YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69811318d4f3d
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 6
Bugün : 484
Dün : 48911
Bu ay : 107139
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48810452
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Deniz Feneri davası neticelendi ve sanıkların suçu kesinleşti!

Deniz Feneri e. V davasında beklenen karar açıklandı. Frankfurt Eyalet Mahkemesi, sanıklar Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş'i "nitelikli dolandırıcılık" suçundan hapis cezasına çarptırdı.

 

Mehmet Gürhan 5 yıl 10 ay, Mehmet Taşkan 2 yıl 9 ay hapis cezası aldı.

Firdevsi Ermiş'e ise 1 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Ancak sanık 1,5 yıldır tutuklu olduğu için duruşmadan sonra tahliye edilip çıktı.

Alman hakim, davanın önemi nedeniyle kararla birlikte açıklamalarda bulundu. Hakim, Deniz Feneri e. V'nin neden kurulduğu değil, daha sonra neler yaptığı bizim için önemli, dedi… Bu yolsuzluğun asıl ayaklarının Türkiye'de olduğuna özellikle vurgu yaptı.

Sanıklar ve savcılık kararda anlaşarak temyize gitmeyeceklerini bildirdi. Demek ki suçlarını kabullenmişlerdi. Şimdi sıra Türkiye ayağına gelmişti. Kahraman(!) sahtekâr Mehmet Gürhan, kim bilir nelerin karşılığında, kendisini Recep T. Erdoğan'a ve kutsal(!) AKP davasına feda etmişti.

Başbakan, Deniz Feneri'ne adeta vergi dairesi statüsü verdi ve vergi toplattı!

Aylardır tekzip yemeyen ve açıklama gelmeyen bu yazıdaki en ilginç ayrıntı, Deniz Feneri'nin yüzde yüz vergiden muaf olması ve bu derneğe adeta vergi dairesi statüsünün verilmesiydi.

Tekrar ediyorum yanlış okumadınız, AKP ile beraber Deniz Feneri dolaylı olarak mükelleflerin vergilerini topluyor ve bu paraları kasasına koyuyor.

Olur mu öyle şey demeyin, AKP iktidarında bal gibi oluyor.

Peki sistem nasıl mı kuruldu?

Siz bir müteşebbissiniz ve kural gereği ödemeniz gereken vergiler var. Bunun için eskiden olduğu gibi vergi dairesine gitmeye gerek yok.

Peki vergiyi yatırmanın başka adresi neresi mi?

Deniz Feneri Derneği.

Şaşırmayın; gidin Deniz Feneri'ne, bağış diye bastırın parayı, yatırdığınız miktar verginizden muaftır…

Diyelim ki bağış fazla oldu, vergi az.

Endişelenmeyin AKP onu da düşündü. Siz yeter ki parayı devletin vergi dairelerine değil de Deniz Feneri'ne yatırın.

Yapılan bağış eğer vergiden fazla olursa, o fazlalık kısım bir sonraki seneye mahsup ediliyor.

Bir başka rezalet ya da komedi bu işin bile istismara açık olmasıdır.

Diyelim ki siz Deniz Feneri'ne 100 milyar verdiniz, ama karşılığında 500 milyarlık bir makbuz istediniz ve aldınız ya da bağışı o şartta yaptınız!

Ohhh ne âlâ!

Devlete ödemeniz gereken 500 milyardan güya Deniz Feneri'ne bağış yaptığınız için muafsınız!

Deniz Feneri aldığı vergilerin, pardon topladığı yardımların vergisini verir demeyin, zira öyle bir şey de yok.

Deniz Feneri vergiden yüzde yüz muaf.

Heyhaaaat, ülke adına ölenler ve sakat kalanlar için kurulan Mehmetçik Vakfı'na böyle bir muafiyet yok. Ama Deniz Feneri'ne var.

Söyler misiniz nedir bunun adı?

Yapılan, devlete gitmesi gereken vergilere el konması ve bu paraların bir bölümüyle alınan gıda ve kömürlerle seçmeni AKP'ye kanalize etme çabası değil midir?

Bize göre sadece bu dolaylı vergi toplama yetkisini vermek bile AKP'yi Yüce Divan'a gönderir."31[1]

Yukarıda verilen bilgilere göre Deniz Feneri'ne bağış yapan kişi ve şirketlerin araştırılıp o dönemde ödedikleri veya ödemedikleri vergilerin bir mukayesesinin yapılması da olaya Deniz Feneri e. V ile beraber yerli Deniz Fenerinin de farklı bir vergi kaçırma dosyasının açılmasına sebep olabilir… Bu bir T.C. savcıları için suç duyurusu olabilir… Bakalım kimler bağış yapmış!? Tüyü bitmemiş yetimlerin henüz çıkmamış tüylerinin de AKP ve yandaşları tarafından nasıl acımasızca yolunduğunun da bir başka göstergesi…

Deniz Feneri'nin para trafiği AKP'yi kapatabilir!

Alman Başkomiser Böhm, Deniz Feneri belgeleri üzerinde aralıksız 5 ay çalıştığını belirterek, para trafiği hakkında şu bilgileri verdi:

"22 Ocak 2006'da Commerzbank, Postbank ve Gross Geraeuer Volksbank isimli bankaların, kara para trafiği şüphesiyle şikâyette bulunmaları üzerine soruşturma başlattık. 2004'ten bu yana Vakıfbank Wien (Viyana) AG'den 53 kez olmak üzere toplam 8 milyon 866 bin Euro nakit para çekilmesine rağmen, bu Türk bankasının herhangi bir şikâyette bulunmadığını anladık.

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AKP'ye de para aktarıldığı iddialarının Yargıtay tarafından soruşturulması gerektiğini söyledi. Deniz Feneri vurgununda, Başbakanlık ve AKP'ye de yardım yapıldığı iddialarını Anayasa ve yasalar yönünden değerlendiren Kanadoğlu, "Başsavcılık Almanya'dan dosyayı temin etmeli. Partiye yardım iddiası kanıtlanırsa anayasa gereğince AKP hakkında temelli kapatma yaptırımı uygulanacaktır" dedi. AKP'nin gelir ve giderlerinin Anayasa Mahkemesi'nce denetlenmesinin konuyu açıklığa kavuşturmayacağını belirten Kanadoğlu, "Zira yasadışı maddi yardam alan bir siyasi partinin bunu hesaplarında göstermesi düşünülemez" dedi. Almanya'da Deniz Feneri Derneği hakkında açılan davanın "din istismarı suretiyle dolandırıcılık" olduğuna işaret eden Yargıtay Onursal Başsavcısı, davanın Türkiye boyutuna dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

İddia kanıtlanırsa…

Kanadoğlu, "Deniz Feneri, Alman yasalarına göre Almanya'da kurulmuş ve o yasalara tabi bir dernektir. Bu derneğin topladığı paraların bir siyasi partiye aktarıldığı yolunda Alman mahkemesinde açılan davanın iddianamesinde iddialar yer aldığı belirlenmiştir. Bu ifadelerin doğru olması halinde bu siyasi parti Anayasanın 69. maddesinin 10. fıkrasına aykırı olarak, Alman yasalarına göre kurulmuş bir tüzel kişilikten maddi yardım almış olmaktadır. Bu iddia kanıtlanırsa anayasanın vurgulanan maddesi uyarınca bu siyasi parti hakkında temelli kapatma yaptırımı uygulanacaktır" değerlendirmesini yaptı.

İşte o madde

  • İddiaların ispatlanması halinde işletilecek olan Anayasanın 69. maddesinin 10. fıkrası şöyle: "Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddî yardım alan siyasî partiler temelli olarak kapatılır."

Deniz Feneri için yasa değişti 

Deniz Feneri'ne ‘kamuya yararlı dernek' konumu verilmesini iki kez reddeden Danıştay devre dışı bırakıldı.

İçişleri Bakanlığı'nın Deniz Feneri Derneği'ne "kamuya yararlı dernek" konumu verilmesi istemi iki kez Danıştay tarafından reddedilince AKP hükümeti Dernekler Yasası'nda değişiklik yaptı. Dernekler Yasası'nda kamu yararı dernek statüsü için Danıştay'dan izin alınması hükmü kaldırıldı ve bu yetki tümüyle Bakanlar Kurulu'na bırakıldı. Bakanlar Kurulu da bu değişiklik yapılır yapılmaz Deniz Feneri Derneği'ne 2004 sonunda "kamuya yararlı dernek" statüsü sağladı. Derneğe, 2005 yılında da yine Bakanlar Kurulu "izin almadan yardım toplayabilme" olanağı tanıdı.

Dernekler Yasası'nda yapılan bu değişiklikler ile Deniz Feneri Derneği'nin önündeki tüm engeller kaldırıldıktan hemen bir ay sonra Bakanlar Kurulu 20 Aralık 2004 tarih ve 2004/8278 nolu kararıyla bu derneğe kamu yararı konumu kazandırdı. Böylece Deniz Feneri Derneği, "Yardım Toplama Yasası'na göre izin almadan yardım toplayabilme olanağına" ulaştı. Dernek, "veraset ve intikal vergisinden" de muaf kaldı.

Bülent Arınç TBMM Başkanlığı dönemi içine giren 2007'de de Deniz Feneri Derneği'ne "TBMM Üstün Hizmet Ödülü" takmıştı.

Frankfurt Emniyeti: Almanya ve Türkiye'deki dernekler ilişkili

Almanya'daki Deniz Feneri Derneği aynı logo, işaret, içerik, televizyon ve personeli kullanmasına rağmen, Türkiye'deki Deniz Feneri'yle ilişkisi olmadığı açıklanmıştı. Oysa, Frankfurt Emniyeti Bağış kod adlı özel soruşturma komisyonu polisleri ve yargı birimleri ise, bu iddiaların gerçeklere uymadığını vurgulamıştı.

Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği'nin Müdürü Engin Yılmaz, 15 Temmuz 2007'de TK 1590 sayılı THY uçağıyla Frankfurt'a gelip Tutuklama Hakimliği'ne çıkarak, tutukluluk halinin kaldırılması talebinde bulunan Deniz Feneri e.V. Başkanı Mehmet Gürhan lehine ifade vermiş, bazı belgeleri hakimliğe sunmuştu.

Deniz Feneri Derneği e.V. Avrupa merkezinin bulunduğu Adam Opel sokağındaki bina, Türkçe'de "beyaz, ak" anlamına gelen "Weis GmbH" şirketine ait. Türkiye'de 18 Eylül 1988'de kurulan "Beyaz Holding"in yönetim kurulu üyeleri arasında Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman da var. Beyaz Holding adı İstanbul Belediyesi'nin eğitim yolsuzluğu "İSMEK" ihalelerine de karışmıştı.

Frankfurt'ta VR 11976 sicil numarasıyla kayıtlı Deniz Feneri Derneği'nin Avrupa merkezine 25 Nisan 2008'de 200'den fazla polis, gümrükçü ve maliyeciyle baskın düzenlenerek, bütün evraklarına el konulmuş ve üç sorumlusu tutuklanmıştı.

‘En önemli tanık' Ahmet Hakan niye susuyor?

Oray Eğin'nin dediği gibi:

 Herhalde Doğan Grubu'ndan birileri de Ahmet Hakan'ın artık biraz konuşmasını istiyor. Ama bir türlü ağzını açmıyor!?

Malum, Ahmet Hakan aslında bugünlerde tartışılan Kanal 7'nin kuruluşunun en önemli tanığı. Şimdi RTÜK Başkanı olan Zahid Akman bir zamanlar en iyi arkadaşıydı, ekran partner'iydi.

Ancak nedense Ahmet Hakan asla bu konulara girmiyor. Hiçbir şekilde Kanal 7'deki yıllarından bahsetmiyor. Bugünkü aktörlerle ilgili en önemli bilgilere sahip ama hiçbir şey yazmıyor, konuşmuyor.

Acaba o defterlerin açılıp ucundan kendisine de dokunmasından mı korkuyor? Gizlediği bir şeyler mi bulunuyor?

İslamcı Basın onun Başbakan'a yönelik eleştirilerine karşı 2001 yılında Milliyet'te manşet olan haberleri hatırlatıyor: Kardeşiyle yönetiminde olduğu bir şirketin paraları iç ettiği, belediyeyi dolandırdığı iddiaları tekrar ısıtılıp önüne konuyor.

Açıkçası Ahmet Hakan'ın zamanında yalanladığı bu gibi haberler yüzünden Kanal 7 mevzuuna girmekten çekindiği hatıra geliyor!

Ancak Kanal 7'yle ilgili etik-dışı bir parasal bağı yoksa da o dönemi anlatmaması düpedüz gazetecilik zafiyeti olmalı. Zahid Akman'ı yazsa ya… Nasıl biridir, nereden bu kadar para kazanıp Armada'ya ortak olabilmiştir? Akman'ın para kazandığı yıllarda hep beraberlerdi sonuçta, aydınlatacak kadar bilgisi vardır. Bilmiyor olabilir mi?

Belki de medya eski arkadaşına haksızlık yapıyordur, o zaman da kalkıp "Ey Nişantaşı halkı, Zahid masumdur" diyebilir. İkisini de yapmaması, düşündürüyor!

Yahut geçmişte aslanlar gibi savunduğu eski patronu Zekeriya Karaman'ı tanıtabilir okurlarına. Nasıl zengin olduğunu, nasıl kanal kurabilecek konuma ulaştığını mesela. Belki de "kol kırılır yen içinde kalır" diye düşünüyor. Ancak zaman eski cemaatiyle ilgili pek çok ifşaatta bulunduğuna tanık olmasak buna inanırdık. İslamcılık yıllarından anılarına sık sık yer veren bir yazarın, Kanal 7 dönemini görmezden gelmesi, kendisinin de pisliğe bulaştığını gösteriyor.

Ergenekon iddianamesinde Recep Tayyib'in marifetleri

Ergenekon iddianamesinin ek delil dosyasından Milli Gazete muhabiri Şaban Kalafat ile eski milletvekili Emin Şirin'in, Başbakan Erdoğan hakkındaki telefon görüşmesinin kaydı çıktı. Bu konuşmada, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'nın 1998'deki şiir davasında avukatlığını yaptığı Erdoğan'ın mahkûm olmasını önlemek için, iki hakim ile bir savcıyı satın aldığı iddiası yer almaktaydı.

Emin Şirin, 12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'deki bir gecekonduda bulunan bombalarla ilgili olarak 18 Ağustos 2007 tarihinde gözaltına alınmış, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Şirin, poliste bir gece kalmıştı. Savcı Zekeriya Öz, hazırladığı iddianamenin sanıklar listesine Şirin'i katmamıştı.

Savcı Öz'ün, Şirin Ergenekon davasında sanık olmadığı halde kendisinin yaptığı telefon konuşmalarını iddianamenin ekine dahil etmesi usul açısından tartışmalı bir durum başlatmıştı. Savcı Öz, iddianameye eklediği ve Başbakan Erdoğan'la ilgili iddialara da yer verilen bu telefon deşifresine yaklaşık 2.450 sayfa tutan iddianame metni içinde herhangi bir şekilde atıf yapmamıştı. O zaman sanık olmayan bir şahsın telefon konuşmasının neden iddianameye eklendiği sorusu hala yanıtsızdı.

Recep Bey'in iddianameye ek 429'uncu klasörde bulunan söz konusu konuşma, Emin Şirin ile Kalafat arasında 12 Eylül 2007 tarihinde yapılan uzun bir telefon görüşmesi sırasında yapılmıştı. Bu konuşmada Kalafat: Yazıcı'nın 1998 yılında Erdoğan'ın avukatlığını yaptığı sırada "bir Savcı ve iki hakimi satın aldığını", bunun için harcanan paranın da Kalyon İnşaat adlı müteahhitlik firması tarafından karşılandığını anlatmıştı.

Şaban Kalafat, aynı konuşmada Erdoğan'ın Refah Partisi İl Başkanı olduğu dönemde (1994 öncesi) kendisine Milli Gazete'den 300 bin lira maaş götürdüğünü de açıklamıştı. Aynı konuşmada eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun da bir müteahhitlik şirketinin ortağı olduğu iddiası da yer almıştı.

Aydın Doğan'a horozlanan Başbakan Melih Gökçek'e ‘677 trilyon lirayı öde' diye sızlanıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BOTAŞ'a olan 677 Milyon YTL'lik (677 trilyon lira) borcunu ödemeyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'e sitem etti ve "Borcunu öde" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ramazan ayının ikinci günü Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in verdiği iftar yemeğine katıldı. Erdoğan, iftar sonrası masada Melik Gökçek ile Ankara'nın sorunlarına ilişkin görüş alış verişinde bulundu. Başbakan Erdoğan, Gökçek'e BOTAŞ'a olan borçların ödenip ödenmediğini sordu. Aldığı olumsuz cevap sonrasında Erdoğan, Gökçek'e dönerek, "Biz BOTAŞ'a olan borcunuzun ödenmesi için yasa bile değiştirdik. Faizleri sildik, oranları düşürdük, borcun ödenmesi için her türlü kolaylığı sağladık. Buna rağmen borç ödenmemiş. Sen bizi hep savunma yapmak zorunda bırakıyorsun. Bu borcunu ne olursa olsun öde. Bu sıkıntıyı ortadan kaldır" dedi. Başbakan Erdoğan'dan beklenmedik bir tepki alan Gökçek ise bir şey söylemeyerek sessiz kalmayı tercih etti.

Botaş'a borç

Bu arada, Başkent Doğal Gaz'ın 2007 sonu itibariyle BOTAŞ'a 677 milyon YTL borcu bulunuyor. BOTAŞ geçtiğimiz yıllarda pek çok dava açtığı ve çoğunu kazandığı halde, alacağını bir türlü tahsil edemiyordu. Kamu yararını gözeterek vanayı kapatamayan BOTAŞ'ın alacağı uzun yıllar bekledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin borcunu ödemeyeceği anlaşılınca bir yasa da çıkarıldı. Özelleştirme formülü geliştirilerek Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapıldı. 12 Temmuz 2007 tarihli değişiklik ile o dönemki adıyla EGO'nun özelleştirilmesi, elde edilen gelirden BOTAŞ ve Hazine Müsteşarlığı'na olan borçların ödenmesi öngörüldü.32[2]

8 yılda kayıtlara alınan 84 dosyadan yalnızca birinden beraat etti, 20 dosya afla ertelendi

Recep Erdoğan'ın bozuk sicili

Erdoğan kimi dosyalardan AKP iktidarı döneminde düzenlenen ‘işlem yapılmasına gerek yok' yönündeki bakanlık raporlarıyla yargılanamaz hale geldi.

1 milyon dolar karşılığı iş takibi yaptığı iddialarının odağındaki AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli hakkında işlem yapması için gözlerin çevrildiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın devlet arşivindeki sicili bozuk çıktı. Erdoğan hakkında 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasından, milletvekili seçildiği 2003 tarihine kadar 8 yılda 84 suçlama kayıtlara alındı. Bu dosyalardan yalnızca birinden beraat eden Erdoğan, hakkındaki 20 suçlamadan ise ‘Rahşan affı' ile sıyırmıştı. Erdoğan kimi dosyalardan da AKP iktidarı döneminde düzenlenen "işlem yapılmasına gerek yok" yönündeki bakanlık raporlarıyla yargılanamaz hale geldi.

Hortumları kestiğini ve yolsuzlukla mücadele ettiğini savunan Başbakan Erdoğan'a yönelik 84 suçlamadan bazıları ve sonuçları şöyleydi:

  • Belediyeye ait gayrimenkullerin çeşitli vakıflara, Devlet İhale Kanunu'na aykırı olarak kiraya verilmesi.
  • İSKİ'nin mülkiyetinde olan bazı taşınmazların İSKİ ihale yönetmeliğine aykırı olarak Su Vakfı'na devredilmesi.
  • Ordudan ihraç edilen kişilerin belediyeye zabıta memuru olarak görevlendirilmesi. (Afla ertelendi.)
  • Aya Nikola Rum Ortodoks Ayazma Kilisesi'nin belediye görevlileri tarafından yıkılması konusunda yasal işleme girişilmesi. (Afla ertelendi.)
  • Belediye yönetiminin kendi görüşüne paralel bazı dernek veya vakıflar yolu ile bağış istenmesi.
  • İSKİ'nin temiz su şebekesinde kullanılmak üzere açtığı doktil font boru ihalesinde usulsüzlük tespiti.
  • Belediyece öğrencilere verilen bursların keyfiliği.
  • Kozyatağı'nda belediyeye ait kıymetli bir arsanın yok pahasına yandaşlarına hastane yapılmak üzere verilmesi.
  • Belediye taşınmazlarının İstanbul İnsanına ve Kentine Hizmet Vakfı'na kiralanması ve kira gelirlerinin tahsil edilmemesi.
  • Belediye taşınmazlarının ihalesiz olarak Su Vakfı'na kiralanmış gösterilmesi.
  • Zimmete sebebiyet verilmesi, resmi evrak kayıtları ile kamu taşıma biletlerinde sahtecilik girişimi. (Afla ertelendi.)
  • Akaryakıt istasyonunun çalışma ruhsatı olmadan faaliyetine izin verilmesi. (Dokunulmazlık nedeniyle dosya Adalet Bakanlığı'na gönderildi.)
  • Siyasi amaçla cürüm işlemek için çete oluşturulduğu, bu şekilde ihalelere fesat karıştırıldığı, belediye ihale şartnamelerinin Albayraklar Grubu menfaatleri doğrultusunda hazırlandığı, belediye şirketlerinin kendilerinin yapması gereken işlerin şirkete ya da şirket sahiplerinin kurdukları tali şirketlere aktarıldığı, park ve bahçe yapımı adı altında usulsüz büyük ödemeler yapıldığı, belediye parasının özel amaçlar için kullanıldığı, zimmete geçirildiği, kapatılan FP belediyeleri ile usulsüz işbirliği yapılarak belediye imkânlarının bunların menfaatine harcandığı. (Başbakan Erdoğan'a isnat edilen suçların bir kısmı zamanaşımına uğrarken, bir kısmı da afla ertelendi.)
  • 1997-2001 yılları arasında imar, trafik, çevre ve gayrisıhhi müesseseler mevzuatına aykırı olarak akaryakıt satış ve servis istasyonlarına çalışma ruhsatı temin edilmesi. (Başbakan'ın dokunulmazlığı nedeniyle dosya Adalet Bakanlığı'na gönderildi.)

Yolsuzluk 8'e katlandı

AKP iktidarında toplam 3 bin 235 ihale iptal edildi. İptal edilen ihale sayısı 2003 yılında 150'den, 2008 yılında 1202'ye çıkarak 8'e katlandı.

AKP'nin iktidarda olduğu 2003 başı ile 2008'in ilk 6 ayı arasındaki 5.5 yılda toplam 14 bin 908 kamu ihalesi şikâyet edildi. Kamu İhale Kurumu (KİK) bunlardan 3 bin 235'ini iptal etti. Böylece AKP döneminde her üç günde iki ihale iptal edilmiş oldu. 2003'te sadece 150 ihale iptal edilirken bu rakam her yıl katlanarak Temmuz 2007-Haziran 2008 arasındaki son 12 ayda 1202'ye çıktı. Böylece AKP iktidarında yıllık bazda iptal edilen ihale sayısı 8'e katlandı.

İstatistiklerin ortaya koyduğu tespitler şöyle:

  • AKP'nin iktidarda bulunduğu 2003'te 897 kamu ihalesinde yapılan şikâyetler karara bağlandı. KİK, bunlardan 150 adedini iptal etti. Böylece iptal edilen kamu ihaleleri, karara bağlanan şikâyetlerin yüzde 16.7'sini oluşturdu.
  • Temmuz 2007-Haziran 2008 döneminde ise 4 bin 379 ihale şikâyet edildi, bunlardan 1202'si iptal edildi. Böylece şikâyet edilen her 3 ihaleden birisi iptal edilmiş oldu.

Şikâyetler 5'e katlandı

  • AKP'nin iktidarda olduğu dönemde şikâyet edilen ihale sayısı 2003 yılında 897'den 2004'te 1892'ye, 2005'te 2 bin 587'ye, 2006'da 3 bin 348'e, 2007'de 4 bin 266'ya çıktıktan sonra 2008'in ilk altı ayında, geriye doğru 12 aylık dönem dikkate alındığında 4 bin 379'a çıktı.
  • Şikâyet edilen ihale sayısı 2003 yılında 879'dan 2008 yılında 4 bin 379'a çıkarak 4.9 kat arttı.
  • AKP'nin iktidar yıllarında iptal edilen ihale sayısı ise 2003'teki 150'den, 2004'te 274'e, 2005'te 386'ya, 2006'da 735'e, 2007'de ise 1048'e fırladı. Bu rakam 2008 Haziran'ından geriye son 12 ayda ise 1202 olarak gerçekleşti.
  • Böylece iptal edilen yıllık ihale sayısı 2003'te 150'den 2008'de 1202'ye çıkarak 8'e katlanmıştı.
  • 2008 yılının ilk altı aylık rakamlarına göre Türkiye'de 45 bin 158 kamu ihalesi ile 22.4 milyar YTL'lik alım yapıldı. Buna göre ihale başına yapılan alım 495 bin YTL oldu.
  • AKP iktidarında bugüne kadar 3 bin 235 ihalenin iptal edildiği ve her bir ihalenin ortalama 495 bin YTL'lik olduğu varsayıldığında, KİK tarafından önlenen AKP iktidarındaki olası yolsuzlukların büyüklüğünün 1.6 milyar YTL olduğu ortaya çıkıyor.

Konuyu şu soruyla bitirelim:

TSK'nın 300 milyon dolarlık mayın temizleme işini, TSK'dan alarak ihaleyi kendi elinde tutan bakan kim?

Hükümetin mayın temizleme ihalesini Amerikan Raytheon firmasıyla bağlamaya çalışan ve temsilcilik üstlenen yakın çevredeki işbitirici kim?

Ülkenin biriyle İsrail arasındaki askeri ihalede, o ülkenin kasasından çıkan para ile İsrail'e giren para arasında 150 milyon dolar fark olduğunu biliyor musunuz?

Hangi başkan, oğlu ile, belediye başkanı bulunduğu bölgenin en büyük müteahhidinin kızını nişanladı?…


[1] Sabahattin Önkibar / Yeniçağ

[2] (ANKA)

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Nail KIZILKAN

Nail KIZILKAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...