YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e9a6536d5d8
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 6
Bugün : 9126
Dün : 58766
Bu ay : 1283555
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53428613
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Saadet Partisi sonunda, 24 Haziran 2018 seçimleri için Cumhurbaşkanı adayını açıkladı. Rabbim hayırlara vesile kılsın ve en başarılı sonuçlara ulaştırsın. Amin. Keşke vicdanlarımızı sızlatan yanlış arayışlar; davamıza, Hocamıza ve camiamıza hıyanet etmiş insanların peşinden koşmalar hiç yaşanmamış olsaydı… Ama artık bunlar geride kaldı. Şimdi tüm Milli Görüşçülerin ve bütün vicdan ve vatan ehlinin görevi önümüzdeki şu bir ayı en verimli şekilde değerlendirmeye bakmak; Hak davamızı ve farkımızı anlatmak ve adayımızın bir oy fazla alması için çalışmaktır. Çok Şükür ki, Abdullah Gül’den sonra, aynı ayardaki bir başka dava kaçkını Abdullatif Şener’in SP’nin Cumhurbaşkanı adayı yapılması hesapları da yarım kalmıştı. Ve artık isimler üzerinde değil, Milli Görüş’ün kurumsal kimliği ve Erbakan Hocamızın siyasi dava emanetine sahiplik istikametinde yoğunlaşmak lazımdı.

Milli Görüş’ün sadıkları, zaten manen ve vicdanen, peşinen kazanmıştır. Bunun yanında, kalplerin Allah’ın elinde olduğu unutulmadan, her aileye ve her gönüle uğrayıp, insanlarımızın vicdan kapılarını çalma zamanıdır.

Artık konuşmacılarımızın; Milli Görüş iktidarlarının ve Aziz Erbakan Hocamızın bu ülkeye kazandırdıklarını, Adil Düzen programlarını, İslam Birliği için gerekli kurumları, Batıl düşünceli iktidarların yanlış ve yıkıcı politikalarını halkımıza hatırlatıp, kurtuluş kapısını göstermeleri, bizlerin de bu gerçekleri herkese ve her kesime ulaştırma gayreti tarihi ve talihli bir fırsattır.

“Haydin Felaha!” başlığı atmamız bundandır. Çünkü Milli Görüş camiası olarak Hak’kın hatırı ve halkın rahatı için yola çıkılmıştır ve herkesten önce kendi Milli ve Manevi sorumluluklarımızdan kurtulmamız ve uhrevi felaha ulaşmamız lüzumu ve şuuruyla davranmalıdır. Cahili kriterlere ve nefsani ölçülere takılıp kalmamalı, “Zaten kazanamayız, rakiplerle başa çıkamayız!” saplantılarından da kurtulmalıdır.

Kur’an’ın Hz. Peygamber (SAV) Efendimize emir buyurdukları gibi, bu hayırlı tebliğ ve teklife öncelikle yakın çevremizden, dost ve arkadaş kesiminden başlanmalıdır. Özellikle ulaşmak istediğimiz akraba ve tanıdıkların listesini çıkarmalı, hem hâl hatır sorup gönüllerini almak, hem de niye Saadet Partisi’ne oy vermeleri gerektiğini kısa ve samimi cümlelerle anlatmak lazımdır ve umarım çok etkili olacaktır. Biliyorsunuz, tebliğde teklif ve tavsiye vardır, ama tartışma yasaktır ve zararlıdır. Amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek ve bu girişimlerimizin bereketli sonuçlarını devşirmek olmalıdır.

Artık laf değil icraat zamanıdır. Gayrı tebligat ve fikri cihat zamanıdır. Haydi, Kur’an yoluna, vatan aşkına ve Erbakan’ın aziz davası ve hatırası hatırına sorumluluklarımızı kuşanmak zamanıdır.

• Çünkü biz HAK’tan tarafız… Akla, vicdana ve Kur’an’a uygun doğruların, İslam’a ve insanlığa yaraşır duyguların savunucularıyız.

Biz hukuktan tarafız… Her türlü kişi, parti ve rejim diktatörlüğüne karşıyız. Adil ve asil bir nizamın yolcularıyız…

Biz hayırdan tarafız… Küfürden, kötülükten, şerden ve zararlı olan her şeyden uzak duranlarız…

Biz huzurdan tarafız… Kamplaşmadan, kutuplaşmadan, kaos ve kargaşadan ve kardeş kavgasından şiddetle kaçınanlarız…

Biz halktan, hürriyet ve hoşgörü ortamından tarafız… Birbirinden farklı ve aykırı da olsa ülkemizdeki her din ve görüşten, ayrı kültür kökenden herkesin ve her kesimin temel insan haklarına ve hayat tarzına saygılıyız ve sahip çıkarız. İnsan olan herkesin can, mal ve namus emniyetini, din ve düşünce hürriyetini sağlayıp koruyacak bir düzeni ve dönemi arzulayanlarız…

• Biz refahtan, Milli ve yerli kalkınmadan tarafız… Hazır yiyici, borçla geçinici, faizci ve rantiyeci, sömürge zihniyetli, geleceğimizi ve güvenliğimizi yabancılara ipotek edici iktidarlardan farklıyız… Milli Görüş iktidarlarını ve Erbakan icraatlarını bu iddialarımıza şahit tutarız…

Haydi canlar… Gayret bizden, muvaffakiyet Rabbimizden olacaktır. Görevimiz besmele çekip başlamaktır, başarı Cenab-ı Hak’tandır. Bu Başkanlık seçimlerinin milletimize, devletimize ve tüm İslam ve insanlık alemine hayırlı olması ve kutlu sonuçlar doğurması duasıyla…

Bizim; “Sn. Abdullah Gül’ün Siyonist merkezlerin bir tertibi ve teşviki sonucu aday yapıldığı” yolundaki iddialarımıza karşı çıkan ve bize haksız hücumlara kalkışan dostlara bir kez daha hatırlatalım:

İYİ Partili Ümit Özdağ, kendisini arayıp, Abdullah Gül’ün neden aday olması gerektiğini söyleyen bir kişiyle ilgili, “Kendisini Türk iş dünyasının temsilcisi olarak tanıtan kişiler tarafından arandım ve Gül’ün neden aday olması gerektiğiyle ilgili telkinler aldım. Kendisine de söyledim, herhalde kendisi (Türkiye’nin değil de, sanki) Mars’taki iş dünyasının temsilcisi (gibi davranmıştı)” itirafında bulunmuşlardı.

Halk TV’de yayına katılan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ Abdullah Gül’ün adaylık süreciyle ilgili çok önemli açıklamalarda bulunmuşlardı. Ümit Özdağ Abdullah Gül ile ilgili, “Gül bir proje olarak gündeme taşındı. Bu proje kapsamında Gül’ün paraşütle Erdoğan’a rakip olması için çok boyutlu baskı yapıldı. Hiç tahmin etmediğimiz şahıslardan ve odaklardan telkinlere muhatap olduk, İYİ Parti olarak. Fakat sayın Akşener çok sert ve kararlı bir şekilde “bu mümkün değil” diyerek, bu dayatmalara aldırmadı. Böylelikle Gül projesi doğmadan ölmek zorunda kaldı. Ne diyor saray ‘Gül bir FETÖ projesi’dir. Peki bu projeyi durduran ve ortadan kaldıran kim oldu, Meral Akşener… Peki iktidar halâ ne diyor; İYİ Parti bir FETÖ projesidir… Ama, bu tavır dökülen ve çözülen bir iktidar yapısını yansıtmaktadır” açıklamasını yapmıştı. O programda “Sizi arayan ve Gül’ün aday olmasını isteyen kişiler kimdi?” sorusuna ise Özdağ, “Birçok değişik ve şaşırtıcı güç odağından telkinler aldık; basından, kendisini iş dünyasının temsilcisi olarak tanıtanlardan… Hatta Türk iş dünyasının temsilcisi olarak kendini tanıtan birinden Gül’ün neden aday olması gerektiğiyle ilgili telkinler aldık. Bu kişi herhalde (Türkiye’nin değil de, sanki) Mars’taki iş dünyasının temsilcisi (gibi davranmıştı)” diyerek, iş dünyasından kendisini arayan kişinin kimliğini açıklamamış, ancak dolaylı olarak dış güçlerin ve Siyonist merkezlerin namı hesabına davrandığını vurgulamıştı.

“Abdullah Gül, hiç risk almadan, elini taşın altına koymadan ‘kurtarıcı’ olarak 24 Haziran’da muhalefetin tek Cumhurbaşkanı adayı olmayı bekledi… Ama işler istediği gibi gitmedi… Sonunda Abdullah Gül’ün “armut piş, ağzıma düş” stratejisi çöktü ve çöpe gitti…” diyen Hürriyet yazarı konuyu böyle aktarmıştı. Yazısına “Abdullah Gül siyasi mevta oldu!” başlığı koyan Ahmet Hakan, “Abdullah Gül hikâyesinin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Kısacası, yaşanmadan biten bir maceraydı… Üstelik azıcık da saygısızca!” ifadelerini kullanarak şunları vurgulamıştı:

Yaşanmadan bitip sonlandı, üstelik azıcık saygısızca!..

“Eğer bir siyasetçi aynı anda:

– Hem CHP’lilerin hışmına uğramayı…

– Hem Akşenerciler tarafından topa tutulmayı…

– Hem Erdoğan’la arayı açmayı…

– Hem AKP kurmaylarından bir araba laf işitip katlanmayı…

– Hem FETÖ’cülerin kumpaslarına maruz kalmayı…

Hem de kendisinden umut besleyenlerin hayallerini kırmayı başarmışsa, bu zat siyasetten hiç ama hiç çakmadığını kanıtlamış olmaktaydı. Aynı siyasetçi eğer bütün bunlara; kafayı bile çıkarmaya cesaret edememişken maruz kalmışsa… İşte o siyasetçinin “Siyasi mevta” olması kaçınılmazdı. Yani demem o ki; Abdullah Gül hikâyesinin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Kısacası, yaşanmadan bitip sonlanmıştı… Üstelik azıcık da saygısızca!” diyen bu yazar, oysa daha birkaç gün öncesinde “Abdullah Gül’ü, yeni bir umut kapısı ve muhalefetin ortak adayı” olabileceği yorumlarını yapmaktaydı. Yani kendileri de “Medya mevtası” olup çıkmışlardı.

Bu sırada; İstanbul İl Gençlik Kolları Kongresi öncesi salon dışında toplanan halka hitap eden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep T. Erdoğan, “Tam bir kırılma noktasındayız. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle artık bir dönüm noktasına gelmiş bulunmaktadır. Türkiye’nin ileriye atılım noktası olacaktır.” çıkışlarını yapmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasından satır başları şunlardı:

– Siyaset özünde millete hizmet yarışıdır. Siyasetçinin var oluş gayesi de ülkeye millete ve elbette oyunu aldığı seçmene en güzel, en kaliteli şekilde hizmet yapmaktır. Siyaset ilkelerle prensiplerle belli değerlerle yapılan, yapılması gereken bir uğraştır. Ahlakı, ilkesi olmayan siyasetin ne ülkeye ne de millete faydası olacaktır. Rüzgâr gülü gibi esintiye göre yön değiştiren, eğilip, bükülen bir siyasi anlayış popülizmin bataklığında debelenmeye mahkûmdur.

– Türk siyasi hayatı, gerçekten ibret verici hadiselerle doludur. Siyasi tarihimizde, bir tarafta ülkesine hizmet için gecesini gündüzüne katan asil devlet adamları, diğer tarafta da üç kuruşluk menfaati için 40 takla atan şahsiyet fukaraları vardır. 90 yıllık siyasi geçmişimizde milletin emanetini canı pahasına koruyan kahramanlar olduğu gibi darbecilere selam duran, tankları görünce sıvışıp kaçan korkaklar da vardır!? Türk siyasetinde ülkenin bekası için kurşun yağmuru altında kenetlenenler olduğu gibi ülke düşmanlarına yancılık yapmayı siyaset zanneden muhterislere de rastlanır.

– Bu ülkenin siyasi geçmişi bir bakıma erdemli siyaset yapanlar ile ahlaksız, ilkesiz mücadele yapan siyasilerin mücadelesine şahit olmuştur, Farklı partiler ve politik karakterler üzerinde bu iki anlayış birbiriyle mücadele içinde olmuştur… Merhum Özal’ın kavgası da bu ahlaksızlarla olmuştur, Rahmetli Erbakan, Rahmetli Özal, Merhum Türkeş ve Yazıcıoğlu gibi siyasilerinin mücadelesi de hep bunlarla olmuştur.

– Kısa süreli iktidar uğruna, CHP’nin açtığı kirli milletvekili tezgâhı, o zaman da vardı. Geleneği kirli olanın, geleceği de pirüpak olmaz. Ey 15 milletvekili siz Çanakkale’deki 15’ler değilsiniz, siz iradenizi satanlardansınız. Onları da lekelediniz, siz oy verenin iradesine saygısızlık yaptınız… Artık tam bir kırılma noktasındayız. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle artık bir dönüm noktasına gelip dayanmıştır. Türkiye’nin ileriye atılım noktası olacaktır.”

Sn. Erdoğan’ın bu tespit ve tahlillerin, bu temenni ve tenkitlerin gerçek sahibi olmasını ne kadar arzulardık… Ama henüz Hak’ka bağlanmak, hayra hizmetkâr olmak ve halkın umutlarına tercümanlık yapmak için önünde bir fırsat daha vardı… Asla unutmamalı ki, hiç kimse kaderi aşamazdı, İlahi hükümlerle başa çıkamazdı…

Bülent Arınç Vak’ası ve Fırdönekliğin Daniskası!

Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ile eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın birbirlerine “Biz niye böyle uzaklaştık?” dediğini aktarmış ve bu ikilinin birlikte çalışma üzerine anlaştığını yazmıştı.

Bülent Arınç’ın: “Abdullah Gül, Erdoğan’ı tasfiye planının liderliğine soyundu” itiraf ve iddiaları!

“Cumhurbaşkanı adayı olduğunda eşi başörtülü diye verilen muhtıra sürecinden, düzenlenen, Cumhuriyet mitinglerine ve 367 kararına rağmen; Erdoğan onun arkasında kapı gibi durmuşlardı ve Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlamışlardı. Ancak O Erdoğan’ı tasfiye planının liderliği rolüne soyunmaya kalkıştı, ama onu da başaramadı. Abdullah Gül kendisini kışkırtan yakın çevresine, hırsına ve heveslerine, AB ve ABD fonlarıyla desteklenen STK’ların projelerine alet olmak yerine, keşke şu kubbede hoş bir seda olarak kalabilseydi ne iyi olacaktı!..” diyen Bülent Arınç, hep kazananın ve üste çıkanın yanında kaldığı, kaybeden dostlarını kolayca ve fütursuzca harcadığı karakterine uygun olarak, fesatçı ve fırsatçı tavrını tekrar ortaya koymuşlar ve kim bilir Sn. Erdoğan’dan gelebilecek ne beklentilere koyulmuşlardı!

“Abdullah Gül hazin bir final yaparken, Bülent Arınç vefalı bir adam olduğunu ispatladı ve böylece özgül ağırlığını korumayı başardı.” diyen Selvi, Erdoğan-Arınç görüşmesine ilişkin şu ayrıntıyı paylaşmıştı: “O buluşmada zaman zaman duygusal anlar yaşanmıştı. Her iki isim de, “Biz niye böyle uzaklaştık?” Artık daha yakın duralım. Yanlışları düzeltip birlikte çalışalım.” temennisinde bulunmuşlardı. Erdoğan seçim kampanyasında bazı mitinglere birlikte gideceklerini söyleyince, Arınç bundan memnuniyet duyacağını vurgulamıştı.”

İşte bu durum; Hak dava aşkından, Milli ve manevi duyarlılıklardan kopanların, dünyalık makam ve çıkar hesapları uğruna, nasıl ilk fırsatta birbirlerine çelme taktıklarını ve başaramayınca nasıl güçlü olana yaranmaya çalışıp yalakalık yaptıklarını gösteren bir tavırdı. Ve maalesef bu yazar-yorumcu takımına göre “vefa”: Hakk ve hayır hatırına ve halkın yararı uğruna başlatılan dostluklara bağlılık ve kadirşinaslık ahlakı değil; nefsi ve geçici çıkarlara, siyasi ve gündelik durumlara göre takınılan bir riyakârlık manevrasıydı!..

Milli Görüş’e sızan hainler deşifre olacak mıydı?

28 Şubat postmodern darbe sürecinin sivil ayağına operasyon yapılacağı iddiaları her gün yeni bir boyut kazanmaktaydı. Yeni Şafak Yazarı olan 28 Şubat döneminde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı yapan Bülent Orakoğlu, Saadet Partisi’nden bazı önemli isimlerin de gözaltına alınacağı imasında bulunmuşlardı. Ardından Hürriyet yazarı Ahmet Hakan da, “Orakoğlu’nun yazısını okuyunca; günlerdir kulağımıza fısıldanan, hiç akla gelmeyen isimler bu operasyonda gözaltına alınacak, gündem sarsılacak!” iddiasını köşesine taşımış ve isim zikretmeden Saadet Partisi’ne operasyon yapılacağını hatırlatmıştı.

Eski istihbaratçı Bülent Orakoğlu Yeni Şafak’taki 30 Nisan 2018 tarihli yazısına “Saadet Partisi’nin tarlası da sürülmüş” başlığını atmış ve şu iddiaları sıralamıştı: “28 Şubat’ın sivil ayaklarına yapılacak gözaltılarda DHKP/C ilişkileri ortaya dökülürken sanırım Saadet Partisi’ne yapılan sızmalar da deşifre edilebilecektir. Bu nedenle operasyonların seçim öncesinde yapılması bir hayli önemlidir!”

Bülent Orakoğlu’nun yazısını okurken gözlerinin fal taşı gibi açıldığını belirten Ahmet Hakan, “Bu fısıltıyı birkaç gün önce bambaşka bir kaynaktan işitmiştim… Fısıltı aşağı yukarı şöyleydi: Seçim öncesi büyük ve kapsamlı bir, 28 Şubat’ın sivil ayak operasyonu yapılacaktı. Bu öyle bir operasyon olacaktı ki… Hiç akla gelmeyen isimler bu operasyonda gözaltına alınacaktı… Gündem sarsılacak, herkes şaşıracaktı…”

Bu iddiayı kulağına fısıldayanların, gözaltına alınacakların isimlerini de verip ‘çok kesin, olacak bu iş’ diye bastırdıklarını belirten Ahmet Hakan yazısını şöyle tamamlamıştı: Önce, kendi kendime; “Gerçekten de olabilir mi böyle bir şey” demiştim. “Hakikaten de var mıdır böyle bir plan?” diye merak etmiş ve pek de ihtimal vermemiştim. Ama Bülent Orakoğlu’nun Yeni Şafak’taki yazısında geçen iki cümleyi okuyunca: “Galiba var bir şey” demeye başladım.”

Evet, evet… Hazırlanın!.. Milli Çözüm’ün yıllardır haykırdığı ve camiamızı uyardığı Milli Görüş’e sızan gizli ve kirli şebeke de inşaallah deşifre olacaktı. Yukarıdaki haberler bunun ilk adımıydı. Çünkü hiçbir hıyanet kıyamete kadar gizli kalmayacaktı.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Subscribe
Bildir
28 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Bilmemek bilmediğini bilmemektir
KURT / KUZU

Nüans?!
Bir başka açıdan aynı nokta’ya bakılacak olursa:
“Ak serçe”, soğuk bir kış gününde yiyecek bulmak için kanat çırpıp duruyormuş.
Hava o kadar ayazmış ki, minik serçe dayanamayıp karın üstüne düşmüş.
Ak serçe, çaresiz soğuk karın üstünde ölümü beklerken, oradan geçen bir inek onun üstüne doğru hacetini gidermiş.
Serçe öyle bir sinirlenmiş ki, kanatları donmamış olsa kalkıp ineği dövecek!
Bir de bakmış ki, pisliğin sıcaklığı ile kanatları çözülmüş ve yaşama geri dönmüş.
O esnada öyle bir sevinçle ötüyormuş ki, oradan geçen bir kedi bunun sesini duymuş ve inek dışkısını eşeleyip serçe’yi çıkarmış.
Küçük serçe bu harekete çok sevinmiş.
“Kedi”ye tam teşekkür edecekmiş ki…
Kedi, serçe’yi yemiş.
(Çok yazık!)
Bu hikayeden çıkaracağımız 3 “ana”fikir var:
1- Her üstüne doğru hacetini gidereni düşmanın sanma!
2- Seni her BOP’tan çıkaranı dostun da sanma!
3- Ve en önemlisi, pisliğin içinde mutluysan sesini çıkarma, kurtulmak için doğru zamanı bekle!
Kıssadan Hisse: Kurt ile kuzu istese de arkadaş olamaz! Fehmi Koru’nun övdüğü Bahçeli, Erdoğan’ı övmek için değil, gömmek için yanında!
-Alıntı-
http://hayrullahmahmudozgur.blogspot.com.tr/2018/05/bahceliden-erdogana-cicekli-boyunduruk.html?m=1

Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler
Cenabi Hak bizleri yolunda sabit kılsın inşallah. Allah razi olsun hocam.

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak!
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak…

İstiklal marşımız bu satırlarla başlar….
Biliriz ve bilirler (!?) ki Anadolu da içinde iman ateşlerinin yandığı ocaklar oldukça ve bu ocaklardan da tüten dumanlar oldukça, bağımsızlığımızı ve şerefimizi temsil eden bu al sancak asla inmeyecek ve dün olduğu gibi bugün ve yarında tüm insanlığa umut olacaktır…

Lakin bu dumanların tütmesi için ocaklarda iman közlerinin diri ve kül tutmaması lazımdır…
Her daim imanların taze ve diri tutulması lazımdır. İman közlerinin bir nefeslikten fazla kül tutmaması lazımdır. Yoksa gün gelir o küller altında köz bırakmaz, bu ocak bir çatı altında da tütmesine tüter ama bu çatı sizin çatınız olmaz….

Yazının başlığı Haydin felaha- Haydin kurtuluşa’dır…

[b]
Bu sözün en başta muhatabı ise Saadet Partili, Milli Görüşçü kardeşlerimdir… [/b]

Evet, artık kurtulmanız lazımdır, Milli Görüş’ün en son partisi olan Saadet Partisini içten içe kemiren bu kurtlardan kurtulmalıdır, İçimize çöreklenmiş olan habis urlardan kurtulmak lazımdır, bu kanser hücrelerini kesip atarak vücudu yalatmak lazımdır…

Evet Milli Görüşçüler, haydin felaha, artık bu kutlu kervanın bu haramilerden bir an evvel kurtulması lazımdır…. Yoksa Allah katında hiç bir kul vaz geçilmez değildir.

[b][i]
Ey Resulûm, bazıları) Müslüman oldular (ve bir takım hizmet ve fedakârlıkta bulundular) diye (gelip) Sana minnet etmektedirler. De ki: “Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. (Hizmet ve ibadetlerinize karşılık dünyalık makam ve menfaat beklemeyin, kendinizi ayrıcalıklı zannetmeyin!) Tam tersine, sizi imana yönelttiği (küfür ve kötülükten çekip çevirdiği) için Allah size minnet etmektedir. Eğer doğru sözlüler (ve temiz özlüler) iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.) “

“……Allah ise, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan) dır; asıl fakir (ve her halde Allah’a muhtaç) olan sizlersiniz. (İman ve akıl bunu anlamak ve ona göre davranmaktır.) Eğer siz (Hakk davadan ve cihattan) yüz çevirecek olursanız, (Allah) yerinize sizden başka bir kavmi-kesimi getirip-değiştirir (ve zafere ulaştırır) . Sonra onlar, sizin benzeriniz (itirazcı ve isyancı) da olmazlar (itaatli ve sadakatli davranacaklardır) .”
[/i][/b]

Ayetlerinin uyarı ve ikazlarını bir daha hatırlamak ve asla unutmamak lazımdır…

Aman, sinelerinizi közsüz bırakmayın…

SIKINTILI SÜREÇ
Saadet partisi CHP ile ittifak sürecine girdi girmesine ama bu konuda toplumda iyi bir algı oluşturamadığından doğal olarak tepkiler ve eleştirilerle karşılaşıyor. Eski heyecanların ve ruhun olmaması, sadakat ve şuurun kalmaması gibi etkenler artık teşkilatların canlılığını yitirmesinin sebepleri olarak görülebilir. Erbakan hocamızın olduğu bir teşkilat yapısıyla Oğuzhan’ın lider olarak kendini gösterdiği bir teşkilat yapısı bir olur mu? İnsanın içinden gidipte heyecanla çalışası gelmiyor. Neyse hayırlısı diyelim. Ama gerçek olan bir şey var ki, oda sürecin sıkıntılı olduğu.

loveman035@hotmail.com
Bu yazımı; 23 yaşında bir genç kardeşiniz olarak yazıyorum. Hoca’mızın yüreğine sağlık samimiyeti mutlu ediyor! Ben SP’li birisi değilim fakat şereften, ahlâktan ve Millî düşünceden kopmayan SP’lilere tüm saygılarımı selamlarımı sunuyorum. Rahmetli Erbakan hocayı, Ahmet Akgül beyefendinin anlatımları ve konferansları ile dinledim tanıdım, geç olsun ama güç olmasın. Büyük adammış rahmetli… SP’nin yolunda ilerleyen, özellikle Ülkesine gönül vermiş vatansever sizlerin Başbuğ Atatürk’e olan samimi davranışı, sahiplenişi SP’ye karşı ısınmama vesile oldu. Bugün, iktidarın yıllardır gaflete düştüğü ve kirli işbirlikçiler ile kol kola yürüdüğünü ilkokula giden öğrenciler bile anlamışken, hala nasıl savunurlar başımıza oturturlar? Allah ile kandırmayı ilke edindiler! Artık Allah rızası için, KADİM TÜRKLÜK için, Türkiye’yi refah yaşam seviyesine çıkarmak için, her şeyi bir kenara koyalım ve gerekeni yapalım. Efendiler; çünkü gün Türklük için birleşme günüdür, Vatanına sahip çıkma günüdür. Allah bizleri, Ülkesini çok seven büyük Türkleri muzaffer kılsın!

Zamanımızın Beklenenine Selam Olsun!…
Milli Çözüm ve Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızı tanıdığımıza sonsuz ve sınırsız şükürler ediyoruz. Kafaların karıştığı şu günlerde bir kez daha gönüllerimize aydınlattı yüreğimize sular serpti , bu açıklamalarla birlikte bir kez daha tescillenmiş oldu ki Aziz Erbakan hocamızı en iyi en mükemmel şekilde takipçisi ve sadığı olduğuna , onca saldırı ve iftiralara karşı hala Milli Görüş ve Erbakan Takipçisi olarak hedefine kitlenmiş yoluna devam ederken yaptığı konferanslarını yazdığı tüm makaleleri ve kitaplarını sadece ve sadece hakkı haykırmak ve Allah’ın rızasını kazanmak için yaptığını, bununla birlikte onca iftira ve saldırılara rağmen, karakol ve mahkemelere rağmen ne muazzam bir merhamet ve şefkatle sadık Saadet Partililileri Milli Görüşçüler bu asırdaki eli ayağı öpülesi insanlar olarak gördüğü ŞEFKAT TİMSALİ bir kimse olduğunu tarih önünde insanlık önünde sadıklar önünde tescillemiş oldu. Asrımızın; Allah ve Resulüne en sadığı, en bağlısı, en samimisi , şefkatin timsali Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızdan Rabbim, kendilerinden sonsuz razı ve dahi memnun olsun inşaallah. Rabbim başımızdan eksik etmesin ömrüne ömür katsın.
Zamanımızın Beklenenine Selam Olsun!…

SAMİMİYETLE BAKANLAR İÇİN CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIK SÜRECİ MİLLİ ÇÖZÜM HAKİKATİNİ ANLAMAYA BİR FIRSAT DAHA OLDU.
Cumhurbaskanı adaylık süreci de Milli Çözüm’ün ve şahsı manevisi üstad Ahmet Akgül’ün; 1) Milli Görüş’ e sadakatini 2) Erbakan Hocamıza bağlılıklarını 3) Gündeme gelen konulara Erbakanca bakışlarına 4) Dertlerinin sadece Hakikate hizmetkarlıklarına 5) Milli Görüş fikrinin üzerine beton dökmek istenen hile ve hıyanet girişimlerinin farkında olduklarına 6) Zirve ferasetlerine 7) Girişimleriyle Milli Görüş Trenini istikame tuttuğuna EN BÜYÜK IŞARET OLDU. SAMİMİYETLE BAKANLAR İÇİN CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIK SÜRECİ MİLLİ ÇÖZÜM HAKİKATİNİ ANLAMAYA BİR FIRSAT DAHA OLDU.

istikamet
bazen yorum yapmamış olsakta gündemle alakalı ve özel yazıları okuyup yolumuza devam etmeye çalışıyoruz.Rabbim sizlerden razı olsun.

Neslihan Bayraktar Hanfendinin Yorumuna
Demişsiniz ki, yazdıklarınızda kastettiğimiz Milli Çözüm mü? Allah aşkına o yorumdan bu sonucu nasıl çıkardınız. Milli çözümün Hak Davadan ve Erbakan hocamızdan taraf olduğu gerçeğini bilmeyen mi var ki böyle bir yaklaşımla konuyu bulandıralım. Oradaki kastım Saadet Partisi içerisindeki birtakım güruhadır ve gafletten olan sözde Milli görüşçüleredir. Lütfen yanlış anlama konumundan artık çıkalım. Ne yani Saadet Partisi kabuk yönetiminin yaptıkları yanlış ama bunları dile getirmek ve Allah rızası için bu hakikatleri bu süreçte konuşmakta yanlış mı diyelim. Erbakan hocamıza ve değerlerimize daha fazla saygısızlık ve ihanet yapılmasın ve bu kabuk yönetim artık tasfiye olsun diye çırpınmak, mücadele etmek ve safını ortaya koymak suçsa ben bu suçu üstlenmekten şeref duyarım. Burada bu yorumu yazmamın tek nedeni de, Milli Çözüm den başka bu gerçekleri haykıran başka bir yapı olmadığındandır. Soyismimi yazdım. ER lik bir soyisim yazmakla ortaya çıkacaksa buyurun. Asıl erlik üslup ve yaklaşımla ortaya çıkar.

Sayın Selahattin Bey’e…
AKP-MHP ittifakı ile CHP-İP-DP-SP ittifakı arasındaki farkı Sayın Ali Osman Aydın yazmışlar… Tekrara lüzum yok… Ama ben asıl; sizin yorumunuzdaki şu cümlelere takıldım…

“Yeter artık Erbakan hocamıza ve değerlerimize daha fazla saygısızlık yapılmasına müsaade edilmemeli”…

Buna kim müsaade ediyor? Siyaset etiğini kim ayaklar altına alıyor?… Bu yorumu buraya yazdığınıza göre; kastınız Milli Çözüm olabilir mi? Bu serzeniş kimedir?
Bizim önceki iki yazımız ve yıllardır yazdıklarımız ve mücadelemiz, ortada işte…

“Hocamızın emanetine sahip çıkılacaksa gerektiği şekilde mücadele edilmelidir.”…

Bu da sakat bir cümle… Hocanın emanetine Milli Çözüm “gerektiği gibi” sahip çıkıyor zaten… Veya size göre “gereken şekil” nedir, onu bir zahmet açıklayınız da, bizler de aydınlanalım…
Ya da İşte ER meydanı… Lütfen siz buyrun, ve gereği her ne ise yerine getirin!… Çünkü yazdıklarınızdan, Milli Çözüm’ün mücadelesini beğenmediğiniz ve yetersiz gördüğünüz manası çıkıyor…

Bir de keşke adınızı soyadınızla birlikte tam yazsaydınız… Malum, ER’lik bunu gerektirir…

AYAR TESTİ SEÇİMLERİ…
Bu seçimlerin (Milletvekili-Başkanlık) en büyük özelliği şudur…
1- İttifak eden partiler için baraj sorunu yoktur. İttifaka girmeyip tek başına seçime girecek partiler için % 10 barajı vardır.
Başkanlık sisteminden dolayı bu seçimlerde;
a- Hiçbir parti hükümet olamayacaktır.
b- İttifak eden partilerin her birinin aldığı oy o partinin kendi oyu sayılacak ve sadece o partiye göre değerlendirilecektir.
c- İttifak: Seçime girip %10 barajına takılmamak içindir,
d- Başkanlık için ise; ittifak sadece AKP-MHP arasında yapılmıştır. SP kendi adayı ile seçime girecektir (100 Bin imza toplarsa) CHP ise kendi adayını çıkaracaktır (Başkanlık için kimle ittifak edecek-etmeyecek henüz belli değildir.
BU DURUMDA: ittifak içindeki her bir parti kendi oyunu alacaktır. Bu durumda Saadet Partisi için: %3 lük partisiniz, barajı aşamazsınız, hükümet olamazsınız bahanesiyle oy vermeyenlerin bu seçimde bu bahaneleri geçersizdir. Bu seçimler aynı zamanda samimiyet testidir. Bugüne kadar aman CHP gelmesin AKP gelsin bir oy bile önemli diye kandırılanlar veya SP vermemek için %3 lük, baraja takılıyor, hükümet olamıyor gibi ürettikleri bahanelerle oy vermeme dönemi bu seçimlerle bitmiştir
O YÜZDEN YAZINIZDA BELİRTTİĞİNİZ GİBİ:”Artık laf değil icraat zamanıdır. Gayrı tebligat ve fikri cihat zamanıdır. Haydi, Kur’an yoluna, vatan aşkına ve Erbakan’ın aziz davası ve hatırası hatırına sorumluluklarımızı kuşanmak zamanıdır. Ve artık isimler üzerinde değil, Milli Görüş’ün kurumsal kimliği ve Erbakan Hocamızın siyasi dava emanetine sahiplik istikametinde yoğunlaşmak lazım. Milli Görüş’ün sadıkları, zaten manen ve vicdanen, peşinen kazanmıştır. Bunun yanında, kalplerin Allah’ın elinde olduğu unutulmadan, her aileye ve her gönüle uğrayıp, insanlarımızın vicdan kapılarını çalma ve SP’nin bir oy daha fazla alması için tüm gayretimizle çalışma zamanıdır.” diyerek kafaların karıştığı bir zamanda NEYİ, NİÇİN, NASIL YAPACAĞIMIZI VE NE KAZANACAĞIMIZI anlatan mükemmel bir yazı olmuş.
Allah sizlerden razı olsun. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

SİNSİ HAİNLERİN MASKESİ DÜŞÜYOR!
MİLLİ ÇÖZÜM’ün haykırdığı gerçek gün yüzüne çıkıyor!
Milli Görüş’e sızan Siyonist hainlerin maskesi düşecek ve herkes bunların gerçek yüzlerini görecek!
Bu hainleri bir de gerçek yüzleriyle gürün bakalım!

İTTİFAK TAMAM PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK
Saadet Partisi Erbakan hocamız sonrası tam bir ihanet sarmalıyla kuşatılmışken, hainler tamamıyla kontrolü ellerine almış istedikleri gibi atlarını koştururken ve son olarak ta CHP, İyi parti ve Dp’nin kuyruğuna takılmış bir kaç milletvekili hayaliyle değerleri hiçe sayılırken yani Akp-Mhp ittifakı ile bu ittifak arasında hiç bir fark yokken kalkıp ta bu milletten Saadete ne adına oy isteyecek ve nasıl bir tebliğ metodu izleyeceğiz. Şimdi merak ediyoruz, bu ittifaka nasıl kılıflar uydurulacak Milli Görüşçüler tarafından. Yeter artık Erbakan hocamıza ve değerlerimize daha fazla saygısızlık yapılmasına müsaade edilmemeli. Siyasetin etikliği bu kadar ayaklar altına alınmamalı. Hocamızın emanetine sahip çıkılacaksa artık bunlarla gerektiği şekilde mücadele edilmelidir.

Akıbet Muttakilerindir!..
Milli Çözüm-Üstad Ahmet AKGÜL din,dava,vatan, millet ..sorumluluğunun gereğini bir kez daha; hemde en şuurlu ve duyarlı bir şekilde yerine getirmiştir.Hakikatten sapmadan, sağlam çizgisi ile nerede durulması,nasıl davranılması gerekiyosa,akıl ve vicdan neyi gerektiriyorsa o yapılmaktadır.

Türkiye ve insanlığın tek çıkış yolu olan, Milli Görüş Davası ve Adil Düzen projelerini dejenere etmek,dumura uğratmak,umut olmaktan çıkarmak;şu ana kadar yaşadıkları sınavlardan yüz aklığıyla çıkan sadık dava erlerinin ümit ve heyecanını yok etmek,zihniyetlerini bozmak merkezli yapılan son girişimler de, şükürler olsun sonuçsuz kalmıştır!..Bu tezgahın da boşa çıkarılmasında ,Milli Çözümün şuurlu-onurlu mücadelesinin çok büyük etkisi olmuştur!..

A.Gül’ün CB adayı olarak hazırlanmasına alet olunduğu dönemde,”Haksızlık karşısında susan dilsiz seytandır”hadisinin gereği olarak ortaya konulan şuurlu tavır nasıl isabetli ve gerekli idiyse!.. Şimdi de,kendi adayımızı n ilanından sonra da aynı şuur gösterilmekte, gereken yapılmaktadır! Makalede vurgulayan:

“…Artık konuşmacılarımızın; Milli Görüş iktidarlarının ve Aziz Erbakan Hocamızın bu ülkeye kazandırdıklarını, Adil Düzen programlarını, İslam Birliği için gerekli kurumları, Batıl düşünceli iktidarların yanlış ve yıkıcı politikalarını halkımıza hatırlatıp, kurtuluş kapısını göstermeleri, bizlerin de bu gerçekleri herkese ve her kesime ulaştırma gayreti tarihi ve talihli bir fırsattır.

“Haydin Felaha!” başlığı atmamız bundandır. Çünkü Milli Görüş camiası olarak Hak’kın hatırı ve halkın rahatı için yola çıkılmıştır ve herkesten önce kendi Milli ve Manevi sorumluluklarımızdan kurtulmamız ve uhrevi felaha ulaşmamız lüzumu ve şuuruyla davranmalıdır. Cahili kriterlere ve nefsani ölçülere takılıp kalmamalı, “Zaten kazanamayız, rakiplerle başa çıkamayız!” saplantılarından da kurtulmalıdır…”

İfadeleri şahsi inatların,nefsani hırsların değil, imani mesuliyet,dava bilinci,milli ve insani hassasiyetlerle hareket edildiğinin apaçık göstergelerindendir!..

Her zaman ve her konuda olduğu gibi yaşadığımız son süreçle alakadar olarak da,Üstad Ahmet AKGÜL Hocamıza böylesine açık-net,şuurlu ve sorumlu tutumlarından dolayı ,camia ve millet olarak,şükranlarımızı arzederiz!..

“(Ey Resulûm) Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları Sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan)sonuç takva sahiplerinindir.” Hud 49

Şüphesiz, yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz (kalacak değildir).
[b]Şüphesiz, yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz (kalacak değildir).[/b]

Döl yataklarında size dilediği gibi suret veren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur; Üstün, Galip ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

[b]Al-i İmran Suresi 5. Ve 6. Ayetler[/b]
http://www.mealikerim.com

[b]Çünkü Senin Rabbin, gerçekten gözetleme makamındadır (kullarının bütün yaptıklarından haberdardır) .
[/b]

FECR SURESİ 14. AYET MEALİ
http://www.mealikerim.com

* Hem görünüşte “İslamiyet’e saygılı”, ama gerçekte dini hükümlerin inkârcısı münafık kimseler de… Hem dindar kahraman sanılan, ama din ve dava istismarıyla oy avcılığı yapan fasık kesimler de… Hem de makam, menfaat ve şöhret umuduyla bunlara yalakalık yapmaktan utanmayan sözde din alimleri de, maalesef sadece Şeytanın ve Deccalın işlerini kolaylaştırmakta ve Siyonizm’in zulüm ve sömürü saltanatına katkı sunmaktalardı! Bakalım sonları nasıl olacaktı ve Allah nasıl bir intikam alacaktı?!
[b](Arş. Yzr. Siyaset Bilimci Ve Düşünür ÜSTAD AHMET AKGÜL)[/b]

Sorumluluk Sahibi Olmak ve İstikamet…
Muhterem Üstad Sn. Ahmet Akgül Hocamız ve Milli Çözüm Ekibi, Milli Görüş’ü bir ümit olmaktan çıkarmak, üzerine beton dökme işlemini tamamlamak için kollarını sıvayan siyonizme, planını deşifre ederek milli merkezlerin sinir uçlarına yeterli düzeyde voltaj ile gerekli hamlenin yapılmasını sağlamış ve tarihi bir görevi omuzlamıştır. Son gelişmelere dair inancım bu yöndedir..
Zira Milli Görüşçü olsun olmasın Herkesin keramet dizdiği ve süslediği bir kepazeliğe bir Onlar sessiz kalmamıştır.
Onların şahıslarla işi yoktur, görüşleri çelişmez, çünkü hep Hakk bildiklerini konuşur ve yazar, bilgilerini Kuran, sünnet, vicdan, aklıselim, müsbet ilim ve tarihi birikim süzgeçlerinden geçirerek alenen paylaşırlar.
Onlar sadece hata tesbiti veya hayin planları ifşa etmezler, alınması gereken tedbirleri ve milli ve dini sorumlulukla nasıl davranılması gerektiğini de belirtirler.
Kadir Soylu bey son süreçte SP nin Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili yazıların çeliştiğini söylemiş. Ben böyle düşünmüyorum. Dikkatli okunduğund

Bu iki makale bir bütünlük arzediyor. Dikkat edilirse bu yazıda Temel Karamollaoğluna çalışacağız şeklinde bir ifade yok. Aksine tam olarak zikredilen husus şudur; “isimler üzerinde değil, Milli Görüş’ün kurumsal kimliği ve Erbakan Hocamızın siyasi dava emanetine sahiplik istikametinde yoğunlaşmak”.

Dahası Milli Görüş etiketli kim olursa olsun kendi etiketimizle sahneye çıkacak olan ya fıtratını ortaya koyacaktır ya da dava namına sadık Milli Görüşçülere cihad ve tebliğ imkanı sunulacaktır.

Onlar bu süreci fırsat bilerek Adil Düzen, İslam Birliği D-8 Projesi, Güncel Yanılgılar … gibi hususlarda geniş kitlelere tebliğ imkanı olarak değerlendirdikleri için Milli Görüş etiketiyle çıkan adayın kim olduğuna bakmazlar. Yukarıda da belirttiğim gibi Onların şahıslarla bir derdi yok, Onlar Fikri ve İlmi Cihadı benimserler ve şahıslardan bahsediyorlarsa eğer; fikirlere ve davaya olumlu veya olumsuz etki eden ve kitleleri olumlu veya olumsuz etkileme potansiyeli olanları seçerler, o da o şahısların şahsiyetlerinden değil etki alanlarından kaynaklanır.

Sorumluluk sahibi olmak bunu gerektirir ve istikamette ancak bu metodlarla sağlanır.

Milli ve Dini Sorumluluk sahibi, istikamet ehline selam olsun…

Teşekkür
Beynimizin bunaldığı, kafamızın karıştığı, anlayamadığımız tüm mevzularda makaleleriyle bizlere yol gösteren sayın Ahmet Akgüle teşekkürü bir borç biliriz. Son süreçte de Milli Görüşçülerin ne ne yapması gerektiğini bilemeyeceği, hatta sandığa gitmekten vazgeçmeye başladığı şu süreçte bizi birlikte tutan, kucaklayan makalesinden dolayı ayrıca bir kez daha teşekkür ederiz. Allah karşılığını ahirette versin temennimizi arz ederiz.

LÜTFEN CEVAP VERİN!
Yazınızı beğeniyle okudum ama maalesef artık dediğinizin tersine bir gelişme yaşandı. Son dakika haberlerine göre CHP, Sp, iyi parti ve Dp anlaştı. Peki Siyonist bağlantılı CHP, Fetocu işbirliği olduğu söylenen İyi parti ve Dp ile kol kola veren bir saadet partisine hangi amaç uğruna destek vereceğimize lütfen cevap verebilir misiniz?

Hakkı savunmak
Ülkemizde olduğu gibi dünyadada dengeler değişmekte. Her fırsatta güçlünün yanında olmayı kendine şiar edinmiş yalaka takımıda her zaman olduğu gibi yine ters köşe oldular.
Esen rüzğara göre yön bulmaya çalışırken rüzğarın esintisine kapılıp bocaladılar.İnşallah umulmadık değişimler karşısında bakalım ne yapacaklar.Günü kurtarmaya çalışırken ihanetlere ortak olmanın vebalini ve hesabınıda vermeleri kaçınılmaz olacaktır.
Saadet Partisi yetkililerinden Milli Görüş davasına ve Lideri Erbakan hocamıza yakışır bir söylem ve eylem göstermelerini özlemle bekledik ama maalesef geçen süreç içerisinde samimi Milli Görüş camiasını hayal kırıklığına uğrattılar.Kim ve kimler tarafından bu ihanetler yapıldığını Milli Çözüm olarak çok iyi bilmekteyiz.Bunu bildiğimiz ve uyarılar yapmamız nedeniyle başta Ahmet Akgül hocamız olmak üzere bu hıyanet şebekesi tarafından hertürlü iftira ve yasaklanmayla karşı karşıya kalınmıştır.
Üstadımız Ahmet AKgül hocamız bütün bu sıkıntıları aşarak Milli Görüş camiasının ve insanlığın gerçekleri bilmesi için yetmiş yaşına rağmen yetmiş tane kitap yazmış ve uzun yıllar ve yoğun çalışmaları sonucu Kur ‘anı Kerimin mealini hazırlayarak büyük bir hizmete vesile olmuştur.
Herzaman Milli Görüş içerisindeki gizli ve kirli şebeke yapılanmasına dikkat çekmiş ve bunları tanıma ve tahribatlarından korunma yollarını göstermiş ve söylemlerinde hepte haklı çıkmıştır.
Herşeye rağmen her seçimde partimiz bir oy daha fazla alması için bütün sadık dostlarına gayret etmelerini ve var güçümüzle çalışmamız gerektiğini ve bu konuda da kendilerinin gayretlerine hep şahit olmuşuzdur.
İşte önümüzdeki seçim için neden ve nasıl çalışmamız gerektiğini çok önemli uyarılarıyla kaleme almış ve şimdiden çalışmaya başlamıştır.
Umulmadık gelişmelerin yaşanacağına ve artık bu gelişmelerin İnşallah mazlumların ve sadıkların bayram edeceği günler olması temenni ve duasıyla.

Hak Geldi Batıl Zail Oldu
– Sp Milli Görüşün, Adil Düzen Projelerinin araştırılıp, plan, program ve uygulama esaslarının merkezi durumunda olmalıdır.
– Seçimleri de bir fırsat bilip, önümüzdeki dönemi Erbakan Projelerinin ve hazırladığı yüksek Savaş teknolojileriyle Kahraman Ordumuzun muvaffakiyeti için ve Adil Düzenin kurulmasının temel şartı olan Armageddon Savaşı büyük hesaplaşmanın yaşanacağı yakın zaman diliminde toplumu bilinçlendirmeli ve teşkilatları gayrete getirmelidir.
– Cumhurbaşkanlığı aday tesbiti politikalarını tekrar sorgulamalı. “Cemaatin adayı konumundaki dava haini Abdullah Gül le yakın temas ve işbirliği, Erbakan düşmanlığının bir sonucu” haklı tesbitleri.. .Konuşulan 28 Şubatın Saadet Partisi ayağına yapılacak operasyon Abdullah Gül bağlantıları çokça düşünülüp sorgulanmalıdır.
Milli Görüşe beton dökme çabaları Milli Güçlerin zaferiyle neticelenmiş, Meral Akşener kendi adaylığını ilan edip, SP İhanet ekibi kendi adayını çıkarma mecburiyetinde kalmıştır.

Sayın Kadir Soylu’ya…
Şimdi farz edelim; Siz bir aile babasısınız ve akraba zannedilen akrep tıynetli bir takım arsız ve hırsız zevat, EVinizi başınıza yıkmak, evlatlarınızı da yolundan saptırmak niyetiyle; evlatlarınızı kandırmış ve size karşı da özellikle kışkırtmış olsunlar… Siz her ne şeye rağmen; “baba şefkati ile” evlatlarınıza, bu akraba-eş-dost görünümlü akreplerin asıl niyetini, EVlerine sahip çıkmalarını, ve EVinizi asla bırakmamalarını- terk etmemelerini salık verirsiniz değil mi?
İşte Milli Çözüm’ün yaptığı da budur!… Çelişki bunun neresinde?!…

Daha dikkatle okusaydınız eğer; desteğimizin Erbakan Hocamızın emanetine ve Milli Görüş’ün son kalesi olan Saadet Partisi’ne ve de “Hakk Dava”mıza olduğunu… Davaya sızan hainlerin ise, İlahi inayetle ve tabii Sünnetullah gereği, elbette deşifre olacakları yazıyordu…

Şapka Çıkarıyorum
Bir Sp teşkilat mensubu ve Milli Çözüm’ü takip eden bir okur olarak, diğer tüm yazılarınız gibi, bu yazı ile de hem de artık hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ıspat ettiğiniz “Dava Sadakati ve Samimiyeti”niz karşınızda şapka çıkarıyorum. Size edilen bunca iftiralara sustuğumuz için ise, Allah bizi affetsin diyorum…

Bilemiyorum!?
Yazınızı okudum. Daha önceki iki yazınızı da okudum. Ama sanki biraz kafa karışıklığı oluştu gibi. Yani hem Abdullah Gül’ü getirip partinin başına bela etmeye çalışanlarsan biri bu adamdı deniyor, hemde bu adamın adaylığına destek verilmesi öngörülüyor. Ortada bir ihanet varsa bu adamda bu ihanetin içinde. Şimdi ne adına bu adam ve temsil ettiği ihanetler sarmalına destek olunacak. Lütfen bu konuda kafamızdaki soru işaretlerini dağıtacak ve vicdanımızı rahatlattıracak açıklama yapılabilir mi? Yani Abdullah Gül ile Temel Karamollaoğlu arasında ne fark var, davaya ve Erbakan hocaya ihanet konusunda.

Siz Bunu Hep Yapıyorsunuz!…
Muhterem Üstadım Ahmet Akgül Hocam…

Yıllardır, Milli Görüş içine yuvalanmış marazlı takımının; teşkilatları size karşı kışkırtmaları, aleyhinizdeki iftira kampanyalarına rağmen: Siz, her seçim dönemlerinde, özellikle de[b] “Oy Emanettir Oyuna Gelme”[/b] yazılarıyla Davamıza destek vererek; [b]Tek Derdinizin “Allah Rızası ve Dava Aşkı” olduğunu, defalarca ıspat ettiniz. [/b]Teşkilatlarda çalıştığım dönemlerde, taban; genel merkezden gelen talimatlar belgesini değil de, [b]“Oy Emanettir; Oyuna Gelme”[/b] yazısını ama maalesef “isim vermeden” çoğaltıp dağıttıklarına da bizzat şahit olmuştum.

Evet; hiçbir hıyanet gizli kalmayacak elbet!…

Ama… Bu hıyanet şebekesi öyle pek de gizli saklı bir şey yapmıyordu aslında… Her ihaneti gözümüzün içine soka soka yaptılar. Milli Görüş tabanı, Allah’tan değil de, neden-kimden korkup sindi ve bütün bu olanlara itiraz etmedi, doğrusu hala anlayabilmiş değilim…

Şükürler olsun ki; Hakikat Ehli, Ay gibi, Güneş gibi, orta yerde duruyor… Ve balçıkla sıvanamıyor… Lakin göremeyen kör sineler için yapacak bir şey yok…

Sizi tanımak Şerefine erişmek, biz Milli Çözümcülerin, en büyük nimetimizdir… Rabbimize Sonsuz Sınırsız Şükürler Olsun…

Haklı olamak ne zor
Haklı olmak, büyük ve sarsılmaz bir şuur ile yıllar önce yazılıp anlatıldığında önce hadi canım sende deyip olmadık hakarete taarruza uğrayıp. Yazılanların anlatılanların yok farzedilip.Nasıl bir manüpilasyonsa bildiğini okumak ve sonunda insanların bütün inanışlarını heyacanlarını süküt-u hayale uğratmak ne kötü, ne zor bir şey yarabbi. Haklı olmak kadar, doğru olmak kadar zor bir şey yok bu yüz yılda malesef. Siyonizmin insanların, makam ve mevki, şan ve şöhret, para ve imkan peşinde koşanların iliklerine kadar işlediği bu zamanda işi çok kolay. Amma en zoru, amma en doğrusu bunların tamamına, sırt çevirip hakkın yanında olmak ve haklının yanında olmak ne mutlu ki sonunda haklı olmak. Ne kadar zor yarabbi. İnsanlık tarihi kadar açık ve ayan beyan olan bu gerçekleri görememek gaflet değil ise muhakkak ihanettir. Kim ki bu doğru ve haklılığa rağmen yanlış ve ihanet içinde ise Rabbim den dileğimiz duamızdır hem dünyada hemde ahirette cezasını çeksin İnşaALLAH. Bu doğru zaman ve zeminlerdeki, tespitleriniz ne ilk oldu, nede son olacak inşaAllah. Belki zor olacak belki kaba amma kanırta kanıta olacak ama zaman yakındır olacak inşaALLAH. Üstadım Elinize dilinize, keleminize sağlık. Ömrünüz uzun sağlığınız daim olsun İnşaALLAH.Amin.

Hayranlık Duyulacak Bir Yaklaşım!
İşte bu yaklaşım alkışlanır. Bu tutarlı tavır elbette saygıyla karşılanır. Bu dava aşkına, bu Erbakan bağlılığına, bu vatan ve millet duyarlılığına hayran olmamak ve hayra yormamak imkânsızdır. Ahmet Hocam, bazılarının dolduruşuna kapılarak, hakkında haksız ve alâkasız ithamlara kalkıştık. Hakkınızı helal edin…

Tebrikler Sn. Akgül!
Bu yazı, bazılarımız kabul etmese de, Ahmet Hoca’nın tenkitlerinde samimi olduğunun bir ispatıdır. Çünkü hiçbir bahane ile davasından ve Milli Görüş savunmasından uzak durmamıştır. Ve artık çalışmak ve en hayırlı sonuçlara odaklanmak zamanıdır. Tebrikler Sn. Akgül…

İyi ki Sizleri Tanıdım!
Hem yeryüzünde, hem ülke genelinde, hem de Milli görüş içerisinde, haksız ve yanlış bulduğu her şeye ve herkese, açık ve net biçimde ve belgeleriyle karşı çıkan… İnancı ve ideali uğrunda kınama ve saldırılara aldırmayan… Ama her şeye rağmen davasından, Hocasından ve Hak safından bir milim ayrılmayan bu Zatı tanıdığım için kendimi çok şanslı sayıyorum. Bu seçimlerin hayırlı olmasını umuyor, değerli SP adayımıza başarılar diliyorum.

E. Harb-İş Sendikası Gn. Başkanı
Kocaeli – Başiskele SP İlçe Teşkilat Müdavimi

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
28
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...