Reklam
Reklam
Reklam

Erbakan Hocamızın Mana Âleminde; AKP'YE OY VEREN HACI HOCALARI UYARMASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 30
ZayıfMükemmel 

 

Erbakan Hocamızın Mana Âleminde;

AKP'YE OY VEREN HACI HOCALARI UYARMASI[1]

    

Rüyamda: Milli Çözüm İstanbul Karargâhımızda nöbetçi oluyorum, ama bulunduğum yer bazen de Konya Milli Çözüm Karargâhımız oluyormuş. Çayımı demleyip temizliğe koyuluyorum. Süpürme-silme işi bitip lavaboları temizlemeye geçeceğim sırada zil çalıyor. İlk misafirimi karşılamanın heyecanıyla dopdolu bir şekilde kapıyı açıyorum. Aziz Erbakan Hocamız; kolları birkaç kez katlanmış bembeyaz bir gömlek, krem bir pantolon, mübarek ellerinde bir buket papatya, mübarek yüzlerinde aydan aydınlık, güneşten sıcak, yıldızların tamamından parlak bir gülümseme ile kapıda oluyorlar. Ben: "Hoş geldiniz Aziz Hocam!" diyerek, direkt mübarek ellerine sarılıp öpüyorum. Erbakan Hocamız: "Asıl sen hoş geldin. Biz ev sahibiyiz!" buyurdular aynı tebessümle. Aziz Hocamızı içeriye buyur edip hemen çay doldurmaya geçiyorum, ama Aziz Hocamız: "Dur bakalım, önce o çayı bir hak edelim. Hangi işleri tamamladın, hangi işler kaldı?" diye sordular. Yaptığım işleri sıralayıp, lavaboların temizliğinin kaldığını, onu da hemen halledip geleceğimi söyleyerek müsaade istedim.

Erbakan Hocamız: "İnsan bilmediği, daha evvel yapmadığı bir işi tavsiye edemez. İnsan bilmediği bir işle ilgili tavsiye veremez. İnsan, tatmadığı mutluluk ve huzurla ilgili tebrik ve iyi dilekte bulunamaz. İnsan, bilmediği acı ile ilgili teselli veremez. Şimdi yemin etsem yeminim karşılıksız olmaz ki; Milli Çözüm Karargâhımızda lavaboyu temizlemek, dünya ve içindekilerden hayırlıdır. Lavaboların, mutfağın çöplerini almak dünya ve içindekilerden hayırlıdır. Odaları, kitapları, dergileri düzenlemek… Silip süpürmek… Girer girmez çayın suyunu koyup, ziyaret edenlere ikram edilmek üzere o çayı demlemek… Kullanılan bardakları hemen yıkamak... Ziyarete gelecek olanlar için küçük ikramlar hazırlayıp getirmek; bunların hepisi, evden çıkarken niyetinize Allah'ın rızasını alıp, hedefinize de bütüün insanlığın kurtuluşunu oturttuysanız; işte bunların hepsi dünya ve içindekilerden hayırlıdır! Çünkü Milli Çözüm Şeytanilerin haksızlık ve ahlâksızlık saltanatını yıkmak ve tüm insanlığı huzura ve refaha ulaştırmak üzere yola çıkmıştır ve Allah rızası için çabalamaktadır!.." buyurdular. Benim hayran ve şaşkın bakışlarım içerisinde, pantolonlarının paçasını katladılar, çoraplarını çıkardılar, mübarek ayaklarına bir terlik giydiler ve lavaboya geçerek içeriyi tertemiz yıkadılar. Sonra yanıma geldiler. Erbakan Hocamız: "Bak, şimdi çayı hak ettik, dök ki içelim!" buyurdular. Kalkıp çayları döküp geldim. Çayın yanına da sürekli yaptığım fındıklı kurabiyelerden koydum. Erbakan Hocamız: "Hay babana rahmet. Çayın yanına ne güzel gitti bunlar. Senin mutfağındaki kavanozlardan alıp tatmıştım daha evvel!" buyurdular. Daha bir tane kurabiyeyi yiyip bitirmeden mübarek gözleri doldu. Mübarek yüzlerini aynı anda acı, hüzün, nefret kapladı.

Erbakan Hocamız: "Ne dedik! Bilmediğin acı için teselli veremezsin! Gerçekten bilmediğin acı için teselli verebilir misin? Elini yakmadıysan, eli yanmış birine ne söyleyebilirsin? Aç kalmamışsan, çocuklarına rahat alışveriş yapabiliyorsan; üç çocuğu günlerdir aç olan, cebinde demir üç lirası kalmış babayı nasıl teselli edebilirsin? Onun halini nasıl anlayabilirsin? Bak işte; Konyalı bir baba... Üç tane çocuğu ve eşi var. Konya’da bir işe girememiş. Alanya, Antalya dolanmış; seralarda, bahçelerde bir iş bulamamış. Çocuklarını, eşini memlekette bırakıp İstanbul'a gelmiş: "İstanbul büyük bir kazan, belki biz de kavruluruz, çoluk çocuğuma üç beş kuruş gönderirim" demiş. Fakat aylar olmuş, burada da bir iş bulamamış. Zaten ibadetten, duadan, her şart ve koşulda Allah'a dayanıp güvenmekten bihaber; şeytan iyice tepesine binmiş, daraltmış da daraltmış, bunaltmış da bunaltmış: "Herkesin işi-gücü var, senin gibiler boş, aç açıkta. Çocukların, karın perişan. Nasıl geri döneceksin? Hangi yüzle gözlerinin içine bakacaksın? Sen at kendini köprüden veya yak kendini, ama bir daha onların karşısına çıkma. Sen daha niye nefes alıyorsun?" demiş. Manadan, maneviyattan uzak, Allah korkusunu yarım yamalak bilen bir adamcağız. Yine de bildiği kadar dua etmiş: "Ya Rabbi, ben yaşamayı da yaşatmayı da beceremedim, beni bağışla!" demiş, vermiş kendini ateşe!.. Bunu haberlerde duydunuz mu? Vermez bu haberleri medya. Adamın cenazesi Konya'ya getirilmiş. İmam efendi ve üç-beş kişi cenaze namazındalar. Caminin kenarında, sakalı göbeğine kadar sarkmış bir hacı bey onlara bakıyor. Kanalın biri de oralarda, Konya'nın caddeleri, sokakları, ulaşımı, gelişimi vesaire röportaj yapıyor. Mikrofonu bu hacı beye uzatıyor, fakat kameralar daha kayıtta değil: "Efendim!” diyor çocuk. “Caminin avlusunda bir cenaze var, namaza durulmuş. Niçin siz de bu namazda saf olmadınız?" Şuursuz ve sorumsuz Hacı Müslüman! Hicaz’a gittim, cenneti garantiledim zanneden Hacı bilinçli adam!.. Diyor ki: "Evladım, ben cenazeyi de, imamı da gördüm. Yaklaşıp, imam efendiye sordum. Hocam, kimdir cenaze? Müslümanın üzerine görevdir, cenaze namazına katılalım" diye araştırdım. İmam efendi de cenazesinin geçmişini ve hazin sonunu anlatmış. Buraya kadar sıkıntı yok. Hacı bey diyor ki: "Evladım, İslam'da intihar etmek haramdır. İntihar edenin cenaze namazı kılınmaz, günahtır. O sebeple ben bu cenaze namazına katılmadım ve katılmaam!" Şimdi bu adama söyleyecek o kadar çok şey var ki! Hacı bey; senin tuzun kuru. Maaşın garantide, tarlayı, bağı, bahçeyi almış, çoluk çocuk çoğuna iş kurmuş, ev bark almış, yerleştirmişsin. Camide namazını kıl, evinde tesbihini çek, sakalını göbeğine kadar uzat, ye, iç, yat, kalk, hatta zikir, her namazın arkasından zikir yap, hatta her yıl itikâfa gir… Sonra da git AKP'ye elini ver. “Benim yerime ülkemde işsizliği, yolsuzluğu, fırıldağı zirveye çıkar. Faizi yüzde kaç yüzlere çıkar. Herkesi borca ve açlığa mahkûm et. Allah'a imanın, ibadetlerin, Kur'an'ın içini boşalt, dini ve aileyi yozlaştır, ey Erdoğan iktidarı, bütün bu talan ve tahribatların hepsini de benim elimle yap” de. Her gün açlık ve çaresizlikten ne bileyim kaç insan canına kıysın... Sonra? Sonra canına kıyanın cenaze namazı kılınmaz, öyle mi? Şeytan senii!.. Şarlatan seni!.. Kimin cenaze namazı kılınmaz biliyor musun? İşte senin ve senin gibi dini paçavraya çevirenlerin cenaze namazı kılınmaz! Yanlış anlaşılmasın; elbette hangi şart ve koşulda olursa olsun bir insan canına kıyamaz! Fakat bu gibi olayların sebepleri, senin bu olaydaki elin, bu cana kıymadaki senin rolün ve vebalin, bütün bunlar hiç mi konuşulmayacak? Bütün bunlar hiç mi sorulmayacak? Sen bütün bu hüzün, kan ve gözyaşına sebep olmuşken, AKP’ye oy vermişken, cennete mi gidebileceksin sanıyorsun? Vallahi belki de bu adamcağızı cennete koyar Allah, sana da cehennem çukurundan onun cennete girişini izlettirir. Azıcık aklın varsa başına al, yeter artık kendine gel!..

Şimdi sen Müslümansın öyle mi? Hacı efendisin! Allah'ı çok seviyorsun! Allah da seni çok seviyor, öyle mi? Yahu sen hiç "Allah kimleri sever?" diye açıp Kur’an-ı Kerim okumuyor musun? Hiç "Allah kimleri sever?" diye merak etmiyor musun? "Allah beni seviyor mu?" diye. Şimdi Ben sana Allah'ın kimleri sevdiğini sayayım, senin hayatına bir bakalım, Allah seni seviyor mu, sevmiyor mu?

“…Şüphesiz Allah, (samimi ve sürekli olarak ve özellikle zalimleri ve hainleri desteklerinden dolayı) çokça tevbe edenleri sever, (her yönden iyice) temizlenenleri de sever." (Bakara Suresi: 222)

“Hayır, (söyledikleri doğru değildir), kim ahdine vefa eder (emanetini yerine getirir, haksızlık ve ahlâksızlığa ortak olmaktan çekinirse) ve Allah’tan korkarak (zulüm, kötülük ve nankörlükten sakınırsa) şüphesiz Allah takva sahiplerini sever.” (Al-i İmran Suresi: 76)

“…Allah, (hakikat ve cihad yolunda) sabredenleri sever.” (Al-i İmran Suresi: 146)

“Böylece Allah da onlara hem dünya karşılığını (devlet, izzet ve ganimet olarak), hem de ahiret karşılığını (cennet ve rü’yet olarak) en güzel şekilde verdi. Zira Allah (görevini ve haddini bilen ve işini en güzel şekilde yerine getiren) muhsinleri sever.” (Al-i İmran Suresi: 148)

“…Çünkü Allah, tevekkül edip Kendine sığınanları sevmekte (ve desteklemekte)dir. (Al-i İmran Suresi: 159)

“…Şüphesiz Allah adil (dengeli ve gerekli şekilde) hüküm verenleri sever (hayra ve huzura eriştirir).” (Maide Suresi: 42)

Allah, bütün insanlığın maddi-manevi kurtuluşu için çaba sarf edenleri sever!

Allah, Müslüman kardeşini kendi nefsine tercih edenleri sever!

Allah, dünyanın neresinde olursa olursun, zulüm altında kıvranan, acı çekip kavrulan, aç-açıkta olan her bir insanın acısını yüreğinde hisseden ve bu sıkıntıları bertaraf etmek için çalışanları sever! Şimdi ey AKP yanlısı Hacı, Allah seni elindeki kan, sırtına yüklendiğin onca kıyılmış canla seviyor öyle mi? Yook, bu işler böyle ilerlemiyor beyim! Bunu sana Allah en kısa zamanda öyle bir öğretir ki, tüm bu sebep olduğun mazlumlar birer birer önünden geçirilir, her birinin bakışı bir şamar olur suratına da yerinden kalkamazsın!

Hacı kendine sorsun da Biz Milli Görüşçüler ve Milli Çözümcüler sormayalım mı? Sorun bakalım kendinize; bu maddelerin içinde misiniz, dışında mı? Allah sizi seviyor mu, sevmiyor mu? Cevaplar basit, bunu öğrenmek için fal baktırmaya da gerek yok. Bunca hatırlatmamıza ve ‘kasketli Hasan!’ diye diye bağırmamıza ve uyarmamıza rağmen, hâlâ bu noktadasın öyle mi? Hâlâ vicdansız, hâlâ vefasızsın! Oysa zehirden şifa beklemek ne ise, AKP iktidarından ve yandaşlarından vefa beklemek de aynıdır!.. Ama bak, bunlara rağmen Yeni Bir Dünya kurulacak, Siyonizm’in saltanatı devrilecek... Bunlara rağmen bütün insanlığın kurtuluşu gerçekleşecek! Bunlara rağmen Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal, senin söylediklerin asla yapılamaz’ diyorlarsa, bu onların akıl ve iman sınırını gösterir, seninkini değil. Allah'ın iradesi nedir? Ne içindir bilir misin? Allah'ın iradesi, mümkün olmayanı mümkün kılar!.. Sayınıza bakıp gülenlere aldırmayın. Gücünüzü hafife alanlara takılmayın. Nemrut mu güçlüydü, İbrahim mi? Nemrut! Peki, Nemrut mu kazandı, İbrahim mi? İbrahim! Firavun mu güçlüydü, Musa mı? Firavun! Peki, Firavun mu kazandı, Musa mı? Musa! Ebu Cehil mi güçlüydü Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz mi? Ebu Cehil! Peki, Ebu Cehil mi kazandı, Efendimiz mi? Efendimiz!.. O devire şahit olanlardan kime sorsanız, güçlü olan kimse onun kazanacağını söyler ve savunurdu! Fakat hepsi şaşırarak görüp şahit oldular ki; zahiren güçlü görünen değil, samimi bir iman ve gevşememiş bir gayretle davasında sabit olan, insanlığın kurtuluşu ve Allah’ın rızası için çalışıp çabalayan kim ise o kazandı! Şimdi kime hikâye gibi gelirse gelsin. Kime inanılmaz gelirse gelsin, yine Allah'ın yardımı ile güçlü olan değil Allah'a yürekten bağlananlar kazanacaklar inşaallah!.. O halde, gevşemeyin, üzülmeyin; inanıyorsanız üstün gelecek olanlar sizlersiniz!..

Meal-i Kerim’e, metni şerife, makalelere, şiirlere, Milli Çözüm Dergisi’ne ağırlık verin. Sürekli okuyun, anlamak için çaba gösterin. Anlayamazsanız bir kez daha okuyun! Olmadı mı? Bir daha okuyun. Her bir harfi içinize sindirinceye kadar okuyun. Beyniniz okuduğunuzu kodlayıp imgeleyinceye kadar okuyun. Nöbetlerinizi geçiştirmek için değil, samimiyetle tutun. Karşılığını Allah'tan bekleyerek tutun. Allah'ın her anınızda olduğu gibi nöbetinizi tutarken de yanınızda olduğunu bilerek tutun. Bizim, nöbetinize başlayıp bitirinceye kadar size eşlik ettiğimizi bilerek tutun. Evinizden çıkış niyetinize, yaptığınız her bir işe, nöbette kurduğunuz her bir cümleye şahit olduğumuzu bilerek tutun. Karargâh nöbetlerinin süresi sınırlandırılmadı malum, çünkü cihat ibadetinde zaman, vakit, süre sınırı yoktur. Bizim Makam Nöbetini de üç ayla sınırlandırmasak diye düşünüyorum! Her gün Bize kardeşlerimizden birinin eşlik etmesi öyle güzel ve anlamlı ki! Biz nöbet arkadaşımızı yanımıza alıp ruhaniyetimizle tüm dünyayı kontrol edip geliyoruz. Allah’ın izniyle bazen bir mazluma nefes olup, bazen dünyanın diğer ucunda bir yetimin başını okşuyoruz! Bazen bir füzenin önüne geçip durduruyor, bazen tam ters yöne giden bir füzenin yönünü değiştirip zalimin tepesine indiriyoruz! Öyle gelip, iki kişiyle konuşup, üç kişiyle muhabbet edip, çiçeğimizi, toprağımızı sulayıp, düzenleyip gittiğinizi zannetmeyin. Hatta hizmetlerine mani olmazsa bir gün de Ahmet kalsa yanımızda! Biz Ahmet’le dünyada iken madden ve zahiren birlikte 10/11 saat geçirmedik hiç!.. Ooo, şimdi mana ikliminde el ele verip gitmediğimiz toprak mı bırakırız, silmediğimiz gözyaşı mı? Çomak sokmadık zalim düzeni mi bırakırız, ayak basmadık coğrafya mı? Allah'ım, bu düşüncenin hayali bile dünya ve içindekilerden değerli!.. Çok şükür Ya Rabbi! Çok şükür Ya Rabbi! Çok şükür Ya Rabbi!" buyurdular, o esnada uyandım.

Bunlar sadece bir rü’yadır!” deyip burun kıvıracaklara ise; işte Aziz Erbakan Hocamızın AKP ve RTE ile ilgili sağlığında iken konuştukları:

Erbakan Hocamız, 2007 yılında bir televizyon programına verdiği mülakatta AKP'nin ekonomi politikalarını sert dille eleştirip gerçekleri aktarmıştı. Bugün yaşanan derin ekonomik kriz üzerinden Erdoğan için 2007'de kullandığı "Ekonomiyi böylesine yok etmek için özel yetiştirilmiş usta olmak gerek!" sözleri tekrar akıllara gelen Erbakan Hoca, şu şekilde konuşmuşlardı:

"IMF Haim Nahum doktrinini uyguluyor, Bizi İsrail'e vilayet yapacak. Onun için Milletimizi aç bırakacak, işsiz bırakacak, borca esir edecek ve dininden uzaklaştıracak, o (Tayyip Erdoğan ise) bunun görevlisi. Sen gittin imam hatipliyim diye milleti aldattın ve anahtarı alıp IMF'ye ve Siyonist merkezlere teslim ettin. O da 5 sene içinde Türkiye'yi mahvetti. Nasıl ekonomistsin sen? Hakikaten 'cehlin bu derecesi için özel gayret sarf etmesi lazım' diye şairlerden birinin bir sözü var. Onun için ekonomideki bu faciaları meydana getirmek için “ekonomi yıkım ustası” olması lazım! Yoksa bir yıkımın, bu kadar kısa zamanda olması imkânsız... Tarım zaten yok olmuş, hayvancılığı yok etmişsin, bütün sanayiyi yok ediyorsun, milli hiçbir müessese bırakmamışsın. Sen nasıl ekonomistsin?.." diye sormuşlardı!..

Erbakan yine bir başka açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e çok ağır ifadelerle yüklenmiş ve: “Abdullah gitmiş İsrail baltasına sap olmuş” derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan için ise, “Tayyip de gitmiş dış mihrakların baltasına, Sevr baltasına sap olmuş” şeklinde uyarmışlardı!..

Almanya’nın saygın gazetelerinden Die Welt’e konuşan Erbakan Hoca, Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül için: “Onları bazı dış güçler buraya getirdi. Şu anki dünya düzeninin; ırkçı, Siyonist emperyalizmin, insanları köleye çeviren güçleri sayesinde iktidardalar. Batılı, Siyonist dünya düzenine bilmeden destek oluyorlar. Yaptıklarının çoğu yanlış. Vergiler ve borçlarla Siyonistlere para kazandırıyorlar. Erdoğan Siyonizm’in kasiyeri oldu. Evet, o Benim öğrencimdi, ama yapması gerekenleri ve dediklerimi yapmadı. Şimdi amacımız bu ülkeyi bunlardan kurtarmaktır!..” açıklamasını yapmıştı!..

"Amerika’nın 28 Şubat sürecinde parmağı olduğunu" söyleyen Erbakan, "25 Ocak’ta ABD’de toplantı yapıldı. ’Biz, Refah Partisi’ni iktidardan indirmekle kalmamalıyız, bölmeliyiz ve dağıtmalıyız, genç kadroları kışkırtıp kullanmalıyız’ dediler. Amerika’nın planı uygulandı ve AKP iktidara taşındı. Bunlar bizim evlatlarımızdı, ama raydan çıkarttılar, şimdi uçurumdan aşağı yuvarlanıyorlar" gerçeklerini aktarmıştı.

"İlk önce Bizim arkamızdan işbirlikçileri iş başına getirdiler, ANAP’tı, şuydu buydu... Türkiye’de bir altyapı kurdular, işbirlikçi partiler vasıtasıyla. Arkasından bu sefer AKP’yi kuvvetli bir destekle iktidara taşıdılar. AKP’lilerin haberi bile yok bu tezgâhtan... AKP nedir biliyor musun? Ondan önce kurulan sömürü çarkının muslukçubaşısı. Onlar emrediyor, bunlar musluğu açıyorlar. “O paralardan, bazı imkân ve makamlardan biraz da biz istifade edelim” diye Milli Görüş’ten ayrıldılar... AKP demek arka kapıdan kaçanlar demek. Biz bunlara 30 sene anlattık. Maalesef anlamamışlar, şimdi tam tersini yapıyorlar, sandalye hırsından dolayı Siyonizme çalışıyorlar!.." diyerek acı gerçeklere tercüman olmuşlardı…

"AKP gelir gelmez memleketin idaresini IMF’ye ve Siyonist sermayeye teslim etti. IMF ve küresel baronlar ne yaptı, gelir gelmez Türkiye’de yeni bir devlet kurdu, üst kurul, bunlara hükümet karışamaz. Devlet içinde devlet kurdu Siyonist bankerler" diyen Erbakan, en büyük tahribatın bu dönemde yapıldığını, ‘ekonomik yıkım, manevi tahribat, dış politika faciası’ yaşandığını, Türkiye’nin AKP iktidarından mutlaka kurtarılmasını hatırlattı...”

Erbakan, "Refah Partisi’nden ayrılanlar ve Milli Görüş gömleğini çıkarıp Tayyo cübbesine sarılanlar: ’Bizi Hoca kurdurdu, Hoca öyle dahi ki, iki koldan çalışıyor, bizim kuruluş gayemiz Hoca’yı Cumhurbaşkanı yapmak’ diyerek milleti aldattılar. "Millet bir defa aldanır iki defa aldanılır, ama on sefer de aldanılmaz ki… Bu nedenle ey Millet "Seçimde harakiri yapma! Seçimde AKP ve CHP’ye oy vermek kendini bıçaklamak demektir. AKP’ye oy vermek, cehenneme bilet almak gibidir. 3 Kasım’da gittin AKP’ye oy verdin. Yaptığın iş ne? Sırtına birer hortum bağladın. Hortumu AKP’ye teslim ettin, o da rantiyecilere verdi… Bugün Türkiye’de 6 milyon işsiz, 15 milyon aç, 50 milyon fakirle Türkiye perişan hale geldi. Siyonist bankerler atın jokeyidir. AKP at yarışı spikeridir. Sen hâlâ kime oy veriyorsun arkadaş bu rantiyecilere mi, bu faizcilere mi? Bunlar tabi seni mahvederler. Şimdi de gelip ağlıyorsun, aç kaldım, ayçiçeği ektirmiyor, tütün ektirmiyor, pancar ektirmiyor. AKP’ye oy vermek demek İsrail’e oy vermek demek, Amerika’ya oy vermek demek, Siyonist odaklara oy vermek demek. Elbette arkasından aç kalacaktın, ne bekliyordun, sen yaptın bu işi sen!.. Sen şimdi narkozlandın işbirlikçi basının etkisiyle, sana her şeyi yutturmaya kalkıyorlar. Hâlâ ‘efendim ne yapalım, başka alternatif yok’ dedirtiyorlar. ‘Galiba yine Erdoğan’a oy vereceğiz’ diyerek cehenneme bilet almaya hazırlanıyorsun. Milli hiçbir şeyin kalmadı, ciğerin gitti, kalbin gitti, miden gitti, bütün organların söküldü alındı. Dağın, toprağın, limanın hiçbir şeyin kalmadı” diye haykırmıştı!..

“Irak bataklığına saplanmış ABD askerini gördüğümde, buna bir nevi AKP’nin fotoğrafı olarak bakıyorum. Sırtında büyük yük, gelmiş, çölde saplanmış. Onlar 5 günde, bunlar 5 ayda bu hale geldi. Aralarında hiçbir fark yok. Bunlar un, tuz, su var, öyleyse ekmek yaparım zannediyorlar. Yapamazsın, yapamıyorsun. Mayasız olmaz, sizin mayanız yok!.. Bize Refah-Yol Hükümetinin, kaynağı nereden bulduğunu soruyorlar.”

''Milli Görüş İktidarı''nda 1 yılda 70 milyar dolar bulunduğunu, aynı şekilde bu hükümetin de 100 milyar doları bulması gerektiğini söyleyen Erbakan, bunun maya istediğini, lafla olmayacağını ifade ederek, ''O zaman niye çıktın oraya? O sandalyede boşu boşuna oturamazsın. Boş teneke gibi devrilir orası. Talebe sınıftan kaçar, okulun arka bahçesinde futbol oynarsa sonuç bu olur. O talebeye hoca ne yapsın?'' diye çıkışmıştı.

“Bakınız, seçimlere giren 19 partiden sadece Saadet Partisi Milli Görüş'ü temsil eder. AKP ve diğerleri işbirlikçidir. "Bu Hoca öyle akıllı adam ki iki partiyle çalışıyor. Saadet Partili gibi gözüküyor ama AKP'de çalışıyor!" diyorlar. Ey millet, bu dedikleri Hoca işte Benim ve Hak’tan yanayım! AKP'nin hatalarına, günahlarına, talan ve tahribatlarına Bendenizi alet etmeyin! Evet, bugün AKP'nin yöneticileri başta olmak üzere bütün kadrosu yıllarca beraber çalıştığımız kardeşlerimizdir, ama Bizim yolumuzu terk etmişlerdir. Ben tenkit ederken şahıslarını hedef almıyorum... Gittikleri yolun yanlış olduğunu anlatmak için tenkit ediyorum. Bunları kızgınlıktan değil, onların eski hocası, ağabeyi olduğum için şefkatten söylüyorum. Şimdi Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "ABD'nin Irak'ta savaşan kahraman askerinin en az zayiatla ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum" diyor. Hangi iz’an, hangi vicdan bunu kabul eder? Ey Tayyip, Milli Görüş gömleğini çıkararak girdiğin yol yanlış yoldur. Bu yol çıkmaz yol... Bak getirdin arabayı toslattın. Saadet Partisi başka diğerleri başka. Çünkü Saadet Partisi diğerlerinden çok farklıdır. Temelden farklıdır. Sultan Fatih ne sağcıydı ne solcu ne de liberal, Milli Görüşçüydü. Osmanlı, Selçuklu Milli Görüşçüydü. İşbirlikçi değildi. Türkiye bu gidişle İsrail'e vilayet olur, Allah muhafaza. Adam hâlâ: "Ben Saadet Partiliyim ama Halk Partisi gelmesin diye AKP'ye vereceğim" diyor. Aman Allah'ım bu ne bozuk ve bâtıl zihniyettir, bu ne gaflettir!.. Saadet Partisi'ne oy vermeye mecburuz. İşbirlikçilere oy vermeyin...”

AKP'li kardeşlerime sesleniyorum. 7 yıl önce Milli Görüş gömleğini çıkardınız. Tosladınız. Ülkede satacak yer bırakmadınız. Şimdi garları ve ülkenin geri kalan varlıklarını Siyonist sermayeye aktaracaksınız. İşsizlik aldı başını gitti. AKP'li kardeşlerime sesleniyorum: Durun kardeşlerim bu yol çıkmaz yol! Bu anlayışla, bu Siyonizm ortaklığıyla Türkiye'nin sorunlarını çözemezsiniz. Gelin geri dönün, Milli Görüş gömleğini giyinin. Ardından, inşaallah Yeniden büyük Türkiye'yi kuracağız. İsrail'e vilayet olmayacağız.

• (Erdoğan’ı üstünden atan at için) “Haysiyetli atmış!” (Ki onu taşımaktan utanmış!) Bunlar, ellerindeki medya gücüyle bu milleti narkozluyorlar. Bunun acısı yarın çıkacak. Bizler Millî Görüşçüler olarak bu milleti; sakın aldanmayın, bu televizyonlar, gazeteler, radyolar size yalan söylüyorlar, kalk kendine gel, diye uyarmaya mecburuz. Niçin aç ve aciz bırakılıyoruz? Bakınız, AKP atın binicisi değil, at yarışının spikeridir sadece. Korkuyorum, bizler tüm bu gerçekleri anlattıktan sonra bile AKP yöneticileri hâlâ uyanmayacak ve ülkeyi de, kendilerini de büyük belalara sokacak diye korkuyorum. Bu AKP’liler, Siyonist merkezlerin söylediklerini tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyorlar. Zaten AKP, ırkçı emperyalizm tarafından işbaşına getirilmiştir. 5 yıldır Türkiye’nin yıkılması için kullanılıyorlar. Ancak onların bundan haberi bile yok. Bakınız, AKP’nin uyguladığı politikalar dolayısıyla 3 şey yaşadık. Birincisi ekonomi yıkımıdır. İkincisi manevi tahribattır, ailevi ve ahlâki yozlaşmadır. Üçüncüsü ise dış politika faciasıdır. Niçin bunlara oy verilmez? Çünkü onlar sadece boş iddiacıdır. Onlara hiçbir şey yaptırmazlar. Çünkü zincirle başkalarına bağlıdırlar. Biz Millî Görüş olarak bu oyunları birçok kez bozduk, gene bozacağız inşaallah. Bakınız, Biz siyaset değil, matematik yapıyoruz. Onların yönetiminde ise Siyonist sermaye tüm idareyi eline alıyor. Önce milleti saf dışı bırakıyorlar. AKP eliyle hazırladıkları bu sistemde AKP sadece muslukçubaşıdır. Açtığı musluğun nereden gelip nereye aktığının bile farkında değildir. Millî irade devlet yönetiminden çıkarılarak, millet Siyonistlerin eline teslim edilmek istenmektedir."

• “İnsanlar bankalara, bankalar da dış odaklara esir edilerek bu soygun düzeni daha da güçlendirilmek isteniyor. Oysa Bizler rantiyeden, faizden kestiğimizi milletimize verdik. Yine vereceğiz. Ancak bu AKP, milleti sömürmektedir, ezmektedir, Siyonist sermayeyi ve kendi ceplerini beslemektedir. Bakınız, milli gelirin yarısını halktan alınan vergilerden oluşturdu AKP. Milli gelirin yüzde 43’ü vergilerden oluşur mu hiç? Alınan vergiler rantiyeciye devrediliyor. Millete sesleniyoruz: Harakiri yapma! Bakın, bunlar 70 milyon insandan aldıklarını 7 bin kişiye paylaştırıyorlar. Bu hükümet, bu süre içinde 550 milyar doları (şimdi 1 buçuk trilyon doları) rantiyeci ile dışarıya akıtmıştır. AKP’nin bugün sokaklara astığı bayraklar, iflas etmiş bir tüccarın kokteyline benziyor. AKP’ye bir iyilik yapmak istiyorsanız onu iktidardan devirin. Çünkü kendi enkazının altından kalkamayacak. Bu borç ve faiz sistemi artık daha fazla devam edemez. Cari açık artık dayanılmaz boyutlara varmıştır. AKP, artık satacağı hiçbir şeyi kalmadığı için iflas etmiştir. “Yabancı sermaye bize güvendiği için ülkemize geliyor” diyorlar. Hayır! Onlar seni toy gördükleri, yolunacak tavuk olarak gördükleri için geliyorlar. İşsizlik oranı yüzde 9 diyorlar. Hayır! İşsizlik oranı yüzde 21,8’dir. AKP iktidarında tarım geliri yarıya indi. 2 milyon köylü şehirlerin varoşlarına göç etti, mahvoldu!"

• "Ben bu konuşmalarımda iki kişiye hitap ediyorum. Köy kahvesinde oturan kasketli Ahmet efendiye sesleniyorum. Geçen seçimlerde beni dinlemedin, sonra dizini dövdün. Bu seçimlerde de aldanırsan dövecek dizin de kalmayacak. Bir de camiye giden sakallı Hüsnü’ye sesleniyorum. Kafasına koymuş yine AKP’ye oy verecek. Yahu bu AKP domuz kredisi veriyor. Yarın ne yaptıracaklar haberin yok. Bu AKP zina suç değildir diye yasa çıkarıyor. Sen nasıl camiye gidiyorsun. Şu sakalına bak. Deli misin sen? Saadet Partisi varken, sen hâlâ niye gözlerini yumuyorsun. Çektiğin yetmiyor mu? Seni ırkçı emperyalizm aldatıyor!..”

AKP’nin 3 Kasım 2002 seçimlerinde Millî Görüşçü sanıldığı için bu oyu aldığını söyleyen Erbakan, kendisinin isminin AKP’liler tarafından kullanılarak oy toplandığını hatırlatarak, "Böyle söyleyerek neden Beni de kendi günahlarınıza ortak etmek istiyorsunuz?" diye uyarmıştı. "AKP’ye oy vererek harakiri yapmayın. Oyunuzu kendinize verin. Dış güçler ve Siyonist bankerler size yardım etmez. Sizin yararınıza olan politikaları desteklemez. AKP, Siyonist sermayenin ortağıdır. IMF’ye kafa tutmak iman ister; bunlarınki sahte kabadayılıktır, milleti aldatıp oyalamaktır!.. AKP kireç suyudur; size süt diye kireç suyunu içiriyorlar. Süt dururken kireç suyu içilir mi? Saadet Partisi halis, muhlis süt. Televizyonda diyor ki, bakın, ikisi de aynı bardakta, beyaz diyor, ikisi de İHL mezunu diyor. Bu ne ikiyüzlülük yahu? Ne okumuş bu İHL’li Tayyip? Gittin papazın önünde imza attın. Oysa AB’nin temeli Hristiyanlıktır. İmzaladığın şeyde yazıyor. Hem Avrupa’nın dinini, ahlâksızlık sistemini benimseyeceksin, hem de dindar kahraman geçineceksin!? Hâlâ bunlara oy verilir mi?”

Bütün bu acı gerçekleri şunun için hatırlattık;

“(...) Böylece helâk olacak (pişmanlık ve perişanlık içinde kıvranacak) kişi (ve kesimler); apaçık bir delilden (sonra, "bilmedim, ikaz edilmedim” gibi mazeretlere sığınma imkânı kalmadan, hak ettiği) belaya ve cezaya uğrasındı; (buna karşılık manevi olarak ve karakter bakımından) diri kalacak (dünyada izzete, ahirette saadete ulaşacak, onurlu ve şuurlu yaşayacak) kişi (ve kimseler) de, yine apaçık bir delil ve bilgiyle hayatta kalıp (huzura ulaşsındı). Şüphesiz Allah, gerçekten (her şeyi) İşitendir, (ve herkesin kalbinden geçenleri ve niyetlerini) Bilendir…” (Enfal Suresi: 42’nci ayet - son kısmı)

      

      

VEYSEL UZUN

      

YA RAB, ZAFERE ULAŞTIR!..

      

“İnne va’dellahi, hakkün”1 hükmüne

İnandım İlahi, Kur’an Senindir…

Çün: “Ketebellahü, leeğlibenne

Ene ve Rüsüliy”2, ferman Senindir

Kuvvet kudret nusret, her an Senindir…

      

Bâtıl nizam içre, kulun muztarib

Hak davan uğrunda, meşgul muharib

“Nasrün minellahi, ve fethün garib”3

Buyuran Zatındır, ferman Senindir

Gayret metanet ver, derman Senindir…

      

Milli Çözüm zafer, umar kapından

Kopmasın elimiz, Kur’an kulpundan

Lütfeyle bizlere, kudret hapından

Zafere ulaştır, ferman Senindir

“Azizün züntikam”4; bayram Senindir…

      

Tank top füze değil, asa kazanır

Roma değil garip, İsa kazanır

Kudüs’te mücahit, Nisa kazanır

Çünkü Din Hak dava, devran Senindir

Yol ver galip gelsin, ferman Senindir…

      

Rızana ravzana, tam ermek ister

Cennette güllerin, hep dermek ister

Ahmedin yolunda, can vermek ister

Aslında mal mülk can, kurban Senindir

Aç zafer kapını, ferman Senindir…

        

1- “İnne va’dellahi hakkün”: “…hiç şüphesiz Allah'ın va’adi Hakk’tır (her dediği olacaktır)...” (Fatır Suresi, 5)

2- “Ketebellahü, leeğlibenne Ene ve Rüsüliy”:(Unutmayınız ki) Allah, “muhakkak Ben ve Elçilerim galip geleceğiz” diye yazmış (ve kararlaştırmış)tır. (Allah’ın partisi ve Kur’an’ın takipçisi olanlar mutlaka kazanacak ve başarıya ulaşacaklardır.)…” (Mücadele Suresi, 21)

3- “Nasrün minellahi, ve fethün garip...”: Yardım Allah’tandır ve zafer yakındır…” (Saff Suresi, 13)

4- “Azizün züntikam”: “En üstün ve intikam sahibi olan Allah (CC) …” (Âl-i İmran Suresi, 4)

 


Bu makaleyi sesli olarak dinleyebilirsiniz:

 


[1] (Fatma Betül Erişkin Kardeşimizin; 11.06.2022 Tarihli Rüyası)

Makale Paylaşım Sayısı: 307

SON YORUMLAR