YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69d499c4d3f8d
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 3 6
Bugün : 10514
Dün : 58874
Bu ay : 352600
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52497658
IP'niz : 216.73.216.168

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Barak’tan barış umanlar, yanılıyordu!

Yeni ABD başkanı (Yahudi Lobilerin Kuklası) Barak Obama ile aynı adı taşıyan yüzsüz Siyonist İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, ülkesinin, “İran’ın nükleer silah edinme çabalarını sürdürdüğüne inandığını” söylüyordu. Barak, dört ülkeyi kapsayan Orta Doğu gezisi kapsamında İsrail’e gelen ABD eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’la görüşmeden sonra açıklama yaparak: İran’ın bir taraftan görüşmeler yoluyla dünyayı aldatmaya devam ederken, diğer taraftan da nükleer silah edinme çabalarını sürdürdüğünü ve İsrail’in bundan şüphesi olmadığını ifade ediyordu. Barak, “Hür dünya liderlerinin de, gelecekle ilgili kararlarında dikkate alınması gereken bu tür gelişmelerin farkında olduklarına inandığını” ve alacakları tedbir girişimlerine destek çıkacaklarını belirtiyordu. Ehud Barak, İsrail’in İran konusundaki tutumuyla ilgili olarak da, “Daha önce de defalarca söylediğimiz gibi, İran’ın nükleer tehdidi karşısında hiçbir seçeneği göz ardı etmiyoruz” diyor ve diğer ülkelere de hiçbir seçeneği masadan kaldırmamaları önerisinde bulunuyor. Yani hem İran’ı hem de yandaşlarını açıkça tehdit ediyordu.

Irak’taki Amerikan neo-con katliamı Moğol istilasına bile rahmet okutuyordu!

Tam bu sırada Uluslararası Bağdat Sempozyumu için İstanbul’da bir araya gelen bilim adamları, Bağdat’ın içinde bulunduğu vahim durumdan kurtarılması için insanlığa çağrı yapılıyor.

Sempozyumun açılışında konuşan M.Ü. Rektörü Prof. Dr. Necla Pur, “Bu sempozyum herkes gibi beni de hüzünlendiren bir sempozyum. Dünyanın lideri olan sözde kültürün, paranın, her şeyin tek lideri olan ABD tarafından Bağdat’ın bugünkü haline getirilmesi Moğollarca gördüğü istiladan çok daha ağır ve çok daha vahimdir” itirafında bulunuyordu.

Ve işte böyle bir süreçte, Siyonist katil Ehud Barak’la aynı soyadı taşıyan (Yahudi annesinden dolayı) Barak Obama Amerika’da başkan seçiliyor. Hüseyin Barak Obama’nın, Annesinin kendisi daha bebek iken boşadığı Kenyalı zenci Müslüman babasından dolayı, İslam ve Afrikalı kökenini, sürekli istismar eden Yahudi merkezler için kullandıkları, kirlenip yıpranınca da kağıt mendil gibi buruşturup atacakları kişilerin; siyah ve beyaz olmalarının, Müslüman veya Hıristiyan olmalarının hiç fark etmediği düşünülmeden, zavallı milyarlar bedava bayram ediyordu!

Ortaokul yıllarımızda Elazığ Başaran Kur’an kursunda iken ders aldığımız, şuanda Medine-i Münevverede Kur’an-ı Kerim Kıraat üstatlığı yapan, iki gözü ama olmasına rağmen ilk, orta, lise ve üniversiteyi bitirip diploma alan Hafız Mustafa Albayrak Hocaefendi ilk eşinden ayrıldıktan sonra, Medine’de bir zenci hanımla evleniyor. Ziyaretine giden eski talebeleri:

“Hocam affınıza sığınarak ve haddimizi aşarak merakımızdan soruyoruz, önceki beyaz eşiniz mi, şimdiki siyah eşiniz mi daha güzel?” şeklinde bir şaka yapıyorlar. Mustafa Hocanın yanıtı bize, Yahudi Lobilerini hatırlattıyordu:

“Oğlum ben, sadece hizmet ve hürmetlerine, sadakat ve teslimiyetlerine bakıyorum. Çünkü kör olduğumdan, zaten güzellik seçemiyorum!..” diyordu.

Obama, Sadece “maşa”lık yapıyordu.

Babası Hüseyin Obama Kenyalı, Luo Kabilesi üyesi bir zenci ve Müslüman. Misyoner bursu ile Amerika’ya okumaya geliyor, burada beyaz bir Amerikalı (Yahudi asıllı)  Hristiyan kadınla evleniyor. Oğluna Barak Hüseyin adını veriyor. Çocuk çok küçükken karısı tarafından terk edilip Kenya’ya dönüyor. Obama’yı Yahudi asıllı sözde Hıristiyan annesi ve annesinin ailesi yetiştiriyor. Büyük ölçüde bu yüzden Hıristiyanlığı seçiyor. Obama, “Amerika’da devrim” “İhtilal” “zenci başkan” “Müslüman başkan” ambalajıyla ezilen dünyaya sevimli gösterilmeye çalışılıyor, bu sayede Amerika’nın kaybettiği prestiji tekrar kazanması hedefleniyor. Oysa, Obama’nın, Müslüman ve mazlum Afrika’nın fethi için özel olarak seçildiği sırıtıyor. Ve tabi esas proje Asya içlerine girmekten vazgeçmiyor. Yeni hedef Afrika, eski projelerin ikinci plana atılması anlamına gelmiyordu.

Irak

Obama, Amerikan ordusunun en kısa zamanda Irak’ın kuzeyinde üslenmesini istiyor. Zaten Irak işgalinin esas amacı, Kuzey Irak’ta Kukla Kürt Devleti kurulması idi, başarılmış gözüküyor. Bunun, BOP’un uygulanabilmesi için hayati önemde bir hedef olduğu zaten gizlenmiyor. Demek ki Obama, Büyük Ortadoğu Projesi’nden vazgeçmek bir tarafa, onu kesin sonuca ulaştırmaya geliyordu.

Iran

İran’da Türkleri, Kürtleri ve Belucileri kışkırtarak bölücü faaliyetleri derinleştirmeyi planlıyor ve çok ani bir saldırı için sinsi bir projede piyonluk yapıyordu.

Pakistan

El-Kaide ile mücadele bahanesiyle, Müşerrefin de bertaraf edilmiş olmasından faydalanarak, Amerikancı Pakistan hükümetinin desteğiyle bu ülkeye asker sokup Pakistan’ın nükleer silahlarını kontrol altına almak hesapları güdülüyordu.

Türkiye düşmanı Başkan Yardımcısı: Co Bidın (Joe Biden yazılıyor)

Obama’nın yardımcısı Bay Co, Türkiye düşmanlığı ile tanınıyor. Türkiye’nin Kıbrıs’ta işgalci olduğunu öne sürüyor. Ermeni soykırımının ABD tarafından resmen tanınması için özel çalışmalar yürütüyordu.

Bakan adayı: Irak saldırısının mimarlarından Kalin Pavıl (Colin Powell yazılıyor)

Abdullah Gül Dışişleri Bakam iken Pavıl ile hizmet sözleşmesi imzaladığı hatırlanıyor. Sözleşme maddelerinden biri de “Türk Özel Kuvvetlerinin Kuzey Irak’tan çekilmesi ve Türk Ordusunun Amerika’dan izin almadan sınır ötesi harekat yapmaması idi.” Pavıl bu suretle hem PKK’yı hem de Barzani yönetimim korumuş oluyordu. Pavıl, Buş kabinesinden istifa etmişti. İstifa nedeni, Amerikan Ordusunun Irak’taki yerleşme stratejisini eleştirmesi idi. “Madem ki ana hedef Kürt Devleti kurulması idi, o halde Amerikan Ordusu Irak’ın genelinde değil, acil olarak kuzeyinde Barzani bölgesinde yerleşmeli idi.” diyordu

Bakan adayı: Balkan Hızarı Riçırd Holbruk (Richard Holbrooke yazılıyor)

Holbruk, Yugoslavya’yı parçalayan kışkırtıcı ajan olarak biliniyor. Parçalama yeteneğinden dolayı kendisine “hızar” deniyor. Yeni görevi ise Türkiye’yi parçalamak oluyor. Holbruk, etnik ayrımcılığı körükleme konusunda tartışmasız dünyanın en iyi şeytan uzmanı olarak tanınıyor. Holbruk’un Türk dostu olduğunun söylenmesi tamamen palavradır. Kuzey Irak’a destek raporlarını Amerikan Kongresinde en iyi savunan kişinin kendisi olduğunu bilen biliyordu.

Kabine Bakanı (Başbakan) adayı: Siyon Şövalyesi Rağm İsrael Emanuel (Rahm Israel Emanuel yazılıyor)

Bili Klintın’a (Clinton yazılıyor) danışmanlık yapmış bir Yahudi oluyor. Siyonizme en çok hizmet etmiş kişilere verilen “Siyon Şövalyesi” ünvanını taşıyor. İsrail’de Filistinlilere karşı gönüllü olarak savaşmış bir terörist katil. Amerika’da “Zengin Yahudi” lobisinin en güçlü adamlarından sayılıyordu.

Savunma Bakanını Buş’tan devir alıyor: Rabırt Geyts (Robert Gates yazılıyor) Büyük bir ihtimalle Buş’un savunma Bakanı koltuğunu koruyacağa benziyor. Geyts, her iki partinin de saygı duyduğu bir isim olması nedeniyle iki partinin işbirliği yapmasına rolü olacak deniyor. Asıl özelliği Siyonist olmasıdır. Geyts, Büyük Ortadoğu Projesi üst düzey yöneticilerinden sayılıyor. O da Pavıl gibi ABD Ordusunun Irak’ta “güvenli bölge”ye, yani Kuzey Irak’a çekilmesi gerektiğini savunuyordu.

CIA Başkanı Mayk Heydın (Mike Hayden yazılıyor)

Mistir Mayk, seçimin ertesi gününden itibaren her gün Obama’ya brifingler vermeye başlamış bulunuyor.. Yani: Başkan yeni ama Amerikan Devleti derin. İşte “devrim” “değişim” ile işbaşı yapacak olan “devrimci” kadro bu Siyonist Yahudilerden oluşuyordu.

Obama’nın, kendisinin bile unuttuğu Kenya ayağı ve baba tarafı

Müslümanlığın Kuzey Afrika’da yayılması şöyle oluyordu.

Hz. Muhammed, Mekke’deki baskılar yüzünden 615 tarihinde damadı Osman bin Affan başkanlığında 11 erkek 4 kadın Müslüman Habeşistan’a yollamıştı. Habeş kralı Necaşi Eshame onları iyi karşıladı. Afrika böylece Medine’den önce İslam ile tanışmıştı. 639’da Müslüman Arap Ordusu’nun Mısır’ı almasıyla ve ticaret yoluyla İslam Afrika’nın kuzeyinde yayıldı. Araplar da yerli kadınlarla evlenmeye başladı. Bu yüzden Kenya’da bu nesilden siyah, beyaz ve melez bebekler doğmaktaydı. Melez olayı Amerika’dan çok önce Afrika’da başlamıştı. Arapça ile yerli diller karışarak Arapça “sahil” anlamına gelen ve Obama ailesinin de konuştuğu Svahili dili ortaya çıktı.

Obama ailesi Luo Kabilesi mensubuydu.

Obama ailesi, Afrika’nın en büyük tatlı su gölü olan Victoria Gölü çevresinde yaşıyan Luo kabilesindendi. Luo Kabilesi, bugün Sudan, Uganda, Kongo, Kenya, Tanzanya’ya yayılmış bulunan köklü bir kabileydi. Kenya’nın yüzde 13’ü Luo kabilesinden. Luo’lann büyük çoğunluğu Hıristiyan, çok azı Müslüman dinini seçmişti.

Luo ve Kikuyu kabilelerinin çatışması

Luolar, Kenya’nın en büyük etnik grubu Kikuyular ile sürekli çatışıyorlardı. Luolar, içlerinde Müslümanlar da olan Kikuyular’a düşmandılar ama nedense Somali’deki siyah renkli Yahudi kabilesi Yabirsler ile çok sıcak ilişkileri vardı. Luolar ile Yabirsler dinsel farklılık olmasına rağmen kız alıp veriyorlardı! Luo kabilesiyle Yabirsler’in ilişkisi eskiye dayanıyordu. Yabirsler Hz. Davud döneminde Somali’ye gelip Luolar ile ilişkiye geçmiş oluyorlardı.

Hristiyan Luo Kabilesi, Yahudi Yabirs’lerle birlikte  Amerikalılara zenci köle avlaması için yardımcı olmuşlardı.

Batı basımında son dönemde yayımlanan haberlere göre, Luolar Afrikalıları Yahudi Yabirsler aracılığıyla köle olarak Amerikalılara satmışlardı! Yani beraber köle ticareti yapmışlardı. Ve bu yüzden Luo Kabilesi, Batı ile oldukça iyi ilişkiler kurmuşlardı. Bu yüzden Afrika kabileleri Luoları’dan pek hoşlanmazlar.

Barak Hüseyin Obama’nın babası misyoner bursu ile ABD’ye gidip okuyordu.

İşte Obama’nın babasının Amerikalı misyonerin bursuyla ABD’ye gitmesi bu kirli ilişkiye dayanıyordu. Seçim çalışmaları sırasında Obama hakkında sürekli, “Obama hiç köle olmadı” denilmesinin altında da bu yatıyordu. Bu propaganda ilginçti; sanki Afrika’da yakalanıp Amerika’ya köle olarak getirilmek ayıptı, ama Amerikalılarla işbirliği yapıp başkalarını köle diye satmak şeref sayılıyordu.

Kikuyu iktidarı Batı karşıtı ve bağımsızlıkçı idi

Kenya’nın yüzde 13’ünü Obama’nın kabilesi Luolar, yüzde 22’sini Kikuyular oluşturuyordu. Kenya bağımsızlığını kazandığından beri, Batı’nın “totaliter” olarak değerlendirdiği Kikuyular iktidarda bulunuyordu. Biraz da Sovyetler Birliği’nin desteği ile bağımsız duruş sergileniyordu.

Kenya’da Yahudi Soros darbesi yapılıyordu.

27 Kasım 2007 seçimlerinde Kikuyu adayı Mwai Kibaki, Luo adayı ise Raila Odinga olmuştu. Odinga, Barak Obama’nın kuzeni sayılıyordu. Ama Devlet Başkanlığını Kikuyular kazandı, Obama ailesi kaybediyordu. Ancak Sırbistan, Gürcistan, Ukrayna’da olanlar Kenya’da da tezgâhlanıyordu Luolar seçime hile karıştırıldığı gerekçesiyle ayaklanıyordu. Ayaklanan Luolann başında, Barak Obama’nın kuzeni olan Turuncu Demokratik Hareketi lideri Odinga yer alıyordu. Odinga’nm arkasında ABD vardı, para yardımı ise Yahudi Soros’tan geliyordu. Luolar ile Kikiyulann çatışması sonucu bin kişi öldü, 200 bin kişi yerinden yurdundan oldu. Sonunda Kîbaki Devlet Başkanı, Odinga Başbakan yapılarak çatışmalara son verildi.

Aynı Soros, ABD seçimlerinde de Obama’yı destekliyordu. Obama ile Odinga şimdi Kenya’da Turuncu devrimi tamamlama sevdasında.

Ancak Kibaki’nin Devlet Başkanı olması, Amerika’yı huzursuz etmekteydi. Soros desteği ile seçilen Obama ile yine Soros desteğinde Kenya Başbakanlığı koltuğuna oturtulan Odinga, şimdi el ele verip Kenya Devlet Başkanlığını da ele geçirerek Turuncu Soros Devrimi’ni tamamlamak, Kenya’ya kayıtsız şartsız ABD’ye bağlamak hayali içindeydi.

Hedef olarak Afrika’nın işgali amaçlanıyordu.

Hedef Afrika’ydı, bunun için de ilk hedef Kenya seçiliyordu. Nasıl Orta Doğu petrolleri için yapılan Büyük Ortadoğu Projesi’nde ilk hedef Kuzey Irak ve ardından Büyük Kürdistan ise, Afrika Petrolleri için de ilk hedef Kenya oluyordu. Afrika petrolleri ABD için çok önemli sayılıyordu. Çünkü uzun zamandır Çin, sağlam zeminlere basan Afrika politikası uygulamaktaydı. Çin’de geçen sene Afrika ülkelerinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Çin, Afrika’da kalkınma projelerine yardım etmekte, batı gibi sömürü şartlan içermeyen bu yardımlardan Afrika ülkeleri çok etkilenmektedir. Örneğin Batı’nın “katil” ilan etiği Sudan yönetimi, Çin ile sıkı işbirliği içindedir. Çin, Sudan’dan petrol alıyordu. (Eğer Sudan, Batı sömürüsüne boyun eğse idi, şimdi “katil” değil, “teröristlere karşı savaşan kahraman” olarak el üstünde tutulacaktı). Şimdi ABD’nin amacı, yükselen Çin etkisini (ve İslama dönüş sürecini) kırmak ve Afrika’yı denetim altına almak.

Tayyibi Afrika yollarına bunlar düşürüyordu

Irak’ta işler kötüleştikçe, Amerika Petrol ve Enerji İşleri Dairesi, 2015 ve soması için bir plan yaptı. Bu plana göre şu anda ABD’nin petrol ihtiyacının %7 sini karşılayan Afrika, ilk fırsatta bu oran %10’a, 2015’de %20’ye, daha soma %50’ye çıkaracaktı. Bunun için de Afrika’da Avrupa etkisi ve bilhassa Çin etkisi kırılmalıydı. ABD, ilk iş olarak Afrikalı Müslümanları kazanmak için BOP Eşbaşkanı Tayyip Bey’i görevlendirip o bölgeye yollamıştı. Gazetelerimizin, yazarlarımızın “Konsolosluğumuz bile olmayan ülkelerde başbakanın ne işi olur ki?” sorularının cevabı işte bunun altında yatmaktaydı. Fethullah okulları zaten zemini hazırlamak, ABD muhibleri yetiştirmek için çoktan oradaydı. ABD, 2000 yılında 10 milyar dolar olan Afrika kalkınma yardım bütçesini 2006’da 23 milyar dolara çıkardı ve AİDS mücadelesi için ayrıca 30 milyar dolar ek ödenek ayırmıştı. Ve tabi bunlar sadece lafta kalacak, ABD bu paraları işbirlikçi yandaşlarına aktaracaktı.

Africom : “ABD Afrika Komuta Birimi” siyonizme hizmet veriyordu.

Bu planın tabii ki silahsız yürümesi imkansızdı. ABD, Afrika için bir komuta birimi kurdu: Africom. Africom karargahı için, Atlas Okyanusu’na kıyısı olan Liberya seçilip hazırlandı. İlerde Afrika’da kurulacak askeri üsler, bu komuta merkezine bağlanacaktı. Benin, Tanzanya, Ruanda, Gana, Liberya gibi zengin maden ve enerji kaynaklan olan ülkeler böylece kontrol altına alınacaktı.

Tanzanya: “ABD petrol hırsızı” diyordu.

Bu niyetlere ilk uyanan Tanzanya, Buş’u “Petrol hırsızı” diye karşıladı. Hardley’in Amerika’nın Afrika ilgisini “Afrika’ya şefkat” olarak yutturmaya çalışması böylece boşa çıkmıştı. Tanzanya gibi zengin petrol rezervleri olan Benin ve Liberya aydınları ise malum yöntemlerle susturulmuştu.

Ve işte Obama bunun için seçilip “Kukla Başkan” yapılmıştı. Afrika’da Buş’un bir türlü oluşturamadığı sempatinin üstelik antipatiye dönmesine karşı bulunan panzehir Obamaydı. “Amerika’nın Afrikalı Başkanı” muhabbeti ile göz boyama yoluyla Afrika’nın Obama ile fethi sağlanacaktı. Yeni dönemde yeni hedef Afrika ve tabi Asyaydı ve kestaneler Afrika kökenli Obama tarafından ateşten alınacaktı.[1]

Ancak, şu nokta gözden kaçırılmaktaydı. Siyonist güdümlü Amerikanın bir hesabı varsa, elbette Allahın da bir hesabı vardı. Bakalım, Obama’yı Şeytani cephe mi, insani cephemi daha çok kullanacaktı!?

Milli Çözüm olarak Barak Obama’yla ilgili tespit ve tahlillerimizde yanılmadığımızı ve gerçekleri yazıp karından sıkmadığımızı gösteren çarpıcı ve ufuk açıcı bir yazı da Cem Yaren yayınlamıştı:

Vah, beyinsizler vahhh !

ABD’de seçim yapılmış, Barack OBAMA zafere ulaşmış; değişim kazanmış; bu bir devrim sayılırmış; zihniyet ihtilali yaşanmış mış; o ABD’nin GORBİ’si konumundaymış; Hz. Hüseyin Efendimizden işaretler taşımaktaymış; Hz. Ali Efendimizin müjdesi varmış; Farsça’da “O bizden biri” anlamındaymış!… Vah “beyin özürlüler” vahhhh!

Zavallı gerçek zenciler, Beyaz Saray önünde sevinç gözyaşları döküyorlar…

Dünyadaki ve bizdeki soytarılar, liboşlar, soroşlar, tayyoşlar ise günlerdir göbek atıyorlar, gerdan kırıyorlar, popo sallıyorlar…

Neymiş, “Hamdolsun” (!) Barack OBAMA ABD Başkanı olmuşmuş diye coşuyorlar!

ABD’nin kenar mahallelerinden Kasımpaşa’dan… Affedersiniz; İllinois’ten seçilmiş bir siyahi kahramanmış… Hatta o ABD’nin “Karaoğlan”ıymış… Densizler utanmasalar “ABD’nin beklenen Mesih’i” diye tapınacaklar!

RTE’nin seçilişine ne kadar benziyor değil mi? O da Kasımpaşa’dan çıkmıştı, güya “ezilenlerin” temsilcisiydi… Ama kısa sürede makyaj aktı ve “Sonradan görme, “er”likten dönme” olduğu ortaya çıkıverdi. Şimdi foyalarını boyamak için çırpınıp duruyorlar!..

“Obama” patlayan soysuzluk barajı için bir tıpaya benziyordu!

Şimdi sizlerle bazı rakamları paylaşacağım. ABD’nin nüfusu 2008 Temmuz itibarı ile 319,5 milyona ulaşıyor.

ABD’de nüfusu 1 milyon üzerinde 32 farklı etnik guruptan oluşuyor.

ABD’de en önemli etnik gurup (2008 Temmuz itibarı ile) Hispanikler 47,4 milyon. İkinci gurupta ise (2008 Temmuz itibarı ile) 41,2 milyonla Zenciler bulunuyor.

Hispanikler’in yıllık nüfus artış hızı % 3,4; Zencilerin ise % 1,9; bütün ABD’nin yıllık nüfus artış hızı ise % 1,32 de kalıyor. (Not: Hispanik: Endülüs döneminde Arap İslam etkisinde kalan İspanyolcayı konuşanlar. Birleşik Amerika’da ve Güney Amerika’daki İspanyol kökenlilerden oluşan topluluklar)

Bu şartlar;

2008 başkanlık seçimlerinde Hispaniklerin diğer nüfusa oranının % 20,5; Zencilerin diğer nüfusa oranının % 17,8; her iki gurubun diğer nüfusa oranı % 38,3; e yükseleceğini gösteriyor.

2012 de yapılacak başkanlık seçimlerinde Hispanikler’in diğer nüfusa oranı % 22,6; Zencilerin diğer nüfusa oranı % 18,5; her iki gurubun diğer nüfusa oranı % 41,2 olacağı anlaşılıyor. “2012 başkanlık seçimlerinde Hispanikler’in istemediği bir başkan seçilemeyecektir” anlamına geliyor.

2016 da yapılacak başkanlık seçimlerinde Hispanikler’in diğer nüfusa oranı % 25,1; Zencilerin diğer nüfusa oranı % 19,5; her iki gurubun diğer nüfusa oranı % 44,5 olacaktır. Bunun anlamı şudur; 2016 yılında başkanlık seçimlerini Hispanikler belirleyecek, eğer Hispanikler Zenciler ile işbirliğine giderlerse ABD Temsilciler Meclisinde % 65; Senatoda ise % 53 çoğunluğu sağlayacaklardır.

İşte ABD derin devletinin (yani Siyonist Yahudi Lobilerin) Demokratların Adayı olarak: kırma, genç ve iddialı Barack OBAMA’yı, Cumhuriyetçilerin Adayı olarak da yaşlı, muhafazakâr ve iddiasız bir Mc CAIN’i çıkartmasının asıl sebebi ortaya çıkıyor. Başkan yardımcılarının seçimi de bu hesaba dâhil edilirse Mc. CAİN’in kaybetmesi için her şeyin planlandığı anlaşılıyor.

ABD derin devleti, ABD’nin ve Dünya’nın kaderine Hispanikler’in müdahil olmasını istememiştir, bundan sonra da istemeyecektir. Hispanikler’in başkanlık seçiminin kaderi ile oynamamaları için Obama gibi bir melez-kırmayı 2008 seçimlerin aday yapmış ve seçilmesini sağlamıştır. Hesaplarıma inanmayanlar oturup kendileri de bir hesaplama yapabilirler. Onlara bir de etnik ve dini ayrımlarını net olarak bulabilmeleri için bir internet sitesi tavsiye edebilirim. (www.joshuaproject.net)

Zenci soykırımına seyirci bir kırma-melez: Barack Obama, siyonizme hizmet ediyordu!

Kırma OBAMA, 1996-2004 arası İllinois Eyalet Senatörü, 2004’te de Demokrat Parti’den İllinois Senatörü olarak ABD Senatosu’na seçiliyordu. Baba Kenyalı bir Zenci, anne ise Kansaslı bir beyaz oluyordu. Peki, Neo-Con ve Semitik inanca göre soyu kim belirliyordu? Anne mi baba mı? Tabii ki Anne! Yazımın başından beri OBAMA denen ZÜBÜK’e KIRMA dememin sebeplerinden biri bu; ikincisi ise üyesi olduğu İLLUMİNATİ bağlılarındaki konumu. Yani beyazlarla aynı statüde olması… Harvard Hukuk Fakültesi’ne girerken OBAMA’ya kimler kefil olmuş? Merak edenler araştırsınlar… En basitinden adı BARACK olanları bir bir akıllarına getirsinler. Göreceklerdir ki; adı BARACK olanların % 98’i MUSEVİ ve aynı zamanda YAHUDİ’dir. Baba OBAMA da nedense Harvard mezunu ve burslu (!) okumuş… Peki, Barack kimle evlendi yine bir Harvard mezunu Michelle ROBINSON ile. Şu anda İsrail’in Savunma Bakanı kim: Ehud Barack!

Gelelim daha önemli bir konuya;

2005 yılı Ağustos ayında Katrina Kasırgası önce Louisiana’yı ardından da Missisipi’yi vurduğunu herkes hatırlıyor. Yani kırma OBAMA’nın senatör oluşundan bir yıl sonrası oluyordu. Yani o ABD Senatosu’ndayken bu olay yaşanıyordu. Biz o dönemdeki yazılarımızda, yırtınırcasına BUSH’t oğlu BUSH’un Zencilere karşı SOYKIRIM yaptığını bıkmadan usanmadan yazmıştık. Hatta hemen her gün yazılarımızda ölmeleri istenen Zencilerden kaçının yaşamını kaybettiğini ve toplam kaybı yazmıştık. Sizlere şimdi bu kayıpların bugün itibarı ile net bilgilerini vereceğim. ABD devlet kayıtlarına göre;

Alabama 2, Florida 14, Georgia 2, Kentucky 1, Louisiana 1,577, Mississippi 238, Ohio 2, Toplam 1,836, Kayıp 705 idi.

Ama bizim edindiğimiz bilgilere göre ise:

Alabama 2, Florida 47, Georgia 11, Kentucky 21, Louisiana 2,843, Mississipi 798, Ohio 26, Kesin Ölüm Toplam 3,748, Kayıplar 4,819, Toplam 8.567 tutuyordu. Nedendir bilinmez bunların hepsi de Zenci idi ve bu acı gerçek hem Amerikan halkından hem dünya kamuoyundan özenle gizleniyordu.

Peki bunun adı, doğal afet sonucu ölüm müdür, yoksa soykırım mıdır? Bir bilgi daha verelim ki taşlar daha iyi yerine otursun. Kasırganın 4ncü gününde toplam ölüm ve kayıp sayısı sadece 239 (yazı ili iki yüz otuz dokuz)du. Yani tam 8567 (sekiz bin beş yüz atmış yedi zenci sahipsizlik ve ilgisizlik yüzünden, açlık ve hastalıktan ölüyordu.

Şimdi “beyin özürlü” OBAMACILARA soruyor ve hatırlatıyorum. Bu “soykırım” yaşanırken OBAMA senatoda bu konuda tek kelam etmiş midir? Ya da felaket bölgesine gidip katledilen Zencilere sahip çıkmış, hesaplarını sormuş mudur? Bir tek satırlık ifade bulun, ben söylediklerimin ve yazdıklarımın tamamını yutmaya hazırım.

İsterseniz şimdi de, bazı eyaletlerdeki 2008 başkanlık seçimi sonuçlarına bir göz atalım.

LOUİSİANA; Mc CAİN % 58,6; OBAMA 39,9. 2004 seçimlerinde BUSH % 56,7; KERRY % 42,2.

MISSISSIPI; Mc CAIN % 56,4; OBAMA % 42,7. 2004 seçimlerinde BUSH % 59,5; KERRY % 39,7.  Yani Katrina Kasırgasından en büyük darbeyi alan iki eyalette halkın tercihi kendilerine karşı soykırım uygulamış BUSH’un partisi CUMHURİYETÇİLER’den yana. Peki neden? Çünkü oradaki Zenciler, yaşadıkları felaket ve soykırım esnasında kendilerini hiç hatırlamayan Kırma OBAMA’nın ayarını ve amacını çok iyi biliyordu.

Bu arada bir başka sonuç daha vermekte fayda var. Maça Kardinali Fettoş Efendi’nin ikamet ettiği eyalette; Mc CAİN % 62,9; Kırma OBAMA 34,2 oy alıyordu.

Gerçek zenci asla başkan yapılmayıp, hemen öldürülüyor, kırmalar ise kullanılıyor!

Tarih Nisan 1996; Bill CLINTON’un Bakanı Ronald Harmon BROWN ve yanındakiler Hırvatistan’a uçtuğu Boeing 737’nin modifiye edilmiş bir türü olan CT-43 ile -bizdeki Fizikçilerimizin katledildiği Isparta’daki uçak kazasının (!) hemen hemen aynısı yöntemlerle- yaklaşma esnasında bir tepeye vururlar ve oracıkta ölürler, daha doğrusu böylece öldürülürler. Kazada (!) hedef alınan Ron BROWN’dır ama onunla birlikte CT-43, 34 kişiye daha mezar olur. Peki, Ronald Harmon BROWN neden öldürülür?

Ron BROWN Hırvatistan gezisinden döndükten sonra, Bill CLINTON hakkında ifade verecektir. Eğer Ron bu ifadeyi verebilmiş olsaydı Bill CLINTON dönemi Nisan 1996’da sona erecekti. Yapılması gerekecek seçimlere de Ronald Harmon BROWN Demokratların Başkan Adayı olarak katılacaktı…

SONUÇ: Barack OBAMA, ABD’nin RTE’sidir. ABD derin devletinin, yani Siyonit Lobilerin güdümündedir. Kırmadır, melezdir. Zencilere ihanet etmiştir, bundan sonra da ihanet edecektir. OBAMA, Hispaniklerin ABD Başkanı’nı belirlemedeki üstünlüklerini ellerinden almak üzere aday seçilmiş ve kazanması için bütün hileler denenmiştir. OBAMA ile ellerindeki kanı yıkayabilmek istemiştir. Kısaca KÜRESEL EŞKIYA ABD’nin KÜRESEL kovboyu BUSH gitmiş yerine KÜRESEL kırması OBAMA gelmiştir.


[1] Ali Serdar Bolat, googlegroups.com

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Nail KIZILKAN

Nail KIZILKAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...