YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6980aebc0cf78
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 5
Bugün : 25880
Dün : 57744
Bu ay : 83624
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48786937
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

VURAL SAVAŞ BEYİN YENİ KİTABI

Vural Savaş Bey'in lütfedip Milli çözüm ekibine gönderdiği son kitabı bütün dostlara tavsiye edilir.

Ahmet Akgül Hocamız'a bu değerli Kitapla ilgili kanaatlerini sorduk: Yanıtını okuyucularımızla paylaşmak istiyorum:

"Devletini, Milletini ve Ülkesini gönülden seven, Atatürkçülük ve laiklik konusunda istismarcı ve ısmarlamacı değil, samimi ve seviyeli bir tavır sergileyen… Yeri geldiğinde bazı hatalarını ve noksanlarını itiraf etmekten çekinmeyecek bir olgunluğu gösterebilen; Cennet ülkemize ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ve koruyan Milli ve manevi değer ve dinamiklerimize cesaretle sahiplenen; Antiemperyalist ve Kuvay-ı Milliyeci bir Aydınımızın:

 

Kasıtlı olarak karanlıkta bırakılan hayati sorunlarımıza ve sorumluluklarımıza ışık tutan bir kitap!.. Milli Çözüm dergimizden alıntılar içermesi de bizim için hem sevindirici hem onur verici bir durum…

Emek verip yazana da, önemseyip okuyana da teşekkürler!

 

DİN DERSİ NASIL MECBUR EDİLDİ?

Evren paşa, bir Kurban Bayramı'nda yakın akrabalarından birine ‘Bizim kurbanların kesilmesi için de vekâlet verin" der. Akraba, birkaç saat sonra döndüğünde, ‘Efendim vekâlet verecektik; ancak noterler kapalı' deyince Evren'in nutku tutulur. Bunun için din dersi mecburiyetine karar verilmiş.

Sonraki yıllarda tanınmış bir sima haline gelecek olan akraba, kurbanını bizzat kesmeyen kişilerin kurbanı kesene sözlü vekâlet vermesini, noter tasdiki gerektiren resmi bir işlem zannetmiş. Paşa ve arkadaşları din bilgisizliğinin yaygınlaştığından hareketle bazı ilahiyatçılarla irtibat kurmuş.

İlgili ve yetkililerle bu konuyu enine boyuna konuşmuş.. Ve sonunda Anayasa da Din Dersini mecburi ders olarak koydurmuş!..

Din Dersini Kenen Paşa koydurmuş, AKP ise, AB'nin emriyle kaldırmaya çalışıyor!.. Ne dersiniz;

Hangisi daha imanlı, izanlı ve insaflı?

ERKAN MUMCU'NUN İTİRAFI

Erkan Mumcu anlatmış:

-Yine konuyu gündeme getirdiğim bir Bakanlar Kurulu toplantısından sonra Adalet Bakanı Cemil Çilek yanıma gelip gülerek bir şey söyledi.

-Sayın Mumcu "Liderler, parti içi demokrasiyi gündeme getirenleri sevmezler" dedi.

Sadece "tarihe not düşmek" adına değil…

Parti içi demokrasi peşinde koşan diğer siyasilerin de "kulaklarına küpe olması" için yazalım istedik!.. (Şakir Süter)

Hani recep Bey "Tek adam kafasından" ve "Lider diktasından" dolayı Milli Görüş'ten ayrılmıştı!?

Kendisi İl başkanı ve Belediye Başkanı iken, gece-gündüz istediği saatte, nankörlük ettiği Hocasıyla görüşebiliyordu..

Şimdi bırakın milletvekillerini, bakanları bile kendisine yaklaşamıyor!…

ERKAN MUMCU'YA BİRKAÇ SORU

Soru 1- Bu "Diyalog" firmasının bir bankanın Kozyatağı şubesindeki hesabına bakanlık tarafından yatırılan paradan 75 bin dolar, Yusuf Burak isimli kişiye ödendi mi? Yusuf Burak, Modern İnşaat ve Yatırım isimli şirketin yüzde 50 ortağı mı? Şirketin ikinci ortağı Erkan Bey'in kardeşi Mustafa Mumcu mu?

Soru 2- İhaleyi alan Diyalog'un aynı bankadaki aynı hesabından, Gürtaş şirketine 290 bin dolar ödendi mi? Mustafa Mumcu'nun ortağı olan Yusuf Burak bu firmanın da 3 ortağından biridir.

Soru 3- Aynı bankanın aynı hesabından Adem Başalma'ya 5 bin dolar ödendi mi? O da Gürtaş'ın ortağı mı?

Ve Erkan Bey'e son bir soru daha soralım:

Soru 4- Yine Diyalog firmasının aynı bankadaki hesabından, Arasta firmasına toplam 609.758 dolar, Ddf firmasına toplam 407.690 dolar ödendi mi? Ödendi ise niçin? Devletten böyle yüklü işleri almayı başaran, ancak normalde birbirine rakip (!) olması gereken bu firmalar niçin birbirine para ödüyor?

Belgeleri izledikçe şaşırdım, kafam karıştı.

Futbol maçında olsak "şike mi yapıyorlar, teşvik primi mi veriliyor" diye soracağım.

Vallahi be bu işin içinden çıkamadım!

AHMET HAKAN'IN HAMAKATI

Nüfus Cüzdanındaki Din hanesine İslam yazılması anlamsızmış..!

"Sn. Burhan Kuzu'nun; bir zamanlar "Milli Görüş" camiasındaki "Kafa kâğıdı Müslümanlığı" tabirini işitip işitmediğini bilemiyorum.

Eğer böyle bir tabire aşina değilse kendisine şu tavsiyede bulunabilirim:

Hocam, lütfen hemen Bülent Arınç Bey'e bir zahmet uğrayın ve kendilerine "Yahu nedir şu kafa kâğıdı Müslümanlığı? Bana bir anlatıver hele?" deyin. Göreceksiniz, Bülent Bey size, "Biz bir zamanlar, nüfus cüzdanında yazılan Müslümanlığın bir anlam taşımadığını vurgulamak için böyle bir tabir kullanırdık" diyecek ve ekleyecektir: "Burhan Bey, bırakın, nüfus cüzdanlarındaki din hanesi kalksın. Bunun kimseye bir yararı yok."

Burhan Hoca'nın "Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz? Bülent Bey belki bu konuda farklı düşünmeye başlamıştır?" diyen sesini duyar gibiyim.

Burhan Hocam! Emin olun, bu konuda değişmemişlerdir."

Döneklik ve değişimcilikte AKP'den geri kalmayan Ahmet Hakan nerden bilecek:

1-Hukuki Müslüman 2-Hakiki Müslüman vardır.

Nüfus kâğıtlarında Müslüman evladına "İslam" kaydı koydurmak en azından hukuken ve siyaseten Müslüman sayısını artırır ve sayısal moral gücü kazandırır!

YUSUF KAPLAN'IN EKSİKLİĞİ VE AKİT'İN Akit'liği

Yeni Şafak Yazarı ve TV 5'ten tanıdığımız Yusuf Kaplan'ın bir yazısını Akit Gazetesi alıntı diye yamultarak ve Erbakan Hocayı'da katarak:

"İslamcı söylemler kolaycı, korkak, köksüz" şeklinde vermiş. Önce Yusuf Bey'e seslenelim: "E haydi marifetini görelim. Gazeten var, televizyonun var… Mert, net ve sert söylemlerini ne güne saklıyorsun?"

02-Mart-2005 tarihli Yeni Şafaktan "Erbakan ve Osmanlı Misyonu" y.kaplan@yenisafak.com.tr." den 03- Mart 2005 tarihli Akit Gazetesi basın sayfası şu alıntıyı yapmıştı:

"Erbakan'ın başbakan olduğu 11 aylık dönemde Türkiye, İngiliz basınının dış haberler sayfasında haftada en az iki-üç gün manşet oluyordu…

28 Şubat'ın ödettiği bedelden almamız gereken hayati dersler var…

Türkiye'de son 30 yıl boyunca oluşan (Ki bu Milli Görüş tarihidir U.E) İslamcı söylemin kolaycı, ucuzcu, hazır topçu, sığ, korkak ve köksüz olduğu ortaya çıkmıştır…"

Acaba Akit mi çarpıtmıştı? Yoksa Yusuf Kaplan mı sapıtmıştı?!..

Biz bu yazıların aslını ve tamamını bulup okuduk… Vardığımız sonuç:

Yusuf Kaplan "28 Şubat'ın Erbakan'a imzalattırılan bir proje olması, elbette çok trajikomik bir durumdur" gibi yanlış ve yanıltıcı tespitleri, bilgi eksikliğinden ve marazlı medya etkisinden kaynaklanan bir yanılgıdır.

Ama Akit Gazetesi, maalesef münafıkça bir tavırla, bu yazının bazı cümlelerini bir araya getirerek;

Tamamen Erbakan Hoca'yı suçlayıcı ve saçmalayıcı bir tablo ortaya çıkarmayı başarmıştır!

Bunu düzelttirmek Yusuf Kaplan'a düşer!..

BİLGİÇLİK!

Biri 6, diğeri 8 yaşlarında 2 kız çocuğu kendi aralarında konuşuyorlarmış.

8 yaşında olanı demiş ki:

-Ben, nasıl çocuk yapıldığını biliyorum!

6 yaşındaki "hıh" demiş: O da bir şey mi?

-Ben nasıl çocuk yapılmadığını bile biliyorum!..

(senaryo)

Süleyman Demirel:

"Ben Türkiye'nin nasıl kalkınacağını ve huzura kavuşacağını biliyorum!" buyurmuş.

(Tabi işte eseriniz… Övünebilirsiniz!)

Kemal Derviş ise:

" O da bir şey mi! Ben Dünya Bankasının nasıl Türk ekonomisine hakim olacağını bile biliyorum!.." diyormuş!..

IMF, ARJANTİN'E BORÇ TAKASI TEKLİF ETMEYE HAZIRLANIYOR

IMF ve Arjantin, Arjantin'in borç takası ve askıya aldığı IMF kredi programının geleceği üzerinde Washington'da yapılan ilk toplantının ardından önümüzdeki haftalarda tekrar görüşmeler yapmak konusunda anlaşmaya vardı. Arjantin, faiziyle birlikte 102,6 milyar doları bulan ödeyemediği borcunun 41 milyar dolarlık yeni tahvillerle değiştirilmesini önermişti. Bu öneri, kabul eden alacaklıların her 1 dolarlık yatırımların yalnızca 30 sentini geri alabilecekleri anlamına geliyor.

Bütün bunların anlamı: Arjantin ve diğer IMF kıskacındaki ülkeler; Siyonist sermaye hâkimiyetine teslim oluyor, yani Küreselleşiyor… Artık anladınız! Küreselleşme, Siyonist ABD'ye, her yönüyle köleleşme anlamına geliyor… Sadece, o ülkenin haritadaki yeri ve göstermelik ismi kalıyor!..

RECEP ERDOĞAN'IN TEHDİDİ:

‘Karikatür çizerken sınırı aşmamak lazım'

Kendisini ‘İp yumağına dolamış kedi' biçiminde çizen karikatürist Musa Kart'ı mahkûm ettiren Başbakan Tayyip Erdoğan, dün AK Parti Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın ‘Çizgiyle Siyaset' adlı sergisini açtı. Karikatürist Hasan Kaç'ın da katıldığı törende bir konuşma yapan Erdoğan, özgürlüğün sınırsız olmadığını vurguladı.

Kendisi kürsülerde vatandaşı haşlarken, horlarken hatta "350 milyon alan asgari ücretli 100 milyon biriktirirse, onu ev sahibi yapacağız!?" diye fakir fukarayla alay ederken hakaret olmuyor da, acaba "Kedi"ye benzetilmesi niye bu kadar zoruna gidiyor. Yoksa kendisini kaplan mı sanıyor?

 

LÜBNAN'I KİM KARIŞTIRIYOR?

Hizbullah Lideri Hasan Nasrullah, Lübnan'ın bağımsızlığı için bir araya geldiklerini belirterek, Lübnan'ın değişik bölgelerinden gelen 1,5 milyon insanın bu meydanda toplanmasının yabancı güçlere en iyi cevap olduğunu söyledi. Nasrullah, "Tüm dünyaya soruyorum: Yüz binlerce insanın burada toplanması boşuna mıdır? Burada toplananlar Suriye istihbaratının ajanı mıdır? Muhalefete sesleniyorum: Şimdi siz bu insanlara ‘hain' mi diyeceksiniz? Bütün Lübnan Hain mi?" şeklinde konuştu. Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinin ardından uluslararası baskıyla karşı karşıya kalan Suriye'ye de destek veren Nasrullah, "Beşşar Esad için buradayız, Suriye askerleri için buradayız" dedi. ABD ve İsrail'in lanetlendiği gösteride direniş şarkıları söylenirken İngilizce olarak, "Teşekkürler Suriye" ve "Yabancı müdahalesine hayır" yazılı dev pankartlar dikkat çekti.

 

ÇEÇEN LİDER ASLAN MASHADOV ŞEHİD EDİLDİ!

Çeçen Lider Aslan Mashadov'un Kafkasya'da Rus askerleriyle girdiği bir çatışmada öldürüldüğü belirtildi. Grozny'ye 12 km uzaktaki Tolstoy-Yurt bölgesinde Çeçen Lider içim özel bir operasyon düzenlendiğini belirten Rus Güvenlik Şefi Nikolay Patruşev, Mashadov'un ölü olarak ele geçirildiğini söyledi haberi veren Rus NTV Televizyonu Aslan Mashadov'a ait olduğunu belirttiği bir cesedin görüntülerini yayınlarken, Çeçen Polisi de olayı doğruladı.

Bazı tarafsız Batılı kaynaklar ve yorumcular Aslan Mashadov'un Mosad ve CIA ajanlarınca öldürülüp, Çeçenistan-Rusya gerginliğini tırmandırmaya ve özellikle Türkiye ile Putin'in arasını açmaya çalıştıklarını yazdı…

İŞTE BİR İTALYAN GAZETECİNİN ÇARPICI İTİRAFLARI

"ABD askerleri beni öldürmeye çalıştı, suçunu direnişçilerin üzerine atacaktı!"

Irak'ta serbest bırakılan İtalyan muhabir Giruliana Sgrena, Wasjington'un eylemcilerle görüşmeyi reddettiği için, işgalci ABD güçlerinin kendisini kasten öldürmeye çalıştıklarını söyledi.

Sgrena ayrıca, eylemciler tarafından, Amerikalıların kendisini öldürmeye çalışabileceklerini konusunda da uyarıldığını belirtti ve "beni bırakacaklarını, ama çok dikkatli olmam gerektiğini, çünkü bazı Amerikalıların ülkeme geri dönmemi istemediğini söylemişlerdi", dedi.

Amerikalı askerler, 4- Mart Cuma günü, 56 yaşındaki muhabirin aracına ateş açmıştı. Açılan ateş sonucu Sgrena yaralanmış ve onu koruyan İtalyan gizli servisi ajanı öldürülmüştü..

AB ve ABD DAYATIYOR!

"Ermeni saldırısı artıyor!"

AB İlerleme Raporu'nda "Ermeni soykırımı"nın tanınması, Ermeniler'den özür dilenmesi istenirken AB troykası toplantısında da konu gündeme getirildi. 24 Nisan yaklaşırken "stratejik müttefik" Amerika da basın yoluyla Ermeni tetikçiliğine soyundu. AB ve ABD vahşi batıyı oynuyor, AKP iktidarı anlamıyor.

REHN: TÜRKİYE'NİN YOLU VİRAJLI

AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Türkiye'nin AB'ye girişindeki yolun virajlı olduğunu söyledi. Rehn; AKP'nin sayesinde zihniyet değişimi yaşandığını kaydederek "Türkiye Ankara Anlaşması Protokolünü imzalayarak yeni üyeleri (Rumları) teyid etmiş olacak. Bu husus, Avrupa Konseyi'nin müzakerelerin başlaması için en önemli koşullardan biridir" dedi.

KÖTÜ ÂLİMLER, CEHENNEMİN KÖPRÜLERİDİR!

İlim, insanın süsü olur ama asla süksesi olamaz. Çünkü ilim arttıkça âlimin tevazusu artar. Böyle olmazsa aksi kişi cehennemin köprüsü olur. Peygamberimiz (s.a.v) haber veriyor ki: " Kötü âlimler cehennemin köprüleridir."

Yunus Emre (Allah rahmet eylesin)  ne güzel demiş:

"İlim elinde çıra,

Yak da Mevla'yı ara.

Bilmek olmak değildir,

Olmaya bak olmaya…"  (M. Özcan / Milli Gazete)

SEVR MUAHEDESİ'Nİ DİRİLTMEK İSTİYORLAR!

Orhan Pamuk'un beyanlarından sonra bu kez de bir bilim adamı, Prof. Dr. Halil Berktay ‘Ermeniler'e yapılan etnik temizliktir' dedi. Aynı gün Washington Post gazetesi de, insanlığa karşı işlenen suçlar listesinin en başına Ermeni soykırımı iddiasını oturttu. Prof. Dr. Berktay, ‘tehcir kanunu'nu etnik temizlik olarak tanımlayarak saldırı cephesinin eline bir argüman daha verdi. Arşivlerin açılmasıymış… "Ben, insanlık tarihinde böyle bir soykırım duymadım". Bu adı vermek ve tehcirin soykırım olduğunu savunmak, Türkiye Cumhuriyeti'ni Sevr Muahedesi'ni dirilterek bölmek istemektedir.

BU İŞ TAYYİP'LE YÜRÜMEZ!

Meclis'te dolaşırken bir AKP'li milletvekilini rastgeldik. Biliyorsunuz Erkan Mumcu'nun istifasından sonra ortalık hareketlendi.

"Neler oluyor" diye sorduk! Ne dese iyi; "Tayyip Bey'le bu iş yürümez!"

Sıradan bir isim olsa fazla önemsemeyeceğiz. Ama söyleyen bir zamanlar Tayyip Erdoğan'ın sırdaşı olarak tanınıyorsa işin rengi değişiyor.

Birçok milletvekilinde olduğu gibi O'nun da şikâyeti aynı; "Kaale alınmamak!"

Bir şey söylemek istediklerinde "terslenmek!" Başbakana bir türlü "Ulaşamamak!" ( Kulis Ankara)

BM'İN ÇİFTE STANDARTI:

BM'nin yaptığı baskılar sonucu Suriye, Lübnan'dan çekileceğini söyledi.

"Ama İsrail de Golan'dan çıksın" diyen yok!..

BM, Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesi yönünde devamlı baskı yaparken, İsrail'in 1967 yılında işgal ettiği Golan Tepeleri'nden çıkması konusunda hiçbir girişimde bulunmuyor!

Bizleri yıllardır, "   Bu BM, bu NATO, barışa ve insanlığa değil, sadece İsrail'e ve Amerika'ya hizmet için kurulmuştur" dedikçe "Komplo teorisi kuruyor ve hayallerinizle boğuşuyorsunuz" diyenler, artık uyansın ve utansın!..

 

TÜRKİYE'DE MÜSLÜMAN ÇOCUĞUNA KUR'AN OKUTMAYANLAR!

Danimarka: Müslüman olsun olmasın, her ilkokul öğrencisi İncil'i okuyacak!

Danimarka Eğitim Bakanı Haarder, İlköğretim okullarında İncil okutulmasının zorunlu kılınacağını açıklayınca ülkede ki 60 bin Türk ayaklandı. Gazeteler "zorla Hristiyanlaştırılacağız" manşeti attı.

Biz din derslerinin zorunlu ders olup olmaması konusunda tartışa duralım, Danimarka hükümetinden, Avrupa Birliği düzeyinde heyecan yaratacak şok bir açıklama geldi. 8 Şubat'taki genel seçimler sonrası Eğitim Bakanı olan Bertel Hearder, ilk icraatını açıkladı: "9 yıllık ilköğretim okullarında İncil okutulmasını zorunlu hale getirmek istiyorum" diyen bakan devam ediyor; İlkokulda okuyan her öğrenci, Müslüman olsun olmasın far etmez, İncil'i okuyacak, öğrenecek. Çünkü her öğrenci İncil'deki hikâyeleri bilmek zorunda…

İSRAİL'İN GÖZÜ ADANA'DA

İsrail'in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi, Adana'da yatırım yapmak istediklerini söyledi.

Adana Sanayi Odası'nı (ASO) ziyaret eden Büyükelçi Pinhas Avivi, yaklaşık 6 yıldan bu yana ASO'nun Yumurtalık'ta "Nitelikli Serbest Bölge" kurulmasına yönelik çabalarına destek vereceklerini açıkladı. Adana ile ticari işbirliği geliştirmek istediklerini, bu kentin yatırımlar açısından zengin bir potansiyele sahip olduğunu belirten Avivi, "Özellikle Yumurtalık Serbest Bölgesi ve Organize Sanayi Bölgesi'nde ortak yatırımlara girmek istiyoruz. Bu amaçla en kısa zamanda bir program düzenleyip, öncelikle karşılıklı iş heyeti ziyaretlerini sıklaştırmalıyız" dedi.

ABDULLAH GÜL, VATANDAŞI OYALAMAK İÇİN HAVA ATIYORMUŞ!

Ankara anlaşması uyum protokolünün kabul edilmesiyle Rum kesimi fiilen tanınmış olacak…

Rehn: İmza sözü aldım

AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorunlu Üyesi Olli Rehn, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'den, Ankara Anlaşması Uyum Protokolü'nün 3 Ekim'den önce zamanında imzalanacağına dair teminat aldığını söyledi.

Rehn, Gül ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu, Gül ile "Mükemmel, yapıcı ve verimli" bir görüşme yaptıklarını söyledi.

İNCİRLİK TÜRK ÜSSÜ MÜ, AMERİKA'NIN NÜKLEER ÇÖPLÜĞÜ MÜ?

ABD'nin Akdeniz'de, Polaris grubu denizaltısındaki nükleer başlıkların toplam infilak gücü 2. Dünya Savaşı'ndaki toplam infilak gücünden daha fazla.

ABD'de atom santralleri var, nükleer enerjiyle çalışan uçak gemilerine sahip. Ve bugün bile kendini denetletmiyor. En büyük silah üreticisi ve Kyoto çevre anlaşmasına imza koymayan bir-iki ülkeden biri. ABD dünyanın en büyük kimyasal ve biyolojik silah üreticilerinin başında geliyor aynı zamanda.

Skandal haber önceki gün basına yansıdı. Basın, haberi "MÜTHİŞ TARİHİ SIR: İNCİRLİK'TE BOMBA YÜKLÜ UÇAKLAR VARDI..!" başlığı ile DUYURDU… Haber şöyle: "Şükrü Elekdağ açıkladı, emekli büyükelçi, CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ, dün Habertürk TV'de Melih Meriç'in hazırlayıp sunduğu Basın Kulübü'nde çok önemli açıklamalar yaptı. Kendi döneminde, ABD'nin Adana'daki İncirlik Üssü'nde her an hazır durumda tutulan atom bombası yüklü iki jet tutulduğunu belirten Elekdağ, "Şu anda hala bu uygulama yapılıyor mu, bilmiyorum" dedi.

İncirlik'teki bu nükleer başlıklar kime karşı kullanılacaktı?

Peki bu başlıklardan haberdar olan hedefteki ülkeler bu uçaklara karşı bir karşı saldırı düzenleseler ve bombalar başımıza patlasa ne olacaktı?! Belki bir kaza, bir yanlışlık, bir çılgınlık… (A. Dilipak)

 

İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN!..

SİNCAN'DA TANKLARI YÜRÜTEN Korgeneral İzzet İyigün, dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın okul arkadaşıymış ve dahi 28 Mart sonrası, Fazilet Partisinden milletvekili adayı yapılacakmış!..

Zaman Gazetesinden eski Refah milletvekili Mustafa Ünal yazmış! Hem de belgeleriyle ispatlamış!..

İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI DOĞU PERİNÇAK'TEN ÇARPICI İDDİALAR!..

‘İsrail'e kimyasal silah Yalova'da üretiliyor'

İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Yalova'da üretim yapan AKSA fabrikasında İsrail'e kimyasal silah üretildiğini tekrarladı.

Ama AKP iktidarı, hala susmaktadır.

İNGİLTERE'DE HUKUK, TÜRKİYE'DE GUGUK!

İngiliz Yüksek Mahkeme'si karar verdi:

"Dinin emrettiği kıyafete ENGEL OLUNAMAZ!"

İngiliz Yüksek Mahkemesi, 16 yaşındaki bir Müslüman kızın çarşaf benzeri bir giysi kullandığı için okula alınmamasını yasadışı olduğuna hükmetti. Mahkeme " öğrencinin dininin emrettiği şekilde giyinmesine engel olunamayacağına" karar verdi.           

BBC'nin haberine göre mahkeme, Sabina Begüm adlı öğrencinin cilbab adı verilen ve elleriyle yüzü hariç tüm vücudunu kapatan giysisi ile okula sokulmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din özgürlüğü hakkındaki hükümlerine aykırı olduğuna kanaat getirdi.

Hatırlanacağı gibi, Londra yakınlarındaki Luton'da yaşayan Sabina Begüm, iki buçuk yıldır öğrenimine ara vermişti.

ESAD, LÜBNAN'DAN ÇEKİLECEĞİNİ AÇIKLADI

SURİYE Devlet Başkanı Beşar Esad'ın bugün parlamentoda bir konuşma yaparak, Suriye askerlerinin bir bölümünü Lübnan'dan çekme kararını açıkladı.

ABD'nin olası Suriye saldırısının uydurma gerekçelerini ortadan kaldıran Beşar Esad akılcı bir yaklaşım sergiliyor.

Ama İran'ın horozlanmasına ve ABD'yi kışkırtıp Bush'a haklılık kazandırmasına kimsenin aklı ermiyor!

SİYONİSTLER, AKP'yi GÖZDEN ÇIKARDI!

Amerikan basınında ve düşünce kuruluşlarından yönetime yakın çevrelerden Türkiye'ye ve AKP'ye yönelik eleştiriler artıyor. Pollock'ın yazdığı makale ve yeni-muhafazakâr düşünce kuruluşu olan Enterpreise Enstitüsü'nün araştırmacılarından M. Rubin'in yazdığı ve AKP'yi yeşil sermaye hususunda eleştiren makale, ABD'nin AKP'ye karşı tavır aldığı şeklinde yorumlandı.

1 Mart sonrasında ABD ilişkilerinin yeni küresel askeri politik Amerikan konseptine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğine karar verdi.

NATO sonrası ilişkilerdeki en büyük yeniden yapılanma sürecinden geçiyoruz. Sürecin merkezinde, Türkiye'nin Amerikan Büyük Ortadoğu konseptine askeri-politik olarak hizmet edecek hale getirilmesi hedefi var. İncirlik, Batman ve Muş havaalanlarının ABD ordusuna kayıtsız -şartsız açılması isteniyor.

Amerikan yönteminin sonuç aldığı görülmektedir. AKP, Türkmenleri terk eden bir dış politika izlemeye başlamıştır. R. T. Erdoğan, yaptığı son açıklamada ‘hükümetin dünya dengelerini dikkate alarak dış politikada düzenlemelere gideceği' açıklamasının da bir yararı olacağı sanılmamalıdır. (Ümit Özdağ)

ABD TÜRKİYE RAPORU

ABD Kongresi'nin talimatı üzerine Dışişleri Bakanlığı'nca hazırlanan 2004 Dünya İnsan Hakları Raporu'nda, Türkiye'deki bazı önemli siyasi liderlerin tarikatlarla bağlantıları olduğu öne sürüldü.

Dışişleri bakan Yardımcısı Paula Dobriansky tarafından açıklanan raporun Türkiye'yle ilgili 57 sayfalık bölümünün 9 sayfası, ‘din özgürlüğü' kısmına ayrıldı. Aleviler'in Diyanet İşleri Başkanlığı'nda temsil edilmediği, Fener Rum Patriği'nin ‘ekümenik' sıfatının tanınmadığı ve Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nun açılmadığına dikkat çekildi. Müslüman olmayanların ‘şüphe'yle karşılandığı, misyonerlik faaliyetleri yapanların dövüldüğü ve hakarete uğradığı iddia edildi. Yasaların tarikatlar ve cemaatleri yasakladığı kaydedilen raporda şöyle denildi:

"Ordu, tarikatları laikliğe yönelik en büyük tehdit olarak görüyor. Ancak tarikatlar, aktif ve yaygın olmaya devam diyor, bazı önde gelen siyasi ve sosyal liderler, tarikatlar, cemaatler ve diğer İslam toplulukları ile yakın ilişkiler kuruyor."

KAYNAK MGK

Irak'taki Ebu Garip Cezaevi ve Küba'daki Guantanamo Üssü'nde uyguladıkları işkenceleri görmezden gelen ABD, Türkiye'yi de işkenceci ilan etti ve geçen yıl 18 kişinin işkenceden öldüğünü iddia etti.

Raporu değerlendiren Ankara'daki bir ABD yetkilisi, askerlerin tarikatları ‘tehdit' saydığı savına kaynak olarak MGK'nı geçmiş kararlarını gösterdi. ABD'li yetkili, tarikatlarla ilişkili politikacıların adlarının sorulması üzerine bu isimlerin raporda yazılmadığını, ABD Kongresi'nin kişilerle ilgilenmediğini kaydetti. Yetkili, raporu ‘eleştiri' olarak değil gözlem olarak gördüğünü söyledi.

DYP'NİN DAVULU!..

AKP'den ayrılan Bayan Reyhan Balandı, DYP'ye katılmış.

Derin çete ilişkili Mehmet Ağar "Emin Şirin'in de yakında DYP'ye gireceğini açıklamış…

Bizden söylemesi:

Ne Balandı, ne Şirin Mehmet Ağar'ın Susurluk acısını tatlandıramaz!..

ZAMAN GAZETESİ'NİN SABATASİT SEMPATİSİ!?

Derviş'ten ekonomi politikalarına tam not!?

CHP İtanbul Milletvekili Kemal Derviş, AK Parti hükümetinin ekonomi politikalarını ‘çok başarılı' buldu. Üyesi bulunduğu CHP'nin aksine Türkiye'nin son üç yılda ortaya koyduğu performansı öven Derviş, AKP'yi ekonomide başarılı buldu. (Zaman)

NURETTİN VEREN'İN FETULLAH GÜLEN'İN YAKIN ADAMI DEDİĞİ MEB HÜSEYİN ÇELİK, AMERİKA'YA DAVET EDİLDİ!

"Gerekçe: ABD'den daha çok Türk öğrenciye burs imkânı

ABD Hükümeti Türkiye'ye eğitim alanında maddi yardım girişimlerini artırdı. Geçtiğimiz ay Türkiye'deki fakir ailelere verilmek üzere 9 milyon dolar yardımda bulunan ABD, ‘Fulbright' bursunu alacak Türk öğrencilerin sayısını artırma kararı aldı. ABD Eğitim Bakanı Margaret Spellings, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'i burs alacak öğrenci rakamlarını görüşmek üzere resmen Türkiye'ye davet etti.

Herhalde sağlam ve sadık İsrailci ve Fetullah Gülencileri birlikte tesbit için…

Abdullah Gül'ün horozlanması

iyi de, bu AB masalının peşinde koşturanlar, onların kapılarında yalvar yakar olanlar, ağlaşanlar rica minnet edenler, esas duruşta bekleyenler, onlar tak diye emredince istenilen her yasayı şak diye çıkaranlar kimdi?

Abdullah Bey ve hükümeti değimliydi? Şimdi bu ağız değişikliği neyin nesi? Çünkü yalan söylendiğini, AB'nin Türkiye'yi hiçbir zaman üye olarak içine almayacağını anladılar. Bu yüzden işi boşlamaya başladılar.

Emin Çölaşan bile bu olacaklar konusunda yıllardan beri yırtındı. "Bunların kapısında böyle küçülmeyin, onurumuzu çiğnetmeyin" diye yalvardı ve olacakları aynen yazdı. Müneccim değildi ama görünen köy kılavuz istemiyordu.

Beyefendi şimdi işler tıkanınca çıkıyor ortaya ve söyleyecek sözü olmadığı için feryat ediyor:

"Onlar kim oluyor ki…"

Geçmiş olsun! Onların kim olduğunu düşünmekte geç kaldınız beyim. Bunu onların emirlerini alıp derhal yerine getirirken, kapı aralarında Türkiye Cumhuriyeti'ni küçük düşürürken düşünecektiniz.

Abdullah Bey'e ben buradan sesleniyorum:

"Demedim mi nazlı yârim ben sana!" (Emin Çölaşan)

AKP'NİN ALDATMASI: ÖĞRENCİ AFFI

akp inatlaştığı konularda genellikle kaybediyor.

Hızlı tren, türban, YÖK, zina vb. konularda AP, tersine uyarıldığında beter inatlaştı ve sadece duymak istediği ‘önerilere' kulak verdi.

Ancak, her keresinde de geri adım atmak zorunda kaldı. AKP hükümeti 17 Aralık'a uzanan süreçte Kopenhag Kriterleri çerçevesinde uyum yasalarını ve IMF reçetelerini hazır şablonlar olarak başarı ile uyguladı.

Bu dönemde dışa dönük / tavan politikası izlendi

Ancak 17 Aralık sonrası partide birileri frene bastı ve özü: içe dönmek, taban politikası (popülizm) yapmak, dar kadroculuğa geçmek olarak özetlenebilecek bir geri-dönüşüme niyet edildi.

İşte tabanını ve toplumu aldatmak için hazırlanan öğrenci affı yine geri tepti…

AMERİKA'DAN BİR KAZIK DAHA

Irak Savaşı başladığından beri gündemde olan "ABD'den gelecek hibe" hikâyesinin sonu geldi. Türkiye bunu çok tartıştı, sonuçta kullanamadı.

Önceki akşam ajanslara düşen ABD kaynaklı haberlerde; ABD Temsilciler Meclisi Tahsisler Komitesi'nin Türkiye'nin kullanımı için ayrılan 1 milyar doları, Afganistan'da aciliyeti olmayan, güvenlik konuları dışındaki projelere, Filistin'e yardım ile Pakistan ve Ürdün'e askeri destek için kullanıma aktarıldığı belirtildi.

Bunun üzerin dün bir açıklama yapan Hazine Müsteşarlığı, kendilerinin bu hibeyi istemediğini belirterek, şöyle dedi:

"ABD Temsilciler Meclisi Tahsis Komitesinde ek bütçeye ilişkin görüşmeler çerçevesinde, Türkiye'ye tahsis edilen kaynağın ülkemizin artık ihtiyacı kalmaması sebebiyle, farklı alanlara aktarılması gündeme gelmiştir.

BİR GÂVUR KADAR OLAMADILAR!

Londra Belediye Başkanı: Ariel Şaron savaş suçlusudur.

LONDRA Belediye Başkanı Ken Livingstone, İsrail Başbakanı Ariel Şaron için "savaş suçlusu" ifadesini kullandı. İngiliz The Guardin Gazetesi'nde Filistin sorununu değerlendirirken Livingstone, İsrail'i "etnik temizlik" yapmakla suçlayarak "Şaron, hapiste olmalıydı" dedi. Makaleye tepki gösteren İsrail'in Büyükelçisi Zvi Heifetz ise, "Livingstone, İsrail ile Filistinliler arasındaki önyargı ve nefreti körüklüyor" şeklinde konuştu.

AKİT'İN ALMAN BASKISI KAPATILDI

Oktay Ekşi'den Alman Elçiye cevap:

"Vakit'i sevmeseniz de onu kapatamazsınız!"

Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Vakit'in kapatılmasını "hukuk cinayeti" olarak gören sözlerini kınayan Alman Büyükelçi Born'a dün cevap vererek,

"Kabul edilemez nitelikte bulsanız bile, bir gazeteyi siyasi kararla kapatamazsınız" dedi ve ekledi: " Başkalarına demokrasi dersi verenlerin, böyle bir kararı savunması utanç vericidir.!" dedi.

Aferin, iyi demiş. Ancak bir şeye aklımız hala ermemiş… AİH Mahkemesinin Refah'ın kapatılmasına ve Başörtüsü yasağının onaylanmasına alkış tutan bu yazar ve yorumcuların Radikal İslamcı geçinen AKİT Gazetesine sahip çıkmaları, acaba neyin nesiymiş!?..

ORHAN PAMUK'A AÇIK MEKTUP

Batılı aydınların, yakın tarihimizi değerlendirirken kullandıkları lanetleyici dilin, Balkanlar'da, Kırım'da ve Kafkasya'da katledilen ve göçe zorlanan milyonlarca Müslüman söz konusu olduğunda tarafsız bir dile dönüşüyor olmasına isyan ediyoruz!

Ey sabataist ve sinsi yazar bozuntusu! Ey yamuk, Orhan Pamuk! Türklerin Ermenileri ve Kürtleri soykırımla katlettiğini yazıp, gavurlara yaranmak için gösterdiğin kahramanlığa( !) yuh!…

AKP'NİN İSLAMA İHANETİ:

Bu kelimeler yasak!

İçişleri Bakanlığı 2 ay önce okullarda bazı kelimelerin kullanılmasını yasakladı. Yasak kapsamına giren kelimeler şunlar: ‘ biat, cemaat, cihad, emir'ül müminin, fetva, firavun, halife, hicret, hilafet'ül müminin, infak, kâfir, Karun, kışla, laikler, laikçiler, Medine dönemi, medrese, Mekke dönemi, mücahid, mümin, münafık, şahadet, şehit ve tevhid.'

Bu kelime ve kavramların çoğu Kur'an ayetlerinde ve Hadisi şeriflerde geçen ve İslam âlimlerince dile getirilen orijinal İslami sözcüklerdir. Ve AKP'nin bunları yasaklaması gaflet ve delalet değil, açıkça ihanettir!..

ESKİ DIŞİŞLERİ BAKANI MÜMTAZ SOYSAL PATLADI:

Kıbrıs Güney kalemiz ve Akdeniz sigortamızdır!

Kıbrıs'ın sıradan bir toprak parçası değil Türkiye'nin güvenliği olduğunu belirten Soysal, bu konuda ortak bir düşünce oluşmamasından rahatsız olduğunu söyledi. " Kıbrıs kaybedilirse toplum olarak büyük bir moral çöküntüsüne gireriz" diyen Soysal, "Morali bozulan bir ordu savaşamaz. Ülke kalkınamaz, başkalarından medet umar. İngiltere'nin ta Güney Amerika'daki Fakland Adaları'nı elinde tutabilmek için savaşı göze aldığını unutmayalım" dedi.

Bu ciddi ve cesaretli uyarıların bir anlamı da "Bu gerçekleri unutanlara, çok acı bir hatırlatma yapılacaktır!?..

NECİP FAZIL- RAUF DENKTAŞ

Malatya'daki Ahmet Emin Yalman'la ilgili mahkemede, rahmetli:

-Necip Fazıl Bey: Efendim müsaade buyurun söyleyeceklerim var.

-Reis: Otur be, aktörlük yapma!

Tabii bu set ihtar üzerine Necip Fazıl Bey, ister istemez oturuyor. Söyleyeceklerini bir ay sonraki celseye erteliyor. Bir ay sonraki duruşmada bu kez reis Bey söz verince, Necip Fazıl Halini şöyle özetliyor:

-Reis Bey siz geçen celse bana söz vermediniz, Aktörlük yapma diye ihtarda bulundunuz. Amma bizler cezaevinde o kadar sıkıntılı ve müşkül şartlar içerisinde bulunuyoruz ki, huzurunuzda normal bir insan gibi davranabilmek için AKTÖRLÜK yapmak mecburiyetinde kalıyoruz.

Bu heyecanlı mahkeme celsesini niye anlattım? Tabii ki maksadım bu davanın bütün ayrıntılarını kaleme almak değil. Maksadım Sayın KKTC Cumhurbaşkanı'nın, akp iktidarı tarafından, Necip Fazıl Bey'in içerisine düşürüldüğü müşkül bir duruma düşürülmüş olduğunu belirtmektir.

Bilindiği gibi Sayın Denktaş birkaç gün önce bir TV kanalında gösterilen bir dizi de rol almıştı. Kendisine siz bir Cumhurbaşkanısınız, böyle bir dizi pozisyonda, böyle bir dizi de niçin rol aldınız diyenlere karşı maalesef Türk basınının önemli bir kesimi, benim milli davamı anlatmama engel olmak için adeta basını bana kapattı. Ben de görüşlerimi "Türk halkına anlatabilmek için mecburen, bu dizide rol almak mecburiyetinde kaldım" dedi.

IRAK HALKININ TOPYEKÜN DİRENİŞİDİR

Focus on the Global South dergisinden, Herbert Docena, Irak Ulusal Kurtuluş Konferansı (INFC) yetkilisi Şeyh Cevat el Halisi ile görüştü. Irak direnişinin, ABD yönetiminin çarpıttığı gibi bir terör hareketi değil, yaygın bir halk direnişi olduğunu söyleyen Halisi, "Direniş hareketi içerisindeki temel ideoloji halkçılık ve İslamcılıktır. Baasçılık değil. Yani Irak'ta halkçı ve yurtsever bir direniş var" dedi. Halisi, sivil katliamlarının yaşandığı eylemler üzerindeki şüphelerini belirttikten sonra, Amerikan işgalinden bu yana, direniş hareketinin mücadeleyi birleştirmede çok önemli adımlar attığını kaydetti…

BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN AKP'Lİ İL BAŞKANLARINA İLGİNÇ UYARILAR:

  • Seçime hazır olun, iş takibini bırakın!

Bakalım erken seçim senaryoları ve toplumu avutma ve oyalama planları tutacak mı? Ve Milli Güçler bu zokayı yutacak mı?

"KIBRIS MİLLİ DAVAMIZDIR" DİYEN YALANCILAR!…

Türkiye'den başka herkes Kıbrıs'ta idi!

Kıbrıs'ta seçimler yapıldı. Annan Planı'nın oylandığı refarandum sonrasında yaşanan hayal kırıklığının ardından, 20 Şubat'ta sandıktan çıkan sonucu iyi okumak gerekiyor. ‘Evet'çilerin başını çeken Başbakan Mehmet Ali Talat'ın partisi CTP oylarını yüzde on oranında artırdı, ama tek başına iktidar değil.

Seçimler öncesi suskunları oynayan AB'ci medyamız; "Talat sildi süpürdü" diyor, ama sandıktan çıkan sonucu böyle yorumlamak mümkün mü? Ne münasebet!

"Ver-kurtulcu" Talat'ın işbirlikçi politikasına "hayır" diyenlerin oranı yüzde 56.

İngilizler, Avrupa politikalarına yön veren Wilton Park konferansları ile Kıbrıs'ta idi.

Sözün kısası, elindeki garantörlük anlaşmalarını gereği olarak adada olması gereken Türkiye'den başka, herkes Kıbrıs'ta! Yalnız Türkiye yoktu.

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN'DİN SON AKLI

Bana Parti kurdurup KENDİLERİ ÇEKİLDİ!

28 Şubat sürecinin önde gelen isimlerinden Yekta Güngör Özden diyor ki:

  • "Servetimi, sağlığımı, saadetimi kaybettim"
  • "ADD Başkanlığı'nı bana zorla verdiler"
  • "2 milyonluk aidatını ödemeyen kişi, adam olamaz ki, isterse Atatürkçü olsun!"

demiş… Haydi, geçmiş olsun!

GÖLCÜK'TEKİ ASEKAM BAŞKANI

Sadık Bulgan kardeşimizden dinledik ve sevindik:

"Türkiye'de 28 Şubat gecesinde ilk defa yakın tehdit algılamasından ‘Suriye, Irak ve İran' değiştirilmiş!."

Desene, Siyonist Amerika ve uşakları yine oyuna getirilmiş… Artık yakın tehdit İsrail, ABD ve Rumları kışkırtan AB imiş!…

VAKTİNDE TÜRKMENLERE SAHİP ÇIKMA SONRA DA AĞIT YAK!

Prof. Ümit Özdağ: Türkmenlerin hakkını geri almak için Amerikan hukukuna güveniyormuş!?

ITC, Kerkük'te on bin oylarının seçim pusulasında ikinci bir parti daha işaretlenerek iptal edildiğini söylüyor. Cephe, Kerkük'te Türkmen katılımın % 90 civarında olduğunu ve oyların yarısından fazlasının imha edildiğini belirtiyor.

Musul'da 150 bin Türkmen oy kullanamadı. Erbil'de zaten oy kullanmaları mümkün değil. Telafer'de 300 bin Türkmen yaşıyor. Bu ilçeye sadece dört saatliğine dört tane sandık yollanmış. Birçok küçük ilçe ve köyde seçim ya yapılmamış ya da oy kullanmalarına izin verilmemiştir.

ITC'nin hiç mi hatası olmamıştır. Türkmen Meclisi Başkanı seçimden önce Hac'ca gitmiştir. Türkmenlerin ölüm-kalım mücadelesi verdiği dönemde Irak'tan ayrılan bu sorumsuz zatın derhal görevden alınması gerekmektedir. Sonra Türkiye'den STO'ların desteği ile önümüzdeki aylarda yapılacak referandum öncesinde Türkmenlere seçim desteği konusunda çalışmalara başlanmalıdır. Daha her şey bitmedi. Hukuk galip çıkacaktır." Barbar Amerikan hukuku öyle mi?

(23-Şubat-2005/Akşam / Ümit Özdağ)

HELAL OLSUN HAYRETTİN!

Hayrettin karaman, Yeni Şafak'ta şunları yazmış:

"AB adına konuşanlardan hiçbiri (benim okuyup dinlediklerime göre) Türkiye'nin AB'ne girmesi halinde AB değerlerinin ve Batı uygarlığının İslam değerlerinden ve uygarlığından istifade edeceğini ve zenginleşeceğini söylemedi (…)

Muhafazakâr demokrat iktidar (AKP) AB'ne doğru koşarken sözcüleri hep şunu söyledi; "Biz medeniyetler çatışmasına değil, medeniyetler diyaloguna, medeniyetler arası alış-verişe inanıyor ve tarafları buna çağırıyoruz…"

Şimdi müzakereler başlıyor, iki tarafın hedefleri arasında bazı önemli farklılıkların bulunduğu da bir gerçek (beyanlar bunu gösteriyor), bu farklar sebebiyle tartışmaların, pazarlıkların, karşılıklı tavizlerin olması tabiidir.

Bu durumda kayıtsız şartsız teslim olmadıkları, bazı şartları tartışma konusu yaptıkları için; iktidarı neredeyse ihanetle suçlamak nereye oturuyor ve nasıl oluyor? (…) başbakan hedeflerdeki farklılığın farkındadır. Ve o kendi hedefinden vazgeçmiyor…"

GÜNERİ CİVAOĞLU MAŞAALLAH CİVA GİBİ!..

Yeni TCK'de gazetecileri çok zora sokacak, yuvarlak ifadelerle yazılmış..(..) Herhalde, TCK'nin yürürlüğe gireceği 1 Nisan'dan önce bu maddeler değişmeli.(..)

Gerçekten, birkaç sütunda perakende eleştiri dışında ve meslek kuruluşlarımızın adet yerini bulsun kabilinden kamuoyuna bile yansımayan bildirileri ötesinde, bu yasa tasarısı sessiz sedasız geçiverdi..

Daha doğrusu…

Fırtınalar estirmedi değil…

Ama "fikir ve düşünce özgürlükleri" gibi şimdi ayıp, feryat ettiğimiz maddeler üzerinde değil, "zina" konusunda.

Medya depreminin enerji birikimi "zina" için oldu.

Oysa, yeni TCK'de böyle bir madde bile yoktu.

Medya, "cambaza bak, gerisine kafanı takma" durumuna düştü.

TCK'yi "zina" maddesinden kurtarırken gazeteci haklarının namusu dikkatlerden kaçmıştı..!

Güneri Civaoğlu, Türk Polis ve Jandarmasının, anarşist ve azgınlar karşısında çaresiz bırakıldığını ve Nasreddin Hocamızın tabiriyle "Köpeklerin salınıp taşarlın bağlandığını" değil de, gazetecilerin namusunu dert edinmiş!…

ZAMAN GAZETESİNİN SAMAN HABERİ!

"Din değiştirenler Müslüman gözüken vatandaşlar"mış!…

Son 88 yılda İslamiyet'ten Hristiyanlığa geçen yakşalık 2 bin kişinin neredeyse tamamına yakınının zaten Ermeni, Süryani, Rum ya da Yahudi kökenli olduğu belirlendi. Haftalık haber dergisi Aksiyon, son sayısında ‘Hristiyan Türkler' konusunda bugüne kadar gündeme gelmeyen bir ayrıntıya dikkat çekti. Son yıllarda ısrarla gündemde tutulan haberlere göre Anadolu'da binlerce ‘kilise ev' açıldı, on binlerce Türk genci Hristiyanlığı seçti. Ancak, Aksiyon'un haberi gerçeğin böyle olmadığını ortaya koyuyor. Habere göre, yıllarca Türk isimleri taşıyan ve Müslüman gözüken yüzlerce TC vatandaşı, son yıllarda eski dinlerine ve isimlerine geri dönüyor"

Yani zaman Gazetesi, demek istiyor ki; bu misyonerlik faaliyetlerinden korkmayın ve kötüye yormayın!…

FRANSA'DA 47 BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİ OKULDAN ATILDI

Demokrasinin beşiği olduğu iddiasıyla övünen Fransa'da yayınlanan Le Monde gazetesi, "laiklik yasasının 15 Mart 2004 tarihinde yürürlüğe girmesinden bu yana geçen bir yıl içinde 47 öğrencinin başörtüsü yüzünden okuldan atıldığını" yazdı.

Hani AB'ye girince insan haklarımız ve din özgürlüğümüz sağlanacaktı?

İTALYA DA IRAK'TAN ASKER ÇEKMEYE BAŞLIYOR!

ABD yalnız kalıyor!

İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, ülkesinin Irak'taki askerlerinin sayısını Eylül ayından itibaren azaltmaya başlayacağını söyledi.

Berlusconi, RAI televizyonunda bir söyleşi de yaptığı açıklamada, "Müttefiklerimizle mutabakat içinde, bu yılsonundan önce, Eylül ayından başlayarak Irak'taki birliklerimizin sayısını azaltmaya başlayacağız" dedi.

 

DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK HAVARİ KESİLEN Amerika'da basın özgürlüğü yok!

kendini özgürlükler ve fırsatlar ülkesi, her dünyanın koruyucusu, insan haklarının bekçisi olarak tanıtan, Ortadoğu'ya demokrasi ve özgürlük adı altında şekil vermeye çalışan ABD'nin Amerikan kıtasında basın özgürlüğünü ihlal eden ülkeler listesine alındı.

Amerikan Kıtası Basın Topluluğu (SIP), "kaynaklarını açıklamayı reddeden gazetecileri hapse gönderen" ABD'nin, bu politikası dolayısıyla listeye alındığını açıkladı.

TÜRKİYE FOTO MODELLİKTEN ÇIKARILDI!

Yeni model Pakistan

Türkiye'yi İslam ülkelerine laik ve demokrat model olarak lanse eden ABD, hedef ülke haline getirmeye çalıştığı Türkiye'nin yerine şimdi de Pakistan'ı "model" olarak piyasaya sürüyor. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, ‘Pakistan, İslam dünyası için model ülkedir' diye konuştu. Rice, nedense Afganistan ve Irak gibi ülkelerde kurdukları işbirlikçi yönetimleri model olarak öne sürmekten geri duruyor…

YENİ SİYONİST SENARYOLAR!

ABD'yi bekleyen ‘yeni 11 Eylüller'

11 Eylül saldırıları sonrası güvenlik önlemlerini sıkılaştıran Amerika, olası terör senaryoları ile bunların insanlara ve ekonomiye vereceği zararla ilgili bir rapor hazırladı. Rapor yanlışlıkla internette yayınlanınca ortalık karıştı. İç Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Hawaii hükümetinin resmi internet sitesinde yanlışlıkla yayınlanan raporda şu senaryolar yer alıyor. 5 ayrı kentte şarbon saldırısında 13 bin kişi ölüyor. Klor yüklü bir kamyon tankerinin infilak ettirilmesinde ise 17 bin kişi hayatını kaybediyor. 30 bin kişinin öleceği ancak ekonomik zararların yıkıcı olacağı "kirli bomba" denen nükleer maddeli saldırı, gar gibi yerlerin tuvaletlerinde yayılacak akciğer vebasından 2 bin 500 kişinin hayatını kaybetmesi de raporda yer alıyor. Buradan, ABD "derin devleti"nin ne tür yeni hazırlıklar yaptığını mı çıkarmalıyız?

BUNUN ADI ŞANTAJ!

Wolfowitz, "Ermeni soykırım iddiaları karşısında elimizin güçlenmesi için Türkiye'deki Amerikan karşıtlığını azaltın, İran ve Suriye'ye karşı bizimle üslup birliği sağlayın" dedi.

Amerika, Ermeni lobisinin soykırım iddialarına karşı "Türkiye'ye destek verebilmek" için yeni koşullar öne sürdü. ABD, hükümetten Türkiye'deki Amerikan karşıtlığı ile daha çok mücadele etmesini, İran ve Suriye'ye karşı tam üslup birliği sağlamasını istedi.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, hafta başında, Washington'daki TBMM heyeti ile görüşürken, "Kongre'de Ermeni tezini benimseyenlere karşı elimizdeki argümanları güçlendirin" dedi. Wolfowitz, Ermeni tezlerine karşı Türkiye'nin ‘yeni açılım' geliştirmesi beklentisini de iletti.

EDELMAN'IN GÜCÜ YETMEDİ DAHA BÜYÜK ŞEYTAN GELİYOR!

Yaklaşık 15-20 gündür bütün edep sınırlarını aşarak aziz milletimizi "terbiye" etmeye kalkışanlar, en güçlü zannedilen bir devletin temsilcisi de olsalar, milletimizin yüzüne bakacak hallerinin kalmadığını anladılar. Kuvayı Milliyenin kahrına dayanamadılar!

Edelman gidiyor! Daha büyük şeytan geliyor!

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın haziran ayında ABD Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye'deki görevinden ayrılma kararı aldığı öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre, bu kararını Büyükelçilik personeliyle paylaşan Edelman, görevden ayrılıp, ülkesine döndükten sonra gelecekte ne yapacağını düşüneceğini kaydetti.

Ataması 22 Temmuz 2003'te onanan Edelman, 14 Ağustos 2003'te Ankara'ya gelerek göreve başlamıştı. Edelman'ın adı, ABD Başkanı George Bush'un ikinci dönem yönetiminde Dışişleri bakan yardımcılığı için geçmişti…

LAFIN TAMAMI AHMAKLARA SÖYLENİR!

Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt ile sohbet ediliyor:

Gazeteci arkadaşlarımızdan biri "Türkiye'nin Irak politikası var mı? Yok" sözlerine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün alındığını hatırlatıyor!..

Gül'ün kendisine de bu yönde bir mesaj iletip iletmediğini sorduğunda, Org. Büyükanıt, kısaca "Yok…" yanıtını veriyor.

Bir süre önce KKTC ziyareti sırasında söylediği sözlerin de benzer yankılanmaya neden olduğunu anımsatıyor. Bildiklerini ve düşündüklerini söylediğini vurguluyor.

Cumhurbaşkanı'nın Suriye'ye yapacağı geziye, başta Amerika Büyükelçiliği olmak üzere Washington'dan gelen soğuk bakışa dikkat çekiyoruz.

Org. Büyükanıt, konu üzerinde konuşmaktan kaçınıyor. Türkiye'nin çıkarlarının ve bölgedeki durumunun çok iyi tahlil edilmesi gerektiğinin söylenmekle yetiniyor.

Gül: Uyguladığımız Irak politikası başarılı

AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısına Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Irak politikasına yönelik hükümeti eleştiren açıklamaları damgasını vurdu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Biz bu konuda gerekli yerlere gerekli kişilere mesajlarımızı veririz. Irak politikamız gayet başarılıdır" dedi.

Dışişleri Bakanı Gül, üyelerin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın açıklamalarına ilişkin sorusunu şöyle yanıtladı: "Daha önce Genelkurmay Başkanımız açıkladı. TSK adına ya kendisinin konuşacağını, ya da ikinci başkanın yetkili olduğunu söyledi. Biz bu konuların kamuoyu önünde tartışılmasını doğru bulmuyoruz. Gereken yerde gereken kişilere gereken mesajı veririz. İzlediğimiz Irak politikası da gayet başarılıdır."

Başbakan Erdoğan da, Büyükanıt'ın açıklamaları ile ilgili MKYK üyeleri ve milletvekillerine "yorum yapmayın" talimatı verdiği öğrenildi.

ACABA ZITLAŞMA MI, PASLAŞMA MI? SEZER SURİYE'YE, ERDOĞAN İSRAİL'E!

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın, Suriye gezisine sıcak bakmadıklarını ima etmesiyle başlayan ‘Şam'a gidecek mi' tartışmasına son noktayı koydu. Sezer, Kahire Büyükelçisi U. Soe Myınt'ı Çankaya Köşkü'nde kabulü sırasında bir habercinin "Suriye'ye gidecek misiniz?" sorusuna "gideceğiz elbette" karşılığı verdi.

Buna karşılık Başbakan da İsrail'e gidiyor.

İsrail davet etti!

Başbakan Erdoğan ‘devlet terörü' yapmakla suçladığı İsrail'e gitmeye hazırlanıyor. İsrail Büyükelçisi Avivi, Başbakanı, dış politika danışmanı Egemen Bağış aracılığıyla resmi olarak İsrail'e davet eti.

BU BATILI GÂVURLAR İSLAM'IN HER ŞEYİNE DÜŞMAN:

AB, İslami üretime teşviki izlemeye aldı.

AB yetkilileri, İslam Özel Sektörünü Destekleme Kurumu kapsamına girecek İslami fon ve şirketlerin, AB mevzuatına uyumlu olmasını istedi..

WOLFOWİTZ, DÜNYA BANKASI'NIN BAŞINA GELİYOR

Dünya Bankası'nın başkanlığına Bush yönetiminin siyasi karar alma sürecindeki en etkin, uluslararası kamuoyu nezdinde ise en tartışmalı yetkililerinden biri olan Paul Wolfowitz resmen aday gösterildi.

Saddam'ın devrilmesinin Ortadoğu'da demokratikleşme yolunu açacağı fikrinin etkin savunucusu ve Irak Savaşı'nın baş mimarı sayılan Wolfowitz'in adaylığı, ABD Başkanı George W.Bush tarafından açıklandı. Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz'den, " Paul kendisini kalkınmaya adamıştır. Şefkatli ve nezih bir insandır ve Dünya Bankası'nda iyi işler yapacaktır" diye söz eden Bush, Wolfowitz'i desteklemeleri için dünya liderlerine telefon ettiğini de söyledi.

AVRUPA'NIN SÜREKLİ KANSER İLACI SATIIĞINI SÖYLEYEN TOROĞLU:

‘Bilimsel olarak öldürülüyoruz'

TV yorumcusu ve eski hakemlerden Erman Toroğlu, sansasyona neden olan "hormonlu salatalık" açıklamasının ardından, "Türkiye'de insanlar 25 yıldır bilimsel olarak öldürülüyor" dedi. Türk insanında kanser patlaması olduğunu söyleyen Toroğlu, Türkiye'de bir kanser riski haritası olmadığını da söyledi.

Kudüs'ü işgal eden İngiliz General Allenby, Selahaddin-i Eyyubi'nin

türbesine giriyor ve hıncını kusuyor:

Kemiklerin sızlasın, Haçlılar rövanşı aldı

Çanakkale Savaşı'nda Almanların kendileri için kullandıkları taktikler sonucu 253 bin şehit vermişiz. Ancak Filistin toprakları elimizden çıkıp, ortak hasmımız olan İngilizler Filistin topraklarını işgal edince Almanlar bunu çılgınca kutlamışlardır.

İşte dost ve müttefik sandığımız ve AB'ye girmek için can attığımız gâvurların iç yüzü!

ÇANAKKALE'DE, İTTİHAT ve TERAKKİCİ DÖNME-MASONLARIN HIYANETİYLE:

Mehmetçik Alman generalin emrine veriliyor!

Çanakkale Savaşı'nda anlaşılması zor ilginç bir nokta var. Biz komutayı niçin Alman generaline bırakıyoruz?

Birincisi, tecrübeli subayımız kalmadığından. İkincisi de Almanların işine öyle geldiği için ordularımızı ve kolordularımızı Alman subaylar yönetiyor. İşte Çanakkale'de savaşan 5. Ordumuzun Komutanlığını Alman general olan Liman Von Sanders adlı subaya teslim etmişiz ki "Hilelerle Çanakkale" adlı kitabımda bu işin altında ne hinliler olduğunu yazdım. Bu oyunlardan birisi Rus şehirlerinin Türk gemisi ismiyle "Yavuz" ve " Midilli"ye vurdurulması. İkincisi de Almanlar, Fransa cephesini yarıp, savaşı kazanmak için, dikkatleri Çanakkale'ye çekmek istiyorlar. Yani belayı bizim başımıza sarıyorlar…(Ekrem Şama – M.Gazete)

"SALİH KAPUSUZ'UN SÖZLERİ TÜRKİYE'NİN BAĞIMSIZLIĞINA GÖLGE DÜŞÜRDÜ"

 diyen Onur Öymen AKP'lilerden tutarlı ve duyarlı!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, TBMM Başkanlığı'na verdiği soru önergesi ile "Hükümet, Cumhurbaşkanı'nın Suriye gezisinin öngörülen tarihte gerçekleştireceğini basına açıklamayı düşünmekte midir?" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, TBMM Başkanlığı'na Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün cevaplaması istemiyle bir soru önergesi verdi. Öymen, soru önergesinde, hükümetten Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Suriye gezisini belirlenen tarihte yapıp yapmayacağını açıklamasını istedi.

Geziyle ilgili olarak AKP Grup Başkan Vekili Salih Kapusuz'dan gelen "Ben olsam gitmezdim" açıklamasının Sezer'in gezisine gölge düşürdüğünü ifade eden Öymen, bu durumun Cumhuriyet hükümetlerinin izlediği ilkeli politikaya da gölge düşürdüğünü kaydetti.

METAL FIRTINA MI, TENEKE TANTANA MI?

Amerika'yı He-man -Tayyib Erdoğan'ı kahraman göstermek üzere 2 çocuğa hazırlatılan Metal Fırtına kitabında ABD Dışişleri Bakanı, Falaşa Yahudi'si Bayan Condoleezza Rice gösteriliyor.

Ama bu Bayan bakan kitabın yazımından  2 ay sonra bakan yapıldı!..

Şimdi siz söyleyin, kitap kimler tarafından yazdırıldı?! Üstelik Fetullahçı bir yayınevinde basılmış!?

TÜRK ASKERİNİN KORE'DEKİ KAHRAMANLIĞI FİLM OLUYOR?

Türkiye ile Güney Kore halkı arasında 27 Kasım 1950'de Kunuri – Chonghon Muharebesi ile başlayan yakın dostluk beyazperdeye taşınıyor. Çekimlerinin büyük bölümü Güney Kore'de yapılacak yapımın ismi, "Hoş geldin Koreli" olarak belirlendi. Film, Kore Savaşı'na katılan Malatyalı Yusuf Çavuş ile Kim Chul Soo'nun yıllar sonra kıtaları aşıp tekrar buluşmasını anlatıyor.

Oysa bir hiç uğruna iki bin evladımızı feda ettiğimiz iki Kore şimdi birleşmeye hazırlanıyor!..

UKRANYA'NIN YÜZÜ…

Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşenko başkanlık seçim kampanyası sırasında miting meydanlarındaki kalabalıklara defalarca ‘Benim yüzüme bakın. Bugün Ukrayna tıpkı benim yüzüm gibi; bu yüzü mutlaka değiştirmeliyiz; bunun içinde beni destekleyin.' diye hitap etmişti.

Yuşenko'nun yüzü, malum kendisine bir yemekte verilen yemeğin içine katılmış dioksin zehriyle şekil değiştirmiş, çok çirkin bir hale gelmişti. Zehrin etkisi bugün de devam ediyor; yüz kararıyor, morarıyor…

ONUN DAHA ÇOK GÖRECEĞİ VE ÇEKECEĞİ VAR!

Baba iyileşti

Solunum yolları rahatsızlığı nedeniyle bir süredir Güven Hastanesi'nde tedavi gören 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, dün hastaneden taburcu edildi. 80 yaşında olduğunu ve hiç bu kadar uzun süre hastanede kalmadığını söyleyen Demirel, "Taa 60 yıl önce öğrenciyken Numune Hastanesi'nde, sıtma sebebiyle kaldım" dedi…

Sn. Demirel'e kolay kolay bir şey olmaz! Çünkü O'nun daha çok göreceği ve çekeceği var!..

TÜRKİYE'Yİ AMERİKA MI YÖNETİYOR?

ABD resmen uyardı!

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Suriye gezisini ertelemesi yönündeki beklentiyi, resmen açıkladı.

SABAH'ın geçenlerde manşetten duyurduğu, Suriye'ye karşı ortak cephe oluşturan ABD ve AB'nin, Nisan ayında bu ülkeye gitmeyi planlayan Sezer'in gezisini ertelemesi için diplomatik kanallardan baskı yaptığı haberi, dün ABD'nin Büyükelçisi Eric Edelman tarafından doğrulandı.

Edelman, inceleme için gittiği Bursa'da, bir gazetecinin, "ABD'nin, Sezer'in Suriye'ye yapacağı ziyareti ertelemesi yönündeki beklentisine rağmen, Sezer'in bu ziyareti ertelemeyeceği yer alıyor. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?" yönündeki sorusu üzerine:

"Bunu hayret ve üzüntü ile karşıladıklarını ve erteleneceğini umduklarını söyledi."

DALKAVUKLAR, DAL KIRMAYA BAŞLADI!

Dikkat çekici bir gelişme, AK Parti iktidarını muhalefet sürecinden reformist icraatlarına kadar destekleyen "kanaat önderlerinin", iktidar konusunda yaşadığı hayal kırıklığı. Söz ettiğim, mevcut iktidarı demokratikleşme ve Avrupa yolunda önemli bir enstrüman, hatta dürüst bir müttefik olarak gören "muhafazakar-liberal" cephenin yaşadığı tedirginlik.

Örneğin geçen hafta içinde, Fehmi Koru, Mehmet Altan, Mehmet Barlas, Cengiz Çandar, Ali Bayramoğlu, Nazlı Ilıcak, Ahmet Taşgetiren, hükümetin icraatları ile ilgili kâh sorgulayıcı kâh eleştirel sayılabilecek yazılarla iktidarı hırpalamaya başladılar. Acaba AKP'nin ipi çekiliyor mu?

"LAİKİM" DE ÜLKEYİ SOY!

On yıl gümrük teşkilatında çalışan, başmüfettişliğe kadar yükselen, önemli kaçakçılık soruşturmaları yapan ve hala yolsuzluk olaylarını soruşturmaya devam eden Yurt Partisi kurucularından Necati Can, "Dosyası bürokratlar gibi savcılar da sümenaltı ediyor. Bazı hâkimler davaları uzatıyor, soğutuyor" dedi.

MEHMET BARLAS'IN ŞAKASI:

"Vatan Satılamaz…"

Anayasa Mahkemesi, yabancıların Türkiye'de gayrimenkul almalarını sağlayan yasa hükümlerini iptal etti.

Aslında doğru olan, yerlilerin de Türkiye'de gayrimenkul almalarına imkân veren tüm yasaları iptal edilmesidir.

"Mal, sahibi mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi" ilkesi uyarınca, gayrimenkul her şey millileştirilmelidir." buyurmuş…

Eh, bir şaka da bizden…

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:

"Vatanı satmanın fetvası nedir?"

Hoca:

"Vatanı satan, avradını satandan ehvendir!" demiş.

BASIN YASASI AKP'NİN BAŞINI AĞRITIR!

Olsa olsa hükümet, bu yasayla kendi girmiş oldukları yolun sonunun hem kendileri hem de ülke açısından tatsız olacağını görememektedir. Bunca işi daha şimdiden başarmış ve insanların kalbinde güzel bir yer edinmiş Başbakan'ın şimdi böyle bir işe girişmesinin rasyonel açıklamasını bulmak mümkün değil. Sayın Başbakan şimdi bir karar verse iyi olur. Kendisi ileride Türkiye'de hür basını yok eden veya en azından buna girişen insan olarak hatırlanmak ister mi acaba? Eğer buna evet cevabı veriyorsa, bence hem kendine hem de ülkeye yazık diyor derim. Bu girişimin siyaseten hayırlı sonucu olması mümkün değildir, bunun kazananı olmayacaktır, iktidarı muhalefetiyle, basınıyla iş âlemiyle tüm Türkiye zarar görecek ne yazık ki… (Serdar Turgut)

•1. NİSAN SENDROMU?

1. Nisan'da yürürlüğe girecek T.C.K'nın Basınla ilgili maddeleri ürkütücü!..

  • Yapılması gereken bira önce de belirttiğim gibi malum, Meclisimizin derhal ‘Erteleme Kararı' çıkartıp ilgili maddeleri yeniden düzenlemesi, bu süreçte de sizin ilgili birimler üzerinde sivil inisiyatif oluşturmanız şart. Şimdi 1. Nisan itibarıyla yazılarınıza- gazetecilere – muhabirlerinize ve de dolayısıyla sizin ‘bilgi edinme' hakkınıza olacaklara, ilgili haberlerden alıntılarla göz atalım;
  • Mafya babasıyla birlikte bir restoranda otururken görüntülemek özel hayatın gizliliğine girebilir. Kamuoyunun yararına sayılabilecek bu haberi yapan kişi 9 aydan az olmamak üzere hapis cezası alacak..

 •Asgari ücretin ölüm sınırına geldiği yolundaki haber işçi ücretlerinin yükselmesine yol açarsa suç..

  • Yolsuzluk haberi yaptın. Kişi aklandı. Mevcut yasada düzeltme, tekzip, tazminat hakkı var. Yeni yasa ise iftira suçu öngörüyor. Yani kişiye iftira attın diye hapis cezası geliyor.
  • Gazeteci aldığı istihbaratı araştırırken, polis gazetecinin elinde bulunan bilgileri tesbit ederse, yasanın 327. maddesi devletin güvenliği bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gerektiğine dayandırarak, gazeteciyi haber yayınlanmamış dahi olsa suçlu bulacak.
  • ‘Sekiz haftalıktan sonra çocuğun kürtajla alınması doğru değildir' diyen bir görüşü savunmak veya yer vermek suç olmak bir eylemi övmekten ceza alınacak.
  • "Ötenazinin doğru olduğunu" dile getirmek, "Norveç'te var, Türkiye'de yok" demek, kanunlara uymamaya tahrik olarak değerlendiriliyor.
  • Ölüm oruçlarını yazmak kesinlikle mümkün değil. "Hapishanede açlık grevi yaparak, bir davaya kendini adayanlar" demek suç, karşılığı hapis cezası.
  • Ne dediniz ey okur, nasıl ama, ne olur aktif sevgi, mühür de siz de Süleyman da sizsiniz aslında. (Güler Kömürcü- Akşam)

 

MEB'DEN ROTARY GENELGESİ!

ABD'den ‘Ülkemizdeki Amerikan karşıtlığını durdurun! Kamuoyunuza çekidüzen verin!' talimatının sıcağı sıcağına tartışıldığı günlerde, Milli Eğitim Bakanı yanına ABD Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ı alarak bir okulun açılışına katılmıştı…

Bu fotoğraf dikkatimizi çekmiş, ancak ‘ne oluyor' diye de sormamıştık sayın Bakan'a..

Milli Eğitim Bakanlığı bu kez Rotaryenlerle işbirliği genelgesiyle çıktı karşımıza. Uluslararası Rotary 2430 Bölge Rotary Kulüpleri, ‘okul sağlığı' programı planı çerçevesinde okul koridorlarına ve bahçelerine muslukları yukarı doğru çevrilmiş şebeke suyu oluşturmak için başvurur… Milli Eğitim Bakanlığı da konuyu hemen gündemine alarak bütün valiliklere bir genelge gönderir. Valiliklere gönderilen genelgede,

"… Bu amaçla okulların bölgelerindeki Rotary Kulüplerle temas kurması halinde gerekli ayni ve nakdi yardımın yapılacağı bildirilmektedir. Bilgilerinizi ve konu ile ilgili yapılan çalışmaların sonucunun Bakanlığımıza bildirilmesi" istenir. (Milli Gazete / Kulis Ankara)

ŞEREFLİ VEKİLLER!

Ermeni Soykırım iddialarına karşı bazı hamiyet ve haysiyet sahibi milletvekillerinin girişimi.. "Sadece Erzurum'da Polis Müdür Vekili Kantarcızade Hacı Mustafa'nın toplatarak toprağa verdiği Erzurumlu sayısı 9 bin 562'dir. Ayrıca İstanbul'un görevlendirdiği, heyetin tespitleri de bölgedeki Ermeni soykırımına uğramış yörelerin insan sayısını 100 binlere çıkarmaktadır" diyen milletvekilleri, "Halen 1,5 milyon Ermeni'nin Türklerce öldürüldüğünü iddia etme gafletinde bulunanlara üzüntü ve nefretle karşı çıkmayı vicdani bir borç bildiklerini" kaydettiler…

Sözde Ermeni soykırımı iddialarına karşı bir bildiri ile cevap veren duyarlı milletvekilleri şunlar: Alladdin Büyükkaya, İmdat Sütlüoğlu, İnci Özdemir, Halil Kaya, Muharrem Karslı, Vahit Kirişçi, Mustafa Açıkalın, Fikret Badaslı, Hüseyin Kansu, Mustafa Ilıcalı, Mehmet Sekmen, Mücahit Daloğlu, Zülfü Demirbağ, Muzaffer Gülyurt, Mikail Arslan ve Ömer özyılmaz. Haydi devam, aynı çizgide, 160, 360 vekil daha, daha imza…

KIBRIS'IN AB'YE HEDİYE EDİLİŞİNİN BELGESİDİR!

AKP hükümetinin yavru vatan Kıbrıs'ı AB'ye nasıl hediye ettiğini merak edenler, 2 Ekim 2004 tarihli Resmi Gazeteyi okuyabilirler…

2-EKİM-2004 TARİH VE 25601 SAYILI RESMİ GAZETE'DE yayınlanan kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni AB'ye hediye etmiş…

Yürütme ve İdare Bölümü

Milletlerarası sözleşme

Karar sayısı: 2004/7894

Türkiye Cumhuriyeti adına 1.Eylül.1980 tarihinde imzalanan ve 7.4.2004 tarihli ve 5130 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ilişik "Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinilmesine Dair Avrupa Sözleşmesine Ek Protokol'ün ekli beyan ile onaylanması; Dışişleri Bakanlığı'nın 16/9/2004 tarihli ve AKGY/371852 sayılı yazısı üzerine, 31/51963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3'üncü maddesine göre, Banklar Kurulu'nca 23/9/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet Sezer

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyib Erdoğan

BAŞBAKAN

"Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasında oluşturulan Gümrük Birliği'nin uygulanmasına ilişkin esaslar hakkında Karar'ın 2'inci maddesinin (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

a-Avrupa Topluluğu'na üye ülkeler: Aşağıda adarlı belirtilen ülkeleri; Federal Almanya Cumhuriyeti, Fransa Cumhuriyeti, İtalya Cumhuriyeti, Belçika Krallığı, Lüksemburg Büyük Dükalığı, Hollanda Krallığı, Danimarka Krallığı, İrlanda, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı, Yunanistan Cumhuriyeti, Portekiz Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, Avusturya Cumhuriyeti, Fillandiye Cumhuriyeti, İsveç Krallığı, Çek Cumhuriyet, Estonya Cumhuriyeti, Litvanya Cumhuriyeti, Letonya Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, Malta Cumhuriyeti, Polonya Cumhuriyeti, Slovenya Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, KIBRIS.

Madde 2

Bu kara, 1/5/2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 3

Bu Karar hükümlerini Gümrük Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakan yürütür…

K.K.K ORG .YAŞAR BÜYÜKANIT'IN TARİHİ UYARISI!..

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt bir demeç verdi.

-PKK yeniden tırmanışa geçti. PKK teröristleri, Apo'nun yakalandığı 1999'daki sayıya ulaştı. Kuzey Irak'taki teröristlerin büyük bölümü Türkiye'ye giriş yaptı.

Ertesi gün gazeteleri açtık…

Sadece Gözcü, Cumhuriyet, Türkiye, Yeniçağ ve Tercüman Gazetesi'nin 1. sayfalarında vardı bu haber!

Diğer gazeteler görmedi bu haberi.

Özel demeç değil…

Büyükanıt Paşa; Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Jandarma Genel Komutanı Fevzi Türkeri ile birlikte, ABD Büyükelçisi Eric Edelman'ın da katıldığı bir davette konuşuyor.

Gizlisi saklısı yok.

Pekiyi…

Böylesine önemli bir haber nasıl olurda "atlanır?"  (Şakir Süter)

Neye hazırlık, neler oluyor?

bu tuhaf gündem içinde çok önemli bir haberi gözden kaçırdığımızı tahmin ediyorum, bir-iki cümle, çok yetkili bir ağızdan ama yakın geleceğimiz adına kripto anlamında, vatanımız üzerinde malum olağandışı hazırlıklara dair;

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, üç gün önce, Savunma Sanayi Fuarı için düzenlenen resepsiyonda dedi ki;

‘Terör örgütü PKK'nın Türk topraklarındaki militan sayısı, 1999 yılındaki sayıyla aynı rakama çıktı'. Şimdi nefesimizi tutup okuyun lütfen; Büyükanıt, Türk topraklarındaki terörist sayısının arttığına dikkat çekerek, Kuzey Irak'taki PKK militanlarının büyük bölümünün Türkiye'ye geçtiğini belirtti. Büyükanıt, "şu anki rakam Öcalan'ın yakalandığı dönemle aynı" dedi.(Tekrar bir defa okuyun lütfen)

Öcalan'ın yakalandığı 1999 yılında PKK'nın Türk topraklarında yaklaşık 5 bin militanı bulunuyordu. Örgüt, ABD'nin Irak operasyonuna kadar militanların büyük bölümünü sınır ötesine geçirmiş ve Türk topraklarındaki militan sayısını bin 500'e kadar indirmişti. Şimdi yeniden 5 bin PKK'lı Türkiye'ye geçiş yaptı ise…

Ne demek bu şimdi ey duyarlı okur, olağanüstü sayıda PKK'lı terörist geçişi niye, neye hazırlık, neler oluyor?

Deniz feneriniz size çok önemli bir projeksiyon yapıyor, daha açık olmaya gerek var mı? (Güler Kömürcü)

SİYONİST SPEKÜLATÖR SOROS'UN TÜRKİYE'DEKİ KADIN DERNEKLERİ

Soros'un Türkiye'de vakıflar ve enstitüler ağı var. Soros, Open Society Institute yani Açık Toplum Enstitüsü ile Türkiye'de de yasal (!) olarak faaliyete buluyor. Enstitünün ilgi alanları "Eğitim, AB, Siyasi Reform, Kadın Hakları, Bölgesel farklılıklar, Medya ve Sivil Toplum" olarak belirlenmiş. Bu ilgi alanlarında yürütülen faaliyetlerde Türkiye'nin önde gelen üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaptıklarını söylüyorlar. Sabancı Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi ile olan ilişkisi kurumsal düzeyde.

Bilgi Üniversitesi bünyesindeki "Sivil Toplum Kuruluşları (STK) Eğitim ve Araştırma Birimi", "İnsan Hakları Merkezi" Soros tarafından yönetiliyor ve finanse ediliyor. Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki "Sosyal Politikalar Forumu" ve Sabancı Üniversitesi'ndeki "İstanbul Politikalar Merkezi ve Eğitim Reformu Girişimi" Soros'un ellerinde. Bunların yanında Soros'dan fonlanan pek çok STK var.

Kısaca Türkiye'de Laik ve Demokratik Kadın Dernekleri Siyonist Soros tarafından besleniyor!..

HEM KÖR TARİH, HEM KEM TALİH DEĞİŞİYOR!

Rus Uzmanların Ankara – Moskova değerlendirmeleri

"En üst düzeyde askeri işbirliği kurulmalı"

Rusya'nın önemli fikir adamları Türkiye – Rusya ilişkilerini değerlendiriyor. Eski KGB Başkanı Vladimir Kruçkov, "Türk -Rusya yakınlaşması Amerika'yı rahatsız ediyor" dedi. Kruçkov'la birlikte Kızıl Yıldız Akademisi eski komutanı Alb. Kormivcev ve Türkiye- Rusya askeri ilişkiler danışmanı Em. General Alexi Kornikov da;

Elbette Rusya içinde de Türkiye'yle ilişkilere sıcak bakmayan kurumlar veya kişiler var. Bunların tümü zaman içinde hatalı olduklarını fark edecekler.. Elbette gerekli olan hatanın mümkün olan en kısa zaman içinde fark edilmesidir. Türkiye, stratejik olarak Rusya'yla ilişki kumak durumunda, aynı şey kısmen Rusya için de geçerli. Ancak Rusya'nın Hindistan, Çin ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'yle ilişkileri çok iyi.. Yani Rusya için Türkiye ile ilişkiler önemli, ama Türkiye'nin ihtiyacı kadar yakıcı değil. Bu nedenle Türkiye, Moskova'nın yakın tavrını değerlendirmelidir." dedi..

 

 

ERBAKAN HOCA:

"BİZ ‘YOL'A DEĞİL, YOLSUZLUĞA KARŞIYIZ!" DEMİŞTİ…

Mesut Yılmaz'ın Yüce Divan'a gönderen suçlarından biri de Karadeniz Otoyol Projesi'ydi.

a- Bu yol, ilgili teknik ekibin tavsiyesi üzerine bira yukarıdan gitse, diyelim 700 km olacak iken, denizin hemen kıyısından götürülerek 1400 km'ye çıkarılmıştır.

b-Yapımcı firma ucuz ve kolay olsun diye bütün kıyı yamaçlarını ve ormanları söküp yola aktarmış ve doğanın dengesini yıkmıştır..

c-Hemen deniz seviyesindeki bu yol, dalgalar ve seller sonucu sık sık tahrip olacağından, bakım masrafı yapım masrafını aşacaktır.

İşte bu gerçekleri hatırlatan Hoca'ya ‘Niye hizmet için yapılan yola karşı çıkıyorsun?' dediklerinde:

"Hayır, olayı çarpıtmayın. Biz yola değil, yolsuzluğa karşıyız!" demişti…

 

ATI ALAN ANADOLU'YU GEÇTİKTEN SONRA!..

AKP ve CHP'nin 2003 yılında çıkardıkları "ikiz yasalar" diye bilinen "Yabancıların Türkiye'de mülk edinmesine de fırsat veren" yasa iptal edilmiş.. Ancak daha önce mülk alanların tapusuna ilişilmemiş, onlar mal sahibi edilmiş…

Yani AKP, güya toplumun tepkisini bastırmak için bu yola gitmiş ama, milletimiz bilsin ki "iş işten çoktan geçmiş!"

Çünkü hem 6 milyon m2 arazi resmen yabancılara satılmış ve o mülk kendilerine resmen verilmiş…

  • Hem de asıl gizlenen, bunun belki de 10 katı, yerli ve Türk hüviyetli dönmelerin üzerine kaydedilmiş…!

Gazeteler, tehlike saçan yakıt tankerleri için sık sık:

İSTANBUL FACİADAN DÖNDÜ!

Manşetini atıyorlar… Tedbir alınmazsa, Allah korusun bir gün şu manşeti atacaklar: İstanbul tarihe gömüldü!..

BAKAN PEPE NE DEMEK İSTEDİ?

Ne olacak GAP'ın İsrail'e devrine hazırlık!

"Türk su sektörünün AB su direktiflerine uyumu" konulu toplantı Orman Bakanı ve İngiltere Büyükelçisi'nin katılımıyla başladı. Büyükelçi, Türkiye'de su sektörünün AB'nin su direktiflerine uyması gerektiğini söyleyen Bakan Pepe, "Uyum için 50 milyar dolara ihtiyaç var" dedi.

Türkiye-İngiltere işbirliğinde yapılan toplantıda, Bakan Pepe'nin değişik konu ve anlamları içeren konuşmasına karşılık; Büyükelçi, suların idaresine dikkat çekti. Büyükelçinin konuşması "Dicle-Fırat ve GAP'ın uluslararası kontrol altına alınması" ile ilgili bir ön hazırlıkla mı sorusunu akla getirdi.

İSTİFA EDEN ISPARTA MİLLETVEKİLİ

AKP ‘tek aklın' elinde ; ‘Ortak akıl' yok

AKP'de antidemokratik uygulamalarla, lider sultasının öne çıktığını ifade eden Isparta Milletvekili Mehmet Sait Armağan, "Parti akılcı, anlamlı ve ortak akla dayanan siyaset üretebilir bir ortamdan uzaklaşmıştır" dedi. AKP' den istifa eden milletvekili Armağan, yaptığı açıklamada, istifasının kişisel bir karar değil, ettiği yeminin bir gereği olarak değerlendirilmesini istedi.

Ama bu tek akıl, Tayyib'in değil Siyonist ABD'nin… Ah bilseler!..

"NECAT CAVUŞ"UN TESBİTİNİ TUTTUK!

şeytan da Ortadoğuludur

Herkesin bildiği gibi, bir hikmet-i ilahi olarak hemen bütün peygamberler Ortadoğu coğrafyasında zuhur etmiştir.

Hazret-i Âdem aleyhisselamdan, Peygamber Efendimize kadar bütün peygamberler ne yaptı? Hiç şüphe yok ki, her şeyden önce kavimlerine, toplumlarına, insanoğluna ‘tevhid'i tebliğ ettiler. Allah'tan başka ilah olmadığını, şirkten uzak durmalarını söylediler. İnsanlar, eşyayı, tabiatı, kendileri gibi insanları rab ve ilah edinmesin diye, son nefeslerine kadar çalıştılar. Ama unutmayın ki Şeytan ve avanesi de hep Ortadoğu'dan çıktılar!

KUR'ANİ KAVRAMLAR YASAK!

Başbakanlık Takip Kurulu "Radikal dini örgütler kullanıyor" diye 45 kelimeyi yasakladı. Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu'nun raporuna dayanılarak hazırlanan Başbakanlık Genelgesi, valilik, okullar ve kamu kuruluşlarına gönderildi.

Genelgede, radikal dini örgütlerin bazı kelimelere farklı anlamlar yüklediğini belirterek, "kâfir, kar un, firavun, şehadet, tebliğ, tevhid, şirk ve şura" gibi kelimelerin kullanılmaması istendi. "Hangi kelimeyi, kimin hangi manada kullandığına kim karar verecek?" sorusunun cevabı ise yok! İşte söylenmesi yasak kelimeler:

"Bel'am, Beyt'ülmal, Biat, Cemaat, Cihad, Dar'Ül Erkam, Dar'ül Harp, Dar'ül İslam, Emir (lider), Emir'ül mü'minin, Fetva, Firavun, Halife, Hicret, Hilafet'ül müminin, Hizbullah, Hizbu'ş şeytan, İmam, İmamet, İnfak, Kafir, Karun, Kışla, Laikler, Laikçiler, Medine dönemi, Medrese, Mekke dönemi, Mele (Molla), Mücahid, Mü'min, Münafık, Mustaz'af, Müstekbir, Seyda, Şehadet, Şehit, Şeriat, Şeyh, Şeh'ül İslami, Şirk, Şura, Tağut, Tebliğ, Tekke, Tevhid."

PAZARLIK!

Erkan Mumcu, Erdoğan'a Başbakanlık yolunu açan Anayasa değişikliği öncesinde, Baykal ile Erdoğan arasında "Başörtüsü ve YÖK" konusunda gizli pazarlık yapıldığını ortaya attı. Mumcu, "Erdoğan ve Baykal, Erdoğan'ın siyasi yasağının kaldırılmasına destek karşılığında türbanın yolunu açan YÖK reformundan vazgeçilmesi konusunda anlaşma yaptı" dedi.

Acaba Erkan Mumcu AKP ile birlikte Deniz Baykal'ı da mı tasfiye etmekle görevlendirildi?

AZERBAYCAN DA MI KARIŞTIRILIYOR?

Azerbaycan'da, evinin önünde silahlı saldırıya uğrayan Monitor dergisinin genel yayın yönetmeni Elmar Hüseynov'un ölümünden sorumlu olanlar yakalanıncaya kadar her hafta protesto eylemi düzenleneceği bildirildi. Cinayeti protesto etmek için yürüyüş yapmayı planlayan basın kuruluşları ve gazeteciler, Hüseynov'un ailesinin talebi ve Bakü Belediye ve Valiliğin bu isteği gerekçe göstererek izin vermemesi nedeniyle yürüyüş yapamadı.

BİR MİLLET UYANIYOR, ASKER ÖNE DÜŞÜYOR!

"Toplumun bütün kesimleri 28 Şubat sürecinde oyuna getirildiğini daha derinden hissediyor; Erbakan'ın 3 Kasım seçimlerini "Bir el sürçmesi" tarif edişindeki nezaketi şimdi daha iyi anlıyor ve "Elimiz kırılsaydı da…" diye başlayan nedamet duygularını gizleme gereği duymuyor…

Askeri bürokrasi asıl tehlikenin nerede durduğunu şimdi daha net görüyor. Siyonizmin dünya üzerindeki etkisini şimdi tarihin her döneminden daha fazla hissedebiliyorlar. İnancımızın bu toprakları bizim yapan temel harç olduğunun onlar da farkındalar. Diyalog çalışmalarının aldığı çehreyi ve misyonerlik faaliyetlerinin ulaştığı tehlike boyutlarını algılamakta sivillerden bir adım daha öne çıkıyorlar."  (14. Mart. Milli Gazete)

RECEB BEYİN İTİRAFI!

Partisine katılan milletvekillerini demokrasi içinde değerlendiren AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, partisinden istifa eden milletvekillerini ise suçlamaya devam ediyor. Bayburtlu işadamlarıyla bir araya gelen Erdoğan, istifacılar için "Bunların hepsi çuvalın içindeki çürükler. Bunları ona sayın" dedi.

Sn. Başbakan "Dönek ve döküntülerin partisine zaten sadece "çürükler" katılmıştı!..

ACABA TAYYİB BEY DE AMERİKALILAR GİBİ Mİ DÜŞÜNÜYOR?

Danışmanları, ABD'li gazetecilerin yazılarını Başbakan'a gösteriyor mu?

Dünya gazetesinden Burhan Özfatura, Milli Gazete'den Burhan Bozgeyik İle Süleymen Arif Emre ve Radikal'den Nuray Mert'in yazılarında kullandıkları ifadeler, MEMRI ve Washington Tımes'ten Arnaud de Borchgrave işbirliğiyle herkesin bilgisi dâhiline girmiş oldu. Tabii, yazılarından cımbızla çekilmiş cümleler halinde…

CEMİL ÇİÇEK İSRAİL'E GİDİYOR! NİYE?

İsrail'in, Nazi Alman'yası döneminde katledildiği öne sürülen 6 milyon Yahudi'nin (tarihçiler bu sayının abartılı olduğunu belirtiyorlar) anısına yaptırdığı yeni "Soykırım Müzesi" (Yad Vaşem), Salı günü 40 ülke temsilcisinin katılımıyla açılacak..

Açılışta, Türkiye'yi Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek başkanlığında bir heyet temsil edecek. Çiçek'in, açılışta bir konuşma da yapacağı bildirildi. Açılış programıyla ilgili bilgi veren İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın bir yetkilisi, yeni "Yâd Vaşem" müzesinin açılışında, tek Müslüman ülke olarak Türkiye'nin yer alacağını belirterek, iki ülke arasındaki iyi ilişkilere dikkat çekti. Yetkili, Filistin'in yeni yönetimineyse davetin söz konusu olmadığını söyledi.

Peki, "Bu uydurma soykırımı kabul eden Cemil Çiçek ve AKP Hükümeti, yarın Ermenistan'ın soykırım gününe de katılacaklar mı?  Yoksa, ona hazırlık mı yapıyorlar?

MİLLİ MESULİYET VE SİYASİ HİZMET OLARAK:

İTİKATTA MEZHEBİMİZ : KUVAYI MİLLİYE

AMELDE MEZHEBİMİZ : MİLLİ GÖRÜŞ

Sosyolog Nuray Mert'in: "Ben kendimi Mülüman olarak tanımlarım. Ama dünya siyasetine soldan bakarım" sözü hoşumuza gitti.

Biz de, Milli fikir ve faaliyet sahası olarak:

ŞARİ (Ana Caddemiz): Kuvayı Milliyedir. Ama,

TARİK (Ara Yol) olarak Milli Görüşçüyüz.

Başka bir ifadeyle: İnsani ve siyasi sorumluluk açısından,

1 – İtikatta Mezhebimiz(Düşünce ve hedef yolumuz) Milli Görüş

2- Amelde, hizmet hareket mezhebimiz Kuvayı Milliyedir.

 

 

BAŞBAKAN'IN KALB GÖZÜ

Sn. Recep Tayyib Bey Kızılcahamam'!da Milletvekillerine  moral verirken: "pek çoğunuzla yüz yüze görüşemiyoruz diye üzülmeyin.. Biz birbiriyle kalben görüşen bir kültürden geliyoruz," buyurmuş.

Yani Milletvekillerine " Benimle kalben görüş alışverişine erişememiş, velayet mertebesine geçememişseniz suç sizin" gerçeğini duyurmuş..

Ama bir zaman, Erbakan Hocayı "Tek adam"lık ve partiyi "diktacı"lıkla suçlayan Erdoğan'a soralım:

"Madem kalben görüşme yolu vardı… Siz niye Erbakan Hocayla kalben görüşmediniz.. Yoksa Siyonist hahamlar madalyon takınca mı keramete erdiniz?

DÖNME ORHAN PAMUK'LA, DİLİPAK AYNI CEPHEDE

Dilipak, ama "dıl"ı (kalbi) bozuk!

"Ermeni Meselesi" başlıklı yazısında Abdurrahman Dilipak iktidarın Ermeni konusu üzerine açık yüreklilikle gitmesi umut verici bir girişim. Ortada bir durum olduğu açık ve kesin. Asırlardır bu topraklarda yaşayan bir halk, durup dururken başka yerlere göç etmedi" buyurmuş. AKP'nin Kuzey Irak'ı, Kıbrıs'ı, Egeyi velhasıl bütün ülkeyi parsel parsel satma ve Avrupa'ya yamanma hıyanetlerine kılıf uydurma gayretini sürdürmüş!…

Yakışıyor!..

ÖMER LÜTFİ METE'NİN AYARI

"Bir kere kaybeden siyasetçi için sayısız ‘düşman' vardır. Muhalefet bayağıdır, medya meslek haysiyetinden yoksundur, güçlü ülkeler toplumu karıştırıcı ve ortamı gericidir. Bu sonuncusu, siyasetin kendini aklaması için o kadar elverişli bir manevradır ki tadına doyum olmaz:

  • Tam ülkeyi düze çıkaracaktım, Türkiye'nin düşmanları durumu fark ettiler ve düğmeye bastılar, beni alaşağı ettiler.
  • İyi ama sen baştan beri onların dümen suyunda gidiyordun.
  • Yok efendim, ben öyle görünerek el altından memleketi kurtarıyordum. Durumu fark edince defterimi dürdüler.

Anlat, anlat. Senin gökten kurtarıcı olarak indirildiğine inanıp peşine takılanlar yine kanacaklardır. Nitekim Erbakan hakkında böyle bir ‘iman' ile teselli bulan nice mürit vardır.

Ömer Lütfi Mete: Sabahtaki "Ya Allah Düğmeğe Basarsa" başlıklı yazısında, hem iktidara taşınırken hem 2,5 yıllık iktidar(sızlık) döneminde direk veya dolaylı alkışladığı AKP'yi, Siyonist merkezler gözden çıkarınca şimdi, kınamaya başladığını görmek bizim için şaşırtıcı değil…

Ama, AKP'nin kusurlarını sayarken, hiç alakası yokken Erbakan Hoca'ya sataşması  ve içindeki kinini kusması gerçek ayarını ortaya koyması bakımından da yararlı olmuş.

Ömer Lütfi Efendi'nin Erbakan Hoca'ya ve Onu anlayanlara akıl erdirmesini ve hürmet etmesini beklemiyoruz..

Ama, hiç değilse bütün gazetelere yansıdığı şekliyle ve bir AKP'li Millet vekilinin itirafıyla " Amerikadaki önde gelen bir Yahudi Lobi yetkilisinin " Biz Erbakan'ı siyaseten öldürdük ve gömdük. Yetmez, üstüne beton dökmemiz gerekir" dediği, dünyayı ve Sn. Ö.L.Metenin patronlarını parmağında oynatan, Siyonistlerden öğrensin, Erbakan'ın kim olduğunu!…

Büyüklerimiz ne buyurmuş: "Yükseklere tükürme, dönüp yüzüne düşer!.."

İnsanlık edeptir, edep ise haddini bilmektir!..

ÖMER LÜTFİ METE UYANMIŞ MI?

"Papaz uçmaz, medya uçurur!

Bazı gazetelerimiz Papa II. Jean Paul'ün cenaze haberlerini yansıtırken bol keseden mucize (!?) müjdeleri verip adeta hasret giderircesine "haçlı magazin" yaparak Müslüman mahallesinde coşkuyla salyangoz sattılar .. Esasen bir Müslüman insan için, evrensel değerlerle çelişmeden müteveffa hakkında ortalama bir kanaat edinmek çok da zor değil. Bilindiği üzere kendileri AB'nin bir Hıristiyan kulübü olmasını arzu ederlerdi. Anayasa dahil AB'nin bütün önemli belgelerinde Hırıstiyanlık dinine önemli atıflar yapılması gerektiğini savunurlardı" buyurmuş.

Yahu şunu ne zaman açıkca ortaya koyacaksınız: Siz İslam birliği ve Avrasya girişiminden yanamısınız, AB'den tarafmısınız?

BÜLENT ARINÇ EGE'Yİ PEŞKEŞ ÇEKİYOR!

İktidara geldiği günden bu yana Türkiye'nin en hassas konularında verdiği tavizlerle dikkat çeken AKP hükümeti şimdi de Ege sorununu gündeme taşıyor. AKP millet vekili olanve AKP kadrosundan Meclis Başkanı seçilen Bülent Arınç, Yunanistan'ın Ege'de karasularını 12 mile çıkarmasını savaş nedeni sayma (casus belli) kararını yeniden gözden geçirilebileceğini söylemesi tepki çekti. Arınç, 1995'te TBMM'de okunan ve diplomatik çevrelerin "casus belli" diye tabir ederek "Türkiye, Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarmasını savaş sebebi yapabilecektir" yorumunu yaptıkları bildirinin aslında karar haline dönüşmemiş "dostane bir bildiri" olduğunu savundu.

GASPIRALI ÇALIŞMA GRUBU, ARINÇ'I İSTİFAYA DAVET ETTİ

Arınç'a tepkiler sürüyor.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 12 mil konusunda yaptığı açıklamalara halktan ve sivil toplum kuruluşlarından tepkiler gelmeye devam ediyor. Dilde, fikirde ve İş'te Birlik sloganıyla kurulan Gaspıralı Çalışma Grubu dün direk Meclis Başkanı Bülent Arınç'ı hedef alan bir açıklama yaparak, istifaya davet etti.

Gaspıralı Çalışma Grubu Başkanı Ramazan Bakkal yaptığı açıklamada, "12 mil konusundaki açıklamanız, Türk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Savunmamızı zaafa uğratıcı bulduğum açıklamanız bütün milleti yasa boğarken topraklarımızda gözü olanları sevince gark etmiştir. İstida ederek o yüce makamı terk etmeniz, Türk milletine en büyük hizmetiniz olacaktır" dedi.

BAYRAK VE BAĞIMSIZLIK!

Erdal İnönü Başbakan yardımcısı iken yaptığı bir Avrupa seyahatinde, kendisinden Türk Bayrağındaki hilalin değiştirilmesi gerektiğinin söylendiği yazılıp çizildi..

Çünkü Haçlı, "Hilal"den gıcık alıyormuş…

Mersinde ve Diyarbakır'daki bayrak yakanlar, bu Barbar Batılıların beşinci sınıf piyonları.

Bugünlerde 21 Mart'ta Mersin'deki nevruz kutlamaları sırasında Türk Bayrağına hakaret ve yakma girişimi herkesi ayağa kaldırmış görünüyor.. Kıbrıs'ın Rumlara verildiği, topraklarımızın yabancılara satıldığı, medya organlarının yani kamuoyunun yüzde 100 yabancı sermayeye açılması için kanuni düzenlemelerin yapıldığı, misyonerlerin cirit attığı, Avrupalı parlamenterlerin bile açıktan ‘Sevr'i kabul edin' dediği bir dönemde yaşandı bu olay!.. Bu hadiseyi bu kapsamda sadece Bayrak'la sınırlandırmak da mümkün değil yani!.. Bayrak meselesine derin bir bakış gerekiyor bizce!… İşte sadece bayrak meselesine değil, bugün Türkiye'yi her alanda kuşatma altına alan bütün meselelerimize derin bir bakış yapabileceğimiz bir fotoğraf var! Özallı yıların Sabah Gazetesi manşetinde: AB'nin isteği; bayrağınızı değiştirin!..

ÇOK GEÇ KALMADIK MI?

Çanakkale zaferi bu yıl sanki çok daha farklı bir biçimde kutlandı.

İnsanlar bu büyük zaferin ne anlama geldiğini, ne demek olduğunu bu yıl sanki daha iyi idrak etmiş gibiydiler.

Bu yıl 90. yıldönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi'nin yıllardır kutlama törenlerine tanık olurduk.

Ama bunlar sıradan törenlerdi.

Yasak savma kabilinden törenlerdi.

Candan, içten ve samimi törenler değildi.

Bu yıl ise bambaşka bir hava esti!

İnsanların Çanakkale zaferine daha bir özenle eğildiklerini gördük.

İnsanları oradaki ruhu ararken gördük.

90 yıldır kutladığımız ama hiçbir heyecan duymadığımız törenlerde bu yıl ayrı bir şevk ve ayrı bir heyecana tanık olduk.

Hatta bu heyecana tanık oldukça, kendi kendimize "Doksan yılda jeton yeni mi düştü?" ya da "Doksan yılda kafamıza ancak mı dank etti?" diye sorduk durduk. Büyük zaferi böyle gönülden anmak için çok geç kalmadık mı?

Üzülme Zeki Abi…

Bu bir Milli Görüş ve Kuvay-ı Milliye dirilişidir!

GÜNAYDIN!…

Özdağ: İncirlik'i değil tüm ülkeyi istiyorlar!

Aydınlar Ocağı tarafından düzenlenen panelde konuşan Prof. Dr. Ümit Özdağ, "Süleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirdiler. Ses çıkarmadık. Telafer'de Türkmenler hedef oldu ses çıkarmadık. Kerkük gitti, Musul gitti… Şimdi de İncirlik'i istiyorlar. Aslında istedikleri İncirlik değil, tüm Türkiye ve egemenlik haklarımızdır" dedi.

Ne diyelim. Günaydın!

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI KALKSIN!

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbakanı Joost Lagendjik, Türk yasalarını başörtüsü konusunda çok katı bulduğunu belirterek, başörtüsüne izin verildiği takdirde, geri kalmış bölgelerde pek çok kız çocuğunun da rahatlıkla eğitimine devam edebileceğini söyledi. Almanya, İngiltere ve Hollanda'da kızların başörtüsüyle okula gidebildiğini kaydeden Lagendjjik, Türkiye'de en azından bazı durumlarda bu hakkın başörtülülere tanınması gerektiğini ifade etti.

Acaba bu gavur başörtüsü mağdurlarına mı acıyor. Yoksa AKP'yi mi kurtarmaya çalışıyor?

 

EY İSTİSMARCI VE KIŞKIRTICI ÇEVRELER, ERKEKSENİZ ‘

GELİN, TÜRK BAYRAĞINI İNCİRLİK'E DİKELİM'! VARMISINIZ?

Mersin'de başlatılıp, Trabzon'a sıçratılan olayların ardından TAYAD bildirisi dağıtırken linç girişimine uğrayan, ardından da tutuklanan 5 genç, dün serbest bırakıldı. Gençlerin düzenlediği basın toplantısında, Zeynep Ertuğrul, "Mesele bayrağın onuruysa, gelin bu onuru İncirlik'e Türk Bayrağı dikerek kurtaralım. Veya gelin bu tepkileri askerlerin başına Irak'ta çuval geçirildiğinde gösterelim" dedi. Evet, mesele budur! Gelin bayrağımızın asıl hakarete uğradığı İncirlik Üssü'nden kalkan uçakların Müslüman kanı akıttığı zaman tepki gösterelim. Çuval olayında gösterelim. Öyle ki gençlerin açıklaması, toplantıyı takip eden güvenlik güçlerini bile şaşırtmış…

BU ZİYARET ABD BASKISINA RAĞMEN BARIŞA HİZMET EDECEK

SURİYE SEZER'İ BAĞRINA BASTI

Cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer'in Suriye ziyareti, bu ülkede büyük bir coşkuyla karşılandı. Bir süredir ABD'nin yoğun baskısı altında tutulan Suriye, bu ziyaret ile adeta nefes aldı. Devlet Başkanlığı Sarayı'na giden yol kenarında bekleyen öğrenciler, Sezer'e Türk ve Suriye bayrakları sallayarak sevgi gösterisinde bulundu. Suriye basını, resmi ziyaret için bu ülkeye gelen Sezer'in "ABD Baskıları karşısındaki cesaretli tutumunu" övdü.

Resmi Teşrin gazetesi, "ABD'nin hoşnutsuzluğuna rağmen" Sezer'in resmî bir ziyarette bulunduğuna dikkat çekerek "Sezer ikinci vatanında. İki ülke arasındaki koordinasyon, özellikle Irak'a komşu ülkeler toplantılarında büyük oranda ilerleme gösterdi" görüşüne yer verdi. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın konuğu olarak gerçekleştirilen ziyaretin, iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel konulara ilişkin yakınlaşmanın geliştirilmesine katkıda bulunacağı kaydedildi.

Sezer: İsrail çekilsin

İsrail'in bundan önce alınmış BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması, 1967 yılı öncesindeki sınırlarına çekilmesi, işgal altındaki Arap topraklarından tamamen çekilmesi ve bağımsız Filistin Devleti'nin kurulmasına zemin hazırlanmasıyla bölgede kalıcı, adil, kapsamlı bir barışın sağlanması hususunda da görüş birliğinde olduğumuzu ifade ediyorum. Bu vesileyle kardeş ülke Türkiye'ye Ortadoğu sorunuyla ilgili olarak ve barışın gerçekleşmesi hususunda destekçi politikası ve tutumundan dolayı teşekkür ediyor ve takdirlerimizi ifade ediyoruz.''

HÜKÜMET, RUMLARI FİİLEN TANIDI

Protokolde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti' var.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Türkiye tarafından tanınmasına neden olacak olan Ankara Anlaşmasına Ek Uyum Protokolü'nde Rum Yönetimi yerine ‘Kıbrıs Cumhuriyeti' ibaresi yer alıyor. Böylece  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi adanın tamamını temsilen protokolde yer aldı. Her ne kadar AB müktesabatının Kuzey'de geçerli olmadığı tezi savunulsa da protokolün imzalanması ile Güney Kıbrıs AB nezdinde Türkiye tarafından tanınmış olacak. Protokolün imzalanmasının hemen ardından Türkiye'nin tek taraflı olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimini tanımayacağını deklare etmesi de AB ve Rumlar açısından bir şey ifade etmeyecek. "Siyasi" olarak tanımama anlamına gelecek olan deklerasyon sadece Türkiye'yi bağlayacak.

AKP'DE ÇÖKÜŞ VE ÇÖZÜLME TELAŞI

Kaldı ki AKPve CHP'nin bu durumlara düştüğünü sadece duygusal şarkı ve tahminler yürütmek aşaması da gerilerde kalmıştır. Bakınız bu iki parti daha şimdiden, başlarına gelecek hezimeti sezmişler ki süreci uzatmak için telaşa ve heyecana kapılarak seçim kanunlarında değişiklikler yapmaya başlamışlardır.

Hemen alelacele, sel önünden kütük kapar gibi bir gece yarısı getirdikleri bir kanunla, partilere verilen para yardımını kısıtladılar.

Nedir bu yaptıkları? İktidardaysalar iktidarda kalmanın, muhalefetteyseler muhalefette olmanın mümkün olduğu kadar müddetini uzatmak…

Basına yansıyan söylentilere göre, bir milletvekilinin başka bir partiye geçmesine de engel veya yasak getirmek istiyorlarmış.

Şu davranışları, savaş ve benzeri kriz dönemlerinde olduğu gibi, bankaların mevduatını dondurmaya kalkışmak veya morotoryum ilan etmek gibi bir tereddüd veya bir telaşın içine düştüklerini gösterir. ( S. Arif EMRE – Milli Gazete – 1 NİSAN 2005  )

SİYONİSTLERİN AKP'Yİ GÖZDEN ÇIKARMALARINDAN SONRA FETULLAHÇI ZAMAN GAZETESİ YENİDEN ANAP'I PARLATMAYA ÇALIŞIYOR.

Ölü yüzü pudralamak gibi!

"ANAP'ta Yılmaz'ın izleri siliniyor" muş…

ANAP'ın yarınki olağanüstü kongresinde genel başkanlığa getirilmesi beklenen Erkan MUMCU, partide köklü değişikliğe hazırlanıyor. Kadro, söylem ve tüzüğü kapsayan yeniden yapılanmayla, eski lider Mesut Yılmaz'ın izleri silinecek. Partinin kurucusu Turgut Özal dönemini referans alacağını açıklayan Mumcu'nun, kongrede Yılmaz'ın ismine ve resmine yer vermeyeceği öğrenildi. Yılmaz'a yakınlığıyla bilinen isimler de yönetimden tasfiye edilecek. Mumcu'nun ilk icralarından biri de Yılmaz döneminde hazırlanan tüzüğü değiştirmek olacak.

(FETULLAHÇI) PAPAZLAR BASINA KIZGIN:

GEÇMİŞİMİZİ ÇARPITMAYIN

‘Nurculuktan papazlığa' haberleriyle geçen hafta ülke gündemine getirilen iki papaz, yapılan yayınlara tepki gösterdi. Hıristiyan din adamları, geçmişleriyle ilgili bilgilerin çarpıtılarak, politik amaçlara alet edildiğine dikkat çekti. Ankara Türk Presbiteryan Kilisesi Papazı Yavuz Kapusuz, hiç alakası olmadığı halde soyadına bakılıp AKP Grup Başkan Vekili Salih Kapusuz ile bağlantı kurulmasını eleştirdi. Kapusuz, ‘nurcu' olduğuna dair haberlerin de gerçeği yansıtmadığını belirtirken, "Üniversite yıllarında ateisttim. Bazı dini  sohbetlere gittim. Herkese açıktı. Ben de dinledim. İrtibatım bu kadar." dedi. İsmi misyonerlik tartışmalarında sık sık geçen İstanbul Moda Presbiteryen Klisesi Papazı Turgay Üçal da , bir dönem (2 sene Fetullahçıların) Fatih Koleji'nde çalıştığı için hakkında ortaya atılan iddialara bir anlam veremiyor. Bunları art niyetli bulan Üçal, yapılanların siyasi amaçlı olduğunu düşünüyormuş. ( 1 NİSAN 2005 – ZAMAN)

 

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Ufuk EFE

Ufuk EFE

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...