YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69eaa3ce8c25a
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 1 1
Bugün : 3040
Dün : 64042
Bu ay : 1341511
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53486569
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

AZİZ HOCAM’A SESLENİŞ!

Hakikat mesajına son tercüman gibiydin
Bu garip ruhumuza, taze güman gibiydin
Münafıklara maraz, bize derman gibiydin
Gönüllerin duası, gözlerin yaşı mıydın?
Ey şerefli şahsiyet, Sen sabır taşı mıydın?

Kesin olgunlaşmadan çıbanları deşmezdin
Teşhis, tespit olmadan, tedaviye geçmezdin
Hainlerin kurduğu, tuzaklara düşmezdin
Zalimlerin kâbusu, bilginler başı mıydın?
Bu ne soylu tavırdır, Sen sabır taşı mıydın?

Sen Hakka sevdalıydın, haksızı kayırmazdın
Ucuz kahramanlığa, tenezzül buyurmazdın
Uzun, ince hesaplar, şeytana duyurmazdın
Himmeti huzur veren, veliler şahı mıydın?
Yorulmaz ve yılmazdın, Sen sabır taşı mıydın?

Hiç bileğin bükülmez, devamlı dipdirisin
Sevgi bağın sökülmez, sadıkların pirisin
Sırrına akıl ermez, ulaşılmaz birisin
Dokunan cezbe alır, hikmet kumaşı mıydın?
Hiç acele etmezdin, Sen sabır taşı mıydın?

Siyonist canavarı, can evinden vuracak
Zulüm ve sömürüye, son verip durduracak
Türkiye eserinle, fermanlar buyuracak
Nebi ve sıddıkların salih yoldaşı mıydın?
Bu ne onurlu sebat, Sen sabır taşı mıydın?

Dünyayı değiştirmeğe, soyunan adam Sendin
Bıkmadan mazlumları, savunan adam Sendin
Has gönülde sevilip, sayılan adam Sendin
Ters görene sormalı: Yahu, Sen şaşı mıydın?
Ey korkusuz kahraman, Sen sabır taşı mıydın?

Zuhurat bekliyoruz, gayrı bitsin bu sancı
Nasipsiz nankörlerin, yüze vursun utancı
Sen Aziz Hocamızsın, başlarımızın tacı
Sohbetlerin sağaltır, ruhlara aşı mıydın?
O ne bitmez bereket, Sen sabır taşı mıydın?

Soruna ürkek değil, tam da erce bakardın
Saadet ikliminde, şimdi yüce Hakandın
Ey mutluluk müjdesi, çünkü Sen Erbakan’dın
Sen Süleyman mührünün, o sırlı kaşı mıydın?
Bu ne büyük dirayet, Sen sabır taşı mıydın?

Göklere mi çekildin, gaybubet mi başladı
Bu ne acı haberdir, beyin yürek haşladı
Gafiller ölüm sanır, hayat yeni taçlandı
Mübarek vücudunla, nur beden naşı mıydın?
Aziz Asil Hocamız; Sen Sabır taşı mıydın?

5 3 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ali ÇAĞIL - İHL ve Kamu Yönetimi Mezunu

Ali ÇAĞIL - İHL ve Kamu Yönetimi Mezunu

Subscribe
Bildir
6 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Aziizzz Erbakan. Cemali Hakk’ın miratı. Nuru Muhammed’inin parlak yıldızı. Her gün okuyorum bu şiiri. Keşfettiğim günden beri, Onu her özlediğimde soluğu Makamı şerif ‘ye alamayınca burada alıyorum. Siz Aziz Erbakan kokuyorsunuz.

AZİZ SULTANIM’dan ayrıldım.
SULTÂNIM…

Ağlıyorum çünkü, mahbûb-u kibriyâdan ayrıldım,
Yanıyorum çünkü o nur-i evliyadan ayrıldım.

Nasıl yer ile bir olmasın ki bu nâçiz bedenim?
Mazhâr-ı tecelli, vâris-i enbiyadan ayrıldım.

Uçsuz bucaksız bir çölde garip ve kimsesiz kaldım,
Marifet incileri saçan bir deryadan ayrıldım.

Ayrılığı, yıkıp hep harap etti vücut şehrimi,
Yıkıldım, viraneye döndüm, Süreyyâdan ayrıldım.

Dünyalarım karardı, ışık saçan güneşim gitti,
Zulmete boğuldum, Marifet-i guyâdan ayrıldım.

Ben o cevher satıcısını kaybettim, gelmez artık,
Karanlık gönlüme tabipti, dâr-üş-şifâdan ayrıldım.

Güle aşık bülbül gibi, durmadan feryat ederim,
Sermaye-i ticaret sunan ağniyâdan ayrıldım.

“Hayat ; İman ve Cihaddır!” … ondan öğrenmiştim,
Gözüm hep kan ağlıyor…çünkü …

AZİZ SULTANIM’dan ayrıldım.

amin
Efendimiz aynaydı bakan kendini görürdü.
Yazanda kendini görmüş..
O nur yazanda tecelli etmiş..
Allah bizleri nankörlük ettirmesin.AMİN

Ölen Beden İmiş … Aşıklar Ölmez!
“Her Asırda Benim Ümmetimden Sâbikûn = Öncüler Vardır.”

Öteden beri işitiliyor ki bazı veliler (hayatlarında da vefatlarında da) bir yerde, iki yerde, birkaç yerde aynı anda bulunabiliyor.
Allah-u Teâlâ dilediği kulunu kudsî ruhla destekler. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“Onlar o kimselerdir ki, Allah imanı kalplerine yazmış ve onları kendinden bir ruhla takviye edip desteklemiştir.” (Mücâdele: 22)
Onlar doğrudan doğruya Allah-u Teâlâ’nın desteğiyle hareket ederler. Kalplerine ilmi yazmış, kendi lütfundan bir ruh ile desteklemiştir. Onlar kudsî ruh’un desteğiyle, dirayetiyle, yardımıyla gider.
“Biz onu kudsî ruhla destekledik.” (Bakara: 87) “Allah dilediğini yardımıyla destekler.” (Âl-i imrân: 13)
Rûhâniyet O’nun yürütüp kullandığı bir ruhtur. Onu yalnız O bilir ve kullanır. Onun rûhâniyetinden lâtifeler halkeder. O lâtifeler onun mânevî askeridir. O askerleri Allah-u Teâlâ dilediği yerde yürütür, çalıştırır.
Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:
“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır.” (Fetih: 4)
O rûhâniyetin askeri olduğu için, kılına varıncaya kadar herşeyi ona benzer. Kesinlikle ayıramazsınız. Ne kadar halkettiğini O bilir ve o latifeleri O çalıştırır, bazen kişinin haberi bile olmaz. Bir yerde değil, kırk yerde, dilediği yerde bulundurabilir. Bu ledün ilmidir. Bu mübareklerin ruhâniyetleri daima uyanıktır. Cismâniyetin uyuması veya uyanık olması rûhâniyeti etkilemez. O daima uyanık olduğu için Hazret-i Allah o rûhâniyetten lâtifeler halkeder ve onları hareket ettirir. Allah-u Teâlâ’nın lütuf izniyle kendisinden mânen istimdat edenlerin yardımına yetişir, ister yakın ister uzak olsun. Gerek ziyaretine gelen meleklerle, veyahut gayb âlemindeki insanlarla görüşür ve konuşur. Tıpkı insanın yanında başka bir insan bulunuyormuş gibi, rûhâniyet onlara mukabele eder. Neler neler, kimler gelir, akıl almaz. O kişinin keşfi açıksa onları görür, karşılar, uğurlar. Keşfi açık değilse onları rûhâniyeti karşılar, onlarla konuşur ve onları uğurlar. Allah-u Teâlâ kimi kapalı yürütüyorsa, rûhâniyet onlara mukabele eder. Onun vazifesini o yapar. Allah-u Teâlâ dilediği kadar tecelli eder, o lâtifeleri çalıştırır.
Mürşid-i hakiki Hazret-i Allah’tır, Mürşid-i kâmil ise bir muallim yerindedir. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
“Gözlerim uyur kalbim uyumaz.” (Buhârî)
Hayatta da olsa, âhirete inkikal ettikten sonra da olsa izn-i ilâhi ile kendisinden istimdat edenlerin imdadına yetişir. Bunun da delili şu Hadis-i şerif’tir:
“İşlerinizde sıkıştığınız zaman kabir ehlinden yardım isteyiniz.” (Keşfül-hafâ)
Bu da ancak Allah-u Teâlâ’nın rûhâniyetle kudsî ruhla desteklediği kullarda olur, başkasında tecelli etmez. Hayatta da olsa, kabirde de olsa yardım isteyenlerin yardımına yetişir. O ölmüş amma, ruhu ve ruhâniyeti ölmemiştir, askerleri de ölmemiştir. On kişi, yirmi kişi, kırk kişi istimdat etse, Allah-u Teâlâ’nın izniyle muradlarına erdirir.
Hazret-i Mevlâna’nın -kuddise sırruh- oğlu Sultan Veled -kuddise sırruh- Hazretleri birgün babasının kendisine şöyle dediğini nakleder: “Oğlum Allah-u Teâlâ’nın velisi bu dünyadan göçtüğü vakit, onun seyri dünyadaki seyrinden yüz bin kere fazla olur. Çünkü o artık Allah-u Teâlâ’da seyreder. Bunun ise sonu yoktur. Bu Allah-u Teâlâ’nın velisinin, ihvanı ve aşıklar üzerindeki tasarrufu kıyamete kadar devam eder.”
Zira Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:
“Müminler ölmezler. Ancak bir evden bir eve naklolunurlar.” buyuruyor
Bir Hadis-i şerif’lerinde de şöyle buyururlar: “Kıyamet gününde sırat köprüsünden geçilirken cehennem ateşi:
“Geç yâ mümin! Senin nurun benim ateşimi söndürüyor.’ diyerek mümin-i kâmile hitap eder.” (C. Sağir)
Niçin?…
Kalbi nurdur, vücudu nurdur, kefeni nurdur, kabri nurdur, nurun alâ nurdur. Onların hâlâtı bambaşkadır. Toprak çürütemediği gibi, ateş de yakmaz. Onların “Aslı nûr, cismu Âdemdir !”.

-alıntıdır-

ERBAKAN Hocamızın Hedefine Hızla Varılıyor
ERBAKAN Hocamızın gösterdiği hedefe doğru dünya hızla ilerlerken bu muhteşem gelişmelerin diri-manevi-güçlü-bükülemez bir el tarafından yürütüldüğü üst düzey siyonistler ve maneviyat-aklıselim ehli tarafından aşikar. Manevi hakikatlerin tercümanı olarak bizlere bu hakikatleri duyuran ve bu yoldan tüm gücümüzle gayret etmemize vesile olan Milli Çözüm Dergisine sonsuz teşekkürler.

Ölümsüzlük
Amel defteri kapanmayan kişi ölmemiştir. Çünkü imtihandan-hayattan kasıt amel defterine işlenecek olanlardır. O defter kapanmıyorsa bedenen nefes almıyor olmak zahiren aksaklık gibi olsa da hakikatte açılan çığırlar, açanlar için yaşam pınarı gibidir. Bundan dolayı muhterem hocamızın çalışmalarının inşallah zulüm düzeninin yıkılışında üstleneceği roller hocamızın kıyamete değin sürecek canlılığının delili olacaktır.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
6
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...