TOM BARRACK'IN ALÇAKLIĞI
VE
KOF BAŞKANLARIN ŞAKŞAKÇILIĞI
Antalya Diplomasi Forumu’nda ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack denen yavşak, şu küstahlıklarda bulunmuşlardı:
“Bugünkü dünyada ve yaşanan ortamda, her ülke haddini bilecek, dünyanın patronu (Trump’ın) sözünü dinleyecek… Bu bir denklik meselesidir, parayı veren düdüğü çalıverecek!..” anlamında tehditler savurmuşlardı… Antalya Forumu Sn. Erdoğan’ın himayesinde ve Hakan Fidan’ın organizesinde yapılmıştı. Yüzlerce en yetkili şahsın ve diplomatların karşısında “Ey Türkiye ve ey İslam ülkeleri, sizler bizim (ABD’nin) sömürgesi (Kolonisi) yerindesiniz, bize itaatle mükellefsiniz!..” anlamındaki hakaret ve horlamalarına gocunan ve haddini bildirmeye kalkan bir kişi de çıkmamıştı.
Tom Barrack küstahı: “Parayı veren düdüğü çalar!..” derken “ABD’nin resmiyette 40 trilyon (Devletin kefil olduğu Siyonist Yahudi baronların borçları ile 400 trilyon) dolar borcunu, (Suudi ve Körfez ülkeleri, AB ülkeleri, Çin, Japonya ve benzeri bütün ülkeler) ne kadarını silerler ise, o nispette (himayemiz) korumamız altına gireceklerdir. Bize olan borçlarını silmeyenlerin ve Türkiye gibi, yaklaşık 10 yıl öncesinde 11 milyar dolarlık (bir kısmını) peşin verdikleri F-35 uçaklarını veya karşılığını istemekten vazgeçmeyenlerin ise başlarına yeni belalar sarıverilecektir.” demek istemişti. ABD’nin 400 trilyon dolarlık borcunun: 20 trilyon dolar milli geliri olan Çin’e, 6 trilyon dolar milli geliri olan Almanya’ya, 5 trilyon dolar milli geliri olan Japonya’ya olduğunu da unutmamak gerekir.
Şimdi soruyoruz: Sömürge Genel Valisi ağzıyla konuşan bu soysuzun karşısında sus-pus olunuyorsa?
Eğer bu bağımsızlıksa, kölelik ve uşaklık nedir?
Eğer bu kahramanlıksa, kaypaklık ve korkaklık nedir?
Eğer bu dünya liderliği ve cesur başkanlıksa, pintilik ve pısırıklık nedir?
Eğer bu dik durmak ve omurgalı davranmaksa, boyun eğmek ve kaytarmak nedir?
Ey yandaş ve yalaka medya, hani siz neredesiniz?
Ey muhalefet mostraları, siz hangi derelerdesiniz?
Ey milliyetçilik kabadayıları, siz hangi seferdesiniz?
Ey İslamcı, yani Din istismarcısı münafıklar, siz hangi sohbetlerdesiniz?
17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılan Diplomasi Forumu’na:
– 150 ülkeden 23 Devlet ve Hükümet Başkanı.
– 40 Dışişleri Bakanı.
– 75 Uluslararası kuruluş temsilcisi.
– 350 Üst düzey temsilci.
– Toplam 4000 diplomat katılmıştı…
ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack alçağı, hepsinin yüzüne karşı ve tabi diplomatik bir küstahlık tavrıyla hakaretler yağdırırken, içlerinden onurlu ve cesur birisi çıkıp “Haddini bil, bizler senin memurların değiliz!..” demeyi göze alamamıştı… Çünkü aslında zaten bu hakaretleri duymak ve hizaya sokulmak üzere Antalya’ya toplatılmışlardı!..
ABD Büyükelçisi Barrack’ın, Erdoğan’la Netanyahu’yu Aynı Kefeye Koyması!
Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ilk günündeki panelde konuşan ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack, “Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok büyük saygım var. Netanyahu ise kendi ülkesi için iyi olan neyse onu yapmaya çalışıyor. Dünyanın bu bölgesi tek bir şeye saygı duyuyor. O da kuvvet ve güçtür. (Güç ve kuvvet ise ABD’nin elindedir)” sözleriyle hem Sn. Erdoğan’la katil Netanyahu’yu aynı kefeye koymuş, hem de “Güç bizdedir sizler ise emrimizdesiniz!” mesajı vermişti.
ADF’nin sabah oturumunda konuşan Siyonist hizmetçisi ve Epstein müşterisi Thomas J. Barrack, küresel ve bölgesel sorunlar hakkındaki görüşlerini paylaştı. Moderatörün “Savaşın savaşla bitirilemeyeceği, bölgedeki tek ve güçlü ekonominin Türkiye’yi, İsrail’in yeni İran olarak gördüğü ve başka bir çatışma döngüsü mü başlayacağı?” yönündeki sorusunu yanıtsız bırakması dikkatlerden kaçmamıştı.
“Türkiye, bölge hedeflerimizde bize yardımcı olacaktır!..” küstahlığı!
Türkiye’nin katılımcı olması ve Gazze’yi ve Gazze halkının hakkını korumak maksadıyla burada liderlik yapması konusundaki düşünceleri sorulan ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack, şöyle yanıtlamıştı:
“ABD’nin Gazze’deki müdahalesindeki en önemli meselesi, Türkiye’nin HAMAS’ı bir terörist organizasyonu olarak görmemesidir.” Bu sözleriyle açıkça Türkiye’yi suçlayan ve saçmalayan Tom Barrack’a hiçbir yanıt verilmemesi kafaları karıştırmıştı.
Antalya Diplomasi Forumu’nda ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Ortadoğu’daki yönetim biçimlerine ilişkin değerlendirmeleri de siyasi tartışmalara yol açmıştı. Barrack, forum kapsamında yaptığı konuşmada; “Bölgede işe yarayan tek modelin güçlü liderlik rejimleri olduğunu” savunarak, “Ya merhametli monarşiler, ya da meşruti monarşi türü yapılar başarılı oldu. Demokrasi pelerini giyen ve insan hakları adına üzerine gidilen ülkeler ise başarısız oldu” ifadelerini kullanmıştı.
Barrack’ın bu sözleri, Türkiye iç siyasetinde hızlı bir şekilde tepki toplamıştı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı açıklamada ABD’li diplomata sert çıkmıştı. Özel, açıklamasında Mustafa Kemal Atatürk vurgusu yaparak, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkede gelip de demokrasiyi eleştirip monarşiyi övmek tam bir hadsizliktir. Bu vakitten sonra Tom Barrack’ı Türkiye Cumhuriyeti’nde istenmeyen insan ilan ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
Yönetsel kavram olarak;
“Demokrasi, kararları kimin ve nasıl verdiğine (halkın iradesi) odaklanırken; Cumhuriyet ise; devletin kime ait olduğuna ve yönetimin sınırlarına (kamu yararı ve hukuk) odaklanır. İşte temel farklar:
• Egemenliğin Kaynağı: Demokraside sayısal çoğunluğun dediği ön plandadır (çoğunlukçu anlayış). Cumhuriyette ise devlet bir “kişiye” veya “aileye” değil, “halka” (kamuya) aittir ve yönetenler hukukla sınırlanmıştır.
• Azınlık Hakları: Saf bir demokraside çoğunluk her istediğini yapabilir. Ancak bir cumhuriyette (özellikle anayasal cumhuriyetlerde), anayasa ve yasalar çoğunluğun gücünü sınırlayarak birey ve azınlık haklarını koruma altına alır.
• Yönetim Biçimi: Cumhuriyet, “monarşi”nin (krallık) zıddıdır; Devlet Başkanının seçimle gelmesini ifade eder. Demokrasi ise bir yönetim felsefesidir. Örneğin, İngiltere veya Hollanda gibi ülkeler “demokratik”tir ama “cumhuriyet” değildir (meşruti monarşidir).
• Temel Amaç: Demokrasinin amacı halkın yönetime katılımını sağlamaktır. Cumhuriyetin amacı ise devletin şahsi çıkarlar için değil, toplumun ortak iyiliği (res publica) için yönetilmesini sağlamaktır.
Özetle; günümüzde modern devletlerin çoğu, hem halkın seçtiği hem de hukukun üstünlüğüyle korunan “Demokratik Cumhuriyet” modelini benimsemiştir.”
Şimdi sormak lazımdı:
Tom Barrack Ortadoğu Bölgesinin ancak tam yetkili diktatörler eliyle yönetilebileceği vurgusunu 2025 yılının sonlarında açıklamıştı. Daha da önemlisi Tom Barrack’ın açıklamalarına yetkililerin ve Sn. Erdoğan’ın sessiz kalması enteresandı. Eğer resmen ya da fiilen sessiz kalınmışsa; Türkiye’deki sistem olan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”, diğer adıyla “Başkanlık” Milli bir program mıydı, yoksa Siyonist merkezlerin kirli bir planı mıydı? FETÖ hilafeti tutmadıysa yerine, bölgesel BOP Eş Başkanlığı=Genel Eyalet Valiliğine mi taşınmıştı? Ya da Türkiye’de 2. Sevr’in uygulanmasına kadar bir ara rejim mi planlanmıştı?
İşte bir ülkenin yönetenleri, eğer meselelere Milli Şuurla bakamıyorsa; bölgedeki yönetimsel adları Demokrasi-Cumhuriyet de olsa, bu monarşik (krallık) diktatör yapıların Siyonizm’in işine nasıl yaradığının açık kanıtıydı. Yani adı özgür-bağımsız da olsa, tadı Siyonist-Emperyalist Valilik makamıydı?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: “Uluslararası Düzen Çökmeye Başladı!?”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında TRT World sunucusu Maria Ramos’un yaptığı programda önemli açıklamalar yapmıştı. Bakan Fidan, yaptığı açıklamada, “Bizler çok taraflılığın ve uluslararası nizamın çökmeye başladığını görüyoruz ve çok daha fazla diyaloğa ihtiyacımız var, belli kurallara ihtiyacımız var” ifadesini kullanmıştı.
Fidan, Ukrayna meselesinin Avrupa ve ABD’de birçok farklı platformlarda ele alındığını örnek göstererek, “Ancak Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Akdeniz Bölgesi bunların çok fazla platformda ele alındığını görmüyoruz. O yüzden ADF bize eşsiz bir fırsat sunuyor… Bölgemiz için ve bölgemiz içerisinde bölgesel çözümler ve fikirler ortaya çıkartması açısından bizim için çok önemlidir.” buyurmuşlardı.
İyi de Sn. Hakan Fidan, küstah Tom Barrack’ın “Güç Amerika’dadır, sizler de korumamız altında kalırsanız huzur sağlanır!” anlamındaki sözlerine niye hiç karşı çıkmamıştı? Yoksa Hakan Fidan’ın “Yeni Dünya Düzeni lazım” dediği Amerika’ya tam teslimiyet anlayışı mıydı?
İsrailli Analist Shay Gal’ın: “İran Sadece Bir Provaydı, Şimdi Türkiye Dosyasını Açtık!” Küstahlığı?..
İsrailli analist Shay Gal, 15 Nisan 2026 tarihli yazısında Türkiye’yi savaşla tehdit ederek “İsrail’in harekete geçtiğini” hatırlatmıştı.
Türkiye aleyhindeki yazılarıyla sık sık gündeme gelen ve Netanyahu hükümetiyle yakın bağlantıları olduğu bilinen İsrailli analist Shay Gal, “İran sadece bir provaydı, şimdi Türkiye dosyasını açtık bile” sözleriyle savaş tehdidinde bulunmuşlardı. Yazıda Türkiye’nin büyüyen bölgesel ve küresel gücüne yönelik hazımsızlığını dile getiren Gal, İsrail için bu gidişatın artık bir “senaryo” niteliğinden çıkıp “örüntüye=pratik harekete” dönüştüğünü vurgulamıştı.
İsrailli analist Shay Gal, Israel Hayom gazetesinde yayımlanan yazısında Türkiye’yi savaşla tehdit etmişti, Binyamin Netanyahu ve hükümetinin İran’dan sonraki tehdit olarak Türkiye’yi belirlediğini ve bunun için çoktan harekete geçtiğini söylemişti.
Kıbrıs, Karabağ, Libya, Akkuyu Nükleer Santrali, Türk-Yunan ilişkileri, hipersonik füze denemeleri ve uzay çalışmaları üzerinden Türkiye’yi “sıradaki düşman” olarak nitelendiren Gal, “İsrail İran’da istediğini aldı, Katar’da HAMAS yetkililerini infaz etti, şimdi artık Türkiye dosyası da açıldı” ifadelerini kullanmıştı. İsrail’i haklı bulup savunan, Türkiye’yi ise saldırgan tarafta göstererek algı operasyonu yapan bu Siyonist’i kim susturacaktı?
İşte o yazıdan bazı alıntılar: İran Provaydı, Türk Dosyası Açıldı!
“İsrail, Türkiye ile savaşmak istemese de (kutsal hedefler için) buna hazırlanmaktadır. İran’a yönelik operasyonlar bir laboratuvar işlevi gördü: Yoğun saldırı altında katmanlı savunma, kontrollü şekilde tırmanmadan yapılan saldırılar ve baskı altındaki diplomasinin sınırları test edildi ve amacına ulaştı. Şimdi Türkiye dosyası ise artık aktif durumdadır. Bu “adım adım” ilerletilen bir durum değil, bir bütünün son parçasıdır.
Ankara’nın Dışişleri Bakanlığı, Binyamin Netanyahu için “çağımızın Hitler’i” ifadesini kullandı ve yargılanacağını açıkladı. İstanbul savcıları ise 2025’teki “Küresel Sumud” filosu nedeniyle Netanyahu ve 34 İsrailli hakkında iddianame hazırladı. Söylemle hukuki adımlar aynı doğrultuda ilerliyor. Bunlar sıradan açıklamalar değil, verilen mesajlardır. İsrail’in planlaması, uygulamaya dönük bir mantıkla ilerliyor. İran dosyasında nükleer altyapıya ve silahlı ağlara karşı uygulanan yöntemler zaten sahada kullanıldı. 2025 sonbaharında Katar’daki HAMAS unsurlarına yönelik operasyonlar ve farklı bölgelerde yürütülen faaliyetler bunun örneği. Aynı yaklaşım şimdi Türkiye için değerlendiriliyor.” diyen bu Siyonist Shay Gal hâlâ yanıtlanmamıştı.
Siyonizm’in Güdümündeki BM’nin, KKTC toprağını ara bölge ilanı ve Mehmetçiğin Türk bayraklı cevabı
Bu arada, Birleşmiş Milletler Barış Gücü, KKTC’deki güvenlik güçlerinin Gazimağusa’ya bağlı Çayhan Düzü’nde bulunan ‘ara bölgeyi’ ihlal ettiğini söylemişti. Mehmetçik BM’nin iddialarını reddederek Çayhan Düzü’ne Türk bayrağını dikmişti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ara bölgede görev yapan Birleşmiş Milletler Barış Gücü 13 Nisan 2026’da resmi X hesabından KKTC’deki güvenlik güçlerinin Gazimağusa ilçesine bağlı Çayhan Düzü’nde ara bölgenin ihlal edildiğini iddia etmişti. KKTC Dışişleri Bakanlığı ise bu bölgenin KKTC egemenliği altında yer aldığını duyurmuş, Birleşmiş Milletler Barış Gücünün beraberindeki Rum veterinerlerin bölgeye kaçak girmek istemesi üzerine KKTC güvenlik güçleri izin vermemişti. Rum basını ise Türk askerlerinin bölgeye geldiğini iddia ederek bölgede gerilimi tırmandıran iddialar öne sürmüşlerdi.
BM’nin ara bölge hamlesine sahada anında karşılık verilmişti.
Birleşmiş Milletler’in KKTC egemenliğindeki olan Türk toprağını ara bölge statüsüne sokma girişimlerinin ardından Mehmetçik BM’nin girişimlerine izin vermeyerek Çayhan Düzü’ne Türk bayrağını dikmişti. KKTC Dışişleri Bakanlığı BM Barış Gücü’nü sert bir dille kınarken, Türk tarafının mesnetsiz iddialarla hedef gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtmişti.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhurman ise, yılışık bir dille: “Hiçbir zaman gerginlikten yana olmadık, olmayacağız” derken KKTC Başbakanı Ünal Üstel de, “KKTC’nin güvenliği için tüm tedbirler alınmıştır. KKTC, kendi sınırları, egemenlik hakları ve vatandaşlarının güvenliği söz konusu olduğunda gerekli tüm tedbirleri kararlılıkla almaya devam edecektir. Bununla birlikte, bölgemizde barışın, istikrarın ve sükûnetin korunması temel önceliğimizdir. Süreci yakından takip etmeyi sürdürecek, halkımızın huzur ve güvenliği için gerekli tüm adımları aynı kararlılıkla atmaya devam edeceğiz.” demişti.
Ayrıca bölgede yaşanan gerilimin ardından Adaya konuşlanan 6 adet F-16’dan 2 tanesi ise Çayhan Düzü’ndeki gerilimin ardından bölgede havalanarak alçak uçuş gerçekleştirmişti.
Bütün bunları şunun için hatırlatıyoruz:
Bu AKP iktidarıyla ve Cumhur İttifakı’yla, Türkiye’nin bu badireleri atlatması imkânsızdır. Bu nedenle yeni bir Milli Mutabakat iktidarına ihtiyaç vardır!

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Hak yol varken sağa, sola sapıldı Mevlâ’yı unutup, mala tapıldı Şeytan tuzak kurdu, nefsim kapıldı…
Bakara 269 (Allah) Hikmeti, kime dilerse (kim ilmi ve hakikati talep eder ve bu yönde ciddi gayret…
Bu yazıda ne yazık ki modern dönemde bize unutturulan metafizik (manevi alem) aleminden de dünyada…
İLLADA KAYADAN İNEK Mİ ÇIKMASI LAZIM DI?... Cenab-ı Hak bizleri bu hakikatlere hakkıyla iman şuurunda…
Gafile acayip, gelir sözlerim Ey Can tecelline, hayran gözlerim Kırk yıldır o anı, bekler özlerim…
İçerisinde sayısız hikmet ve iman arttırıcı hakikat bulunan bu müthiş analizde birçok tarih profesörünün anlatmaya…
Milli Görüş ile Milli Çözüm’ün Manevi rezonansı yani frekans uyumu! Milli Çözüm; Yeni Dünya Düzeni‘nin…
Ya Rabbi; şirk ve şekavet bataklığından ellerimizi tutup Hidayete erdirdin, Hakk'a tâbi olmayı, Aziz Erbakan…
SÖYLENMESİ GEREKEN SÖYLENMİŞ, BAŞKA SÖZE GEREK VAR MI? Hakikat bu, halâ inanmayacak mısın?!. Kim bilir,…
Türkiye dört bir koldan kuşatılmıştır. Ortadoğu bölgesi, on yıllardır büyük bir katliam ve kaos ortamı…