ŞERLİLERİN MUHABBETİ
BAZI ŞEYHLERİN KERAMETİ!
Hainlere dua etmek
Bu gaflet mi, keramet mi?
Hak diyeni, dava etmek
Bu gaflet mi, keramet mi?
İcraatı, kumar faiz
Zina fuhuş, sanki caiz
Ey mürşid geçinen vaiz
Bu gaflet mi, keramet mi?
Senin desteğin ve azmin
Libya’da katletti yüz bin
Mü’mini bu Haçlı müzmin
Bu gaflet mi, keramet mi?
Ziyaretleri Kâbe’dir
Hedefleriyse AB’dir
Sizin isyanız Rabbe’dir
Bu gaflet mi, keramet mi?
“Tekkeye zarar”, diyerek
Necm-üd-Din’e, oldun köstek
AKP’yeyse, tam destek
Bu gaflet mi, keramet mi?
Hani ölçü, Kur’an idi
Rehber Resul, her an idi
Şimdi AB, ferman idi
Bu gaflet mi, keramet mi?
Ya hu bakma, öyle bön bön
Bana kızma, Kur’an’a dön
Batıla gider, başka yön
Bu gaflet mi, keramet mi?
Riya istismar, kat be kat
Nerde Şeriat, Tarikat
Siz Hak Davaya barikat
Bu gaflet mi, keramet mi?
Saf kulların, ARAF’ıydın
Sanırlar kalp sarrafıydın
Sen güçlünün tarafıydın
Bu gaflet mi, keramet mi?
Ahirette düşer maske
Fayda vermez; eyvah, keşke!..
Çok güvendin, başkan köşke
Bu gaflet mi, keramet mi?
Peygamberin sesin dinle:
“Haşrolursun sevdiğinle…”
Haçlı Siyonist Ladin’le
Bu gaflet mi, keramet mi?
Ali Çağıl, dokuz köyden
Kovulursun, doğru sözden
Neler çektin, sen bu yüzden
Bu gaflet mi, keramet mi?

Dersimiz Müddessir Suresi
Hayır (bu tiyniyetteki kimseler rahmetime layık değildir) ; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı “kesin bir inatçı ve itirazcı” kesilmiştir.
(Artık) Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim. (Hidayet ve inayetime ulaşmayı zorlaştırıvereceğim) .
Çünkü o kesinlikle, düşündü taşındı ve (Kur’an’a ve vicdanına ters) bir ölçü ve düzen (tayin ve takdir edip uydurdu) .
Katlolup kahrolası, nasıl da (bozuk ve batıl) bir ölçü (ve ayar) koydu?
Sonra o boynu kopası (Allah’ın hükmü kendisine hatırlatılmasına rağmen halâ) nasıl (böyle İslamiyet’e ve insaniyete aykırı) bir ölçü-düzen koyup (savundu) .
Sonra (kendisini Hakka ve hayra çağıran Nebime ve davetçiye şöyle yukarıdan kibirle) bir baktı.
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitip (kalktı) .
Sonra da sırt çevirip (uzaklaştı) ve büyüklük taslayıp (müstekbir tavrı takındı) .
Böylece: “Bu sadece, (eskiden beri birbirine) ‘aktarılarak öğrenilen’ bir büyüdür” diyerek (Peygamberin davetini hafife aldı) .
Biz o ateşin bakıcı memurlarını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkâr edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kâfirler de şöyle desin: “Allah, bu (gereksiz) örnekle neyi anlatmak istiyor ki?” İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin (çok farklı hizmetlerle görevli milyarlarca manevi-melek-enerji) ordularını Kendisinden başka (hiç kimsenin) bilip (kavraması imkânsızdır) . Bu (anlattıklarımız) ise, beşer (insan) için sadece bir zikir (öğüt ve hatırlatmadır) .
Gerçekten o (kıyamet, mahşer ve cehennem) , büyük (musibet) lerden biri (konumundadır, ama insanlar ciddiye almamaktadır) .
“Sizi şu yakıcı ateşe (sair cehennemine) ve azaba sürükleyen sebep nedir?”
Onlar ise) “Biz (doğru dürüst) namaz kılanlardan (ve okuduğumuz Fatiha’da Rabbimize verdiğimiz sözlerde duranlardan) değildik” (Örneğin; beş vakit namazda okuduğumuz Fatiha’da günde 40 sefer “Ya Rabbi, gadabına uğramış Siyonist Yahudi merkezlerin ve dalalete kaymış Haçlı Avrupa Birliğinin ve bunların işbirlikçi takipçilerinin peşine gitmeyeceğiz” dediğimiz halde, namazın dışında tam tersine hareket eder, batılılara imrenir, batıl zihniyetleri desteklerdik) .
“Yoksulları da (ihtiyaç giderecek ve hayatlarını onurlu ve huzurlu geçirecek şekilde) yedirmez (ve giydirmez) dik. (Adil ve asil bir düzen için gayret göstermezdik.) “
“Batıl şeylere (ve boş heveslere) dalanlarla birlikte hareket ederdik (ve boş işlere kapılıp giderdik) .”
“Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıp (önemsemezdik, yaptıklarımızın yanımıza kâr kalacağını zannederdik) .”
“Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı (ecel bizi gafil yakaladı) .”Artık, (sahte) şefaat edicilerin (batıl düzenin ve zalim merkezlerin destekçisi şeyhlerin ve hoca efendilerin) şefaati onlara hiç bir yarar sağlamayacaktır.
Dervişlik olaydı taç ile hırka… Biz dahi alırdık otuza kırka
Sofuluk satıyorsun, elinde boy boy tesbih
Çevrende dalkavuklar; tapınır gibi, la-teşbih!
Sarık cübbe ve şalvar; hepsi istismar, riya
Şekil yönünden sanki; Ömer’in devri, güya!
Herkes namaz oruçta; hepsi sözünü dinler
Zikir Kur’an sesinden, yerler ve gökler inler!
Ha bu din, iman, takva; inan ki hepsi yalan
Sen onları kendine taptırırsın vesselam!
Derdin davan sadece, hep nefsi saltanatın
Şimdilik putu sensin, tapılan menfaatın!
Hey kukla kafalı adam, dinle sözümü tut
Bunların dilinde hak; ama kalbi dolu put!
Mehmet Akif ERSOY
[i][b]Her devirde manzara-i umumi aynı demek ki?
Şimdi böyle ahir zamanda bunca sahtekâr gafil ve zalime karşı Hakkı haykırmak, en büyük keramet değil de nedir?![/b][/i]
CAYMAZ
Batıllarla huzur eden,
Hak Dava’ya hücum eden,
İmanını pazar eden,
Bel’am olup çıkar imiş!
Böyle kimse başa bela,
Hak’tan bil sen der-ü bela,
Söz vermiştin Kalu Bela,
Mümin kişi caymaz imiş!
Küçümseme
Bazan kendi ataşında yanarsın
Ey çaycı çayı bardağa değil..
Dök yüreğime ki, serinlesin
Her halim ayandır, ayarım ziyan
Tutki elimden ey dost, “ben” beni yakmasın..
Dereler denizler geçilirmişte
Küçümseme damlayı
Damlalar sel olurmuş..!
Bazan damla boğarmış beni ve bendeki “beni”
Aman ha.. yinede dosta dayanasın !
Asrın Lideri olmak böyle bişey olsa gerek!….
Elhamdülillah. Herşey aslında bu kadar net ve açık. Şu dörtlükleri okuyunca 15 yılı analiz etmiş desek yeridir. 15 yılı bir şiirle özetleyip vicdanlara hitap edip akletmemek tefekkür etmemek yanlışlardan dönmemek haktan yana olmamak hakkın elçisinin kim olduğunu farketmemek, hakkın elçisine bende olmamak, mümkün değil. Tüm elçilerin yöntemi SÖYLEMLERİ AÇIK STRATEJİLERİ GİZLİ olmuştur. Rabbimiz elçilere hain olandan ihanet edenlerden eylemesin bizleri…