3 Mart Perşembe akşamı Kanal Türk'e konuk olan Kemal Yavuz Paşa, orada da çok gerekli ve gerçekçi açıklamalar yaptı.
Halkımızın çoğunun bilmediği, ama bilenlerinde bir türlü akıl erdiremediği:
"Genelkurmay'ın ve MGK'nın Psikolojik Hareket Dairesi"ni lağvetmesine bir anlam veremediğini, oysa ülkemizin çok yönlü psikolojik bir kuşatma ve yıpratma altında bulunduğunu böyle bir dönemde bu kuruma her zamankinden daha fazla ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Askerlik haysiyetine ve sorumluluk hassasiyetine yakışan bir üslup kullansa da; hal diliyle ve yüz ifadeleriyle hayret ve hayıflandığını da ifade etmekteydi.
Bilindiği gibi Genel Kurmay Başkanlığı'nın da ilgi alanında bulunan MGK bünyesindeki çok stratejik bir şube olan "Psikolojik Hareket Dairesi" maalesef lağvedilmiştir.
Douglas Feith Yahudisi'nin "Türkiye'deki Amerikan aleyhtarlığı önlenmezse bu hükümetle ilişkilerimiz sürdürülemez!" tehditlerinin, diplomatik terbiye sınırlarını aşıp bir nevi tehdit içerdiğine dikkat çeken Paşa'mız, "Amerika'nın kendi elleriyle iktidara taşıdığı AKP'yi; kendi hizmet ve istikametlerinden bir iki derece sapınca, hemen gözden çıkardıklarını belirtti.
Nejat Eslen Paşa'nın, "Türkiye ABD soğukluğunu ve ilişkilerdeki olumsuzluğu düzeltmek için Türkiye'deki "Üç Amerikalı atlıyı" (Yani kiralık yazar ve yorumcuları değiştirmesi)nin yeterli olacağını" söylediğini hatırlatan Kemal Yavuz Paşa'nın: "Amerika Türkiye'den vazgeçemez… Türkiye'de Amerika'ya rağmen hareket edemez" anlamındaki yaklaşımına ise biz katılmıyoruz ve bu görüşün hem fiilen hem de fikren çoktan çürüdüğüne inanıyoruz.
Bakınız:
ABD'nin 2004 İnsan Hakları Raporuna göre:
- 1- Türkiye demokrasisi Afganistan ve İran seviyesindeymiş…
- 2- Türk Hükümeti tarikatlarla ve dini cemaatlerle işbirliği içindeymiş…
- 3- Türkiye ile PKK aynı masaya oturup barışı karşılıklı görüşmeliymiş…
- 4- Fener Rum Patrikhanesi için Ekümen devlet sıfatı geçerliymiş…
- 5- MGK'nın kendilerine haber sızdırdığı belirtilmekteymiş…
Özellikle bu son madde "Türkiye'yi NATO kafalı ve MASON yaftalı MGK; MGK'yı da Siyonist Amerika mı yönetiyor?"
Sorusunu aklımıza getirmekte ve bizleri ürkütmektedir.
Yavuz Paşa şu önemli tespitlerde de bulundu:
- 1- Türkiye'nin Suriye, İran ve Arabistan'la ilişkilerini iyileştirmesi gerekir.
- 2- Rusya ile ilişkilerini geliştirmesi gerekir.
- 3- Şanghay Beşlisiyle Türkiye'nin ilgilenmesi tarihi önemdedir.
- 4- Tayyib Bey'in 25 Şubat'ta Ulusa Sesleniş'te:
"Türkiye AB, Asya ve Avrupa'nın uydu ve çevre ülkesi değil, köprü konumundadır.
Türkiye bölgesel değil, küresel bir güç olma yolunda ve kararındadır" açıklamalarının lafta kalmaması gerekir.
- ABD'nin asıl hevesi ve hedefi; Ortadoğu'dan ziyade, Orta Asya'dır. Afganistan'a girmesi de bunun içindir.
- Çin, Rusya ve Türkiye'nin bu bölgelere girmesini istemiyor. Bu gerçek unutulmadan politika üretilmelidir.
- Ermenistan ve Kuzey Irak ABD'nin Afganistan'dan sonra ikinci ve üçüncü ayağı gibidir.
- Türkiye'nin Kuzey Irak politikası da ABD'yi kuşkulandırmaktadır. Türkiye uluslararası camiada ve İslam dünyasında haklı olabilecek, ciddi ve gerçekçi yaklaşım sergilemeli, ne tehditkâr ne de teslimiyetçi bir tavır izlememelidir.
Yavuz Paşa'nın:
"Türkiye'nin toplumsal, siyasal, ekonomik, teknolojik ve askeri gücü sadece AB'ye veya ABD'ye mahkûm ve mecbur kalacak bir zafiyette değildir!" tespiti de önemlidir.
Kemal Yavuz Paşa şu tavsiyeleri de dile getirdi:
"1-Türkiye Amerika açısından vazgeçilmez bir ülkedir. ABD'de Türkiye için elbette önemlidir.
2-Din kardeşliğini öne çıkaran ve İslam'ı esas alan bir birliktelik amacı yapıcı ve yararlı değildir.
3-Devlet adamında ve diplomasi alanında fikri bütünlük önemlidir. Bugünkü hükümetin söylemleriyle eylemleri çelişkilidir.
4-Çok taraflı Rusya-Şanghay, AB İslam ülkeleriyle ilişkileri gerekli ölçü ve özenle birlikte yürütülmelidir.
5-Dışişleri gibi önemli konuların, özellikle çok deneyimli tedbirli ve temkinli elemanlarla yürütülmüş olması gerekir.
Örneğin; Amerika'nın şu anki Dışişleri kadrosu, bilgisiz, beceriksiz ve deneyimsiz kimselerden oluşması başlarına ne sıkıntılar getirmektedir.
6-En büyük cehalet her şeyi bildiğini zannetmektir.
En büyük fazilet ise bir konuyu bilenlere danışıp öğrenerek hareket etmektir."
Yavuz Paşa'nın bu canı gönülden katıldığımız tavsiyeleri arasında ikinci maddeye bir katkı yapmak ihtiyacı duyuyoruz.
Elbette George Bush'un "Haçlı Savaşı başlatıyoruz" tarzındaki şımarık ve kışkırtıcı tavrına, biz de "İslami Cihad ilan ediyoruz" cinsinden yaklaşımlar yanlıştır ve yararsızdır.
Ancak; kelime anlamı zaten barış ve bereket demek olan İslam'ın, yapıcı ve yapıştırıcı özelliğine Yahudi ve Hıristiyanlar dâhil tüm farklı din ve düşünce mensuplarıyla, ilmi, insani ve ahlaki değerler çerçevesindeki disiplin ve düzenine vurgu yapmakta mutlaka gereklidir ve yerindedir.
Hatta Yahudi ve Hıristiyan Dünyasını şahsi ve Şeytani amaçları için istismar eden sinsi Siyonizme ve emperyalizme karşı zaman zaman İslam Âleminin potansiyel gücünü hatırlatacak görüş ve girişimlerde dile getirilmelidir.
Rahmetli Atatürk'ün 1937 meclis konuşmalarında dile getirdiği " Aziz ceddimizin, Sultan Selahaddin (Eyyubi)nin komutasındaki haçlı hâkimiyetinden kurtardığı kutsal topraklarımızı (Kudüs ve Filistin'i) korumak ve Hz. Peygamberimizin son hatıra ve mirasına sahip çıkmak uğruna gerekirse, kanımızı dökmeye hazırız ve Türkiye olarak artık bu güce ulaşmışız" anlamındaki tarihi ve talihli uyarıları da bize en güzel ve en mükemmel bir örnektir.
Ve bu örnek, Kemal Yavuz Paşamızın "Fikri ve fiili bütünlük ve uygunluk içinde olma gereğine de" münasip düşmektedir.
"Kemalizm eskidi, MGK değişmeli, Yeşil Sermaye ve Ilımlı İslam desteklenmeli diyip AKP'yi iktidara getirenler şimdi tam tersi bir tavır alıp yeniden sahte Kemalist ve kapitalist çevreleri göreve çağırır hale gelindi…
- Peki, bunların asıl sebebi nedir?
AKP ve CHP'yi dağıtıp bir hükümet kriziyle halkı oyalayıp veya bir erken seçim havası yaratıp bir Kuvay-ı Milliye müdahalesini önlemek ve geciktirmek..
Veya "AKP'nin İslamcılığını, Yeşil Sermayenin karanlık amaçlarını, dinci kadrolaşmanın tehlike saçtığını" bahane ederek 28 Şubat misali bir müdahale ile sömürü arabalarını sürdürmek üzere "At değiştirmek" suretiyle, toplum sahte ve suni umutlarla oyalamaya devam etmek…
Çünkü dış güçlerin ve Masonik merkezlerin lügatinde "vefa, vicdan" gibi kavram ve kuralların yeri yoktur… Kullanıp atmak bunların hep yapa geldikleri huyları ve hileleridir. Zaten AKP'de yeterince kullanılmış, yıpratılmış ve artık ampulünü söndürmek için fişi çekilmek üzeredir.
Onlarda Milli Görüşe ve Türkiye'ye hıyanetin cezasını elbette çekecektir.
Kurtlar tarafından yere yıkılıp kıçından parçasından yenmeye başlayan bir geyiğin o korku ve şok nedeniyle artık acı duymadığı gibi Türkiye halkı da maalesef adım adım parçalandığını göre göre, artık bunu bile hissedemez ve tepki veremez bir şaşkınlık ve aymazlık içindedir…
Atatürk diyor ki;
Atatürk 27- Temmuz -1937 yılında TBMM'de şu konuşmayı yapıyor:
"… Kendimize kâfi derece güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet'in mukaddes yerlerinin Musevilerin ve Hrıstiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki, buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsizlikle ve İslamiyet'e lakayt olmakla ittiham edildik. Fakat bu ittihamlara rağmen Peygamber'in son arzusu, yani mukaddes torakların daima İslam hakimiyetine kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız!.. Cedlerimizin, Selahaddin'in idaresi altında uğrunda Hrıstiyanlarla mücadele ettikleri kutsal toprakların yabancı hâkimiyet ve nüfuzun altında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün Allah'ın inayetiyle kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda, bütün İslam Âleminin ayaklanıp, icraata geçeceğine şüphemiz yoktur."
Tefsir ve fıkıh (Yani yorum ve Hukuk) usulü, insanın muhakeme ve mukayese yeteneğini geliştiriyor:
Atatürk'ün bu tarihi ve talihli sözlerinden anlıyoruz ki;
1-Filistin'in Siyonist ve emperyalist işgaline uğrayacağını ve bir İsrail Devleti'nin kurulmaya çalışılacağını sezmiştir.
2-İsrail'in İslam âlemini sömürmek ve kontrol etmek üzere bir üs olarak kullanılacağını bilmiştir.
3-Dinsizlikle itham edilmesine rağmen, Hz. peygamberin son arzusu hatırına, Kudüs ve Filistin için kan dökmeye hazır olduğunu açıkça dile getirmiştir.
4-Selahaddin Eyyubi'nin tabisi ve askeri olan (Türk, Kürt ve Araplardan oluşan Müslümanlara): "CEDDİMİZ" demiştir.
5-Avrupalıların, bu mukaddes yerleri işgale yeltenmesi durumunda "İslam Âlemi'nin ayaklanacağını" Yani Atatürk Türkiyesinin İslam âleminin şahlanmasına öncülük yapacağını, diplomatik bir lisanla ifade etmiştir.
6-Ve hepsinden önemlisi– Atatürk bu sözleri, Cumhuriyetin ilk kuruluş döneminde ve takiye olsun diye de değil, 1937 de söylemiştir.
Ve zaten bunlar için zehirlenmiştir.
İşte Kaderin: "Yeni bir Barış ve Bereket Medeniyetinin merkezi olacak Anadolu arsasındaki Osmanlı enkazını temizlemek ve Türkiye'nin tapusunu Müslüman Türkler elinde muhafaza etmek" gibi bir misyon yüklediği Mustafa Kemal'in,
Büyük bir diplomasi dehasıyla "Anadolu Siyon Devletini oluşturmak ve kendi emelleri doğrultusunda kullanmak" isteyen Dış Siyonist güçlerin ve içteki sabataist çevrelere bir müddet yakın ve yatkın davranarak ve onların gaye ve girişimlerine hizmet ediyor tavrı takınarak, sınırları belli ve Milli bir Türkiye Cumhuriyeti kurması ve adım adım ülkeyi bu şeytani tuzaklardan kurtarıp, hayatını da riske atarak Mason Localarını kapatması,
Aslında milli ve haysiyetli düşünce sahibi bir şahsiyetin, bazı kirli ve çetrefilli ilişkilere hangi maksatla girdiğinin güzel bir örneğidir.
Şimdi soruyoruz:
- Böyle bir önsezi ve ferasette
- Böyle bir imani cesarette
Kaç tane
- İlahiyatçınız
- Din adamınız
- Şeyhiniz, üstadınız
- Başbakanınız ve Cumhurbaşkanınız vardır?
Ve zaten bu beş Siyonist tanımadan asla yakın tarihimiz anlaşılamaz, yorumlanamaz.. Ve doğru yol haritası bulunamaz…
1-Theodor Hezl: Siyonizmin teorisyeni, (Bu adam Karl Marx'a benziyor. Çünkü o komünizmin teorisyeni ve fikir mühendisiydi.)
2-Emmanuel Karasu: Siyonizmin pratisyeni (Bu adam da Lenin'e benziyor. Çünkü Lenin'de komünizmin pratisyeni ve tatbikçisiydi.)
3-Haim Nahum: Lozan'ın sinsi stratejisti. "Türkiye'yi işgalde tutmayalım- İslam'dan koparalım" diyen Yahudi Hahamı.
4-Brezinski: "Bir ifadesinde 500 seneden beri bugüne kadar hiç olmadığımız kadar güçlüyüz, fakat sakın diktatörlüğe özenmeyin, "dünyayı yönetme kulübüne" talib olmaya bakın. Unutmayın ki Müslümanlar 2 türlüdür. 1- Dünyalık Müslümanlar 2-Kökten dinci Müslümanlar.
Siz dünyalılarla iş yapın, layt ve ılımlı İslamcılarla anlaşın" talimatını veriyor. Yani Siyonist sermaye hâkimiyetine karşı çıkanlar kökten dinci kabul ediliyor.
5-Alan Makhoski: Bu adam da ABD Savunma Bakanlığı Baş danışmanıdır ve Pentagon'un 7'inci katında bulunan özel bürosunda 28 Şubat kararlarının senaryosunu hazırlayan ve uyarlayan adamdır.
Brenzinski ve Mkhoski Siyonistlerinin Fetullah Gülen ekolünün ve okullarının hem fikir babası hem finans kaynağı olmaları da ilginç ve hayret verici değil midir!?
Yeri gelmişken dikkatlerinize sunmak istiyorum:
İlk üç Yahudi Siyonist; Theodor Herzl, Emmanuel Karasu Sultan Abdulhamit Han'la ve Osmanlıyla uğraştılar ve maalesef yıkmayı başardılar.
Önce İstanbul sonra Mısır Başhahamı olan ve Lozan'ın perde arkası mimarı olarak tanınan Haim Nahum ise Osmanlı'nın cenazesini gömmüş ve Anadolu Siyon Devleti'ni kurduğunu düşünmüş; ancak Aziz Atatürk'ün dehasına ve diplomasi manevrasına yenildiğini görmeden bu dünyadan göçmüştür.
Son iki Siyonist Stratejist; Brezinski ve Makhoski ise yıllardır Türkiye Cumhuriyeti ve özellikle Erbakan Hoca ile uğraşmaktadır… Ama öyle görülüyor ki yenilip yıkılacaklardır.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah bela yazmaz; kul azmadıkça... Biliyoruz ki Allah dilediğine hidayet verir. Rabbimizin hidayet vermeyi dilemesi…
Yeryüzündeki üç asırlık küresel sistem, Türkiyedeki siyasal uzantıları olan klikler de dahil olmak üzere, bütün…
Tecelli nur akışının mükemmel yorumu… Allah razı olsun. Aklınıza, kalbinize, aşkınıza, muhabbetinize bereket…
TIKANMIŞ VE ÇÜRÜMÜŞ BUGÜN Kİ SİSTEME KARŞIN, ERBAKAN HOCAMIZIN FİKRİ DÜŞÜNCELERİNİ SÖZDE DEĞİL, ÖZDE YAPACAK…
MİLLİ GÖRÜŞ HAİNLERİ!.. Davaya hıyanet, eden kişiye Parti teslim eden, hainden ehven!.. Milli Görüş evren,…
Şehitler ölmezse peygamberlerden sonra zikredilen Sadıklar da ölmez inşallah. Özetle Mümin’e ölüm yoktur. Sadakat ehli…
Bireysel olarak zayıf yönlerimizi bilip güçlendirmek ve Genel olarakta zincirdeki zayıf halkaları Sağlam kılacak şekilde…
Makaleyi okuyunca; mevcut partilerin amaç ve gayeleri Genel başkanlarının hangi odaklar ile iletişim halinde olup…
İMAN - REHBER - BİAT - CİHAD - GAYRET - HİMMET - RIZA - RIDVAN…
Aziz Erbakan Hocamız "Akıl işin sonunu düşünmek" derdi. İşte şiir bu sözün tam bir tefsiri…