Jeopolitik dergisini, önemseyerek ve sevinerek takip ediyoruz. Çünkü ihtiyaç hissediyoruz, oldukça yararlanıyoruz, tavsiye ediyoruz ve dergimizde alıntılar yapıyoruz.
Böylesine değer verdiğimiz ve ümit beslediğimiz bir dergiyi eleştirme hakkını da kendimizde gördüğümüzden 30. Sayısı ile ilgili, tenkit ve tekliflerimizi arz ediyoruz.
- Bazı net ve serbest söylemlerimizin, içtenliğimize bağışlanacağını umuyoruz.
1- Kasıtlı ve hesaplı bir gayretle; D-8'ler gibi tarihi ve talihli bir girişim ve Siyonist-emperyalist güçlerin en çok çekindiği İslam Birliği projesi, sanki yok sayılmıştır. 130 sayfalık koca dergide yirmi yazardan hiçbirisi: "Avrasya" seçeneğinin değerlendirildiği bir konuda nasıl olmuşta "D-8'leri" hiç hatırlamamıştır?
2- İlmin onuru ve doğruya ulaşma yolu; tarafsızlık ve ön yargısızlıktır. Oysa Jeopolitik'in Avrasya'da neler oluyor? sorusunu ve konusunu irdelediği 30.sayısında malesef ve malesef, yazarların "tarafsızlık ve ön yargısızlık" şartlarına aykırı davranmaları oldukça acıdır ve güven (itimat ve itibar) kaybına neden olmaktadır.
3- Şayet "bazı önemli örnekler ve fiili gerçekler, bir takım çevrelerden gelecek kınamalardan veya malum ve mel'un merkezleri kızdırmaktan korkarak" görmezlikten geliniyorsa, bu durum da, olgun ilim ve dava erbabına hiç yakışmayan, daha düşündürücü ve onur düşürücü bir tavırdır.
4- Yok eğer "içinde İslam olan, Kur'an kokusu taşıyan, her projeden uzak durmalıyız. Bunlar ülkemizin ve milletimizin mutlak yararınada olsa, asla yanaşmamalı, yazmamalıyız" şeklinde, yamuk ve milletimizden kopuk bir kafa yapısına kılıf geçirilmeye çalışılıyorlarsa; o zaman açıkça söyleyelim: Sizin niyetiniz ve hedefiniz ne olursa olsun, bütün gayret ve girişimleriniz Siyonizmin kâr hanesine yazılacak ve bunca emek boşa harcanmış olacaktır.
5- Kaldı ki;
"Bir hakiki örnek, yüz hayali projeden evladır.''
Çünkü hayali ve hamasi teklif ve temennilerin:
a) Ne derece uygun bulunduğu
b) Ne ölçüde uygulanabilir olduğu
c) Mevcut dünya şartlarına göre ne nispette mümkün ve münasip olduğu henüz test ve tespit edilmemiştir.
Oysa:
Ekonomik, sosyal, siyasal ve askeri yönden, henüz emekleme döneminde olan Siyonist ve emperyalist baskılara dayanacak gücü bulunmayan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin, "şimdilik hedef haline getirilmesin ve ürkütülmesin" diye ismen ve resmen yer almadığı; Bölgesel temsil ve hareket yeteneği olan, nüfusu 60 milyonun üzerindeki 8 İslam ülkesinin bir araya getirilerek gerçekleştirilen D-8'ler oluşumu:
- Hayal değil, gerçektir.
- Temenni değil, Resmileşmiştir.
- Fikir değil, fiilidir.
- Ve üstelik: İlmi ve insani program ve kuruluşlara sahiptir.
6- Ve hele Arslan Bulut'un: Çok beğendiğimiz ve tarihi bir reçete olarak değerlendirdiğimiz "Bizim toplumsal formülümüz: Dini duyarlılıkta Hz. Muhammed'in, Milli duyarlılıkta Mustafa Kemal'in etrafında birleşmek'' teklif ve temennisinin, tam da işleneceği bir konuda ve yaklaşık 9 sayfalık yazısında bu formülün hiç gündeme alınmaması da, bizleri üzmüş ve şaşırtmıştır.
7- Yanlış anlaşılmasın, bu sözlerimiz; D-8'lerin girişiminin:
"Tenkidi yapılmayacaktır, yeni teklif ve temennilere ihtiyaç kalmamıştır, daha tutarlı ve yararlı projeler üretmek için uğraşmamalıdır'' gibi bir mana taşımamaktadır.Amacımız sadece bu denli samimi, seviyeli ve resmi bir oluşum, nasıl oluyor da "yok''luğa mahkûm ediliyor? Sorusuna yanıt bulmak ve eğer yanıltılmaya çalışılıyorsa, toplumu uyarmaktadır.
8- Yirmi civarındaki değerli ve deneyimli aydınımızın ve araştırmacının, hiçbirisinin "Avrasya Seçeneği ve Türkiye'nin Geleceği" konusu üzerine kafa yorarken; D-8'ler gibi büyük bir başarıyı ve umutlu bir başlangıcı, hiç hatırlamaması, matematiksel olarak imkansız olduğuna göre acaba;
Derginin etkili ve yetkili yöneticilerinden:
"Bu konuyu yazmayacaksınız, yok sayacaksınız, kamuflaj yapmayacaksınız" yolunda ricalar veya en azından bu yönde ima ve mesajlar mı almışlardır?
Biz kimseyi sorgulamıyoruz. Sadece soruyoruz ve samimiyete çağırıyoruz!
9- "Avrasyacılık'' Ne Anlam Taşıyor? Sorusu da malesef 130 sayfa içinde, yanıtlanıyor gibi yapılmış, ama yeterli, gerekli ve gerçekçi bir cevap ortaya koyulmamıştır. Elbette; ABD ve AB emperyalizminin ve İsrail siyonizminin farkına varılmış olması, yeni ve Milli çare ve çözüm arayışları, tebrik ve takdir edilecek hususlardır. Ancak: Bu Avrasya Girişiminin veya Türk Birliğinin: a) Gerçekleşme şansı ve küresel engelleri aşma programı nedir? b) Ekonomik kalkınma ve refahı yaygınlaştırma prensip ve projeleri hangileridir? c) Bu ülkelerde ve birliktelikte, nasıl bir siyasi yönetim ve denetim biçimi öngörülmektedir? d) Nasıl bir temel hukuk ve adalet düzeni düşünülmektedir? e) Örnek ve yüksek bir İlim ve Eğitim sisteminin oturtulması ve yeni bir medeniyetin oluşturulması için hangi bilimsel verilere sahiptir? Sorularının maddeler halindeki yanıtları "orijinal bir proje'' olacaktır. Ve zaten: bu soruların karşılığı olarak, biraz kapitalizmden, biraz sosyalizmden, biraz liberalizmden, biraz da yozlaştırılan, aslında uzaklaştırılan ve ilgisi olmadığı halde Atatürk'e yakıştırılan Kemalizmden araklanan; stratejik ve pratik bir değeri bulunmayan, sloganik cümleler önümüze konacaksa; bu durum, Siyonist sömürü sermayesine ve zalim Dünya Düzenine dolaylı köleliğe devam anlamı taşıyacaktır. |
10- Yeri gelmişken D-8 oluşumunun, sadece İslam Birliği değil, Türki Cumhuriyetleri de kucaklayan Avrasya projelerini, hatta hatta Güney Amerika ülkelerini ve tüm mazlum milletleri kuşatan "Yeni Bir Dünya" ile ilgili program ve prensiplerini ve yukarıda sıralanan soruların ilmî yanıtları ve kanıtları olan bilgileri sizlerle paylaşmak, tartışmak ve katkılarınızdan yararlanmak için hazır olduğumuzu hatırlatmakta da fayda vardır.
Sonuç olarak:
Basit kaygılardan ve fasit önyargılardan kurtulamayanlar; nefislerinin ve kirli fikirlerin tutsağıdır. Böylesi, karaamsar korkularına ve karanlık kurgularına esir insanların, hürriyet devrimlerine öncülük yapması olanaksızdır.
Gerçekler, güneş gibidir. Gözünü kapatanlar, sadece kendileri karanlıkta kalacaktır.
Unutmayalım; Kuvay-ı Milliye ruhu; İslamiyetçilerin, Milliyetçilerin ve Sosyalistlerin, ortak paydalar etrafında uzlaşma ve dayanışma şuurundan kaynaklanır.
İslam gibi; ilmi, insani, içtimai, fiili ve tabii bir olguyu yok sayarak, milli ve haysiyetli bir değişimi sağlamak imkansızdır. Ve İslam'a bakış açımız, Millete bakış açımızı yansıtır.
Atatürk'ün tesbit ve tarifiyle: "Fikri hür, vicdanı hür" olmayanlar, ilmi cesaretten ve insani ferasetten de uzaktır. Çünkü cesaretin kaynağı, vicdani hürriyet; onun dayanağı ise, gerçekleri teslimiyet ve sahiplenme anlayış ve ahlakıdır.
Siyonist ve emperyalist merkezlerin, Milli Görüş'ü yok sayma veya saptırma gayretleri, elbette anlaşılır ve kendilerine yakışır bir tavırdır. Ama Türkiye'mizde "Millici-Ulusalcı" bilinenlerin bu yola kaymaları, kaygılandırıcıdır.
Herhangi bir girişimi ve gelişmeyi; tenkit etmek, tamamlayıcı teklifler getirmek veya alternatif tedbirler üretmek, hem haktır, hem de yapıcı ve akılcı bir davranıştır. Ama onu unutturmaya kalkışmak ve yok saymak ve bunu toplumun yutacağını sanmak, sadece saflıktır ve insafa aykırıdır.
"Dost acı söyler, ama ilacı söyler…"
Yüzümüze gülen düşmana değil, yanlışımızı gösteren dostlara güven duymalıdır.
Selam ve saygılarımızla.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…
5375 Yıllık Siyonist Sömürü Düzeni, Kafirler ve Münafık Mücrimler istemese de yıkılacak , Tüm insanlığın…
Öncelikle belirtelim ki; Yahudiyi tanımadan dünyada olup bitenleri anlamak mümkün değildir. Makale bu anlamda çok…
Galiba tarihte hep böyle olmuş; Hakk uğruna mücadele edenler yalnız kalmışlar. Ne kadar kafir, münafık,…