YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e36afd84bc9
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 8 5
Bugün : 27446
Dün : 64668
Bu ay : 1006719
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53151777
IP'niz : 216.73.216.8

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Akıl ve vicdan sahipleri için yazılmıştır;

G20 YENİ DELHİ ZIRVASI

VE

SİYONİST YAHUDİLERİN ZURNASI!

      

Hindistan’ın ev sahipliğinde bu yıl “Tek Yeryüzü, Tek Aile, Tek Gelecek” ana temasıyla düzenlenen 2023 yılı 18’inci G20 Liderler Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın da katıldığı resmi karşılama töreniyle başlamıştı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Bharat Mandapam Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’ndeki törende zirveye katılan liderleri tek tek karşılayarak fotoğraf pozları dağıtmışlardı.

Hindistan’da düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nin bildirisinde, tarafların Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin güç kullanımından kaçınması gerektiği vurgulanarak, “Nükleer silahların kullanılması veya kullanma tehdidi kabul edilemez.” ifadesi yer almıştı. Tarafların Ukrayna’daki savaşa ilişkin milli tutumlarının ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi ile BM Genel Kurulunda alınan kararların tekrarlandığı kaydedilen bildiride, tüm devletlerin BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine bütünüyle uyumlu davranması gerektiği vurgulanmıştı. Öyleyse; dünyadaki tüm savaşların ve anarşik çatışmaların altında Siyonist güdümlü BM yatmaktaydı.

Türkiye ve BM’ye “Karadeniz Tahıl Girişimi” Alkışı!

Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaş nedeniyle tahıl ürünlerinin dünya pazarlarına sevkiyatı konusunda Türkiye ve BM’nin rolüne dikkat çekilen bildiride, “Türkiye ve Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda Rus gıda ürünleri ve gübrelerinin dünya pazarlarına erişimi için Türkiye ve BM’nin aracılık ettiği İstanbul Anlaşmaları’na yönelik çabaları takdir ediyoruz.” değerlendirmesi paylaşılmıştı. Oysa bu tür girişimlerin zaten BM gözetiminde Erdoğan’a yaptırılması, AKP iktidarının parlatılarak Siyonizm’in daha karanlık senaryolarında kullanılması planının bir parçasıydı!

Siyonist Amaçlar Sloganda Saklıydı!

Hindistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen 18’inci G20 Liderler Zirvesi’nin ana temasını “Tek Yeryüzü, Tek Aile, Tek Gelecek” sloganı oluşturmaktaydı. Zirve için belirlenen slogan doğrultusunda, Siyonizm’in güdümünde ve “Bâtıl ekseninde yeni bir dünyanın temelleri mi atılıyor?” düşüncesini akıllara taşımıştı. Çünkü bu slogan, Siyonizm’in Gizli Dünya Devleti hayalini yansıtmaktaydı.

Erdoğan ile Netanyahu Tokalaşırken İsrail 16 Filistinliyi Şehit Eden Saldırılarını Başlatmıştı!

İşgalci ve Siyonist terör çetesi İsrail, “Eşek arısı yuvası, Lağım Faresi ortamı…” dedikleri Batı Şeria kampına en ağır silahlar ve bombalarla hücum edip 16 mazlum Müslüman’ı katlederken; sözde dindar kahraman Erdoğan, Siyonist İsrail’in Başbakanı Netanyahu ile tokalaşırken işgalci İsrail’in katil askerlerinin son 24 saatte 16 masum Filistinli Müslüman’ı şehit ettiği ortaya çıkmıştı. Birleşmiş Milletler 78. Genel Kurulunun yapıldığı New York’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Siyonist İsrail Başbakanı Netanyahu ile çok sıcak ve samimi bir görüşme yapmıştı. Bu görüşme sonrası, Sn. Erdoğan’ın “BM 78’inci Genel Kurul temaslarımız kapsamında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirdik. İstişarelerimiz ülkemiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olsun” açıklaması enteresandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İsrail’in Başbakanı Netanyahu kameralara el ele tokalaşarak poz verirken sinsi Siyonist Netanyahu, zatialilerin kırmızı kravatına övgüler yağdırdığı anlarda, İsrailli eşkıyaların yaptıkları Filistinli katliamını, Sn. Erdoğan ne aklına ne de ağzına alamamış, şaka yollu bir uyarıda dahi bulunamamıştı. Çünkü bu tür cılk çıkışlar, sadece Türkiye’de ve dindar kesimlerden oy almak kastıyla lazımdı. Kutsal(!) Amerika’da ve putsal Netanyahu karşısında bunları konuşmanın sırası mıydı? Danışıklı ve kof bir “Van Münit!” çıkışı bile başına ne işler açmıştı!..

İşte New York’taki Türkevi’nde Erdoğan-Netanyahu Sohbetinin Satır Araları!

-Netanyahu (caddeyi göstererek): Onca yıl bu sokakta bir değişim görülmemişti, ama burası yeni. Tebrikler. (Eliyle bulundukları Türkevi’ni göstererek Erdoğan’a iltifat ediyor!?)

-Erdoğan: Teşekkürler!..

-Netanyahu: Kravatınızı beğendim. (İkisi de beyaz gömlek, kırmızı kravat giymişlerdi.) (Gülüşmeler…)

-Erdoğan: Her ikimizin gömleği de kravatı da aynı!

-Netanyahu: Kravatlarımızın benzerliği ikili ilişkilerimizin geliştiğinin göstergesidir!? (Evet, kişilik ve karakterleriniz de aynıydı!)

Siyonizm’in Yeni Senaryoları!

Sembolizm içeren (yani Siyonist amaçlarını ve araçlarını hatırlatan) ve Ukrayna konusunda uzlaşı sağlanan Hindistan Yeni Delhi’deki Zirve’de; iklim değişikliği, sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma, cinsiyet eşitliği, teknolojik dönüşüm ve dijital kamu altyapısı, 21. yüzyılın uluslararası kuruluşları ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için hızlandırılmış süreç gibi konular ele alınmış, taraflar çeşitli taahhütlerde bulunmuşlardı…

2023’ün ilk aylarında günümüz sınamaları karşısında İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin işlevselliğini sorgulayan önemli toplantılar yapılmıştı. Bunlardan belki en önemlisi 22-24 Ağustos 2023 tarihlerinde (ikinci İsrail olarak bilinen) Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenen BRICS Zirvesi olmaktaydı. Zirvede oluşuma taraf olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika çok uzun zamandır tartışma konusu olan BRICS’in genişlemesine yönelik tarihi bir kararla Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, İran, Etiyopya ve Arjantin‘in üyeliğine yeşil ışık yakmışlardı.

Böylelikle bazı kesimlerce G-7’ye rakip teşkil ettiği savunulan oluşum çok daha güçlü bir alternatif blok olarak ortaya çıkmıştı. Ardından Kenya’nın başkenti Nairobi’de Birinci Afrika İklim Zirvesi toplanmıştı. Yaklaşık 1,4 milyar nüfusu temsil eden 54 Afrika ülkesinin kabul ettiği deklarasyonda, küresel finansal mimarinin tamamen elden geçirilmesi yönündeki talep tekrarlanmış, yatırım ve iklim finansmanının önünü açması için Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’na çağrıda bulunmuşlardı.

İşte G20 Zirvesi küresel güneyden gelen bu kuvvetli mesajların sonrasında yapılmıştı. Hindistan yıl boyunca küresel güneyin sesi olarak, güney yarım kürenin karşı karşıya kaldığı zorlukları toplantıların gündemine taşımıştı. İşin aslı ise, Siyonist sermaye odakları, şeytani hedefleri olan, Dünya hâkimiyetine ulaşmak için yeni senaryolar uydurmakta ve bunlar “yeni oluşumlar” diye yutturulmaktaydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerikan Yahudi Toplumu Çatı Kuruluşları Temsilcileri ile ne konuşmuşlardı?

Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kuruluna katılmak üzere New York’ta bulunan Erdoğan, Türkevi’nde temasları kapsamında Amerikan Yahudi Toplumu Çatı Kuruluşları Temsilcileri ile toplantı yapmışlardı. Bu görüşme her nedense basına kapalı yapılmıştı.

Hatırlayınız, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan olduğu dönemde bu Amerikalı Yahudi kuruluşlarından aldıkları ödüller çok tartışılmıştı.

Erdoğan, 10 Haziran 2005’te, eski adı B’nai B’rith olan Yahudi sivil toplum kuruluşu, Hakaretle Mücadele Birliği’nden (ADL), eski adı Courage to Care (Umursama Cesareti), şimdiki adı ise Jan Karski Cesaret Ödülü olan ve “Yahudileri Nazi Almanyası’ndan kurtaran kişilere takdim edilen” ve sade Yahudilere ve çok özel destekçilerine verilen bir ödül almıştı.

Bazı itirazlar üzerine açık kaynaklarda ödülün, “Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın şahsına değil, Holokost’tan bazı Yahudileri kurtaran Türk diplomatlar adına verildiği” vurgulanmıştı. Erdoğan’a ödülü ADL Direktörü Siyonist sermayedar Abraham Foxman sunmuşlardı.

2004 yılındaki bir ABD ziyaretinde ise Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) tarafından, doğrudan Erdoğan’a, “Terörle mücadele ve barışı teşvik” gerekçesiyle Courage Award (Cesaret ödülü) takılmıştı.

İsrail ile ilişkileri inişli çıkışlı seyreden ve asla inançlı ve kararlı bir insana yakışan duyarlı ve tutarlı bir tavır izlemeyen Erdoğan, 19 Kasım 2012’de ise Gazze saldırılarını sert bir dille kınayıp “İsrail bir terör devletidir” diye çıkışmış ve dindar halkımızın havasını almaya çalışmıştı.

Şimdi Sormak Lazımdı:

Terör devletinin Başbakanı da, elbette terörist konumundaydı… Şimdi terörist Netanyahu ile, üstelik Türkevi’nde görüşüp şakalaşması nasıl yorumlanmalıydı? Ve hele terörist olduklarını söyledikleri İsrail ile normalleşme anlaşmaları imzalamaları, yetmez, Suudi ve Körfez yöneticilerine, Siyonist ve terörist İsrail’le normalleşmeleri için arabuluculuk yapmaları, hangi vasıftaki Müslümanlara yakışırdı?

Erdoğan’ın Türkevi’nde ağırladığı “Hayırsız Adamdan” “Filistinsiz Ortadoğu!” Haritası!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüştükten sonra “HAYIRLARA VESİLE OLUR” dediği Siyonist Başbakan, Filistin’e ait topraklarda Filistin’i yok sayan küstah tavrını tekrarlamıştı. Suudi Arabistan yönetimiyle normalleşme yolunda olduklarını vurgulayan ve Riyad öncülüğünde “Yeni Ortadoğu” planladıklarını belirten İsrail çetebaşısı Binyamin Netanyahu, BM Genel Kurulunda Filistin’in olmadığı bir harita sunmuşlardı. Filistin’in olmadığı haritada işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi, çete oluşumu İsrail’in bir parçası sayılmıştı.

Terörist başı Netanyahu, yeni bir barış çağının başlangıcının müjdelendiğini ifade ederken, “Filistinlilerin bu harekete karşı çıkmamaları” gerektiğini savunmaktan sakınmamıştı. Böyle bir barışın Arap-İsrail çatışmalarının bitmesine katkı sağlayacağını belirten Netanyahu, “Bu girişimler, diğer Arap devletlerini de İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeye teşvik edecektir” diyerek, BM toplantısının ve G20 Yeni Delhi zırvasının asıl gizli amacını da açığa vurmuşlardı. Netanyahu’nun Filistin’i yok sayan tavrına karşı, Sn. Erdoğan’ın suskun kalması, hatta Türkevi’nde saygıyla ağırlayarak bu küstahlığını onaylaması, herkesin gerçek ayarını ve amacını da ortaya koymaktaydı… “Görenedir görene… Köre nedir köre ne?!”

Erdoğan-Amerikan Yahudi Toplumu Temsilcilerinin görüşmesinin perde arkası!

Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler’in (BM) 78. Genel Kurulu sırasında New York’taki Türkevi’nde ağırladığı Amerikan Yahudi Toplumu üyeleriyle yapılan görüşmede önemli “birliktelik mesajları” verildiği ortaya çıkmıştı.

Türkevi’ndeki kabule katılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Amerikan Yahudi Toplumu Üyeleri arasındaki görüşmenin detaylarını Hürriyet’e anlatan Haham Marc Schneier, geçmişte de bu formattaki görüşmelere katıldığını ancak şu ana kadar gördüğü “en sıcak, en rahat ve en samimi” buluşmanın 21 Eylül 2023 Çarşamba günü yapılan olduğunu aktarmıştı.

ABD’deki Yahudi Toplumu Üyelerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeye davet alabilmek için yoğun çaba sarf ettiğini aktaran Schneier, şunları hatırlatmıştı: “Şunu şahsen biliyorum. Cumhurbaşkanı ile görüşmeye davet almak şu an New York’taki en çok istenen bilet gibi. Bence bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir saygı gösterisiydi; çünkü kendisi İsrail ile ilişkiler kurma ve güçlendirme isteğini defalarca içten bir şekilde ortaya koymuş birisiydi. Kendisi (İsrail Cumhurbaşkanı Isaac) Herzog ile yakın bir ilişki geliştirmişti. Şimdi de Başbakan Netanyahu ile daha iyi bir ilişki geliştirmek istemekteydi!”

Siyonist Haham Schneier, görüşmede masaya yatırılan en önemli noktalardan birinin, Türkiye’nin Biden yönetimi ve ABD Kongresiyle olan ilişkilerini geliştirmede Amerikan Yahudi toplumunun oynayabileceği rol olduğunu vurgulamıştı. Yahudi toplumunun en büyük önceliğinin anti-Semitizm’le mücadele olduğunu belirten Haham, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yahudi düşmanlığının görüldüğü coğrafyalarda sorunun çözümü konusunda rol oynayabileceğini belirttiğini açıklamıştı.

Son yıllarda ABD’nin başkentinde Türkiye karşıtı lobilerin çalışmalarından ötürü oluşan olumsuz havanın birlikte aşılabileceğini belirten Haham Schneier, Erdoğan’a hitaben şunları aktarmıştı: “Özellikle Washington, ABD Kongresi ve ikili ilişkiler söz konusu olduğunda Amerikan Yahudi topluluğunun yanınızda bulunması çok yardımcı olur ve bana göre bu ittifakın Washington’da şu an bir araya geldiğini görüyoruz!” Schneier, Amerikan Yahudi Toplumu’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye-ABD ilişkileri konusunda yardımcı olmak için samimi bir istek olduğunu da özellikle vurgulamıştı.

Peki, bu Siyonist Haham MARC SCHNEIER KİM olmaktaydı?

ABD merkezli Etnik Anlayış Vakfı’nın kurucusu Haham Schneier, Yahudi Toplumu’nun Müslüman cemaatler ile Amerikalı siyahlarla ilişkilerini geliştirmeye odaklanmıştı. Özellikle Körfez ülkeleri ile İsrail ilişkilerini geliştirmeye çabalayan Haham Schneier, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un 2022’deki Türkiye ziyareti için çalışmıştı. Türkiye-İsrail yakınlaşmasını destekleyen ve Erdoğan’a bu amaçla yol gösteren bir şahıstı.

Erdoğan İsrail’i Ziyaret Ederken “Aksa’da Namaz Kılma Dileğini” de Siyonistlere Aktarmıştı!

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun önümüzdeki aylarda Türkiye’ye gelmesi için bir plan üzerinde çalışıldığını kaydeden Schneier, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirme isteğini Amerikan Yahudi Toplumu liderlerine de ilettiğini vurgulamıştı. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’i ziyaret etmek için samimi bir hevesi olduğunu anlıyoruz. Hakikaten bu ziyareti gerçekleştirmek istiyoruz” diyen Yahudi kanaat önderi, Erdoğan’ın ziyaret sırasında El Aksa Camii’nde namaz kılmak arzusunu paylaştığını da aktarmıştı.

Haham Schneier, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın artan İslamofobi ve anti-Semitizm ile mücadeleye de değindiğini açıklamıştı. Erdoğan’ın, bunun Müslüman ve Yahudi toplumlarını daha da yakınlaştırmak için bir fırsat teşkil ettiğini görüşmede aktardığını da sözlerine ekledi.

Ve şimdi ey gafil ve safdil yandaşlar!.. Bizim, Sn. Erdoğan’ın gerçek ayarı ve amacıyla ilgili, belgelerle yazıp konuştuklarımızı; “Abartıyorsun, yanlış yorumluyorsun!” diyerek dikkate almadınız! Şimdi artık hiç değilse Siyonist Haham SCHNEİER’in samimi iltifatlarına inanın ve kimlere hizmet ettiğinizi lütfen anlayın!?

Avrupa Parlamentosu’nun Raporu: AP-AB’ye Katılım Süreci Yeniden Başlatılamayacaktı!

Avrupa Parlamentosu’nun hazırladığı 2022 yılı Türkiye Raporu yayımlanmıştı. Raporda, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin “mevcut koşullar içinde” yeniden başlatılamayacağı belirtilirken, AB ve Türkiye arasındaki ilişkilerin geleceği için karşılıklı çıkarları kapsayan “paralel ve gerçekçi” bir çerçeve bulmaya yönelik sürecin başlatılması tavsiyesinde bulunmuşlardı. Raporda ayrıca; Türkiye’den, İsveç’in NATO üyeliğine en kısa sürede onay vermesi gerektiği hatırlatılmıştı.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor’un hazırladığı 2022 Türkiye Raporu, AP Genel Kurulunda yapılan oylamada 18’e karşı 434 oyla onaylanmış, 152 milletvekili çekimser oy kullanmıştı. Temel haklar, hukukun üstünlüğü gibi konularda eleştirilere yer verilen raporda, Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin perspektif ise iş birliği odaklı aktarılmıştı. Türkiye ile üyelik müzakerelerini sonlandırmayı içeren değişiklik önergesi ise 460 oyla reddedilmiş ve raporda yer almamıştı. Ayrıca Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin (AB) insani ihtiyaçların karşılanması ve yeniden yapılanma çabalarına destek vermeye devam etmesi gerektiği vurgulanmıştı. Raporda Türkiye’nin Ukrayna’daki savaşı kınamasından ve Ukrayna’nın egemenliği ile toprak bütünlüğüne bağlılığından memnuniyetle söz edilirken, AB’nin Rusya’ya yönelik politikasıyla Türkiye’ye yüzde yüz uyum gösterme çağrısı yapılmıştı.

“İSVEÇ’İN NATO ÜYELİĞİ EN KISA SÜREDE ONAYLANMALI” dayatması!

Raporda ayrıca, Türkiye’den, İsveç’in NATO üyeliğini en kısa sürede onaylaması dayatılmıştı. Türkiye’deki demokrasi, yargı ve medyanın bağımsızlığı ile farklı etnik ve dini gruplarla, kadın ve LGBTİ haklarına yönelik iddiaların yer aldığı raporda; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının tümüne uyma çağrısı tekrarlanmıştı.

Raporda Türkiye’nin, AB’nin dış politikasıyla birçok açıdan farklılık göstermeye devam ettiği kaydedilirken, Türkiye’nin Suriye, Irak ve Libya’da oynadığı role yönelik eleştiriler yapılmıştı. Türkiye’nin AB için kilit önemdeki bölgelerden Batı Balkanlar ile özel bağlarının altının çizildiği raporda, Doğu Akdeniz’de son dönemde gerilimin azalmasına ilişkin olumlu ifadeler yer almıştı. Raporda ayrıca, Kıbrıs’ta tek çözümün, tek uluslararası yapıya sahip iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon temelinde olduğu safsatası hatırlatılmıştı. Türkiye’nin, dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam etme çabaları takdir edilmiş, AB Komisyonu’na Türkiye’ye daha fazla destekte bulunma çağrısı (sahtekârlığı) yapılmıştı.

Erdoğan’ın: “Gerekirse Avrupa Birliği ile Yolları Ayırabiliriz!” Palavrası!

Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu genel görüşmelerine katılmak üzere ABD’ye gitmeden önce havalimanında bir basın toplantısı yapmıştı.

Basın toplantısında Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği Türkiye raporuna ilişkin değerlendirmesi sorulan Erdoğan, “Avrupa Birliği (AB) Türkiye’den kopmanın gayreti içerisindedir. Bu dönem içerisinde biz de bu gelişmeler karşısında değerlendirmelerimizi yaparız ve bu değerlendirmeden sonra gerekirse Avrupa Birliği ile yolları ayırabiliriz” diye çıkışmıştı. Bu sahte tavır bize “Kırk kişi hakaretle dürtmeden ben kızamıyorum!” diyen kervan korumacısını hatırlatmıştı!? Avrupa Parlamentosu raporda, Türk Hükümeti tarafından köklü bir rota değişikliği yapılmadığı takdirde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin devam edemeyeceğini vurgulamıştı.

Bu arada “TEK GÖZ”lü İklim ve Kalkınma Liderlik Ödülü’ne Emine Erdoğan layık bulunmuşlardı. Bunun üzerine “Geliyor gelmekte olan, sustuğumuz sürece!” diyenler haklıydı. Çünkü bu oluşumun arkasında da Siyonist odaklar vardı. Birleşmiş Milletler’in ilgili toplantısındaki resim: “Cinsiyetsiz, kişiliksiz ve tek tip insan” ise yine aynı eşcinsellik ahlâksızlığını hatırlatmaktaydı. Ayrıca aynı resim, külliyede de yeni proje kapsamında gündeme taşınmıştı!?

ABD Ordusu Kayıp F-35 Savaş Uçağının Yerini Bile Hemen Bulamamıştı!

ABD Ordusu, pilotun fırlatma koltuğunu kullanarak paraşütle atladığı bir F-35 savaş uçağının bulunabilmesi için halkına yardım çağrısı yapmıştı. Uçak, 17 Eylül 2023 Pazar günü öğleden sonra Güney Carolina eyaleti üzerinde seyrederken kaybolmuştu. Adı açıklanmayan pilot, fırlatma koltuğunu kullanıp paraşütle atlayarak kurtulmuştu. Olayın nedeni henüz net değildi, ancak yetkililer “bir aksilik” olduğunu söylüyordu. Arama çalışmaları, Charleston kentinin kuzeyindeki iki göl etrafında devam ediyordu. Uçağın bilinen son konumu Moultrie ve Marion Gölleri arasındaydı.

Charleston’daki Hava Üssü’nün daha önce Twitter olarak bilinen X platformunda yaptığı açıklamada “Acil durum ekipleri hâlâ F-35’i bulmaya çalışıyor. Çalışmalar sürerken, halktan sivil ve askeri makamlarla iş birliği yapmalarını istiyoruz” deniliyordu.

Aynı anda uçan bir diğer F-35’in ise üsse güvenli bir şekilde döndüğü belirtiliyordu. Lockheed Martin’in yaptığı, 80 milyon dolara mal olan F-35’ler dünyanın en gelişmiş savaş uçaklarından biri olarak biliniyordu.

F-35’ler ayrıca dünyanın bu tipteki en büyük ve en pahalı silah programlarına da sahip bulunuyordu. 2018’de de Güney Carolina’daki bir kazanın ardından ABD Ordusu tüm F-35 filosunu geçici olarak yerde tutma kararı alıyordu.[1]

19 Eylül 2023’te ABD’li yetkililer, F-35’in enkazının Charleston Hava Kuvvetleri Üssü’nün kuzeydoğusundaki kırsal Williamsburg bölgesinde bulunduğunu açıklamıştı. Güya pilot paraşütle atladığında uçak otomatik uçuşa alınmış, devre dışı bırakılan aktarıcısı ve gizli teknolojisi radar takibini engellemiş.

Şimdi soruyoruz ve gafilleri uyarıyoruz: Kendi ülke sınırları ve bilinen bir bölge alanında düşüp kaybolan güya son sistem bir savaş uçağını bile bulmakta zorlanan bir ABD’nin, ta uzaydan kol saatimizdeki rakamları okuyabilme palavralarına inanmayın! Siz, “Bu uçağı kim düşürdü ve sakladı?” sorusu üzerine yoğunlaşın…

TSK Güçlendirme Vakfı’na Dolaylı Engel mi Çıkarılmaktaydı?

Bu arada TSK Güçlendirme Vakfı’na bağlı olan, ve çoğu, rahmetli Erbakan Hocamız tarafından kurulan; ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN gibi oldukça stratejik savunma sanayi şirketlerimizin ve üstün teknoloji üretimlerinin, üvey evlat muamelesine tâbi tutulup, her fırsatta damat ortaklı Bayraktarların ve ürettiği İHA ve SİHA’ların öne çıkarılması… Bunların üretim ve pazarlama aşamalarına resmen destek çıkılıp TSK Güçlendirme Vakfı’na bağlı şirketlere ve üretimlerine bir nevi köstek olunması, kafaları karıştıran ve sorumlularını Yüce Divan’a taşıyacak olan talihsiz bir yaklaşımdır. Hatta bu Baykar firmasının İsrail’le özel iş birliği yapması ve gizli teknoloji transferi yaptıklarının konuşulması… Bir dönem elektrik motorlarının İsrail iştirakli Ukrayna firmasından sağlanması… Ve son ABD ziyaretinde bu maksatla ELON MUSK’la bazı özel görüşmeler yapılması ve iş birliği hazırlıkları elbette mide bulandıran ve hesabı sorulacak olan kirli irtibatlardır.

TUSAŞ, İHA sistemleri eski mühendislik direktörü Remzi Barlas’ın bazı uyarı ve itirafları üzerine başına getirilen susturma ve pusturma operasyonlarının da elbette asıl nedenleri gün yüzüne çıkarılacaktı. Oysa Devlete yaraşan; bu konudaki resmi ve özel tüm girişimlere sahip çıkılması ve kolaylık sağlanmasıydı.

 


[1] CNN – 18 Eylül 2023

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Subscribe
Bildir
18 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Azığında Ateş!
Siyonun kirli işler kuklası
AB nin it gibi yalakası
Abd tarlasının marabası
Ahiretinin sefer tası
Doldurdun Ateş ile talaşı…

En büyük şükür
New York’taki Türkevi’nde Erdoğan-Netanyahu Sohbetinden satır araları!..
Netanyahu: Kravatınızı beğendim. (İkisi de beyaz gömlek, kırmızı kravat giymişlerdi.) (Gülüşmeler…)

-Erdoğan: Her ikimizin gömleği de kravatı da aynı!

-Netanyahu: Kravatlarımızın benzerliği ikili ilişkilerimizin geliştiğinin göstergesidir!? (Evet, kişilik ve karakterleriniz de aynıydı!)
****
Bu talihsiz diyaloğu haberlerde izlemiş ve hatırıma Aziz Erbakan Hocamızın “Millî Kurtuluş Konferansları serisinin ilkini gerçekleştirdikleri Yeşilköy”deki İstanbul Gösteri Merkezi”nde “İşbirlikçiler ve AKP”nin Ekonomik Yıkımı” adlı verdikleri konferansta
Başbakan Erdoğan’a şehadet parmaklarını kaldırarak net bir ifade ile seslenisleri geliyordu.
Aziz Erbakan Hocamız Erdoğan’a;“Sen Milli Görüş gömleğini çıkardın, işbirlikçi gömleği giydin” diyorlar ve bunu örneklerle halka açıklıyorlardı.
Fakat malesef kimse buna inanmayıp,bunun danışıklı döğüş olduğunu söylüyordu.
Aziz Erbakan Hocamız yeniden çıkıp milyonların gözünün içine baka baka;”Beni AKPnin günahlarına ortak etmeyin!”diyordu..
Her konuda olduğu gibi yine yıllar sonra herkesin görüp anlayacağı hakikati tüm dünyaya haykırıyorlardı.
Aziz Erbakan Hocamızın yıllar evvelki tesbitleri şimdi birinci ağızdan onaylanıyor ve tüm inananların gözünün içine sokuluyor ;”Milli Görüş gömleğini çıkarınca giydiğim gömlek Natenyahu’nun gömleğinin aynıdır!”diye itiraf ediliyordu.
İş sadece Erdoğan’ın itirafı,Natenyahu’nun tasdiki ile kalmıyor,Türkevi’ndeki kabule katılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Amerikan Yahudi Toplumu Üyeleri arasındaki görüşmenin detaylarını Hürriyet’e anlatan Haham Marc Schneier, geçmişte de bu formattaki görüşmelere katıldığını ancak şu ana kadar gördüğü “en sıcak, en rahat ve en samimi” buluşmanın 21 Eylül 2023 Çarşamba günü yapılan görüşme olduğunu aktarıyordu…”
Bir kez daha şükrediyorum ki Hocamızın uyarıları ile bu AKP’nin günahlarına ortak olmadık.
Şükürler olsun ki bu talihsiz görüşme yapılırken,görüşme öncesinde ve sonrasında şehid edilen ve malesefki bunların hıyaneti ile şehid edilmeye devam edilecek olan Filistinli kardeşlerimizin kanında vebalimiz olmadı!.
Şimdi mazlumların intikamının alınacağı günü gözlemekte ve o gün için gayret etmekteyiz.
En büyük şükrümüzde bunun içindir..

Kimlere, hangi planlara hizmet ettiğinizi ha bi anlayın be…
[b]İbrahim 46
Gerçek şu ki, onlar (zalimler ve hainler, mü’minlere ve İslami girişimlere karşı) hileli planlar kurdular (ve kuracaklardır). Oysa eğer onların (şeytani) hile ve hazırlıkları, dağları yerinden oynatıp kaydıracak (zelzeleler oluşturacak derecede bugün nükleer silahlara ve teknolojik imkânlara dayanmış) olsa bile, Allah katında da (kesinlikle onları boşa çıkaracak ve etkisiz kılacak kudret) planları ve programları vardır! (Allah zalim güçlerin mekir ve tuzaklarını kendi başlarına saracaktır.)

https://www.mealikerim.com/14/ibrahim/46%5B/b%5D

Hamdolsun ki Üstad Ahmet Akgül, kirli planları ortaya dökmekte, kimler kimlerle orta koymakta, Rabbim sağlık afiyet versin, bir an önce Adil Düzene Dayalı YENİ BİR DÜNYAYI İNŞAA ETMEYİ NASİP EYLESİN…

[b]A’raf 164
O vakit onlardan (fasık ve gafil) bir topluluk (peygamberlerine): “Allah’ın kendilerini helak etmek veya şiddetli bir azap (ve akıbete) düşürmek istediği(ni bildiğiniz bizim gibi) bir kavme, (hâlâ) ne diye (boşuna) öğüt veriyorsunuz? (Bizi niye rahatsız ediyorsunuz?)” diye (sorduklarında); “Rabbinize karşı hiçbir mazeretiniz (kalmasın ya da özür dileyip ıslah olasınız) diye ve olur ki (söz dinleyip) sakınırlar ümidiyle…” (yanıtını vermişlerdi.)

https://www.mealikerim.com/7/araf/164%5B/b%5D

Görenedir görene… Köre nedir köre ne?!”
Netanyahu’nun Filistin’i yok sayan tavrına karşı, SN. Erdoğan’ın suskun kalması, hatta Türkevi’nde saygıyla ağırlayarak bu küstahlığını onaylaması, herkesin gerçek ayarını ve amacını da ortaya koymaktaydı

Gömlek Meselesi
Yola çıkarken, “Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyenler, yol biterken “israil ile gömlek de aynı kravat da” diyor. Evet biz biliyorduk böyle olduğunu… Biz biliyorduk da sizin itirafınız da çok anlamlı efendiler!.. Mahşere not olacak cinsten bu itirafı ne güzel yaptınız.

Büyük İsrail’i kurmaya çalışırken, küçük İsrail yıkılacak!
“Yedi sülaleniz alnını secdeden kaldırmasa, Irak’ta ölen bir Müslümanın vebalini ödeyemez!”
Prof. Necmettin ERBAKAN
BOP Projesi Eşbaşkanı olduğunu ve Amerika’nın kendisine görev verdiğini söyleyen Erdoğan, görevini layıkıyla yapıyor!
“Tarih boyunca Bâtıl, kendini en güçlü zannettiği dönemde yıkılmaya mahkum olmuştur!”
Planları işlediği ve tek dünya düzenini oluşturmaya kendilerini en yakın hissettikleri anda, işbirlikçi hükümetten kurtulup, Milli Mutabakat Hükümeti kurulduktan sonra;
Erbakan Hocanın Projeleri, hazırlıkları, Kahraman Ordumuz ve Erbakan Hocanın sadıkları!
Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Adil Dünyayı kuracaklardır İnşAllah!
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır!..

Zulüm Dönemi Biter,Gelecek KUTLU DEVRAN!..
Siyonla normalleşen,zulme çanak tutanmış
Kardeş katledilirken, katillerle sırıtan
Zalim-hain kolkola,”Tek Dünya”çin çalışmış
İnsanlığı bozan’a,arka çıkar şarlatan!..

Kuran yakan gavura,önce kof kabadayı
Terör kuyruğuna düşman,beyniyle ittifaklı
İsrail den izin ister,Aksa’da namazgahlı(!..)
Bunca hile hıyanetle,yine de o,kahraman(!..)

Aile-ahlak yıkar,haramı meşru kılar
Cesaret tasmasıyla,AB nöbeti tutar
Saf koyun kasabının,kör bıçağını yalar
Şeytan saltanat biter,Hak hakim olur heman
Milli Çözüm -Adil Düzen,başlar Saadet Devran!..

Görenedir Görenee!..
Terör devletinin Başbakanı da, elbette terörist konumundaydı… Şimdi terörist Netanyahu ile, üstelik Türkevi’nde görüşüp şakalaşması nasıl yorumlanmalıydı? Ve hele terörist olduklarını söyledikleri İsrail ile normalleşme anlaşmaları imzalamaları, yetmez, Suudi ve Körfez yöneticilerini, Siyonist ve terörist İsrail’le normalleşmeleri için arabuluculuk yapmaları, hangi vasıftaki Müslümanlara yakışırdı?

İnsanlığın saadeti için değil de, İsrail’in ve siyonizmin selameti için çalışmak, şeytana hizmetçiliktir!

İşte New York’taki Türkevi’nde Erdoğan-Netanyahu Sohbetinin Satır Araları!

-Netanyahu (caddeyi göstererek): Onca yıl bu sokakta bir değişim görülmemişti, ama burası yeni. Tebrikler. (Eliyle bulundukları Türkevi’ni göstererek Erdoğan’a iltifat ediyor!?)

-Erdoğan: Teşekkürler!..

-Netanyahu: Kravatınızı beğendim. (İkisi de beyaz gömlek, kırmızı kravat giymişlerdi.) (Gülüşmeler…)

-[u][b]Erdoğan: Her ikimizin gömleği[/b][/u] de kravatı da aynı!

-Netanyahu: Kravatlarımızın benzerliği ikili ilişkilerimizin geliştiğinin göstergesidir!? (Evet, kişilik ve karakterleriniz de aynıydı!)

” HER İKİMİZİN GÖMLEĞİ DE AYNI ” ifadeleri , Aziz Erbakan Hocamızın Erdoğan ve avenesi için : BUNLAR MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARDILAR, İŞBİRLİKÇİ GÖMLEĞİNİ GİYDİLER diye taa ilk kurulduklarında bu hakikatı ifade etmişti…
Milli Çözüm ve Üstad Ahmet Akgül Hocamızın Kur’an’dan yaptığı şu çıkarım hayatımıza büyük ışık tutmakta : Kur’an’da Allah , Münafıkkarın din düşmanlarından yani din istismarcılarının din inkarcılarından çok daha tehlikeli olduğunu ve o yüzden cehennemin en alt tabakasında münafıklar ( din istismarcısı) yer aldığını ifade etmişlerdi . Şu terör devleti İsrail’in ve İşbirlikçisi Netenyahu ile bu denli dostluğu hatta ” EVİMİZE ” kadar girebilmesini CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU yapsaydı en büyük günah ve yanlış oluyor ama AKP VE ERDOĞAN yaptığında devlet adamlığı gereği diye mübah oluyor… Tek kelimeyle en hafif olarak buna hidayet kararması denir. Müslümanların düşünce yapısı malesef bu halde… Sonsuz şükürler ediyoruz ki ; HAKKA VE HALKA TERCÜMAN OLAN MİLLİ ÇÖZÜM VE ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZA tâbi ve taraf olmayanların geldikleri nokta işte hidayet kararması, hak ile batılı ayıramayan bir düşünceye sahip oluyorlar öyle oluncada İMAN VE HİDAYET noksanlığı sonucu büyük MANEVİ ÇÖKÜŞ VE BERABERİNDE DE MADDİ ÇÖKÜŞÜ HIZLANDIRIYOR…

Çare; Milli Çözüm’e inanmış ( Üstad Ahmet Akgül Hocamızın) bir Cumhurbaşkanının bir an evvel Cumhurbaşkanlığı Makamına oturması ve ADİL DÜZEN PROJELERİNİN İLANIYLA MÜMKÜNDÜR… İnşaallah bu hakikate doğru insanlık olanca hızıyla yol almakta…

[u][b]MÜRSELAT SURESİ 7. AYET[/b][/u]
Şüphesiz size va’ad edilen (zalimlerin hezimeti, mü’min ve müstaz’afların zafer ve hâkimiyeti ve kıyamet haberi) mutlaka vuku bulacaktır.
( Kaynak: [url]www.mealikerim.com[/url])

İŞBİRLİKÇİLER
TSK Güçlendirme Vakfı’na Dolaylı Engel mi Çıkarılmaktaydı?

Bu arada TSK Güçlendirme Vakfı’na bağlı olan, ve çoğu, rahmetli Erbakan Hocamız tarafından kurulan; ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN gibi oldukça stratejik savunma sanayi şirketlerimizin ve üstün teknoloji üretimlerinin, üvey evlat muamelesine tâbi tutulup, her fırsatta damat ortaklı Bayraktarların ve ürettiği İHA ve SİHA’ların öne çıkarılması… Bunların üretim ve pazarlama aşamalarına resmen destek çıkılıp TSK Güçlendirme Vakfına bağlı şirketlere ve üretimlerine bir nevi köstek olunması, kafaları karıştıran ve sorumlularını Yüce Divana taşıyacak olan talihsiz bir yaklaşımdır. Hatta bu Baykar firmasının İsrail’le özel iş birliği yapması ve gizli teknoloji transferi yaptıklarının konuşulması… Bir dönem elektrik motorlarının İsrail iştirakli Ukrayna firmasından sağlanması… Ve son ABD ziyaretinde bu maksatla ELON MUSK’la bazı özel görüşmeler yapılması ve iş birliği hazırlıkları elbette mide bulandıran ve hesabı sorulacak olan kirli irtibatlardır.

TUSAŞ, İHA sistemleri eski mühendislik direktörü Remzi Barlas’ın bazı uyarı ve itirafları üzerine başına operasyonlarının da elbette asıl nedenleri gün yüzüne çıkarılacaktı. Oysa Devlete yaraşan; bu konudaki resmi ve özel tüm girişimlere sahip çıkılması ve kolaylık sağlanmasıydı.”

Muhterem Hocamızdan Allah razı olsun…Hiçbir yerde bulamayacağımız bilgileri bize iletiyor…Bunlar da ne Vatan Aşkı ne Millet sevdası yok hem Vallahi hem Billahi…

ZALİMLERE VE İŞBİRLİKÇİLERİ YENİLECEK!.
Tek Dünya İçin Çalışıyor Siyonist
Ab Bm Nato Dsö İklim Krizi Covit
Bazen Ilımlı İslam Bazen Radikal İşit
Fecr-i Kazip Akp Yapay Sahte Ümit

Kanunlarda İlim Kuran Yerine Ab Taklit
Faiz Sömürü Soygun Düzeninde Yok Limit
Satılır Elektrik Toprak Liman Konya İzmit
Milletin Gazını Almaya Yeter Bir One Münit

Bir Devrim Yaşanır Şaşırır Irkçı Emperyalist
Sistem İşbirlikçileriyle Yıkılacak Çok Basit!.
Adil Düzen Yeni Dünya Hazırladı Baş Stratejist
Tamamlar Hristos Oldu Muhammed’e Ümmet

TÜRKİYE KUŞATILIYOR, GAFİLLER UYUMAYA DEVAM EDİYOR!
Savaşmadan bir ülke kuşatılabilir mi?! Evet kuşatılır!.
Nasıl mı? Ahlaki, manevi ve ekonomik olarak zayıflatarak, gençliğini her yönden bitirme aşamasına getirerek, tarımdan hayvancılığa, sanayiden iş sahalarına büyük çöküş yaşatarak ve iç ve dış borcun ülkenin bağımsızlığını yitirmesi noktasına getirerek o ülkeyi tek kurşun sıkmadan kuşatabilir ve kontrolünüz altına alabilirsiniz. Maalesef, güzel yurdumuz, vatanımız Akp eliyle bağımsızlığını kaybetme noktasına gelmiştir. Siyonizmin oyunu ve projesi adım adım işliyor, fakat gafiller uyumaya devam ediyor..

Konseyin dört ülkesi nerede?
Son Birleşmiş Milletler toplantısında dikkat çeken bir durum daha vardı.
♦️ Beş daimi üyenin dört tanesi toplantıya ve oturumlara katılmadı…
Prof Erbakan Hocamızın BM konusundaki uyarılarının başında, “Böyle Birleşmiş milletler mi olur, veto edin ve bunların toplantılarına katılmayın” ifadesi gelmektedir…

♦️ Allahın izniyle siyonizmin yapay saltanatı çok geçmeden mutlaka hüsranla sonuçlanacak.. Millî Çözümün Adil Düzene dayanan Yeni bir Dünya İnkılabı mutlaka kurulacaktır.

Haklı olmanın verdiği güçle Milli Çözüm atom bombasından daha büyük bir tesir meydana getiriyor inşallah.
Zerre akıl ve vicdan sahibi olan yapılan münafıklığı görür.
Filistin’i kan gölüne çeviren kişi ile kravat muhabbeti yaparken dahi o zalim, Filistin’de mazlum kanı döküyorsa ve senin ondan farkın ne?
Ve hala daha bu profilden mazlum, masum, haklı Filistin halkı için bir fayda beklemek ne imanla ne akılla bağdaşır.
Ne yazık ki böylesine bir zalime karşı güzellemeler yapılırken ve zalimlerin patronları ile (makalemizde vurgulanan nitelikte) görüşmeler devam ederken; Ne muhalefetten ne de başka etkin bir merciden ses geliyor!
Sadece Üstad Ahmet Akgül Hocamız bu gerçekleri görüyor ve cesaretle dile getiriyor.
Haklı olmanın verdiği güçle Milli Çözüm atom bombasından daha büyük bir tesir meydana getiriyor inşallah.

KAÇINILMAZ SON YAKINDIR: İSRAİL, İŞBİRLİKÇİLERİYLE BİRLİKTE YIKILACAK!..
[b]Aziz Erbakan Hocamızdan öğrenmiştik ki: Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte Margaret Thatcher 20. Haçlı Seferi’ni ilan etmişti. O gün bugündür, esasen bir Siyonist kuşatma olan Haçlı Seferi devam etmektedir. “4. Güç” diye ifade edilen “Basın” da Siyonistlerin elinde olduğu için, kalabalık ve şuursuz yığınlar da -bu kuru kalabalıklar içerisinde uyanan bir kesim olsa bile- Siyonist basına tâbi olduklarından, zannediyorlar ki, artık neredeyse Siyonistler hedeflerine ulaşmak üzereler. Oysa Siyonistlerin asla hedeflerine ulaşamayacaklarını ve İslam’ın bu Siyonist Haçlı Seferi’ne galip geleceğini Allah vaad ediyordu. Rasulullah müjdeliyordu. Amma bu Kur’ani Müjde ve Hakikate tam inanan ve Hakkı zalimlerin suratına çarparcasına yazan Milli Çözüm’den gayrı kimseler kalmamıştı.

Evet; İsrail yıkılacaktı ve bu çok yakın bir gelecekte olacaktı…

Aylardır, İsrail içten içe kaynıyordu. Netanyahu denen şeytanı, içeride kendi halkı dahi sevmiyordu. Hatta protestoların birinde, Firavun posteri açılmıştı. Netanyahu’yu firavuna benzetmişlerdi. Demek ki, Yahudi halkı bile bizim birtakım din istismarcısı Süfyan avanesi ahir zaman möselman(!)larından daha vicdanlıydı. Önceki yıllarda da on binlerce Ortodoks Yahudi büyük bir gövde gösterisi ile yürüyüş yaparak, Filistinlilere yapılan zulmü protesto ediyorlardı. Hz. Musa’nın şeriatına bağlı olduklarını ifade edip İsrail devletini reddediyorlardı.

Nasıl ki her şeyin bir alâmeti olur. Mesela, grip olmadan önce boğazın gıcıklanmaya, hapşırmaya başlarsın. Romatizma isen, yağmurlu havadan birkaç gün önce eklemlerin sızlar. Deprem gelmeden birkaç saat önce hayvanlar ulumaya, karıncalar yuvalarından çıkmaya başlar. İşte bunun gibi: İsrail’deki protestolar da İsrail’in yıkılmasının alâmetlerinden sadece bir tanesiydi.

Ve nasıl ki, Türkiye, maddi-manevi her açıdan tarihinde hiç olmadığı kadar tehlikeli bir kuşatılmışlığın son evresinde ise, aynı şey İsrail için de geçerliydi. 50 yıldan uzun süredir zulmettikleri Filistinliler artık o mazlum halk değildi. Çocuklar bilenmişti. Gözlerinin önünde evleri yakılıp yıkılmış, en yakınları katledilmişti. Ve o taş atan çocuklar büyümüşlerdi. Çoğu mühendislik okumuşlardı. Artık evin mutfağında bile füze yapar hale gelmişlerdi…

Dünyaya, sözde “Çelik Kubbe” ile kafa tutan İsrail’in kubbesini işte o çocuklar delmişti. Artık “Delik Kubbe” idi… Ve İsrail’in façası hiç bu kadar çizilmemişti. Korku, dağları hiç bu kadar aşmamıştı. Zaten yok olacaklarını Kur’an’dan da okuyup biliyorlardı. Şimdi niçin böyle deli gibi sağa sola koşuşturup, lobi faaliyetleri yürütüp çeşitli İslam ülkeleri ile normalleşmeye çalışıyorlar anladınız mı?

Ve elbette başka şeyler de vardı. Günü gelince Siyonistlere sürpriz(!) olsun diye şimdilik onlar sır idi. O sürprizlerin sadece küçük bir kısmını yıllardır Milli Çözüm yazıyor ve uyarıyordu. Ama buna rağmen İsrail de işbirlikçisi AKP de, bildiğini okumaya devam edip, kaçınılmaz akıbetlerine hızla koşmaya devam ediyorlardı.
Evet; Çelik kubbeyi delen de, F-35’leri düşüren de, Rusya’daki füzeleri çevirip tekrar kendi üzerlerinde patlatan da işte o engellenmeye çalışılan GÜÇ idi… Şimdi Baykar-Barlas olayına bir de böyle bakın.

Ama bütün bunlara rağmen hâlâ aklı yatmayan, imanı yetmeyenlere bir başka alâmet daha yazıp yorumu bitirelim:

Hayfa Üniversitesi Siyaset Bilimi Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde fahri profesör olan Uri Bar-Joseph, 1973 Arap-İsrail Savaşı’nın 50. yıldönümünü değerlendirdiği röportajında, İsrail’in benzeri görülmemiş güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Irak, İran ve Suriye’nin de yer aldığı çok cepheli bir savaş senaryosu üzerinde duran Bar-Joseph, “73’te Araplar birkaç roket fırlatabiliyordu. Şimdi sadece Lübnan’ı ele alacak olursak 150.000 rokete sahip bir cephanelikten bahsediyoruz” dedi.
İsrailli uzman açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“İsrail, 1948’deki kuruluşundan bu yana en büyük meydan okuma olabilecek bir savaş tehdidiyle karşı karşıya. Çünkü bugün düşmanlar, İsrail’in derinliğini hedef alabilecek devasa bir roket cephaneliğine sahip. İsrail’in geri cephesi hiçbir zaman bugünkü gibi tehditlere maruz kalmadı. İsrail, bu meydan okumaya bazı askeri cevapları verebilir, ancak bu sadece kısmi bir çözümdür. İsrail bir sonraki savaşın bedelini çok ağır ödeyecek.”
Çözümün diplomaside yattığını ifade eden Bar-Joseph, “Filistinlilerle olası bir çatışmayı dağıtmalı, iki devletli çözüme yönelik adımlar atmalı ve ayrıca İranlılarla konuşmaya başlamalıyız. İsrail bu seçenekleri reddetmeye devam ediyor” dedi.
İsrail-Suudi olası normalleşme anlaşması hakkında da konuşan Bar-Joseph, “Bu önemli bir anlaşma. Ancak bunun bedeli Suudilerin burada nükleer altyapıyı inşa etmesine izin vermekse, o zaman mevcut durumu ve gidişatı tercih ederim. Nükleer bir Suudi Arabistan, nükleer bir İran anlamına gelir ve Orta Doğu’da nükleer bir silahlanma yarışıyla karşı karşıya kalabiliriz. Bu, İsrail için varoluşsal bir tehdittir” ifadelerini kullandı.

(https://kudushaber.com.tr/d/12457/israil-savas-uzmanindan-siyonist-rejime-uyari)[/b]

Kim hangi şeye önem verirse tabiatı onu o tarafa ve o tarafın ehline çekecektir.
Kim hangi şeye önem verirse
Tabiatı onu o tarafa ve o
Tarafın ehline çekecektir,
Kişi kendisine münasip
Olana meyledecektir.

Siyonistlerle işbirlikçi hainlerin “en sıcak, en rahat ve en samimi” buluşmaları!
“Siyonizm” DECCAL mücadelesidir!
“İşbirlikçilik” SÜFYAN mücadelesidir!
“Tek Yeryüzü, Tek Aile, Tek Gelecek” sloganı Siyonizm’in Gizli Dünya Devletinin hayalidir.
Siyonist şeytanlar ile işbirlikçi hainler buluşmuş, Bâtıl ekseninde yeni bir dünyanın temelleri atılmıştı.
Siyonist sermaye odakları, şeytani hedefleri olan, Dünya hâkimiyetine ulaşmak için yeni senaryolar uydurmuş ve bunlar “yeni oluşumlar” diye yutturulmaya çalışılmıştı.
Geçmişte “üstümüzdeki Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyenlerin şimdilerde Siyonist Netanyahu ile gömleğinin de kravatının da aynı olduğunu söylemesi…
Natenyahu’nun ise, “kravatlarımızın benzerliği ikili ilişkilerimizin geliştiğinin göstergesidir!?” demesi…
Siyonist Şeytanlarla işbirlikçi hainlerin kişilik ve karakterlerinin aynı olduğunu göstermektedir.
“Görenedir görene… Köre nedir köre ne?!”
“Tek Yeryüzü, Tek Aile, Tek Gelecek” sloganının şeytanın planı olduğunu, Siyonistlerin ve işbirlikçi hainlerin bu planda sadık birer uşak olarak hizmet ettiklerini göremeyenler kördürler.
“Görenedir görene… Köre nedir köre ne?!”

Sahte kabadayı
Erdoğan İsrail’i Ziyaret Ederken “Aksa’da Namaz Kılma Dileğini” de Siyonistlere Aktarmıştı!

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun önümüzdeki aylarda Türkiye’ye gelmesi için bir plan üzerinde çalışıldığını kaydeden Schneier, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirme isteğini Amerikan Yahudi Toplumu liderlerine de ilettiğini vurgulamıştı. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’i ziyaret etmek için samimi bir hevesi olduğunu anlıyoruz. Hakikaten bu ziyareti gerçekleştirmek istiyoruz” diyen Yahudi kanaat önderi, Erdoğan’ın ziyaret sırasında El Aksa Camii’nde namaz kılmak arzusunu paylaştığını da aktarmıştı.

Haham Schneier, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın artan İslamofobi ve anti-Semitizm ile mücadeleye de değindiğini açıklamıştı. Erdoğan’ın, bunun Müslüman ve Yahudi toplumlarını daha da yakınlaştırmak için bir fırsat teşkil ettiğini görüşmede aktardığını da sözlerine ekledi.

Ve şimdi ey gafil ve safdil yandaşlar!.. Bizim, Sn. Erdoğan’ın gerçek ayarı ve amacıyla ilgili, belgelerle yazıp konuştuklarımızı; “Abartıyorsun, yanlış yorumluyorsun!” diyerek dikkate almadınız! Şimdi artık hiç değilse Siyonist Haham SCHNEİER’in samimi iltifatlarına inanın ve kimlere hizmet ettiğinizi lütfen anlayın!?

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
18
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...