YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69cecec7648bd
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 1 9
Bugün : 57589
Dün : 56643
Bu ay : 114232
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52259290
IP'niz : 216.73.216.113

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Fuhuş, AİDS ve Frengi gibi korkunç hastalıklar yanında toplumun temel taşı olan Aile yapısını çürüten ve bütün ahlaki değerleri dejenere eden ve milletleri çöküntüye sürükleyen bir şeytan tuzağıdır. Bu tuzağın asıl kurbanları olan kadınların, bu çirkefe nasıl düştüklerini ve neler çektiklerini eski bir genelevi patronu olan Aysel Firmalı’nın yazdığı “Bir Fahişenin anıları” kitabının bazı bölümlerini ve özellikle Fuhuş MAFİA ilişkilerini okuyunca bu konuya eğilmek ihtiyacını duyarak ve fuhuş sektörünün MAFİA boyutuna dikkat çekmek istiyoruz  

Dini ve ahlaki terbiye yetersizliğinin şımarttığı, aile içi geçimsizliklerin yol açtığı, çarpık arkadaşlık ve akrabalık ilişkilerinin baştan çıkardığı, bozuk ve batıl eğitim sisteminin sapıttığı, seviyesiz yayınların ve filmlerin azdırdığı, lüks yaşama arzusunun ve moda hevesinin şaşırttığı ve hepsinden beteri sahipsizliğin, çaresizliğin ve fakirliğin mecbur bıraktığı, bazen de çok katı ve kötü disiplin kurallarının ve korkuların evimizden uzaklaştırdığı kızlarımızın ve kadınlarımızın, fuhuş mafyasının mahpushanesinde nasıl bir cehennem hayatı yaşadıklarını ibret ve hayretle okuyunuz!…

“Şarkıcı ve film yıldızı olmak hayaliyle büyük şehirlere gelen, Ana baba baskısından veya koca dayağından evini terk eden, Üniversitede okumak için geldiği çevrede zengin arkadaşları gibi giyinmeye ve eğlenmeye özenen kızları ve kadınları kurtlar sofrası yani pusudaki fuhuş mafyası kolay bulur. Çünkü bunların her yerde ve her seviyede elemanları bulunur. Telekızlar, Pavyon ve genelev kadını böyle oluşur”

“Telekızlar ve genelev kadınlarını Mafya, Emniyet ve Pezevenk takımı çembere alır ve sömürmeğe başlar. Komşular, esnaflar, sağlıkçılar da ayrıca yolar. Anlayacağınız fahişeler genellikle karın tokluğuna çalışmış olurlar” Fuhuş sektörünün kaymağını ise MAFİA babaları ve mason locaları aşırmaktadır.

“Fahişelerin genellikle çok acı ve alçaltıcı bir son beklemektedir.

Ya kıskançlık krizine tutulan bir dostun kör kurşunuyla ölmek veya beş on sene sonra çaptan düşünce dilenciliğe mahkum edilmek!…

“Fahişelerin binde biri ancak ömrünün sonunda bir ev sahibi olabilir .

Çoğunluğunun sonu, sokaklarda sürünmektir”

Emekli olup tövbe etmek, Hacca gidip Allah’a yönelmek, sadık bir erkeğe hanım olup evlenmek çoğumuzun hayal ettiği şeylerdir. Amma, genellikle bütün bunlar kursağımızda kalır. Çok nadiren evlenip de bu bataklıktan kurtulanlar ise çok şanslı sayılır”

Bu vesile ile MAFİA düzeninin namus kavramını ve aile kurumunu nasıl dinamitlediğini anlayıp dikkatli olunuz ve artık gençliğimiz ve geleceğimiz konusunda kafa yorunuz.

 “1995 yılında “Hayat Kadınlarını Koruma, Yardımlaşma ve Islah Edip Kurtarma Derneği”ni kurmak için resmi makamlara verdiğim bütün dilekçeler cevapsız ve girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. Devlet kademelerinden çok etkili adamları bulunan “fuhuş ve genelev mafyasının” engellemeleri yüzünden bu çok gerekli ve önemli olan dernek kurulamadı ve resmiyet kazanamadı. Onbinlerce fahişe her türlü güvenceden yoksun, pişmanlık ve perişanlık içinde kıvranmakta ve devletin sahip çıkacağı günlerin hayaliyle yaşamaktadır”.

“Genelev patronu olmanın, bu kirli ve karanlık dünyada dikiş tutturmanın iki şartı ve dört kuralı vardır:

Şartlar: 1. Tuzağınıza düşen kadınlara borç para verip faiziyle birlikte kendinize borçlandırmak ve böylece borç senetleriyle esir almak. 

2.Yakın çevrenizden bir dost tutmasını sağlamak ve onu kontrol altında bulundurmak.

4 Kural ise: 1. Polisten dost tutmasına engel olmak-Zira o takdirde bir güvencesi olur ve sömürülmesi zorlaşır. 

2.Lezbiyenleri diğer fahişelerden ayırmak.

3.Şayet fahişe başka bir şehirden dostuyla birlikte gelmişse, Onu yeni evin “çete”sine katmak.

4.Erkeğin bu kurallara uymaması ve “çete”ye katılmaması durumunda ise 4cü kuralı uygulamak: Yani MAFYA marifetiyle korkutmak, bıçaklamak ve kurşunlamak suretiyle yıldırmak ve kadından uzaklaştırmak…”

“Genelev patronları bu maksatla özel elemanlar ve kabadayılar beslemektedir. Bunlar işini bitirince bir müddet başka şehirlerde veya cezaevlerinde krallar gibi idare edilir. Bu maksatla gerekirse polise ve hakimlere bol rüşvetler verilir. Genç, güzel ve çok müşteri çeken kadınlar yuvadan uçmasın diye daha başka önlemler de gerekebilir.”

“Fahişelerin herkese ve her zaman borcu vardır. Bu düzenin gereği, fahişeler asla borçtan kurtulamayacaktır.

Patrondan aldığı avanslar  %200 faizle senetlere yazılmaktadır.  Tefecilerden alınan yüksek faizli borçlara karşılık yine senet imzalatılmaktadır.

Ayrıca lokantacıdan bakkal dükkânına,  kuaförden ayakkabıcıya,  taksiciden karhane esnafına, pezevenkten kabadayı dostuna kadar herkese borcun ve vereceğin vardır. 

Bazı fahişeler, ise muhtaç olan çocuklarına ve bakmak zorunda bulundukları yatalak ana-babalarına para yetiştirmek durumundadır”.

“İntihar etmek pek çoğumuzun düşündüğü ve başvurduğu bir kurtuluş yolu olmaktadır. Fahişeler, sevgiden ve sıcak ilgiden yoksun, kimsesiz, sahipsiz ve çaresiz varlıklardır.  Korkunç bir yalnızlık ve dışlanmışlık içinde kıvranmaktadır.

Müşteriler, geçici zevkleri ve etimiz için, patronlar ise sadece para getirdiğimiz için,  bizlere ilgi duymaktadır.

Ananız,  babanız ve aile yuvanız yoktur, akrabanız ve arayıp soranınız yoktur… Mutlu ve kutlu günüz ve bayramınız yoktur.”

“Bizler şehvet köleleriyiz. Dövülmek, sövülmek ve hor görülmek kaderimiz. Sevgiye, samimiyete,  haysiyet ve hürriyete hasretiz… Ey bizlere özenen zavallılar, oysa bizler aile yuvasındaki kedilere bile imrenmekteyiz!”

Evet, işte bunlar şeytanların cazibeli gösterdikleri fuhuş cehenneminin perde arkasıdır! İşte bu sözler sonunda genelev patronu olmuş bir fahişenin feryadıdır!

Bunun dışında sosyete sapıklığının ve gizli fuhuş bataklığının girdabında,  gönül huzurunu ve insanlık onurunu yitirmenin vicdan azabını çeken on binler vardır…

Peki bu toplumsal yaramıza kim sahip çıkacak ve batıl sistemin yüz karasına kim çare bulacaktır?

Kārhanecilerin ve kumarhanecilerin kurduğu uğursuz hükümetler mi?

“Kadınlara özgürlük” teranesiyle fuhuşu ve cinsi sapıklığı teşvik eden talihsiz ve terbiyesiz zihniyetler mi?

İslamın simgesi ve iffetin belgesi olan başörtüsü düşmanlığını sürdüren hain şahsiyetler mi?

Bu haksız ve ahlaksız gidişatı hala destekliyen ve islami hareketi köstekleyen haysiyetsizler mi?

Elbette  hayır!…

Öyle ise ey mü’minler! Ey  maneviyat ve mesuliyet  duygusu taşıyan bütün gönüller!…

Ve de  ey Milli ve manevi tahribatı dert edinenler!..

 Bu  fitne  ortamından  ve fuhuş batağından, hem nefsimizi  hem de  neslimizi  korumak istiyorsak….

Gençlerimizi ve geleceğimizi kurtarmak istiyorsak,

Haydi geliniz, bu batıl ve bataklık düzenini birlikte kurutalım…

Adil bir Düzeni ve Milli Görüş Hükümetini biran evvel kuralım. 

Bu maksatla  büyük sandık  ihtilaline  son süratle  ve var gücümüzle  hazırlanalım!..

Sakın, ne ülkemizdeki fakirlerin figanına, ne fahişelerin feryadına,  ne de fazilet ve hizmet ehlinin ızdırabına kulak tıkamayalım. İslam şuurumuza ve insanlık onurumuza sahip çıkalım.

Aksi  halde, bir milleti  yozlaştırmak ve yıkmak için  kasıtlı  olarak yaygınlaştırılan fuhuş felaketinin, bir gün  yakınlarımızı  da tuzağına  çekebileceğini  asla  unutmayalım!…

Çoğu, İslam’dan ve Osmanlıdan intikam almak isteyen Ermeni, Rum ve Yahudi asıllı azınlıkların çalıştırdıkları, hem çocuk denecek yaştaki gencecik kızlarımızın namusunu kirletmekten zevk aldıkları, hem de bunların sırtından milyarlar kazandıkları “fuhuş sektörünün” sermayesi olan ve selpak mendil gibi sümükleri silinip bir kenara atılan bu zavallılar,  sadece kendi hatalarının cezasını çekmiyorlar… Bu konuda toplum da, düzen de,  devlet de en az onlar kadar suçlu ve sorumlu bulunuyorlar.

Toplum yapısını bir vücuda benzetirsek, bedenimizin herhangi bir yerinde baş gösteren yarayı ve rahatsızlığı, bütün vücudun elbirliği içinde tamir ve tedavi ettiğini ve etmesi gerektiğini hatırlatarak bu konuyu kapatıyorum. 

 Fuhuş patlaması

ATO, Türkiye’nin sosyal yaralarına dikkat çektiği 4 bölümlük “Neler Oluyor Bize?” adlı dizi raporunun ikincisinde hayat kadınları konusunu inceleliyor.

“Hayatsız Kadınlar Dosyası” başlığı altında yapılan araştırmada, Türkiye’de faaliyet gösteren 56 genelevde kayıtlı yaklaşık 3 bin hayat kadını çalışıyor. Türkiye’de tescilli hayat kadını sayısı da 15 bini geçiyor. Genelevlerde, hukuki sorun oluşturmasın diye vesikasız çok sayıda kadının çalıştığı, çalışacak genelev bulamadığı için bir çoğunun da gizli fuhuş yaptığı belirtiliyor.

30 bin kadın vesika almak için sıra bekliyor

Genelevde çalışmak için gerekli olan vesika, taksi plakasından farksız. Çünkü bu vesikaya sahip olmak, onca yoksulluk içinde garanti bir kazancı da beraberinde getiriyor. Üç büyük ilde, yaklaşık 30 bin kadın genelevde çalışmak amacıyla vesika sırası bekliyor.

350 kadından biri tehdit altında

Türkiye genelinde vesikalı olan ya da gizli çalışan hayat kadınlarının sayısının 100 bine yaklaştığı kaydedilen raporda, Türkiye’nin kadın nüfusunun 35 milyon civarında olduğu hesaba katıldığında, her 350 kadınımızdan birinin fuhuş batağınının eşiğinde olduğu belirtiliyor.

Fuhuş yapma yaşının 15-40 yaş arası olduğu, bu yaştaki kadınların 17 milyona yaklaştığı göz önüne alındığında da korkunç bir yüzde ile karşı karşıya kalınıyor. Üstelik bu hesaba travestiler, transseksüeller, eşcinsel fuhuş dahil edilmiyor. Yani her 100 kadından birisi fuhşa sürükleniyor.

3-4 milyar dolarlık sektör

Raporda fuhuş sektöründe bir yılda dönen paranın asgari 3-4 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Bu paradan, patron, bar, pavyon, disko, gece klüpleri, otelci, taksici, eğlence yeri sahibi gibi insanlarda pay alıyor. Yani fuhuş sektöründe yüzbinlerce kadın çalışıyor. Ama 3-5 kodaman nasipleniyor. insan maddi anlamda nasipleniyor.

Pasta bu kadar büyük olunca devreye fuhuş mafyası giriyor. Fuhuş mafyası, küçük kız çocuklarını kaçırmaktan tutun da zorla fuhuş yaptırmaya kadar her yola başvuruyor.

Çocuk hayat kadınları

Raporda, 18 yaşından küçük hayat kadınlarının “çocuk hayat kadını” sınıfına girdiği belirtiliyor. 2000 yılında Türkiye’de yapılan “1. Çocuk Kurultayı”nda çocuk fahişe sayısının korkutucu boyutlara ulaştığı kaydedilerek, ülkemizde fahişelik yaşının 15’e kadar düştüğü, bazı araştırmacılara göre ise bu yaşın 12’ye kadar indiğine vurgu yapılıyor. 2000 yılında, yalnızca İstanbul’da çocuk hayat kadınları sayısı 500 olarak belirtilmesine rağmen resmi olmayan rakamların bu sayının çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Ve binlerce çocuk fuhuş batağında debeleniyor.

Yakınları tarafından satılıyorlar

Kadınların yüzde 30’u kocası, yüzde 10’u baba, anne, ağabey gibi diğer yakınları, yüzde 3.4’ü de beraber oldukları erkekler tarafından satılıyor. Para karşılığı cinsel ilişkiye girenlerin yüzde 63.4’ü resmi, yüzde 12.2’si ise imam nikahlı olan evli kadınlardan oluşuyor.

Yoksulluk ateşliyor

Fuhuşa yol açan nedenlerin başında yoksulluk birinci sırada geliyor. Kişi başına milli gelirin 100 dolara kadar düştüğü bölgelerde yaşayan insanlarımız, ardarda yaşanan ekonomik krizlerin de etkisiyle dünyanın bu en eski mesleği ile tanışma riskini yüksek derecede taşıyor.

Sektörde sadece Türkler çalışmıyor. Büyük bölümü Ukrayna, Moldova, Gürcistan, Azerbaycan ve Beyaz Rusya’dan ülkemize çalışmak üzere gelen binlerce yabancı uyruklu hayat kadını gece klüplerinde, sokak başlarında, kadın satıcılarının iki dudağı arasında ekmek parası için vücutlarını pazarlıyor.

Fuhuş rantıyla vergi rekortmeni

Raporda 2001 yılında ölen genelev patroniçesi Matild Manukyan’ın 1944 yılından itibaren bir çok kez vergi rekortmeni olduğu, bu örneğin bile fuhuş sektörünün, parasal açıdan dev bir sektör olduğunu ortaya koymaya yettiği belirtiliyor. Buna rağmen bu sektörün vergi kaçağı diğer bütün sektörlere parmak ısırtıyor.

Rapora göre genelev kadını olmak için 21 yaşını doldurmak, evli olmamak, Türk vatandaşı olmak gibi koşullar aranıyor. İşveren ile bir iş sözleşmesi imzalayan genelev kadınları için  artık müebbet hapis işte bu imza ile başlıyor. Genelev kadınlarına, çoğunlukla senet imzalattırılarak, büyük miktarlarda borçlandırılıyor.

Fuhuş ve uyuşturucu bağımlılığı

Uyuşturucu ise fuhuş mafyasının en büyük silahı. Uyuşturucuya alıştırılan kişiler, uyuşturucu satın alabilmek için fuhuş yapmak zorunda kalıyor. Fuhuş yapan kadınların çok büyük bir bölümü uyuşturucu ve alkolizmin pençesine düşüyor. Bunun sonucu olarak geçirdikleri ağır psikolojik travmalar nedeniyle de suç işleme oranları da yüksek oluyor.

ATO Başkanı Sinan Aygün, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede işyerlerinde kadın istihdamının arttırılması için yasal düzenlemeler dahil her türlü tedbirin biran önce alınması gerektiğini belirterek, öncelikle, yoksul, cahil, işsiz ve sahipsiz kadınlarımıza yönelik sosyal güvenlik ve yardım mekanizmalarının hızla işletilmesini istedi.

“Ortaya çıkan tablo çok kötü yönetilen bir ülkenin, ve bozuk bir ekonominin faturasıdır. Hayatın kadınları değil, sistem çıplaktır! Ve kadınlarımızı bu yola mecbur edenler utanmalıdır. Türkiye’de halen 10 kadın sığınma evi, 11 yardım merkezi bulunuyor. AB Komisyonu’nun her yıl hazırladığı İlerleme Raporu’nda bu sayının azlığının altı çiziliyor. Uyum yasaları diye tutturduk. Her konuda AB’ye biraz daha yaklaştık. Biraz da insanlarımızla yaklaşalım. AB kriterlerine göre her 7 bin 500 kadın ve kız çocuğu için bir sığınma evi açılması gerekiyor. Kadın nüfusun 35 milyon olduğu hesaplanırsa, kadın sığınma evi ve yardım merkezlerinin ne kadar az olduğu ortaya çıkıyor. Cehalet çemberinin kırılması mutlaka şart. Mahalli yöneticilerin, kız çocukların eğitim almasını sağlayacak tedbirleri titizlikle takip etmesi öncelikli görev olmalı. Aksi halde, kadınlarımız fuhuş batağına saplanıp kalmaktan asla kurtulamayacaklar.”[1]


[1] Milli Gazete/ 19-07-2004

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Tevfik BALA

Tevfik BALA

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...