YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e387198fd4a
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 8 5
Bugün : 35835
Dün : 64668
Bu ay : 1015108
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53160166
IP'niz : 216.73.216.8

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Zaman'cılar Özünü Kusuyor:                     

Ankara'ya mesaj var!..

          "Türkiye'yle ilgilenen Amerikalıların son zamanlarda duymaktan en çok rahatsız olduğu üç şeyi size söyleyeyim mi?! 1-Türk-Amerikan ilişkilerinin kötü olmadığını belirtilerek; Kore savaşına, hatta Osmanlı dönemine dayanan işbirliklerinin hatırlatılması. 2-Türkiye'de Amerikan karşıtlığı olmadığının iddia edilmesi.   3-Türkiye-İsrail ilişkilerinde sorun yaşanmadığının öne sürülmesi… Şimdiye kadar bizi kırmamak için dudaklarını ısırarak, ince diplomatik dille durumun böyle olmadığını anlatmaya çalışan Amerikalılar, uzun süredir mesajın alınmamasından muzdarip, bezgin ve hatta belki de kızgın halde, önceki temaslardan farklı olarak, bu kez çok açık konuşmayı yeğledi.

 

…Dışişleri Müsteşarı Ali Tuygan ve beraberindeki heyet,  tüm Amerikalı yetkililerden ayrı ayrı bu mesajı alınca, sanırım durumun ciddiyetini kavramıştır.

Keşke "mesajı nazik ve dolaylı yollardan alamıyor!" pozisyonuna düşmeseydik…

…Diğer taraftan da, "iyi ki Amerikalılar bunu yaptı, hatta geç bile kaldılar" diyorum!

Eminim ki Dışişleri Müsteşarı Ali Tuygan Ankara'ya dönüşte özellikle Türkiye'de yükselen Anti Amerikanizm ve Anti Semitizm dalgasının ve Türkiye-Suriye-İran yakınlaşmasının Washington'da yarattığı rahatsızlığın derecesini devletin zirvelerine aktaracaktır. Erdoğan'ın Bush'la ve Gül'ün Rice ile görüşme arzularını bildirdiğinde Amerikalıların neredeyse duymamış gibi davranıp; ‘biz not edelim.' demekle yetindiklerini de anlatacaktır. ABD'nin Ankara'dan ve Başbakan düzeyinde: geniş halk kitlelerine ulaşacak şekilde Türk-Amerikan ilişkilerinin önemini vurgulayan, Amerikan ve Musevi karşıtlığının yanlışlığını ortaya koyan güçlü bir söylem çıkışı beklediğini" de ifade edecektir. Türk tarafının "üst düzey siyasi görüşme taleplerinin, Irak'a ikinci sınır kapısı açılması isteğinin ve kuzey Irak'ta PPK'ya karşı harekete geçilmesi yönündeki beklentilerinin bu tür kamuoyu atağından önce gerçekleşmesinin çok zor olduğunu bildirecektir.

…Ama bana göre ikili ilişkilerin düzelmesi, ABD için ‘lazım' ise, Türkiye için ‘elzem'dir. Bu nedenle ilk inisiyatifler Türkiye'den gelmelidir. Mesela İncirlik'i insani operasyonlarda ABD'ye kullandırma konusunda, zaten alındığı bilinen olumlu kararın açıklanması için; sanki Washington'un ‘Ermeni soykırımı' konusundaki tavrının görülmek istendiği imajının verilmemesi gerekir!

Michael Rubin (siyonistinin) Turkish Policy Quarterly dergisinde yayınlanan son makalesindeki değerlendirmelere katılıyorum: ‘Türk siyasetçiler, yeniden seçimlere yaklaşırken, Türklerin Amerikan karşıtlığının devam etmesi popüler hatta siyaseten faydalı olabilir. Ancak Kerkük'ün statüsünün çözülmemiş ve Irak'ta kilit anayasa tartışmalarının henüz başlayıp belirlenmemiş olması nedeniyle, ABD-Türkiye ortaklığı, basitçe kaybedilmeyecek kadar önemli. Eğer Türk ve Amerikalı politikacılar ve diplomatlar eski yanlışlarını kabul etmez ve bir kenara bırakmazsa, ikili ilişkiler bozulmaya devam edecek, sadece bir zamanların özel ilişkisini değil, Türkiye'nin güvenliğini ve Irak'ın gelecekteki şeklini de etkileyecektir.

Bakalım Ankara bu kez mesajı alacak mı?"…

Şimdi Bu Sözleri İnsaf Ve İzanla Tahlile Çalışalım:

1- Bu sözleri, 18.04.2005 tarihli Zaman Gazetesinde Ali H. Aslan yazmıştır.

2- Bu sözler; Zaman gazetesinin tavrını, tarafını ve çok net olarak ABD'nin ve Siyonist lobilerin uşağı ve aşığı olduklarını ortaya koymakta(mı)dır?

3- Bu sözler; zamanın okuyucularının değil Zamana ödül veren locaların ve Amerikadaki hocalarının gerçek safını ve sıfatını yansıtmaktadır.

4- Bu sözler; Zaman Gazetesine hakim çevrelerin ve yeni papanın bile " şeytani bir safsata " saydığı dinler arası diyalog dalaverecilerinin Iraklı mazlum Müslümanların, Filistinli mağdurların ve Türkiye'nin çıkarlarının değil, Amerikanın Siyonist ve emperyalist amaçlarının hizmetkarı olduklarının kanıtıdır.

5- "Dil kalbin tercümanıdır" "Sözler özün aynasıdır" gerçeği doğrultusunda, bu talihsiz tavsiyeler; ABD'ye hizmet ve teslimiyette kusur eden, "tabanın talepleri  ve oy endişesiyle" lüzumsuz mesajlar veren AKP'yi uyarı(mı)dır!?

6- Bu sözler; Michel Rubin gibi Siyonist ajanların ağzıyla: AKP Hükümeti, Irak'taki ve Filistin topraklarındaki vahşet ve dehşetleri nedeniyle, ABD'ye sataşan ve İsrail'i suçlayan, Müslüman Türk halkını, hizaya getirmez ve siyonizm karşıtlığından vaz geçirmezse, Amerika Kürdistanı da kuracak ve Türkiye'ye de saldıracaktır ve bunda haklı olacaktır!" mesajını ve vicdansızlığını taşımaktadır!

7- Bu sözler; Suriye'ye ve İran gibi İslam ülkelerine yakınlaşmayın, Amerikan'ın sömürü çarkını ve İsrail'in Arzı Mev'ud amacını zorlaştırmayın" diyecek kadar, Zamanın gizli patronlarının ve vitrin mankeninden fazla bir etkinliği kalmayan piyonlarının nasıl Siyonist sermayeye satıldıklarının ve açıkça İsrailin avukatlığını yaptıklarının ilanı(mıdır)?

8- Bu sözlerde; tüm İslam dünyasını ve Orta Asya'yı işgal edip sindirmek ve sömürmek üzere saldırsın diye, İncirlik üssünü kayıtsız ve şartsız, Haçlı savaşı başlatanlara bağışlayın" diyecek kadar soysuzlaştırıldığı sırıtmaktadır.

9- Bu sözler; Ülkemizin sadece ekonomik, siyasi ve askeri yönden değil, kültürel bakımdan da nasıl kuşatıldığının ve Ilımlı İslamcıların Siyonizm'in Türkiye Şubesi gibi çalıştığının ve artık Kuvayı Milliyeci köklü bir devrimin nasıl kaçınılmaz bir zorunluluk halini aldığının da, alarmıdır!…

10- Bu sözler; "sapı bizden olmazsa, baltanın zarar veremeyeceğinin" "Bir çınarın ancak kendi içindeki kurtçuklar sayesinde kemirilip devrileceğinin" acı ve alçaltıcı ispatıdır.

Tarih boyunca; süper devletlerin bile başaramadığını İbn-i Sebelerin, Lawrence'lerin bu ümmete yaptıklarını bilen iman, izan ve insaf sahibi olanlar bu Milli, insani ve İslami duyarlılığımızı haklı bulacak ve hoş karşılayacaktır.

Ve şuna da kesinlikle eminiz ki yüzde 95 i ibadet ve istikamet ehli bilinen dinini ve devletini seven, dürüst ve dindar talebe ve tabileri de yakında bu acı gerçekleri fark edince istismarcılardan ayrılacak; Hz. Üstat Bediüzzamanın nurlu ve onurlu yolunda hizmet yapacaklardır

Ey şuurlu ve sorumlu Müslüman!

Ey evladı Fatihan!

Ey ehli vicdan!

Bu gün değilse, ne zaman?

Belki Yarın, çok geç olacaktır!…

G.K. Başkanı Ne Demek İstiyor?!

AKP hükümeti Amerika'nın taleplerini yerine getirdiği ve İncirlik üssünün, ABD'nin lojistik merkezi olarak devredildiği gün, G.K.B. Org. Hilmi Özkök: "Türkiye İslam Ülkesi değil!" diyor?…

Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Harp Akademileri Komutanlığı'nda "Yıllık Değerlendirme Konuşması" yapıyor. Konuşmasında laiklik ve "Ilımlı İslam" konusuna vurgu yapan Hilmi Özkök, "Ortadoğu Projesi kapsamında Türkiye'ye "Ilımlı İslam" yakıştırması yapılmıştır. Türkiye ne İslam devletidir, ne de İslam ülkesidir" diye konuşuyor!

"İran'nın nükleer çalışmalarının diğer ülkeler gibi Türkiye tarafından da kaygıyla izlendiğini" dile getiren Özkök, Türkiye'nin politikası, Ortadoğu'nun bu tür silahlardan arınmış bir bölge olmasıdır" ifadelerini kullanıyor. Ama İsrail'in bütün bölgeyi batıracak çaptaki nükleer yığınağını ağzına almıyor! Büyük Ortadoğu Projesi'nin 22 Arap ülkesiyle Afganistan ve Pakistan'ı da kapsadığını vurgulayan Özkök; "ABD bu bölgede bir dizi tedbirler almak düşüncesindedir. Jeopolitik nedeniyle bu projeyle birlikte Türkiye'nin adı da anılmaktadır" diyerek BOP'a sıcak baktığını ima ediyor.

Basın yayın organlarının bir bölümü GKB'nın konuşmasındaki bir cümleyi ele aldı sadece. O da Genelkurmay Başkanı'nın "Türkiye ne bir İslam devleti, ne de İslam ülkesidir.." sözleri.

Adama sormuşlar: "Neden namaz kılmıyorsun?" Cevap, "-Allah, sakın namaza yaklaşmayın- dedi de ondan" diye gelmiş. Bu, malum hikâye; anlatmaya gerek yok. Muhatap ayetten işine gelen bölümü alıp, gelmeyen bölümü atlıyor.

Komutan aynı cümlenin öncesinde ABD'nin yeni güvenlik algılayışından bahsediyor. BOP'a atıfta bulunarak "Jeopolitik konumu nedeniyle bu proje ile birlikte Türkiye'nin adı da anılmaktadır. Bir kısım çevreler Türkiye'yi bu projede ılımlı İslam modeli bir ülke olarak tanımlamak istediler.

Türkiye'nin nüfusunun yüzde 99'u Müslümandır. Ancak Türkiye; laik, demokratik ve sosyal hukuk devletidir." diyor. Devamında, yukarıya aldığımız ve eleştiri konusu edilen tanımlamayı yapıyor ve finali, "Türkiye'yi model olarak göstererek, nüfusunun büyük bir bölümü Müslüman olan ülkelerin kolaylıkla demokratik bir yapıya dönüşebileceği sonucunu çıkartmak yanıltıcı olabilir" sözleriyle tamamlıyor.

Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasından sonra sabırla bekledik ki, kim bu konuşmadan ne anlıyor? Üzülerek ifade ediyoruz; maalesef bu ülkede kişinin meramını anlatmasında da problem yaşanıyor, anlatılan şeyi doğru anlamakta da…[1]

Kısa bir süre önce Çanakkale Savaşının sene-i devriyesi Kutlanırken Genelkurmay Başkanı Sayın Özkök:

"- Ben Çanakkale'de savaş yerlerini gezerken, şehitlerimizin seslerini duyuyorum." demişti. Bu söz çoğu insanlarımızın gözlerini yaşartmıştı.

İki gün önce Sayın Özkök, Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı konuşmada ise "Türkiye Bir İslâm ülkesi değildir" şeklinde bir söz sarf etti. Bu söz üzerine medya ve yazılı basında çeşitli eleştiriler yapıldı.

Bu tartışmalar münasebetiyle maziye dönerek, İstiklal Harbi'mizin başlangıcında, Birinci TBMM'nin nasıl kurulduğunu, Misak-ı Millî'nin nasıl şekillendiğini ve Cumhuriyetimizin hangi temel inanç üzerine bina edildiğini, izah ederek bir değerlendirme yapmakta fayda görüyorum:

Şüphesiz ki millî birlik ve beraberliğimizin temelinde, şehitleri şehit, gazileri gazi yapan ruh ve iman yatmaktadır. O günlerin tabiriyle Anafartalar 19'uncu Fırka Komutanı bulunan Mustafa Kemal Paşa, Çanakkale'de Bomba Sırtı savaşını anlatarak: "Okuyabilenler, ellerinde Kur'ân-ı Kerim Cennete girmeye hazırlanıyorlar, bilmeyenler kelime-i şahâdet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, hayret ve tebrike değer bir örnektir. Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur" demişti.

Eğer Özkök Paşa; milletimizin Müslümanlığı üzerinden, Büyük Ortadoğu planına geçiş sağlanmasına karşı olduğu için, "biz İslâm ülkesi değiliz" anlamında, bir reaksiyon olarak bu sözleri söylemişse, (niyetinin böyle olduğunu tahmin ediyorum) bizler de Büyük Ortadoğu Planına bin defa karşıyız.

Milli birlik ve beraberliğimizi imanımızın rehberliğinde tazeleyerek, devlet ve millet kaynaşmasını sağlarsak millet olarak ne ABD'nin ve ne de AB'nin bize zerre kadar zararı dokunmayacaktır. Ne de onlara muhtaç olacağız.

Bırakınız Irak denemesini, ne çabuk unuttunuz, ABD bütün haşmetine rağmen, Vietnam gibi küçük bir ülkeden bile arkasını dönüp kaçan bir yenilgiye boyun eğmiş olan bir süper güçtür.[2]

Şimdi bu marazlılara ve muhataplarımıza soruyoruz:

  • a- Sayın Özkök, "tehlikeli bulduğu " Ilımlı İslam" projesinin BOP'un da mimarı olan ABD'nin bir uydurması ve dayatması olduğunu bilmiyor mu?
  • b- ABD'nin İslam Dünyasını Kafkasya ve Orta Asya'yı vurmak üzere istediği İncirlik onlara peşkeş çekilirken Sn. G.K.B. Laiklik ve İslam'la uğraşması ne anlama geliyor?
  • c- Türkiye'nin bir "İslam Devleti" olmadığı zaten biliniyor…Ancak "Türkiye İslam Ülkesi de değilmiş!?… Merak ediyoruz; acaba Türkiye; İKO (İslam Konferansı Örgütü) üyesi değimli? Veya, Hristiyan Ülkesi mi? Yoksa, Yahudi ülkesi mi? Ya da, Dinsizlik ülkesi mi, saylıyor?
  • d- PAM ile Sam NATO ile Ilımlı İslam biri birinden ayrılamaz! AKP'nin Politik Araştırmalar Merkezi PAM ile Sam Amca'nın ülkesi ABD arasında yaşanan yoğun trafiğe devam ediyor. PAM'ın son konukları ABD Başkan Yardımcısı Cheney'in danışmanı Samantha Ravich ile Smith Richardson Vakfı yönetim kurulu üyesi Nadia Schadlow oluyor. Smith Richardson Vakfı "Ilımlı İslam Projesi"nin en önemli finansörü. Ilımlı İslam Projesi ise Büyük Ortadoğu Projesi'nin en önemli unsuru.(Komünizmi "Ilımlı Komünizm" (Glasnost) ile yıkmışlardı. Ilımlı İslam Projesi de benzer bir uygulamadır.)

Mesala Rand Corporation. Rand Corporation ABD Savunma Bakanlığı Pentagonla çalışan bir düşünce kuruluşu. Pentagon'un Ortadoğu politikalarına ilişkin raporlar-stratejiler hazırlar. Bu Rand Corporation'n mali destekçisi ki? Smith Richardson Vakfı! Örneğin Vakfın desteğiyle Rand Corporation tarafından hazırlanan son raporun adı "Sivil Demokratik İslam!" Yani "Ilımlı İslam"

PAM ile Sam, NATO ile Ilımlı İslam birlikte çalışıyor! Cheney'in danışmanı Samantha ve Smith Richardson'un yöneticisi Nadia'dan sadece bir hafta önce yine PAM'a gelip konuşan Kimdi? Harold Rhode! Tesadüfe bakın O'da Pentagon'un İslami İşler Ofisi'nde Danışman! Konferans konusu da "İslam coğrafyası!"

PAM'ın bu sinsi ve gizli toplantılarına dışarıdan kimse alınmıyor. Belki biraz anlatır diye. PAM'ın Başkanı AKP Afyon Milletvekili Mustafa Koçak'ı Radikal İslam'ı, ılımlaştırsın diye Afganistan'a ve NATO Ombustmanı (Yahudi asıllı Kürt kökenli olduğu söylenen) Hikmet Çetin'le buluşmaya gönderildi…

Yani "Ilımlı İslam"ın arkasında pentagon ve NATO var!

Sn. G.K.B. Org. Hilmi Özkök, bir yandan Ilımlı İslam'ın taşeronlarıyla uğraşıp diğer taraftan, asıl patronlarına bağlılık mesajları vermesi Acaba neyin nesi oluyor?

  • e- "Ermeni soykırım iddialarını yersiz ve geçersiz" olduğunu tekrarlayan Sn. G.K. Başkanımız, şu anda Amerikan kongresindeki girişim ve gelişimleri, Yunanistan'daki Türk bayrağını yakma gösterilerini niye dile getirmiyor?

Yani asıl kışkırtan dost ve müttefik patronları bırakıp niye piyonlarla uğraşılıyor?

 f-    Barbar Batı (Siyonist Yahudi ve emperyalist Haçlı ittifakı) dini bir taassup ve taleple sözde Ermeni meselesini sahiplenip, İstiklal savaşının ve önce,  aleyhimize hazırlanmışken, Atatürk'ün dehasıyla lehimize çevrilen Lozan'ın rövanşını almaya çalıştığı bir ortamda, Milletimizi bu dış tehdit ve tehlikelere karşı kucaklaştırıp kaynaştıracak en önemli ve etkili unsur olan İslam dinamizmine sahip çıkmamız gerekirken, tam aksine İslami irtica ile ilişkilendirmeyi ima etme ve Türkiye'nin bir İslam Ülkesi olmadığını" söylemenin;

Milli mesuliyet Askeri hassasiyetle ne gibi bir uygunluğu bulunuyor?

g- Defalarca ve ısrarla teklif etmenize rağmen Yunan Harp Okulundaki bayrağımıza yönelik hakaretleri için,"resmen bir özür dilemeye" tenezzül etmeyen ve içeriği kamuoyundan gizlenen bir mektupla geçiştirilen tavırları ve taşkınlıkları sinemize çekerken "sorumluları saptayıp cezalandıracağız" laubalilikleri cevap beklerken; "Laiklik" nutukları bize ve ülkemize ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?

Ve acaba;

Radikal İslamcı geçinen kiralık münafıkların,

2.Cumhuriyetçi bilinen, aydın yaftalı karanlık kafaların

Ve AB-ABD himayesindeki, demokrat düdüklü PKK'cıların, alçakça saldırıları mı?

Yoksa bu türden; Yersiz ve yararsız açıklamalar mı?

Kahraman ordumuzun daha çok yıpranmasını sağlıyor ve halkımızı bu kutsal kurumdan soğutmaya yarıyor?!…

h- Bir sorumuzda Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Mustafa Bumin'e olacaktır.  Acaba yurdu ve namusu için can ceren şehit dedelerin kutsal mirası olan öz vatanında; inancının gereği olarak başını örten kızlarımızın okumaları anayasaya aykırı da, AB hayaliyle egemenliğimizin ezeli düşmanlarımıza devredilmesi anayasaya çok mu uygun bulunmaktadır ki bu konuda sayın başkandan hiç ses çıkmamaktadır. Yoksa topluma ve tabanına karşı zor durumda kalan AKP iktidarını rahatlandırmak ve işini kolaylaştırmak için bunlar yapılmaktadır…


[1] Milli Gazete / 24 04 2005 / Başyazı

[2] Milli Gazete / 24 04 2005 / S. Arif Emre

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Diğer Yazarlar

Diğer Yazarlar

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...