BAĞIMLILIK ESARETTİR, BIRAKABİLMEKSE ÖZGÜRLÜK
İmtihan kazanmak için, gayen kadar gayret lazım
Hak yolunda aktör gerek, olma şeytan filme figür…
Şu muhteşem kâinata, hayran olup hayret lazım
Nefsi dürtünü zayıflat, vicdan iraden ise gür
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…
Kimi içki sigaraya, kimi pornoya bağımlı
Kimi kumara kadına, müzik zurnaya bağımlı
Gelen suyu musluk keser, akan kurnaya1 bağımlı
Ya nefsini dizginlersin, ya da olur sana çöğür2
Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…
Sevdiğine bağımlısın, her muhabbet esarettir
Allah için seviyorsan; Kur’an ölçü, ferasettir
Nefsini düşman bilerek, cephe açmak cesarettir
Nefse asla güven olmaz, çünkü nefis azgın öğür3
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…
Kimi şöhretin peşinde, kimi şehvetin esiri
Kimi arsa kasa masa, para servetin esiri
Kimi haset hıyanetin, kin ve nefretin esiri
Neye yarar sinir öfke, hep çevrene bağır böğür4
Bağımlılık kadar tutsak, bıraktığın kadar özgür…
Geçmişten ders alır isen, geleceğin mir’at5 olur
Art niyetten geçmez isen, akıbetin berbat olur
Sabru sebat eyleyenler, dağı delen Ferhat olur
Dikkatle tarihte yürü, ibret ve hikmetle iz sür
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…
Niçin yarattı Hak seni, hem nereye varacaksın
Çün eşrefi mahlûkatsın, sen kılı kırk yaracaksın
Rabbe halife olmazsan, halkı nasıl saracaksın
Çıkar İblis gözlüğünü; artık şaşı bakma, düz gör
Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…
İşlediğin kötülükler, Hak yolunda önün tıkar
Aklı olan gözyaşıyla, daim günah kirin yıkar
En kıymetli sermayemiz, ömür hızla elden çıkar
Bil huzur kanaattedir, her nimete eyle şükür
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…
Yalnız Hakka gönül ver ki, O’na güven hürriyettir
İmandan ahlâktan uzak, tehlikeli zürriyettir
Halklar Hak’ta halkalansın, işte bu Cumhuriyettir
Ya erdemli tedbirli ol, ya korona olup öksür
Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…
- Kurna: Çeşme ve hamamlarda su dolan mermer çanak.
- Çöğür: Sert ve iri diken.
- Öğür: Çiftleşme mevsimi gelen kızgın sığırlar.
- Böğürmek: İnek ve deve bağırması.
- Mir’at: Ayna.

BU DERGİ NASIL ÇIKIYOR?
Ekim 2004’te yayımladığımız yazımızı, önemli görüp hatırlatma babında kardeşlerimizin istifadesine sunmayı arzuladık…
Yararlı ve başarılı her türlü hizmet ve muvaffakiyet; sadece Allah’ın dilemesi ve desteklemesi iledir. Sebeplerini de, sonuçlarını da Allah’ın takdir ettiği böylesi başarılardan dolayı: şımarıp, şaşırıp ve haddimizi aşıp gurura kapılarak küfre (nankörlüğe) mi yöneleceğiz?.. Yoksa şükredip kulluk şerefine mi erişeceğiz? diye imtihan edilmekteyiz.
Zahiri sebepler planında işlerin nasıl yürüdüğüne gelince…
Milli Çözüm Dergisi; İslâm davasına, insanlık sevdasına ve Milli Görüş mesajına gönül vermiş özel bir muhabbet ekibinin eseridir.
1- Bir kısmımız yazılarını hazırlıyor…
2- Bazılarımız bunları bilgisayarda yazıyor…
3- Birkaçımız kaynak ve doküman sağlıyor…
4- Bazı arkadaşlarımız dizgi ve baskı işlerini hazırlıyor…
5- Diğer dostlarımız dağıtımını yapıyor…
6- Bazı kardeşlerimiz de, parasal eksiklikleri tamamlıyor ve ihtiyaçları karşılıyor!..
Yazarlarından dağıtımcılarına, hiç kimsenin “Allah rızası ve okurların duası” dışında, hiçbir şekilde maddi çıkar sağlaması veya maaş alması söz konusu değildir. Çünkü bütün bu gayretler: Milli ve manevi bir sorumluluk duygusu… Ruhi ve vicdani bir doyumluluk arzusu adına gösterilmektedir.
Dünyevi bir rütbe ve ganimet taksimi söz konusu olmadığından, herkesin sevabını da: niyetine ve gayretine göre Allah’ın vereceğine ve O’nun hâşâ-haksızlık etmeyeceğine inanıldığından, bu ekip arasında; kıskanma, kayırma, kaytarma gibi şeyler de, öyle fazla gündeme gelmemektedir.
Bediüzzaman’ın tabiriyle; bu bir “şirketi maneviye” olduğundan hizmet ve şeref toplamından… Sevap ve sevinç payından her birimizin alacağımız hissemiz bize yetmektedir.
“Bu hizmetin asıl yükünü ben taşıyorum… Ben bırakırsam, yerimin doldurulacağına inanmıyorum… Ben istismar edilip kullanılıyorum… Şu marifetimden ve şu variyetimden dolayı ayrıcalıklı bir konumda bulunuyorum” gibi nefsi ve şeytani vesveselere kapılanlar… Veya bu ekibi ve dergiyi istismar etmeye kalkışanlar, önce ve gereğince uyarılır, ama uyanmazsa kendi haline terk edilir ve inşaallah düzelmesi beklenir.
1- Gaye (inanç, ideal ve kutsal amaç).
2- Girişim (cesaret ve ciddiyetle işe koyulma).
3- Gayret (disiplinli ve düzenli çalışma).
4- Gereç (lazım olan imkân, eleman, araç ve kaynaklara ulaşma).
5- Gereksinim (ihtiyaç duyulan para ve pazarlama) formülünde görüldüğü gibi, para: başarı için gerekli olan beş önemli şeyden sadece beşincisidir. Ama “önce para lazım” diye düşünen kimseler, aslında bilinçsiz, beleşçi ve bereketsiz kimselerdir. Maddeci ve materyalisttir.
Böylesi gönüllü girişimlere katılmanın şartı; samimiyet ve teslimiyet… Bu ekipte kalmanın; kıdemli ve kıymetli kadrodan olma şerefine kavuşmanın şartı ise, hizmet ve mesuliyettir.
Bu gibi haklı ve hayırlı hareketlere, “Dünyalık ne kazanacağım?” diye değil, “Ben ne katacağım?” diye girilir.
Davasına ve dostlarına iyilik edenler ve fedakârlık gösterenler; başa kakmak, minnet etmek… Veya bunları bir külfet ve rüşvet gibi görmek gafletine asla düşmemelidir.
Milli Çözüm Dergisi, genel hizmet kervanı içinde özel bir konuma sahiptir. Her babayiğidin taşıyamayacağı zorlu, ama onurlu bir misyon yüklenmiştir. “Kemiyet”e (kof kalabalığa, sayı üstünlüğüne) değil; “Keyfiyet”e (öze ve niteliğe) değer vermektedir. Çünkü kalabalık değil, “Özgül ağırlık” önemlidir. Binlerce ton keresteyi taşıyan denizde, küçücük bir çivinin batması nedendir?
İnanç kardeşliği, insan eşitliği ve vatan sevgisi vazgeçilmez prensiplerimizdir. Temel insan hakları ve evrensel hukuk kuralları değer ölçülerimizdir. Akli ve nakli delillere dayanan ilim, rehberimizdir. Atatürk’ün de dediği gibi: “Hayatta en hakiki mürşit; İlimdir.”
Biz doğru bildiğimizi yazıyoruz. Ama “Tek doğru, en doğru budur” saplantısından Allah’a sığınıyoruz… Hatamızı hatırlatanlara, bunları delilleriyle aklımıza ve vicdanımıza yatıranlara saygı duyuyor ve sahip çıkıyoruz… Ama sadece haset ve fesat damarıyla karşı çıkanları ve kuru sıkı füze fırlatanları ise, hesaba bile katmıyoruz…
Hem ülkemizdeki hem bütün yeryüzündeki, mevcut haksızlık ve ahlâksız düzenlerine ve şeytanın dini olan Siyonizm’e karşı başlatılan kutlu direniş ve diriliş hareketinde; bizim de bir nöbet yerimizin ve siperimizin olmasından şeref duyuyoruz ve kendimizi şanslı sayıyoruz…
Allah’tan başka hiç kimseyi umursamıyoruz ve menfaat ummuyoruz…
Çünkü O’nun izni ve iradesi dışında hiç kimsenin bize kâr veya zarar ulaştırabileceğine inanmıyoruz!
Hz. Musa, doğup büyüdüğü ve dünyalık yardım gördüğü Firavun’a cephe açtığı için cahillerce “nankörlük”le suçlanmıştı. (Şuara: 18-19)
Hz. Peygamber Aleyhisselâm “dinden dönmekle ve siyasi üstünlük hedeflemekle” horlanmış ve dışlanmıştı.
Ama biz davamıza tam inanmış kimseler olarak, “Böylesi kınamalara ve dedikodulara aldırmıyor ve basit karakterli kimselerin levminden korkmuyoruz.” (Maide: 54)
Bu gönüllü hizmet ekibindeki dostların: hiçbir dünyalık karşılık beklemeden ve nefsanî bir amaç gütmeden, sadece Allah rızası gözetilerek, samimi, seviyeli ve sürekli olarak; kendi aralarında yaptıkları her türlü danışma ve dayanışmayı ise; çıkarı yoksa başkasına selam bile vermeyen ruhsuz ve huysuz tiplerin anlamasını zaten beklemiyoruz!..
Böylesi şaşkın ve hırçın birisi için yapılan tefaül sonucu karşımıza çıkan Yasin Suresi’nin son sayfasındaki şu (74 ve 77.) ayetleriyle konuyu bağlıyoruz:
“(Güya onlardan) Yardım görürler diye Allah’tan gayrı ilahlar edinip (süper güç sanılan tanrılara, zalim tağutlara ve işbirlikçi iktidarlara) tutunuverdiler.
Ne var ki onların (o sahte ilahların), kendilerine (gerçek anlamda) yardım etmeye güçleri yetmez; (tam aksine) kendileri onlar için hazır bulundurulmuş (zalim odaklarca basit görülüp hor tutulmuş hizmetçi) askerlerdir. [Not: Olur ki yardım görürler, makam ve menfaate erişirler umuduyla, zalim ve kâfir merkezlerin; AB, ABD ve NATO gibi hain güçlerin güdümüne girenlerin, bunların açık ve yaygın zulümlerine alet ve ortak olmamaları için dikkat edilmelidir.]
(Ey Nebim!) Öyleyse artık onların sözleri Seni üzmesin (ümit ve metanetine sıkıntı vermesin). Gerçekten Biz, (o din istismarcısı ve tağuti odakların sığınmacısı olanların) sakladıklarını da, açığa vurduklarını da bilmekteyiz (ve yakında hesaplarını göreceğiz).
(İbretle bakıp) Görmez (ve düşünmez) mi o (edepsiz) insan ki; Biz onu bir (damla meni) nutfeden yarattık (ve biraz dünyalık imkân ve fırsatlarla donattık) da, şimdi (Bize karşı çenesi düşük bir çekişmeci ve) açık bir rakip kesilmiştir.”
Site link: https://www.millicozum.com/mc/2004/ekim-2004/bu-dergi-nasil-cikiyor/
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…
Allah bizleri tüm bağımlılık ve esaretlerden kurtarsın. Gönlümüzü onun rızası ve davası ile doldursun. Sevdiklerimizi hak ölçüsünde ve Allah rızası için sevebilmeyi nasip etsin. İnşallah..
Dünyaya bir defa geliyoruz ve bu imtihanı kazanmak için büyük gayret lazım hem de gayemize ulaşmak için. O halde hak yolunda Müessir olalım. Fail olalım. Şeytani. Yollardan. Uzak duralım. Şu mükemmel kainata hayran olmamak mümkün mü? Lakin. Nefiste boş durmaz. İnsanı. Devamlı zayıflatır.napalım vicdan ve irade ile. Güçlenelim ki onu yenebilelim. İnsan. Sevdiği şeyin tutsağıdır. Vazgeçersen kötü alışkanlıklarından. İşte o zaman özgürlüğü seçmiş olursun.
Şair ne güzel saymış kötü mazarratlı alışkanlıkları. İçki kumar porno müzik zurna bütün bu melanetlerden. Uzak durabilmek. Musluk senin elinde olsun. Kesersin. Bunlar sana zarar veremez ya nefsini dizginlersin. Ya da o seni. Fahiş yollara sürükler. O halde insan. Bağlılık kadar tutsak. Bıraktığı kadar ise özgürdür.
Ne güzel. Biz. Neyi seviyorsak ona bağımlıyız. Her muhabbet de bir esarettir. Allah için seviyoruz. Kuranımız ölçü bize, hem basiret hem ferasettir. Nefsimiz düşman mı?evet hem de en büyüğü.Aynı savaştaki gibi cephe açmalı. Güven olmaz o azgın nefse Bir fit atar veya bir ilka yapar. Bizi saptırır. O halde sevdiğin kadar tutsaksın. Vazgeçtiğin kadar. Özgür
Kelamı kibarda şöhret afettir denir. Kimisi şöhretin şehvetin esiri olmuş. Kimisi. Arsa kasa masa servet peşinde. Allah korusun kimisi de. Haset hıyanet kin ve nefrete esir olmuş. Öfkeyle. Kalkan zararla oturur etrafına. Bağırıp böğürmekle. Ne geçer eline? O halde. Bağımlılık kadar tutsak. Bıraktığın kadar özgürsün.
Niçin yarattı hak seni? Düşünüben hatimeni. Tanı sen kendini tanı. Nereye vuracaksın en sonunda? Sen yaratılmışların en şerefli mahlukusun. O halde bu şerefe layık olarak. Kılı kırk yarmalısın. Allahımız bizi yeryüzünün halifesi yaratmış. Halife olan kişi halka olan hizmetle onu sarar. Kucaklar ihtiyacını giderir. İblis öyle bir gözlük takar ki gözüne şaşı baktırır. O halde at gitsin o gözlüğü o halde düz görürsün Bağlılık kadar tutsaksın. Bıraktığın kadar özgür.
İşlediğimiz masiyetler kötülükler hak yolunda önümüzü tıkar. Bunları gözyaşıyla. Ahu figan ile bu günah kirlerini. Yıkamalıyız. En kıymetli sermayemiz ise ömürdür. O da hızla geçiyor. En büyük zenginlik kanaattir o halde. Şükredersen nimetler daimi olur.Sevdiğin kadar. Tutsaksın. Vazgeçtiğin kadar özgür.
Aziz kardeşim. Yalnız hakka gönül ver. Yalnız ona güven işte budur. En büyük Hürriyet. Imandan ve ahlaktan uzak olmak en tehlikeli şenaattir. Halkımız. Milletimiz. Hakikatte hakta tevhidi hak etsin ve onun etrafında kenetlensin. Halkalansın. İşte budur. Gerçek Cumhuriyet. Faziletli erdemli tedbirli olacaksın yahut da. Çeşit çeşit hastalıklara müptela olacaksın. O halde bağlılık kadar tutsaksın. Bıraktığın kadar özgür.
Mevlam bizi her türlü mazarratlı alışkanlıklardan, bağımlılıklardan özgürlüğe ve selamete çıkarsın. Nefsimizin esiri olmaktan kurtarsın inşallah.