MAFİA ŞEBEKESİ 19. Yüzyılda İtalyan’ın yakınlarındaki Sicilya adasında ortaya çıktı. Sicilya’da üstünlüğü sağlamak isteyen devrimci güçlerin 1820-1848 yılları arasında biri birlerine karşı kurdukları sinsi ve silahlı çetelere Palermo’nun Borgo yöresinde “Cesaretlik, Kahramanlık, fedailik” anlamına gelen MAFİA denmeğe başlandı. Daha sonraları Siyonist Yahudilerin güdümüne giren MAFİA, özellikle Sicilya’da yuvalanmış, beynelminel uyuşturucu ve silah kaçakçılığından, şantaj ve şiddet hareketlerine kadar çeşitli karanlık ve kirli işler çeviren, ekonomiden siyasete kültürel etkinliklerden fuhuş ticaretine kadar çok yönlü kanunsuzluklara girişen bir örgüt konumundadır.
Asıl amacı ülkelerdeki siyasi iktidarlar üzerinde çeşitli baskı unsurları oluşturarak, onları taviz vermeğe zorlamak, önemli tayinlerden büyük ihalelere, uluslar arası anlaşmalardan ticari ilişkilere kadar her sahada hükümetleri Siyonist merkezlerin ve Mason mahfillerin güdümüne sokmaktır.
Dış yapısı olarak belli bir hiyerarşik düzene sahip bulunmayan MAFYA’lar, içyapısı bakımından ölüm ve şantaja dayanan bir disipline dayanır.
Genellikle “Cosca” denen birimler şeklinde teşkilatlanmıştır. “Cosca” ların başında, siyasi etiketi ve etkinliği yüksek kişiler bulunur. Aşağı doğru derece derece genel müdür, müdür, sendikacı, gazeteci, yazar, işadamı, general, polis şefleri hatta önemli din görevlilerini bünyesine alırlar. Bunlara hem çeşitli imkanlar sağlarlar, hem de kullanırlar. Ve tabi yan çizeni özel yöntemlerle harcarlar!..
Kendi çevresinde kabadayılığı ve kahramanlığıyla sivrilmiş ve kendi çapında kanunsuz bir şebeke oluşturmuş yeraltı dünyasının adamlarını da MAFİA BABALARI olarak tanıtırlar. Halbuki bunlar 3. Sınıf piyon durumundadır. Asıl patronlar, mason locaları ve Siyonist kurumlardır. Tehditçi, takipçi ve tetikçi olarak Türkiye’deki eski ülkücüler ve solcu anarşistler gibi terör örgütü üyelerinden yararlanırlar…
Geçmişte Askeri bir hapishaneden elini kolunu sallayarak kaçan Mehmet Ali Ağca’ların, Özal’ı vuran Kartal Demirağ’ların ve yüzlerce faili meçhul cinayet olaylarının arkasında hep bu MAFIA’lar vardı.
Hatırlarsanız geçen yıllar öldürülen meşhur MAFİA adamı İNCİ BABA ile Cumhurbaba Demirel birbirlerinin samimi dostlarıydı.
İşte 5 milyon dolar rüşveti alıp karşılığını yapamadığı için vurulan Engin civan olayının ve daha önceki İSKİ ve Ergun Göknel skandalının arkasında yine MAFIALAR bulunmaktaydı.
Yukarda da özellikle hatırlattığımız gibi MAFIA’LARIN ASIL BEYİN TAKIMI Siyonist Yahudilerdir. Ama bütün dünya kamuoyuna MAFIA’ların gizli ve kirli işler çevirdiği için güya ABD ve batı ülkelerinin ve CIA, MOSSAD gibi istihbarat örgütlerinin bunlarla mücadele ettiği yalanını yaymaya çalışırlar. Halbuki “Amerika’daki ticari faaliyetlerin ve uluslar arası ilişkilerin tamamına yakını, Sicilya Yahudilerinin başındaki MAFİA liderlerinin kontrolündedir.[1]
Ve zaten “Sicilya’da da uzun zamanlardan beri sürekli ve geniş Yahudi yerleşim merkezleri olduğu bilinmektedir.[2] İsrail için çalışan üç önemli Siyonist Yahudi ise:
1-Mafia Babası Meyer Lansky
2-Yobaz ve radikal Haham Rosenbaum
3-Meşhur Banker Rothschild’dir[3]
Bunlardan Mafia Babası Yahudi Meyer Lansky, II. Dünya savaşından sonra Amerika ve Avrupa’da ve özellikle Florida’da çalıştırdığı kumarhaneler ve açtığı fuhuşhaneler kralı olarak kazandığı paraları, Yahudi Haham Tibor Rosenbaum’un yönettiği “İnternational Credit Bank’a gönderiyor ve İsrail Corporation’un önemli adamlarından Banker Yahudi Rotshild’in de aracılığıyla, bu paraların İsrail’e yardım olarak gitmesini sağlıyorlardı.[4]
Bu meşhur MAFİA babası Lansky ve Arkadaşı Yahudi Doc Stacher hakkında, Senatör Robert Kenndey’nin girişimleriyle, Amerika’da soruşturma açılır. Ama her ikisi de İsrail’e kaçarak hapisten kurtulur.
Ancak 1968’de Robert Kennedy vurdurulur ve tabi failleri bulunamaz.
II. Dünya savaşından sonra kurulan ve bütün dünyayı kasıp kavuran KONTRGERİLLA hareketini de, CIA şeflerinden Yahudi Allen Dulles ile Yahudi Meyer Lansky birlikte kurmuşlardır.
Evet, “Bu Lansky, bütün organize suçların ve kanunsuz olayların beyin adamıdır. MAFİA kontrolünde ki kumar, fuhuş, borsa işlerinden milyarlarca dolar kazanmıştır. En büyük arzusu da ömrünün sonun da İsrail’de sessiz bir köşede yaşamaktır.”[5]
Haham yetiştirmekle ünlü bir Yahudi Ailesinden gelen ve sofu-dindar biri olarak bilinen Macar Yahudisi Tibor Rosenbaum ise, İsviçre’deki İnternational Credit Bank aracılığıyla, Meyer Lansky ile irtibatlı olarak, İsrail’e silah taşıyan beynelminel uyuşturucu ve silah kaçakçılığıyla sağlanan kara parayı bankasında aklayan birisidir. Liberya’ın Avusturya Büyükelçisi sıfatıyla, batı Afrika ülkeleri yöneticileri arasında da etkin bir kişidir. Ve zaten böyle önemli Yahudi’lerin ve MAFİA liderlerinin bu tür uydurma büyük elçilikler alarak, siyasi ve ekonomik ayrıcalıklardan yararlandıkları bilinmektedir.[6] Bizdeki, Yahudi işadamı İshak Alaton da, bir çok ülkede Türkiye’nin fahri elçisi ve gayri resmi temsilcisidir. Mafia Babası Yahudi Meyer Lansky’nin devlet başkanları, başbakanlar ve diğer devlet adamlarıyla gizli ve tehlikeli ilişkileri vardır. 40 yıldan fazladır MAFİA’NIN KIRALI OLAN Lansky, ABD başkanları Roosevelt, Truman, Eisenhover ve Richard Nixonun başkan seçilmesinde çok önemli rolü ve desteği olan kişidir ve bunları Siyonist amaçları doğrultusunda yönlendirmektedir.[7]
Dünyanın en güçlü Yahudi Organizasyonu olan B’nai B’rith’i de finanse eden kişilerin başında bu Meyer Lensky gelmektedir.[8]
Rus Mafiasını kuran ve KGB ile ortak çalışan Rus Yahudisi Evsei Agron ise, bir Katiller ordusu kurmuş ve bunların çoğunu İsrail’den getirtmiştir. İsrail ve Rusya’da özel eğitilen bu yahudi MAFİA çetelerinin birçoğu, daha sonra ABD’ye de yerleşmişlerdir.[9]
Yeryüzündeki ve ülkemizdeki tüm terör örgütlerini, sağcı ve solcu cinayet şebekelerini ve yeraltı MAFİA hareketlerini, PKK ve diğer kürtçülük ve bölücülük faaliyetlerini silahlandıran ve bunlara uluslar arası kolaylıklar tanıyan da yine, Yahudi Mafia’cı ve MOSSAD AJANI HENRY Curiel dir. 27 yıl Paris’te yaşayan ve Fransız istihbaratında ajan olarak çalışan bu Mısırlı Yahudi, özellikle Türkiye’deki terör örgütleriyle yakın ilişkilidir.
Milli menfaatlerini düşünen, Bağımsız politikalar üretmek isteyen, Dünya siyonizmine hizmet etmeyen veya sadakat göstermeyen pek çok devlet adamını, hatta bakan ve başbakanları ihtilallerle deviren veya çeşitli komplolarla öldürenler de yine bu MAFİA-MASON şefleridir.
İşte görüldüğü gibi MAFIA’lar, kapitalist sistemlerin ve güdümlü demokrasilerin tabii bir sonucu olarak ortaya çıkan ve siyonistlerin kontrolünde çalışan ve karanlık işler yapan “yeraltı örgütleridir.”
Zaten kapitalizm, bir ülkeyi büyük sermaye patronlarının yönetmesinden başka bir şey değildir.
Beynelminel Siyonist sermayenin uzantısı olan… Ve yaşadıkları ülkelerin halkını aldatmak için şirketlerine Milli etiketler ve yerli isimler koyan, ama gerçekte Siyonist sermayenin bölge temsilcileri durumunda bulunan, bir kaç mason patronun çıkarlarını korumak için kurulan rejimlerdeki göstermelik “demokrasi ve seçim” gibi kurum ve kavramlar da, tamamen toplumu uyutmaya ve aldatmaya yöneliktir.
Çünkü bu tür uzaktan kumandalı demokrasilerde:
a – Hem halkı yönlendiren basın ve televizyon gibi etkili propaganda araçları büyük sermaye sahiplerinin elinde ve emrinde olduğundan, insanları istedikleri şekilde yönlendirmekte ve sandıktan işlerine gelen neticeyi çıkarabilmektedir.
b – Hem de, Milletvekili adaylarından üst seviye bürokratlara kadar, mason ve Mafıa bağlantılı kimseleri seçtirmek suretiyle, ülkeler bir nevi yer altı dünyasına teslim edilmektedir.
Bu tür ülkelerde devlet, halkın değil birkaç zengin patronun çıkarlarını koruyan bir kurum mahiyetindedir. Asker ve polis ise, halkın dış ve iç güvenliğini sağlamak için değil, sanki mevcut sömürü ve zülüm düzenini ayakta tutmakla görevlidir. İşte Türkiye örneğinde olduğu gibi, bu tür sistemlerde her on yılın en az yarısının, darbeler ve sıkıyönetimlerle geçmesi ilginç değil midir?
Faiz, vurgun, israf ve talan yüzünden ekonomik dengelerin ve tüm manevi değerlerin vatandaş aleyhine giderek bozulduğu… Can, mal, namus emniyetinin kalmadığı, Din ve düşünce hürriyetinin kısıtlandığı ülkelerde yaşayan insanlar, kendi haklarını aramak ve almak için devlet kurumuna ve resmi organlarına güven duygusunu yitirdiklerinden bu sefer rüşvet, kaçakçılık, zorbalık, tehdit ve şantaj gibi gayrı meşru yollardan hak aramaya başlamakta… Hayatını ve haysiyetini ancak bu şekilde koruma mecburiyetinde kalmakta ve işte bu durumu değerlendirmek için fırsat kollayan MAFIA ‘ların tuzağına düşmektedir.
Ülkemizdeki çek-senet ve alacak tahsili Mafiaları, bakanlar düşüren genel müdürler değiştiren ihale ve rüşvet Mafıa’ları bunun tipik örnekleridir.
Artık Fuhuş ve kadın ticaretinden spor yarışlarına, Karaborsalardan kumar oyunlarına, müzik konserlerinden, sinema organizasyonlarına kadar, çok değişik sahalarda faaliyet gösteren birçok Mafialar türemiştir. Ve hepsinin de özellikle yuları Siyonist Yahudilerin elindedir.
Uluslar arası silah ve uyuşturucu kaçakçılığının, altın borsa ve hisse senedi Mafıalarının siyonistlerin tekelinde olduğu zaten bilinmektedir. Başta ABD-İTALYA ve TÜRKİYE olmak üzere pek çok ülkede Mafıa örgütleri öylesine gelişmiş ve güçlenmiştir ki geçmişte bunlarla başa çıkamayan devlet güçleri, çaresiz bunlarla uzlaşmaya, hatta işbirliği yapmaya mecbur kalmıştır. Daha doğrusu beynelminel Siyonist merkezler, “kendilerine karşı gelebilecek milli devletlerin etki ve yetki alanlarını daraltmak ve onları bazı tavizlere mecbur bırakmak için”, bunları Mafıa’lar marifetiyle yıpratmaktadır.
Artık Amerika’nın CIA, Rusya’nın KGB, İsrail’in MOSSAD gibi beynelminel casusluk örgütlerinin, gizli ve kirli işler çeviren yeraltı şebekelerinin Mafia teşkilatları ve mason locaları ile işbirliği yaptıkları bilinen bir gerçektir. Hatta CIA ve KGB ajanlarından ve Mafıa Babalarından pek çok kişinin, kimlerin hesabına çalıştıklarını bile bilmedikleri söylenmektedir.
Siyonizmin sömürü ve zulüm sistemi olan Yeni Dünya Düzeninin ve çikolata kılıflı demokratik rejimlerin perde arkası diyebileceğimiz Mafıa örgütleri, Kolombiya ve İtalya gibi ülkelerde devletten bile çok daha güçlü ve etkilidir. Maalesef Türkiye’mizde de Mafıa’lar giderek güçlenmiş, hatta bir ara devletle pazarlık edecek noktaya gelmiş… Sivil ve askeri bürokratlar içinde bile elemanlar edinmiştir. Ama çok şükür ki, ordu ve emniyet içinde milli cephenin güçlenip dizgini ele geçirmesiyle, bunlar gerilemiş ve etkinliğini yitirmiştir.
Artık parti kongrelerinden devlet ihalelerine, mahkeme ve adliye işlerinden çek-senet ve alacak tahsillerine, para ve döviz borsalarından bürokrat tayinlerine kadar her işe Mafiaların el attığı görülmektedir.
İşte bu yüzden
1-Huzur ve Emniyetin garantisi olması gereken devlet maalesef, zülüm ve sömürü mekanizmasına dönüşmekte,
2-Güya seçimle iş başına gelen ve halka hizmet etmesi gereken hükümetler, dış güçlerin ve MAFİA-Masonluk gibi karanlık merkezlerin emrine girmekte, girmeyenler devrilmekte,
3-Hak ve Adalet dağıtıcısı olan mahkemeler, rüşvet, oyalama, suçluyu aklama ve güçlüyü kayırma kurumlarına dönüşmekte,
4-Halkın ve hürriyetlerin koruyucusu olması gereken asker ve polis ise, sömürü sisteminin ve zülüm düzeninin bekçileri konumuna düşürülmektedir.
Adalet ve emniyeti sağlayamadığı için vatandaşı Mafıa’ların kucağına atan, Mafia babalarıyla devlet adamlarını makam ve menfaat ortaklığına sokan bu batıl ve bataklık düzenini değiştirmeden ve bu düzenin bekçileri olan partileri başımızdan defetmeden, kurtuluşa ermek mümkün değildir. Bataklığı kurutmadan mikroplardan kurtulmak imkânsız gibidir.
Ya bir an evvel Milli görüş medeniyeti kurulacak ve bütün insanlık kurtulacak veya bütün bu belalar artarak devam edecektir.
Ama çok şükür ki;
“Düşmanın stratejisini ve siyonizmin şeytani hesap ve hilelerini önceden sezen ve karşı tedbirler alabilen kutlu bir komutan için zafer, rahmet yüklü bulutlardan beklenen yağmur kadar yakın” görülmektedir.
MAFİA konusunu yakın geçmişte yaşanan canlı ve çarpıcı bir örnekle açıklayalım. Bilindiği gibi Emlak Bank eski Genel Müdürü Engin Civan, Özal Döneminin türedi işadamlarından Selim Edes’ten, kim bilir neyin karşılığında aldığı 5 milyon dolar rüşveti geri ödemeyince ve de yeraltı dünyasının ve Türk Mafia’sının önden gelen isimlerinden Dündar Kılıç’ın arabuluculuğu da netice vermeyince, hemen arkasından yine Mafıa’nın ülkücü Kabadayılarından Alaaddin Çakıcı’nın talimatıyla, Engin Civan vurulmuş ama ölmemişti… Ve tabi can havliyle pek çok karanlık ismi ifşa etmiş ve kaçıp Amerika’ya yerleşmişti. İşte bunlardan birisi olan, daha sonraları, son kullanma tarihi dolduğu için Fransa’dan teslim alınan Alaaddin Çakıcı da, hemen ülkeyi terk etmişti. Ardından ANAP’lı Eyüp Aşığı istifaya sürükleyen kirli ilişkileriyle Çakıcı ve Mafya aylarca gündemi işgal etmişti. Bize göre böyle 3. Sınıf piyon kimseleri ve diğer tetikçi ülkücüleri veya Kürtçüleri ileri sürenler, asıl beynelminel Mafıa ve mason merkezlerdir. Zira bu olayların arkasında Türkiye siyonistlerinin bulunduğu bilinmektedir.
Şu kirli ve karanlık tabloya dikkatle ve ibretle bakınız:
Alaattin Çakıcı ile konuşma bantları ve gizli bağlantıları ortaya çıkınca, önce Milliyet Gazetesi ve Türk Ticaret Bankasını satın alıp sonra geri adım atan Korkmaz Yiğit’in baş danışmanı emekli bir Deniz Kuvvetleri Komutanıydı!…
Tefeci Nesim Malki cinayetiyle ilişkisi konuşulan ve soruşturma kapsamına alınan Cavit Çağlar’ın danışmanı eski bir Jandarma Komutanıydı!…
30 yaşında 30 şirket kuran ve Nesim Malki cinayetinin azmettiricisi olarak aranan Erol Evcil’in İş Bankasından aldığı 150 milyon dolarlık krediyi temize çıkaran Eralp Özgen İş Bankası Hukuk müşaviri ve Türkiye Barolar Birliği Başkanıydı!…
Atatürk’ün mirası nedeniyle partileri İş Bankasına ortak olan ve bu yolsuzluğa imza atan Ali Topuz ve Mustafa TİMİSİ CHP’nin kurmayları ve aylar öncesinden bunları bildiği halde susan Deniz Baykal CHP’nin genel başkanı ve bu hükümetin koltuk dayanağıydı!…
Mafya muhabbeti yüzünden istifa eden Eyüp Aşık, eski devlet bakanı ve Mesut Yılmaz’ın has adamıydı!..
Korkmaz Yiğitle, Alaattin Çakıcı ile, Erol Evcil ile gizli görüşmeleri ve özel münasebetleri konuşulan Mesut Yılmaz Türkiye’nin -daha doğrusu kendisini atayan rantiyecilerin-başbakanıydı!..
Korkmaz Yiğit gibilerini başbakanla buluşturan ve aralarını bulan kişi olan Cefi Kamhi ise, İsrail’le ilişkili bir aileden ve Türkiye’nin kaymağını yiyen rantiyecilerden etkin bir Yahudi kodamanıydı!?..
Ve bunların hepsinin asıl akıl hocaları ise Siyonist sermaye patronları ve MASON LOCALARIYDI!..
Ve yine dikkat ediniz…
Suni irtica tehlikesi ve bahanesiyle Refah-Yol iktidarını yıktıran ve bu güdümlü ve güdümsüz hükümetleri kurduran yukarıdaki şer ittifakıydı!..
Milli Görüş hareketinden ve Liderinden özellikle korkan ve kurtulmaya çalışan bunlardır.
Atatürkçülük istismarı ve çağdaşlık çığırtkanlığı bunların ortak sığınağı ve alameti ferikalarıdır.
[1] Time, The Mafıa Big-Bad and Booming 1977.
[2] Yahudi Dünyası, İletişim Yayınları, s. 46.
[3] La Mafıa en Israel Jacques De Rogy, s. 70-71
[4] Yahova’nın Oğulları ve Masonlar, Bilim Araştırma Grubu, s. 362-370, İstanbul 1993
[5] Aktüel 13-19 Ağustos 1992
[6] Vodka-Cola Charles Levinson, s. 170
[7] Vodka-Cola Charles Levinson, s. 121
[8] The Spotlight 15 Mart 1993
[9] The Ugly Truth About the ADL, Yahova’nın Oğulları ve Masonlar, s. 369

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Yine içimizi dışa döken, halimize ayna tutan bir yazımız olmuş, elhamdülillah!İnsan denen mahlûkatın kâinat ile,…
Makalenin içeriği son derece öğüt verici ders verici tefekküre boğucu uyanık olmamızı ve böylesi bir…
Dışına aldanmayın, bozuk içleri Derlenip def ederiz, soysuz hiçleri Kâfirler ürkütemez, Milli güçleri Eba Eyyub,…
Siyonist işbirlikçilerinin, "ABD'nin ırak'ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün…
Ahmet Hoca haykırır; duyarsız insan Anlamaz duygularım, ayarsız insan Akıl vicdan Kur’an’a, uyarsız insan Sultan…
MİLLİ ÇÖZÜME TAVIR ALANLARA KÜÇÜK BİR HATIRLATMA! Milli Çözüm; Kutuplaştırılmış toplumları barıştırarak yaşanabilir bir Dünya…
Siyonizm'in İran'a 4 bir yandan saldırdığı ve tüm vekil güçlerini bu yolda kullandığı şu dönemde…
Sivil Savunma = Kuvayı Milliye; yani Halkın Silahlı Gücü.Dünyada ve bölgemizde yaşanan çok tehlikeli olayların…
İnsanlar duymak istedikleri şeyler söylendiğinde, bunları yalan olarak görmeme eğilimine kaymıştır. İnsanların büyük bir kısmı…
Gerçeğe dönülmediği takdirde batılıların ülkemizi saha savaşı ile değil ekonomik savaşla,daha çok borca sokarak yeraltı…