Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1704
mod_vvisit_counterDün3763
mod_vvisit_counterBu Hafta9501
mod_vvisit_counterGeçen hafta32128
mod_vvisit_counterBu Ay1704
mod_vvisit_counterGeçen Ay205231
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15045988

IP'niz: 3.235.77.252
Bugün: 01 Nis 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11530365

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam

KORONA VEBASI VE KORKU BELÂSI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 65
ZayıfMükemmel 

 

KORONA VEBASI VE KORKU BELÂSI

        

Çin'de ortaya çıkan ve hızla dünyaya yayılan Korona virüsü ve yol açtığı bulaşıcı hastalık, çok tehlikeli bir tehdit boyutuna ulaşmıştır. Sağlık Bakanlığı'nın ve ilgili devlet kurumlarının aldıkları tedbirler hem lazımdır, hem başarılıdır, hem de takdire şayandır. Bu yöndeki tavsiyelere ve tedavi usullerine riayet etmek ise, hem Yüce Dinimizin icabıdır, hem de devletin toplum yararına aldığı kararlara uymak ayrıca farzdır. Ancak asla unutulmamalıdır ki, Korona virüsü dahil her şey bizzat Cenab-ı Allah'ın emrine ve takdirine bağlıdır. Bu nedenle, elbette tedbirli ve dikkatli davranmakla beraber, gereksiz kuşkulara ve temelsiz korkulara kapılmak ve çevremize panik aşılamak da yanlıştır ve bu tavır psikolojik tahribatlara yol açacaktır.

Evet, Nemrut'un, burnundan girip beynine sızan ve bu zalim kâfiri acılar içinde kıvrandırıp, zelil ve hakir bir şekilde ölümüne yol açan sivrisinekten milyonda bir küçük olan Korona virüsüyle Cenab-ı Hakk'ın, süper güçleri ekonomik, teknolojik ve askeri yönden gelişmiş ülkeleri, nasıl aciz ve çaresiz bıraktığını fiilen görüp anlamak ve O’nun Hak dinine ve Adil Düzenine sığınmak için de, bu tür musibet ve felaketler bir uyarıcıdır ve fırsattır. Zaten ölümden kaçmak ve kurtulmak imkânsızdır. Öyle ise, akıllılık ölüm ötesine ve sonsuzluk ülkesine hazırlıklı, huzurlu, onurlu ve şuurlu yaşamaktır.

Rus doktordan Korona açıklaması

Çin'de ortaya çıkan, kısa sürede Dünya genelinde ölümlerle korku ve paniğe yol açan Korona virüsü ile ilgili bir Rus doktor çok önemli açıklamalarda bulunmuşlardı. Rusya’da solunum hastalıkları uzmanı olan Doktor Veselin Yakov tıp dergisine verdiği demeçte, tedbirli hareket ederek ve hijyen konularına dikkat edildiğinde Korona’dan korkulmaması gerektiği konusunda bilgiler aktarmıştı. İşte doktorun o açıklaması:

Dünya çapında Korona virüs “COVIT-19” bulaşan kişi sayısı Mart 2020 sonu itibarıyla 270 bin kişi kadardı. Bunlar dünyanın 115 farklı ülke ve bölgesinde yaşamaktaydı. Virüs nedeniyle ölen kişi sayısı 12 bine, iyileşen sayısı 100 bine ulaşmıştı. Ağır ve kritik vaka sayısının ise yaklaşık 10 bin olduğu açıklanmıştı. (worldometer, o günkü verilere göre)

En çok vaka görülen ülkeler olarak; Çin, İtalya, Güney Kore ve İran bulunmaktaydı. Ölümler de buna paralel Çin, İtalya, İran ve Güney Kore’de yaşanmıştı. Bu nedenle Çin’de değilseniz ve yakın bir tarihte Çin’i ziyaret etmediyseniz, endişenizi %94 atmanız lazımdı. Gerçekten COVIT-19 size bulaştıysa, yine de panik anlamsızdı, çünkü: %81 hafif formda, %14 orta oranda, sadece %5 kritik formda seyreden bir hastalıktı. Bakınız Atipik zatürrede ölüm oranı %10, COVIT-19’da ise %3,4 civarındaydı; hatta elli yaş altı ise 0,2’nin altındaydı. Yani elli yaş altıysanız, Çin’de yaşamıyorsanız sizin aldığınız piyango biletine büyük ikramiye çıkması olasılığı COVIT-19’a yakalanma olasılığından daha yüksek bulunmaktaydı. Özetle bundaki şansınız 1:45 000 000 kadardı.

Hatırlayınız, 10 Şubat 2020 tarihi pik günlerden birisiydi ve Çin’de COVIT-19’dan 108 kişi ölmüştü. Ama aynı gün dünyada: 26 bin 283 kişi kanserden, 24 bin 641 kişi kalp hastalıklarından, 4300 kişi ise diyabetten ölmüştü. Ve yine her gün: Sivrisinekler 2740 kişinin, insanlar 1300 kişinin ve yılanlar 137 kişinin ölümüne sebebiyet veriyordu.[1]

Yani diyeceğimiz şu ki; elbette tedbirli ve dikkatli davranın. Ama asla gereksiz panik yapmayın, ucuz medya provokasyonlarına kanmayın. Dünyanın sonu gelmiş gibi medikal malzeme, ilaç, gıda maddesi stoklamayın. Kişisel hijyeninizi ve beden temizliğinizi ciddiye alın, iyi gıdalar ve vitamin-minerallerle bağışıklık sisteminizi güçlü tutmaya çalışın; inançlı, vicdanlı, kutlu amaçlı ve ahlâklı olarak hayatınızı yaşayın...

Bugün dünyanın nüfusu 7 milyar 700 milyona ulaşmıştır. İstatistiklere göre, her gün ölüp bu dünyadan ayrılanların sayısı, ortalama 150 bin kadardır. Bu, yıllık 55 milyon civarındadır. Oysa, 3 ayda Korona virüsünden ölenlerin toplamı henüz 15 bini bulmamıştır. Yani Korona virüsten ölenlerin günlük oranı, diğer sebeplerle zaten ölenlerin 73 binde biri kadardır. Şimdi, ölümden kurtulmanın çaresinin bulunmadığı bir dünyada, yüzde yüzlük bir gerçekten korkmayıp ve hazırlık yapmayıp, binde birlik bir ihtimal korkusu ve kuşkusu içinde paniğe kapılmak elbette yanlıştır ve yararsız bir arayıştır.

İdris Cevahir’in Yanılgıları

Millî Gazete Yazarı İdris Cevahir, 19 Mart 2020 tarihli “Korona ve Deist Yanılgılar” başlıklı yazısında:

“Peki, İlahi irade bu fiili niçin yaptı? Bu soruya cevap vermeden Allah’ın fiillerinin tarzına odaklanmamız gerekiyor. Allah’ın fiillerinde “niçin” olmaz. Yani Allah bir gayeye matuf fiil yapmaz. Allah fiili yapar fiilden bazı hikmetler yahut bazı sonuçlar çıkar. Yoksa O, bazı hikmetler ve bazı sonuçlar için fiilde bulunmaz. Yani bir kandil düşünün kandil yanar ve aydınlık verir. Kandil aydınlık vermek için yanmaz. Yandığı için aydınlık verir. Kandilin fiili aydınlık vermek için değildir. Aydınlık kandilin fiilinin tabii sonucudur. Kandilin fiilinden bizler aydınlık ciheti ile haşerat sıcaklık ciheti ile istifadede bulunur. Allah’ın fiillerinden ise kimisi Cemal kimisi Celal ciheti ile istifadede bulunur.

Korona virüs, insanlık İlahi iradeye uygun bir şekilde yaşanmadığı için gelmiş olabilir. Bu yüzden gelmemiş de olabilir. Sadece gelmiş ve geldiğinde böyle bir netice ortaya çıkmış da olabilir. Korona virüs, birileri abdest almadığı, taharet bilmediği yahut sapkınlıklara daldığı için gelmiş olabilir. Ancak bu nedenlerden bağımsız bir şekilde de gelmiş olabilir. Yani bu hastalığın bizlerin İlahi iradeye muhalif davrandığımız için geldiğini söylemek mutlak kesinlik ve doğruluk taşımaz. Eğer taşısa idi İlahi iradeye uygun yaşayan hiçbir kimsenin bu virüse bulaşmaması gerekirdi ki bizler buna benzer hastalıklarda ölen onlarca muteber âlim ve veli biliyoruz. Hatta araştırsak Peygamber dahi bulabiliriz.

Yani bu Korona’nın Allah’tan geldiğini kabul imani bir meseledir ancak şu nedenle gelmiştir, şuna gazap olarak gelmiştir demek Allah’ın fiillerinin maksatlarını bilme iddiasıdır. Bu ise en azından hadsizliktir.” yorumunda bulunmuşlardı.

Doğrularla yanlışların harmanlandığı bu iddialar, ya bilgi noksanlığından veya bilgiçlik taslamaktan kaynaklıydı. Karşılıklı sohbet ortamında bu tür yanılgılar hatırlatılır ve orada bırakılırdı. Ama gazete sütunlarında yayınlanan böylesi yanlışlıkların aynı şekilde açıklanması ve uyarılması lazımdı. Önce:

“Yani Allah bir gayeye matuf fiil yapmaz. Allah fiili yapar, o fiilden bazı hikmetli sonuçlar çıkar. Yoksa bazı sonuçlar ve hikmetler için fiilde bulunmaz” iddiaları tam bir safsata ve saptırmacadır. Bunlar Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'da en fazla zikredilen isimlerinden birisi olan “HEKİM” (her işini, takdir, tanzim, taksim ve tayinini hikmetle yapan ve âlemlere hükümran olan) sıfatına aykırıdır ve Cenab-ı Hakk'ın hâşâ hedefsiz ve gayesiz rastgele fiillerde bulunduğunu söylemek, O’nun Yüce Zatına, kusursuz sıfatlarına ve icraatlarına iftiradır.

“Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde sürünmekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde hareket etmektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.” (Nur: 45)

“Dikkat edin ve kendinize gelin! (Her şeyi yoktan var edip) Yaratan (Allah hiç) yarattığını bilmez mi? Halbuki O Lâtif’tir ve Habîr’dir. (Hem gizli hikmetleri, görünmeyen niyetleri ve mahiyetleri Bilendir, hem de görünen ve işlenen her şeyden haberi olandır.)” (Mülk:14)

Evet, Allah (CC) yarattığı istisnasız her şeyin, sadece yapısını ve sayısını değil, hangi maksatla, hangi ortamda ve hangi görev donanımıyla varlığa çıkarıldığını da elbette bilerek ve dileyerek fiillerde bulunmaktadır. “… Ve hüvel Hakimul Habir: O hikmet sahibidir ve (her şeyi bilerek yaratan ve) haberdar olan Kendisidir.” (Enam: 73 son kısım)

“Bu hastalığın bizlerin İlahi iradeye muhalif davrandığımız için geldiğini söylemek de mutlak kesinlik ve doğruluk taşımaz…” iddiası da sakattır ve noksan bir izahtır. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın her yaratışında ve icrasında, bizim farkına varıp varamayacağımız pek çok hikmet ve hakikatler bulunsa da, bunların hepsinin bir ortak sebebi de insanların haksız, ahlâksız ve akılsız davranışları olduğu Şura Suresi 30. ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Size isabet eden sıkıntı ve musibetler kendi elinizle yaptığınız (yanlış işler) yüzündendir. Üstelik (Cenab-ı Hakk hatalarınızın) birçoğunu da affetmektedir.”

Siyonistlerin dünya hâkimiyeti planları ve Korona vebası!

“Korona vebası yüzünden yeryüzündeki hayat adeta felce uğramıştı. Ekonomi, ticaret ve sosyal hayat tıkanmıştı. Sınırlar kapatılmış, ülkeler aciz bir şekilde salgına engel olabilmek için tüm imkânlarını seferber etmiş durumdaydı. Çin bu sürede 6 trilyon dolar kayba uğramış, binlerce Çinli ölmüş ve on binlercesi virüs kapmıştı. Büyük bir darbe yiyen Çin'in kısa vadede toparlanması imkânsızdı. Sonra birdenbire Korona virüs İran'da ardından Almanya'da ve İtalya'da ortaya çıkmıştı. İtalya sokağa çıkma yasağı ilan etmek zorunda kalmış, 200 milyar dolar kaybetmiş, hastaneleri dolup taşmıştı. Almanya şansölyesi Angela Merkel, nüfusumuzun ‘Yüzde 60-70'ine ulaşabilir’ diyerek, ardından salgınla mücadele için 500 Milyar Euro’yu gözden çıkardıklarını açıklamıştı. Oysa Almanya her yıl 400 milyar Euro fazla vermekle hava atardı. Türkiye ise önlemlerini sıklaştırmış, sınırlarını kapatmış, AVM, marketler hariç eğlence merkezleri dahil, insanların genelde vakit geçirdikleri mekânları yasaklamıştı.

Sanki bazı merkezlerden bir şeyler dayatılmıştı, bizler de tıpış tıpış istenileni yapmak zorunda kalmıştık. Acaba küresel çete neleri amaçlamıştı? Öncelikle bu virüs belki de bir biyolojik silahtır ve tek dünya devletini savunan küresel çetenin bir tezgâhıdır. İnsanları toplumsal alanlardan uzak tutarak, belki de robotik, asosyal ve kendisini eve kapayan, sanala kitlenmiş ve kontrolü kolay bir dünya toplumunun denemeleri yapılmaktaydı. Veya insanlara kâğıt ve metal para kullandırmayarak dijital paraya geçişe alıştırma hazırlığı mıydı? Böylelikle insanların alışkanlıklarının da değiştirilmesi dayatılmaktaydı. Böylece Siyonistlerin tek dijital para, tek devlet, tek dünya milleti ve tek dünya dini hedeflerine zemin mi oluşturulmaktaydı?

Siyonist küreselciler kazandığı takdirde tüm dünya insanını “Lucifer”e yani bildiğimiz kadim adı Azazil olan “İblis”e tapmaya zorlayacaklardı. Ancak Siyonist şebeke bu işin finansmanı ve baş taşeronu oldukları için geçmişte azgınlıklarının bedelini ödeyip Allah'ın kahrına uğramışlardı. Bugün de her ne kadar büyük oynasalar da sonunda perişan olan yine kendileri olacaktı.

Siyonist Yahudilerin dini bayramları olan “Yom Kippur” bayramında Fırat'ın doğusuna giren Türk Ordusu ‘Küresel Çete’ye “Sana Büyük İsrail'i kurdurtmayacağım” mesajını vermiş olmaktaydı. Bilindiği üzere İsrail bayrağındaki iki şerit, Fırat ve Nil nehirlerini temsil ediyorlardı. Ortadaki altıgen ise Davut mührü olmaktaydı. Yani Siyonistler “Fırat ve Nil arasındaki va’ad edilmiş topraklar bizimdir, mührümüzü vuracağız, hakkımızı alacağız” iddiasındaydılar. Oysa Rahmetli Erbakan'ın özel gayret ve dirayetiyle ve kahraman Ordumuzun üstün cesaretiyle başlatılıp başarılan 1974 Barış Harekâtı sonrasında kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için devletimizin seçtiği bayrak ise çok manidardır. Beyaz üzerine iki kırmızı şerit ve ortasında Ay Yıldız ‘KKTC’ bayrağı yapılmıştır. Müslüman Türk devleti, şımarık ve sapkın İsrail'e ‘Bu iki nehir arası Müslüman Türk'ün sayesinde barış ve huzur yurdu olacaktır. Senin şeytani amaçların ise kursağında kalacaktır!’ mesajını ulaştırmıştır.” şeklindeki farklı yaklaşımı ve yorumları sadece “komplo teorisi” saymak yerine, Siyonist odakların yaptıkları onca tahribattan sonra böyle bir şeytanlığı da planlayacaklarını hesaba katmak lazımdı.

Mart sonu 2020 itibariyle Dünya genelinde Kovid-19 bulaşan kişi sayısı 318 bin 564’e çıkmıştı!

Çin'in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde ortaya çıkan Korona virüsünün dünya genelinde buluştuğu kişi sayısı Mart sonu 2020 itibariyle 318 bin 564’e ulaşmıştı. Toplam 13 bin 671 kişi ölmüş, 96 bin kişi ise iyileşmiş durumundaydı. İngiltere Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı Korona virüs raporuna göre salgının 2021 baharına kadar sürebilme ihtimali vardı.

ABD'de vaka sayısının 26 bin 959’e yaklaştığı ve ölü sayısının ise 349’a yükseldiği anlaşılmıştı. Ülkedeki Korona virüs salgınına ilişkin verileri takip eden Johns Hopkins Üniversitesi’nin açıkladığı güncel rakamlara göre, ABD genelindeki Korona virüs vaka ve ölü sayısı artmaktaydı. Ölümlerin 94’ü, virüsün ABD'de ilk görüldüğü eyalet olan Washington’dan rapor edilirken, Kaliforniya'da 28 ve New York'ta 76 ölüm vakası vardı. Birçok eyalette süpermarketlerin rafları boşaltılırken; ABD'de Walmart, Aldi, Harris Teeter, Giant ve H-E-B gibi süpermarketler çalışma saatlerini değiştirmiş ve yerel saat ile 24:00 yerine 20:00-21:00’da kapatma kararı almıştı.

İngiltere Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı Korona virüs raporuna göre salgın 2021 baharına kadar uzanacaktı. Bakanlık en kötü senaryoda ülkenin yüzde %80’inin virüs kapacağını, yaklaşık 8 milyon insanın ise hastanelik olacağını açıklamıştı. Hastalık nedeniyle ülkenin yüzde 15'ine denk gelen 8 milyon insanın hastanede tedavi göreceği var sayılmıştı.

İran'da Uzmanlar Meclis Üyesi Ayetullah Haşim Bathai Gulpeyagani, Korona virüs tedavisi gördüğü hastanede 78 yaşında yaşamını yitirmiş durumdaydı. İran Sağlık Bakanlığı, ülkede can kaybının 1685’e yükseldiğini, vaka sayısının ise 22 bine yaklaştığını açıklamıştı.

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab, Kovid-19 nedeniyle ülkede olağanüstü hâl ilanına mecbur kalmıştı.

Fransa'da Korona virüs salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 562'ye, vaka sayısı ise 14 bin 485’e çıkmıştı. Fransa Sağlık Bakanı Olivier Veran, France 2 kanalında yaptığı açıklamada, virüs bulaşan kişi sayısının 14 bin 485’e ulaştığını, hastaların 700’ünün yoğun bakımda tedavi gördüğünü doğrulamıştı.

Çekya hükümeti, salgına karşı önlem olarak ülke genelinde karantina kararı almıştı. Çekya Başbakanı Andrej Babis, Korona virüsünün yayılmasını engellemek amacıyla 24 Mart'a kadar ülke genelinde karantina uygulayacağını duyurmuşlardı.

ABD'de ilk korona virüs aşısı testi başlamıştı.

ABD'de geliştirilen bir Korona virüs aşısının ilk kez Washington eyaletinde test edileceği bildirilmişti. ABD'li hükümet yetkililerine dayandırılan haberde, Ulusal Sağlık Enstitülerince fonlanan aşı testinin Seattle’deki Kalser Permanente Sağlık Araştırma Enstitüsünde yapılacağı ifade edilmişti. Testin 45 yaşındaki sağlıklı bir kişiye uygulanacağını aktaran yetkililer, bu kişiye virüs bulaşma riskinin bulunmadığını ve testin sadece aşının yan etkilerini test edeceğini belirtilmişti.

İnanç ve ahlâk değerlerinden uzaklaşan Dünya büyük bir korku dalgasıyla sarsılmaktaydı!

Koronafobi kâbusu yayılmaktaydı.

Avrupa artık Korona virüsün merkezi halini almıştı. Çin’de yavaşladığı açıklanan salgın dünyada hızla yayılmaktaydı. Avrupa’daki ölümler virüsün çıkış merkezi Çin’i geçmeye başlamıştı. Dünyada vaka sayısı 316 bini bulurken hayatını kaybedenlerin sayısı 14 binden fazlaydı.

Korona virüsün Avrupa’da en fazla vurduğu ülkeler, İtalya ve İspanya. İtalya’da can kaybı 4 bin 825’e çıkmıştı. İsviçre ve Sırbistan olağanüstü hâl ilan etmek zorunda kalmıştı. Avrupa kıtasında virüsün yayılmadığı tek ülke olan Balkan ülkesi Karadağ Başbakan Yardımcısı Milutin Simovic tedbirleri artırdıklarını açıklamıştı.

Avrupa ülkelerinde Korona virüs vakaları artmaya devam ederken, ülkeler, virüsün yayılmasını engellemek için tedbirler almaya çalışmaktaydı. İtalya’da hükümet, salgın nedeniyle ülke ekonomisini desteklemek için 25 milyar euroluk acil destek paketini de onaylamıştı. İsviçre hükümeti de, virüsün ülkede hızla yayılması üzerine olağanüstü hale mecbur kalmıştı.

Dünyada hızla yayılırken Çin’de gerilemeye başlamıştı.

Başta Avrupa olmak üzere ABD ve Latin Amerika’da yeni tip Korona virüs vakalarında artış yaşanırken, virüsün ana kaynağı Çin’de tersi bir durum yaşanıyordu. Virüsün ortaya çıktığı Hubey eyaletindeki seyahat kısıtlaması gevşetildi. Salgının ortaya çıktığı Wuhan kentinde, son 24 saatte yalnızca 1 yeni vakanın tespit edildiği bildirildi. Dünya Sağlık Örgütü, Çin dışında 83 binden fazla vaka tespit edildiğini ve Çin dışındaki vaka sayısının Çin’deki vaka sayısını aştığını doğruladı.

ABD’de ölü sayısı 350’ye yaklaşmıştı.

ABD’de vaka sayısının 26 bin 959, can kaybının ise 350’ye yükseldiği yazılmıştı. Söz konusu ölümlerin 94’ü virüsün ABD’de ilk görüldüğü eyalet olan Washington’dan rapor edilirken, bunu 76 ölümle New York ve 28 ölümle Kaliforniya takip ediyordu. ABD Yüksek Mahkemesi de, Nisan başına kadarki sözlü yargılamaların ertelendiğini duyurmuştu. Hastalığın hızla yayıldığı eyaletlerden biri olan New Jersey’de kısmi sokağa çıkma yasağı uygulanacaktı. Tom Hanks ve eşinden sonra ünlü oyuncu İdris Elba’nın da virüse yakalandığı anlaşılmıştı.

ABD ordusunda vaka sayısı artmaktaydı…

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bu sabah itibarıyla bakanlık bünyesinde Korona virüs (Kovid-19) testi pozitif çıkanların sayısının 37’ye yükseldiğini açıklamıştı. Pentagon’dan yapılan açıklamada “18’i muvazzaf asker, 13’ü askerlerin ailelerinden, 3’ü sivil personel ve 3’ü sözleşmeli personel olmak üzere toplam 37 kişinin testleri pozitif çıktı” ifadeleri kullanılmıştı. ABD Savunma Bakanı Mark Esper ve yardımcısı David Norquist, karantinaya alınmıştı. Mark Esper ve yardımcısı David Norquist’in korona virüs şüphesiyle karantina altına alındıkları bildirilmişti. Pentagon, Mark Esper ve David Norquist’in virüse karşı tedbir amacıyla karantinaya alındığını doğrulamıştı.

Bu arada Vatikan’ın ardından Avrupa’nın en küçük ülkesi olan Monaco Prensliği’nden, 35 bin nüfuslu ülkenin bakanlarından Serge Telle’nin Korona virüse yakalandığı açıklaması geldi. Polonya Çevre Bakanı Michal Wos’un da testi pozitif çıkmıştı.

67 milyonluk Fransa karantinadaydı.

Fransa’da serbest dolaşım sınırlandırılmıştı. Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner, salgın nedeniyle ülke genelinde serbest dolaşımı zorunlu haller dışında sınırlandıran uygulamanın kontrol edilmesi için 100 bin polis ve jandarmanın görevlendirildiğini bildirmişti. İngiltere’de ise Başbakan Boris Johnson salgına karşı yeni tedbirleri açıklamıştı. Johnson, ateşi veya öksürüğü olan birinin yaşadığı hanedeki herkesin 14 gün kendisini karantinaya almasını tavsiye etmişti. İtalya’da ise doktorların bilim dünyası için yayımladığı mektup salgının boyutunu gözler önüne sermişti. Yunanistan’daki tedbirlerde de yeni bir aşamaya geçilmişti. Eczane ve bankalar dışında bütün dükkânlar kapalıydı.

İtalya’da sağlık sistemi çökmüş durumdaydı.

İtalya'da 53 bin 578 Korona virüs vakası ve 4 bin 825 ölüm gerçekleşmesinin ardından ülkedeki sağlık sistemi yetersiz kalmıştı. Sosyal medyaya sızan görüntülerde, Korona virüs tespit edilen hastaların tedavilerinin hastane koridorlarında yapıldığı ortaya çıkmıştı.

Dünya genelinde hızla yayılan Korona virüs, Avrupa'da en fazla İtalya'yı sarsmıştı. 22 Mart 2020 itibariyle ülke genelinde 53 bin 578 Korona virüs vakası ve 4 bin 825 kişinin de hayatını kaybettiği İtalya'da sağlık sistemi yıkılmıştı. Milano'da bulunan bir hastanede çekilen görüntüler, durumun ciddiyetini kanıtlamıştı. Sosyal medyada yayınlanan görüntülerde virüsün bulaştığı kişilerin, hastane koridorlarında tedavi edilmeye çalıştığı anlaşılmaktaydı. Vaka sayısının fazla olması, sağlık çalışanlarının yetersiz kalması sonucu ülkedeki sağlık sistemi hastalara yeterli derecede hizmet veremeyip tıkanmıştı. İtalya'da tüm ülke günlerdir karantina altındaydı. İtalya halkı karantina nedeniyle evlerinden çıkamazken, birçok turistik bölge de ıssız kalmıştı. Başkent Roma'daki en turistik mekânlardan biri olan ve her yıl milyonlarca turistin bozuk para atıp dilek tuttuğu Aşk Çeşmesi'nden (Trevi Çeşmesi) Navona Meydanı'na kadar birçok turistik noktada sokaklar sessizliğe gömülmüş durumdaydı. İtalya'daki durumu anlatan gazeteci Grandesso Federico, Padova sokaklarda bulunan araçların, halka 'evlerinizde kalın' çağrısında bulunduğunu ifade ederek, "Bu durumun ne kadar dramatik olduğunu gösteriyor. Hastanelerdeki durum ise daha fazla zor bir hale geliyor. Yoğun bakımlardaki, hastanelerdeki yataklar yetersiz kalıyor" ifadelerini kullanmıştı.

Amerika-Almanya arasında aşı vurgunu kavgası: Trump aşı için rüşvet teklif etmekten utanmamıştı!

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Almanya merkezli CureVac şirketinin yeni tip Korona virüse (Kovid-19) karşı aşı çalışmalarını ABD’ye çekmek ve “sadece ülkesine özel” aşıya ikna etmek için büyük miktarda para teklif ettiği anlaşılmıştı.

Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan haberlere göre, Trump, Alman Sağlık Bakanlığı bağlantılı Paul Ehrlich Enstitüsü ile virüs tedavisine yönelik aşı ve biyomedikal ilaç üretmek için çalışan CureVac'i ABD'ye çekerek sadece ülkesine özel aşıya ikna etmek için girişimde bulunmuşlardı. Bunun için virüs aşısı üzerinde çalışan Alman bilim insanlarına çok büyük miktarda para teklif ettiği öne sürülen Trump'ın, CureVac'in geliştirmesi muhtemel aşının münhasır haklarının ABD'nin tekelinde kalmasını istediği ortaya çıkmıştı. Almanya ile ABD arasında çekişme yaşandığı belirtilen haberde, Alman hükümetinin CureVac'in ülkeden ayrılmaması için mali teşvikler sunmaya çalıştığı vurgulanmıştı. Haberde, Almanya Sağlık Bakanlığından bir yetkili, hükümetin, virüse karşı aşının Almanya ve Avrupa'da geliştirilmesini sağlamakla çok yakından ilgilendiğini savunarak, bu yüzden bakanlığın CureVac ile yoğun diyalog içinde bulunduğunu açıklamıştı.

2. Dünya Savaşı sonrası en büyük yardım paketi, Korona virüs için hazırlanmıştı.

“Almanya, Korona virüs salgınının dünya genelinde giderek yayılması üzerine İkinci Dünya Savaşı sonrası en büyük ekonomik yardım paketini yürürlüğe sokma kararı almıştı. Hükümet, korana virüs salgını yüzünden zor durumda olan şirketlere ‘sınırsız’ kredi yardımı yapacaktı. Başbakan Angela Merkel, Alman hükümetlerinin tarihinde eşi benzeri görülmemiş önlemler alınacağını ve bu salgınla mücadelede ne gerekiyorsa yapılacağını duyurmuşlardı. Maliye Bakanı Olaf Scholz, ‘Devlet destekli kalkınma bankaları, hiçbir üst sınır olmadan kredi verecek, bizim en önemli mesajımız bu olacak.’ açıklamasını yapmıştı. Ekonomi Bakanı Peter Altmaier ise devletin ilk adımda 614 milyar dolar değerinde krediyi garanti etmek için para musluğunu açacağını hatırlatmıştı. Altmaier, Alman hazinesinin uzun soluklu bir mücadele için gerekli kaynağa sahip olduğunu vurgulamıştı.

Bu tür salgınlar din, dil, ırk, mezhep, fakir, zengin, siyah, sarı, beyaz ayrımı yapmadan herkese bulaşmaktaydı. Üstünlükleri, gücü ve her şeyi tersine çevirebilecek bir felaket yaşanmaktaydı. Her algıyı altüst edebilecek bir durum ortaya çıkmıştı. Asla başa çıkılmaz ve yıkılmaz zannedilen sistemler ve ülkeler sarsılmaya başlamıştı. Peki, insanlık bundan önce karşı karşıya kaldığı afetlerden, salgınlardan tamamıyla gereken dersleri çıkarmış mıydı ve Korona virüsten de çıkaracak mıydı? Maalesef salgın etkisini yitirmeye başladığı andan itibaren, yine bu sürecin yerine insanların şehvet ve servet gafleti başlayacaktı. Hatta kimileri belki de salgını aratacak acı sonlarla karşı karşıya kalacaktı. Hani ‘kim ne yaparsa kendisine yapar’ diye bir atasözümüz var ya, insanlık ailesi de aslında her melaneti ve felaketi kendi kendisine yapıp hazırlamaktaydı. Başta kendilerini dünyanın efendisi olarak dayatanların her şeye sahip olma dürtüleri, azgın, fütursuz ve zalimce sömürüleri, insanlığı salgınlardan daha beter tehdit ediyor durumdaydı.

‘Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız’ diye ekonominin, hatta kapitalizmin babası sayılan Adam Smith mantığı, maalesef son bulmayacaktı. Bugün yüreklerimizi yakan yoklukların, açlıkların, savaş ve saldırıların aslında sebebi tam olarak da işte bu bakış açısıydı. Sömürüyü, adaletsizlikleri, tahakküm etmeyi, kural tanımayan ticaret savaşlarını meşru(!) kılan işte hep bu anlayıştı. Hayatta kalmak istiyorsan ötekini sömür, hatta öldür. Neden, çünkü kaynaklar sınırlıymış. Senin konforun devam etmeli. Diğerlerine ne olduğunun önemi yok. Onları sakın düşünme. Biriktir de biriktir ama karşındakinin bir an olsun nefes almasına müsaade etme. Sahi dünya nereye kaymaktaydı? Haklı olan ne zaman güçlü olacaktı? Korona virüs gibi felaketler bile akılların başlara gelmesini sağlamayacak mı? İnsanlar ne zaman insan olacak ve ne zaman yaşamlarının ötekinin hayatta kalmasına bağlı olduğunu anlayacaktı? İnsanlık diğerkâmlığı ve paylaşmayı ne zaman öğrenip uygulayacaktı? Kan ve gözyaşı renklerinin farklı olmadığı gerçeği ne zaman kavranacaktı?” haykırışları haklıydı.

“İslam bize bu tür salgınlar karşısında duyarsız ve tutarsız yaklaşımı değil, tedbirli ve dikkatli olmamızı tavsiye buyurmaktadır. Abdurrahman bin. Avf’tan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmuştur: ‘Şayet bir yerde veba (bulaşıcı hastalık) olduğunu işitirseniz oraya gitmekten sakının. Sizin bulunduğunuz bir yerde meydana gelmiş ise oradan da ayrılıp çıkmayın.’ Korona virüs ile mücadele aslında nemelâzımcılıkla, vurdumduymazlıkla ve ‘ne olursa olsun’la savaşmaktır. Gözle görünür düşmanlara öyle alışmıştık ki bu görünmeyen düşmana karşı hiçbir silah hazırlayamadık. Elimizi bol sabunlu suyla adamakıllı yıkıyoruz; peki ya kalbimiz, beynimiz, niyetimiz, doymak bilmeyen nefsimiz?.. Onları ne ile yıkayacağız? Hangi su ve hangi sabun temizler onları? Siz düşünedurun, ben en iyisi ellerimi bir kez daha çeşmenin altında iyiden iyi yıkayayım. Ne de olsa elimi kalbimin üzerine götürmem lazım” tespit ve tahlilleri üzerinde durmak zamanıydı.

ABD virüsü ile Çin virüsü mü, çarpıştırılmaktaydı?

ABD Başkanı Trump, yaptığı konuşmada “Korona virüs” veya “COVID-19 virüsü” yerine “Çin virüsü” demişti. Çin Dışişleri Bakan Sözcüsü Geng Shuang, “Virüsü, Çin ile bağlantılamak bir damgalama şeklidir. Buna kesinlikle karşıyız ve çok şiddetli şekilde öfkeliyiz” diye karşılık vermişti. Biz ise, ABD virüsüne de Çin virüsüne de, yani bunların zulüm ve sömürü sistemlerine karşı kimseleriz. Adına ister “Korona” deyin, ister “COVİD-19” deyin, bugüne kadar dünya genelinde bu virüsten ölen insan sayısı 14 bin civarındaydı. Ama ABD virüsünden yalnız Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de ölen insan sayısı üç milyondan fazlaydı. Maalesef Erdoğan iktidarı da bu vahşi katliamların suç ortağı yapılmıştı. Ayrıca bu dört ülkede virüs gibi insan öldürme silahlarının ve o silahlarla para karşılığı insan öldüren insanların kampları, üsleri kurulmuş ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından da tek ses çıkmamıştı.

“Çin mezaliminin Doğu Türkistan’da öldürdüğü, işkence ettiği, kamplarda süründürdüğü Müslüman sayısı, dünya tarafından gündeme bile taşınmamıştı. Korona, COVİD-19 virüsüne yakalananlardan 14 bin kadarı 15 gün çektikten sonra ölüp bu dünyadan ayrıldı. Yani çektiği acılar en fazla bir ay sürdü ve ölümle sonuçlandı. Ama Çin veya ABD’nin sömürü ve zulüm virüsüne yakalananlar, bir ömür boyu dinine ve milletine ihanet etmenin ıstırabını içinden çeker ve sonunda öylece ölürlerse sonu gelmez senelerde cehennem ateşinde yanarlardı. Yok eğer bunlar dine inanmaz ulusalcı takımı ise, yine aynı ulusuna ihanetin acısını çekip kıvranırlardı.” tespitlerine de kulak asılmalıydı.


Bu makaleyi sesli olarak dinleyebilirsiniz:

 


[1] https://www.urfahaber.com/rus-doktordan-korona-aciklamasi/7950/

Makale Paylaşım Sayısı: 241

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR