YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6990acedf16da
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 3 6 6
Bugün : 45228
Dün : 56515
Bu ay : 774187
Geçen ay : 1625042
Toplam : 49477500
IP'niz : 216.73.216.172

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

NE KALMIŞ

Edep hayâ insaf, vicdan çürümüş
İnsanların çöpü, samanı kalmış…
Hayırlılar hepten, Hakk’a yürümüş
Yararlılar gitmiş, yamanı kalmış…

Vatan çözülüyor, o kat peşinde
Ar namus aramaz, kendi eşinde
Dürüstlük bulunmaz, sözde işinde
Cırcır böcek gibi, kemanı kalmış…

Toplum vurdum duymaz, yönetim hain
Amerka’ya serçe, mazluma şahin
Hoca mı Papaz mı, Haham mı kâhin
Firavn’u Karun’u, Haman’ı kalmış…

Hainler kahraman, diye anılır
Medya sihirbazı, netse kanılır
Hak’ta sebat eden, deli sanılır
Sadıkların bu son, harmanı kalmış…

Irkçılık damarı, Türk’ü Kürd’ünü
Sarmış Suriye’yi, Irak Ürdün’ü
Şeytanlar üflüyor, hep kükürdünü
Milliyet yozlaşmış, şamanı kalmış…

Hayret dinar için, din satıyorlar
İslam Barış dini, kin katıyorlar
NATO, FETO, Apo; fink atıyorlar
Ahı vahı bitmiş, amanı kalmış…

Gelsin Adil Düzen, kurtulsun dünya
Bâtıldan fayda yok, hepsin gördün ya…
Son saadet çağı, özlenen rü’ya
Asırların ahir, zamanı kalmış…

Allah’ım zafer ver, asil orduma
Kâfirler girmesin, aziz yurduma
Fırsat verme sinsi, nefis kurduma
Ateşi sönmüş ya, dumanı kalmış…

4.6 28 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ali ÇAĞIL - İHL ve Kamu Yönetimi Mezunu

Ali ÇAĞIL - İHL ve Kamu Yönetimi Mezunu

Subscribe
Bildir
12 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Şiirde toplumdaki çürüme, bu çürümenin etkisiyle toplumun doğruları eğrileri birbirine karıştırması ve bu çürümede yönetimin etkisi veciz bir şekilde dile getirilmiş. Ayrıca hem yönetimsel hem de toplumsal anlamda bu çürümenin neticesinde vatanımızın düştüğü tehlikeler net bir şekilde ortaya konmuş. Milletimizi, neslimizi hem dünya hem de ahiret anlamında büyük tehlikelere atan bu durumdan kurtulması için son iki kıtada yapılan duaya amin diyoruz.

MİLLİ DÖNÜŞÜME BİR LİDER LAZIM

İlgili ayeti kerimelerden ve hadisi şeriflerden, İslam âlimlerinin içtihat ve kanaatlerinden ve Erbakan Hoca’mızın öğretilerinden anladığımıza göre;

evet, Milli Devrime şöyle bir Lider lazımdır!

1.      Kur’an-ı Kerimi ve prensiplerini, Hz. Peygamber Efendimizin sünnetini ve hayat sistemini, Asrı Saadeti, İslam tarihini ve bunların günümüze nasıl yön vereceğini çok iyi bilen, anlayan ve uygulayan.

2.     Erbakan Hocamızın kutlu hayat hikâyesini, yüksek siyaset ve stratejisini ve evrensel projelerini çok iyi bilen, benimseyen; O’nun seminer ve sohbetlerinde yetişmiş olan.

3.     Milli Görüş davasını, manasını, amacını ve üstün farkını detaylarıyla bilen, bunları içine sindiren ve bir ömür boyu sapmadan bunlara sahip çıkan ve yaşayan.

4.     Adil Düzen Projesini, geçiş sürecini, uygulama biçimini teferruatıyla bilen, her türlü platformda bunları ilmi, siyasi, ekonomik ve ahlaki gerekçeleriyle rahatlıkla savunup tartışan.

5.     İlk gençlik yıllarından itibaren, hem de gönüllü ve sürekli olarak, Milli Görüş davasına her kademede, Türkiye’nin ve İslam ülkelerinin her yerinde hizmet sunan.. Anarşi dönemlerinde, 12 Eylül sürecinde ve kapatılan partilerimizin yeniden kurulması gayretlerinde hep Aziz Hocamızın yanında, yolunda ve camiamızın hayrına çalışmalara katılan…

6.     Partimize kasıtlı olarak sızdırılan veya sonradan azdırılan gaflet ve hıyanet ehlini, herkesten önce fark edip camiamızı uyaran; öngörülerinin tamamına yakını aynen çıkan; ancak davamıza çöreklenen nifak takımınca kara listeye alınıp dışlanan, suçlanan ve iftiralara uğrayan

7.     Ama bütün bu saldırı ve mahrumiyetlere rağmen; asla davamızdan, Hocamıza sadakatten ve Milli Görüş’ü savunmaktan geri durmayan.

8.     Her türlü makam ve menfaat teklifine ve çeşitli tehditlere rağmen, asla Milli Görüş’ten ayrılan döneklere ve batıl düşüncelere kaymayan; istikametinden ve hedefinden caymayan..

9.     Özellikle, “Bunlar da Milli Görüş’ün devamıdır ve Erbakan Hoca’nın bir planıdır” diye yutturulmaya çalışılan, Aziz Hocamızın tabiriyle; “şu BOP hizmetçisi ve Siyonizm işbirlikçisi” AKP’ye… Ve yine ılımlı İslam diye Dinimizi yozlaştırıp emperyalizme hizmet ettirmeye yönelen Cemaat’e asla meyletmeyen ve tahribatlarını yazıp konuşmaktan sakınmayan.

10.       Yani inancı ve davası uğruna nefsi çıkarını ve rahatını feda etmekten kaçınmayan.

11.       İslam’ın mesajını, Milli Görüş davasını ve Erbakan hakikatini çok iyi bilmek yanında; Siyonist ve emperyalist dünya düzenini, bunların arkasındaki Yahudi lobilerini ve Masonik merkezleri de çok iyi tanıyan ve yukarıda saydığımız konuların her birisi hakkında ilmi konferanslar sunacak ve bilimsel kitaplar yazacak kadar birikimli bulunan.

12.       Yeni bir Dünya medeniyetinin merkezi ve motoru olacak Türkiye’mizde, Milli birlik ve dirliğimizin korunması; ertelenen SEVR’in ve gizlenen LOZAN’ın özel maddeleri gereği ülkemizin federasyonlara ayrılıp parçalanmasına kesinlikle karşı çıkılması hususunda, oldukça dikkatli ve duyarlı davranan.

13.       Ve bu nedenle Yüce Mevlamız; Milli ve vicdani gayret güden çok farklı kesimlerde de kendisine itimat ve itibar edilip, saygı duyulan; hidayet, feraset, cesaret, ilim ve dirayet sahibi bir lideri herhalde hazırlamıştır ve yollarını açacaktır.

“Onlar, süs (hazır kolaylık ve rahatlık) içinde yetiştirilip (bazı imkân ve makamlara ulaştırılan ve nazlı kadın misali mertçe) mücadeleye açık olmayan(ları) mı (Allah’a layık ve yakışık buluyorlar?)”[Zuhruf: 18]

Ayetinin ikaz ve işaretiyle: Allah’ın rızası ve davasının hatırı için, hasımları olan din düşmanlarına ve teşkilata sızmış münafıklara karşı, en çetin şartlarda bile, cesaret ve metanetle Hakkı savunacak, her türlü sıkıntı ve kısıntı içinde ve her çeşit zorlama ve horlamaya rağmen çileli ve çetrefilli yolları bir bir aşıp kutlu hedefe ulaşacak, “dava dertlisi bir devrim rehberine” ihtiyaç vardır ve inşallah ortaya çıkacaktır.

Yukarıdaki özellikleri taşıyan bir şahsiyete sahip çıkmak ise; iz’an ve insaf ehli dava erlerimizin, iman ve vicdan ayarını gösterecek bir imtihanıdır. Elbette; “Yardım Allah’tandır ve Zafer Yakındır!” Ve Mevla’mızın Va’di Haktır.

“Mücrimler (sorumluluktan kaçan suçlu günahkârlar) istemese de (Allah) HAKKI gerçekleştirip (üste çıkarmak) ve BATILI geçersiz kılmak (istiyordu)”[Enfal:8]

“Velev kâfirler hoşlanmasa da, Allah kendi nurunu tamamlamaktan başka bir şey murad etmiyordu.”

“Müşrikler (ve münafık kesimler) kerih görüp (engel olsa da) O (Allah) Dinini bütün (batıl düzen ve) dinlere üstün kılmak üzere, elçisini hidayetle ve Hak dinle gönderiyordu”[Tevbe:32-33]

Sonuç olarak:

Hiçbir güç ve girişim, Cenabı Hakkın tayin, takdir ve taksimini değiştirmeye yeterli olmayacaktır. Hangi değişim ve devrimi, hangi kişi ve ekipler eliyle yapacağı, Allah’ın kararıdır ve kaderde kayıtlıdır. Nefsi kurgu ve kuruntularımızın heveslisi ve hayalcisi olmak yerine; Cenabı Hakkın rızası peşinde, ahiret hazırlığı gayretiyle kulluk sorumluluklarımızı kuşanmak lazımdır ve nefsi iddialar değil, imtihan zamanıdır.

Şayet Hakkın hakimiyeti ve davanın galibiyeti, özel beklentisi dışında başka bir şahsiyet eliyle gerçekleşmesi, milletimizin ve ümmetin huzura erişmesi halinde; bu işi kendileri başarmış gibi sevinip, nasipli kişileri canugönülden tebrik ve takdir edip tabi olmayan kimse, sadece nefsinin hizmetçisi bir zavallıdır..

BAK: https://www.millicozum.com/mc/2012/agustos-2012/milli-donusume-bir-lider-lazim/

Umut yittiğinde
Akıl kullanılmadığında
Vicdan kuruduğunda
Ahlak yozlaştığında
Geriye İmadan ne kalırdı?

Bunlar aynı hakikatin farklı tezahürleri değil miydi?

Ey insan, nedir seni Rabbine karşı aldatan?
Yarın öleceğini ve yaptıklarının hesabının sorulacağına inansan hakikatlere karşı bu inatçı duruşuna cesaret edebilir miydin?

Dünya hayatını orman ve yeşilliklerin yanında hızlı gitmekte olan bir tren benzetiyorlar ve insan oğlu elini camdan dışarı çıkartıyor ağaç dallarını ve yaprakları tutabilmek için ama tren hızlı bir şekilde gittiği için hiç bir şey tutulamıyor, elinde hiç bir şey kalmıyor. İşte dünya hayatı böyledir deniyor. AMA EKSİK DENİLİYORDU çünki bu dünya hayatının sonunda elimizde ya hayır hasenatlar kalacaktı yada günahlar kötülükler, işte insan oğluda bu şekilde dünya imtihanını verecekti. İşte bu yolculuğun sonunda ya Allah’ın rızasını kazanmış bir kul olacağız yada Rabbimiz uzak tutsun rızasını kazamamış müflis bir kul olacaktık. İŞİN SONUNDA NE KALMIŞ bakacaktık.

Yusuf 110
Hatta ki (sonunda görevli) resuller (halktan) umutlarını kestikleri, (şeksiz ve şeriksiz iman eden çok az kimselerin bile cihaddan ve davadan yan çizdikleri,) artık kesinlikle tekzip edilip benimsenmedikleri (kavimlerinin asla gerçek imana gelmeyecekleri ve Hakk çağrıya-davaya destek vermeyecekleri zan ve) kanaatinin (iyice yerleştiği) bir sırada, (aniden ve beklenmedik şekilde) yardımımız onlara yetişip gelmiş (zafer kapıları açılıvermiştir. Böylece) Bizim dilediğimiz (ve desteklediğimiz) kimseler kurtuluvermişti. Azgın mücrimler takımından ise zorlu azabımız (ve intikamımız) asla geri çevrilmeyecektir. (Yani; bir avuç mücahit ve müstakim mü’minin, sayıca ve imkân bakımından en zaif ve en çaresiz göründükleri bir süreçte, onlar zafere eriştirilecektir.)

https://www.mealikerim.com/12/yusuf/110

RABBİMİZİN YARDIMI VE İNAYETİYLE İNŞALLAH ZAFER KAPILARI AÇILIP YERYÜZÜNDE ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA HER AN KURULUVERECEK İNŞALLAH. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZA, ONUN PLAN PROGRAM VE PROJELERİNE SAHİP ÇIKAN TEK MİLLİ ÇÖZÜM KALDI. MİLLİ ÇÖZÜMDE BİR AVUÇ İNSAN. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZ DA 1980 YILINDA ŞU SÖZLERİ ZİKRETMİŞLERDİ;

“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: 
 
TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; 
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, 
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması
ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
 
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)

YENİ BİR DEVRİN BAŞLAMASI İLE İNŞALLAH ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA KURULMAYA BAŞLANACAKTIR İNŞALLAH. RABBİM BİZLERİ DE BİR AVUÇ KULLARDAN OLABİLMEYİ NASİP EYLESİN. AYAKLARIMIZI VE KALBİMİZİ SABİT KILSIN.

NE KALMIŞ?

Milletin derdi çok, sarayda pişkin,
Zalimler tok yatar, mazlumlar bitkin.
Haramın pençesi, helalden keskin,
Adaletin sanki, enkazı kalmış…

Dili “ümmet” söyler, kalbi hep cüzdan,
Mal makam diye, satılmış izan.
Dünyalık hırsıyla, yitirmiş iman,
Gönül Kabe’sinde, şeytanı kalmış…

Gazze kan gölüdür, gemiler yürür,
Siyon’la ticaret, aşikar sürür,
Müminlik maskeli, münafık yürür,
Cihadın sadece, destanı kalmış…

Gözyaşı kurumuş, secdeler soğuk,
Dualar dillerde, nefesler boğuk.
Uyan ey Müslüman, bu ses bir çığlık!
Hakk’ın vuslatına, zamanı kalmış…

Milli Çözüm gelir, mizan kurulur,
Hain ve zalimin, nutku vurulur.
Rahman’ın vaadi, Cihan kurtulur,
Adil bir Düzen’in, beyanı kalmış…

Hak’ta sebat eden, deli sanılır “

Deli sanılır da ;

Tarih de o delilerin eseridir…!

Toplumumuzun adeta resmini çeken bu güzide eser için Allah hocamızdan razı olsun.

Vatan çözülüyor, o kat peşinde
Ar namus aramaz, kendi eşinde
Dürüstlük bulunmaz, sözde işinde
Cırcır böcek gibi, kemanı kalmış…

Özellikle bu dizelerde toplumumuzun hastalıkları çok güzel özetlenmiş durumdadır. Bütün bir millete burada geçen aç gözlülük, namussuzluk, yalancılık ve tembellik hastalıkları birçok farklı yöntemle sanki güzel hasletler gibi öğretilmiş ve bu davranışlar takdir edilir hale gelmiştir.

Toplum vurdum duymaz, yönetim hain
Amerka’ya serçe, mazluma şahin
Hoca mı Papaz mı, Haham mı kâhin
Firavn’u Karun’u, Haman’ı kalmış…

Hainler kahraman, diye anılır
Medya sihirbazı, netse kanılır
Hak’ta sebat eden, deli sanılır
Sadıkların bu son, harmanı kalmış…

Bu müthiş dizelerde ise beyni uyuşturulmuş olan toplumun zalim ve korkak yöneticilerin ardından gittiği, hainleri kahraman bellediği, ne olduğu belirsiz adamları ise şeyh hacı hoca diye tepesinde gezdirdiği, hak davada sebat edenlere ise deli muamelesi yaptığı en güzel bir biçimde anlatılmıştır.

Irkçılık damarı, Türk’ü Kürd’ünü
Sarmış Suriye’yi, Irak Ürdün’ü
Şeytanlar üflüyor, hep kükürdünü
Milliyet yozlaşmış, şamanı kalmış…

Yıllardır memleketimize ve islam ümmetine yapılan ve yine aynı senaryoların farklı aktörleri ile oynanan ırkçılık oyunları bu dizelerde müthiş anlatılmıştır. Çünkü kükürt gazı renksiz (ne olduğu belli olmayan) yanıcı olmayan fakat zehirli bir gazdır.

Hayret dinar için, din satıyorlar
İslam Barış dini, kin katıyorlar
NATO, FETO, Apo; fink atıyorlar
Ahı vahı bitmiş, amanı kalmış…

Belamcıklar para makam ve benzeri dünyalıklar için din satarken toplumu kine ve nefrete sürüklemeye devam ettikleri artık aşikar olmuştur. Bunların ana amacının millete siyonizmi din düşmanlarını sevdirmeye birbirlerinden ise nefret ettirmeye çalıştığını anladığım müthiş dörtlük için Allah üstadımızdan razı olsun.

Gelsin Adil Düzen, kurtulsun dünya
Bâtıldan fayda yok, hepsin gördün ya…
Son saadet çağı, özlenen rü’ya
Asırların ahir, zamanı kalmış…

Allah’ım zafer ver, asil orduma
Kâfirler girmesin, aziz yurduma
Fırsat verme sinsi, nefis kurduma
Ateşi sönmüş ya, dumanı kalmış…

Cahiliyye devrinin tüm hastalıklarının en kronik halleriyle görüldüğü toplumumuzun ve bütün dünyanın tek kurtuluş ümidinin şüphesiz Adil Düzen devrimi olduğunu bizlere anlatan bu güzel şiirin son iki dörtlüğü için de Allah hocamızdan razı olsun..

“…Gelsin Adil Düzen, kurtulsun dünya
Bâtıldan fayda yok, hepsin gördün ya…
Son saadet çağı, özlenen rü’ya
Asırların ahir, zamanı kalmış…”

Bu dizelere El-Amin diyelim!..

Evet, şu ahir zamanda ne kalmış diye dönüp baktığımızda ne yazık ki karşılaştığımız tablo şiirimizde de geçtiği gibi içler acısıdır. Birtakım marazlı kesim tarafından devamlı tekrar edilen, “Bir siz mi kaldınız? Bir Milli Çözüm mü doğru?” suallerinin (basit bir sual gibi görünse de özünde Hakkı küçümseme ve nefret duygularının dışa vurumu) cevabına yönelik, hiçbir zaman “biz” demedik lakin aşikârdır ki; Milli Çözüm’den başka Hakkı pür haliyle eğip bükmeden yahut kendi çıkarı için istismar etmeyen, ve her şartta her kesime karşı savunan ve tüm misyonu vizyonu Adil Düzen projelerini geliştirmek, bunlara kaynaklık edecek ilmi hazırlığı yapmak olan başka bir topluluk da görememekteyiz…

Bu nimetin kıymetini anlamak için önce bu nimeti tanımak gerekir ki bu da ancak ihtiyaç duyarak, kıymet vererek, sorarak, didinerek okumak yetmez anlamak yetmez özümsemekle mümkündür. Şayet inancınız bir elma olsa ve bu elmayı elinizde sımsıkı tutsanız muhakkak ki bir gün o elmayı elinizden düşürürsünüz yahut birileri gelir alır… Lakin o elmayı yer ve hücrelerinize katarsanız artık kimse sizden o elmayı söküp atamaz.

Bir sohbetlerinde Muhterem Ahmet Akgül Hocamız şöyle buyurmuşlardı: ” Allah’ın insana verdiği en büyük bela; Kendisini, Zatını, ibadetini, hizmetini unutturmasıdır. Daha doğrusu, kuluna kendi asıl çıkarının nerede olduğunu unutturmasıdır.” buyurmuşlardı ve ardından Haşr Suresi’nin 18 ve 19. ayetlerini okumuşlardı.

Ey ehli iman! Allah’tan (hakkıyla) korkup (günahlardan çekinin) ve herkes yarın (ahiret) için ne (gibi salih ve halis ameller hazırlayıp) gönderdiğine bakıversin. Allah’tan (emirlerine muhalefetten ve hükmüne itirazdan) korkup (her türlü küfür ve kötülükten) vazgeçin. Zira Allah her yaptığınızdan hakkıyla Haberdardır. (Bütün amellerinizi görmekte ve niyetlerinizi bilmektedir.)

Sakın ha, kendileri Allah’ı unutmuş (şeytanın ve dünyalık arzularının yolunu tutmuş), böylece O (Allah) da (ceza olarak onları dergâhından kovmuş) kendi nefislerinin (ebedi kârını ve uhrevi çıkarını) onlara unutturmuş (bütün maneviyatını ve cennet hayatını, fani ve fena şeyler için feda etmeyi akıllılık ve gözü açıklık sanacak bir gaflet ve dalâlete sokmuş) kimseler gibi olmayın! Ki onlar (Rahmet-i İlahi’den nasipsiz bırakılmış ve hidayetleri kararmış) fasık (ve münafık)ların ta kendileridir.

Allah bizleri “unutturulanlar”dan olmaktan korusun…

Fetih 6
(Cenab-ı Hakkın İslami harekete ve onun önderi olan şahsiyete zafer ve iktidar vermesi; aynı zamanda) Allah hakkında kötü zanda bulunan (Allah’ın ve Müslümanların süper güçlerle ve Siyonist merkezlerle başa çıkamayacakları kanaatini taşıyan, mücahit ve müstakim kimseleri hayalperestlikle suçlayan; ama zahirde mü’min ve müttaki rolü oynayan) münafık erkek ve kadınlara, (ve yine İslam’ın bir kısmına inanıp bir kısmını gereksiz sayarak inkâra ve itiraza kalkışan) müşrik erkek ve kadınlara azap vermesi (ve İslami hareketin aleyhinde çalışanları rezil ve rüsva etmesi) içindir. Ta ki, (kâfirlerin ve hainlerin, Müslümanlar için bekledikleri) kötülük çemberini (hezimet ve zillet dönemini) onların başına geçirsin (diyedir. Hem mü’min ve müttaki geçinip de Kur’an ahkâmına karşı çıkan münafıkların, hem de yanlış yorumlanıp uygulanan laiklik ve çağdaşlık adına İslam’a saldıran müşrik takımının hepsine) Allah gazap etmiş, lanetlemiş ve onları hazırladığı cehenneme (terk etmiştir). Orası ne kötü (ve kahredici) bir gidiş yeridir.

https://www.mealikerim.com/48/fetih/6

Hain hainliğini yapsa da elbette ki Rabbiniz nurunu tamamlayacaktır.. İslam Alemine kan kusturanların sonları Firavun ve Nemrut gibi olacak inşaAllah..

MİLLİ ÇÖZÜMDEN GAYRI…

Her şey bozulmuş, yozlaşmış ve çürümüş.
Halk yığınlarının umutları bitmiş – tükenmiş.
“Adil Düzen” savunmak hayalperestlikmiş.
Hakk’ta sebat edenler deli ilan edilmiş.
“Unutmayın, tarihi hep deliler değiştirmiş!”

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
12
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...