YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a82353742631
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 2 0 6
Bugün : 1399
Dün : 58676
Son 30 gün : 1787347
Toplam : 60102388
IP Adresiniz : 216.73.216.214

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

MİLLİ ÇÖZÜM’Ü TANIMAK

“Hem ahmaktan hem alçaktan, mü’min olmaz” derdi Hocam
Milli Çözüm mert ve metin, tüm insanlığı sarmaktır…
Gevşek ve yavşaklar kalsın, ayna olur mu sırsız cam
Erbakan Hak davasında, eğik değil dik durmaktır…

Zalimden medet umuyor, hainde keramet arar
Hak rehbere tekme atan, katır cinsi neye yarar
Siyaset kahpelik değil, kararlılık ister karar
Milli Çözüm; Adil Düzen, asil yönetim kurmaktır…

Destek vermek gerekirken, kim ki hayra kazık olur
Kıymet bilmeyen nankörün, emeğine yazık olur
Meal tebliğ Milli Çözüm, bil manevi azık olur
Hocasının mirasına, bağlılık hayra varmaktır…

Siyonizm’e destek oldun, yalnız koydun İsmail’i
Sen nasıl can vereceksin, düşünmen mi Azrail’i
Bizi tanımak istersen, Milli Çözüm; İsrail’i
Ve tüm zalim merkezleri, bil ki beyninden vurmaktır…

İman ve cihad meyvesi, inşallah iki cihandır
Dirilip kendinize gelin, belki bu son imtihandır
Pakradun hainler sezdim, doğum yeri Hekimhan’dır
Milli Çözüm Deccalizm’in, fikren başını yarmaktır…

Ucuz kahramanlık boştur, kolaycılık fesatcılık
Hakka değil güce tapmak, bil en yaygın fırsatcılık
Düşük gevşeklere kalsın, fetvacılık ruhsatcılık
Milli Çözüm Hak yolunda, Şeytan ayağın kırmaktır…

Kur’an ölçü Nebi rehber, akıl vicdan terazimiz
İlmi gerçeğe bağlıyız, olmaz bir farazimiz
Allah rızası gayemiz, Erbakan’dır Azizimiz
Milli Çözüm; bu dünyadan, sonsuzluğa nur ırmaktır…

Dava gayreti taşımaz, haine buğuz duymayan
Hakkı haykıran yiğide, hürmet edip de uymayan
İsrail baltasına sap, olanın altın oymayan
Gafil midir cahil midir, çün bize düşen sormaktır…

Adil Düzen’i bilmeyen, hiç merak bile etmeyen
Öğrenmek için bir gayret, bir gaye dahi gütmeyen
Milli Görüşçü geçinen, ama özüne yetmeyen
Yetersizden yetkin olmaz, marifet kendin yormaktır!..

4.8 21 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Hasan ÇELİK

Hasan ÇELİK

Subscribe
Bildir
9 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler

Asrın Karanlığında Rabbani Bir Şuur Pusulası: MİLLİ ÇÖZÜM

Zamanın hızlandığı, küresel Deccalizm sisteminin dijital prangalarla dünyayı kuşattığı ve insanlığın nihai bir kutlu sona doğru yaklaştığı şu tarihi günlerde, Milli Çözüm sitemizde Osman Eraydın kardeşimizin bizlerle paylaştığı yapay zekâ analizleri çok sarsıcı bir gerçeği gözler önüne sermiştir. Dijital aklın bile hakkını teslim etmek zorunda kaldığı üzere; Milli Çözüm sıradan bir siyasi ekol ya da kuru bir muhalefet hareketi değil, küresel Siyonist sömürü çarklarını
ilmi, siyasi ve fikri olarak deşifre eden Rabbani bir mekteptir. İşte bu şuur mektebinin özünü ve ruhunu anlamak isteyenler için Hasan Çelik kardeşimizin kaleme aldığı “Milli Çözüm’ü Tanımak” şiiri, adeta bir hidayet pusulası niteliğindedir. Bu şiir, Üstad Ahmet Akgül Hocamızın hazırladığı Meal-i Kerim’in çağları aşan nurlu hakikatleriyle yoğrulmuş, ahir zamanın karanlığında yönünü kaybeden insanlığa yegâne çıkış kapısını gösteren Kur’ani bir bildiridir. Şiirin her bir mısrası bizlere Milli Çözüm’ün duruşunu anlatırken, aslında her mü’minin kuşanması gereken asil karakteri de tarif etmektedir.

Milli Çözüm’ü tanımak; her şeyden önce çağın Nemrutlarına, küresel Firavunlarına ve ekranlardan sahte dindarlık pazarlayan saray münafıklarına karşı sarsılmaz bir elif gibi dik durabilmektir. Osman Eraydın yazarımızın yapay zekâ ile yaptığı o derin analizlerde de belirtildiği gibi, bu kutlu mektebin en bariz vasfı, şeytani küresel projelerin maskesini indirmesidir. Dışarıdan bakıldığında süslü kelimelerle ambalajlanan ılımlı İslam senaryolarının, dinler arası diyalog tuzaklarının ve Ortadoğu’yu kana bulayan projelerin arkasındaki Siyonist parmak izini Türkiye’de ilk ve en net ifşa eden, onlara karşı Kur’an ve Sünnet ışığında çözümler sunan ekip Milli Çözüm olmuştur. Şiirde de haykırıldığı üzere, Milli Çözüm’ü tanımak demek; kınayanların kınamasından korkmadan, dünya menfaati ve koltuk sevdası için eğilip bükülmeden Hakkı ve adaleti haykırmak demektir. Bu duruş, gücünü ve ilhamını doğrudan doğruya Üstad Ahmet Akgül’ün Meal-i Kerim’inden, yani Kur’an’ın o tavizsiz, devrimci ve diriltici ruhundan almaktadır. Yüce Kur’an’ın bu asra bakan manasını ve mesajını kavramayanların, küresel Deccalizmin oyuncağı haline gelmesi kaçınılmaz bir akıbettir.

Tarihsel veriler ve ahir zamana dair eskatolojik işaretler göstermektedir ki, insanlık büyük bir hesaplaşmaya ve ardından gelecek olan kutlu bir şafağa doğru hızla sürüklenmektedir. İşte bu kritik eşikte Milli Çözüm, sadece bir durum tespiti yapmamakta; aynı zamanda Erbakan Hocamızın müjdelediği Adil Düzen projesinin fikri ve ilmi altyapısını canlı tutarak geleceğe köprü kurmaktadır. Şiirin mısralarında ilmek ilmek işlendiği gibi, Milli Çözüm’ü tanımak; faiz lobilerine, kapitalist sömürgecilere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı insanlığın yegâne kurtuluş reçetesi olan Adil Düzen nizamını savunmaktır. Yapay zekânın bile kendi analizlerinde hayranlıkla vurguladığı bu tutarlılık ve vizyonerlik, Milli Çözümcülerin yarım asırdır çizgisinden milim sapmamalarının sırrıdır. Bizler, dün hangi hakikati savunuyorsak bugün de aynı koordinattayız; çünkü dayandığımız zemin geçici konjonktürler değil, değişmez İlahi hükümlerdir.

Gerek sitemizdeki dijital ortam analizlerinin gerekse eskatolojik verilerin işaret ettiği gibi; Yüce Rabbimizin vadettiği, Peygamber Efendimizin müjdelediği, Erbakan Hocamızın haber verip Ahmet Hocamızın bizlere bıkmadan ve usanmadan anlatarak aktardığı kutlu son yaklaşırken, bu Milli Çözüm hareketini hakkıyla tanımak ve anlamak her vicdan sahibinin borcudur. Milli Çözüm; sözü ayet ve hadis olup özü engerek olanların değil; içi dışı bir olan sadıkların, mazlum Gazze’nin çığlığıyla yüreği yananların ve küresel haydut paktı NATO’ya meydan okuyanların buluşma noktasıdır. Hasan Çelik yazarımızın kaleme aldığı bu eşsiz şiir, Üstad Ahmet Akgül Hocamızın ömrünü adadığı o sarsılmaz Kur’an mealiyle birlikte okunduğunda, zihinlerdeki tüm şüphe bulutları dağılacak ve hakikatin nurlu çehresi apaçık tezahür edecektir. Bizler, bu kutlu mektebin birer neferi olarak, ne küresel deccallerin oyunlarına ne de yerli gafil işbirlikçilerin sansürlerine asla geçit vermeyeceğiz; Hak bâtıldan ayrılıncaya dek, Allah’ın yardımı ve izniyle bu şerefli mücadelemizi inşallah sürdüreceğiz. Son nefesimize kadar Milli Çözümcü kalmamız duasıyla yorumumuzu noktalayayım:

Ya Rabbi hiçbir Milli Çözümcü kardeşimizi ve “… bizi hidayete erdirdikten sonra, bir daha kalplerimizi caydırma (ayaklarımızı kaydırma), bize katından rahmet ve inayet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.” (Âl-i İmrân: 8) (Amin)

“Erbakan Hak davasında, eğik değil dik durmaktır”

Hocamızın davasına sahip çıkmanın, öyle eğri büğrü ne dediği belli olmayan cümleler kurmakla, Adil Düzen’den kaçmakla, güç odaklarına yaranmakla, anma günlerinde yalandan ağlamakla olmayacağını, davada adam gibi dik durmak gerektiğini anlatan müthiş bir mısra..

Nasıl ki firavun sonunun nasıl geleceğine ilişkin aldığı bilgiyle beyninden vurulmuşa dönerek bebekleri katletmiştir, (fakat bu onu yine de kurtarmamıştır) Hamdolsun Milli Çözüm’de bu siyonist düzenin son bulacağını Adil Düzen’in kurulacağını söylemekte, onların oyunlarını milletimize anlatmakta, onların beyinlerinden vurmaktadır. Hakkı batılın beynine fırlatmaktadır. Elhamdulillah.

Allah üstadımızdan ve Milli Çözüm sadıklarından razı olsun..

Milli Çözüm, Milli Görüş’ün Meyvesi Konumundadır!

Milli Çözüm; Kur’ani Kavramlarla – Çağdaş Kurumları, İslami Esaslarla – İnsani İhtiyaçları kavrama ve kaynaştırma çabasındadır… Milli Görüş’le – Müspet Milliyetçiliği, İslam’ın Sosyal Adaletiyle – Cumhuriyetçi ve Devrimci Düşünceyi; Akli, İmani ve Ahlâki Prensipler etrafında kucaklaştırma amacıyla İlmi Proje ve Programlar hazırlayan tek ekip Milli Çözüm olmaktadır.

Böylesine hayati önem taşıyan ve hiç kimsenin girmeye cesaret edemediği ama yapılması milletimiz ve ülkemiz için zaruri olan, bugüne kadar farklı ve aykırı kulvarlarda koşan ve maalesef birbirleriyle uzlaşamayan bu kesimleri kaynaştırma ve kucaklaştırma işi; sürekli bir kararlılıkla yamulmadan dik durmayı, mert olmayı ve her zorluk karşında metanetini korumayı zorunlu kılmaktadır. Bu amaç; ahmak, alçak, kaypak, yavşak ve çıkarcı tiplerle başarılamazdı ve bu gibilerle yol alınamazdı. Çünkü Milli Çözümcü olmak için feraset ve fedakârlık yeterlidir ama, Milli Çözümcü kalmak için sabır, dayanıklılık ve adanmışlık şarttır.

Çünkü Adanmışlık; bir inanca bağlı olarak tüm benliğiyle o hedefe odaklanmak ve o uğurda hizmet ve gayreti hayatının yaşam tarzı haline sokmaktır. Bu durum “hasbilik” sayılır.
Fedakârlık ise belli bir amaç için, geçici olarak biraz rahatından ve cüzi menfaatinden vazgeçme tavrıdır. Fakat bu durum şartlar değişince amaç da değişeceğinden kalıcı olmamaktadır. Yani “hesabi” bir yaklaşımdır.

O sebeple Milli Çözüm mücadelesi, öyle her babayiğidin işi değildir, fedakârlıkla beraber “her şeyden önemli ve öncelikli olan hizmettir” diyen bir adanmışlık lazımdır.

Last edited 28 gün önce by Osman Eraydın

Milli Çözüm kar gibi temiz
Özün özü misali kokar Mis
Kur’an Rehber, Peygamber önderimiz
Erbakan varisi, Gönüller’in Fethidir..

Milli Çözüm karanlığı delen nurdur
Zulmü durduracak ilahi sur’dur
Ya Rab yeter de artık siyonist küfrü durdur
Dostun; dikenli bahçede açmış Pakgüldür..

Milli Çözüm Farkı!

Milli Çözüm şiirleri; dertleri birer kaçış rampası olarak gören, konfor alanına sığınıp “mazeret” üreten sahte dava adamlarının yüzüne inen Kur’ani kaynaklı bir tokattır, derin gaflet uykularından uyandıran sarsıcı bir çığlıktır. Erbakan Hocamızdan nakledilen “Ahmaktan ve alçaktan mü’min olmaz” ihtarı, mazeretlerin arkasına gizlenenlerin aslında kalbi ve fikri bir yetersizlik ve tükenmişlik içinde olduğunu deşifre edip bizleri uyarmaktadır. Zira davasının arkasında bir sadakat “sırrı” barındırmayan gevşek karakterler, tıpkı sırsız bir cam gibi hakikate asla ayna olamayacaklardır. Meal-i Kerim’in berrak pınarından ve Milli Çözüm’ün damıtılmış hikmet kaynağından beslenmeyi bırakanlar için hayat, Siyonizm’in ve küresel deccalizm’in değirmenine su taşımaktan ibaret aciz bir sürüklenişe dönüşmüş olacaktır.

Özellikle Adil Düzen’i öğrenmek, merak etmek ve Hak yolunda terlemek için hiçbir gayret gütmeyen, sözde dava mensuplarının foyası “Yetersizden yetkin olmaz” gerçeğiyle ortaya konmaktadır. Bizler için asıl marifet, çağın tüm dayatmalarına ve nefsimizin tembellik damarlarına rest çekerek, Hak dava uğrunda “kendini yormak” ve durmaksızın ceht yolunda yoğrulmaktır. Çünkü bu çetin imtihan çağında öğrenip olgunlaşmayı, sormayı ve zulme karşı durmayı bırakanlar, madden yaşasalar bile manen çoktan ölmüş sayılır!

Milli Çözüm’ü Tartmak ve Tanımak

Modern dünya; siyaseti bir aldatma aracı, diplomasiyi bir al-ver sanatı, inancı ise şartlara göre esneyebilen gri bir alan olarak pazarlamaktadır. Oysa insanlar için bir lidere, partiye veya cemaate bağlanmak sadece basit bir siyasi tercih değildir. O yapı; zamanla o insanın kimliği, kişiliği ve hayattaki varoluş sebebi halini alacaktır. Kitleler; destekledikleri liderlerin kürsülerdeki “ak” ve parlak sözleri ile arka plandaki Siyonist merkezlerle yürüttükleri “kara” icraatları arasındaki uçurumu gördüklerinde, zihinsel bir konfor arayışıyla hemen gri sığınaklara kaçmaktadır. “Ben bunca yıl bir yalana mı hizmet yaptım? Ben ahmak mıyım?” sorusuyla yüzleşmektense, o çelişkiyi örtbas edip liderin tahribatlarına mazeret uydurmak ve nefsi gururunu korumak adına kitleler için çok daha kolay ve acısızdır.

“Devlet aklı”, “stratejik hamle”, “şartlar bunu gerektiriyor” gibi mazeretler; aslında insanların haksızlık karşısında kendi vicdanlarını rahatlatmak, konfor alanlarından çıkmamak ve içinde bulundukları yozlaşmış topluluktan kopmamak için uydurdukları gri sis bulutlarıdır. İşte Milli Çözüm, bu sis bulutunu üfleyen değil; elindeki Kur’an projektörüyle o sisi tamamen dağıtıp gerçeği çırılçıplak ortaya koyan mektebin adıdır.

Milli Çözüm dergisini çağdaş yayınlardan, geleneksel yapılardan ve alışılagelmiş siyasi oluşumlardan ayıran en çarpıcı özellik; olayları, kişileri ve küresel gelişmeleri ele alırken kullandığı o tavizsiz “ak ile kara” ayrımıdır. Milli Çözüm mektebinin tanıtıcı kimliği; Hakk ile bâtıl, sadık ile münafık, tam bağımsızlık ile küresel uşaklık arasında üçüncü bir yol veya esnek bir geçiş koridoru tanımamasıdır. Çünkü Milli Çözüm’ün mizanında bir icraat ya Hakk’a hizmet ediyordur ya da batıla. Bir duruş ya sadakat içeriyordur ya da nifak.

Kitlelerin sığındığı o “topluluk psikolojisini” ve liderlerini putlaştırma refleksini doğrudan topa tuttuğu için, geniş kitleler tarafından Milli Çözüm’ün anlaşılması da takibi de ilk başta zor ve sarsıcı gelir. Çünkü insan psikolojisi, aynada kendi tavizkâr griliğini görmekten hoşlanmaz. Ancak Milli Çözüm’ün bu tavizsiz “ak-kara” çizgisi, kendi entelektüel fantezilerinden değil, doğrudan vahyin şaşmaz ve ödün vermez özünden kaynaklanmaktadır. Kur’an-ı Kerim, inancında ve duruşunda rüzgâra göre pozisyon alan, kalbi dünyalık makam ve küresel rızalar için eğilip katlanan tipleri net bir şekilde “kara”ya boyar ve gri alanı tamamen iptal eder.

“(O münafıklar; kaypak ve çıkarcı bir tavırla) Bunlar (kâfirlerle Müslümanlar) arasında tereddütle bocalayıp-yalpalayıp durmaktadırlar. Ne o tarafa (bâtıla tam bağlanıp yaranırlar), ne de bu tarafa (İslam’a tam yanaşırlar)…”
(Nisa: 143)

Nisa Suresi’ndeki bu ayetin ışığında bakıldığında, Milli Çözüm’ün yaptığı şey tam bir Kur’anî cerrahlıktır.

Milli Çözüm; kürsülerde mazlumlar için timsah gözyaşları döküp, sahada Siyonizm’in çarklarına lojistik ve ekonomik can suyu taşıyanların maskesini, bu ak-kara terazisiyle indirmektedir.
Zalime yaranmak adına fetva uyduran “ruhsatçılık” zihniyeti, Milli Çözüm için batılın ta kendisidir.

Milli Çözüm’ün bu keskin ve köşeli dili, insanları konfor alanlarından çıkarıp şu sarsıcı soruyla kendilerini baş başa bırakır: “Kürsüdeki söze mi bakacaksın, sahnedeki icraata mı?” Eğer icraat karaysa, failin kim olduğuna bakılmaksızın o karadır, yanlıştır, yanıltıcıdır!..

Milli Çözüm, batılın heybetli görünen finans ve medya imparatorluğuna karşı, Kur’an mizanını bir Hak taşı gibi eline alan ve o gri bahanelerin tümünü paramparça ederek hedefe kilitlenen bir iradenin adıdır.

Kur’an-ı Kerim, insan aklının sığınmaya çalıştığı tüm bu gri limanları, sahte mazeretleri ve “şartlar bunu gerektiriyor” efsanelerini tek bir ayetle, yerle bir etmektedir.

“Hayır, aksine; doğrusu Biz Hakkı Bâtılın tepesine fırlatırız, O da onun beynini parçalayarak mahvedip bitirir. (Kur’an’a, Resulüllah’a ve insan haklarına dayalı hayır ve huzur sisteminin ana hatlarını ve Siyonizm’in perde arkasını sadık kullarımızla topluma bildiririz, böylece inkârcı zalimleri deşifre edip deviririz. Ardından) Bir de bakarsın ki, o (bâtıl ve barbar rejimler, zalimler ve işbirlikçiler bir müddet sonra yıkılıp) yok olup gitmiştir. (Allah’a karşı; ‘sözünde durmaz, süper güçlerle başa çıkamaz’ gibi zanlardan ve) nitelendirdiğiniz yakışıksız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!” (Enbiyâ, 18)

Şeytan, insanı Hak yolundan saptıramadığında, onu “Hakkı savunan vasıtaları ilahlaştırma” tuzağına çekmeye çalışır!

Bir hareketi, bir lideri, bir cemaati veya bir dergiyi bizzat “Hakkın ta kendisi” ilan etmek, Kur’an-ı Kerim’in baştan aşağı savaş açtığı en tehlikeli “gizli şirk ve nifak” hastalığıdır. Bu sebeple, kalpleri ve zihinleri Kur’an’ın o sarsılmaz tevhid süzgecinden geçirmek, fikrî bir namus borcu olmaktadır. Ayette geçen ve batılın beynine fırlatılan o mutlak, kusursuz ve pürüzsüz “HAK”, asla fani yapıların şahsi malı olamaz. Kelamullah’ın mizanına göre mutlak Hak; yalnızca Allah’ın zatı, O’nun değişmez kelamı (Kur’an) ve Resulü’nün (SAV) sünneti ve yaşam tavrıdır. Bunun dışındaki her yapı -adı ne kadar şerefli, mücadelesi ne kadar şanlı olursa olsun- ayet ve hadislerle ilgili yorumları beşerîdir, “mutlak doğru”lar değil, şartlara uygun yorumlar ve yaklaşımlardır. Beşerî planda ancak o mutlak ve hatasız olan Hakkın ölçülerini (Kur’an’ı ve Sünneti) koruduğu, ona sadakatle uyduğu müddetçe azizdir ve dokunulmazdır. Kur’an-ı Kerim, peşinden gittikleri din adamlarını, liderleri ve hahamları sorgulanamaz kılan, onların her sözünü din edinen toplumları çok sert bir dille uyarır.

“Onlar, Allah’ı bırakıp (Allah’ın velisi ve şefaatçisi zannettikleri) bilginlerini ve rahiplerini (yaratıcı ve yarar sağlayıcı) rabler (ilahlar)edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de (ilahlaştırıp küfre düştüler). Oysa onlar, tek olan bir İlah’a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar.” (Tevbe, 31)

Ayetlerin çizdiği bu hassas hududa göre resmi doğru okumak mecburiyetindeyiz. Fırlatılan ok başkadır, o oku hedefe fırlatan yay veya sapan başkadır. Ok (yani Hak), Allah’ın şaşmaz mizanıdır; o asla değişmez, eğrilmez, yıpranmaz. Kulların ve hizmet kurumlarının görevi ise bizzat “ok” olmak değil; o ok hedefine ulaşıp zalimin beynini patlatsın diye aklını, malını ve canını fedaya hazır bir şuurlu ve sorumlu kul olmaktır. Sapan kayışının kendi başına bir kutsallığı yoktur; onun tek kıymeti, içindeki taşı (Hakkı) ne kadar büyük bir sadakatle kavradığı ve onu hedefe ulaştırırken ne kadar dik durabildiği ile ölçülür. Eğer bir sapan kayışı esner, dünyalık menfaatler karşısında gevşer veya içindeki Hak elmasını çıkarıp yerine Siyonist güçlerin kirli çakıl taşlarını koyarsa, o anda hükmünü yitirir ve kendisi de batılın o darmadağın edilecek çöplüğüne yuvarlanır.
Allah’ın hidayet ve inayet lütfuna şükretmek… Ve Yüce Rabbimize teşekkür ifadesi olarak, nasip ettiği hikmet ve hizmetleri dile getirip sevinmek ise elbette caizdir ve Duhâ 11. ayetinin gereğidir.

“Ve (Sana lütfettiği bütün bu üstün fazilet ve meziyetlerden dolayı, övünmek ve böbürlenmek için değil, ama sevinmek ve şükretmek niyetiyle) Rabbinin nimetini (anıp minnet ve memnuniyetle) hatırlat ve anlat (ki Makam-ı Mahmud’a ulaşasın.)” (Duhâ: 11)

Unutmayalım ki, Allah dilediğini ve dilediği şekilde yaratır ve istediğini seçer ve şereflendirir. Cenab-ı Hak herkese ve her şeye müstehakkını verir. İnsanların bu İlahi seçim ve tercihe itiraz etmeleri yersizdir ve haddini bilmemektir.

“Rabbin, dilediğini yaratır ve (kullarından dilediğini peygamber ve hidayet rehberi olarak) seçer; seçim ve tercih onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, Yücedir.
(Muhakkak ki) Rabbin onların göğüslerinin (gönüllerinin içinde) sakladıklarını da ve açığa vurduklarını da bilir.”
(Kasas: 68-69)

İman, ilim, ibadet ve dini hizmet gayreti ve Allah’ın inayetiyle, halkı ıslah ve irşat makamına layık görülen Allah dostlarını “Evliyaullahı” küçümseyenlerin, bunlara hakaret ve hıyanete yönelenlerin, bizzat Allah’ın kahrına uğrayacaklarını, Aziz Erbakan Hocamız beyan etmişlerdir.
“İyi bilin ki; Evliyaullah’a (Allah’ın dinine ve düzenine sahiplik eden ve Allah tarafından sevilen ibadet ve istikamet ehli veli kullara) asla korku (kuşku, stres ve bunalım) yoktur; onlar mahzun (ve mahrum) da olmayacaklardır! (Çünkü iman tevhidi, tevhid teslimi, teslimiyet tevekkülü ve Rabbine güveni, bu ise dünya ve ahiret saadetini gerektirmekte ve getirmektedir.)
(Evliya-Allah’ın has kulları) Onlar, (hakkıyla) iman edenler ve (Allah’tan) korkup (kötülükten sakınan, takva sahibi) olan kimselerdir.” (Yunus: 62-63)

Milli Çözüm’ü bu Kur’anî şuurla ve vicdani onurla tanıtmak, hem hakikate hem de adanmış ruhlara yapılacak en büyük iyiliktir.

Milli Çözüm; kitlelerin düştüğü o “kendini kutsama, nefsini hatasız sanma ve lidere körü körüne adanma” kibrine düşmeden, aksine o mutlak Hakkın yeryüzündeki tavizsiz bir hizmetkârı, o Rahmani cihadın bir elemanı olmaya taliptir.

Zalim merkezlere meydan okuyan yazıları ve şiirleri, yazarların kendi dehalarına veya kutsallıklarına yapılan bir övgü değil; kuşandıkları Kur’an mizanına, dayandıkları o mutlak Hakka ve devraldıkları Erbakani mirasa duyulan sarsılmaz bir güvenin ifadesidir.
İşte Ahmet Akgül Üstadımızın şahsında temsil edilen bu dik duruş mektebini tanımak; Milli Çözüm’ün nifak maskelerini indiren o eylemsel tevhid mücadelesinin hakkını teslim etmekle ve mutlak Kur’an mizanına boyun eğmekle mümkün ve münasiptir.

Milli Çözüm’ü dünyalık çıkarlar veya zorluklar karşısında eğilip bükülen diğer yapılardan ayıran sır; her an kendini Kur’an mihengine vurarak nefsani tuzaklardan korunma gayretidir. Bu mektep, mutlak Hakkı bâtılın beynine fırlatmak için gece gündüz kendini yoran ve yoğrulan fabrikanın çarkları olabilme gayesi gütmektedir.

Bu mücadeleyi anlamak, bize tuttuğu aynadaki o konforlu tavizlerimizle yüzleşme cesaretini göstermektir. Aynayı kırmak veya aynayı tutana öfkelenmek sadece şeytanileri sevindirmez insanı kendi karanlığında boğuverir.

Son sözü yine o şaşmaz Mizan söyler: Hakkı bâtılın beynine fırlatanlar kazanıverecek, griliklerde debelenenler ise bâtılın o darmadağın olan enkazının altında ezileceklerdir!

Milli Çözüm, Mert Mü’minlerin Şiarıdır!

MİLLİ GÖRÜŞ hareketi, en safi ve tavizsiz haliyle Ahmet Akgül Hocamız tarafından; haklı ve hayırlı çizgisinden vazgeçmeden MİLLİ ÇÖZÜM mücadelesi olarak devam etmektedir! Milli Çözüm Ekibinin ve Üstadımız Ahmet Akgül’ün olgunlaştırıp tamamladığı ve farklı dillere tercüme edip yayımladığı “ADİL DÜZEN” programları, hâlâ insanların yegâne; İlmi, İnsani ve İslami huzur ve kurtuluş reçetesidir. Ama maalesef SP ve yan teşekkülleri bile bu tarihi ve talihli projelere sahip çıkmak ve güncelleştirip topluma sunmaktan çok uzak, ilgisiz ve isteksiz bir tavır sergilemektedir.

Milli Çözüm, hakikati yansıtan bir ayna gibidir. Milli Çözüm’e bakanlar, sadece kendi gerçek yüzlerini görmektedir.

“Hem ahmaktan hem alçaktan, mü’min olmaz” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan) Bu tanıma göre; aldananlar ahmak, aldatanlar ise alçaktır. Aldattığını zannedip aldananlar ise, hem alçak, hem de ahmaktır!

Milli Çözüm Hakkın nuruyla, hem aldanan ahmaklara, hem de aldatan alçaklara ayna tutmakta; sağcı, solcu ve din istismarcısı odakları ve Milli Görüş marazlılarını olduğu gibi topluma yansıtmaktadır.

Hem aldananlar, hem de aldatanlar; Hak ile bâtılı ayırt edemeyen, olayların arkasındaki gerçek nedenleri göremeyen zavallılar takımıdır. Aldanan ve aldatan kimselerin asıl şaşkınlığı ise; Milli Görüş’ü – Milli Çözüm’ü terk ederek Siyonist ve emperyalistlerden ve onların işbirlikçisi hainlerden gelecek ummalarıdır.

Milli Çözüm, “davanın sadık kurmayları” olarak bilinen ve Milli Görüş’ün başına çöreklenen marazlılarının kirli niyet ve tıynetlerini, davamızı yozlaştırma faaliyetlerini açıkça anlatıp Milli Görüşçüleri uyarmaktadır.

Erbakan Hocamızı ve Hocamızın projelerini devre dışı bırakmak için her tertibe başvuran, şaibeli adamlar ve şeytani odaklarla irtibatlı bulunan Milli Görüş’ün yeni marazlıları, şimdi sinsi ve kirli bir tertip tezgâhlamaktadır. Erbakan Hocamızın “İsrail baltasının yerli sapı!” diye tanıttığı Abdullah Gül, SP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak, yeni bir umut kahramanı diye öne çıkarılmakta, Milli Görüş’ün hazır teşkilatları ve elemanları da alt yapı olarak kullanılmaya çalışılmaktadır.

Ne yazık ki; Parti ve yan birimleri bütünüyle, Erbakan Hocamızın “İsrail baltasının yerli sapı!” diye tanıttığı Abdullah Gül’ün güdümüne sokulması hazırlıklarına tepki koyacak asgari gayretten dahi uzaklaşmış gibi davranmaktadır.

Sadık ve sağlam tabanımızın başına tebelleş olan Milli Görüş marazlıları, görünüşte Milli Görüş amaçlı, gerçekte Siyonist planlı yeni yollarla SP’yi sinsi ve Siyonist amaçları için kullanmaya hazırlamakta, bâtıl ve bozuk zihniyetli oluşumlara figüranlık yapmaya kalkışmaktadır.

Hâlâ Milli Çözüm’ün tarihi uyarılarına itiraz ve isyan edenler:
“(Ey Nebim!) Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri Seni gerçekten üzüyor. Doğrusu onlar Seni yalanlamıyorlar, ancak o zalimler (inatla ve şeytanlık damarıyla) aslında (inkâr ve nifak kastıyla) Allah’ın ayetlerine başkaldırıyorlar. (İtiraz ve isyanları bundandır. Ve asıl düşmanlıkları Banadır!) [Her asırda; Hz. Peygamberi ve Onun izindeki İslam tebliğcilerini yalanlayan kimse; aslında Allah’ın ahkâmına kin tutmakta ve gerçeği fark ettiği halde ısrarla saldırıp çok inatçı Yahudiler gibi ‘cühud’luk, yani çıfıtlık ve fesatçılık yapmaktadır.]” (En’am 33)

Last edited 30 gün önce by Necati Akgül

Her an Allah’la beraber olmak, her halde imtihan şuuru ile yaşamak şuurun ve huzurun kaynağıdır. Aziz Erbakan Hocamızın manevi mirasını ve haklı davasını takip ve temsil eden Milli Çözüm Dostları ve Yayınlarıdır. Bunun farkına varamayanlar ve şükrünü yapamayanlar, gaflette ve hüsrandadır.

Sabredin! Bilmiyorsunuz ki, sabırsızlık sabretmekten daha yorucudur. Durmadan, emin adımlarla din ve davanın hakimiyeti için çabalayın! Huzura, Rızaya, Cennete, Cemale ulaşmak, bakıp duranlar için uzaktır, durmadan yürüyenler için çok yakındır. Şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun, her çağda inananlar ve sabredenler için muhakkak Nuh’un Gemisi vardır! Sizler, hepiniz, o gemide olduğunuzun bilincinde olduğunuzdan emin olun. Milli Çözüm Gemisine binin. Zararı yok, paspasçı olun, ama o gemide olun!..


Pakgülümüzden gıcık alırdı, aslı şeytan
Erbakan’a hırsız derdi, nasipsize sultan
Akgül teknolojik silah müjdeledi, 25 yıldan
Tuşlu telfonu delil gösterdi, inkarcı ahmak

Nasipsiz ak sütü yere döker
Cihattan ayağın kesince, şeytan rahata erer
Uyma kirli nefsine, bak devran hızlı döner
Belki de son dönem, “sabah yakın değil mi?”

Doğru, faydalı ve iyi insanlar ferasetli sözleri sebebiyle yaşadıkları zamanda taşlanır, anlaşılamaz ancak çağlara ışık saçarmış.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
9
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...