YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
699358622f2f0
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 3 7 8
Bugün : 41770
Dün : 58596
Bu ay : 887732
Geçen ay : 1625042
Toplam : 49591045
IP'niz : 18.97.9.172

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Bütün Yerler ve Gökler ve bunların içindekiler… Ve cümle alemler, hepsi Cenab-ı Hakk’ın vahdet ve kudret eserleridir.

Tüm Kainat ve Mevcudat; O’nun Esmai Hüsnasının tecellileri, Celal ve Cemal sıfatlarının tezahürleridir.

“Her şey helak olucudur, Ancak O’nun yüzü hariç (O’nun Zat’ı bakidir.)” Ayetinin işaret ve ifadesiyle; Canlı ve cansız, nurani ve nefsani bütün varlıklar, ilahi tecellinin sonsuz ve kusursuz görüntü ve gölgeleridir.

En güzel ve görkemli tecelli aynası ise; İNSAN’dır. İlahi tecellinin en mübarek ve en muhteşem şekli ve insanın en mükemmeli ise; elbette ki, Aleyhisselatü Vesselam’dır. Evet, Efendimiz (S.A.V), dünyada da, ukbada da, tecelli ve tezahürün en son sınırı ve en müstesna timsalidir.

 

Toprakta, madende… Ağaçta meyvede… Hayvanda, böcekte… Çiçekte, kelebekte… Velhasıl ezelden ebede, her yerde, herhalde ve farklı şekillerde, esma ve sıfatlarıyla tecelli ve tezahür eden, Cenab-ı Rabbil Alemin’den başkası değildir!..

Örneğin:                                                                                

“Toprak”ta: REZZAK (bütün mahlûkuna gerekli, yeterli ve çeşitli rızıklar veren) ismiyle,

“Demir”de: KAVİY (Çok kuvvetli) ismiyle,

“Koyun”da: MÜNİM (Kullarına inam edip doyuran) ismiyle,

“Çiçek”te: MUSAVVİR (En güzel şekilde tasvir eden ve şekil veren) İsmiyle tecelli halindedir.

ŞİİR

Her şeyde görünen ve gizlenen sen’sin

Yağan kar tanesinde, yelde esensin

Yaratan, yaşatan ve her işi yapan,

Toprakta bereket, demirde kesensin…

Evet bir “Tavuk”u ele alırsak;

O’nun güzel görünümü: BARİ (Kusursuz yaratan), MUSAVVİR (Örneksiz tasvir eden ve en güzel şekil ve suret veren) isimlerini…

Gezip dolaşması; HAYY (Devamlı diri olan ve her şeye can veren) ismini,

Lezzetli ve besleyici eti; REZZAK (Rızık gönderen), ŞAFİ (şifa veren), MUKİT (Yiyecekleri gıda ve vitamine çeviren) isimlerini…

Tavuğun yumurtası; SANİ (Sanatlı iş yapan), MUN’İM (Nimetlendiren) isimlerini ve yine “Ve tuhricel hayye minel meyyiti” Ayetinin haber verdiği şekilde “ölüden diri çıkaran” ve sarı pıhtı ile beyaz sıvıdan civciv yaratan ismini…

Tavuğun, kendisinden çok büyük tehdit ve tehlikelere karşı civcivlerini koruması; Allah’ın RAHİM (Acıyıp koruyan, şefkat ve merhamet edip sahip çıkan) isminin tecellisini onda görebiliriz…

Bütün cemadat (Cansız varlıklar) da 10 (On) kadar ismiyle tecelli eden Cenab-ı Hak, Nebatat (Bitki ve ağaçlar) da 20 (Yirmi) kadar ismiyle tezahür etmektedir.

Hayvanat (Karada, denizde, toprakta yaşayan ve uçan tüm hayvanlar) da 30 (Otuz) kadar ismiyle tecelli ederken; Her insan’da 40 (Kırk) kadar esmayla tezahür halindedir.

Mü’min kullarında 50 (Elli), Evliya’da 60 (Altmış), Enbiya’da 70-80 (Yetmiş/seksen) esmasıyla tecelli eden Mevla’mız, Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz’de ise 99 (doksan dokuz)  sıfatı ve 1001 (Bin bir) esması ile tecelli, tezahür ve temessül eylemiştir. Öyle ki;

“(Ey Resulüm!) Muhakkak ki; sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmektedir. Allah’ın eli, onların elleri üzerindedir.”[1]

“(Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, düşmana karşı top gülleleri ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) fırlattığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı.”[2]  Ayetleri de, bu gerçeği haber vermektedir.

Bu durum hadis’i Kutsi de anlatılan:

“Kulum (Namaz, oruç, zekat ve cihat gibi) farzları işleyip (Haram ve günahlardan sakınarak) Benim rızamı kazanır. Ama nafile ibadetler ( hayırlı hizmetler ve sürekli huzur ve teslimiyetle) bana öylesine yaklaşır ki; Artık Ben onun konuşan dili, tutan eli, düşünen kalbi, gören gözü, duyan kulağı olurum.” Mealindeki halin ve hakikatin en yükseğidir.

Vuslat ise, “Ben” likten ve nefse esaretten kurtulup, Rabbine ve özüne kavuşma halidir.

“Amma, Bizim uğrumuzda cihat edenleri, elbette kendi (hakikat ve vuslat) yollarımıza ulaştıracağız.”[3]  ayetinin müjdesi ve mü’minlerin Allah yolundaki samimi gaye ve gayretlerinin neticesidir.

“Sonra Ona yaklaştı ve sarktı. İki yay kadar, yahut daha da yakın oldu.”[4]  ayetinin sırrı ve hikmetidir.

“Ve şüphesiz son varış Rabbinedir.”[5]  Ayetinin bildirdiği mutlu ve kutlu neticedir.

“Yusuf’un sevgisi, Züleyha’nın kalbine işlemiş!”[6]  ayetinin haber verdiği gibi:

ŞİİR

Şehvetle başlayıp ta, “şeğefe”ye dönüşen

Züleyha misali sevseniz, siz de Yusuf’u

Seherlerde güldeki tecelliye ötüşen

Bülbül gibi unutursunuz, arı namusu..!”

O zaman: “Gözleri ile gördüğünü kalbi yalanlamadı.”[7]  ayetinin işaret ettiği üzere baktığı her şeyde ve her işte Rabbinin tecelli edip gördüğünü ve kader programını yürüttüğünü sezip, Ona tevekkül ve teslimiyet makamına erişir.

“Rabbi o dağa tecelli edince, onu paramparça etti. Musa’da baygın düşüp (kendinden geçti).”[8]  Ayetinde anlatılan mertebe: Artık tüm eşyada ve her olayda sadece onda tezahür eden ilahi tecelliyi izlemeye… Eşya ve olayların zahiri görüntü ve gerekçelerinin arkasındaki; Vahdet, kudret ve rahmet eserlerini sezmeye… Ve ezeli kader filminin hikmet ve cilvelerini, kendi ruh ekranında seyrettiği şuuruna ermeye başlama sürecidir…

ENBİYA’DA TECELLİ:

Cenab-I Hak, diğer bütün esma ve sıfatları yanında, ağırlıklı ve ayrıcalıklı biçimde:

  • 1- Hz. ADEM’de: “TEVVAB” (Samimi, pişmanlık ve tevbeleri kabul eden) ve “GAFUR” (Suçları bağışlayıp vaz geçen) ismiyle tecelli etmiştir.

“Sonra Rabbi O’nu seçti, Tevbesini kabul etti ve dosdoğru yola iletti.”[9]

  • 2- Hz. İDRİS’te: “SADIK” (doğru ve güvenilir) ismiyle tecelli etmiştir.

“Kitap’ta İdris’i de zikret. Çünkü O, doğru olan bir nebiydi.”[10]

  • 3- Hz. NUH’ta: “KAHHAR” (bir zaman fırsat ve ruhsat verdiği, kafir ve zalimleri, sonunda mahvu perişan eden.” İsmiyle tecelli etmiştir.

“Hz. Nuh: Rabbim yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma!.”[11] Dedi.

  • 4- Hz. HUD’da:”KAVİYY” (çok kuvvetli) ve “METİN” (çok dayanıklı) isimleriyle tecelli etmiştir.

“Hud dedi ki: Rabbim, beni yalanlamalarına karşı, bana yardım et.”[12]

“Şüphesiz, senin Rabbin en güçlü ve üstün olandır ve esirgeyip koruyandır.”[13]

  • 5- Hz. SALİH’de: “HAFİZ” (Muhafaza eden) ismiyle tecelli etmiştir.

“Onlar (Salih’e (A.S)) hileli bir düzen kurdular. Biz de, farkında olmadıkları bir tuzak kurup, onları helak ettik.”[14]  

  • 6- Hz. LUT’ da: “MUHEYMİN” (her türlü kötülük ve küfürden himaye eden) ismi tecelli etmiştir.

“Lut, Hz. İbrahim’e iman edip dedi ki: Gerçekten ben, Rabbim’e hicret edeceğim (gaflet, cehalet ve rezaletten uzak gideceğim)”[15]

  • 7- Hz. İBRAHİM’de: “KERİM” (çok cömert, iyilik ve ikram sahibi) ve “VARİS” (mirası devam eden, şeref ve şöhreti süregelen) isimleri tecelli etmiştir.

“İyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hanif (tertemiz tevhid inancına sahip) olan İbrahim’in milletine uyandan daha güzel dinli kimdir? Allah, İbrahim’i dost edinmiştir.”[16]

  • 8- Hz. İSMAİL’de: “RAHİM” (çok acıyan, şefkat ve merhamet buyuran) ismi tecelli etmiştir.

“Sonunda (Baba-oğul) ikisi de (Allah’ın hükmüne) teslim olup, (Hz. İbrahim, İsmail’i kurban etmek üzere) yüzükoyun yatırdı.”[17]

  • 9- Hz. İSHAK’ta: “KUVVET” ve “BASİRET”

“Kullarımız İbrahim’i, İshak’I ve Ya’kub’u hatırla… ki Onlar kuvvet ve basiret sahibi idiler…

Gerçekten biz onları katıksızca, (sadece ahiret) yurdunu düşünüp (hazırlanan) ihlas sahipleri kıldık.”[18]

  • 10- Hz. YAKUB’da: “HADİ” (Hidayet veren, yol gösteren) ismi tecelli etmiştir.

“… Onları kendi emrimizle, hidayet rehberleri yaptık.”[19]

  • 11- Hz. YUSUF’da: “CEMİL” (en güzel yüzlü) “HEKİM” (hüküm ve hikmet sahibi) “İLİM” (bilgi ve hikmet ehli) sıfatları tecelli etmiştir.

“Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik.”[20]

  • 12- Hz. EYYUB’ta: “SABUR” (çok sabırlı ve dayanıklı) ismi tecelli etmiştir.

“Biz Onu sabredici bulduk. O ne güzel bir kuldu.”[21]

  • 13- Hz. ŞUAYB’ta: “ADİL” (Her işinde, takdirinde, taksiminde ve tayinin de ölçülü, dengeli ve adaletli davranan) ismi tecelli etmiştir.

“Ey kavmim! Adaleti gözeterek, ölçü ve tartıyı tam ve düzgün yapın. İnsanların hakkını çalmayın, kimseyi aldatmayın, yeryüzünde (haksızlık ve bedavacılık yaparak) fesat çıkarmayın.”[22]  

  • 14- Hz. MUSA’da: “CELİL” (Heybetli ve haşyetli) “RAB” (kullarını kanunla terbiye edici) sıfatları tecelli etmiştir.

“Ya Musa! Gerçekten Ben, Ben Sen’in Rabbinim!”[23]

  • 15- Hz.HARUN’da: “MÜCİB” (dualara icabed edip, kabul buyuran) ismi tecelli etmiştir.

“Allah dedi ki: İkinizin duası kabul olundu.”[24]

Çünkü Hz. Harun, hem Hz. Musa’nın, “Ya Rabbi kardeşim Harun’u bana yardımcı kıl.” Duasının karşılığıydı.

Hem de Hz. Musa ile birlikte:

“Ey Rabbimiz! Hakikaten Sen, Firavun ve yakın çevresine, dünya hayatında çok çekici gelen (bir imkan, iktidar ve ihtişam) gibi zinetler, mal ve servetler verdin.

Ey Rabbimiz, senin yolundan (kullarını) saptırmaları için (mi?!..)

Ey Rabbimiz! Bunların servetlerini (mali ve ekonomik dengelerini) çökert ve batır… Onların kalplerini de şiddet (savaş ve anarşi korkusuyla) sıkıştır. (çünkü) onlar (bu) acı azabı (ekonomik ve psikolojik bunalımı) görünceye kadar iman edip (yola gelmeyecekler)”[25]  duasını yapmışlardı.

  • 16- Hz. DAVUD’da: “SANİ” ( Her işi büyük bir maharet ve sanatla yapan) ismiyle tecelli etmiştir.

“Biz O’na, sizi (savaş ve saldırılardan) koruyacak (madeni) giyim sanatını ve tekniğini öğrettik.”[26]

“Biz O’na demiri yumuşak hale getirip (emrine verdik)”[27]

“Ey Davud! Gerçekten Biz seni yeryüzünde bir halife kıldık.”[28]

  • 17- Hz. SÜLEYMAN’da:”MALİKÜL MÜLK” (mülkün ve memleketlerin sahibi, Sultanı ve Hakimi) ismiyle tecelli etmiştir.

“Böylece rüzgarı (canlı ve cansız bütün mahlukatı) O’nun buyruğu altına verdik.”[29]

  • 18- Hz. İLYAS’ta: “MACİD” (çok şerefli) ismiyle tecelli etmiştir.

“Sonra gelenler arasında (kıyamete kadar) Ona (şerefli bir hayat ve şöhret) bıraktık.”[30]

  • 19- Hz. EL-YESA’da: “NAFİ” (hayır ve menfaat eriştiren) ismiyle tecelli etmiştir.

“İsmail’i, El-Yesa’ı ve Zülkif’i hatırla!.. Hepsi de (çevresine ve ümmetine) hayırlı olanlardan dı.”[31]

  • 20- Hz.ZÜL-KİFL’de: “VEKİL” (her şeyin ve herkesin sıkıntılarına kefil olan) ismiyle tecelli etmiştir.

“Zül-kifl, bunlar (tevekkül ve teslimiyet içinde) sabru sebat gösterenlerdi.”[32]

  • 21- Hz. YUNUS’ta: “KABID” (sıkan ve zora sokan” ve “BASIT” (genişletip açan ve rahatlığa çıkaran.) isimleriyle tecelli etmiştir.

“Derken O’nu balık yutmuştu. Çünkü O kınanmıştı. Eğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı, insanların dirilip kalkacağı (kıyamet) gününe kadar, onun karnında kalacaktı.

“Sonra Onu (kurtarıp sahile) attık…

Ve O’nu yüz bin ve daha da artan bir (topluma) önder ve peygamber olarak yolladık.”[33]

  • 22- Hz. ZEKERİYA’da: “HALİM” ( yumuşak, hoşgörülü, dikkatli ve rikkatli) ismiyle tecelli etmiştir.

“Gerçekten onlar, hayırda yarışırlardı… Umarak ve korkarak bize dua edip yalvarırlardı… Biz’e karşı derin ve içten bir saygı duyarlardı… (çevresine de yumuşak davranırlardı)”[34]

  • 23- Hz. YAHYA’da: “SELAM” (selamet ve emniyet içinde tutan, barış ve huzura ulaştıran) ismiyle tecelli eylemiştir.

“O’na selam olsun!.. Doğduğu gün, öldüğü gün ve dirileceği gün… (hep selamet ve emniyette bulunsun)”[35]

  • 24- Hz. İSA’da: “KELAM” (konuşan, meramını ve muradını en güzel anlatan) ve “HALIK” (yoktan var edip yaratan) isimleriyle tecelli etmiştir.

“Meryem oğlu İsa, ancak Allah’ın elçisi ve (daha beşikte iken konuşan)kelimesidir ve O’ndan bir Ruhtur.”[36]

“(Ey İsa) İznimle çamurdan kuş biçimi yapıyordun da, Ona-Benim iznimle-üfürdüğünde hemen canlanıp uçuveriyordu… Doğuştan kör olanı ve alaca (deri) hastalığını da iyileştiriyordun… Ve yine Benim iznimle, ölüleri (diriltip tekrar hayata) çıkarıyordun…”[37]

  • 25- Hz. ZÜL-KARNEYN’de: “MÜSEBBİBÜL ESBAB” (Bütün vasıta, vesile ve sebeplerin arkasındaki tek ve gerçek etkili ve yetkili olan) ismiyle tecelli etmiştir.

“Gerçekten Biz O’na yeryüzünde (ve göklerde) sapasağlam bir imkan ve iktidar bahşettik ve O’na her şeyden bir sebep (çözüm çaresi ve manevi teknoloji projesi) verdik.”[38]

EVLİYA’DA TECELLİ:

Hz. MERYEM’de: “REZZAK” (Mahlûkatını çeşitli, lezzetli ve besleyici şekilde rızıklandıran) ismiyle tecelli etmiştir.

“(Meyve mevsimi olmasa da) Sen hurma ağacını kendine doğru silkele (ve dökülen meyvelerinden afiyetle ye)”[39]

“Zekeriya, ne zaman mescidin mihrabına girdiyse, Meryem’in yanında (temiz, taze ve leziz) bir yiyecek hazır bulurdu.”[40]

ASHAB-I KEHF’te: “MÜ’MİN” (Kullarını imana ve itminana ulaştıran ve emin kılan) ismiyle tecelli etmiştir.

HIZIR ALEYHİSSELAM’da: “BATIN” (Gizli) ve “HABİR” (Her şeyi bilen) isimleriyle tecelli etmiştir.

Hz. EBU BEKİR’de: “VEHHAB” (karşılık beklemeden hibe eden) ve “SADIK” (doğruluk ve sebat sahibi) isimleriyle tecelli etmiştir.

Hz. ÖMER’de: “ADİL” (Her işinde adil) ve “HAKEM” (Taraflar arasında doğru ve dengeli karar veren) isimleriyle tecelli etmiştir.

Hz. OSMAN’da: “HALİM” (çok yumuşak) ve “REŞİD” (Her hususta olgun ve kamil) isimleriyle tecelli etmiştir.

Hz. ALİ’de: “VELİYY” (velayet sahibi), “ALİY” (çok yüce) ve “ALİM” (çok bilen) sıfatlarıyla tecelli etmiştir.

BEYAZID-I BESTAMİ’de: “KUDDÜS” (kusursuz ve noksansız) ismiyle tecelli edince ve fenafillah mertebesine erişip nefsi tamamen eriyince, “SÜBHANİ MAAZEME ŞANİ” (kendimi tenzih ederim, Şanım çok yücedir.) demiştir.

Hallacı MANSUR’da: “HAK” (değişmeyen mutlak gerçek) ismiyle tecelli edip, Bekabillah mertebesinde, nefsinin ve tüm alemin gölge ve geçici olduğunu sezince: “ENEL HAK” (Ben Hak’kım) demiştir.

CÜNEYD-İ BAĞDADİ’de: “VÜCUD” (Tek ve gerçek varlık) ismiyle tecelli edince, “MEVCUDE İLLALLAH” (Hakikatte var olan yalnız Allah’tır) demiştir.

İMAM-I RABBANİ’de: “FETTAH” (Kilitli kapıları ve kalpleri açan) ismiyle tecelli etmiştir.

MUHİDDİN-İ ARABİ’de: “EHAD” (Tek, bir olan Allah)ismiyle tecelli edince, “LA MEVCUDE İLLA HU” (Başka varlı yok, sadece o vardır) demiştir.

Hz. MEVLANA’da: “VEDUD” (Çok seven, sevilen ve herkese destek veren yardım eden) ismi tecelli etmiştir.

YUNUS EMRE’de: “ŞEHİD” (Her şeye görünen ve her şeyi gören ve şahitlik eden) ismi tecelli edince:

“Ete kemiğe büründüm-Yunus diye göründüm.” Demiştir.

GAVSİ AZAM, ŞEY ABDULKADİR GEYLANİ: Hz.lerinde: “KADİR” (Her şeye gücü yeten) ismiyle tecelli edince, velayet, keramet ve ruhaniyetiyle, hayatında ve mematında, himmet edebilir hale gelmiştir.

BEDİÜZZAMAN Hz. Lerinde: “ALİM ve HEKİM” (Her şeyi hakkıyla bilen, hikmet ve ibretle iş görüp öğreten) ismiyle tecelli edince; Kur’anın sırlarını, imanın esaslarını ve İslam’ın ahlakını ders veren… Ve tek başına süfyanizme direnen ve fikri mücadelesini sürdüren, nur risalelerini ve huzur eserlerini meydana getirmiştir.

MİLLİ GÖRÜŞ’ün Şahs-ı Manevisinde ise, diğer bütün esma ve sıfatları yanında, özellikle “AZİZÜN ZÜNTİKAM” (Her şeye galip ve üstün olan, zalim ve hainlere, önce imkân ve fırsat verip, sonra kesinlikle ve şanına yakışır şekilde, intikam alan) ismiyle tecelli ettiği hissedilmektedir.

Şeytani güçlerin, en gelişmiş ve en görkemli zulüm saltanatı olan ve Siyonizm diye ortaya çıkan DECCALİZM’in: Amerika ve Avrupa’daki güç odaklarına, Yurdumuzdaki mason ve dönmelerin gizli iktidarına ve aramızdaki münafık ajanlarına karşı…

HAYRÜL MAKİRİN” (Kafir ve zalimlerin, hile ve hıyanetlerini boşa çıkaran ve bütün planlarını bozup onlara tuzak hazırlayanların en hayırlısı ve en akıllısı) sıfatının tezahürüyle, üstün bir siyaset ve strateji uygulayarak; uzun süreli, zor ve çileli ama sistemli bir mücadeleden sonra. Mutlu ve muhteşem devrimine ve müjdelenen Mehdiyet medeniyetine doğru gidilmektedir.

“Allah, göklerin ve yerin nurudur.”[41]  Ayeti kerimesi de,

Bizim, aklımız, anlayışımız ve algılamamıza göre;

“Allah, göklerin ve yerlerin nurudur” yani; Göklerdeki ve yerdeki canlılardan cansızlara, meleklerden insanlara her şey, Cenabı Hak’kın tecelli ve zuhurudur.

Zaten cismani ve nurani bütün varlıklar, maddeden ve cevherden, biçimden ve benzerlikten, zamandan ve zeminden münezzeh ve müberra olan zat “nur”unun, yani saf enerji olgusunun farklı biçim ve boyutlardaki yoğunlaşmış durumudur.

Bütün alemler bir film şeridi gibi; sürekli yaratılıp bizim ruh ekranımıza yansıtılan gölge ve görüntülerden ibaret bir “kader kurgusu”dur.

Nur: 35 ayetinin devamında, bu ilahi tecelli “nur”unun, iç içe ve çok farklı şekillerde temessül ve tezahürüne işaret buyrulmuştur.

En basit bir tespitle: Elektrik ve atom enerjisi yoğunlaşıp “elektron”u… Elektron yoğunlaşıp “atom”u… Atom yoğunlaşıp “molekül”ü… Moleküller yoğunlaşıp madde ve organları… Organlar, sistemleri ve varlıkları oluşturduğu,

Ve yine, buzun suya… Suyun buhara… Buharın enerjiye dönüştüğü bilinse de, gerçek: hepsinin aslının aynı “nur” olduğudur.

                           Şiir

Bin bir yüzle göründün; anlamadılar, hiç anmadılar

Tek-bir yüzle göründün ya, yine Seni tanımadılar

Hidayet nurunla, gönül gözlerini açtığın dostlar

Ahmed’le tecelli eden Ahad’e, secdeye kapandılar

Sözleri yüksek bir iman şuuru ve irfan olgunluğudur…

                                  Şiir

Ey , alemdeki gizemlik , “ben”likteki özellik!..

Yarda teselli, halde tecelli, yelde esensin…

Ey gönlümdeki gerçeklik, güllerdeki güzellik,

Var edip de , varlığından haberdar eden Sen’sin!..

            dizeleri , dervişlerin ve ermişlerin huzurudur!…

        


[1] Fetih suresi:10

[2] Enfal.17

[3] Ankebut:69

[4] Necm:10-11

[5] Necm:42

[6] Yusuf:30

[7] Necm:11

[8] Araf:143

[9] Taha:121-122

[10] Meryem:56

[11] Nuh:26

[12] Müminun:39

[13] Şuara:140

[14] Neml:49-51

[15] Ankebut:26

[16] Nisa:125

[17] Saffat:103

[18] Sad:45-47

[19] Enbiya:73

[20] Yusuf:22

[21] Sad:44

[22] Hud:85

[23] Taha:12

[24] Yunus:89

[25] Yunus:88

[26] Enbiya:80

[27] Sebe:10

[28] Sad:26

[29] Sad:36

[30] Saffat:129

[31] Sad:48

[32] Enbiya:85

[33] Saffat:139-148

[34] Enbiya:90

[35] Meryem:15

[36] Nisa:171

[37] Maide:110

[38] Kehf:84

[39] Meryem:325

[40] Al-i İmran:37

[41] Nur:35

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

AHMET AKGÜL KİMDİR?

INTRODUCTION OF USTADH AHMET AKGÜL

رسالة تعريفية لمعلمنا أحمد أكجول

قبل مؤتمر النظام العادل في جامعة قيرغيزستان أراباييف، والذي حضرناه، قدم أحد المحاضرين أستاذنا أحمد أكجول على النحو التالي: أحمد أكجول موجود في تركيا؛ إنه عالم ومثقف نادر جدًا يجمع بين المبادئ الإسلامية والمتطلبات الإنسانية، وفكر أتاتورك في التغيير والقومية الإيجابية والتوازن الاجتماعي. ألف حوالي 100 كتاب، بعضها في 3 مجلدات، وجميعها أعمال فريدة وأصيلة. 10 من الكتب؛ تمت ترجمته إلى الإنجليزية والروسية واليابانية والفارسية والفرنسية والعربية. البروفيسور الراحل، أحد رؤساء وزراء تركيا الأسطوريين. دكتور. ويعتبر من أكثر الطلاب المميزين وأتباع نجم الدين أربكان.
لقد حضر المؤتمرات العلمية في جميع أنحاء تركيا وأوروبا والجغرافيا الإسلامية منذ ما يقرب من 40 عامًا. إنه رجل حكيم تنبأ وشرح التطورات المهمة في تركيا ومنطقته والعالم قبل عقود، وتعرض للعديد من المشاكل والهجمات لهذا السبب، لكنه كان دائما على حق في النهاية. وهو رئيس تحرير مجلة الحل الوطني، التي يتابعها عن كثب كبار البيروقراطيين العسكريين والمدنيين، وأساتذة الجامعات، والكتاب والمعلقين المهمين، ومسؤولي الدولة في تركيا. ضد الأنظمة الرأسمالية والاشتراكية والليبرالية في العالم؛ فهو يحتوي على الجوانب الجيدة والمفيدة لجميعها، لكنه يترك الجوانب السيئة والضارة؛ سيدنا، الذي أعد ودافع عن برامج النظام العادل الأصلية القائمة على العقل والعلم والتاريخ والضمير والقرآن، يبلغ من العمر 74 عامًا وأب لخمسة أطفال. لا يتقاضى إتاوات أبدًا عن أي من كتبه أو مجلاته أو مقالاته أو مؤتمراته، ويعيش حياة متواضعة بعيدًا عن الترف والراحة، ويغطي نفقات كل ذلك بحوالي 40 من الرفاق المتطوعين والمخلصين في سبيل الله. المعلم الذي يدافع عن "حرمة التبشير بالعلم" وبالتالي لا يدين بالشكر لأي مركز أو حكومة. باستثناء ما يقرب من 105 من أعمال أستاذنا، حتى الأحزاب والحكومات تظل غير مبالية؛ الدين والأخلاق في المرحلة الابتدائية: 4-5، المرحلة المتوسطة: 1-2-3، المرحلة الثانوية: 1-2-3-4 والجامعة: 1-2-3، وفقاً للحقائق العلمية وجوهر الإسلام. ولكن بغض النظر عن أي طائفة، فقد أعد كتب العلم. خلال أحاديثهم المميزة جداً، كتلاميذه ومتابعيه المخلصين: "كيف أعددتم هذه (100) كتاباً يزيد عن مائة، كيف رتبتم وقتكم؟" أجاب أستاذنا أحمد أكجول على أسئلتنا كالتالي، ليكون قدوة وتشجيعًا لنا:



1- منذ ما يقرب من 60 عامًا، باستثناء الأمراض الخطيرة والصعوبات الكبيرة؛ ولم أؤجل عمل اليوم إلى الغد، كما أنني لم أحاول تأجيل عمل الصباح إلى الظهر أو عمل الظهر إلى المساء. لأنه لا ينبغي لي أن أضيع رأس مال حياتي المحدود في مساعي فارغة ومجانية يسميها القرآن الإلغاء ويحرمها

 

2- حتى لو كان شخصًا لديه معرفة وخبرة في موضوع ما، حتى لو كان أصغر منا كثيرًا... حتى لو كان شخصًا عاديًا وبسيطًا، فأنا لا أشعر بالإهانة أبدًا عند الاستماع إليه أو تعلم شيء ما، لأن أكبر عائق أمام التعلم والحصول على العلم هو الكبرياء والكبر

-3ما حصلنا عليه؛ حاولت أن أقرأ وأفهم كتابات وكتب الجميع، محليًا أو أجنبيًا، يساريًا أو يمينيًا، أعرفه أو لا أعرفه، أحبه أو أكرهه.
4- كنت أسجل المعلومات التي تعلمتها وأجد أهميتها منها أو مما سمعته في البرامج والمؤتمرات التليفزيونية، ولم أتردد قط في كتابتها ونقلها بذكر أصحابها
5- من خلال الوقوع في الرغبات والاعتراضات التعسفية من أقرب أقاربي ورفاقي وأعضاء الحزب وذوي المناصب ذات النفوذ والكفاءة... أو من منطلق حرصي على راحتي ومصالحي الشخصية، لم أخفي أبدًا الحقيقة التي قالها لي يجدها العقل والضمير نافعة ومفيدة، ولم أصعب فهمها بتغليفها بأغلفة مختلفة
6- كل الأشخاص الذين التقينا بهم في أي مناسبة وأصبحنا قريبين بما يكفي لتناول كوب من الشاي أو السفر لمدة ساعة على متن الطائرة؛ حاولت مساعدتهم على اكتساب وزيادة وعيهم الأخلاقي والضميري وكرامتهم، وخاصة سلامهم الروحي والعالمي. بمعنى آخر، كنت أهدف إلى أن أكون مفيداً له، وليس أن أستفيد من منصبه وفرصه ومجاملاته.
7- ولعل ذلك يعتبر ثمرة ومعجزة للأهداف والجهود المخلصة... وطبعا بفضل الله تعالى وفضله لا بد من قراءة كتاب ما يقارب 700 صفحة بسرعة في ساعة أو ساعتين. وتهنئة هذا الكتاب وانتقاده عمدا، والحمد لله أن إنتاج ملاحظات من 10 صفحات أصبح أسهل بالنسبة لنا.
أطيب التحيات…

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...