YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
697fc542821f4
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 1
Bugün : 799
Dün : 57744
Bu ay : 58543
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48761856
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Siyasi yasağı üçüncü kez kalkan Erbakan Hoca’ya Milli Görüş’ün fiili liderliği yolunu parti tüzüğü açıyordu. Saadet Partisi’nin Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı son kongrede oluşturulmuştu.

Saadet Partisi’nde (SP) aktif siyaset yapacağı kesinleşen 83 yaşındaki Erbakan için ‘SP Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı’ formülüyle, Genel Başkan’dan daha geniş yetkilere sahip olacağı biliniyordu.

Yüksek İstişare Kurulu (YİK)

Eski SP Genel Başkanı Recai Kutan’ın başkanlığını yaptığı Yüksek İstişare Kurulu’nun üyeleri arasında, Milli Görüş’ün ağır topları ve eski kurmayları bulunuyordu. Necmettin Erbakan bu göreve ‘evet’ derse, Recai Kutan’ın başkanlığı Erbakan’a bırakacağı bekleniyordu.

Daha önce ‘gayrı resmi’ olarak ‘akil adamlar’ adıyla etkinlikte bulunan Yüksek İstişare Kurulu, SP’nin geçen ekimde yapılan ve Numan Kurtulmuş’un genel başkan seçildiği büyük kongresinde resmiyet kazanıyordu. ‘Genel Başkan üstü’ yetkilerle donatılan kurul, SP tüzüğünde yapılan son değişiklikle, ‘genel başkanlığa aday gösterme’ yetkisini üstleniyordu. Erbakan, SP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı olursa, Milli Görüş hareketini doğrudan yönlendirmeye devam edeceği gözleniyordu.

Efsane geri dönüyordu

Refahyol Hükümetinin Efsane Başbakanı ve Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, SP YİK Başkanı olması Masonik merkezleri ve dönekleri endişelendirmişti.

Siyasi yasağının ortadan kalkması üzerine medyada çıkan dedikodu haberlerine Erbakan bir basın toplantısıyla cevap verdi. Bu açıklamayı SP Genel Merkezinde yapması anlamlı bir mesaj niteliğindeydi.

Hoca’nın: “Dış güçler bizim çalışmalarımızı engellemek için ellerinden geleni yapmıştır. Biz de Allah’ın yardımıyla insanlığımızın ve Türkiye’mizin hizmeti için elimizden geleni yapma düşüncesindeyiz.

Dış güçler sizden daha çok merak ediyor, şimdi ne olacak diyorlar? Yaşanabilir bir Türkiye ve yeni bir dünya için bu zamana kadar nasıl çalışıldıysa, bundan sonra da daha büyük bir gayretle çalışacağız” sözleri tarihi mesajlar içermekteydi.

Numan Kurtulmuş toplantıya katılamadı, çünkü…

AKP’nin akıl hocalarından Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın akademik hayatının 50. yılının kutlanacağı programa konuşmacı olarak katılacağı, akşam ise Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Okulu Grubu’nun davetlisi olarak 18.00-19.30 saatleri arasında öğrencilere bir konuşma yapacağı söylenmişti.

“Bizde siyasete girdim çıktım yoktur”

Diğer Gazetecinin siyasete dönecek misiniz? Saadet’in başına geçecek misiniz? sorusuna Hoca: “Biz aktif siyaset, pasif siyaset diye bir şey kabul etmiyoruz. Bu işi vatan sevgisiyle ibadet aşkıyla yapıyoruz. Elbette aktif olacak…  Siyasete girdim, çıktım kabul etmiyoruz. Bütün gücümüzle çalışıyoruz” cevabını vermişti.

“AKP milletin onurunu kırmıştır”

Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan Hoca, Rasmussen hakkındaki düşüncelerini ise şöyle dile getirmişti: “NATO 1990´da Sovyetlerin Çökmesiyle yapısını değiştirdi. Teacher ne demişti “Biz NATO’yu Sovyetlere karşı kurmuştuk, şimdi kapatacak mıyız” hayır. Yeni bir düşman bulundu. “O da İslam” NATO şimdi İslam’a karşı düşman haline getirildi. Kırmızı yerine yeşil kondu. NATO Bosna Hersek’te Müslümanlar hakîm olmasın diye çalışmıştır. Rasmussen önce insanlık bakımından çok büyük suçlar işledi. Fikir hürriyeti adı altında akla hayata gelmedik şeyler söyledi. “Ayrıca Başbakan önce Rasmussen konusunda: “Bizim üye olduğumuz NATO’da genel sekreter olamaz” dedi. Ama bu AKP zaten hangi sözünde durdu ki..? Önce genel sekreter yapıp sonra isteklerimizi yerine getirmesini beklemek çocukluktur, tecrübesizliktir.  Türkiye’nin onuru kırılmıştır”

“Her yerde tartışmaya yüzleşmeye hazırız”

Şimdi milli görüşün önüne çıkamazlar. Milli Görüş haktır, ötekiler batıldır. Milli görüş cumhuriyetin kendisidir. Her konuyu herkesle ve her platformda tartışabiliriz. Çünkü biz haklılığımıza güveniriz..

“Obama kimmiş, neymiş”

Obama’nın Türkiye’ye gelişini değerlendiren Erbakan:” Hiç şüphesiz rahatsız ediciydi. Ruhban okulunu açın, ermeni soykırımını tanıyın, İran atom bombası yapmasın! Bunlar bilinen AB politikaları. Yapmış olduğu tek şey güler yüzle davranmak, elini Tayyip Bey´in omzuna atmak… Bunlar çocukça şeyler. Bunlara kanamayız. Obama gelmiş, Meclis’te konuşmuş, yok elini kaldırmış, ayağını kaldırmış.!. Ne bunlar yav… Bu millete yakışır mı? Bizim padişahımız Avrupa´ya gittiğinde herkes ayağını öpmek için eğilirdi. Tarihimizi bilmeliyiz? Obama kimmiş, neymiş? Irkçı emperyalizmin düzenleyici hizmetçisi… Aynen komünizm gibi kapitalizm de çökmeye mecburdur. Bu sebepten dolayıdır ki, gerek Türkiye gerek dünya için Milli Görüş´ün gelip yeni bir düzen kurmasından başka çare yoktur. “

“Numan Bey Lider Değil Saadet Partisi’nin Genel Başkanı’dır”

Gazetecilerin Numan Kurtulmuş Milli Görüş’ün lideri midir sorusuna Erbakan net cevap verdi.Erbakan bu konuda şunları söyledi:” Numan Bey Saadet Partisi’nin Genel Başkanı’dır…”

Müjdeli haberi verdi

Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan konuşmasını tamamlarken Gazetecilere bir de müjdeli haber verdi. “İran dini lideri Hamaney ve Cumhurbaşkanı Ahmedinejad başta çok üst düzey sivil ve askeri yetkililerle bölge sorunlarını ve ortak çözüm yollarını konuşmak üzere aldığım davet üzerine İran´a gideceğimi de haber vermek istiyorum…” diyerek açıklamasına son vermişti.

– Liderlik iddianız var mı?

Bizimle ilgili mahkeme kararında:

“Başka kanunlar vasıtasıyla siyasi haklara bir kısıtlama getirilmiş ise bu hakların hepsi iade edilir” denilmektedir. Bundan önceki yasaklar kalkmıştır. Dolayısıyla hiç bir siyasi yasak yoktur. Her türlü siyasi haklar iade edilmiştir. Biz davanın neferiyiz. Kapının önüne ne yazarsanız yazın.

– Numan Kurtulmuş’un liderlik profilini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Allah selamet versin canıyla kanıyla çalışan biri.. Saadet Partisi’ne oy veren herkes aynı şekilde bu davaya gönül vermiştir. Numan Bey de dahil.

– Obama’nın ziyaretini nasıl gördünüz?

Obama’nın ziyareti rahatsız ediciydi. Söylediği sözler ve telkinler kabul edilemezdi. Zaten Amerika Emperyalizmin gölgesinde bir ülkeydi. Onların yani Amerikalıların da hakkını biz vereceğiz. Bunun için bir an evvel ecdadımızın mücadelesini verdiği bir dünya düzenini kurmak zorundayız.”

Erbakan Hoca, liderlik konusunda gazetecilerin ısrarlı soruları karşısında, “Belki şu an net cevap alamamanızda hayır vardır” şeklinde geçirmişti.

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği hüküm çerçevesinde 23 Mart 2009 tarihinden itibaren memnu haklarının tümünün iade edildiğini açıklayan Erbakan, adli sicilindeki her şeyin silindiğini söyledi. 11 yıl sonra normal vatandaş olma hakkına sahip olduğunu belirten Erbakan, aldığı cezaların hiçbir hukuki sebebi olmadığını dış güçlerin etkisiyle verilmiş siyasi kararlar nedeniyle siyasetten yasaklandığını kaydetti. Dış güçler tarafından engellendiğini ifade eden Erbakan, “Ancak Allah’ın yardımıyla yeniden Türkiye için hizmetlerde bulunacağım” demişti.

Evet, işbirlikçi iktidarlar ve günübirlik politikalarla kutlu hedeflere gidilemezdi.

Stratejik hatalar, taktik başarılarla telafi edilemezdi. Bunun gibi siyasi gaflet ve hıyanetlerde stratejik başarılarla giderilemez ve düzeltilemezdi!

‘Şimdi ne olacak?’ sorusunun özellikle dış güçler tarafından merak edildiğini anlatan Erbakan, “Kapının dışında hangi levhanın asılı olduğu değil, kalbin içinde hangi gaye ve gayretin bulunduğu önemlidir” mesajını vermişti.

Erbakan, AKP’yi kökü olmayan mantara benzeterek, “Bunlar köksüz mantardan başka bir şey olamaz. Yeniden aslınıza dönün. Bu yol çıkmaz yoldur” sözleriyle uyarıvermişti.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hedefe kilitlenmiş adam…

Kamil Yeşil’in dediği gibi:

Ömrünü İslam Birliğine, yeni bir dünya düzenine adayan ve milli ve İslami bir çizgi tutturan lider olarak Erbakan Hoca’nın siyasi yasaklarının kaldırılması bazı kişileri ve çevreleri özellikle dönekleri ve düdüklerini huzursuz etmişti. En çok takıldıkları nokta ise, 29 Mart seçimleri öncesinde Erbakan Hoca’nın bazı televizyonlara çıkarak hükümeti eleştirmesiydi.

Neymiş? Erbakan Hoca, Aydın Doğan medyasına niçin çıkmış(mış), bu medya ortamında hükümeti niçin eleştirmiş(miş). Bunu diyenler FP’den ayrıldığı ve Milli Görüş gömleğini çıkardığı için aynı medya grubu tarafından Yenilikçi Oluşum olarak lanse edilenlerdi. Hatırlayın o zamanı hemen her gün bir ADG televizyonunda idiler, köşe yazılarında hararetle destekleniyordular. Çünkü Milli Görüş’ü zayıflatıyor, Erbakan Hoca’dan kopuyorlardı. Bu onlara yetiyordu. ADG’nun her zaman yaptığı şeydi bu. En son Abdüllatif Şener’i de onlar getirdi bu hale. Dertleri yeter ki FP zayıflasın idi ve bir strateji geliştirmişlerdi. Yenilikçiler de Aydın Doğan, Erol Aksoy televizyonlarını mekân edinerek Milli Görüş gömleğini niçin ve nasıl çıkardıklarını anlatmışlardı.

Erbakan Hoca’nın Aydın Doğan grubuna ait televizyonlara çıkışını eleştirenler, özellikle bazı hususları gözden kaçırıyor. Erbakan Hoca bu kanallara çıktı da ne dedi? İnsanlığın tarihi de diyebileceğimiz hak-batıl savaşını anlattı Hoca. İman-küfür savaşı da denilebilir buna. Peygamberler tarihi olarak da önümüze çıkan bu tabloda Yahudilik ve Hıristiyanlığın İslam dünyasına karşı olan hilelerinden, stratejilerinden ve bu çemberi kırmanın çarelerinden bahsetti, bahsediyor. Tarihi seyir Lozan’ın gizli mimarı Haim Naum doktrininden Teacher’in İskoçya’daki konuşmasına kadar geliyor. Her yönü ile tevhidi anlatıyor Hoca. Peki, bunlara bir itirazı olan var mı?

Erbakan Hoca ne yapıyor sanıyorsunuz? Aklı, sağlığı, iradesi yerinde olduğu müddetçe bir Müslüman neyi yapması gerekiyorsa onu yapıyor. Tebliğ ediyor, irşat ediyor, uyarıyor. Yani sorumluluğunu yerine getiriyor.

Erbakan Hoca adı geçen grubun medyasına çıkarak bir şey daha yaptı. Aydın Doğan medyasının hali pürmelalini ortaya koydu. Nasıl da ezilmiş, suçlu bir halleri vardı Hoca’nın karşısında. 28 Şubat sürecinde düğmeye ben bastım, diyeninden tutunuz, Ali Kalkancı ve bilmem kimlere dair güm güm fragmanlar yayınlayanlara kadar hepsi suçluluk ve pişmanlık duygusu içinde idi Hoca’nın karşısında ve Erbakan Hoca, bir kriptoyu onların televizyonunda açıklayarak “İşte dedi; siz bu oyunun bir parçası, bir piyonu idiniz.”

Çıt bile çıkmadı. E, bunun için insana biraz utanma duygusu lazım idi ama onlarda ne gezer bu duygu. İlk defa bizde açıkladı pişkinliğini gösterdiler.

Demirel 80 yaşında; ama Ergenekon’un avukatlığını yapıyor, ona söz edilmiyor… Adam 100 yaşında, bilmem kaçıncı evliliğini yapmış, televizyonlarda arzı endam ediyor, bunlara ses çıkarılmıyor!.

Şaron, seksen yaşından sonra Filistinli öldürmeye kalkışabiliyor, bunu da normal karşılıyorlar. Ama söz ve iş Erbakan Hoca’ya geldi mi, “evinde otursun, torun sevsin, bilmem ne? Utanmasalar: “ya sus ya terk et!” diyecekler.

Evet, ortada bir gerçek var. Milli Görüş ve onun lideri dimdik ayakta duruyor ve umut veriyor. Sistemin derininden sığına, medyanın grubundan köşe yazarına kadar Erbakan Hoca ve 28 Şubat müdahalesi konusunda herkes biraz pişman ve perişan görünüyor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’nun itirafları:

Kurtulmuş, SP’yi terk edecekti!

SP Genel Başkanlığı için düşünülen Numan Kurtulmuş, meğer partiyi terk edecekmiş…

Mehmet Bekaroğlu’nun “Siyasetin Sonu” adlı kitabı, bugünlerde gündemde olan Saadet Partisi Genel Başkanlık kongresi öncesi bazı tarihi olaylara farklı bir pencereden ışık tutacak gibi.

Biz olayın tarafı değiliz.

Yaptığımız sadece bir hatırayı gündeme taşımak.

İşte Mehmet Bekaroğlu’nun kaleminden tarihi gerçekler…

Sh: 477. (% 2.5’i Okumak başlıklı bölüm 2002 seçim’inden sonra yaşananları anlatıyor) (1.İstifa süreci)

Erbakan Hoca ve ekibini tasfiye etmek istedik!

“…Hoca ve ekibi ile mümkün değildi. Hoca ve ekibinin tasfiye edilmesi de mümkün değildi. …

Şahsen ben bunun zaman içinde çözüleceğine inanıyordum. Zaman içinde çözülecekti ama bunun için yerinde ve zamanında müdahalelere ihtiyaç vardı…

O nedenle Başkanlık Divanının istifa etmesi…

Şeklinde bir başlangıcın yapılabileceğini düşünüyordum. …

Bu şekilde bir başlangıç yapılabilirse kongrede daha genç bir ekip gelebilir ve bu ekip yeni bir dönem başlatabilirdi. …

Ağabeylerimizi istifa ile tehdit ettik!

(Başkanlık Divanı toplantısı ve tartışmalardan sonra) Numan Kurtulmuş’la birlikte toplantıyı terk ettik. …

.. İstifa edilecekse şimdi edilmeliydi, yoksa zaman içinde iş savsaklanırdı. Neticede Numan Kurtulmuş’la birlikte Başkanlık Divanı üyeliğinden istifa etme kararı verdik. Bu istifa kopmak anlamında değildi. Amacımız, bir de istifa yoluyla bir şeyler söylemekti. …

Akşam aşağıdaki istifa mektubunu hazırladık, ertesi sabah basına Numan Kurtulmuş ve Mehmet Bekaroğlu’nun birlikte basın toplantısı yapacağını bildirir faks çektirdik…

Toplantı odasının anahtarını sorduğumda orada toplantı yapamayacağımızı söylediler. …

Tam dışarıda toplantı yapmak üzere hazırlık yapıyorduk ki toplantı odasının kapısının açıldığı haberi geldi. Kameraların karşısına Numan Kurtulmuş’la birlikte geçtik. Önceden hazırladığımız metni ben okudum… (burada istifa metni verilmektedir.)

(Bu aradaki bölüm Erbakan Hoca’nın kendilerini çağırması “görevlerinin başına dönmesi” talimatını vermesi, Oğuzhan beyin Cihat ve Muhittin Hocanın Biat ile ilgili ayetleri ve hadisleri kendisine verdiklerini anlattığı bir bölüm olarak devam ediyor)

Sh. 515. (İstifa Başlıklı Bölümden alıntılar) (2004 Mahalli İdareler Seçimi Sonrasında yaşanan süreç) (2. istifa sürecini anlatıyor)

“Mahalli seçimlerden sonra Saadet Partisi iyice içe kapanmıştı. …

Son zamanlarda toplantılara katılmıyordum. Ama Hoca’nın başkanlık ettiği bir başkanlık divanı toplantısına bunları konuşmak için gittim. Bu toplantı Saadet Partisinde son katıldığım toplantı oldu. Bir süre önce Rize’de yaptığım bir basın toplantısında gazetecilerin sorusu üzerine “Saadet Partisinde ben dahil genel başkanlık yapacak çok arkadaş var” demiştim. Bu ertesi gün gazetelerde “bekaroğlu adaylığını açıkladı” şeklinde verilmişti.

Kazan – Bekaroğlu atışması

Bundan günler sonra katıldığım başkanlık divanı toplantısında Şevket Kazan söz alarak “Hocam bazı arkadaşlar genel başkan adaylığını açıklıyor. Bizim gelenekte böyle bir şey yok. Bu durumu konuşmamız gerekir” tarzında bir çıkış yaptı. Hoca sorunca da adaylığını açıklayanın benim olduğumu söyledi. Bunun üzerine Hoca, bana dönerek “ne diyorlar Bekaroğlu?” diyerek söz verdi. Cevabım şöyle oldu ” Hocam adaylık falan açıklandığı yok. Şevket ağabeyimiz gelenekten söz ediyor. Gelenekten önce kitabımız var. Dinin kendisi var.  Kitabımız demiyor mu ki “bir haber aldığınız zaman onu tetkik edeniz” Bu haberin üzerine günler geçti. Şevket abi ile defalara karşılaştık. Bir kere olsun bunu bana sormadı. Şimdi konuyu bu şekilde gündeme getirmesini doğrusu anlayamadım. Bunu iyi niyetli de bulmadım.”

Erbakan Hoca’nın adaleti, Şevket Kazan’ın tiyniyeti

Şevket bey bu cevabıma alındı. Bir şeyler söylemek üzere söz istedi. Ancak Hoca “konu kapanmıştır” diye söz vermedi.   Bunun üzerine Şevket Kazan çok sinirlendi “Bizi dinlemiyorsun, adam bana hakaret etti.” Cümlelerini söylenerek kalktı ve kapıyı çarparak odadan çıktı. …

Elbette kader birliği sayılmazdı, ama birçok konuda istişareler yaptığımız, bazı adımları birlikte attığımız ve birlikte hareket ettiğimiz arkadaşlarımız vardı.

Kurtulmuş’un kulis ekibi

Daha önce defalarca yaptığımız gibi yine İstanbul’da toplandık. Toplantıda Numan Kurtulmuş’un yanı sıra Ekrem Baki, Musa Akbal, Erol Dilaver, Remzi Çakır ve Erol Erdoğan vardı.  Bundan sonra ne yapmamız gerektiğini 5 saati aşkın süren toplantıda tartıştık. Yapılacak başka bir işin kalmadığı, burada daha fazla durmanın bizi yıpratacağını, gereksiz tartışmalara dalmanın ve asılsız ithamlara maruz kalmanın anlamsızlığını konuştuk, o nedenle de istifa etmemizin en doğru iş olacağı kararına vardık. Orada bulunanlardan hiçbiri bu karar karşı çıkmadı.

Kurtulmuş’da gemiyi terk edecekti ama!

Pozisyonlarımız gereği Ben ve Numan Kurtulmuş istifa edecektik. Hatta nasıl istifa edeceğimizi de belirtmiştik. Teşkilatlarda birlikte hareket ediyorlar havası çıkmasın ve yenilikçilerin hareketine benzemesin diye ayrı ayrı istifa edecektik. Daha sonrada bir araya gelip istifadan sonra neler yapacağımızı görüşecektik…

(Kitapta bu bölümde Mehmet Bekaroğlu’nun 6.11.2004 tarihli görevlerinden ve parti üyeliğinden istifa dilekçesi var)

Numan Kurtulmuş’a kim dur demişti ve neler vaat edilmişti?!

Bir hafta içinde istifa edecektik ama Numan Kurtulmuş’tan böyle bir hareket gelmedi. O gün bugün Numan beyin niçin istifa etmediğini kendi ağzından öğrenmiş değilim. Aklıma birçok şey geldi, ama bunları hiç dillendirmedim. Siyaset bir yana, bana göre bu bir kişilik sorunu idi. Numan Kurtulmuş ile herhangi bir çalışmada birlikte olma şansımız artık kalmamış gibiydi. Değişik çevrelerden öğrendiğime göre Kurtulmuş’un istifa edeceğini duyan bazı insanlar “yanlış yapıyorsun. Bekaroğlu farklı. Sen bu siyasi hareketin geleceğisin. İstifa edersen yanlış yaparsın ve yıpranırsın” demişlerdi. Kurtulmuş da istifadan vazgeçmişti.”

Not: Biz hadiseyi kitaptan olduğu gibi alıntıladık.

Atalarımız “söyle dostunu, diyeyim kim olduğunu” demişler..[1]

İyi de aynı Mehmet Bekaroğlu bu senetli sepetli sözlerine rağmen, yine gidip Numan Kurtulmuş’un Genel Başkanlığında, İstanbul SP Belediye adaylığını kabul etmişti. Hayret, ne prensipli, ne haysiyetli kişilerdi…


[1] www.MarmaraHaber.Net / Özel

5 1 vote
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Fatma Betül ERİŞKİN

Fatma Betül ERİŞKİN

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...