KADİR MEVLÂM
Bin cezayı, hak etsem de
Af yakışır, Hazretine!..
Yüzün görsem, elbet değer
Yüz cennetin, lezzetine!..
Zafer lütfet, kutlanayım
Hak düzene, kodlanayım
Daha nice, katlanayım
Siyonizm’in, zahmetine!..
Âlem bekler, sulhü salah
Kur’an ile, bulur felah
Va’dinden hiç, caymaz Allah
Yakıştırmaz, İzzetine!..
“Allah-Resul-Muhammed” mihr1
Salat selam, tevhid tekbir
Adil Düzen, Erbakan Pir
Himmet zafer, namzetine!..
Aslım turab, sonum turab
Duyan Ruhtur, huzur ıstrab
Hamdülillah, şükür Ya Rab
Layık gördün, hizmetine!..
Ey Dost mahcup, mahrum etme
Yolumuz aç, uçrum etme
Hal perişan, durum etme
Zafer düşsün, kısmetime!..
Özü kara, yüzü AK mı
Yolu Bâtıl, yönü HAK mı
Faiz fuhuş, kumar PÂK mı
HAÇ gizlenmiş, rozetine!..
Hak söylerim, gayet mertce
Hiç bükmeden, bazen sertce
Haykırırım, açık netce
Beyni dönmüş, klozetine!..
Milli Çözüm, has şanımı
Dosta adadım canımı
Sevda sardı, dört yanımı
Dayanamam, hasretine!..
- Mihr: Güneş, Ay ve Karanlığı Delen Yıldız (En-Necmü’s-Sakıp)

Âlem bekler, sulhü salah
Kur’an ile, bulur felah
Va’dinden hiç, caymaz Allah
Yakıştırmaz, İzzetine!..
Rum Suresi
•
30:5
Allah’ın yardımıyla (bu zafere erişilecektir). O, dilediğine yardım edip (zafer vermektedir). O, Güçlü ve Üstün olandır, Esirgeyendir.
• 30:6
Bu Allah’ın va’adidir. Allah, va’adinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu (gerçeği) bilmeyen (cahillerdir).
https://www.mealikerim.com/30/rum/5,6
Ne güzel söylersin her satırında anlayana, ders çıkarana ansiklopediler doldurur her bir satırın…
Rahmetin sarmış her yanımızı, ne yapsakda başka kapı mı var, çaresiziz affet kovma kapından…
Neyleyeyim huri gılman Senin Rızan olmayınca…
Sabrın sonu selamet ve rahmettir bununda adı Erbakan pirdir, Adil Düzen ile şekil bulur…
Ahmak kişiye laf anlatılmaz imiş, Hz. Nuh misali 950 senede anlatsan anlamazlar ahmaktır onlar…
İçi dışı başkadan bıktık artık, kurtar bizi Yaradan…
Va’dinden hiç, caymaz Allah
…İman edenlere yardım etmek (ve zafere eriştirmek) ise, Bizim üzerimize Hakk olmuş (bir va’ad)tır. (Mücahit ve müstakim mü’minlere nusret ve galibiyet vermek, Allah’ın izzet ve inayetinin şanıdır.)
https://www.mealikerim.com/30/rum/47
RABBİMİZİN İZZET VE İNAYETİYLE İNŞALLAH ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. RABBİM BİZLERİ BU UĞURDA CANLA BAŞLA ÇALIŞAN CİHAD EDEN MÜCAHİD MUTTAKİ KULLARDAN EYLESİN. ADİL DÜZENİ YERYÜZÜNE HAKİM KILAN O KUTLU EKİBİN İÇERİSİNDE YER ALMAYI NASİP EYLESİN, AYAKLARIMIZI VE KALBİMİZİ SABİT KILSIN. AMİN.
Bin cezayı, hak etsem de
Af yakışır, Hazretine!..
Yüzün görsem, elbet değer
Yüz cennetin, lezzetine!..
Nefsin mertebelerine sahip bizler bazen gaflete dalıp günahkar oluruz. Ancak hemen tövbe edip Rabbimizden özür dileyip afv dilemek Rabbimizin Settar sıfatına sığınıp yalvarmak gerekir. Allah kullarına karşı çok merhametli çok bağışlayıcıdır.
Furkan 70
Ancak, her kim (kesin ve samimi bir) tevbe (ile inkâr ve isyandan dönerse) ve (gerçekten) iman edip (Hakka ve hayra yönelirse) ve (İslam’a ve insanlığa yararlı) salih ameller işleyip davranışlarını düzeltirse; işte böylelerinin kötülüklerini, Allah iyiliklere çevirir. Allah çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir. (https://www.mealikerim.com/25/furkan/70)
Zafer lütfet, kutlanayım
Hak düzene, kodlanayım
Daha nice, katlanayım
Siyonizm’in, zahmetine!..
Rabbim vaad ettiğin zafere ulaşmak tüm emelimiz.Tüm insanlığa barış ve huzuru tesis edecek Adil Düzenin hakimiyeti için yapılan çalışmalar için çektiğimiz zorluk ve sıkıntılar ise bizi yıldıramayacaktır aksine Rıza- İlahiye ulaştıracaktır. Hak Teala Rabbimizin İzzet ve Azemetini göstereceğin zafer gününe ulaşmak bizleri ferahlatacak tüm maddi manevi acılarımız o gün son bulacaktır.
Âl-i İmran 146
Nice peygamberlerle birlikte birçok Ribbiyyun (Rabbani-bilgin)ler (hikmet ehli gönül erleri) Allah yolunda (Hakk hâkim kılınsın ve zulüm kaldırılsın diye) çarpışmaya girdiler de, (bu uğurda) kendilerine dokunan (büyük sıkıntı ve saldırı)lardan ötürü asla zayıflık ve yılgınlık göstermediler, (zalim ve kâfir güçlere) boyun eğip (işbirliğine tenezzül etmediler). Allah, sabredenleri sever.
https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/146
Âlem bekler, sulhü salah
Kur’an ile, bulur felah
Va’dinden hiç, caymaz Allah
Yakıştırmaz, İzzetine!..
Biz inanan müslümanlar bu iman ve umutla dinimize sarılıp, onu yüceltme yolunda bütün güçlerini ortaya koyup gayret etmeliyiz. Bizlerin vazifesi, sorumluluklarımızın gerektirdiği vazifeleri yerine getirmeliyiz. Gerisi Allah’a kalmıştır. O, va’dini mutlaka yerine getirecektir.
Saf 8
Onlar, Allah’ın nurunu (ve İslam’ın zuhurunu) ağızlarıyla (kuru laf kalabalığıyla) söndürmek istemektedirler. Oysa Allah, Kendi nurunu tamama (başarıya) eriştirecektir; kâfirler hoş görmese (ve engellese) bile (Kur’an’ın Adil Düzenini yerleştirip yürütecektir).
https://www.mealikerim.com/61/saf/8
Milli davamız bütün insanlığın kurtuluş sevdasıdır. Daha önce bu yolda çalışan Müslümanlar için, özellikle Milli Çözüm ehli için hatırlayacaksınız, demiştik ki; üç sınıf olgun Müslüman vardır.
Biri ehl-i paktır, yani kötülükten, zulümden, haksızlıktan uzak duran.
İkincisi ehl-i aşktır; Allah’a, davaya, efendim Allah’ın rızasına koşan aşk ehlidir.
Üçüncüsü ehl-i haktır.
Milli Çözüm bu üç özelliği de kendi bünyesinde, ruhunda, vicdanında taşıyandır elhamdülillah.
Elhamdülillah Milli Çözümcüyüz…
Haklı olan bir davaya sahip olmak, insanın yalnızca bir fikre değil; bir istikamete, bir yüke ve bir emanete sahip olması demektir.
Dava, insanın kalbinde pusula gibidir; yönünü tayin eder, adımlarını tartar, gecelerini uykusuz bırakır ama ruhunu diri tutar. İnsan dava ile yaşarken yorulabilir, incinebilir, hatta yenilebilir; fakat içten içe bilir ki yürüdüğü yolun bir manası vardır.
Ne var ki gafletle, yani hakikatin üstünü örten o ince sisle, insan bazen en büyük kaybı fark etmeden yaşar. İhanet çoğu zaman bir anda değil, yavaş yavaş başlar: bir tavizle, bir suskunlukla, bir “şimdilik böyle olsun” düşüncesiyle… İnsan kendini koruduğunu zannederken aslında içindeki direği kesmeye başlar.
Davasını kaybeden insanın ilk hissettiği şey acı değildir; boşluktur. Çünkü dava yalnızca mücadele değildir, aynı zamanda kimliktir. Davasız kalmak, bir bedenin ruhsuz kalması gibidir. Nereye yürüdüğünü bilmeden yürümek, neden konuştuğunu bilmeden konuşmak, neden yaşadığını bilmeden yaşamak… İşte asıl bedbahtlık budur.
Davasız insanın kalbinde zamanla bir ağırlık birikir. Çünkü insan fıtraten anlam arar. Hak bir davayı terk eden kimse, dışarıdan rahat görünse bile iç dünyasında sürekli bir eksiklik hisseder. Eskiden bir zulüm gördüğünde içi titrerken artık sadece bakıp geçer; eskiden bir mazlumun sesi yüreğine dokunurken artık o ses uzak bir uğultu gibi gelir. Bu hal, kalbin körelmesidir ve insan için en ağır kayıplardan biridir.
İhanetin en acı tarafı ise, insanın kendisine yabancılaşmasıdır. Aynaya baktığında gördüğü yüz aynı yüzdür; fakat o yüzün içinde bir zamanlar yanan ateş sönmüştür. İnsan başkalarına değil, en çok kendine hesap verememenin sıkıntısını yaşar. Çünkü bilir ki, terk ettiği şey bir fikir değil, bir emanetti.
Davasız kalmanın bedbahtlığı işte burada başlar:
İnsan artık yorulmaz, ama dinlenemez de.
Koşmaz, ama varamaz da.
Susar, ama huzur bulamaz.
Çünkü dava, insanı ayakta tutan yüktür. Yükünü atan bir süre hafiflediğini sanır; fakat sonra fark eder ki onu taşıyan aslında o yüktü.
İnsanı dirilten şey rahatlık değil, anlamdır. Haklı bir dava uğruna yaşamak zor olabilir; fakat onsuz yaşamak, ruhun yavaş yavaş sönmesidir…
Kadir Mevlam…
Davana ve Dosta adadık canımızı…
Yüce Allah bizler affetsin. Ömrümüzü cihad ederek bitirmeyi nasip etsin inşallah.
Adil Düzen yolunda durmadan çalışmayı nasip etsin, tembelliklerimizden bizleri kurtarasın. Bizleri de hizmetine layık görsün, Milli Çözüm’den ayırmasın İnşallah..
Aslım turab, sonum turab
Duyan Ruhtur, huzur ıstrab
Hamdülillah, şükür Ya Rab
Layık gördün, hizmetine!.
Yolunu sevdiren Sen
Dostunu sevdiren Sen
Kıymetin bildiren Sen
Uzak tut nankörlükten,
Hem şirkten, şekavetten…