Milli Çözüm Ankara Toplantımıza Katılan
MİLLİ DUYARLI BİR AYDINIMIZIN FERYADI
18 Temmuz Ankara Milli Çözüm Buluşmasında
Eski TRT Muhabiri Abdurrahman Keskin Bey’in Saptamaları
Saygıdeğer hocam, önce ruhunuzla bilgilerinizle, bu güzel şehrimizi, kalplerimizi aydınlattınız. Şükranlarımı sunuyorum, saygılarımı sunuyorum. Önemli ve öncelikli gördüğüm bir konuyu arz etmek istiyorum izninizle. Birincisi bir savaş muhabiri olarak belirtmeliyim ki Siyonizm tarihsel bir savaşın içindedir. Millennium Challenge dedikleri 2002’den beri çalıştıkları bir büyük proje son aşamasına gelmiştir. Yani 1000 yılın intikamı olarak Türkleri Anadolu’dan çıkarmak, tekrar bu bölgenin hâkimiyetini Siyonizm’e bırakmak hesapları güdülmektedir. Amaçları Milli Çözüm ruhundaki Aziz Milletimizi bu coğrafyadan sürüp silmektir. Ve 1916’da Mirliva (Tuğgenarel) Halil Kut Paşa önderliğinde İngilizlere karşı verdiğimiz Kut’ül Amare savaşı zaferinden bugün NATO toplantısıyla bir nevi intikamı alınmıştır. Nasıl, 1952’de NATO’ya girerken İngilizlerin gizli bir şartı olarak; Kut’ül Amare zaferimizi kitaplardan çıkarmayı dayatmışlardı. O güne kadar 29 Nisan 1916’daki zaferimizi bazı derneklerimiz ve duyarlı kesimlerimiz tarihi bir bayram gibi kutluyorlardı. İngilizler, onur ve şerefleri kırıldığı ve tarihteki en büyük yenilgiyi aldıkları için -kendi İngiliz tarihlerinde yazıyor- biz NATO’ya girerken Kut kutlamalarını resmiyete koymamayı şart koşmuşlardı. Biz NATO’ya 1952’de girmeye başladık, dolayısıyla intikam asimetrik bir savaştır. Yani simetri yapıyorlar; 1071’in rovanşını, 2071’de kesin alacağız diyorlar. Artık Türkler Anadolu’da kalmayacak diyorlar. Benim ömrüm, uluslararası toplantıları izleyerek geçti, bir TRT çalışanı olarak. Şimdi 2 günlük toplantı Ankara’yı boşaltılarak yapıldı ve bütün Haçlı kuvvetleri temsilcileri Külliye’de bir nevi gizli intikam havası oluşturdular. Ve maalesef 15 Temmuz’u da halkımızı oyalayıp avutmak için bayramlaştırdılar. Aslında NATO yapmıştır bu darbeyi FETÖ’yle, APO’yla ve onların işbirlikçileri takımıyla… Ben bu kısa bilgileri çalıştığım için size arz etmek istiyorum. Tarihimizi bilmek zorundayız. Kurtuluş Savaşı’nı ve Çanakkale destanını hatırlattığımız gibi ama Kut’ül Amare’yi de çocuklarımıza öğretmek zorundayız. Kut’ül Amare, İngilizlerin dünya tarihinde en ağır yenilgiye uğradıkları, inançlı Türk Milleti ile yapıp hezimeti tattıkları savaşın adıdır. Bununla ilgili biz TRT kurumuna (Ahmet Hocam; en zayıf zannedildiğimiz bir noktada) evet evet Kut’ül Amare dizisi çektirmeye teşvikçi olduk. Bazı bilgileri biz arkadaş grubuyla ilgililere ulaştırdık. O sırada İngiliz büyükelçiliğinin devreye girdiği ve rahatsızlığını ilettiği konuşuldu. “Kut’ül Amare” dizisinin önce adını “Mehmetçik” dizisine çevirdiler, sonra da tekrarı yayınlandı. 2009’da da Genel Kurmay’ın kayıtlarından ve sayfasından çıkarmaya uğraştıkları bile kulislere yansıdı. Kut’ül Amare zaferi ve Bayramı çok önemli ve anlamlıdır. Çanakkale, Kut’ül Amare ve Kurtuluş Savaşı birbirinin devamı ve tamamlayıcısıdır!
Ben şunu Zât-ı Âlinize, değerli bilge kişiliğinize sormak istiyorum. Şu an ülkemiz ve devletimizle ilgili tehlike çok daha büyük boyutlara ulaşmıştır. Bu nedenle bizi cephe savaşı ile yenemeyecekleri için Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği kanunlarıyla sıkıştırarak devletine ve Dinine sadık Türk milletini de ekonomik, sosyal, siyasal her alanda kendi güdümlerine alarak asimetrik bir savaş başlatılmıştır. İBAN’la teslim aldılar imanlı Türk milletini, İBAN’a mahkum bıraktılar. (İBAN:Hesap Numarası) Dolayısıyla neme lazımcı ve duyarsız bir hale soktular. Terörsüz Türkiye aldatmacası ile Türkiye’yi bölme projesi, maalesef şu an en önemli gündem olmalıdır. Bununla ilgili ne yapabiliriz? İkincisi de önümüzdeki süreçte tüm kavim, mezhep ve kesimleriyle Aziz Milletimizi Milli Çözüm ruhuna sahip ve saygılı, İslami ve Milli Değerlerine bağlı, partiler üstü kucaklayıcı bir Milli Mutabakat oluşumuna ve bu şuur ve sorumlulukta bir Cumhurbaşkanı hazırlığına acilen ihtiyaç duyulduğu kesindir. Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.
ABDURRAHMAN KESKİN
Emekli, Ankara’da mukim.

Öncelikle böyle duyarlı aydınlarımızı görmek bizleri mutlu ediyor. Şuurlu olmakla ilgili meali kerimden ayeti kerimeler duyarlı aydınlarımızı anlatması açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.
Fâtır 19
Körle, gören eşit olamaz.
https://www.mealikerim.com/35/fatir/19
Mü’min 58
(Herhalde kalp gözü) Kör olanla, (basiretle gerçekleri) gören (inançlı insan) bir değildir (olmayacaktır); iman edip salih amellerde bulunanlarla kötülük yapanlar da (bir tutulmayacaktır). Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz. (Bu ne duyarsız ve tutarsız bir gaflet tavrıdır.)
https://www.mealikerim.com/40/gafir-mumin/58
Yaptığımız işlerin Rabbimiz katında mutlaka bir karşılığı vardır. İşi bu boyutuyla ele aldığımız zaman takva ve sorumluluk kavramlarını eşleştirebiliriz. İşte kendini; yapılan zulümlere, haksızlıklara karşı sorumlu hissedip bu haksızlık ve zulümlerin açıklanması, toplumda bir bilinç oluşturulması ve kaldırılması için çaba sarf etmek takvanın bir boyutu olsa gerek.
MİLLİ DUYARLILIĞA SAHİP TÜM İNSANLARIN YÜREKLERİNDEKİ YANGINLAR İNŞALLAH AAZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN 1980 YILINDA TRT EKRANLARINDA SÖYLEDİKLERİ ŞU CÜMLELERİN GERÇEKLEŞMESİ İLE SON BULACAK İNŞALLAH;
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki:
TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU;
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması,
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması
ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)
YENİ BİR DEVRİN BAŞLAMASI İLE ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA KURULACAK VE BÜTÜN İNSANLIK SAADETE ERECEKTİR İNŞALLAH. RABBİM BİZLERİ BU UĞURDA CANLA BAŞLA ÇALIŞANLARDAN EYLESİN.AMİN
Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor:
“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir
uzvu hasta olduğunda, diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateşle onun acısına ortak olurlar.”
(Buhari edep 27)
Zulme, adaletsizliğe karşı duyarlı bir mümin ne güzel feryad ediyor.
Dua makamında olan bu feryad başka bir hadisi şerifi hatırlatıyor:
“Üç kişinin duası reddedilmez: İftar edinceye kadar oruçlunun duası, adil devlet başkanının duası ve mazlumun duası. Allah, mazlumun duasını bulutların üzerine kaldırır ve ona gök kapılarını açar. Sonra da Rab Teâlâ şöyle buyurur: ‘İzzetime yemin olsun ki, bir süre sonra da olsa sana mutlaka yardım edeceğim.'”
( tirmizi, daavat 115)
Feryadlar her yerden yükselirken, elinde geleni yapmaya çalışan duyarlı insanların olması ne güzel.
Tebrik ediyoruz. Insaallah duaları kabul olacak ve Allah’ in yardımı muhakkak gelecektir.
Ülkemizin böylesi samimi, duyarlı, sorumlu ve bir o kadarda onurlu Milli Aydınlarımıza sahip olması çok şükür büyük bir kazanımdır. Böylesi kıymet arz eden, Abdurrahman Keskin Bey’in; Milli Çözüm’ün “Olayları doğru okumak ve Sorumluluklarımızı Kuşanmak” duyarlılığını gösteren – taşıyan bu hatırlatmaları Milli Çözüm okuyucularına takipçilerine arz ettikleri için saygıdeğer Abdurrahman Keskin Bey’e şükranlarımı arz ediyor katkılarının devamını diliyorum. Ve sözlerimi Abdurrahman Keskin Bey’in şu dua ve temenni vasfındaki dileklerinin tekrarında fayda olduğuna inandığım, önemine binaen hatırlatmak isterim:
“Önümüzdeki süreçte tüm kavim, mezhep ve kesimleriyle Aziz Milletimizi Milli Çözüm ruhuna sahip ve saygılı, İslami ve Milli Değerlerine bağlı, partiler üstü kucaklayıcı bir Milli Mutabakat oluşumuna ve bu şuur ve sorumlulukta bir Cumhurbaşkanı hazırlığına acilen ihtiyaç duyulduğu kesindir.”
Abdurrahman Bey’in bu dilek, temenni ve duasına canı gönülden katılıyorum inşaallah o günlerin çok yakın olduğunu düşünüyor, o günlerin gelişinden öncesi şu günlerimizin çok değerli kıymetli olduğu bilinciyle, bu tür fikrî gayret ve çabalarımızın devam etmesi duasıyla.
Değerli paylaşımlar için teşekkür ederiz.