İLLAKİ ÇARESİZ KALMAN MI LAZIM?
Gaflet içindesin, Rabbin anmazsın
İllaki çaresiz, kalman mı lazım…
Cennet hasretiyle, niye yanmazsın
Aklın boş dünyaya, salman mı lazım…
Zikirsiz fikirsiz, tenbel dolaşıp
Hayırdan ayrılıp, şerre bulaşıp
Şehvet dürtüsüyle, nefse yol açıp
Şeytanın sazını, çalman mı lazım…
Kur’an kanununa, isyan edersin
Ölümden hesaptan, nisyan1 edersin
Zalime haine, ihsan edersin
Allah’tan belânı, bulman mı lazım…
Mazlum ahı aldın, gönüller yıktın
Ne yalanlar attın, palavra sıktın
Faiz fuhşa oyla, hep arka çıktın
Yüzünüz kızarıp, solmanız lazım…
Kitap yığsan âlim, olur mu eşşek
Yakîni iman yok, hep şüphe ve şek
Bâtıla koşarsın, Hakka pek gevşek
Ayağa takılan, rulman2 mı lazım…
Pişman olman gerek, hem ahu vahla
Ömrün tükeniyor, akşam sabahla
Cehennem yakıtı, bin tür günahla
Boğazına kadar, dolman mı lazım…
Her gün cehaletin, artar derine
Karışsın gözyaşın, alın terine
Hâlâ her çirkefe, batmak yerine
Kur’an Mealine, dalmamız lazım…
Hakka doğru adım, atacağına
Geceni gündüze, katacağına
Abdestsiz sehersiz, yatacağına
Dövünüp saçını, yolman mı lazım…
Şeriat duyunca, hep kudurursun
Şeytani mazeret, pek uydurursun
İçerde sıkıldım, deyip durursun
Yoksa evin mescit, kılman mı lazım…
1- Nisyan: Unutmak.
2- Rulman: Makine ve tekerleklerde, hareket kolaylığını sağlayan ve sürtünmeyi azaltan, iki çelik yatak daire arasına bilyeler konularak yapılan özel araçlar.

Yüzüm Yok Kapına geldim
Defaattir hatam, günahım oldu
Onca tevbe ettim, yola geleyim..
Sultanım Efendim, bu ne durumdur
Yetiş imdadıma, gene vuruldum..
Gaflet nefis yolları, bizi yordular
Hata günah her bir, yanım sardılar
Durum ciddi Ya Rab, hep kudurdular
Sultanım tabibim, kapına geldim..
Olgunluk yolunda, ihsan ettiğin
Yanında Zatına, ayna ettiğin
Kulum deyim övüp, sevda ettiğin
Dostların hatrına, kapından kovma..
Dirilt ikramınla, adam olayım
Davanı hakkıyla, hep savunayım
En hakir durumdan, bir kurtulayım
Sultanım yüzüm yok, kapına geldim..
Sormak Lazım ?
Kafire uyuldu geçti bir kuşak!
Gençler tüm fitnelerin içinde kaldı!
İnsanlar çaresiz ,garip ve bitap !
İlla ki başımıza taşlar mı yağsın!
Sorsan İslam için çalışırlarmış!
Tüm ümmetin liderliğini yapmış!
Abd ve İsrail le hep tokalaşmış !
Bu kadar yalana dalmak mı lazım…
Ayırma Ya Rabbi
Övgüyü kabul edip, uyarıyı duymadım
İmtihan her zamanmış, kuralına uymadım
Elden kaçan fırsatlar ve ikramlar saymadım
Cihad bir nefes imiş, Hakkı’n katından
Tevbe estağfurullah Yüce Zatın’ dan
Şimdi çaresiz kaldık, Ya Rabbi İnayet et
Yanlış yollara daldık, n’olur hidayet et
Hedefimiz şaşırtan amellerden uzak et
Milli Çözüm bir nur’dur, bize aydınlıklardan
Ayırmayasın Ya Rabb bu mübarek kapından
AFFINIZ LAZIM…
Kapından gayrıya,döndürme yüzüm
Amelime bakıp ta,çevirme Yüz’ün
Niyetim halis kıl,bozdurtma özüm
Sıdku sadakatla,yaşamak lazım…
Gaflet meskenetle,günaha daldım
Nefs yayından atınca,hep ıskaladım
Kutlu Milli Çözümü,zahmete saldım
Geda’ya Sultan’dan,hep ihsan lazım
Kıtmiriniz bekler,affınız lazım…
Şiirin hatırlattığı ayetler…
Nisâ 97
Melekler, (cihad görevini ve dini gayretini terk etmekle) kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: “Nerede (ve ne halde ve hangi meşguliyette) idiniz? (Niye cihadı terk ettiniz?)” Onlar ise: “Biz, yeryüzünde (aciz, fakir ve çaresiz kimselerdik, bu yüzden dini gayret gösteremedik, ibadet ve hizmet edemedik, çünkü) zayıf bırakılmışlar (müstaz’aflar) idik” derler. (Melekler de:) “Hicret etmeniz (haklı ve hayırlı kesimlerin yanına geçmeniz) için Allah’ın Arz’ı geniş değil miydi?” derler. İşte onların (Hakk yolunda gayret ve mes’uliyetten kaytaranların) barınma yeri cehennemdir. O ne kötü yataktır.
En’am 41
Hayır, (her dara düştüğünüzde) yalnızca O’nu (Allah’ı) çağırırsınız, dilerse (yalvarışınızı kabul edip) kendisini çağırdığınız şeyi (uğradığınız musibeti) açar (giderir) ve siz de şirk koşmakta olduklarınızı unutup bırakırsınız. (Allah’ın dışında herkesin ve her şeyin aciz ve çaresiz olduğunu anlarsınız.)
A’raf 5
Zorlu azabımız onlara geldiğinde (aciz ve çaresiz biçimde dua edip) yalvararak: “Biz gerçekten zulme sapanlardandık” demelerinden başka (itirafları) olmadı.
Yunus 22
Karada ve denizde sizi gezdiren O’dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar (gemiler-vapurlar) da güzel bir rüzgârla (veya motorla) kendilerini yüzdürürlerken ve (tam) bununla ferahlanıp sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgâr gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını (ve batıp boğulacaklarını) sandıkları (ve çaresiz kaldıkları sırada hemen) dini (ve bütün kuvveti) sadece O’na has kılarak (mü’min ve muhlis kullar olarak) Allah’a dua etmeye başlarlar: “Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak Sana şükredenlerden olacağız” (diye yalvarırlar). [Not: Rüzgârları da, yağmurları da, diğer tabiat olaylarını da, bunlarla görevli melekler eliyle bizzat Allah yaratmaktadır.]
İsrâ 83
İnsana nimet (servet ve etiket) verdiğimiz zaman (ibadetten ve insani değerlerden) yüz çevirir. (Allah’ı anmaktan vazgeçip uzaklaşır.) Ona (bir) kötülük (ve zarar) dokunduğunda ise hemen, (aciz ve çaresiz biçimde) ümitsizliğe kapılır.
Boşa cıkarma
Dünya hayatına aldanıp.
Zikirsiz fikirsiz boş hayallere dalmak,
Kur’anı kerim i arka planda birakıp,
Mealikerim okumayı ihmal etme.
Batılın peşinde koşup amellerini
boşa cıkarma. Hak ka dogru yürü,
Rabbim izin bize emanet ettigi,
Davayı yalnız bırakma.
Akıl
“Akıl işin sonunu düşünmektir” derdi Aziz Erbakan Hocamız. Yaptığımız iş ahiretimize yaramıyorsa ne anlamı kaldı o işin, bize ahirette yük olacak. Bu arada düşünce dünyamızı zenginleştirmek ve ahiretimizi önceleyerek hareket etmek için Kur’an meali ile hem hal olmamız gerekiyor.
Kendime Nasihat
Kitabı yüklendin, kalbe ve hayata sokmadın
Yaptıklarından biraz utandın, ama tevbeye yanaşmadın
Hep ben ha ben varya dedin, kimseyi dinlemedin
Yaptığına aklın ve vicdanın katmadın
Kibrinden de özür ve tövbe dilyemedin
Şeytan sevinir ettiğinden, der beni boşa çıkardın
İlla kafan gözüp yarıp iman fişin çektirmen mi lazım?
“Mayasız yoğurt,hayasız öğüt tutmaz”
Küfür ve kötülükten hoşlanacak, iyilik ve ibadetten nefret duyacak şekilde, ruh dünyası ve ahlak ayarı bozulmuştur.
Bu denli yozlaşmış ve yoldan çıkmış kimselere, artık söz ve nasihat kar etmez olmuştur.
Madeni ve mayası Çürük,ayarı ve ahlakı düşük kimseler, bazı doğruları ve değerleri, kötü emelleri için istismar ve suistimal etmeye kalkışırlar.
Evet, “ağaçtan Maşa, ahmaktan paşa olmaz”.
Darı unundan baklava, çalı odunundan oklava yapılmaz.”
Çoban koyundan, çocuk oyundan usanmaz.
Arsız; tövbesini bozar, boyundan uslanmaz!.. Ahlaksız, kötü Huyundan utanmaz!…
Ne yapalım, Çürük tahta çivi tutmaz!…
Çorak toprağa, kürek batmaz…
Taş kafalara, öğüt yatmaz!…
Gözü namazda olmayanın, kulağı ezanda olmaz.”
uyarılardan, ancak ayarı sağlam olanlar ders alır ve yararlanır…
Önce eksiğimizi bilelim, benlikten, kibirden, vaz geçip,
Bugün yapmadıklarımızın, gelecekte ve sonsuzluk ülkesinde bize neleri kaybettiğiniceğini hesaba katalım….
Anlaman Lazım
Küfre daldın gafletle geçti ömrün
Günaha isyana doymadı gönlün
Son demde faydası olmazdı özrün
Elden ayaktan düşmen mi lazım
Namuslar kirlendi duymadın feryadı
Bir gün çıkar elbet mazlumun ahı
Rabbim komaz yanıza alır intikamını
Ölüm elbet haktır anlaman lazım