YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69ce760de5ee8
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 1 8
Bugün : 29042
Dün : 56643
Bu ay : 85685
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52230743
IP'niz : 216.73.216.113

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

"ABD Dışbakanı Bayan Rice (Rays'ın)  rüyası gerçekleşti:" Bu Umur Talu'nun tespitiydi.

Rice, az zamanda bu kadar çok yamuklaşmış, kendini kandırmış, aptallaşmış, yörüngesini şaşırmış, İran operasyonu için kıvama hazırlanmış, kararsız iktidarı tasmalanmış, ordusu kafalanmış, üstelik bunun farkında dahi olmayan bir ülkeyi rüyasında görse inanmazdı.

Sivilleşmekte, demokratikleşmekte olan ülkenin nasıl tekrar sivrileştiğini, demokratikleşmenin nasıl sevimsiz bir şeymiş gibi gösterildiğini düşünün.

 

Avrupa'da eşit ortaklık ufku ve umudu ile avutulan yüksek ülkenizin, nasıl özel statülü bir yanaşma haline sokulmak istendiğini, o ufkun yok edilmesiyle nasıl yeniden kafasını Ortadoğu'nun kumlarına gömmüş bir pozisyona sürüklendiğini düşünün.

Binlerce şehide, ölüye rağmen kendi içinde düşmanlaşma, çatışma, nefret ve şiddet sarmalından çıkmakta olan bir ülkenin; yeniden nasıl şehit cenazeleriyle, ölü teröristlerle, mayınlarla, bombalarla,  faili meçhul patlamalarla, nefretle dolup taştığını düşünün. Hukuk, adalet, hak adına rahatladığını sandığımız dünyanızın nasıl daraltıldığını, hırpalandığını ve karardığını düşünün. Düşünün, acaba bu kadar şey bu kadar hızla nasıl ve niçin baş aşağı edildi ve başımız nasıl bu denli dirençsiz hale getirildi? Evet bütün bunlar bir AKP mucizesiydi… Irak'tan ıraklaştırılan Türkiye, şimdi ABD'nin keyfi için İran'la sürtüşecekti.

İran vurulursa sıra Türkiye'ye gelmeyecek mi?

Oysa, İran vurulduğu an, Türkiye'nin çöküşü başlayacak. Mesele PKK değil, çok daha derin bir kriz yaklaşıyor. Bıraktık bölge halklarının bir arada yaşaması çabasını. Birçok ülke kendini yeniden varoluş mücadelesinin içinde bulacak.

Irak hiçbir zaman istikrara kavuşmayacak. Artık böyle bir devlet olmayacak. Ülkedeki etnik ve mezhep grupları ya bağımsızlık yolunda ilerleyecek ya da komşu ülkelerin himayesine girecek. Irak bölündü… Bunun geri dönüşü olmayacak. Sınıra yığdığımız on binlerce askerin PKK'ya sınır ötesi operasyon yapmasına ilk ABD karşı çıkacak…

Rice'ın ziyaretinin esas gündemi İran'dı. Nükleer silahların da kullanılacağı bir savaş senaryosu hazırlandı. ABD bunu tek başına yapamayacağı için bölge ülkelerinin desteğini isteyecek. ABD'nin Türkiye'ye karşı PKK kozunu kullanmasından ne anlayacağız? Hani ABD terörle mücadele ediyordu. Kendi listesinde terörist olarak tanıdığı bir örgütü nasıl uluslararası pazarlık konusu yapıyor?.. İran'a karşı Halkın Mücahitleri Örgütü'nü kullanıyor. Yine İran'a karşı yeni kurulan Kürt örgütleri Irak'ta eğitiyor. ABD tarafından kurulan ve finanse edilen PEJAK, ABD özel timleri tarafından eğitiliyor. Bu güçlerle birlikte İran'a saldırılar düzenleniyor. Türkiye'nin PKK kaygısı ABD'nin çok da umurunda değil. İran ve Suriye'ye karşı Kürt grupları destekliyor, eğitim finanse ediyor ve bu ülkelere saldırtıyor. Kürtler dışındaki grupları da öyle. Bunları yapan ABD Türkiye için PKK ile savaşır mı?

Türkiye, Irak ve İran'daki Kürtler'in ayağa kalkmasıyla Güneydoğu'daki kontrolünü kaybedecek. Birleşik Özgür Kürdistan, işte o zaman Türkiye için bir kâbusa dönüşecek. Taktik nükleer bombalara sahip Türkiye ve nükleer güç Pakistan, derin bir krize yuvarlanacak. Bu atmosferde kimin ne yapacağı belli olmaz. ABD'nin İran'a karşı taktik nükleer bombalar kullanma planını da ekleyin. Nasıl bir Ortadoğu'ya uyanacağız?

 

 İran çökerse, Türkiye de çökmez mi? 

ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın Türkiye ziyareti, elbette ki hayra alamet değildir. Kadının çantasında bir kardeş ve komşu İslam ülkesinin idam dosyası var. Zaten ne zaman Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ABD'li üst düzey yetkililerin ve Başkanların Türkiye ziyareti hayırlara vesile olmuştur ki, var mı bunun bir örneği? Elbette yok. Amerikalıların ülkemizde cirit atması, tıpkı Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi, daima huzursuzluklara ve bir dizi provokasyonlara, siyasi ve ekonomik operasyonlara yol açmıştır. Bu konuda örnekler vermeye kalksak, bu sütunlara sığmaz.

Bu sütunlarda İran ile ilgili epeyce makale yazdık, ancak son kez bir daha haykırıyoruz ki; İran'ı vurmak için ABD'ye hangi anlamda olursa olsun destek vermek, bumerang etkisi yapacak bir harekettir.

Biz biliyoruz ki, kim ne propaganda yaparsa yapsın, Irak, BOP projesinin ve İsrail'in güvenliği konseptinden hareketle parçalanmıştır. Sırada İran ve Suriye, uzak vadede Türkiye, Pakistan ve Endonezya vardır. Bunu biz söylemiyoruz; onlar bunu Rand Coorperation gibi kendi yayın organlarında ve raporlarında zaten açıkça yazıyorlar. Artık defakto olarak Kuzey de, ABD'nin şemsiyesinde Kürdo-Jewish bir devlet vücuda getirilmiştir. Bu devletin sınırlarının, bu aymazlık böyle devam ederse nereye kadar uzanacağını, imkan ve şartlar elverdiğinde nereye kadar genişleyeceğini hep beraber ileride göreceğiz. Tabii bu Balkanlaşma ve Endülüsleşme sürecine "dur" diyebilecek bir İslam birliği ve Müslümanların direnişi olmazsa… Gerisi laf kalabalığından başka bir şey değildir.

Sünni Araplar, Şii Araplar, Kürtler ve Türkmenler arasında maalesef derin uçurumlar meydana getirilmiştir. Stratejileri gereği bir ‘mezhepler savaşı' başlatmak için en acımasız cinayetler işlenmiştir. Resmen Müslümanlardan intikam alınmaktadır. ABD ve Siyonist İsrail cephesi, planları gereği Ortadoğu'daki önlerinde engel olarak gördükleri bütün ülkeleri parçalamaya kararlıdırlar. Zaten ABD'deki Yahudi lobisinin en etkin dergisi Kivinium, bu planı en az on sene önce ifşa etmişti. Demek ki, parçalanma sırası İran'a gelmiştir. Zira ABD ve İsrail önünde en büyük engel olarak İran rejimi durmaktadır. ABD İran'ı vurmak için taktik nükleer silah kullanabileceğini söylüyor. Bu ise tam bir felakete yol açacaktır. Buradaki amaç İran halkının gözünü korkutup ambargolar yoluyla İran'ı köşeye sıkıştırmak, halkı rejime karşı ayaklandırmak ve Şah benzeri uşak bir rejimi yeniden ikame etmektir. Bu başarılamazsa, Halkın Mücahitleri, PEJAK, Sünni Kürtler, Azeriler, Beluciler, Araplar ve Luristanlıları kışkırtarak İran'ı parçalamak… Peki, İran parçalanırsa, Türkiye ayakta kalır mı?

"Dostlarımız"ın düşmanca tavırları

Tarihsel ve siyasal derinliği olanlar bilir ki, asla Türkiye böyle bir durumda ayakta kalamaz. Zaten PKK'yı halen bize karşı koz olarak kullanan ABD değil mi, Diyarbakır ve Şemdinli'deki ayaklanma provalarının arkasında Avrupa, ABD ve İsrail istihbaratının desteği yok mu? Kuzey Irak'taki Peşmergeleri MOSSAD ve CIA ajanları eğitmiyor mu? Bu gruplara ağır silahları bu ülkeler vermiyor mu? Kuzey Irak yeni bir cazibe, finans ve kültür merkezi haline getirilmiyor mu? Kerkük, Musul petrolleri İsrail-Hayfa hattına aktarılmak istenmiyor mu? Peki, bütün bu yapılanların Türkiye'ye mesajı ne?

Ben söyleyeyim; "Ey Türkiye, ayağını denk al, bizim kontrolümüzden çıkarsan, menfaatlerimizi tehdit edecek herhangi bir politik yapılanmaya gidersen, seni parçalarız, en azından Fırat'tan sınır çizeriz. Kürt, Türk ayrılığına dayanan etnik bir iç çatışmanın tezgâhını kurarız. Ambargolarla ekonominizi felç ederiz, boyalı basına emir verir, vatan, laiklik, Atatürkçülük elden gidiyor diye darbe çığırtkanlığı yaptırırız, İç kargaşa ve provokasyonlar çıkarırız. Onun için İran'ı vurma noktasında bize destek vermek zorundasınız, yoksa yeni bir Sevr'i dayatırız. Kendine gel."

Bunun başka bir anlamı var mı? Peki, İran vurulursa ne olacak? Türkiye-İran gerginliği başlayacak. Allah korusun, İran misillemede bulunursa, 400 yıl barış içinde yaşadığımız İran'la kardeş savaşı çıkacak. Pakistan, İran'a karşı ABD'ye destek vermek için zorlanacak, Lübnan'daki Hizbullah, Irak'taki İran yanlısı Şiiler, Suriye, İslami Cihad, Hamas vs örgütler muhtemelen ABD hedeflerine saldırılar başlatacak, İslam dünyası kan gölüne dönecek. Peki, bu durumda Türkiye hem ekonomik, sosyal, siyasal, hem de coğrafi anlamda bütünlüğünü koruyabilecek mi? Elbette hayır. Bu gerçekleşirse, çok kısa bir vadede olmazsa bile orta vadede tam bir felaket olacaktır. Bütün bir bölge Kafkasya, Hazar ve Türki Cumhuriyetlere kadar destabilize edilecektir.

Zira istikrar ve büyüme ABD ve İsrail'in çıkarlarına aykırı olacağı için, ABD ve İsrail'e göre müttefik dahi olsa hiçbir İslam ülkesi Ortadoğu'da bölgesel bir güç olmamalı ve bölgeyi kontrol edebilecek, ABD ve Batıyı dengeleyebilecek bir ekonomik ve askeri güce asla ulaşmamalıdır. Zaten ABD ve Siyonist İsrail'in stratejisyenleri de "biz Ortadoğu'da eğer işbirlikçi rejimler vasıtasıyla tam kontrolü sağlayamıyorsak, daima kontrollü bir destabilizasyon (Kontrollü istikrarsızlaştırma) politikası tercih etmişizdir" diye itiraf etmiyorlar mı? Bunu görmemek için aptal olmak gerekir. Yani adamlar bırakın İran'ı vurmayı, Pentagon'da ve Delta Force'da pilotları eğitirken, savaş oyunları derslerinde Kâbe, Ravza-ı Mutahhara, Ayasofya gibi kutsal yerlerin vurulmasının sanal planlarını yaparken, İran'a karşı muhtemel bir Evangelist-siyonist saldırıya destek vermek, hangi aklın kârıdır? En azından böylesi bir siyasal akıl bizim, yani milletimizin siyasal aklı olmadığı kesindir.[1]

İran, doğrusunu yapıyor, AKP yan çiziyor

‘Son dönemde PKK'nın yan örgütü Pejak'a yönelik saldırılara hız veren İran'ın İçişleri Bakanı Mustafa Pür Muhammedi, İran'ın ve Türkiye'nin ortak çıkarları olduğunu belirterek İran'ın, sınır bölgesinden Türkiye'yi hedef alan saldırıları önlemek için ellerinden geleni yaptığını söyledi.' İran İçişleri Bakanı bu beyanatı Türkiye'nin Tahran Büyükelçisini kabulü sırasında yapmış.

Ayrıca, iki ülkenin ortak çıkarlarının bulunduğuna dikkat çekmiş ve sınırda faaliyet gösteren terörist gruplara yani PKK'ya karşı "ciddi" çaba gösterilmesi gerektiğini vurgulamış. Terörist grupların eylemlerinin iki ülkeye de zarar verebileceğini belirtmiş ve İran'ın sınır bölgesinden Türkiye'yi hedef alan saldırıların önlenmesi konusunda elinden gelen her şeyi yaptıklarını ifade etmiş. İranlı Bakan, Ortadoğu ve Asya'daki etkinliklerinin artacağı kaygısıyla Ankara ile Tahran arasında dostane ikili ilişkiler gelişmesini Avrupa'nın istemediğini de savunmuş. Türk Büyükelçisi Gürcan Türkoğlu da, iki ülke arasındaki işbirliği düzeyinden duyulan memnuniyeti dile getirmiş. Türk hükümetinin İran'a yönelik bir güç gösterisi yapmak üzere Irak sınırına asker yığınağını yaptığı iddialarını reddetmiş ve söz konusu kuvvetlerin Türkiye ve İran'a yönelik olası bir tehdide karşı koymak için konuşlandırıldığını ifade etmiş. İlaveten, Türkiye'nin yasa dışı sınır geçişlerinin önlenmesi konusunda İran ile güvenlik işbirliğini artırmaya istekli olduğunu da söylemiş.

 

Bu haberler Anka ajansı tarafından geçildi. Burada yapılan tesbitler bizim son bir kaç yıldır söylediklerimizi ve bir yılı aşkın bir süredir dergimizde yazdıklarımızı teyit ediyor. Türkiye ile İran arasında her zaman çıkar birliği vardı. Özellikle son bir kaç yıldır iki ülkenin çıkarları büyük ölçüde aynileşti. Amerika'nın bölgede yürüttüğü politikalar ve Irak'ta yaptıkları ülkemizin haklarını ve menfaatlerini ayaklar altına aldı.

Ayrıca Amerika'nın Kürdistan kurma çalışmaları ve PKK'ya verdiği açık destek; buna karşılık İran'ın son iki senedir PKK'ya karşı yürüttüğü etkili mücadele ve Kürdistan projesine karşı sergilediği tavırlar yan yana getirildiği zaman, Ankara-Tahran hattının neden yakınlaşması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkmış oldu. Açık söylemek gerekirse, bu şartlarda Türkiye Tahran'ın nükleer silah üretmesinden rahatsızlık duymamalıdır. Hatta Amerika ve İsrail bu pervasız tavır ve politikalarını sürdürürlerse, Türkiye-İran arasındaki işbirliği nükleer alanlara da kaydırılmalıdır.

Nükleer silah üreten İran'ın hedefi İsrail'dir. İran bu silahı Amerika'ya karşı kendini savunma psikolojisi çerçevesinde üretmektedir. Nükleer güç sahibi olan bir İran'ın Ortadoğu'daki güç ve etkisini katlamalı bir şekilde artıracağı doğrudur. Ama bütün bu değişiklikler Amerika ve İsrail'in istemediği tarzda olacaktır. Bizi birinci planda rahatsız eden gelişmeler değildir. Nükleer bir İran, Kürdistan kurdurmak istemeyecek; hatta kurulmasına engel olacaktır. Ama nükleer Amerika hem de gözümüze soka soka Kürdistan kurduruyor ve utanmadan Güneydoğu'yu karıştırıyor; sonra da pişkin pişkin bizim müttefikimiz olduğunu söylüyor. Teşekkür ederiz, biz almayalım.

Buna karşılık İran PKK ile etkili mücadele ediyor. Amerika'nın giderek kağıttan bir kaplan olduğunu görüyor. Ve PKK'nın Irak toprakları içerisindeki mevzilerini de bombalamaktan korkmuyor. Bize de doğru yolu göstermiş oluyor. Bizim Amerika'ya yalvarmamızdan ne çıktı? Amerika bize akıl verdi, içerdeki adamlarına hiç bir şey yapamayacağımızı yazdırttı ve söylettirdi. Oysa İran Amerika'dan boşuna çekindiğimizi hepimize gösteriyor. Bu arada müzakere/mütareke basın ve televizyonları son zamanlarda Güneydoğu'da yaptığımız mevsimlik yığınağı İran'a karşıymış gibi göstermeye çalışıyor. Yok öyle bir şey!!! Yığınak PKK'ya karşı. Asker doğrusunu yaptı ve inşaallah bu doğrular üzerinde devam eder. Hükümete kalsaydı, ABD'ye karşı ‘ne olur bizi biraz daha kullanın' derken bölgenin fiili kontrolü Amerikan taşeronu PKK'nın eline geçerdi.[2]

 

 

 

 

 


[1] Milli Gazete / 29.04.2006 / Lütfü Özşahin

[2] Hasan Ünal / Milli Gazete / 02.05.2006

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Nail KIZILKAN

Nail KIZILKAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...