“YENİ YOL” MUYDU,
MİLLİ GÖRÜŞ’Ü TARİHE GÖMME OYUNU MUYDU?
İzzettin Küçük, YENİ YOL Partisi Genel Başkanlığına Atanmıştı
2015 yılında Başbakan iken Siyonist CFR’nin özel davetlisi olarak ABD’ye çağrılan Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı İzzettin Küçük, YENİ YOL Partisi Genel Başkanlığı görevine atanmıştı. Yeni görevini sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla duyuran Küçük, 13 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Genel Başkanlık görevini devraldığını açıklamıştı. Küçük’ün paylaşımında şu ifadeler yer almıştı:
“YENİ YOL Partisi Yönetim Kurulu kararıyla 13 Ocak tarihi itibarıyla Genel Başkanlık görevini devraldım. Bugüne kadar Genel Başkanlık görevini hakkıyla ve büyük bir vakar içerisinde yürüten Sayın Celal Mümtaz Bey’e teşekkür ediyorum. Bu görevi şahsıma takdir ve teveccüh eden DEVA, Gelecek ve Saadet Partilerinin saygıdeğer Genel Başkanlarına da teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum.”
Kamu yönetimi tecrübesiyle tanınan ve Karabük Valiliği görevinde de bulunan İzzettin Küçük, YENİ YOL Partisi’nin yeni dönem çalışmalarına öncülük yapacaktı. 2018 yılında mülki idare amirliği görevinden ayrılan İzzettin Küçük, aktif siyasete Gelecek Partisi çatısı altında adım atmıştı. Siyasi tecrübesini devlet yönetimindeki birikimiyle birleştiren Küçük, 13 Ocak 2026 itibarıyla YENİ YOL Partisi Genel Başkanlığı görevini üstlenerek siyasi kariyerinde yeni bir sayfa açmıştı.
İşte bu YENİ YOL macerasının, Milli Görüş’ü rayından saptırma ve Erbakan Hoca’yı unutturma manevraları olduğunu anlamamak için, ya akıl kısırlığına ya da vicdan sakatlığına uğramak lazımdı!
Sadullah Ergin’in “Yeni Oluşum” Çıkışı!
DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. Sadullah Ergin, 3 ay içerisinde Türkiye siyasetine damgasını vuracak bir siyasi oluşumun hayata geçeceğini ve Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek yapıyı oluşturacaklarını açıklamıştı. Hatay Basın Cemiyeti’nde düzenlenen Mevlid-i Şerife katılan ve deprem şehitlerine rahmet okuyan Ergin, Mevlid-i Şerifin ardından basın mensuplarıyla bir sohbet yapmıştı. Burada Türkiye siyasetini yakından ilgilendiren bir gelişmeyi ilk kez duyuran AKP’nin eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 3 ay içerisinde Türkiye siyasetine bomba gibi düşecek bir yapılanmanın duyurulacağını, şu sıralarda yapılanmanın temellerinin atıldığını vurgulamıştı. Bu yapılaşmanın Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek kadro olacağını kaydeden Ergin, Türkiye siyasetinde yakın zamanda taşların yerinden oynayacağını aktarmıştı.[1]
Merak ediyoruz; acaba bu oluşum “YENİDEN FETÖ” mü olacaktı? Yoksa YENİ YOL’un partileşmesi ve katılımcıların tek çatı altında birleşmesi suretiyle SP’nin ve Milli Görüş düşüncesinin tarihe gömülme aşaması mıydı?
SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan 14 Ocak 2026 tarihindeki Grup Toplantısı’nda, iktidarın içerideki icraatları ve dış politikalarıyla ilgili uzunca açıklamalar yapmıştı!..
Bunların çoğu doğru saptamalardı ve uygun uyarılardı. Ancak Erbakan Hocamızın tabiriyle “Sadece ‘tespitler’ sıralanmış, asıl ‘tedavi’ yöntemleri, Milli Görüş çareleri ortaya konulmamıştı…” Ve zaten Temel Karamollaoğlu döneminden itibarıyla Saadet Partisi sadece iktidarı tenkit ve sorunları tespitle uğraşmaya, orijinal ve bilimsel Milli Görüş=Milli Çözüm çarelerini ve Erbakan’ın kutlu projelerini unutturmaya başlamıştı.
Oysa bu sorunları ve sıkıntıları CHP, İYİ Parti ve diğer muhalefet partileri de sıralamaktaydı… Hatta, peşine takıldığınız Siyonist Bilderberg’in kaşarlanmış katılımcısı ALİ BABACAN!.. Ve 2015 Siyonist CFR özel davetlisi Ahmet Davutoğlu daha cafcaflı cümlelerle bu konuları aktarmaktaydı. Sizin SP olarak farkınız ve faziletiniz; bu sorunların çözüm yollarını, yani Erbakan Hocamızın Adil Düzen programlarını anlatmanızdı.
Kaldı ki, topluma umut aşılayacak ve yeni ufuklar açacak Milli Çözüm programlarını aktarmadıktan sonra, sürekli sorunları ve tıkanıklıkları anlatmanın hiçbir yararı olmayacaktı; çünkü halk kesimleri zaten bu sıkıntıları bizzat yaşamaktaydı… Yani halkımız bunların tekrarlanıp gündeme taşınmasına ilgi duymuyor, çözüm ve çare bekliyorlardı…
Yeniden Refah Partisi’nden YENİ YOL’a Katılım Hazırlığı!
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç’tan “Yeniden Refah, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, daha birçok partinin öncülüğünde bir seçim birlikteliği oluşturulabilir.” açıklaması yapılmıştı. Kılıç, Çanakkale’deki bir restoranda basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda yaptığı konuşmada, “Yeniden Refah, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, daha birçok partinin öncülüğünde bir seçim birlikteliği oluşturulabilir. Gerekirse bu birliktelik, seçim sath-ı mailinde Türkiye’yle ilgili ortak kaygıları olan, ortak değerleri taşıyan, ortak gelecek ufkuna sahip olan diğer partilerle de ittifaka dönüşebilir.” ifadelerini kullanmıştı.[2]
“AKP ve CHP ile aynı ittifakta yer alma ihtimalimiz kalmamıştır!”
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıç, erken seçim olması halinde herhangi bir partiyle aynı masaya oturup oturmayacaklarına yönelik soruyu da yanıtlamıştı. Türkiye’nin kronik sorunlarının arka planında AKP iktidarı olduğu gibi aslında bir yönüyle de Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu söyleyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç “CHP de maalesef belediyelerde görülen davaların gündemine takılıp kalmış durumda. İktidarın büyük bir baskısı var, kabul ediyoruz, farkındayız ama Cumhuriyet Halk Partisi bu türbülanstan çıkıp Türkiye için alternatif umut olamıyor.” değerlendirmesi yapmıştı.
YENİ YOL’a Katılım Hazırlığı mı?
Yeniden Refah Partisi’nin, AKP’ye ya da CHP’ye mahkûm olmadıklarını söyleyen Kılıç, yeni bir ittifak sinyali vererek “Birlikte yeni bir yol açabiliriz. Üçüncü bir yolu diğer partilerle birlikte inşa edebiliriz. Biz buna varız. Yeniden Refah, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, daha birçok partinin öncülüğünde bir seçim birlikteliği oluşturulabilir.” itirafında bulunmuşlardı.
Fatih Bey, Ali Babacan’ın Siyonist Bilderberg müdavimi; Ahmet Davutoğlu’nun ise 2015 CFR özel davetlisi olduğunu bilmiyorsa, bu koyu bir cehalet ve gaflet sırıtmasıydı. Yok eğer bile bile, bu kirli ve şaibeli yapıya (YENİ YOL’a) katılıyorlarsa bu da açık bir dalâlet ve hıyanet sayılırdı…
Madem sonunda bunu yapacaklardı, “Milli Görüş’ten saptıkları ve davanın özünden uzaklaştıkları” gerekçesiyle niye SP’den ayrılmışlardı? Ama Allah çok büyüktür, herkesin ayarını ve amacını ortaya dökmeden kimsenin canını almayacaktı!
Rifat Serdaroğlu’nun Saptamaları ve Uyarıları!
Temel kahvede okey oynarken yellenmiş. Sesi duyulmasın diye iskemlesini gıcırdatmış! Dursun gülerek; “Uşağım, hadi sesini bastırdın, ya kokusunu ne yapacaksın?”
(AKP’li) Bademlerin ve Bahçeli’nin o kadar çok suçu, o kadar büyük ihanetleri var ki! Bunlar örtülemez, gizlenemez ve asla saklanamazdı… Ne kadar yasa çıkarırlarsa çıkarsınlar, isterlerse kırk tane referandum yapsınlar, işlenen suçları ve ihanetleri kimse unutturamazdı…
Nerede AKP’nin dört kurucusundan üçü? Nerede Gül, Arınç, Şener? Nerede Prof. Mehmet Aydın – Yaşar Yakış – Nimet Çubukçu Baş – Nazım Ekren – Ertuğrul Günay – Nihat Güner? (Erdoğan’a ters düşenler veya rakip görülenler bir bir ayıklanmıştı…)
Nerede Bahçeli’nin yola çıktığı, onu Genel Başkan seçtiren arkadaşları? Daha doğrusu, bu namuslu insanlardan, dayak yemeyen, saldırılmayan bir kişi kaldı mı?
Bu kişiler özel sohbetlerde öyle şeyler anlatıyorlar ki “Sülün Osman” duysa “Hadi be! Bu kadar da olmaz ki” deyip inanmayacaktı!..
(AKP ve MHP’de ucuz harcananların) Bazıları, delil olacak şekilde konuşmaya başladı;
Fetullah Gülen’in adamı olmakla suçlanan Davutoğlu; “Ben Başbakan Erdoğan’ın emri ile 17/25 olayları patlak vermeden 3 ay önce Fetullah Gülen’e gittim” itirafında bulunmuşlardı. (Yani hepsi FETÖ’ye yanaşma yarışındaydı…)
Eee bu ifade önüne gelince Yargıç şimdi ne yapacaktı? “Bu ifade doğru değil” dese olmazdı çünkü yazılı bir ifadeydi… İftira dese, dönemin Cumhurbaşkanı Gül olaya şahitti… Ne diyecek, nasıl saklayacaktı? Yargıç, ister Reis’in mahpus yattığı hapishanenin Savcısı olsun, ister Akbil davasında onu aklayan Yargıç olsun, isterse “Ben Said-i Kürdi’nin talebesiyim” diyen Yüksek Yargıç olsun, bütün bu itiraf ve ifadelere karşı nasıl davranacaktı? Bu evrakları yırtıp atacak mıydı?
Yarın Davutoğlu, Bülent Arınç ve bürokratlar (mertçe ve mü’mince davranıp) bildiklerini anlatırlarsa ne olacaktı? Ya hepsi birlikte hapse tıkılacaklardı, ya da tekrar yeni bir 15 Temmuz yaratılıp, bunların hepsinin kelleleri mi alınacaktı?
Hangi biri susturulacaktı? Hangi ihanetin üzeri kapatılacaktı?
– Habur rezaletinin sorumlusu Başsavcı; “Teröristlerin serbest bırakılması emrini Hükümet verdi” diyordu!..
– Bahçeli o dönemde: “Erdoğan Kandil uşağı ve Hazine soyguncusudur!” diyordu!..
– Erdoğan; “Bahçeli zürriyetsizdir, alçaktır!” buyuruyordu!..
– Ergenekon-Balyoz-KCK operasyonlarını yapan Polis Müdürü Yılmazer; “Başbakan’ın (Erdoğan’ın) talimatı olmadan yaptığım hiçbir iş yoktur” itirafında bulunuyordu…
– HSYK eski Başkan Vekili; “Yargıtay ve Danıştay seçimlerinde FETÖ ile anlaşmamız için Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve Bakan emretti” diyor ve toplantıya katılan kişilerin isimlerini, evlerin adreslerini veriyordu…
– Genelkurmay Adli Müşaviri olan Tümgeneral; “Kozmik odaya Başbakan’ın talimatıyla girildi” diye ifade veriyordu!..
Bunların hangisini susturacaklardı, hangisini yok sayacaklardı?..
AKP’yi beraberce kurduğunuz, Başbakan Yardımcısı yaptığınız, devletin Maliyesini ve Özelleştirme Yüksek Kurulunu teslim ettiğiniz eski yol arkadaşınız Abdüllatif Şener bakın neler diyordu?
“Bir kişinin evinde (Reis’in) 1 milyar ABD doları nakdi varsa, o kişinin serveti en az 100 milyar ABD dolarıdır. Dış basında Reis’in 127 milyar ABD doları serveti olduğu defalarca yazıldı, ama tekzip edilmedi!”
O günlerde böyle açık-açık konuşan Şener’in elinde bazı belgelerin olmadığını düşünmek biraz saflık olmaz mıydı? (Ama tüm itirafçılar bir şekilde susturulmuşlardı, yargı mensupları ise, maalesef pusturulmuşlardı!..)
(Ey AKP iktidarı ve Cumhur İttifakı!) Ekonomiyi bitirdiniz, orta sınıfı yok ettiniz, paramızı pul ettiniz! Kaşıkla verip, kepçe ile aldınız. Türk Milletini fakirleştirdiniz. Siz aynen Temel gibisiniz!
“Temel, iş bulamayınca Almanya’ya kaçak gitmiş. Günlerce iş aramış ama bulamayınca Fadime’ye mektup yazmış ve henüz iş bulamadım, para gönderemiyorum. Ama sana 100 öpücük gönderiyorum, bununla idare ediver!” demiş. Fadime de ona cevap vermiş: “Temelciğim, öpücüklerin çok işe yaradı. Sütçüye 5 öpücük verdim, bir aydır süt düzenli geliyor. Elektrikçiye uğradıkça 7 öpücük, ev sahibine her gün 1 öpücük. Bakkala-manava öpücük yetmedi, onlara başka bir şey verdim. Aman ha, öpücüklerini eksik etme Temelciğim!”
Sizin emeklilerimize yaptığınız zamlar, aynen Temel’in öpücüğü gibi Ey Erdoğan-Bahçeli Ortakları!
Türk Milletine bugünleri yaşatan iki adet Yerli ve Milli biradere sesleniyorum; her şey o kadar açık ki, hiçbir yolsuzluğu, hiçbir ihaneti saklayamayacaksınız!..
Çok kararlıyız. Türk Milletinin gücü neymiş, sizlere bu seçimde göstermiş olacağız. İster olağanüstü halle gelin, isterseniz sıkıyönetimle, ister Eşbaşkanlığını yaptığınız (Siyonist) ağabeyleriniz ile, isterseniz “Canımız” dediğiniz mafya babalarıyla gelin; (artık milletle başa çıkamayacaksınız!..) [3]
İşte toplumun yeni bir umut kapısı aradığı bir ortamda, Milli Görüş=Milli Çözüm programlarıyla yeni ufuklar açacakları yerde, Bilderberg’cilerin ve CFR’cilerin peşine takılmaktan utanmayan SP ve YRP yetkililerinin artık kendilerini toparlaması lazımdı!..
İsrail çıbanının deşilmesi şarttır ve kaçınılmazdır!
“Türkiye’ye ilk defa gelen, yeni kurulan terör şebekesi İsrail Büyükelçisi, bir âlim zatla görüşmek istediğini Türk Dışişlerine bildirir. Yetkililer de Mehmet Vehbi Efendi’yi önerirler. Çünkü Mehmet Vehbi Efendi hem tefsir yazarı hem de siyaset yapmış, Bakanlık yapmış bir şahsiyettir. Derken Büyükelçi ile Mehmet Vehbi Efendi bir araya geldiklerinde kendisine o Yahudi: ‘Sizin Peygamberiniz: ‘Bir gün gelecek yeryüzünde bir tek Yahudi kalmayacak. Onlardan birisi taşın arkasına saklansa bile o taş dile gelip haber verecek’ diyordu. Oysa bak biz yok olmadık. Tam aksine Filistin’de devlet kurduk” diye böbürlenir.
Merhum Mehmet Vehbi Efendi ise: “Ben Buhari’yi tercüme ederken, sıra o Hadise gelince çok düşündüm; ‘Ya Rabbi, Senin Peygamberin ne söylemişse doğrudur ve olacaktır. Ama bugün Yahudiler bütün dünyaya dağılmış durumdadır. Biz bunları nasıl bulacağız, nerede toplayacağız?’ derken bir gün Filistin’de devlet kurulduğunu, dünyanın her tarafına dağılan Yahudilerin Filistin’e göç ettiğini öğrenince seviniverdim.” deyince Siyonist Yahudi elçi şaşırıverir. Büyükelçi: “Niçin sevindiniz?” diye sorunca Mehmet Vehbi Efendi: “İşimizi kolaylaştırdınız. Artık sizleri tek tek bulmak için bizim bütün dünyayı dolaşmamıza gerek kalmayacak. Hepiniz İsrail’de bir araya geleceksiniz, biz de sizi topluca bütün insanlığın başına bela olmaktan kurtaracağız” buyurunca Yahudi’nin sesi kesilir.
Şu anda dünyanın her tarafında okunan Matta İncil’inin 23/33-36 bölümünde Yahudilere şöyle seslenilmektedir:
“Siz ey yılanlar, siz ey engerek nesli! Cehennem hükmünden nasıl kaçacaksınız? Bunun için işte, size peygamberler, hikmetli adamlar ve yazıcılar gönderiyorum; siz onlardan bazılarını öldürecek ve Haça gereceksiniz ve bazılarını havralarda dövecek ve şehirden şehire kovacaksınız ki, salih olan Habil’in kanından, ma’betle mezbah/kesimhane arasında öldürdüğünüz Barahiya oğlu Zekariyya’nın kanına kadar, yeryüzünde dökülen her salih kan üzerinize gelsin. Doğrusu size derim: Bütün bu şeyler bu neslin (Siyonist Yahudilerin) üzerine gelecektir.” diye başlayan satırları okuyan ve Yahudilerden bıkıp usanan Batılı siyasiler, içlerinden bu ur’u söküp Filistin’e taşınmasına maalesef yardımcı olmuşlardır. Orada Yahudiler mazlum halkları öldürdüğünde, Müslümanlardan azaldığı için, Avrupalılar sevinç çığlıkları atmıştır… Eğer Yahudi ölürse bir muzır azaldığı için yine Avrupalı sevinç duymaktadır. Onun içindir ki elli senedir barış sağlanamamıştır. Başka ülkeler arasındaki çatışmalarda Birleşmiş Milletler anında devreye giriyor ve barış sağlamaya çalışıyordu; başaramadığında, saldırgan tarafa karşı Birleşmiş Milletler harp ilan ediyordu. Filistin’de ise Yahudi’nin eline silah veriyordu. Bütün silah kaçakçılarına da: “Eğer Filistinli Müslümanlara silah satarsanız bir daha silah vermem” diyerek mazlumların silahlanmalarını engelliyordu!..”
İşte “Arap Baharı” palavrasıyla Suriye iç savaşı böyle çıkarılmış, gaflet ve cehalet kafalı AKP, ileride bizi de kuşatacak bu ateşe benzin sıkmış, Haçlı ve Siyonist odaklarla birlikte maalesef kardeş Libya’nın tahribine ve on binlerce Müslümanın katline Sn. Erdoğan ve kurmayları suç ortaklığı yapmış ve bağımsızlık referandumuna hazırlanan Barzani’ye sahip çıkıp, resmiyet ve meşruiyet kazandırmışlardır. Ama dış güçlerin tahriklerine rağmen, inşaallah Türkiye bu badireyi de atlatacak, bütün tuzakları boşa çıkarıp zafere ulaşacaktır.
Yeri gelmişken Erbakan Hocamızın çarpıcı ve ufuk açıcı şu tespitlerini hatırlatalım:
Acaba, neden şu anda Yahudi hâkim, biz mahkûmuz? Çünkü;
1- Siyonistlerin, bâtıl da olsa, kendi davalarına inancı bizim Allah’ın dinine ve vaadine inancımızdan fazla olduğu için!..
2- Onların şeytani gayeleri uğrundaki gayret ve fedakârlığı, bizlerin cihadından üstün olduğu için!..
Siyonist emeller taşımayan, ülkemiz aleyhindeki faaliyetlere karışmayan, başkalarını ezmeyi ve sömürmeyi amaçlamayan, dürüst ve sade Yahudilere karşı hiçbir düşmanlığımız asla söz konusu değildir. Biz, temel insan haklarına saygı çerçevesinde, herkesle birlikte ve barış içerisinde yaşamaya hazırız ve razıyız.
Hayat; iman ve cihaddan ibarettir. Yani Hakka ve hayra inanmayan ve bu uğurda bütün gücüyle çalışmayan; “canlı cenaze” hükmündedir. Evet, hayat; iman ve cihaddır. Bu iki değer ve dinamizme, kim sahip olursa, zaferi onlar kazanacak ve adaletle hâkimiyet kuracaktır.
Erbakan Hocamız defalarca anlatmıştı:
• “İstanbul’un fethini müjdeleyen Sultan Fatih’i ve askerini öven Hadis-i Şerif, bize cihadla ilgili şu esasları ders vermektedir:
1- İstanbul’un mutlaka ve kesinlikle fethedileceğini haber vererek, hedefe varmak ve zafere ulaşmak için tam bir iman, azim ve ümit sahibi olmamız hususuna,
2- Fetih ve zafer için mutlaka ehil bir komutanın lüzumuna,
3- O komutanın da askersiz olamayacağına, ordu düzeni ve disiplinine girmeyen kalabalıkların zafere ulaşamayacağına işaret etmektedir.
Peki şimdi, çağımızın en gerekli ve gerçekçi, ADİL DÜZEN ve İSLAM BİRLİĞİ projelerini unutturmaya ve Milli Görüş’ü masonik kafaların, Bilderberg’ci Ali Babacan’ların, CFR’ci Ahmet Davutoğlu gibi arkası karanlıkların güdümüne sokmaya çalışanlarla kutlu hedeflere nasıl gidilecektir?
Ama her şeye rağmen kesinlikle inanıyoruz ve bekliyoruz: “Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin filleri, sahiplerini ezdiği gibi, bugünkü zalim devletlerin uçak, gemi ve tank filoları da birbirini ezecek ve sahiplerini yiyecektir. İşbirlikçi hainler de rezil ve rüsva edilecektir!..”
Ve artık vakit tamamdır. Erbakan’ın sadık takipçisi Milli Çözüm gayretiyle Siyonist ve emperyalist güçlerin, dünyayı sömürme ve sindirme hâkimiyetleri son bulacaktır, inşaallah zulüm ve sömürü saltanatı mutlaka yıkılacaktır.
Müslüman, Tüm İnsanların Hak ve Özgürlüklerini Kutsal Tanır!..
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen “Azerbaycan Din Adamları II. Forumu”nda: “Müslüman, tüm insanların hak ve özgürlüklerini mukaddes bilir. Dünyadaki herkesin barış, güven ve huzur ikliminde onurlu bir hayat yaşaması için çalışmayı, inancının bir gereği kabul etmektedir.” demişti.
“Çünkü yeryüzünde huzur ve güven ortamı sağlanmasının, temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınmasıyla mümkün olabilecektir. Bu yüzden İslam, bütün insanların yaratılıştan sahip oldukları hak ve hürriyetleri, din, dil, ırk, cinsiyet gibi bir ayırıma tâbi tutmaksızın dokunulmaz kabul etmiş; bunlara yönelik haksız saldırılara karşı da dini, hukuki ve ahlâki müeyyideler getirmiştir. Medeniyet literatürümüzde ‘Zarurat-ı hamse’ olarak ifade edilen; canın, aklın, malın, neslin ve dinin korunması bu kapsam içindedir.
Müslüman, insanların özgürlüklerini sınırlandıracak haksızlıkları ortadan kaldırmak için mücadele etmeyi de sorumluluk bilmektedir.
İslam’a tam inanan ve uygulama gayreti taşıyan, İlahi vahye ram olan ve peygamberlerin kutlu mirasına sahip çıkan her Müslüman, evrensel insani değerlerin en tabii savunucusu olagelmiştir. Müslüman, tüm insanların hak ve özgürlüklerini mukaddes bilir. Dünyadaki herkesin barış, güven ve huzur ikliminde onurlu bir hayat yaşaması için çalışmayı, inancının bir gereği kabul etmektedir. Buna mukabil insanların temel hak ve özgürlüklerini sınırlandıracak haksızlıkları, baskı, tehdit, şiddet gibi olumsuzlukları ortadan kaldırmak için mücadele etmeyi de asli bir sorumluluk olarak görmektedir.
İslam’ın yüce hakikatlerinin ve evrensel ilkelerinin hayata tatbik edildiği dönemlerde, insanlığın temel hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla elde etmenin huzurunu yaşadığı tarihi bir gerçektir. Medeniyet tarihimiz; özellikle din ve vicdan hürriyeti hususunda, insanlığın en şahika örneklerine tanıklık etmiştir. İslam medeniyet havzasında, istedikleri dini serbestçe seçme ve o dinin kurallarını yerine getirme konusunda hiç kimse hiçbir müdahale ve sınırlamaya uğramış değildir.”
- Hatay Expres – 06.02.2026
- YENİÇAĞ – 01 Şubat 2026
- 11 Ocak 2023 – Rifat Serdaroğlu (Hükümlü) DOĞRU Parti Genel Başkanı

Merhum 54. Hükümetin Efsane Başbakanı Erbakan Hocamız’dan bir çok kez şu uyarıları dinlemiştik. Siyonizm’in oyunlarını anlattıktan sonra Şöyle buyururlardı, ” Ben size daha ne söyleyecem de siz ayılacaksınız?” ” Beni Hans anladı Hasan anlamadı, Hasan bir kez de beni Hans’tan çnce anla yahu..! ”
Şimdi; Başta Ülkemizin ve Tüm İnsanlığın yegane kurtuluş reçetesi olan Erbakan Hocamızın Adil Düzen, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya projelerini en iyi anlayan kavrayan ve kitabını yazan, yetmez bu zamana kadar hiç aldanmayan ve yanılmayan her konuda haklı çıkan Üstad Ahmet Akgül’ü daha ne olacakta anlayacaksınız? Yada daha ne olacakta dinleyeceksiniz?
Bir Milli Görüş-Milli Çözüm yolunu tutamadılar! Yeni eski ne kadar yol varsa sırf Milli Görüş ve Aziz Erbakan Hocamızın adı silinsin unutulsun diye çekilmedik gayret kalmadı. Utanmadan Milli Görüş lideri bile bulmuşlardı ya onun da bitirmeye ömrü yetmedi!
“Yeni Yol” adıyla yürütülen ittifak ve birleşme hamleleri; Milli Görüş’ü özünden koparıp Erbakan’ın Adil Düzen ve İslam Birliği projelerini unutturma operasyonudur. Saadet ve YRP kadrolarının Babacan–Davutoğlu çizgisiyle yan yana gelmesi “gaflet ve dava sapması”dır ve çözüm yeniden “iman–cihad–disiplin–ehil kadro” ekseninde Milli Çözüm programlarına dönmektir.
Hayat; iman ve cihaddan ibarettir. Yani Hakka ve hayra inanmayan ve bu uğurda bütün gücüyle çalışmayan; “canlı cenaze” hükmündedir. Evet, hayat; iman ve cihaddır. Bu iki değer ve dinamizme, kim sahip olursa, zaferi onlar kazanacak ve adaletle hâkimiyet kuracaktır.
Yeryüzündeki üç asırlık küresel sistem, Türkiyedeki siyasal uzantıları olan klikler de dahil olmak üzere, bütün unsurlarıyla birlikte büyük bir çöküşe doğru hızla yuvarlanmaktadır..
Başta İslam toplumları bulunmak üzere, Asya topluluklarından, batının ehli salip- aşırı uçlarına.. Afrikadan, Kuzey ve Latin Amerikaya kadar sadece ezen unsurlarıyla değil, bütün mazlum unsurları da dahil olmak üzere, “Yeni dünyanın Kutbunu” büyük bir heyecan ve korku ile beklemektedirler..
Çok kısa bir süre içinde, bu küresel restorasyonun sağlanıp yerleşik- kadim Adil Düzen Medeniyetine Millî Çözümü vesile edinerek, geçeceğimiz günlere ulaşmak ümidiyle.!
TIKANMIŞ VE ÇÜRÜMÜŞ BUGÜN Kİ SİSTEME KARŞIN,
ERBAKAN HOCAMIZIN FİKRİ DÜŞÜNCELERİNİ
SÖZDE DEĞİL, ÖZDE YAPACAK ,SP ,YRP, DEVA, GELECEK PARTİLERİNE SORUM ŞU OLACAK.
YENİ YOLDA ; ADİL DÜZEN VE SİSTEMİ VARMI?
YENİ YOLDA ; SİYONİZM E KARŞI,YENİ BİR TÜRKİYE YENİDEN BİR DÜNYA VARMI?
YENİ YOLDA: İSLÂM BİRLİĞİ İSLÂM BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİ VARMI?
YENİ YOLDA: D-8 VE D-60 LAR VARMI?
YENİ YOLDA: İSLAM SAVUNMA PAKTI
VARMI?
YENİ YOLDA:BİLDERBERG VE CFR MASONİK KURULUŞLARA ,İNGİLİZ KRALİYET AİLELERİNE KARŞI BİR EYLEM VE SÖYLEM VARMİ?
YENİ YOLDA:GELECEK VE DEVA PARTİSİNDE ÖZELLİKLE,FAİZE KARŞI ADİL VE EKONOMİK BİR ÇÖZÜM VARMI?
YENİ YOLDA : SP DE DÂHİL ERBAKAN’ HOCAMIZIN PROJELERİNE VE MİLLİ ÇÖZÜMÜ UYGULAMA YAPACAK KADRO VARMI?
EĞER BU SORULARIN CEVAB YOK İSE, AKP DE YILLAR ÖNCE 2001 LERDE , ERBAKAN HOCA PARTİSİNDEN AYRILANLAR “YENİLİKÇİ HAREKET” DİYE AYRILMIŞLARDI.. HAZİN ACI SONUÇ 25 YILDIR ORTADA!.
BUGÜNLERDE HERKES 7 DEN 70 “ERBAKAN HOCA HAKLIYMIŞ, BİZ ANLAMAMIŞIZ ” DİYOR…
MİLLİ ÇÖZÜM E KULAK VERİN, DUYMAZLIK VE SORUMSUZLUK .MESULİYETİNİZ AĞIR OLUR…
MİLLİ GÖRÜŞ HAİNLERİ!..
Davaya hıyanet, eden kişiye
Parti teslim eden, hainden ehven!..
Milli Görüş evren, sığmaz köşeye
Duyarsız insana, layıktır söven1
Davasız davarlar, hainden ehven!..
İngiliz konsolos, ne akıl verir
Lawrens’in torunu, beynin kemirir
Zerre vicdan olan, yüreği erir
Şu çınar sanılan, dikenli geven2
Hâlâ sus pus olan, hainden ehven!..
“Siyon baltasına, yerli sap” olan
Kurulan son tuzak, ve hesap olan
Bak doktor geçinir, ham kasap olan
Be hey vicdan ehli, uyanın lütfen
“Bize ne!..” diyenler, hainden ehven!..
AKP yıprandı, yeni bir satır3
Sömürü çarkına, sinsi bir katır
Dava bir namustur, yok gönül hatır
Damatlık diyerek, giyilmez kefen
Hâlâ susan alçak, hainden ehven!..
İngiliz Siyonist, bunlara rehber
Hep Milli Görüş’e, örülür çember
Milli Çözüm oldu, gerçeğe mimber
Hain; zehir diken, biz ise çöven4
Hâlâ vurdumduymaz, hainden ehven!..
Çelikler çürüdü, şimdi ham hasır
İsrail emrine, girmeye hazır
Kalpleri bilen var, her şeye Nazır
Mü’minsen sadece, Allah’a güven
Gayretsiz bir insan, hainden ehven!..
Âlim takım sanki, Haçlı rahibi
Kaypaklar uzlaşır, gülü tayyibi
Milli Çözüm hariç, o ev sahibi
Anın çün çırpınır, bağrını döven
Duyarsız duvarlar, davardan ehven!..
Susup duran alçak, dilsiz Şeytandır
Fasit fetva veren, bil şarlatandır
Milli Çözüm kopmaz, sağlam kaytandır5
Biz dava ehliyiz, o basit şöven6
Haine göz yuman, hainden ehven!..
Bak kaptan geçinir, ayarsız hostlar7
İçi saman dolu, insansı postlar
Gayrı ne söylenir, bilmem ki dostlar
Davaya sızmışlar, kasten ve sehven8
Duyarsız davranan, onlardan ehven9!..
“İstişare İstihare”, diyen münafık
Siyon baltasıyla, aynen mutabık10
Vicdan ehli şerle, olmaz muvafık11
Hiç rağbet görür mü, davama söven
Bunları hoş gören, hainden ehven!..
Söven: Büyük sopa.Geven: Dikenli küçük çalı.Satır: Enli kasap bıçağı.Çöven: Sabun otu, kir giderici bitki.Kaytan: İpekten örülme sağlam yelken halatı.Şöven: Irkçı ve faşist duyguları olan.Host: Uçak ve otobüslerdeki erkek hostes.Sehven: Hata ile, gafletle.Ehven: Düşük, basit ve bayağı-aşağı.Mutabık: Uyumlu.Muvafık: Uyuşan.
Makaleyi okuyunca;
mevcut partilerin amaç ve gayeleri Genel başkanlarının hangi odaklar ile iletişim halinde olup kimlerin sistemini yürütmeye çalıştıkları,
Sp ve Yrp li yetkililerinde Erbakan çizgisine dönmesi gerektiği ve birleşme olacaksa ikisi arasında birleşmesi gerektiği devamında ise başarıya gidecek yolda Çözüm olmadan sonuca gidemiyecekleri açık ve net olarak anlatılmaktadır.
İllaki mecliste olalım bizimde sesimiz duyulmalı veya duyuruyoruz demek sadece vakit kaybı olmaktadır.
Çare Milli Çözüm odaklı olmaktır
Aziz Erbakan Hocamız tarafından hazırlanan, insanlığın huzura ve özgürlüğe kavuşmasını sağlayacak, bilimsel temele sahip tek ilmi proje olan Adil Düzen Projesi elimizdeyken; bu projenin başta ülkemizde olmak üzere tüm dünyada yaygınlaşması için çalışmak ve çözüm önerisi olarak milletin gündemine getirmek dururken kalkıp bildirbergçi cfrci masonlarla işbirliğine girişmek akıl alır değil. Bu tür işbirlikleri makalede de belirtildiği gibi Milli Görüş’ün tarihe gömülmesine destek olmak demektir. Milletimizin yani ve alternatif çözüm beklediği böyle bir dönemde, elinde çözüm önerisi olan tek teşkilat Milli Görüş iken bu durum nasıl izah edilir? Bugün Erbakan Hocamızın Adil Düzen projelerine Milli Çözüm sahip çıkmakta ve Hocamızın takipçisi olduğunu ispat etmektedir.
Yazıda alıntılanan “Yeri gelmişken Erbakan Hocamızın çarpıcı ve ufuk açıcı şu tespitlerini hatırlatalım:
Acaba, neden şu anda Yahudi hâkim, biz mahkûmuz? Çünkü;
1- Siyonistlerin, bâtıl da olsa, kendi davalarına inancı bizim Allah’ın dinine ve vaadine inancımızdan fazla olduğu için!..
2- Onların şeytani gayeleri uğrundaki gayret ve fedakârlığı, bizlerin cihadından üstün olduğu için!..”
Erbakan hocamızın bu cümleleri, Siyonizmin stratejileri ve eylemlerini “Yeni Yol” oluşumu ve Temel Karamollaoğlu ekibinin Abdullah Gül çabaları özelinde ne kadar güzel anlatmaktadır. Siyonist davasına öylesine inanıyor ki sayıca çok az kalmış Saadet partisini ve Milli Görüş’ü bitirmek için elinden geleni yapmaktadır. Bunu öylesine ustaca yapıyor ki;
Bu nedenle işbirlikçi adamları Saadet partimizin başına geçirmeye gayret etmektedir. Çünkü Siyonizm Milli Görüş’ün sayısından değil inancından ve imanından korkmaktadır. Kendisini yerin dibine sokacak gücün bu inanç ve imandan geleceğini gayet iyi bilmektedir. İşte bu iman ve inancı Milli Çözüm’den başka hiçbir ekip/parti/oluşum/grup vs. savunmamaktadır. Saadet partimize gönül vermiş dava erlerinin bir an önce Milli Çözüm’ün uyarılarını dikkate almaları ve içimizdeki çıbanları dermeleri gerekmektedir.
“(Şeytan) Dedi ki: “Madem öyle, (Hz. Adem’e secde etmek gibi nefsime ağır gelen bir imtihana tâbi tutmakla) beni azdırmana karşılık; ben de onları (Ademoğullarını saptırmak için) Senin (İslamiyet ve) istikamet yolunun üzerinde oturup (tuzak kuracağım. Her dönemdeki en haklı ve hayırlı davanın ortasında pusu kurup duracağım).” (A’raf Suresi 16. Ayet)
Siyonist ve emperyalist Şeytanlar, Milli Görüş yoluna uyanları İslam ve iman nurundan ayırıp küfür ve zulüm karanlıklarına götürüp bırakmak için, en haklı ve hayırlı dava olan SP’de oturup tuzak kurmuşlardır!
Saadet partisindeki tuzak; sadece iktidarı tenkit ve sorunları tespitle uğraşmak, orijinal ve bilimsel Milli Görüş=Milli Çözüm çarelerini ve Erbakan’ın kutlu projelerini unutturmaya çalışmaktır.
Topluma umut aşılayacak ve yeni ufuklar açacak MİLLİ ÇÖZÜM programlarını aktarmadıktan sonra, sürekli sorunları ve tıkanıklıkları anlatmanın hiçbir yararı olmayacaktı; çünkü halk kesimleri zaten bu sıkıntıları bizzat yaşamaktaydı… Yani halkımız bunların tekrarlanıp gündeme taşınmasına ilgi duymuyor, çözüm ve çare bekliyorlardı…
Siyonist ve emperyalist Şeytanların yeni tuzağı YENİ YOL!
“YENİ YOL” Siyonist ve emperyalist Şeytanların yoludur!
YENİ YOL, Milli Görüş’ü rayından saptırma ve Erbakan Hoca’yı unutturma manevralarıdır!
YENİ YOL’un partileşmesi ve katılımcıların tek çatı altında birleşmesi suretiyle SP’nin ve Milli Görüş düşüncesinin tarihe gömülme aşamasıdır.
YENİ YOL üzerinde Siyonist Bilderberg’in kaşarlanmış katılımcısı ALİ BABACAN bulunmaktadır!..
YENİ YOL üzerinde Siyonist CFR özel davetlisi Ahmet Davutoğlu bulunmaktadır!
YENİ YOLA tabi olan Saadet Partisi, sadece iktidarı tenkit ve sorunları tespitle uğraşmaya, orijinal ve bilimsel Milli Görüş=Milli Çözüm çarelerini ve Erbakan’ın kutlu projelerini unutturmaya başlamıştır.
YENİ YOLLARA sapan SP’liler, işbirlikçilerle olan farklarını ve faziletlerini kaybeder; Erbakan Hocamızın Adil Düzen programlarını anlatamazlardı!
Siyonist ve emperyalist Şeytanların uydurduğu YENİ YOLLARA uyarak çağımızın en gerekli ve gerçekçi, ADİL DÜZEN ve İSLAM BİRLİĞİ projelerini unutturmaya ve Milli Görüş’ü masonik kafaların, Bilderberg’ci Ali Babacan’ların, CFR’ci Ahmet Davutoğlu gibi arkası karanlıkların güdümüne sokmaya çalışanlarla kutlu hedeflere nasıl gidilecektir?
Sahi bu YRP’liler niye SP’den ayrılmışlardı?
“Milli Görüş’ten saptıkları ve davanın özünden uzaklaştıkları” gerekçesiyle SP’den ayrılan YRP’liler, madem sonunda Siyonist ve emperyalist Şeytanların kurduğu YENİ YOL’da SP ile bulacaklardı, sahi bu YRP’liler niye SP’den ayrılmışlardı?
Allah çok büyüktür, herkesin ayarını ve amacını ortaya dökmeden kimsenin canını almayacaktı!
Erbakan Hocamızın Milli Görüş yolu, uyanları karanlıklardan kurtarıp nura çıkarır!
Siyonist ve emperyalist Şeytanların yolu ise, uyanları İslam ve iman nurundan ayırıp küfür ve zulüm karanlıklarına götürüp bırakır.
YENİ YOL’UN Siyonist ve emperyalist Şeytanların YOLU olduğunu anlamamak için, ya akıl kısırlığına ya da vicdan sakatlığına uğramak lazımdı!
Hayat; iman ve cihaddan ibarettir. Yani Hakka ve hayra inanmayan ve bu uğurda bütün gücüyle çalışmayan; “canlı cenaze” hükmündedir. Evet, hayat; iman ve cihaddır. Bu iki değer ve dinamizme, kim sahip olursa, zaferi onlar kazanacak ve adaletle hâkimiyet kuracaktır.
Artık vakit tamamdır!
Erbakan’ın sadık takipçisi MİLLİ ÇÖZÜM gayretiyle Siyonist ve emperyalist güçlerin, dünyayı sömürme ve sindirme hâkimiyetleri son bulacaktır, inşaallah zulüm ve sömürü saltanatı mutlaka yıkılacaktır.
SAADET’İ RAYDAN ÇIKARMAK İSTEYENLERİ VE TUZAKLARINI, ERBAKAN SONRASI 15 YILDIR MİLLİ ÇÖZÜM DEFAATLE HAYKIRDI DEŞİFRE ETTİ!..
YAZILAR ŞİİRLER SİTEDE DURUYOR HALA…
27 ŞUBAT 2011 tarihinin ertesi günü hiç beklemeden duraksamadan, Saadet Partisi YİK’e kendini zorla YİK BAŞKANI olarak tabiri caizse yasa dışı teknikle seçtirten kişi Milli Görüş’ün temsilcisi olan Saadet Partisi’ni AKP’ye yamamaya dolayısıyla Siyonizm’in bir taşeronu işbirlikçisi oldurtmaya gayretlerle başladılar. Hatırlayın ölümüne yakın bir anda bir gece yarısı 53 tiwit atarak Saadet2i Akp’ye yamamak için son kozlarını oynama fırsatı bulmuştu. Ama Allah buna resmen fırsat vermemişti… Nasıl ki 1990 da Kominizm yıkıldıktan sonra Margret Teacher çıktı dedi ki: Düşmanımız olan Kominizmi yıktık. Ancak düşmansız ideoloji yaşayamaz prensibi gereği kendimize yeni bir düşman bulmamız lazım dedi. Ve yeni düşman olarak İSLAM’ı buldulardı. O günden sonra bu düşman olarak saydıkları İslam’a karşı Haim Nahum doktirinini canlandırmaya başladılar. Haim Nahum doktrininin özü neydi: İslam’ı yok edemiyoruz bari İslamı bozalım demişti Haim Nahum. Ve bu bozmayı şöyle planlamıştı: Müslümanları aç bırakmak – işsiz bırakmak – borca esir etmek – Dinini bozmak – yumuşak lokma haline getirmek – Birbiriyle çarpıştırmak – ve böylece mecalsiz güçsüz kalan Müslümanları yutup yok etmek… Kararı için uygulamaya geçtiler hızla. Çünkü Müslümanlığı İslam’ı yok edemeyeceklerini biliyorlardı.
Yani şunu anlatmaya çalışıyorum: Saadet Partisi’nin sadık tabanını yok edemeyeceklerini biliyorlardı , sadık tabanını kovsalar bacadan gireceklerini biliyor Siyonizm ve İşbirlikçileri. Bu işbirlikçiler eliyle Saadet Partisi’ni Erbakan Adil Düzen Projelerinden bir kısım söylemlerle ve bu projeleri gündemlerinden çıkararak özünden saptırarak normal sıradan diğerleri gibi bir parti konumuna sokmak onlar için yeterli olacaktı. Ve öyle de olduğunu canlı canlı görmekteyiz an itibariyle… Ancak Saadet Partisi’nin bu duruma sokulmaması için Milli Çözüm bu tuzağı defaatle Saadet Partisi yetkililerini ve teşkilat mensuplarını uyardığı yazıları şiirleri makaleleri video konferansları ve kitapları bu sitede mevcuttur. Milli Çözüm her türlü şekilde görevini yapmıştır. O yüzden Milli Çözüm şuan Milli Görüş’ün – Erbakan’ın en sadık talebesi takipçisi ve DEVAMI olduğunu tescillemiştir diye boşuna demiyoruz. Milli Çözüm harici ADİL DÜZEN NEDİR GENEL ESASLARI NELERDİR – HAK ANLAYIŞI NASILDIR, ADİL DÜZEN’E GEÇİŞ SÜRECİ NASIL OLACAK, ADİL DÜZEN de EKONOMİ nasıl olacak , ADİL DÜZEN DE SİYASİ VE HUKUKİ SİSTEM NASIL OLACAK, ADİL DÜZEN DE AHLAK – EĞİTİM – İLİM – YARGI – DENETLEME SİSTEMİ NASIL OLACAK gibi hazırlığı inancı olan bir tane siyasi topluluk parti bulunmamakta ve böyle bir hedefi gayesi derdi olan da yok.. Bu bozuk Batıl sistemde iyi doğru güzel faydalı aranmaya çalışılmaktadır malesef. Keşke ERBAKANCA BİR DURUŞ VE ERBAKAN PLAN PROGRAM VE PROJELERİNE SAHİPLİK VE HAZIRLIKLARI OLAN BİRİ OLSADA ONA SAHİP ÇIKSAK DESTEKLESEK ALKIŞLASAK. AMA MALESEF YOK.
Evet Allah’a sonsuz şükürler olsun ki meydan boş değildir. Erbakan Hocamızın İstanbul’un Fethini müjdeleyen Hadisi Şeriften çıkarılan derslerin gereği olarak baktığımızda elhamdülillah ki; hedefe varmak ve zafere ulaşmak için tam bir iman, azim ve ümit sahibi olan – Fetih ve zafer için cihad ve içtihat kabiliyeti olan ve ehil bir lider olduğunu ispatlayan tescilleyen – Bu ehil liderin de Milli Bir Mutabakatla kadrolarının hazır olduğu …. Kim bu Ehil Lider diyenlere cevabını Aziz Erbakan Hocamız 1980 yılında arzettiğini anlıyoruz şu sözlerinden:
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)
Milli Çözüm’ün şuana kadar ki TARİHİ HİZMETLERİNİ – HAZIRLIKLARINI – İNANCINDAKİ SAMİMİYETİ hatırlamak istersek şu linke tıklayarak inceleyebiliriz:
https://www.millicozum.com/mc/2024/eylul-2024/milli-cozum-dergisinin-gayesi-ve-tarihi-hizmetleri-2/
Acaba Türkiye’miz, iktidarın âli menfaatleri için mi kullanılmaktaydı?!
BOP eşbaşkanı olduğunu defalarca ifade eden iktidar başımız, sonrasında da “Biz Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nin Eşbaşkanlarından bir tanesiyiz” söyleminde de bulunmuşlardı.
Siyonist-emperyalistlerin bu projeleri halen devam etmekteydi, hem de “ılımlı İslam” safsatalarıyla…
Dün ”NATO Libya’ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu? NATO’nun ne işi var Libya’da? NATO mensubu olan ülkelerden birine herhangi bir müdahale yapılması halinde böyle bir şeyi gündeme getirebilir. Bunun dışında Libya’ya nasıl müdahale edilebilir? Bakın Türkiye olarak biz bunun karşısındayız, böyle bir şey konuşulamaz, böyle bir şey düşünülemez” diye konuşarak hava atmıştı iktidar başı; ardından ”NATO, Libya’nın Libya’lılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir.” denilerek maalesef NATO Hava harekâtının komuta merkezi İzmir’imiz yapılmıştı.
3 Mayıs 2011’deki basın açıklamasında; şöyle demişti iktidar başı “Her zaman söylediğim gibi, biz, diğerlerinin aksine, yer altındaki petrole değil, yer üstündeki insanlara odaklananlar arasındayız.”
2019’a gelindiğinde; Libya’da 17 yıl sonra verilen ilk petrol ve doğalgaz ihalesinde Türk firması TPAO, 5 sahanın 2’sini kazanmıştı. Bir de bu iki saha, Libya’nın en verimli bölgesi Sirte Havzası’ndaydı.
Daha öncesinde Hafter’i destekleyen Mısır, Rusya ve BAE arasından Sisi’nin Mısır’ıyla nasıl da aynı menfaatlerde buluşulmuştu?!
Ki önceden Sisi için neler konuşulmuştu? “Siyasette her zaman dik durmayı seven” bir insan olduğunu vurgulayarak, Katil Sisi ile “Aynı masaya oturup darbecileri meşrulaştırmam” buyurmuşlardı.
Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili de “Bu millet enayi değil hesabı sormasını bilir ve tabii dedik ki biz herkese açığız. Suudi Arabistan kayıtları almak istedi, kusura bakmayın o kadar değil. Dinletiriz, gösteririz ama vermeyiz. Verelim de ondan sonra bunları yok mu edeceksiniz?” demişti iktidar başı. Hatta Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi ile ilgili “alçakça bir operasyonla şehit edildi” ifadelerini de kullanmıştı. Akabinde Suudi Amerika’dan alınan 100 milyarlarca dolar karşılığı bu davanın da kapatıldığı konuşulmuştu. Suudi Amerika ile de safları sıklaştırmıştık.
BAE… Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “FETÖ’nün finansörü ve 15 Temmuz darbe girişiminin destekçisi” ilan ettiği BAE için “BAE, Körfez bölgesindeki önemli iş ortağımızdır” ifadelerini kullanır olmuştu İktidar başımız. BAE’de de tornistan yapılmıştı.
Suriye’de; ABD’nin ve İsrail’in de onayladığı Şara’ya bizim İktidarımız da taraftı. Şam ve Tel Aviv arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen güvenlik anlaşmasına göre; süreç, Suriye’nin İbrahim Anlaşmaları’na katılmasına ve Şam’da bir İsrail Büyükelçiliği açılmasına kadar uzanabilirdi.
İsrail’in güvenliğini garantiye alan bir yapı mı oluşturulmak isteniyordu?
Gazze’de ise Filistinlilerin; Endonezya veya Somali’ye sürülmesi dillendiriliyor, Trump’ın damadı Kushner tarafından Gazze Master Planı projeleri dünyaya ilan ediliyordu. Bizim iktidarımıza da inşaat alanında bir pay düşerdi herhalde!
Yakında İsrail’le yeniden bir normalleşme adımları atılır mıydı? Çünkü İsrail’den onay almadan Gazze’ye giremiyorduk!?
Alt emperyalizm diye bir kavram vardı. Üst basamaktaki emperyalist ülkeler kadar ekonomik güce sahip değildi bunlar, bir de dünya gündemini belirlemede de o kadar etkin değillerdi… Ama kendi bölgelerinde işte bazı şeyler yapabilirlerdi… Abilerinin eşliğinde bazı işler kotarırlardı… Bu işbirlikçi iktidarların söylemleri ister İslam soslu olsun ister milliyetçi ifade ile olsun isterse seküler söylemler olsun her halükârda üst emperyallere hizmet ederlerdi… Tabi bağlılıklarını daima gösterirlerdi… “Dostum” derlerdi… Madenlerini, işletmelerini, yollarını-köprülerini, hastanelerini filan onlara sunarlardı?!
İşbirlikçi devri iktidarımız döneminde bunların hepsini yaşadık.
2026 Davos toplantısında bu dünyayı yöneten elit(!) grup; özellikle Kanada Başbakanı ve Fransa Cumhurbaşkanı’nın ağzından artık kendi düzenlerinden de şikâyetçi oldukları açık açık dile getirilmişti.
Yeni bir düzen istiyorlardı. Tabi bu yine kendi düzenleri olacak ama biraz sağını solunu süsleyecekler, biraz da bir şeyler koklatacaklar millete, hepten aç açına bırakmayacaklardı. Sömürü sistemini biraz yumuşatacaklardı, sözde paylaşarak.
Şimdi böyle bir düzen içinde kendilerine bir YENİ YOL arayanlardan mı olacağız Türkiye’mizde?
Erbakan Hocamızın çarpıcı ve ufuk açıcı şu tespitlerini hatırlatalım:
Acaba, neden şu anda Yahudi hâkim, biz mahkûmuz? Çünkü;
1- Siyonistlerin, bâtıl da olsa, kendi davalarına inancı bizim Allah’ın dinine ve vaadine inancımızdan fazla olduğu için!..
2- Onların şeytani gayeleri uğrundaki gayret ve fedakârlığı, bizlerin cihadından üstün olduğu için!..
Siyonist emeller taşımayan, ülkemiz aleyhindeki faaliyetlere karışmayan, başkalarını ezmeyi ve sömürmeyi amaçlamayan, dürüst ve sade Yahudilere karşı hiçbir düşmanlığımız asla söz konusu değildir. Biz, temel insan haklarına saygı çerçevesinde, herkesle birlikte ve barış içerisinde yaşamaya hazırız ve razıyız.
Hayat; iman ve cihaddan ibarettir. Yani Hakka ve hayra inanmayan ve bu uğurda bütün gücüyle çalışmayan; “canlı cenaze” hükmündedir. Evet, hayat; iman ve cihaddır. Bu iki değer ve dinamizme, kim sahip olursa, zaferi onlar kazanacak ve adaletle hâkimiyet kuracaktır.
Erbakan Hocamız defalarca anlatmıştı:
• “İstanbul’un fethini müjdeleyen Sultan Fatih’i ve askerini öven Hadis-i Şerif, bize cihadla ilgili şu esasları ders vermektedir:
1- İstanbul’un mutlaka ve kesinlikle fethedileceğini haber vererek, hedefe varmak ve zafere ulaşmak için tam bir iman, azim ve ümit sahibi olmamız hususuna,
2- Fetih ve zafer için mutlaka ehil bir komutanın lüzumuna,
3- O komutanın da askersiz olamayacağına, ordu düzeni ve disiplinine girmeyen kalabalıkların zafere ulaşamayacağına işaret etmektedir.
Peki şimdi, çağımızın en gerekli ve gerçekçi, ADİL DÜZEN ve İSLAM BİRLİĞİ projelerini unutturmaya ve Milli Görüş’ü masonik kafaların, Bilderberg’ci Ali Babacan’ların, CFR’ci Ahmet Davutoğlu gibi arkası karanlıkların güdümüne sokmaya çalışanlarla kutlu hedeflere nasıl gidilecektir?
Ama her şeye rağmen kesinlikle inanıyoruz ve bekliyoruz: “Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin filleri, sahiplerini ezdiği gibi, bugünkü zalim devletlerin uçak, gemi ve tank filoları da birbirini ezecek ve sahiplerini yiyecektir. İşbirlikçi hainler de rezil ve rüsva edilecektir!..”
Ve artık vakit tamamdır. Erbakan’ın sadık takipçisi Milli Çözüm gayretiyle Siyonist ve emperyalist güçlerin, dünyayı sömürme ve sindirme hâkimiyetleri son bulacaktır, inşaallah zulüm ve sömürü saltanatı mutlaka yıkılacaktır.
MAHMUT ARIKAN DAHA GENEL BAŞKAN SEÇİLMEDEN ÖNCE BUGÜNLERİ MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ YAZMIŞ VE UYARMIŞTI. HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ SP Lİ KARDEŞLERİMİZ KULAKALRINI TIKADILAR, “BİZ İSTİŞARE İLE HAREKET EDERİZ, İSTİŞAREDEN BU SONUÇ ÇIKTI” VE BU KONU İLE İLGİLİ AYETİ KERİMELERLE MAHMUT ARIKAN IN GENEL BAŞKAN SEÇİLMESİNİ İSTEMİŞLER VE DESTEKLEMİŞLERDİ. TEMEL KARAMOLLAOĞLU HER FIRSATTA ABDULLAH GÜL’Ü CUHURBAŞKANI ADAYI OLARAK ORTAYA SUNMUŞ, ÇOK ŞÜKÜR Kİ MİLLİ ÇÖZÜM SAYESİNDE BU AMAÇLARINA NAİL OLAMAMIŞTI. MAHMUT ARIKANI DA BU AMAÇ UĞRUNDA ÖZELLİKLE ORTAYA ATMIŞ VE GENEL BAŞKAN SEÇTİRMİŞTİ. ŞİMDİ ZAMAN GEÇTİKÇE GÖRÜYORUZ YAVAŞ YAVAŞ SİNDİRE SİNDİRE AMAÇLARINA DOĞRU GİDİYORLAR. ABDULLAH GÜL’ÜN KIZ İSTER GİBİ SİYASETE DAHİL ETTİĞİMİZ ŞEKLİNDE TANIMLADIĞI BİLDERBERGCİ ALİ BABACANIN DEVA PARTİSİ, CFR NİN ÖZEL DAVETLİSİ VE YİNE SAYIN GÜL’E YAKINLIĞI İLE BİLİNEN SAYIN DAVUTOĞLUNUN PARTİSİ GELECEK PARTİSİ İLE “YENİ YOL” ÇATISI ALTINDA TBMM DE GRUB KURMUŞLARDI. KURSUNLARDI BU SAYEDE TBMM DE DAHA UZUN SÜRE KONUŞMA FIRSATLARI ELDE EDİLİYORDU. ANCAK BU İŞ SEÇİMLERE YENİ YOL ÇATISI ALTINDA GİRMEYE DOĞRU GİDİYOR VE KONUŞULUYORDU. YENİDEN RAFAH PARTİSİ VE BİR KAÇ PARTİYİ DE İÇLERİNE ALARAK BİR İTTİFAK İÇERİSİNE GİRMİŞLERDİ. MİLLİ GÖRÜŞÇÜ OLDUKLARINI İFADE EDEN SP VE YENİDEN REFAH NEDEN BİRLEŞMEZLERDİ ? ODA AYRI BİR MERAK KONUSUYDU. TÜM BUNLARIN SONUCUNDA MİLLİ GÖRÜŞÜN PARTİSİ SAADET PARTİSİNİ TARİHE GÖMME VE ERBAKAN HOCAMIZIN “İSRAİL BALTASINA İSLAMCI SAP” ŞEKLİNDE TANIMLADIĞI BİRİSİNİ YILLAR SONRA KURTARICI OLARAK CUMHURBAŞKANI ADAYI OLARAK SUNMA ÇALIŞMALARI ŞEKLİNDE SONUCUNA DOĞRU GİTMEKTEYDİ. YİNE MİLLİ ÇÖZÜM HAKLI ÇIKMAKTAYDI AMA BUNUN KİMSEYE FAYDASI YOKTU. KEŞKE MİLLİ GÖRÜŞÇÜ OLDUKLARINI İDDİA EDENLER MİLLİ ÇÖZÜME KULAK VERSELERDE HERŞEY OLUP BİTTİKTEN SONRA AKILLARI BAŞLARINA GELMESE.HER SEFERİNDE TEHLİKEYİ ÖNCEDEN FARKEDEN UYARAN MİLLİ ÇÖZÜM OLMAKTAYDI. MİLLİ GÖRÜŞÜN TEK TEMSİLCİSİ TEK SAVUNUCUSU MİLLİ ÇÖZÜMDÜR. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN PLAN PROGRAM VE PROJELERİNE SAHİP ÇIKAN, AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN EN SADIK TALEBESİ VE TAKİPÇİSİ ÜSTAD AHMET AKGÜL MİLLİ ÇÖZÜM OLMAKTAYDI.BU GÜNLERİ 1980 YILINDAN GÖREN AZİZ ERBAKAN HOCAMIZ DA TÜRKİYE VE İNSANLIĞIN KURUTULUŞUNUN MİLLİ ÇÖZÜMLE OLACAĞINI İFADE BUYURMUŞLARDI.
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki:
TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU;
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması,
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması
ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)
YA RABBİ BİR AN ÖNCE YENİ BİR DEVRİN BAŞLAMASINI NASİP EYLE, TÜM İNSANLIK BÜYÜK BİR BUHRANIN İÇERİSİNDE KURUTULUŞ BEKLİYOR. ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYANIN KURULMASINI BEKLİYOR. YA RABBİ GECİKTİRME BİR AN ÖNCE ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYAYI KURMAYI NASİP EYLE AMİN.
Allah siyonizmin biteceğine inanan, onun yıkılacağına inanan ve Yeni bir Dünya kurulup Adil Düzen medeniyetinin hakim olacağına tam inanan vede o uğurda çalışıp gayret edenlere verecektir. Buna inanmayan ve gayretini çekmeyenlere bunu neden versin. İşte bunun içinde yeryüzünde buna Milli Çözüm kadar inanıp gayretini çeken başkada kimse olmadığı için Rabbimiz Milli Çözüm vereceğine inanmaktayız.
Yeni bir Dünyayı siz mi kuracaksınız Adil Düzen sizinlemi hakim olacak diye düşünenler ve bunu Milli Çözüm’e yakıştıramayan gafiller evet bu devrim Milli Çözüm eliyle olacak başka çaresi yok. Adil Düzen projelerini ve Erbakan Hocamızı Milli Çözüm’den daha iyi tanıyan var mı yok, varsa söyleyin bilelim ve istifade edelim.
Üstadımız bundan seneler öncesinde sözde bir ilahiyat prof’u ve ilim adamı geçinen birisi ile olan söyleşi programında insanlığın ekonomik, siyasi, sosyal, ahlaki problemleri ve ihtiyaçlarına ilmi, insani be islami çözüm yollarını Adil Düzen programlarını anlatırken bu sözde ilim adamıda yaptıkları hizmetlerin en önemlilerinden kutuplarda namaz vakitlerinin tayini gibi konulardan bahsetmişti ve Adil Düzen projelerinin hayali vs. gibi şeylerden bahsedince Üstadımızın bu kişiye eski kıtlık dönemlerinden kalma bir olay anlatmıştı ve demişti ki bizde pirinç var (Adil Düzen) ya sizde ne var hiç, bizdeki pirinç sizdeki hiçden iyi değil mi diye noktayı koymuşlardı.
Erbakan Hocamızın anahtarları getirip teslim etmekten başka çareniz yok sözünü bir çok Saadet partili kardeşimiz anahtarların kendilerine geleceğini beklemekte gelse ne yapacaksın Temel Karamollaoğlu demişti Fox tv’de bizde dış borç alıp çare üretmeye çalıcaşacağız ee o zaman bunlardan farkınız nerede kaldı. Erbakan Hocamızın islam birliği ve Adil Düzen projelerinden haberiniz yok, bilginiz yok nasıl olacak bu iş…
İman şüphe ve ihtimal kabul etmez, acaba mı diye düşünmez o zaman iman olmaz.
Hz. Ömer (RA) şöyle demiştir:
“Hiç kimse, hidayet zannederek peşinden gittiği dalâlet hususunda ya da dalâlet zannederek terk ettiği hidayet hususunda mazeret sahibi değildir. Meseleler beyan edilmiş ve mazeret ortadan kalkmıştır.”
(Berbehârî – Şerhu’s Sunne)
Nitekim, MÜRSELÂT SURESİ’nde de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla
1- Birbiri ardınca ve iyilik amacıyla (örfen; zamanın şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak) gönderilenlere (uyarıcılara, Hakka çağırıcılara) yemin olsun ki;
2- Derken (sert ve çetin rüzgârlar gibi, her hayırlı hizmete koşturup, şeytani odakları ve münafıkları) kökünden koparıp savuranlara…
3- Ardından (hakikat prensiplerini ve huzur projelerini, neşriyat yoluyla) korkmadan ve yılmadan yaydıkça yayanlara,
4- Sonra, (rahatının ve menfaatinin kölesi ve nefsani arzularının esiri olanlardan uzaklaşıp, Hakkı bâtıldan, sadıkı sahtekârdan, mü’mini münafıktan çok kesin ve keskin biçimde) ayırdıkça ayıranlara… (Mutlak doğruları ve mutlu oluşumları topluma tanıtanlara,)
5- (Ve gelecek nesillere de) Bir zikir ve öğüt (olacak eserler) bırakanlara!
6- Böylece (hiç kimsenin “bilmiyordum, başka türlü sanıyordum” gibi) bir bahanesi ve mazereti (kalmasın), veya (herkes apaçık şekilde) uyarılsın! (diye gerçekleri, hem de gerekçeleriyle birlikte ortaya koyanlara yemin olsun ki,)
7- Şüphesiz size va’ad edilen (zalimlerin hezimeti, ezilen mü’minlerin zafer ve hâkimiyeti ve kıyamet haberi) mutlaka vuku bulacaktır.
Abdullah – Ahmet AKGÜL Meali: https://www.mealikerim.com/77/murselat
İnsanlığın temel hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla elde etmenin tek yolu, Milli Çözüm programlarıdır.
CHP, İYİ Parti ve SP’nin peşine takıldığı Bilderbergci ve CFR’ci partiler ise sorunları yalnızca cafcaflı söylemlerle anlatmaktadır.
Ekonomik, siyasi, ahlaki ve ilmî güncel sorunlarımıza milli çözümler sunan ise kalmamıştır.
Evet, hınzır İsrail’den ve onun uşaklarından kurtulmanın tek çaresi; Milli Çözüm projelerine sahip Bilgenin öncülüğünde olacağı kesindir.
ÇIKMAZ YOL!
Erbakan’ın üzerine beton dökmeye çalışanlar, CFR ve Bilderbeng’e kolunu kaptıranlar, bu işbirlikçileri yöneten şeytanlar.
Çok yakın da, o makamlara oturduklarına değil analarından doğduklarına pişman olacaklar. Bunlara destek veren gafil takımı sokaklarda dolaşmaya utanacaklar.
Siyonist Yahudiler ve Haçlı Emperyalistler;
Amik Ovasında, Doğu Akdeniz’de tek seferde kahru perişan olacaklar, Allah’ın izniyle.
Vakit geldi umulur ki, Fatih Erbakan ve vicdanlı SP’liler bu yanlıştan dönerler!
Çoğunluk, Hakk’ın karşısında kaybetmeye mahkumdur. Bâtıl bütün yollar çıkmaz yoldur!
Milli Çözüm’ün tek başına verdiği kutlu mücadele, Allah’ın izniyle zalimlerin son’udur.
ALLAH’IN VAADİ HAKTIR
MUTLAKA YAŞANACAKTIR !!!
“Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin filleri, sahiplerini ezdiği gibi, bugünkü zalim devletlerin uçak, gemi ve tank filoları da birbirini ezecek ve sahiplerini yiyecektir. İşbirlikçi hainler de rezil ve rüsva edilecektir!..”
Ve artık vakit tamamdır. Erbakan’ın sadık takipçisi Milli Çözüm gayretiyle Siyonist ve emperyalist güçlerin, dünyayı sömürme ve sindirme hâkimiyetleri son bulacaktır, inşaallah zulüm ve sömürü saltanatı mutlaka yıkılacaktır.