YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
697fe7a136213
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 2
Bugün : 5801
Dün : 57744
Bu ay : 63545
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48766858
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Milli görüş; bütün dünyaya huzur, barış, saadet, adalet getirmek için haklının yanında, haksızın karşısında, şerre fren, hayra motor vazifesini üslenen, hakkı tutup halkı kaldıran medeniyet projesidir ve de Kuvay-ı Milliye'nin dirilişidir.

Bu adil medeniyet ve mehdiyet hareketine katılmak ve bu kutlu hizmetin içinde olmak insanı, diriltir, dinamikleştirir ve de yüceltir. Hatta yücelerin yücesine, ötelerin ötesine yönlendirir. Son çeyrek asırda bütün bunları ülkemizde yaşadık ve şahit olduk. Şöyle ki;

 

1998'de "Göğsümüzü gere gere söylüyorum. Benim referansım İslamdır. Kardeşlerim eğer bunu söyleme hakkına sahip değilsem, o zaman insan olmamın ne anlamı vardır? Eğer ben insansam ve müslümansam ve de bunları konuşmayacaksam bu şehitler ülkesi Türkiye'de bulunmamın ne anlamı olacaktır. Kardeşler ABD'de Clinton "Benim referansım İncildir" diyor ve saygı duyuluyor ve de ABD'nin iki dönem başkanı oluyorsa ama ben referansım İslamdır demekten çekiniyorsam, bu hürriyet ve haysiyet sahibi olmadığımız anlamındadır" diyen Sn. Recep Tayip Bey bugün hangi kulvarda koşmaktadır?

O gün bunları söyleyerek, delikanlı tavırlar sergileyenlerin, bu gün, rol yaptıkları ortaya çıkmaktadır.

Fakire, kimsesize, öğrenciye iş ve aş sağlarken, milli görüşün manevi himmeti ve bereketiyle bunları başarmıştı.

Belediye başkanıyken;"Hükümet gelsin de borç para vereyim" derken milyonların samimi duasını ve hak davasının gücünü arkasına almıştı.

Refah-yol döneminde ABD ve IMF'ye boyun eğilmediğinde bir kısmınız Bakandınız. Denk bütçe yapılmıştı. Milli hamle ve şahlanış başlamıştı. Ama o zamanlar Milli Görüş gömleği çıkarılmamıştı.

O zamanlar seher duaları size yollanmış ve sadıkların gözyaşları, başarınız için akmıştı.

Ama ABD çuvalı giyilince, Siyonist ABD'nin, masonik merkezlerin karşısında eğilince bakınız neler oluyor neler;

  • – Referanslar değişiyor. ABD ve AB'ye hizmet hedefleniyor!
  • – ABD'nin istediği LIGHT İslam Modeli tercih ediliyor!
  • – Dinler arası diyalog safsatası beyinlere işleniyor!
  • – BOP ve BİP projeleri için stratejik müttefik olunuyor!
  • – ABD askerlerinin az zayiat vermesi için dua ediliyor!
  • – Meclise rağmen Dışişleri Genelgesiyle üs ve limanlar Siyonist ve emperyalist güçlerin hizmetine veriliyor!
  • – Tonlarca; uranyum, napalm, misket bombaları, denenmemiş kimyasal silahların hepsi mazlum Müslüman beldelerinde deneniyor!
  • – Tarihin hiçbir döneminde şahit olmadığı, şeytanın bile utandığı katliamlar, soykırımlar yapılıyor!
  • – Askerimizin başına çuval geçirilirken asaletsizce ABD ve emperyalistlere bağlılık secdesi ediliyor!
  • – "İlk kurşun sıkılınca hesabımıza dolarlar yatacak!" diye bilen Bakan bozuntusuyla abat olmayı amaç ediniyor ama kahır ile berbat olacağını unutuyor!
  • – "Felluce'de soykırım yapılıyor" diyen kendi vekilini Bakan efendi "Anlamını ve amacını aşan sözler" ediyor diye tersliyor!
  • – AB'ye alınma uğruna ve başbakanlık koltuğuna oturma hatırına:
  • § Ruhban okulu açılışına olur deniyor,
  • § Patrik'e Ekümenlik statüsü veriliyor,
  • § Azınlık haklarına ve toprak satışına izin veriliyor.
  • § Kıbrıs'ın satışına onay veriliyor.
  • Olması sizler söyleyin; şaşkınlık mıdır? Şımarıklık mıdır?
  • Sizleri o makamlara getiren milletimiz ve ülkemiz, bütün bu olanlara layık değildir. Bu halk Milli Görüş referanslısınız diye sizlere geçit vermiştir. Yoksa "Değiştim" dediğiniz için değil!… Bunlar kesinlikle değişmezler diye, sizi destekleyip omuzladılar. Sizleri kendilerinden bir parça saydılar. Oysa şimdi; milletvekilleriniz bile AKP yöneticilerinin bu denli yamulacaklarına akıl erdirememektedirler.
  • Sn. N.Yalçıntaş'ın, "halkın taleplerine cevap veremedik!"
  • Sn. E.Yarbay'ın, " Teşkilatlara güvenilmiyor. Bu kafayla ortak akıl ve demokrasi olmaz!"
  • Sn. Çalışkan'ın," ABD ile ilişkiler askıya alınsın. Yeniden gözden geçirilsin. Bu vahşete karşı Irak ve Suriye'nin yanında yer alınsın."
  • Bir başka vekil,"Sadece din görevlileri için siyaset yasağı ve ceza hem haksızlık hem de anayasaya aykırıdır. Biz çok büyük ihanet ettik. Bizleri de ayrı tutmayın!" diyorlar ama hiç biri samimi görünmüyorlar. Gözden çıkarılan AKP'den sonra, dış güçlerin yeni figüranlıklarına göz kırpıyorlar…
  • Şarkıcı İ.Türüt "ABD zulmünü, katliamını protesto eden bir parça yaptım. Hiçbir TV ekranında bana söyletmiyorlar!"
  • "Yenilikçi Hareket" Kitabının A.Gül tarafından hemşeri ricasıyla ikinci baskısı yaptırılmıyor.
  • TV ve medyada; ABD ve İsrail'i eleştirmek sansüre tabi tutuluyor.
  • Bu yapılanların ışığında: Acaba Milli görüşe sızmış mikroplar mıydınız? Yoksa dış güçlere Milli Görüşü LIGHT'laştırma görevi için mi kiralandınız?
  • Ama yanıldınız, kullanıp atılacaksınız! Milli Görüş davasını dağıtmayı başaramayacaksınız…
  • Unutmamak gerekir ki:"Tarihi bilmeyenlerin haritasını başkaları çizer." Siz de rezil ve zelil olarak bakakalırsınız!.
  • Elli yedi İslam ülkesi toplantısında "Bu asrın paylaşım asrı olduğunu" bocaladınız. Acaba İslam ülkelerinin nelerini kimlere paylaştıracaksınız.?
  • ABD'deki Microsoft firmasının serveti, bütün Afrika halkının her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak kadar olduğunu meşhur danışmanlarınızdan sorarsanız, o zaman nasıl bir paylaşım olduğunu anlarsınız.
  • Muhterem Erbakan Hocamız "Hidayeti kararanlar, hak ile batılı ayıramazlar. Hakka hizmet ediyorum diye batıla hizmet ettiklerinin farkına varamazlar" diyordu.
  • Aslında bugün yaşadıklarımız bu gerçeğin aynada yansımasından başka bir şey değildir.
  • Bu sözün bir benzerini de, Muhterem Hocamızın dostu ( Allah rahmet eylesin) Aliya İzzet Begoviç dile getirmişti. "Yeryüzünün öğretmeni olmak için gökyüzünün öğrencisi olmak gerekir!" Eğer sen Yüce Yaratıcı'nın halifesi olamıyor da, ABD ve emperyalistlerin öğrencisi olursan, referansların da, frekansların da allak bullak olur. Boş çuval gibi ayakta duramazsınız…
  • "Batılılar yağmur olsalar, Müslüman tarlasına yağmazlar." Bulunduğumuz coğrafyanın jeopolitik önemini, sosyo-kültürel değerlerini,tarihi ve tabi dinamiklerini hep göz ardı ettiniz!.
  • Çevremizde tarihi bağlarımız ve birlikteliklerimiz olan bir milyar nüfuslu İslam coğrafyasıyla uzaklaşmayı ve hatta düşmanlaşmayı, sonunda sizler de benimsediniz. Bu eksik, aksak, arızalı ilişkilerin plan ve programını yapanların, her zaman dış mihraklar ve içteki mason mikroplar tarafından yapılıp yürütüldüğünü sizler de unutuverdiniz.
  • Batı eksenli kiralık beyinlerin öncülüğünde bölgenin liderliği yerine batının köleliğini benimsediniz!..
  • Tarihi mirasımızı, imajımızı, bölgesel şansımızı, milli ve manevi imkanlarımızı yeniden diriltmek ve değerlendirmek isteyen Muhterem Erbakan Hoca'ya sırtınızı çevirdiniz!..
  • Sonuçta kutsi ikaz ve emirlere; kulak ve beyinlerinizi kapatarak batının kapısında el bağlayıp medet ve merhamet dilenecek hale geldiniz!…
  • Batılıların boşalttıklarını baş tacı ederek, caka satacak ve AB'den müzakere tarihi almayı bayram diye kutlayacak seviyeye indiniz.
  • İnilen seviyelere bir bakınız:
  • A- Dicle-Fırat ve GAP'ın uluslar arası konsesyuma devredilerek kontrol altına alınmasına göz yummak.
  • Vaat edilmiş toprakların işgaline taşeronluk yapmak
  • Fosfat-bor-borak-toryum madenlerini yabancılara kiralamak
  • B- Yabancılara toprak satışını önce hızlandırmak, işleri bitince de milleti aldatmak için askıya almak.
  • Aynen İsrail Siyonist devletinin temelindeki gibi şimdi Irak'ta ardından yurdumuzda
  • Nüfus yoğunluğunun (Demografik yapının) değiştirilmesine
  • Ülkemizi böldükten sonra yönetimlerin ellerine geçirilmesine
  • C- Türk ordusunun NATO'nun lejyoneri konumuna getirme gayretlerine rıza göstermek,
  • Bölgenin en güçlü ve dinamik kara gücü olan ordumuzun asker sayısını ve askerlik süresini minimize etmek,
  • Ordumuz güçsüzleştirerek kolay yutulur hale getirerek kolluk kuvveti haline dönüştürmek.
  • D- Ermenistanla ilişkileri ve uzlaşmaları gündeme taşıyarak görüşmelere başlamaya razı olmak
  • Ermenilerin ülkemiz üzerindeki emellerine ulaşmasına politik zemin hazırlamak ve doğunun bir kısmının devredilmesine kolaylık göstermek
  • Ermenilerden özür dileyerek sözde soykırımı kabul ederek tazminat ödemeye hazır hale gelmek
  • Böylece Osmanlı İmparatorluğu'nun soykırımcı bir devlet olduğu iddiasını kabul eder hale gelmek
  • E- Yunanlıların talep ve arzularına karşı uyum ve uzlaşma göstererek, Kıbrıs ve Ege'deki haklarımızı devretmek
  • Ruhban okulunun açılıp eğitime başlamasına razı olmak
  • Patriğe Ekümenlik Statüsü kazandırıp yeni bir Vatikan meydana getirmek
  • Ayasofya'nın müzeden çıkarılarak kiliseye çevirmek
  • Mal-mülk edinerek kiliselerin çoğaltılmasına olanak tanımak
  • F- Ülkemizde azınlık haklarının tanınmasına sessiz kalarak kabul görünmek
  • Ülkemizin eyaletlere bölünmesinin alt yapısına hizmet etmek
  • Medeniyet prosesi dedikleri BOP ve BİP'i hızlı bir şekilde uygulanmasına alet olmak
  • G- Güney Kıbrıs Rum kesiminin, Kıbrıs Devleti olarak tanınmasına rıza gösterip KKTC'yi tarihe gömmek
  • Böylece Türkiye'nin Jeopolitik açıdan akciğerleri olan Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yıkılışına onay vermek
  • Mersin, Akdeniz Çukuru'ndaki zengin doğalgaz ve petrolün sömürülmesine onay vermek
  • Türkiye'nin her yönden kuşatılmasına ve parçalanmasına uşaklık etmek

Heyhat!… Çünkü bunlar Sevr'deki şartlardan daha ağır şartlardır. Anlaşılmalıdır ki AB dedikleri kısaca Türkiye'nin egemenlik devrinin belgesidir!…

Peki o zaman; niye Malazgirt Savaşı'nı yapmışız? Niye çağ açıp kapayarak İstanbul'u almışız? Niye Viyana'ları kuşatmışız? Niye Çanakkale'de destanlar yazmışız?

Niye Kurtuluş Savaşı'nda yedi düvele karşı savaşmışız? Daha dün niye 74 Kıbrıs Barış Harekatı'nı başlatmışız?

Bunları bugün yaşayanlar sormasa da, gelecek nesiller ve mahşerde şehitler sormayacak mı sanıyorsunuz?

Şundan emin olunuz: Siz aldanıyorsunuz. Bunun hesabını çok yakında Sayın Erbakan Hareketinin ve Kuvay-ı Milliyenin soracağını unutuyorsunuz!..

Ey! Zavallılar, siz neyin bayramını ve kutlamasını yapıyorsunuz?

Yunanlılarda bayram yapıyor. Fransa'da İtalya'da velhasıl bütün batı dünyası da bayram yapıyor!… Bu bir çelişki değil mi acaba? Bu necip Milleti kandırdığınızı mı sanıyorsunuz? Bu milletin bayramları bellidir ve değişmezler. Kimsede değiştiremez. Vebaliniz ve de hesabınız ağır ve çetin olacak. Bundan emin olabilirsiniz.

Birileri de, Tanzimatı, ıslahatı, Meşrutiyeti, Gümrük Birliği'ni bu topluma bayram olarak yutturmaya çalışmıştı. Ama şimdi tutmadığını görüyor ve de hepsinin tarihin derin çöplüğünde kaybolup gittiklerini de biliyoruz…

Meşrutiyette, hürriyetler gelecek diye Müslüman topluma hakaret niyetiyle dönmeler ve sabotajcılar; kuklalarıyla sokaklarda bayramlar yapmışlardı!…

Şimdiyse, dolar alacağız, zengin olacağız, hürriyete kavuşacağız diye yine sarmaş dolaş, hem Avrupa'da, hem de ülkemiz hava alanında aynı zümrelerle bayramlar, kutlamalar, karşılamalar yapıldı!…

Koca Osmanlı İmparatorluğu; maalesef Tanzimat, ıslahat, Meşrutiyet bayramları sonrasında parçalanmaya başlamıştı.

Adalet, eşitlik, hürriyet gelecek diye egemenlik devri yapılmıştı. En son Gümrük Birliği bayramı da ülke insanımıza yaşatılmıştı. Oysa sadece bu yüzden ülkemizin 70 milyar Dolar kazık yediği ortaya çıktı!…

Kimse sizden bayram ve kutlama istemiyor. Güzelim ülkemizi batırmayın, Barbar batıya satılmayın, aslınızı unutmayın bu yeter!… Sadece sizden beklenen budur.

AB ile tarımı da bitirdiniz. Otuz milyon tarımla geçinen insanımızı, gariban köylü vatandaşımızı ne yapacaksınız!..

Yarınlarda parada akmayacak, serbest dolaşımda olmayacak. Üretimde yapılmayacak. Fabrika bacaları tütmeyecek. O zaman sizler hangi bayramları kutlayacaksınız?

Amerikanın sizi gözden çıkardığını bile anlamıyorsunuz!

Tarihte ABD; Demokrasi, adalet, özgürlük adına ABD, Vietnam'a kadar gitmişti. Bizler de NATO'ya girebilmek adına o kadar gencimizi Kore'ye göndermiştik. Demokrasi-adalet-özgürlük sonrasında kan, acı, gözyaşı, sömürülmüş belde ve coğrafyalar, değerler ve de benlikler…

Afganistan'la coğrafyamıza girdiler. Arkasından birden komşumuz oluverdiler. Şimdi sıra hangi İslam ülkesinde? Afganistan'ın ve de Irak'ın gazap dumanları dinmeden emperyalistler şimdi hangi İslam coğrafyasının yüreğini dinamitleyecektir. Diye beklerken Kırgızistan'ı ele geçirdiler.

Yeni dünya düzeninde, batıl inançlarına ulaşmaları, bu hedefi gerçekleştirmek için de bölgesel güçleri dizginlemek ve de bölgesel jeoekonomik güç ve değerleri kendi ellerine geçirmek peşindeler. Bu açıdan baktığımızda komşumuz İran ve biz; yani Türkiye bölgede göze batıyor. Ama Türkiye şu anda stratejik müttefik olduğundan! ve de İsrail'le gayet iyi ilişkiler kurduğundan! İyice zayıflatarak en sona ertelendiği sezilmektedir.

İran'ın sahip olduğu coğrafyaya bakarsak, Hazar Denizi ve civarı bölgeleri, Fars Körfezi'ni birbirine bağlayan ülkenin İran olduğunu görüyoruz. Yani Orta Asya ticari pazarı ve jeoekonomik gücü ile Fars Körfezini birbirine bağlayan ülke İran'dır. Yaklaşık 500 milyon nüfuslu 15 komşu ülkeyi birbirine irtibatlandırdığı gibi Dünya enerji rezervelerinin de ana ocağı konumundadır. Jeoekonomistlerin tespitlerine göre Fars Körfezi'ni elinde tutan egemen gücün, Basra-Kafkasya-Afganistan-Orta Asya, Hazar Bölgesi, sıkıştırılmış Türkiye'yi kontrol altına alır. Buda Zion'u-BOP'u gerçekleştirmenin alt yapısını hazırlamak ve hayata geçirmek anlamı taşıyor. Görülüyor ki önce İsrail' in güvenliği gerekmektedir.

Uluslar arası Enerji Ajansı' nın raporuna göre 2020 yılında Fars Körfezi' nin petrol üretim hacmi %162.7 oranında, günde 45.2 milyon varile ulaşacak. Bu şunu gösteriyor: Evet ABD bu bölgeye daha bağımlı hale gelecek. Eğer bu enerji bölgesini ve kaynaklarını kontrol altına alamazsa bu bölgede Rusya-Çin-Hindistan güç kazanacak ve bu da ABD için tehlike arz edecek.

Bir başka şey daha; Orta Doğu dünyanın doğal gazda %33' ünü göğsünde taşıyor. Bu da başka ülkelere değer katıyor. İran nüfus bakımından Irak'tan üç kat daha büyük. Ayrıca İran köklü bir devlet. Devlet bilinci ve ciddiyeti çok kuvvetli. Milli ve dini bilinçleri yüksek bir ülke İran. Mozaik devletten ziyade ulus-devlet. Dünya petrollerinin %40'ına yön veren, Nükleer silahları olan ülke.

ABD Irak'da karizmasını çizdirdi. Şu anda yanında İsrail ve İngilizlerden başkası da kalmadı. Suç ortakları bir bir çekildi.

AB ülkeleri karşılıklı görüşmelerle sorunların giderilmesini istiyor. Sadece kökten Yahudiler-Evenjalistler ABD ve İsrail yanlısı davranıyor.

Altı çizilecek şekilde belirtmekte yarar var. Şöyle ki:

ABD şu taktikleri takip edebilir:

  • a- Ya İran'ı Türkiye ile savaşa sokarak bir taşla iki kuş vuracak. İki köklü devlet birbirlerini ezerek zayıflatılacak. Sonra kendisi gelecek!
  • b- İran'ın rejimini değiştirmeye kalkacak. Ilımlı İslam anlayışıyla yöneticilerini değiştirecek, sonra kendisi gelecek!
  • c- İran'ın sosyal yaşantısını, huzurunu iç karışıklıklar çıkararak bozacak, sonra kendisi gelecek!

Burada amaç İran'ı dünya ekseninde zayıflatmak, karalamak ve de hedef saptırmak.

İyi bilinen bir şey var o da: Le Fiqaro gazetesinde yazıldı. ABD körfez savaşına Evanjelist şahinlerin, Yahudi lobilerinin ve de iş adamı (Yahudi) sermayenin, İsrail'in etkileri, baskıları sonucu girmiştir. Şimdilerde aynı oyun sergileniyor. Ukrayna'da, Gürcistan'da, Sırbistan'da ve Kırgızistan'daki oyunlarını, şimdi Türkiye'de bile sergileyebilir.

Buraya kadar anlattıklarımızda görülüyor ki; Suriye daha zayıf devlettir. Arkasından kolay lokma Lübnan gelecektir. Gerekçe de bulunmuştur: Suriye'nin Filistin direniş örgütlerine lojistik destek vermesi, Lübnan'daki Hizbullah hareketini desteklemesi. Kuzu-kurt hikayesi gibi…

Görülüyor ki; ABD ve İsrail'in planlarında üçüncü ülke Suriye'dir. İran ise yukarıda belirttiğimiz üç yöntem denenerek olgunlaşma dönemini geçirdikten sonra sıraya alınacağı beklenirken ABD bu yaz başında da vurabilir.

Burada en son ele alınacak ülke de kanımızca Türkiye olacaktır.

ABD'nin en büyük endişesi İslam coğrafyasında Türkiye-İran yakınlaşmasıdır. Jeostratejik ve ekonomik açıdan Türkiye-İran yakınlaşması Fransa-Almanya-Avrasya' nın da yakınlaşması anlamı taşımaktadır.

Burada ABD ve İsrail; bölgede ne İran'ın ne de Türkiye'nin dengeleri ve planları bozabilecek güç olmalarını istememektedir. Dolayısıyla ilk bölümde; Afganistan-Irak, ikinci bölümde; Suriye, Lübnan, Sudan, Suudi Arabistan, üçüncü bölümde; İran-Mısır. Son bölümde ise; Endonezya, Pakistan ve de Türkiye yer almaktadır.

Sonuç olarak belirtmeliyiz ki; XI-XII. yy.'dan beri İslami belde ve medeniyetleri yok etmeye çalışan Batı emperyalist ve Evanjelistleri yeniden taarruza başlamışlardır. Osmanlı Devleti'nin sancılı parçalanması ile batı karşısında Güçlü Tek İslam Devleti de kalmadığından parçaları birer birer imha ederek zulüm ve kan kokan medeniyetlerini ARMEGEDONA'la taçlandırma sevdasındalar.

Bir doğru var o da; Türkiye-İran-Suriye-Ürdün-Mısır-Lübnan-Pakistan ve hatta Rusya ve Çin'le iş birliktelikleri kurulmalı. D-8 canlandırılmalı. Bölgesel bloklar oluşturulmalı. Kuvay-ı Milliye yeniden şahlanmalıdır!

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Tevfik BALA

Tevfik BALA

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...