YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
698111f66746d
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 6
Bugün : 255
Dün : 48911
Bu ay : 106910
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48810223
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

BU VATAN NATO KAFALI VE YAHUDİDEN MADALYALI GUSÜLSÜZLERİN DEĞİL, İMANLI VE İSLAM'A SEVDALI ŞEHİTLERİN YADİGÂRIDIR.

 

Güzel Ninenin Şehit Hatırası

Kars'ın Selim İlçesi Sarıgün Köyü'nde, 80 yaşındaki Güzel Arslan'ın Allah-u Ekber Dağları'nda şehit olan bir askerle ilgili ilginç anısı duyanları hayrete düşürüyor. 1918 Osmanlı-Rus Savaşı'nda donarak şehit olan 90 bin Türk askerinin bulunduğu Allah-u Ekber Dağları'nın eteklerindeki yaylaya her yaz çıkan Güzel Arslan, 80 yaşında olmasına rağmen dimdik ayakta duruyor ve ziyaretçilerine ilginç anısını anlatıyor. 7 çocuğu bulunan ve bir çocuğunu, gelini ve torunlarıyla birlikte bir yıl önce trafik kazasında kaybeden 'Güzel Nine', yaz günlerini geçirdiği Allah-u Ekber Dağları'ndaki şehitler için sürekli dua ediyor ve gördüğü bir şehit cenazesini hiç unutamadığını söylüyor. 15-20 yıl önce yapılan bir kazı esnasında, elindeki silahıyla şehit olan bir askerin cesediyle karşılaştıklarını belirten Güzel Nine, şehit askerin silahını kazı yerine gelen bir binbaşıya teslim edişine şahit olduğunu anlatarak, o anı hiç unutamadığını ve bu topraklara ayak bastığında duygu seline kapıldığını söyledi.

 

Şehitlerin ölmediğini ifade eden Güzel Nine, "Elindeki silaha sarılmış, diz çökmüş ve kafasını öne uzatmıştı. Elbiseleri çürümemiş, sanki yeni şehit olmuş gibi duruyor ve elinden silahını bırakmıyordu. Olay yerine bir binbaşı geldi ve şehit askere seslenerek, 'Ey şehit asker! Elindeki tüfeğini bana teslim et. Sana namus sözü veriyorum, yemin ederim ki silahını öptükten sonra sana geri vereceğim' dedi ve asker ellerini yana bıraktı ve silah binbaşının eline düştü. Silahı öpen binbaşı, tekrar şehide teslim etti. Şehit asker tekrar silahını sıkıca tuttu. Bu durumu gördüğümde şaşırdım ve bu toprakların ne kadar kutsal olduğunu anladım. Demek ki gerçekten de şehitler ölmüyor ve yurdumuz gururla ayakta duruyormuş.

YÜKSEKLERE TÜKÜRME, DÖNÜP YÜZÜNE DÜŞER!

Bazı basın yayın organlarının 17-Haziran-2004 tarihli nüshalarında ‘Erbakan'dan da para almışlar' konulu asılsız ve gerçek dışı iddia ve isnatlar yer almıştır.

Galip Altuntaş ve Haldun Erdavran isimli şahısların "bir hakime ev alınacağından bahisle hem Necmettin Erbakan hem de eşi Nermin Erbakan'dan para aldıkları, daha sonra bu paraları iade etmeyerek kendi iş yerlerinde harcayıp Erbakan ve ailesini dolandırdıkları" iddiasının tamamen gerçek dışı olduğu anlaşılmıştır.

Basın Kanunu'nun 30.maddesinin hükmüne göre duruşmadan önce iddianamelerin basın-yayın organlarında yayınlanması, bu yayınlar dikkate alınarak kişiler hakkında kamuoyunda karalama kampanyalarının yürütülmesi yayın organları için suç sayılmıştır.

Buna rağmen bu asılsız iddia ve iftirayı basına sızdıran savcının, bunları gerçekmiş gibi yazan ve yayınlayan medyanın bu tavırları, sadece kendi ayarlarını ve gizli yaralarını ortaya koymaktadır.

12 Eylül askeri mahkemeleri tam beş sene, tüm yurt çapında hatta ülke dışında araştırma ve soruşturma yaparak Erbakan'ı, bu tür iddialarla suçlayacak en küçük bir delil bile bulamadıklarından beraat ettirmeye mecbur kaldıkları halde, bunların böylesi basitliklere tevessül etmesi sadece şeytanlık ve şarlatanlık damarıdır.

Atalarımız ne güzel söylemiş:

" Yükseklere tükürme, dönüp yüzüne düşer"

"ÇİFTE STANDART" ÇILIK VEYA ÇAĞDAŞ MÜNAFIKLIK

Hatırlanacağı üzere, Erbakan Hoca Çırağan Sarayın da, kızları için, kendi konumuna ve maddi durumuna göre gayet sade ve asude (gönül rahatlığı içinde) sayılacak bir düğün yapmıştı. Ve bu düğüne, inancına ve sürdüre geldiği samimi iddialarına aykırı; İçki ikramında bulunmak, devlet ve hükümet imkân ve elemanlarını kullanmak, cazlı danslı taşkınlıklar gibi yanlışlıklara tenezzül buyrulmamıştı…

Ama buna rağmen, marazlı medyasından, garazlı münafıklara… Dini batıl yorumculardan, dili bozuk yazarlara… Karanlık mihrakların kiralık havhavcıların, haftalarca bu düğünü değişik yönlere çekerek, Erbakan Hoca'nın temiz ve nezih kişiliğine gölge düşülmeye çalışılmıştı…

Ve şimdi, Demokrat Recep T. Erdoğan, Devlet uçağıyla ve aile boyu Ürdün Kralına davetiyeler dağıtarak… Beş bin polisi ve emniyetin diğer birimlerini bu şahsi ve gösterişli düğünü için kullanarak… Daha önce karısını öpen, dostu Yunan Başbakanı'nı şahit kılarak, olağanüstü bir şa'şaa ve şatafatla yaptığı, ve içeride nelerin yaşandığını görenlerin anlattığı bu düğün olayından ve yaşanan dejenerasyondan ne gavur ne Müslüman, hiç kimse bahsetmedi, ağzına bile almadı…

Milli Gazete'de yazarken Tayyib'i ve ekibini "döneklik ve dengesizlik" le suçlayan… Ama şimdi o "dönek ve dengesiz" dedikleriyle dünür olup şeref bulan, adı Sadık ayarı tanıdık, Albayraklar kabilesinden ve yeni Şafak katiplerinden olan Zat, işte bu dediklerimizi en iyi hatırlayacak ve anlayacak şahıstır!..

ASKERİ DEPOLARIMIZ İSRAİL'İN EMRİNDE

21.Haziran. Pazartesi NTV saat 14:00 Haberlerinde, hem İsrail'in Kuzey Irak'taki peşmergeleri eğittiği söylendi.

Hem de, Türkiye ile İsrail'in " Ortak Askeri Mühimmat Depolama" anlaşması yaptığı bildirildi.

Güya, bu iki ülkeden her hangisine bir saldırı olursa bu ortak depolardaki silahları kullanacakmış…

Ya hu, şuna Türkiye'nin askeri imkânları ve silahları, İslam ülkelerine karşı kullanılsın diye İsrail'in emrine veriliyor desenize!

Evet, AKP'liler ve NATO'cu generaller İsrail'in hizmetinde…

Yegane kuvvet ve kudret sahibi olarak İsrail'i görenler yakında yanıldıklarını anlayacaklar!

AMAN HA, AKP'Yİ İNCİTMEYİN !..

18-Haziran Cuma gecesi TV-5. Ekrem Kızıltaş'ın Gündönümü programına , "NATO'ya ve işgale hayır" mitingi münasebetiyle , İHH Başkanı Bülent Yıldırım konuk edilip , bu mitingin sebepleri ve hedefleri konuşuldu..

" Bush'un işkenceciliği, ABD'nin caniliği, NATO'nun İslam'ı hedef seçtiği, Batının yeni bir Haçlı Savaşı'na giriştiği" gibi doğru konular üzerinde uzun uzun duruldu. Ama bir husus dikkatimizi çekti. Ne Ekrem Kızıltaş ne de Bülent Yıldırım "Batının, NATO'nun ve Amerika'nın bütün bu vahşet ve hıyanetlerine AKP İktidarını ortak yaptıklarından, Recep T.Erdoğan ve ekibini bu işgal ve işkencelerde taşeron olarak kullandıklarından, asıl AKP iktidarının uyarılmasını ve halkın bu işbirlikçi yönetime karşı tepki koymasını amaçladıklarından" tek bir kelime olsun bahsedilmedi…

"Türkiye oyuna getirilmek isteniyor…" cinsinden yuvarlak ve dolaylı ifadeler dışında, AKP'yi incitecek sözler sarf edilmedi…

Hatta bir ara Bülent Yıldırım " Bu mitinge yüz binler katılırsa , hükümetin de eli güçlenir " anlamında laflar etti ve ekledi "Başörtüsü ve Meslek liseleri konusunda yüz binlerin katıldığı mitingler yapılabilseydi , bence o sorunlar da çözülecekti…"!?

Yani, bu millet, tek başına anayasayı değiştirebilecek çoğunlukta oy verip AKP'yi iktidara getirmiş… Onlar ise en basit konularda bile sözünü yerine getirememiş… Şimdi millet miting yapıp, ayrıca AKP'ye destek vermekle mi bu işler çözülecek? Bu nasıl mantık?

Yoksa bu mitingler, NATO'ya, Amerika'ya karşı çıkılıyormuş görüntüsü altında, aslında onların taşeronu ve suç ortağı AKP'yi aklamak için mi yapılıyor?

Veya, Dış Güçlere ve AKP gibi işbirlikçilere karşı toplumda oluşan hırs ve heyecanı savuşturmak ve halkımızın havasını almak için mi tertipleniyor?

Hayret ki, hayret!

Hatırlatma: Recep T. Erdoğan'ın, bu türlü "İslam'cı destek"leri aldıktan sonra, çocukları başörtüsü ve İmam Hatip mağduru olan velilere sataşıp "Bedel ödemezseniz, sorunu çözemezsiniz" yollu çıkışları bizi haklı çıkarıyor değilmidir?

"EFENDİ" ve Soner Yalçın

Soner Yalçın, Tanzimat'tan itibaren, yaklaşık 200 yıldır Türkiye'nin gizli ama gerçek "Efendi"lerinin… Yani ekonomiden ticarete… Kültür ve sanattan siyasete… Basın ve yayından dış politika ve diplomasiye… Eğitimden adalete… Hemen her alanda ülkemize yön veren ve yöneten kimselerin ve bugünkü sistemi şekillendirenlerin Sabataist dönmeler ve Masonik merkezler olduğunu, delilleriyle ve tatlı bir dille ortaya koymuş… Yakın tarihimizin perde arkasına projektör tutmuş…

Kendisini tebrik ediyor, bu yolda daha başka ve bereketli eserlerini bekliyoruz…

Ama gelin görün ki; Masonundan Müslüman'ına… Yazarından yorumcusuna bir sürü adam :

"Niye kabuk bağlamış yaramızı kaşıdın !?

Niye gizli kalmış bir yanımızı açığa çıkardın !?

Niye , zorla durulmaya başlamış kafalarımızı yeniden karıştırdın !?

"Tam da , hoş görelim , boş verelim" havasına girmişken , niye bu tarihi ve tehlikeli gerçekleri gündeme taşıdın !? diye karşı çıkıyorlar…

Yani "Yarası olanlar gocunuyorlar !…"

Ama bilmiyorlar ki , hiçbir hastalık hayat boyu gizli kalmayacağı gibi , hiçbir "Milli münafıklık" ta, toplumdan sürekli saklanamaz !..

Kaldı ki biz millet olarak Yahudi ve Hrıstiyanlara değil , ülkemize hıyanet edenlere ve gizli kirli işler çevirenlere karşıyız !..

" Yalan yanlış yazan tarih utansın!..

" Efendi"lere kölelik yapan , millet uyansın !.."

ERDOĞAN'DAN YAHUDİ LOBİSİNE DOST UYARISI

Başbakan, partisinin grup toplantısında ABD gezisini değerlendirmiş:

ABD'de yapılan G-8 zirvesinin bazı çevreler tarafından gölgelenmeye çalışıldığını savunan Erdoğan, orada Yahudi Lobisiyle yaptığı görüşmelerde de "Dost acı söyler" diyerek, bazı uyarılarda bulunduğunu ifade etmiş.

Evet, Recep T.Erdoğan, "İsrail'in başını sıkıntıya sokan yanlışlıkları ve mazeret uydurulamayan saldırılarını bırakmasını" istemiş… Ve gayet dostça talep ve temennilerini iletmiş. Böylece hem Siyonist odaklara

"Bakınız , bu kulunuz , İsrail'in geleceğini ve güvenliğini , sizden bile daha çok düşünüyor ve dert ediniyorum !" mesajını vermiş..

Hem de kendi tabanına ve teşkilatına karşı: Görüyor musunuz ne kahraman adam!  İsrail'e bile sert çıkabiliyor ve Siyonist Liderlere bile gerçekleri haykırıyor !.." imajını güçlendirmiş..

Ama İsrail Savunma Bakanlığı Başdanışmanı ve Türkiye uzmanı Alon Liel, bu konuda ne diyor :

"Tayyip Erdoğan'ın, bizimle dostluğunu daha rahat sürdürebilmesi için, bu tür çıkışlarını anlayışla karşılıyor, hoş görüyoruz !"

  

TESEV'DEN İHL RAPORU

TESEV; Siyonizm'in Gizli Dünya Devletinin , "300"ler Meclisinin Türkiye temsilcilerinin denetimindeki TÜSİAD'ın, bir düşünce üretme merkezi… Daha doğrusu sinsi Masonik mahfillerin görüş ve girişimlerini seslendirme servisi…

"Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) Demokratikleşme Programı" kapsamında gazeteci Ruşen Çakır ve araştırma ekibinin hazırladığı "İmam Hatip Liseleri (İHL) Efsaneler ve gerçekler" raporu açıklandı.

Conrad Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan TESEV Başkanı Can Paker " İHL konusundaki efsaneleri kırıp gerçekleri ortaya çıkarmak için bu çalışmayı başlattıklarını" kaydederek, "Bu rapor, İHL sorununun sadece eğitim meselesi olmadığını, altında sosyolojik olgu yattığını da gösterdi" diyor.

Gazeteci Çakır da, ocak ayında başlayan çalışmanın 4 ay sürdüğünü , raporu hazırlayan ekibin gazetecilerden oluştuğunu ve akademik bir hakem tarafından da incelendiğini söylüyor..

İHL'lerin , Türk toplumunda çeşitli kesimlerce "din eğitiminde Türk modeli" , "eğitim sisteminin kara deliği" , "eğitim sistemi içinde acil çözülmesi gereken sorun" olarak değerlendirildiğini dile getiren Çakır , İHL mezunlarına ÖSS sınavında uygulanan katsayının toplumun geniş kesimlerince "adaletsizlik" olarak yorumlandığını ifade ediyor..

Ruşen Çakır;

"İHL'lerin herkes için sorun oluşturduğu kabul edilmeli. İHL sorunu, Türk eğitim sisteminin temel sorunlarından yalnızca biri olarak görülmeli ," eğitim sistemimizin yeniden yapılanması bağlamında yeniden ele alınmalı. İHL sorunu, mümkün olduğu kadar politik tartışma ve çekişmelerin malzemesi olmaktan çıkarılmalı. ‘28 Şubat sürecinin rövanşını alma' veya ‘AKP Hükümetini köşeye sıkıştırma' gibi yaklaşımlardan uzak durulması gerektiğini de ekliyor!

TESEV'cilerin Gazetecisi, daha doğrusu sahibinin sesi olan Ruşen Çakır'a bir sözümüz var: İmam Hatipler ülkemizdeki bir avuç dönmenin ve dinsizin ve de bu sömürü düzeninden beslenen birkaç kiralık densizin dışında, hiç kimse için bir sorun değil, tam tersine milletimiz için bir onur kaynağıdır…

TESEV YÖNETİCİLERİNE SUÇ DUYURUSU

İstanbul / Gaspıralı Çalışma Grubu Başkanı Ramazan Bakkal, Türkiye Ekonomik Ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) yöneticileri hakkında, vakfın "2004 programları" başlıklı raporunda halkı askerlikten soğutmaya yönelik propaganda yapıldığı gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gelen Bakkal ile grubun Yönetim Kurulu üyeleri Kemal Çabıoğlu ve Hasan Gürbüz, hazırladıkları suç duyurusu dilekçesini İstanbul Müracaat savcılığına verdi.

Dilekçe de, TESEV'in hazırladığı "2004 programları" başlıklı raporda "şehitlik" , "gazilik ve kahramanlık" kavramlarının tartışmaya açılarak, sonuçta ortadan kaldırılmasının önerildiği kaydedildi.

Bu kavramların bir tarafa bırakılması için propaganda yapılmasının halkın askerlikten soğutulması amacına yönelik olduğu bildirilen dilekçede "vicdani red" konusu da gündeme getirilerek halkı askerlikten soğutma eylemlerinin sürdürüldüğü savunuldu.

Raporun "Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Denetimi" başlığı altında da, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve diğer emniyet birimlerinin yabancı şirketlerin denetimine açılmasının istendiği dilekçede, TESEV Başkanı Can Paker'in, bir röportajında yabancı vakıf ve kişilerden para aldıklarını söylediği, bahsi geçen kuruluşların Türkiye'deki etnik ayrımcılığı kışkırtan kuruluşlar olduğu ifade edildi.

"Sanıkların tamamı, fikir ve eylem birliği içerisinde devletin ve milletin varlığını ve bütünlüğünü ortadan kaldıracak projeler önermekte ve propaganda etmektedir" denilen dilekçede, TESEV Başkanı Can Paker, başkan yardımcıları Mete Sayıcı ve İshak Alaton ile Yönetim Kurulu üyeleri Osman Kavala, Vural Akışık, Yılmaz Argüen, Selim Alguadiş, Oğuz Özerden ve Hasan Karacal hakkında, eylemlerine uyan TCK maddeleri uyarınca dava açılması istendi."

Acaba; İmam Hatipliler ve Başörtülüler gibi irticai gelişmelerle (!) savaşan bazı generallerimiz, TESEV ve TÜSİAD'ın bu tahripleri karşısında niye suskun ve puskun kalıyorlar?

 

BARTHOLOMEOS VİYANA'DA AÇIKLADI:

BAŞBAKAN RUHBAN OKULU İÇİN SÖZ VERDİ…

Fener Rum Patriği Bartholomeos Viyana'da yaptığı açıklamada, "Başbakan, Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanları söz verdi. Heybeliada Ruhban Okulu açılacak. Açılışın yeni ders yılına yetişeceğini umuyorum"

AKP Hükümeti İmam-Hatip Liseleri ve diğer meslek liseleri için halkın taleplerini göz ardı edip hep geri adım atarken, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması için her şeyi seferber etmesi ve bu döneme yetiştirmek üzere söz vermesi manidar bulunuyor…

Ama şaşılacak bir şey yok ; AKP'yi kimler kurdurdu kimler iktidar koltuğuna oturttu ise , şimdi de onlar kullanıyor !..

EĞİTİMDEKİ YASAKLARI ÇÖZMESİ BEKLENEN İKTİDAR, RUHBAN OKULU İÇİN TASARI HAZIRLIYOR. KİME NİYET KİME KISMET

İHL'ler ile ilgili yasa tasarısında geri adım atan ve verdiği sözü tutmayan hükümetin Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması için mücadele etmesini anlamakta zorlanmaktayız. "Biz din özgürlüğünün karşısında değiliz. Ama, bu ülkenin gerçek sahipleri dini özgürlüklerden mahrum bırakılırken, azınlıklara yeni haklar verilmesine karşıyız" 

Ruhban Okulunun açılması için 18 maddelik düzenleme yapılması gerektiğini belirten Aytunç Altındal , "Bu 18 maddenin 2 tanesi de değiştirilemez hükmü bulunan anayasa maddesidir.Bu nedenle Türkiye'de Ruhban Okulunun Patriğin istediği bir şekilde açılması mümkün değildir..Hükümet yasa tasarısıyla bu okulu açamaz." diye konuştu.

 

DEVRANI DEVRİLECEK DİNAZORLAR, BAŞÖRTÜSÜNE EL UZATIRLAR!

Erzurum Atatürk Üniversitesi'ndeki diploma törenine başörtülü öğrenciler, anneleri ve yakınları alınmadı. Moskova'da İslam Üniversitesi açılmasının hazırlıkları yapılırken, Stalin Rusya'sında bile görülmeyen başörtü yasağı Türkiye'ye bir deli gömleği gibi giydiriliyor.

Türkiye için , tarih boyunca bir hıyanet merkezi olmuş ,Heybeliada Ruhban Okulunun açılması ve kendi dini kıyafetleriyle eğitim yapılması konusunda her türlü gayreti gösteren AKP iktidarının , Başörtüsü ve İmam-Hatip Lisesi konusundaki tutarsız ve duyarsız tavırları , hala gafil Müslümanların aklını başına getirmiyorsa ; demek ki , biraz daha çekmeleri gerekiyor !..

ADALET VE ASALET; ASKERDE…

Türkiye Ekonomik Ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) , İmam-Hatip Liseleri konusunu araştırdı ve bir rapor yayınladı… 12 Mart süreci, İmam-Hatip mezunlarına üniversiteye girme hakkını verirken orta kısımları da kapattı. Daha sonra yönetmelik değiştirilince, İmam-Hatip mezunları 1976-1977 ders yılında, edebiyat kolları ile irtibatlandırılan fakültelere kayıtlarını yaptırdılar. Ecevit, Milli Selâmet Partisi ile koalisyon kurunca, hükümet programının en önemli vaatlerinden biri "meslek okullarının orta kısımlarını" açılmasıydı. Nitekim 12 Mart döneminde kapatılan İmam-Hatiplerin orta kısımları Ecevit hükümeti döneminde ve Erbakan'ın gayretiyle açıldı.

10 aylık CHP-MSP Hükümeti sırasında, 29 yeni İmam-Hatip Lisesi faaliyete geçti.12 Eylül döneminde Milli Eğitim Temel Kanunu değişti.16 Haziran 1983'te kabul edilen hüküm, İmam-Hatip Lisesi mezunlarının edebiyat dışında kalan dallarda da üniversiteye girmesine zemin hazırlıyordu.16 Haziran 1983 değişikliği şöyleydi : " Lise ve dengi okulları bitirenler, yüksek öğrenim kurumlarına girmek için aday olmaya hak kazanırlar. Hangi yüksek kurumlara, hangi programları bitirenlerin nasıl girecekleri ve giriş şartları Mili Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yaparak Yüksek Eğitim Kurulu tarafından tespit edilir."Görüldüğü gibi, bugün katsayı tartışmasına zemin hazırlayan gelişmeler, iki askeri dönemde ortaya çıktı: 12 Mart ve 12 Eylül. 12 Mart, İmam-Hatip mezunlarının edebiyatla ilişkili, siyasal bilgiler, hukuk gibi fakültelere girmesine imkan verdi.12 Eylül ise, alan sınırlamasını tamamen kaldırdı.

Demek ki askerler, Mason sivillerden ve siyasilerden çok daha adil ve asil davranıyor!

 

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI KÜTÜPHANESİ'NDEKİ KUR'ANI KERİM

Genelkurmay Başkanlığı Kütüphanesi'ndeki 1 numarada kayıtlı kitabın Kur'ân-ı Kerim olduğunu biliyor muydunuz?

Evet, Genelkurmay Başkanlığı Kütüphanesi'nde Kur'anı Kerim, 1 numaralı kitap olarak durmaktadır.

Genelkurmay Kütüphanesi'nde Kur'anı Kerim'in bir numara kaydedilişinin, serüveni şöyle cereyan etmiştir:

Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir'e Erzurum halkının el yazması Kur'anı Kerim hediyesi, Paşayı çok mütehassıs etmiştir.

O da 30 Ekim 1920 Kars'ın Anavatan'a ilhakı uğruna şehid olan askerlerin ruhları için , bu Kur'an'dan hatim edilecektir , emrini vermiştir..

Bugün bu "yazma Kur'anı Kerim" Genelkurmay Başkanlığı Kütüphanesi'nde 1 nolu kitap olarak kayıtlıdır.

Kütüphanesi'nin 1. nolu kayıtlı kitabı , Kutsal Kur'anı Kerim olan bir ordu ,

Bir gün mutlaka aslına dönecek , kendisine cihan medeniyetleri kurduran Kur'an'ın adalet ve ahlak prensiplerine sahip çıkacaktır !..

 

TV-5 BAŞBAKAN ERDOĞAN'A TAKILDI

 TV-5, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan onay vermediği için kablolu yayına geçemedi. Erbakan ve SP'nin sert muhalefetinden korkan Erdoğan işi sürüncemeye bıraktı. Konu bizzat Bakan Binali Yıldırım'a iletildi. Ancak Bakan Yıldırım'dan da TV-5 için olumlu bir cevap çıkmadı.

 

ÖZGÜR KIZ, ÖZGÜR TAYYİP!

"Ben Amerikan dostumuzdan dolarını alırım ama onun emrine girmem" diyenler, bir televizyon reklâmında "Ben özgürüm" diyen kızın durumuna düşerler. O kızın giyim kuşamından, gezeceği dağdan, söyleyeceği söze kadar, bu seçimi yapanlar başkalarıdır. O sadece basit bir reklam aracıdır!

"ARAFAT BARIŞA ENGEL" Mİ?

Akşam Gazetesi'nin manşetinde Başbakan Recep T.Erdoğan'ın, ABD' deki temaslarında "Arafat barışa engel" dediği yazıldı. Haberde şöyle denildi , "Erdoğan, ilk kez Filistin Lideri'ne karşı tavır aldı. Arafat'ın Barak zamanında masadan kalkarak barışı engellediğini öne süren Başbakan , ‘Arafat barışın önünde engel olamaz' dedi."

Daha önce Irak'ı işgal eden ve tarihin en vahşi işkencelerini sergileyen Amerikan conilerine "başarılı olmaları için dua eden" bir Tayyip'in Arafat'a saldırması ve İsrail ağzıyla Onu barışa engel sayması çok ta şaşırtıcı değil ..

İKÖ CANLANIYOR!

İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) 31.Dönem Dışişleri Bakanları toplantısının sonuç bildirisi, İstanbul Deklarasyonu ismiyle yayınlandı. İslam âleminin, küresel saldırılarla, açlıkla, terörle ve savaşla mücadele ettiği bir dönemde toplanan İslam Konferansı Örgütü'nün, Filistin'den Irak'a, Kıbrıs'tan batı Trakya'ya, Azerbaycan, Afganistan, Keşmir ve Suriye'den İran'a kadar İslam Coğrafyasındaki problemlere sahip çıktı.

Kıbrıs Türk halkının, adanın, siyasi olarak eşit iki kurucu devletin iki bölgeli ortaklığına dayalı olarak birleşmesi yönündeki BM planını büyük çoğunlukla onaylamasını takdir ettiklerini belirten İslam Ülkeleri, BM Genel Sekreteri'nin 28-Mayıs-2004 tarihli raporunu ve bu rapordaki sonuç ve önerilerini memnuniyetle karşıladıklarını ve desteklediklerini kaydettiler.

Deklarasyonda , "Kıbrıs'ta 24-Nisan tarihli referandumdan sonra temelden değişen koşulları dikkate alarak Kıbrıs Türklerinin haksız izolasyonunu sona erdirecek adımlar atmaya karar verdik. Bu konuda ayrıca , uluslar arası topluluk ve kurumların da benzer adımlar atmasını bekliyoruz" denildi..

Bu arada, 2.İKÖ-AB zirvesinin 4-5 Ekim 2004'te İstanbul'da yapılması da kararlaştırıldı…

RECEP T.ERDOĞAN'DAN İKÖ'YE BOP REKLÂMI

İKÖ toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan; G-8 ülkelerinin açılımına cevap verip vermemenin, bölge ülkelerinin takdirinde olduğunu belirterek; "Bizim görüşümüz, böyle yeni bir ortaklığın kurulabileceği istikametindedir" dedi.

"Tarihin önemli bir dönemecinde bulunmaktayız" diyen Erdoğan; " Bunu gerçekleştirebilecek müşterek akıl ve deneyime sahip olduğumuza ve neticede bütün İKÖ coğrafyası için önemli bir fırsat penceresinin açılabileceğine inanıyorum" diye konuştu.

Recep T.Erdoğan'ın "Müşterek akıl" dediği "Siyonist ABD'nin Süper Güç olduğu ve ülkelerin ona teslim olduğu kadar emniyette bulunduğu" saplantısıdır. Büyük İsrail Projesinin bir provası olan BOP'u İslam ülkelerine bir fırsat olarak sunması ise bu saplantının uzantısı olan bir safsatadır.

AMERİKA BENİ MUHALEFET LİDERİ GÖRMEK İSTİYOR.

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, "binmiş bir medya alametine, gidiyor kıyamete" izlenimi uyandıran tavırlar sergiliyor. Türk solunu toparlamayı beceremeyen eski tüfek yazarların da doldurması ile, sadece popülist kimliğine güvenerek, derinleşmiş sol bölünmeyi sağlayacağına inandırılan Sarıgül, şimdi de Amerika'da temaslarını sürdürüyor. "Amerika beni muhalefet lideri görmek istiyor" diyen Sarıgül'ün ABD'li yetkililer tarafından CHP içindeki yeni akımın sözcüsü olabileceği öngörülüyormuş.

Demek ki, Siyonist ABD hiçbir partide milli ve yerli kafalar istemiyor! Ama görünen o ki; şimdilik Deniz Baykal karşıtları yenilmiş görünüyor!..

AMERİKA PARÇALANACAK!

ABD'de Harwad Üniversitesi'nde tarih profesörü olan ve ‘Medeniyetler Çatışması' kitabıyla tanınan Huntington önemli bir kehanette bulunmuş… Tarih profesörü , son yazdığı Who Are We  (Biz kimiz) adlı kitabında ABD'nin bölüneceğini belirtiyor.Gerekçe ise; ABD içinde Amerikan kültürünü benimsemek istemeyen göçmenlerin fazla olması..

Bu güne kadar vahşet ve sömürüden başka bir kültürü bulunmayan ABD'nin, bu kültürü kabul ettirmekte zorlandığı ifade ediliyor. Tabi bölünme dağılmanın da bir diğer adını oluşturuyor… Bir zamanlar Birleşik Sovyetler gibi…

Huntington'un tespiti doğru, fakat teşhisi yanlış. Evet Amerika parçalanacak. Ama yabancı göçmenler yüzünden değil, Siyonist sömürüye karşı başlayan diriliş ve direnişten dolayı…

 

DENKTAŞ'A UZAK DURAN TAYYİP, TALAT'I EVİNDE AĞIRLADI

6 Haziran 2004 günü KKTC Başbakanı Talat, Başbakan Erdoğan'ın Üsküdar Emniyet Mahallesi'ndeki evine saat 10.40'ta geldi. Talat, burada Erdoğan'la yaklaşık 1 saat 45 dakika görüştü. Talat, basına kapalı gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuttan ayrıldı. Bu arada, İstanbul Valisi Muammer Güler, Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve TMSF Başkanı Ahmet Ertürk de, konuta gelerek Başbakan Erdoğan'la görüştü.

KIBRIS KAYIYOR!

Flash TV'de Ufuk Söylemez'in programına katılan KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Rauf Denktaş şu çarpıcı açıklamalarda bulundu:

Amerika'nın bütün kamuoyuna özellikle İslam dünyasına Kıbrıs'taki referandumu:

"Bakınız; Kuzey Kıbrıs Türk Halkı, bu hür iradesiyle ve kendi tercihiyle "Rumlarla birleşip AB'ye girmeye "evet" , ama " Ayrı bir Türk Devleti isteğine "hayır" demiştir" şeklinde çarpıtarak takdim etmiştir.

Bu nedenle, Kuzey Kıbrıs Türk Devletini tanımaya hazırlanan İslam ülkelerine mektuplar yazıp bir nevi tehdit etmiştir.

 

TSK'YI BEKLEYEN SICAK YAZ

30 Ağustos'taki Yüksek Askeri Şura (YAŞ)'da 23 general, 2 Koramiral ve 24 albayın terfisi sonuçlanacak. YAŞ toplantısı, Orgeneral Hilmi Özkök'ün ardından Türkiye'nin 25 ve 26'ıncı Genelkurmay Başkanlarını da belirleyeceği söyleniyor. Bu koltuğa oturacak İki ismin, önce Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ardından da Orgeneral İlker Başbuğ olması planlanıyor…

Bu yılki kararların en önemli yönü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Ereygur ve 3.Ordu Komutanı Orgeneral Oktar Ataman'ın emekli oluyorlar. Yalman'dan boşalan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ise 1.ordu Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın getirilmesi bekleniyor. Böylelikle Büyükanıt'ın, iki yıl sonra Orgeneral Hilmi Özkök'ün görev süresinin tamamlamasının ardından, Genelkurmay Başkanı olması hesaplanıyor.

Bakalım , kader ne programlamış !..

YA CANINI YA DİNİNİ!

Son bir sene içinde Irak'ta binlerce insan Hrıstiyanlığa geçmiş. Can güvenliğinin sağlanması ve iş bulma umuduyla mağdur Iraklılara yaklaşan misyonerlerin, özellikle Bush'un da üye olduğu Evangelist tarikatının üyesi olduğu ve ABD yönetiminden büyük finansman desteği aldığı ifade ediliyor. Türk istihbarat birimlerince hazırlanan Irak raporunda, misyonerlerin Bağdat'ta yoğunlaşan faaliyetleri ayrıntıları ile ele alınıyormuş.

EROTİK AKP !..

Gazeteler-televizyonlar "Artık devletin bir erotik kanala sahip olduğunu" duyuruyorlar.

Elbette AKP iktidarı, devlet adına bu yayından sorumlu…

Devlet son zamanlarda batık bankacıların artıklarını toplarken, istemediği birçok şeye de sahip oluyor ister istemez. Bunlardan birisi de; erotik kanal CİNE-5.

Şimdi AKP kadroları bu yayını sürdürebileceklerini belirtiyorlar. Mademki bu yayının patronu devlet, o zaman devlet adına AKP kadroları "iyi gözükmüyor" gibi vaki şikâyetlerin de muhatabı oldular sayılır.

Anladığım kadarıyla; sırf çağdaşların laiklerin başı dertte değil."İslami demokrat" arkadaşların da başı bu çağdaş dünya ile dertte.

İşte erotik kanalları da oldu.

Eh , AKP çağdaş bir parti !.. .

POWELL: TÜRKİYE İZİN VERMEZ! DİYOR.

T.ERDOĞAN: "TÜRKİYE ORTAĞINI ÜZMEZ" DİYOR!

New York Times, Pentagon'un yeni üs planının 20 Mayıs'ta üst düzey ABD yetkililerinin katıldığı bir toplantıda tartışıldığını belirtti. Gazeteye göre toplantıda, bir zamanlar Genelkurmay Başkanı olan Dışişleri Bakanı Colin Powell, Türkiye'nin, ABD'nin Türk üslerinden kısıtlamadan operasyon yapmaya izin vereceğini sanmadığını söyledi. Şimdiki Genelkurmay Başkanı general Myers de, Türkiye'nin onayının sağlanmasının kolay olmayacağını söyledi ve F-16'ların Almanya'da kalmasını tercih ettiğini belirtti.

Ama AKP iktidarı , Kraldan daha Amerikancı..

DOĞRU SÖZE NE DEMELİ !?

18-Haziran Cuma günü CNN Türk'te, M. Ali Brand'ın Manşet Özel programına konuk olan Başbakan Recep T. Erdoğan

– AB'ye girmekle çok bambaşka bir dünyaya gidiyoruz. Acaba buna hazır mıyız? sorusuna ..

– Hayır, biz hemen hemen aynı dünya görüşüne sahip ve birbirine her bakımdan çok yakın ülkeleriz… Sadece onların adı Hans, Shmit, bizim ki Hasan Mehmet'iz. Cevabını verdi… Ve çok doğru söyledi… Ve farkında olmadan özellikle gizlenen bir gerçeği dile getirdi…

Evet; bir insanın Hans veya Hasan olması… Nüfus cüzdanında Müslüman veya Hrıstiyan yazması… Dışarıda Karl Marksçı veya İslamcı tanınması hiç önemli değildir. Bunlar bir farklılık ta zannedilmemelidir.

Asıl önemli olan ve insanın gerçek kimliğini ve kişiliğini ortaya koyan ölçü, şu sorunun cevabıdır:

ABD ve AB'nin önderliğindeki bugünkü barbar Batı Medeniyetinin kalmasından ve onun kuyruğu olmaktan mı yana ?

Yoksa, yeni ve Adil bir medeniyetin kurulmasından mı yana?

Başbakan doğru söylüyor.Bunun dışında , aynı dünya görüşüne sahip olduktan sonra Hansla Hasanın , Blair'le Tayyip'in , Abraham'la Abdullah'ın hiç farkı yoktur!…

BÜYÜK ŞEYTAN'IN İŞKENCE MERKEZLERİ veya DECCALİN CEZAEVLERİ

İnsan Hakları Örgütü "Human Rights First" (Önce İnsan Hakları) , ABD'nin dünyada 20'den fazla gözaltı merkezi olduğunu, bunların yarısının tamamen gizli tutulduğunu belirtti.

İnsan Hakları için Avukatlar Komitesi olarak da bilinen grubun ABD'deki eski yöneticisi Deborah Pearlstein, ABD'nin, Irak ve Afganistan'ın yanı sıra ordunun yerini açıklamadığı birçok yerde binlerce kişiyi gözaltında tuttuğu söyledi.

Pearlstein , "Amerikan hükümeti, tutukluları, uygun denetimden ve yasal sorumluluktan uzak biçimde, ülke dışındaki gizli cezaevlerinin bulunduğunu belgeledi.

Bu Amerika mı, dünyaya huzur ve hürriyet getirecek? Bunlar mı insan hakları ve adaleti yerleştirecek?

Bu Amerika'nın kuklası olan iktidarlar, şeytan'ın kapı kulları değil midir?

 

 

ERDOĞAN, SUÇU VELİLERE YÜKLEDİ

  • Birlik Vakfının düzenlediği Meseleler ve Çareler adlı toplantıya akademisyenler ve siyasiler katıldı. Eğitim Politikamız adlı raporunu sunan Prof. Dr. Şefik Dursun; YÖK'ü ve onu savunanları, İHL ve meslek liselerinin üniversiteye girmesini engelleyenleri eleştirdi. Dursun AKP'yi de eleştirerek beklentilere cevap vermediğini, hükümetin YÖK Yasa Tasarısını yeniden gündeme getirmesini istedi.
  • Toplantıda konuşan Başbakan Erdoğan suçu velilere yükleyerek bedel ödemeye hazır olmadıklarını söyleyip, "Gelen tepkiler akla uygun olması gerekir" diyerek, akademisyenlere sert tepki gösterdi.
0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Ufuk EFE

Ufuk EFE

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...