dinin istismarına mı, yoksa bizzat İslam’ın aslına mı karşısın? Kur’an’ın çok açık ayetlerinde emir buyrulan ve yasaklanan İlahi hükümlere razı ve hazır mısın?.. O.A.) Evet. Ortada hangisi gerçek İslam belli değilken hangi İslam davasından söz ediyorlar? Dünden bugüne iktidara araç yapılan din de inanç değildir. İdeolojidir. Asr-ı Saadet yani dünyanın en mükemmel dönemi denilen bir süreçte bile Hz. Muhammed’i en yakınları olan halifeler Ömer, Ali ve Osman yine Müslümanlar tarafından katledildilerse her şey ortada demek değil mi? Peygamberimizin eşleri olan Hz. Ayşe ile damadı ve amcaoğlu Hz. Ali hangi İslam’ı hassasiyetler gereği savaştılar bilen, açıklayabilen oldu mu? Dolayısıyla gerçek İslam nedir sorusunun cevaplanmadığı bir tabloda okullarda mescit açmak demek kandırmaca olmayacak mı? (Diyen bu şahıs İslam’ın özünü karalamak ve Asr-ı Saadet üzerinde bile şüphe bulutları oluşturmak çabasında mıydı? O.A.)
Değerli izleyenlerim, bu tür soruları soranlardan biri de aslında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü hatırlayın, “İslam’ın güncellenmesinden” söz etti. Ancak tarikat ve cemaatler ayağa kalkınca mecburen sustu. Çünkü AKP için o cemaatlerin uzantıları var. Türkiye’deki İslamcıları resmedecek bir başka şey de Gazze’deki katliamlar esnasında iki yüzlülük yapmaları. İslamcı iktidar savaşın ilk aylarında İsrail’e ne istediyse verdi, ticareti bile kesmedi. Keza Kürecik ve İncirlik üssünü de kapatmadı. Bunun yerine göz boyama ve kandırma adına Coca-Cola’ya cihat ilan edildi. Kafeler basıldı.
Evet, Türk İslamcıları pek çok konuda riyakarlığın nirvanasına çıktılar!
İslamcıların iki yüzlülüğü bağlamında ilginç bir örnek de Necmettin Erbakan’la alakalı anlatılanlar. Erbakan Hoca aslında milli bir isimdir. Avrupa, Amerika ve İsrail onu hep düşman görmüştür. Muhatap almamıştır. Ancak öyle bir isim bile bakın ne yaptı. Hayır hayır Serveti ve Bosna parası filan demeyeceğim. Karar gazetesinde Yusuf Ziya Cömert’i bilirsiniz kanıtlı İslamcı geçmişi olan dürüst namuslu bir yazar. Epeydir AKP’yi de eleştiriyor ve ondan önemlisi yaşadıklarından hareketle İslamcı camiadaki hayal kırıklıklarını yansıtıyor. Yıl 1960’ların ikinci yarısı. Necmettin Erbakan’ın düğün töreni var. Yani evleniyor. Yurdakul Dağoğlu ile Üzeyir Garih sohbet ederken akşam yapılacak düğün konu olur ve ikisi de Erbakan’ı tanıdıkları düğüne gideceklerini söylerler. Ertesi gün öğle sonrası iki isim iş hanında karşılaşır. Yurdakul Bey Üzeyir Garih’e takılır. Düğüne geleceğim dedin gelmedin. Üzeyir Garih şu karşılığı verir. Ben düğündeydim, Sen gelmedin Yurdakul Bey. Yapma Üzeyir Bey; Ben baştan beri oradaydım ve katılan herkesin elini sıktım.
Üzeyir Garih Sorar:
Azizim senin gittiğin düğün neredeydi? Yurdakul Dağoğlu İskenderpaşa’daki dergâhta. Üzeyir Garih, ne dergâhı? Benim gittiğim düğün Yeşilyurt’taki Çınar otelindeydi. Durum hemen anlaşılır. Necmettin Erbakan meğer erken saatlerde İslamcı dergâhta, ilerleyen saatlerde de İstanbul sosyetesini Çınar otelinde ayrı düğün töreni yapmış. Evet. Her zümreye ayrı bir düğün. Ondan sonra da İslam davası yani Sakarya saf çocuğu masum Anadolu’nun yerseniz İslamcıların en kalitelilerinden biri olan Erbakan bile buysa gerisini siz tahayyül edin!”
Şimdi Sabahattin Önkibar Adlı Zavallı Zırvacıya Hatırlatalım.
Resmi nikâh kıyıldıktan sonra, Dini merasim nikâh ve duanın İskender Paşa Camiinde yapılması, sonra düğün kutlamasının otel salonunda yapılması, bugün de her Müslümanın Müftülükte nikah duası yapması gibi gayet doğal ve normal bir davranışken, Sabahattin Önkibar’ın bunu iki yüzlülüğe yorması ve Din istismarcı Erdoğan’ın tahribatları üzerinden Erbakan’a sataşması, marazlı münafıklığın mı, yoksa gizli İslam düşmanlığının mı bir yansımasıydı?
Kendisinin de ifade ve itiraf ettiği gibi; zalim ve gaddar Amerika, Siyonist kuduz İsrail, 1000 yıl 29 Haçlı Seferini bizi Anadolu’dan çıkarmak için tertipleyen Haçlı Avrupa… Bizzat Atatürk’ün “Kökü dışarıda, fitne ve hıyanet odakları oldukları” gerekçesiyle kapattığı MASON LOCALARI… Kafası ve karnı gâvurlara bağlı ve faizci kolay sömürü çarkı sevdalısı iş adamları… Ahlâk ve onur yoksunu kiralık ve satılık bütün yazar yorumcu takımı, ERBAKAN HOCA’dan hoşlanmazlardı. Onun; akıl, bilim, vicdan ve İslam kaynaklı programlarına ve iktidar ortaklıklarına hep karşı çıkarlardı!.. Erdoğan ve yandaşları da, Erbakan’a hıyanet karşılığı, Milli Görüş gömleğini ve kimliğini çıkarıp malum ve mel’un odaklarla iş birliğine razı oldukları… Yani dünyalık makam ve çıkar uğruna davalarını sattıkları için iktidara taşınmışlardı.
Şimdi, bunların, başta Rahmetli Erbakan Hocanın, bütün sadık Milli Görüş bağlılarının ve özellikle Milli Çözüm yazarlarının, haklı olarak karşı çıktığımız ekonomik, sosyal, siyasal ve ahlâki-ailevi talan ve tahribatlarına… Ve daha da beteri yüce DİNİMİZİN özünü boşaltmaya çalışmalarına şiddetle karşı çıktığımız halde, Ey SABAHATTİN ÖNKİBAR, sen hangi damarınla, hangi ayarınla, hangi, ahlâkın, hangi aklın ve hangi vicdanınla; ülkemiz ve milletimiz için hayatını ve rahatını harcamış, sorumlulukla ve şuurla yaşamış ve sonunda onurla ve huzurla bu dünyadan ayrılmış bir şahsiyete sataşmaktasın?!..
Fıtratın ve fırsatçılığın gereği, Başbakan oldukları dönemde, ona yönelik riyakârlık ve yalakalıklarından da mı utanmazsın?
Ve ey “Kibar”lıktan uzak Sabahattin!.. Ilımlı İslamcı münafıklar ve Din istismarcıları büyük tehlike saçmaktalar da; onların Cumhur Ortağı ırkçı şaşkınlar çok mu milli ve haysiyetli davranmaktalardı?

Kibarlıklığı bırak insanlık vicdanından uzak bu tiplerin hala Erbakana olan nefret söylemleri Aziz Erbakan Hocamızın bu kalemlerin arkasındaki dış uzantılı mahfillere ne kadar da acı vermiş olduğunun kanıtıdır. Erbakan Hocamızın efsane icraatlarını ağızlarına almak biryana öfke ve kinlerini kusmaktalardı. Yıllarca her tarafı idare eden Ören grubuna hizmetkarlık etmiş hiçbir zaman Milli Görüşü ve efsane liderininin icraatlarını görmezden gelmiş Selahattin ö.k… AKP nin tüm suçlarının sorumlusu onu siyaset sahnesine sunan Erbakanın suçu söylemiyle iftarı atmışlardı.Fakat herkesin aslını ve amacını açıkça bildiren Milli Çözüm dışında Erbakana ve aziz hatırasına sahip çıkan kimse kalmamıştır. Şimdi bu kaypak tipli uşaklara söylenecek Doğu yöresinde meşhur bir sözü: “Hadi ordan zırto …”
Bu adama şunu hatırlatmak lazım: Erbakan Hocamız bir aynadır ve O’na bakan kendisini görür. Hocamızın nikah törenini yani duanın ayır yerde düğün kısmını ayrı yerde yapmasını iki yüzlülük olarak yormak ancak kendisi gibi iki yüzlülerin işidir. ABD’sinden AB’sine tüm Siyonizmin düşman ilan ettiği Erbakan Hocamıza karşı kindarlığı kendisinin de safını belli etmektedir. Ayrıca Hocamızın mirasına sahip çıkıyoruz diyenlerin, Milli Görüşçüyüz diyenlerin Hocamıza yapılan iftiralara karşı duyarsız kalmaları esef verici olmakla birlikte kendileri hakkında ayrı bir merak konusu. Milli Çözümü tebrik ve teşekkür ediyoruz.
Necmettin Erbakan’ın fikrini eleştirmek isteyen, onun “Millî Görüş”, “Adil Düzen”, “Ağır Sanayi”, faiz karşıtlığı, dışa bağımlılık eleştirisi veya İslam ülkelerinin iş birliği düşüncelerini ele alır. Bunların yanlış olduğunu delilleriyle ortaya koyar.
Bir ömür boyunca savunduğu Millî Görüş, yerli sanayi, ekonomik bağımsızlık, İslam ülkelerinin iş birliği ve Adil Düzen Projeleri, BUNLAR NECMETTİN ERBAKAN Hocamın Ülkemize ve İnsanlıga bir armağanıdır.
Önkibar’ın kendisi dahi Erbakan için “aslında millî bir isimdir” diyerek Avrupa, Amerika ve İsrail tarafından hoş karşılanmadığını teslim ediyor. Böylesine uzun ve bedelli bir siyasi mücadeleyi tartışacaksanız, icraatlarını tartışın.Gümüş Motor’u tartışın.Ağır Sanayi Hamlesini tartışın.D-8’i tartışın.Ekonomi politikalarını tartışın ( TÜRKİYEDE DENK BÜTÇE YAPAN TEK LİDER ).Kıbrıs politikasını tartışın.Millî Görüş’ü ve Adil Düzen tezlerini tartışın.TEK YANLIŞ BULABİLİRMİSİNİZ…HAYIR BULAMAZSINIZ…
Necmettin Erbakan’ın siyasi ve fikrî mirasını çürütmek isteyenlerin önünde bir düğün salonundan çok daha büyük bir dosya vardır: Kimlere selam çakmaktasın ÖNKİBAR…
Ey SABAHATTİN ÖNKİBAR, sen hangi damarınla, hangi ayarınla, hangi, ahlâkın, hangi aklın ve hangi vicdanınla; ülkemiz ve milletimiz için hayatını ve rahatını harcamış, sorumlulukla ve şuurla yaşamış ve sonunda onurla ve huzurla bu dünyadan ayrılmış bir şahsiyete sataşmaktasın?!..
EY SABAHATTİN ÖNKİBAR; MİLLİ GÖRÜŞ’Ü BİR “GÖMLEK” GİBİ VE AKSESUAR ŞEKLİNDE KULLANIP ONU DAVA ŞUURU VE İMTİHAN SORUMLULUĞU YANİ ÖZ KİMLİĞİ YAPAMAYANLARIN HATALARIYLA TAHRİBATLARIYLA ; ERBAKAN HOCAYA BETON DÖKEBİLECEĞİNİ ZANNEDEN BİR ZAVALLISIN SEN. BU BETONU SANA MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN DÖKTÜRMEYECEĞİNİ UNUTMAN ZAVALLILIĞININ İSPATIDIR!.. BU BETONU, SENİN AĞABABALARIN SİYONİST ABEYLERİN DÖKEMEDİ ONCA GÜCÜNE KUVVETLERİNE RAĞMEN, SEN HİÇ DÖKEMEZSİN. KULLANDIRMA KENDİNİ KÖTÜLERE… İYİLERLE DOĞRULARLA BERABER OL Kİ ŞU AHİR ÖMRÜNDE BARİ AHİRETE ELİN DOLU GİTSİN…
İnsanlara karşı hepimizin saygı ve sorumluluklarımız bulunuyor…
Rabbimiz Bakara Suresi 30. ayetinde : “(Kullarıma hatırlat!) Hani bir zamanlar, Rabbin meleklere: “Ben gerçekten yeryüzünde (Hakkın ve hayrın temsilcisi ve takipçisi olacak, hükümlerimi uygulayacak, ilim, imkân ve istidadı sürekli gelişip artacak) bir halife (var edip görevli) kılacağım (Ademoğlunu adil bir düzen ve devlet disiplini kurmakla sorumlu ve yetkili yaparak dünyaya yollayacağım)” demişti. … ”
(BAK: http://www.mealikerim.com/2/bakara/30 )
İnsan hem kendisine saygılı olmalı, vicdanıyla barışık yaşamalıdır… Hem de başkalarına saygılı ve yararlı olmalıdır. Devamlı iyiliklere ve başarıya öncü, kötülüklere ve düşmanlıklara engel olmaya bakmalıdır. Çünkü, İyiliklere vesile olan iyilik, kötülüklere vesile olan kötülük kazanacağından, Mü’minler hayra, münafıklar şerre çalışır. Güzel ve yararlı şeylere sebep olacak hareketler, helal, çirkef ve zararlı şeyler netice verecek işler de haram sayılır.
Şimdi bu gerçeklerden hareketle; 1926 yılında dünyaya gözlerini açmış ve hayatının büyük bir bölümünü ülkesinin insanlığına, yetmez İslam Ülkelerindeki Müslümanların refahına huzuruna , yetmez dünyadaki tüm yaşayan mazlumların mağdurların insanca bir yaşam sürmesi için gerekli çabayı gayreti göstermiş döneminin Asrının Tercümanı olmuş iyinin doğrunun güzelin faydalının ve adil olanın hakim olması uğrunda hazırlıklar projeler hazırlamış uygulamaya çalışmış ve kötünün zararlının çirkinin yanlışın ve zulmün temsilcilerinin etkisiz çaresiz bırakılması yolunda ömrünü adamış KUTLU LİDER AZİZ ERBAKAN HOCAMIZA, makaledeki KİBARLIKTAN UZAK SABAHATTİN’İN iftiralarını duyup da kulak ardı eden başta Saadet Partisi yönetimleri ve üyeleri olmak üzere, sağcısıyla solcusuyla bütün ülke halkı Erbakan Hoca hakkında olumsuz söz söylemeyen kimseleri de dahil edersek; “Ey SABAHATTİN ÖNKİBAR, sen hangi damarınla, hangi ayarınla, hangi, ahlâkın, hangi aklın ve hangi vicdanınla; ülkemiz ve milletimiz için hayatını ve rahatını harcamış, sorumlulukla ve şuurla yaşamış ve sonunda onurla ve huzurla bu dünyadan ayrılmış bir şahsiyete sataşmaktasın” diye ağzının payını vermeye yanaşmazlardı?!!! ERBAKAN’I Sevmek, saygı duymak, hürmet etmek, kabullenmek, sahip çıkmak, destek olmak, bu tür iftira ve hakaretlere sessiz kalmakla olmuyor… Demek ki ERBAKAN’I gerçek manada seven sahip çıkan projelerini öğütlerini öğretilerini kendisine rehber edinen günümüzde sadece MİLLİ ÇÖZÜM olduğu gerçeği de tescillenmiş olmakta bu makale ve şimdiye kadarki iftiralara hakaretlere yazılan yanıtlarla gösterilen örneklikle…
Tebrikler Milli Çözüm, iyi ki varsın!..
AZİZ ERBAKAN HOCAMIZ HER İKTİDAR OLDUĞUNDA HALKIMIZIN YÜZÜ GÜLMÜŞ, ÜLKEMİZİN KALKINMASI İÇİN FABRİKA KURAN FABRİKALAR KURARAK AĞIR SANAYYİ HAMLELERİ ÜLKEMİZİN KALKINMASINI SAĞLAYACAK ADIMLAR ATMIŞ, 96-97 REFAH YOL İKTİDARINDA İŞÇİ MEMUR EMEKLİNİN MAAŞLARINA YAPTIĞI ZAMLA TÜM HALKIN YÜZÜ GÜLMÜŞ, D8 LERLE İSLAM BİRLİĞİNİN TEMELLERİNİ ATMIŞ, HAVUS SİSTEMİ İLE FAİZCİLERİN HORTUMLARINI KESMİŞ. NE YAPMIŞSA HALKA YARMAIŞ, HER YAPTIĞINDA HALKIN YÜZÜ GÜLMÜŞ. Kİ BUNLAR DAHA ADİL DÜZENİN KOKUSU OLDUĞU HALDE BÖYLE OLDU. BİRDE ADİL DÜZEN KURULMUŞ OLSA NELER OLACAKTI NELER… SEN BÜTÜN BUNLARI GÖRÜP GÖRMEZDEN GELEREK HALA ERBAKAN HOCAYA NASIL İFTİRA ATARIM NASIL HALKIN GÖZÜNDEN DÜŞÜRÜRM DERDİNDESİN ÖYLEMİ..EY SABAHHATTİN .MİLLİ ÇÖZÜM VAR MİLLİ ÇÖZÜM. HADSİZ!.. AĞZININ PAYINI VERİR MİLLİ ÇÖZÜM İŞTE BÖYLE.
EVET SON 20 YILDIR ATEİSTLİK DESİTLİK VB ARTTI. İNSANLARI ÖZELLİKLE GENÇLERİ DİNDEN SOĞUTTULAR. YAPTIĞIN BAZI SAPTAMALAR DOĞRU AMA BUNUNLA BİRLİKTE HEM İSLAM’A OLAN DÜŞMANLIĞINI KUSMUŞSUN HEMDE İNSAN ERBAKAN HOCAYA İFTİRA EDERKEN ALLAH’TAN KORKAR BE..BİLMİYORSAN İŞİ EHLİNE SOR…
Bu önkibar gibi eğitimli kiralık kalemler gerçekten çok tehlikeli adamlar. Yazısında önce AKP’nin hatalı politikalarını eleştiriyor maskesiyle dinimize saldırmakta dinimizin yıldızları sahabelere dil uzatarak kafaları karıştırmaktaydı. Ek olarak sanki bunca olan bitenden cumhurbaşkanının hiç sorumluluğu yokmuş gibi onu soyutlamakta, kafası karışık uyanmaya yakın AKP destekçilerini yine uyuşturmaktaydı. Tam siyonizmin hoşuna gidecek cümleler kurmakta e tabiki Siyonizmin baş düşmanı Erbakan Hocamıza da dil uzatmaktaydı.
Bunlar bu tiplerin son çırpınışlarıydı. İnşallah güneş doğduğunda hepsi kaçacak delik arayacaktı.
Aziz Erbakan Hocamızın mübarek şahsına, davasına ve manevi mirasına Milli Çözüm sahip çıkmaktaydı!
Din istismarcısı işbirlikçilerin ve yandaşlarının tahribatlarını bahane edip, Erbakan düşmanlığı yapmak; marazlı münafıklığın ve gizli İslam düşmanlığının bir yansımasıydı!
Kibarlığı, yakaladığından ve riyakârlığındanmış!
Aziz Erbakan Hocamızın Başbakanlığı döneminde önünde yalakalık ve riyakarlık yapıp, ardından Din istismarcısı işbirlikçilerin ve yandaşlarının tahribatları üzerinden Erbakan’a sataşmak; hem marazlı bir münafıklık, hem de gizli İslam düşmanlığının bir yansımasıydı.
İşbirlikçiler ve yandaşlarının, Erbakan Hocamıza hıyanet karşılığı, Milli Görüş gömleğini ve kimliğini çıkarıp malum ve mel’un odaklara iş birliğine razı olmalarına rağmen…
İşbirlikçiler ve yandaşlarının dünyalık makam ve çıkar uğruna davalarını sattıkları için iktidara taşınmalarına rağmen…
Rahmetli Erbakan Hocamızın…
Bütün sadık Milli Görüş bağlılarının…
Ve özellikle Milli Çözüm yazarlarının…
İşbirlikçilerin ve yandaşlarının ekonomik, sosyal, siyasal ve ahlâki-ailevi talan tahribatlarına haklı olarak karşı çıkmasına rağmen…
İşbirlikçilerin ve yandaşlarının yüce DİNİMİZİN özünü boşaltmaya çalışmalarına şiddetle karşı çıkmasına rağmen…
Ey SABAHATTİN ÖNKİBAR!
Sen hangi damarınla, hangi ayarınla, hangi, ahlâkın, hangi aklın ve hangi vicdanınla; ülkemiz ve milletimiz için hayatını ve rahatını harcamış, sorumlulukla ve şuurla yaşamış ve sonunda onurla ve huzurla bu dünyadan ayrılmış bir şahsiyete sataşmaktasın?!..
Fıtratın ve fırsatçılığın gereği, Başbakan oldukları dönemde, ona yönelik riyakârlık ve yalakalıklarından da mı utanmazsın?
Ilımlı İslamcı münafıklar ve Din istismarcıları büyük tehlike saçmaktalar da; onların Cumhur Ortağı ırkçı şaşkınlar çok mu milli ve haysiyetli davranmaktalardı?
“Kin ve öfkenizle geberin!”
Emperyalist Amerika…
Siyonist kuduz İsrail…
Haçlı Avrupa…
Bizzat Atatürk’ün “Kökü dışarıda, fitne ve hıyanet odakları oldukları” gerekçesiyle kapattığı MASON LOCALARI…
Kafası ve karnı gâvurlara bağlı ve faizci kolay sömürü çarkı sevdalısı iş adamları…
Ahlâk ve onur yoksunu kiralık ve satılık bütün yazar yorumcu takımı…
Hepsi birden ERBAKAN HOCA’dan hoşlanmazlardı.
Erbakan Hoca’nın; akıl, bilim, vicdan ve İslam kaynaklı programlarına ve iktidar ortaklarına hep karşı çıkarlardı!..
Şimdilerde ise; Din istismarcısı işbirlikçilerin ve yandaşlarının tahribatlarını bahane edip, marazlı münafıklığını ve gizli İslam düşmanlığını Erbakan öfkesiyle ortaya koyanlar vardı!
“… kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırıverirler. De ki: “Kin ve öfkenizle geberin!” Şüphesiz Allah, gönüllerin özünde saklı duranı Bilendir.” (Âl-i İmran 119) https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/119
MİLLİ ÇÖZÜMDE OLMAZSA!..
Önkibar gibi zevata, gerekli cevabı veren ve hadlerini bildiren bir Milli Çözüm var. İşte bu nedenle; Erbakan Hocamızın gerçek sadıkları ve takipçisi, Adil Düzen kurma yolundaki dava bağlısı ve dertlisi bir Milli Çözüm kaldı. Ya Milli Çözümde olmasaydı!..
Bitmeyen öfkeleri, değişmeyen tavırlarının hatırlattığı ayetler; aslında her karakterin,her asırda aynı kaldığını gösteriyor.
Çünkü o (azıtmış kişiler ve onun gibiler) kesinlikle, düşündü taşındı ve (Kur’an’a ve vicdanına ters) bir ölçü ve düzen (tayin ve) takdir edip (uydurdu)
Katlolup kahrolası, nasıl da (bozuk ve bâtıl) bir ölçü (ve ayar) koydu!
Sonra o boynu kopası (Allah’ın hükmü kendisine hatırlatılmasına rağmen hâlâ) nasıl (böyle İslamiyet’e ve insaniyete aykırı) bir ölçü-düzen koyup (savundu)!?
(Muddesir 18, 19, 20)
Önkibar ve benzeri kiralık kalemlerin bile bile çarpıttığı hakikat şudur:
İki Ayrı Görüşü Bir Tutma Riyakârlığı:
İslam’ı siyasete alet edip içinin boşaltılmasına, küresel güçlerle iş birliği yapılmasına ve ahlaki erozyona sebep olan AKP iktidarının günahlarını; ömrünü Siyonizm’e, Haçlı emperyalizmine ve sömürü çarklarına karşı mücadeleye adamış Erbakan Hocamıza yamamaya çalışmak büyük bir vicdansızlıktır, ihanettir. Erbakan Hocamız,hayatı boyunca “Ilımlı İslam” projesine karşı durmuş; dinin özünü, şahsiyetini ve izzetini savunmuştur.
Düğün İftirası ve Haset Damarı:
Erbakan Hocamızın nikâh ve duasını İskenderpaşa Cami-i Şerifi’nde edip, ardından tebrik ve ikram kısmını bir otel salonunda yapmasını “iki yüzlülük” gibi sunmak, ancak marazlı münafıkların bir ürünü olabilir. Bir Müslümanın dini merasimini camide yapıp, sosyal ağırlamasını uygun bir mekânda icra etmesi kadar doğal ne vardır? Buradan bir “sosyete-dergâh ayrımı” kurgulamak,İblisleri memnun etmekten başka bir şey değildir.
Milli Görüş Gömleğini Çıkaranlarla Hocamızı Bir Tutamazsınız:
Bugün yaşanan ahlaki ve ekonomik çöküşün sebebi Erbakan Hocamızın çizgisi değil; aksine o kutlu çizgiden sapılması, “Milli Görüş gömleğinin çıkarılması”dır. Siyonist odakların, ABD’nin ve Batı’nın Erbakan Hocamıza neden hayatı boyunca düşmanlık ettiğini, buna karşılık kimlerin iktidara taşındığına tarih şahitlik etmektedir…