YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a6fe7381ba8d
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 1 4 7
Bugün : 5184
Dün : 61098
Son 30 gün : 1757011
Toplam : 59286127
IP Adresiniz : 195.142.130.242

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

TERÖRSÜZ TÜRKİYE Mİ; DİREKSİZ BİR ÜLKE Mİ?

  1. Rûdaw – 15.05.2025
5 18 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
10 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler

“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” kavramları, 2026 yılında gerçekleştirilen tüm kritik Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarında kayıtlara geçmiştir.

Sözde millet yararına gibi savunulan ama pek çok ihaneti içinde barındıran bu kavramlara yönelik eleştirilere, “devlet aklı” savunması dışında geçerli bir izah yapılmamıştır.

Ağustos ayı içinde Meclise gelmesi beklenen ve “Terörsüz Türkiye” projesi kapsamında hazırlanan çerçeve yasada yer alan hususlar yetmezmiş gibi, DEM Grubu da Devlet Bahçeli’den aldığı destekle “umut hakkını” yasa kapsamına dahil etmeye çalışmaktadır.

Örneğin, çerçeve yasada geçmesi beklenen “silahlı eyleme katılmamış örgüt mensuplarının ülkeye gelip affedilmesi” ne demektir? Bu tespiti kim yapabilecektir? Bu, şehitlerin kanı elinde olan çok sayıda hainin önce ülkeye, oradan da Meclise girmesi demek değil midir? İktidar ve muhalefet, böylesine ihanet dolu bir konuda nasıl bir araya gelebilmektedir?

Çok şükür ki hesaplar üzerinde bir hesap, tuzaklar üzerinde bir tuzak vardır.

Tüm bu olaylar bir kez daha göstermektedir ki, iktidardan da muhalefetten de umut beklemek boşunadır. Bu nedenle, bir an önce Millî Mutabakat Hükümeti kurulmalıdır.

MİLLİ ÇÖZÜM ZALİMLERİN VE İŞBİRLİKÇİ HAİNLERİN, TİYNİYET VE ZİHNİYET RÖNTGENİNİ ÇEKMEKTEDİR!..

Bugün çok daha iyi anlaşılmıştır ki Milli Çözüm Dergimizin on yıllardır hatırlattığı; Milli Çözümlü Milli Mutabakat Hükümeti ne kadar da elzem bir hal almıştır… Ta Nisan 1980 tarihli Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN Hocamızın ifade buyurdukları: “Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki; TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU, Milli Çözüm’ e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’ e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!..” sözleri bugün ne kadar da büyük anlam ifade etmekte…

Dünyamız bugün tarihin en büyük saadet asrının kurulduğu Efendimiz SAV. ‘den önceki zulüm, cehalet ve ahlaki perişanlık döneminden bin beter halde olduğu, ülkemiz ise AKP program ve projeleriyle 25 yılın sonunda geldiğimiz nokta Atatürk ve Milli Mücadele öncesi işgal ve çözülme sürecine benzediğini maalesef hep birlikte müşehade etmekte ve yaşamaktayız.

15 Mayıs 2025 Habertürk’ te konuşan Özgür Özel’in sözleri ve kurtuluş projeleri: “Bir an evvel AB’ye girersek, başta Kıbrıs sorunumuzun kendiliğinden çözümü kolaylaşacaktır. Çünkü hem Rum hem Türk kesimi aynı birliğin parçaları olacaktır!” hezeyanlarını savurmuşlardı. Bu marazlı mantığa göre, Yunanistan’la da hiçbir sorunumuz kalmayacaktı. Çünkü aynı AB’nin parçaları olacaktık. Hatta ileride “Bölge barışının sağlanması ve kontrol altında tutulması” kılıfıyla İsrail de AB’ye alınacak ve Türkiye dolaylı biçimde Büyük İsrail’in bir parçası konumuna taşınacaktı!? Çünkü aslında AB’ye katılmakla, özenle gizlenen anlaşma maddeleri icabı, bağımsızlık haklarımızın bazılarının ve milletimizi oluşturan halkların bir kısmının yönetim ve denetimi AB kurumlarına bırakılacaktı.

Özgür Özel’i parlatanlar kimlermiş bugün çok daha iyi ve rahat anlaşılıyor değil mi?! Özgür Özel’e buradan sesleniyoruz: Yazık etme gayri milli unsurların güdümünden çık, Milli unsurların güdümüne gir…

Şimdi bu kafalarla, bu iktidar ve bu muhalefet kanadıyla Türkiye’nin sorunlarını aşması, düze çıkması ve şaha kalkması elbette imkânsızdı, artık Milli bir Mutabakat oluşumuna acilen ihtiyaç vardı.

BUGÜN 15 TEMMUZ!

CIA MOSSAD destekli Fötö terör örgütünün ülkemize ve vatanımıza yönelik hain girişiminin ardından yıllar geçti. Peki bu zaman diliminde, hangi alanda ve sahada olumlu adımlar atıldı. Yarın yine hainlerin yeni ihanet girişimlerine karşı hangi önlemler alındı. Düşman uyumayacaktır ve fırsatları kollayacaktır. Geçmişten ders çıkarmayanların bugünün siyasetine yön verebilmeleri mümkün olabilir mi?! Onun için görünen oki; İktidarın terörsüz Türkiye söylemleri bir çok soru işaretlerini kafalarda barındırıyor. Yani güven kaygısı yaşanıyor.

HANGİ KÜRTLERİN HAKKINI SAVUNUYORSUNUZ?!

 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: “Ezilen Bir Halkın En Temel Haklarını Talep Etmesi Asla Milliyetçilik Değildir. Biz devrimci bir geleneği sahipleniyoruz.” diyor.

İyi de; “ezilen halk” dediğiniz Kürt kardeşlerimizi, PKK’lılar olarak siz ezdiniz!? Devletimizin bölgeye EĞİTİM için gönderdiği öğretmenlere ve yine SAĞLIK hizmeti için gönderdiği sağlık görevlilerine ve ambulanslara tuzak kurup öldüren sizsiniz!.. YOL VE ALTYAPI çalışması için kurulan şantiyeleri basıp iş makinelerini yakarak bölge halkının devlet hizmeti almasını engelleyen sizsiniz! Ardından halkı Devlet ile PKK arasında kalacak şekilde şartları oluşturan sizsiniz!.. Ve buna dayanamayanları Batıya göçe, göç etmeyip kalanların kız ve erkek çocuklarını dağa çıkmaya zorlayan sizsiniz!.. Yani halkın hakkını savunuyoruz görüntüsüyle, Büyük İsrail’e zemin hazırlayan sizsizin!.. Bunun adını da Kürtlerin hakkını savunma ve geri alma mücadelesi devrimi koyacaksınız öyle mi? Size Aziz Erbakan Hocamızın bir sözünü hatırlatmanın tam yeridir: “HADİ ORADAN!”

Velhasıl siz, PKK olarak bugüne kadar Kürt halkını savunmadınız; “Bu halkın bölgeyi terk etmesi” için her türlü şartları hem hazırladınız hem de zorladınız ama istediğinizi alamadınız ve başaramadınız…

Bu nedenle kafanız ilk çözüm sürecinde olduğu gibi yine karışık; “silah mı, sivil siyaset mi?”, “Öcalan mı, Kandil mi?”, “Türkiye mi, Suriye mi?” sorularına tek bir yanıt yerine her kafadan ayrı ses çıkıyor. Niye? Çünkü sırtınızı dayadığınız güçlerin (ABD, AB, İsrail, İngiltere, Almanya gibi) Ortadoğu’da sizin üzerinizden planladıkları menfaatleriyle kazanacağı haklar farklı olduğu için uzlaşılamıyor. Yani; Ankara, Washington, Tahran, Tel Aviv, Erbil, Bağdat, Kandil, Öcalan, Şam, Rojava hattı karışık ve uzlaşı hep de kaçık durumda. Hatta; çözüm sürecinde kendi aralarında anlaşamayanlar, devlet olup bir arada kavga etmeden yaşayacaksınız öyle mi? Ya, bir sınır kapısı gelirleri için Talabani ve Barzani birbirlerine girmedi mi?

Velhasıl;

Bizim inançlı ve dindar, onurlu ve namuskâr Kürt kardeşlerimiz; sizin bâtıl ve dinsiz olan Marksist ideolojinize ve Kürt milliyetçiliğinize asla prim vermez-vermedi zaten. Bir şehit kardeşi olarak yazıyorum: Benim abimi şehit eden PKK ile Kürt kardeşlerim arasında en ufak bir bağ yoktur, olamaz!.. Bizi bu şekilde birbirimize düşman edemez ve bölemezsiniz. Çünkü bizim bin yıllık birlikteliğimizin temeli İSLAM KARDEŞLİĞİ üzerine kuruludur. Siz bu mayayı kalplerden söküp atamazsınız. Buna müsaade etmedik-etmeyeceğiz. 

MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİNİN KURULMASI ŞARTTIR.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan; “Temel hedeflerinin devlet kurmak değil; Türkiye sınırları içerisinde herkesin eşit, özgür ve onurlu yaşayabileceği demokratik bir cumhuriyetin inşa edilmesidir.” demiş, yani devlet talepleri yokmuş(!)…

O zaman; Abuzer Bali HAN’ın; Temmuz 2025 tarihinde https://rojnameyanewroz3.com’da yazdığına göre Kürtler hiçbir dönem devlet olmaya bu kadar yaklaşmamışlar(!); “Irak’ta Barzanistan, Suriye’de Rojava, İran’da Doğu Kürdistan ve bu üç Kürdistan gönüllü olarak Türkiye Kürtleri ile birleştiğinde dünyanın en büyük güçlerinden biri olmasının yolu Kürtlere açılmıştır.” öngörüsünde bulunan bu kişiye sormak lazım;

Peki tarih boyunca yaşadığınız topraklarda (Pers, Roma, Bizans, Osmanlı vb.) hep merkezi bir otoriteye tâbi oldunuz. Siz her zaman kendi içinde özerk olan beylikler, aşiretler ve emirlikler şeklinde örgütlendiniz. Çünkü siz; kendi aranızdaki (aşiret ve beyliklerin) rekabet ve sürtüşmeleri, farklı dil (Kurmancî, Soranî, Zazakî ve Goranî gibi) ve (Sünni-Şafi, Şii, Alevi, Ezidi gibi) farklı din birliğiniz (veya her dönem birilerinin sizi manipüle etmesiyle birbirinizle veya merkezi otoriteye başkaldırma-çatışma olayları) nedeniyle devlet kuracak bir siyasi yapıyı ve birlikteliği hiçbir zaman sağlayamadınız. Şimdi arkanızdaki güçler-devletler (yani size akıl veren ve sahip çıkıyor gibi görünüp size devlet kurmayı vadedenler) tarafından manipüle edildiğinizi ve Büyük İsrail projesine hizmet ettiğinizi ne zaman anlayacaksınız?

Kaldı ki bu Siyonist-Emperyalist güçler sizi düşündüklerinden değil; asıl sizinle Türkiye’yi rahatsız edip-oyalayıp, Türkiye’nin adım adım yaklaştığı ve ilan etmesine an kalmış olan Adil bir Düzene dayalı Yeniden Büyük Türkiye hedefinin gerçekleşmesini akıllarınca uzatmak-geciktirmek amacıyla, sizi nasıl bir ihanete yönlendirdiklerini ne zaman fark edeceksiniz?

Yıllar önce Türkiye ile İslam âleminin arasına, tampon bölge olarak planladıkları Şİİ Koridorunu başaramayınca, onun yerine şimdi Rojava denen KÜRT Koridorunu oluşturmayı düşünen (dıştakilere ve içerideki işbirlikçi)lere tam da hak ettikleri şekilde bir cevap (her zaman olduğu gibi ve tabi müdahale edilecek önem sırasına göre), vakti geldiğinde elbette verilecektir ve her zaman da verilmiştir.

Hatırlatalım; İlk Çözüm sürecinde ne olmuştu?

Hatırlayın ilk çözüm sürecini! Süreci yürütenlerin ve savunanların sözlerindeki şımarıklık ve hadsiz açıklamaları ve istekleri bir devletin bağımsızlık ve bekasının temayüllerini aşılınca; “Başlarım sizin çözümünüze de şehir yapılanmanıza da” denip bir kısmınız hendeklerin içinde bırakıldı ve bir kısmınız da hendeklerin içinden çıkartılıp Suriye sınırını geçene kadar kovalandı!.. 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye’yi durdurmaya kalktınız ama size buna cevap olarak yaklaşık darbeden bir ay sonra başlattığı Fırat Kalkanı’yla cevap verildi.

Tabi bu arada büyük Kürt planı DAEŞ ile Suriye’de çok önceden devreye sokulmuştu. Önce Rojava bölgesi DAEŞ’e işgal ettirildi. Sonra DAEŞ baskısıyla Arap ve Sünni Müslüman nüfus göçe zorlanarak bölge kurmayı planladıkları Rojava için boşaltıldı. Sonra DAEŞ bölgeyi YPG/PKK’ya silah sıkmadan teslim ederek Rojava’yı oluşturma ve Fırat’ın doğusundan başlayıp Afrin üzerinden Akdeniz şeridine (Lazkiye kuzey kırsalına M4 karayolu ile) ulaşarak denize açılan bağımsız bir hat kurmak için bölgede ilk adımlar atılmaya başlanmıştı.

Türkiye; Fırat Kalkanı adıyla başlattığı ilk operasyonla Fırat’ın doğusundan Cerablus’tan başlayıp, Afrin’e kadar uzanan hattı; Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Pençe serisi operasyonlarıyla Rojava’ya kapattı ve aynı zamanda Kürtlerin büyük hedefi olan M4 karayolu ile Akdeniz’e açılma hayalini de şimdilik rafa kaldırmış oldu. Gereken cevap; gereken yerlere, gerektiği zamanda ve gerektiği kadar verilmişti.

Yazıda çözüm net bir şekilde söylenmiştir:

Milliyetçi sağcılığı, Ülkücüler ve MHP eliyle öldürten… Solculuğu ve sosyal adalet kavramını CHP eliyle mezara gömdürten güçler, şimdi de İslamcılığı AKP eliyle bitirmenin gayretini taşımaktadır. Artık uyanmak ve toparlanmak zamanıdır.

Evet, bugün de maalesef durum Kurtuluş Savaşı öncesi şartlarla aynıdır ve ülkemiz dört yandan kuşatılmıştır. Yeni bir Kuvay-ı Milliye dirilişine acilen ihtiyaç vardır. Artık Türkiye’mizin ve geleceğimizin kurtarılması adına; Kuvay-ı Milliyeci Atatürkçülerin, Ülkücülerin ve Milli Görüşçülerin el ele vermesi lazımdır. Milli Çözüm öncülüğünde Milli Mutabakat Hükümetinin kurulması şarttır.

NOT: Milli Çözüm olarak; ilk çözüm sürecinde (2013 yılında) yazdığınız “Türkiye, Kürdistan’ın Hamisi ve İsrail’in Dolaylı Hizmetçisi mi Yapılmaktaydı?” yazınızla durumu ta o günden özetlemiştiniz. Ve hele Üstad Ahmet Akgül Hocamızın yazılarından derlenip basılan “Irkçılıkla Milliyetçilik Farkı” kitabı ise, bu çözüm sürecini en iyi anlatan bir eserdir.

HAKKA TABİ OLURSANIZ ALLAH SİZE FERASET VERİR, OLAYLARIN PERDE ARAKSINI GÖREBİLME KABİLİYETİ VERİR. NE HAYRA HİZMET EDER NE ŞERRE HİZMET EDER BİLİR VE ONA GÖRE OLAYLARI YORUMLARSINIZ VE KONUŞURSUNUZ.BUGÜN HERKES ERBAKAN HOCAMIZIN 40 YIL ÖNCEKİ KONUŞMALRINI İZLİYOR, ERBAKAN HEPSİNİ YILLAR EVVELİNDEN ANLATMIŞ, ERBAKAN HAKLI ÇIKTI, BİZ ERBAKANI DİNLEMELİYMİŞİZ, DİYEREK HOCAMIZIN VİDEOLARI KONUŞMALRI SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞILMAKTADIR. EĞER HAKKA DEĞİLDE BATILA HİZMET EDERSENİZ İŞTE O ZAMAN BATILIN SİZİ HANGİ KILIĞA SOKACAĞI BELLİ OLMAZ. SİZ BİLE KENDİNİZDEKİ DEĞİŞİMLERİ ALGILAMAKTA ZORLANIRSINIZ. İŞTE BUGÜN KENDİLERİNİ MİLLİYETÇİ TANIMLAYANLARIN DÜŞTÜKLERİ HAL ORTADIR. YILLARCA PKK VE TERÖRİST BAŞI ÖCALAN ÜZERİNDEN OY DEVŞİRDİKLERİ HATTA ÖCALANI ASMAK İÇİN İKTİDARA GETİRİLEN PARTİ BUGÜN AYNI KİŞİYE KURUCU ÖNDER DİYOR, MECLİSE SOKALIM DİYOR UMUT HAKKI DİYOR. KOSKACA TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ BİR TERÖSİTTTEN MEDET UMAR HALE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR GİBİ BİR DÜŞÜNCEYE İNSANLAR İTİLİYOR. BUGÜN MİLLİ ÇÖZÜM ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZ, HAKKA TERCÜMANLIK YAPAN VE BÜTÜN İNSANLIĞIN SAADETİ İÇİN ADİL DÜZEN KURULMASI İÇİN ÇALIŞAN, AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN PLAN PROGRAM VE PROJELERİNE SAHİP ÇIKAN HOCAMIZIN EN SADIK TALEBE VE TAKİPÇİLERİDİR. TIPKI ERBAKAN HOCAMIZ GİBİ OLAYLARI HİKMETLE VE FERASETLE BAKMAKTA OLAYLARIN PERDE ARKASINI ÖNCEDEN HABER VERMEKTEDİR.  O YÜZDEN ÜLKEMİZİN VE TÜM İNSANLIĞIN SAADETİ HAKKA TABİ OLAN HAKKIN HAKİMİYETİ İÇİN ÇALIŞAN ZİHNİYETLERE EMANET EDİLMELİ, MİLLİ ÇÖZÜM ÖNCÜLÜĞÜNDE BİR MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ ACİL OLARAK KURULMALIDIR. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN 1980 YILINDA TRT ERANLARINDA HAYKIRDIKLARI ŞU GERÇEĞİ BİR KEZ DAHA HATIRLATMADAN GEÇMEYELİM;
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: 
 TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; 
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, 
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması
ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)

AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN DİĞER TÜM SÖYLEDİKLERİ NASIL BİR BİR GERÇEKLEŞTİ İSE BU SÖZDE GERÇEKLEŞECEK VE ÜLKEMİZ VE BÜTÜN İNSANLIK ADİL DÜZENE KAVUŞACAKTIR İNŞALLAH.

Sözde Terörsüz Türkiye süreçlerinde Dem parti yetkilileri durmadan çerçeve yasayı gündeme getirmekte ve aşağıdaki maddeleri sıralamaktaydı ;

  • Silah bırakan teröristlerin hukuki statüsünün belirlenmesi
  • İnfaz Kanunu’nda düzenlemeler
  • Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) değişiklik yapılabilmesine hukuki zemin hazırlanması
  • Silah bırakma ve fesih sürecinin hukuki güvenceye kavuşturulması
  • Silah bırakma sonrasında uygulanacak idari ve hukuki süreçlerin düzenlenmesi
  • ve aslında gizlilikle yürütülen bebek katilinin statüsü meselesi,

hususları kulislerde konuşulmaktaydı. Şüphesiz bunlar BOP’la paralel olarak ülkenin direklerini sökmek için yapılması gereken düzenlemelerdi. Bu taleplere cumhurbaşkanı ve bahçeli ne yazık ki olumlu açıklamalarla destek vermekteydi.

Bunlara karşı gelebilecek bürokrat kadrolar ise ya tasfiye ya da pasifize edilmişti. Bu nedenle meydan NATO cu mandacılara kalmıştı. Bu gerçekleri ise Milli Çözümden başka dile getiren kalmamıştı. Milletimizin gerçeği görmek için çok az zamanı vardı . Acilen Milli Çözüm liderliğinde Milli Mutabakata geçiş yapılmalıydı.

Aziz Erbakan Hocamız 17.07.2007 tarihinde ESAM Türkiye Konferansında Siyonizm’in “FİKİR KİRLENMESİ” ile insanları nasıl aldattığını izah etmişti.

İşte Milli Çözüm’ün “TERÖRSÜZ TÜRKİYE Mİ; DİREKSİZ BİR ÜLKE Mİ?” başlıklı makalesi, tamda Siyonizm’in “FİKİR KİRLENMESİ” ile insanları nasıl aldattığının izahıdır.

Siyonist Yahudi ve Emperyalist Hristiyanların İslam ve Türk düşmanlıklarını hesaba katmadan “Terörsüz Türkiye” söylemlerini yorumlamak, ya ahmaklıktır veya kiralık ajanlıktır!

Siyonistler önce ting tank müesseslerinde bir takım mefhumlar icat ediliyorlar. Bu mefhumlar medya programları vasıtasıyla insanlara tanıtılıyor ve böylece insanlar aldatılıyor. Mesela “Terörsüz Türkiye” diye bir kelime uyduruluyor. “Terörsüz Türkiye” ile ilgili medya programları hazırlanıyor. Hazırlanan televizyon programlarını izleyenler vay canına, “Terörsüz Türkiye” ne güzel bir şeymiş diyorlar. Çünkü medya programlarında “Terörsüz Türkiye” methediliyor. “Terörsüz Türkiye” söylemi “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” gibi başka güzel kelimelerin arasına konuyor ve böylece “FİKİR KİRLENMESİ” yapılarak insanlar aldatılmaya çalışılıyor. Bütün bunları izleyenler de “Terörsüz Türkiye” söylemini iyi bir şey zannediyorlar.

Siyonistler ve işbirlikçileri, sinsi ve Siyonist planların kabul edilmesini “BARIŞ” olarak nitelemekte; Türkiye’yi köleleştirmek, Siyonizm’e teslim etmek ve sömürgeleştirmek için ise “Küreselleşme, Batı ile bütünleşme, değişme ve yenileşme” gibi mefhumları kullanmaktadırlar.

APO Teröristinin Çağrısı ise; “Türkiye’de silahlı mücadele dönemi kapandı; artık siyasi ve demokratik yöntemlerle hedefimize ulaşacağız… Yani; PKK yerine Türkiye’de Dem Parti, Suriye’de YPG ile Siyonist projelere hizmetkârlık yapacağız” anlamındadır.

İşte Milli Çözüm, Siyonist ve emperyalistlerin sinsi planlarını bozuyor!
Ey Siyonistler ve işbirlikçileri “Terörsüz Türkiye” diye bir kelime uydurdunuz diye insanları aldatarak Türkiye’yi bölüp Büyük İsrail’in vilayeti yapacağınızı mı zannediyorsunuz?!

İşte Milli Çözüm, “Terörsüz Türkiye” söyleminin nasıl bir “FİKİR KİRLENMESİ” olduğunu deşifre ediyor!
“Terörsüz Türkiye” söylemi, küresel merkezlerin şeytani hesapları ve işbirlikçilerin iktidar ihtirasları uğruna, geleceğimizi karartacak sinsi ve Siyonist planların, BARIŞ jelatinine sarılmış palavralarıdır!

Milli Çözüm’den Irkçılık saplantısındaki kesimlere uyarı:
Ey Türk veya Kürt ırkçıları!..
Her kesim ve kavim, kendilerinin lideri sandıkları, aslında dış güçlerin boyunlarına yular takıp kullandıkları şahısları, kutsamaya ve putlaştırmaya kalkışırsa, ortada MİLLET diye bir olgu kalmayacak ve DEVLET’in temelleri sarsılacaktır… Artık bu gafletten uyanın ve vahdet mayamız olan İSLAM’a sarılın!

Evet, bugün maalesef ülkemiz dört yandan kuşatılmıştır.
İşbirlikçi zihniyetle, işbirlikçi iktidar ve işbirlikçi muhalefet kanadıyla Türkiye’nin sorunlarını aşması, düze çıkması ve şaha kalkması elbette imkânsızdır, artık Milli bir Mutabakat oluşumuna acilen ihtiyaç vardır.

Yeni bir Kuvay-ı Milliye dirilişine acilen ihtiyaç vardır.
Artık Türkiye’mizin ve geleceğimizin kurtarılması adına; Kuvay-ı Milliyeci Atatürkçülerin, Ülkücülerin ve Milli Görüşçülerin el ele vermesi lazımdır.
Milli Çözüm öncülüğünde Milli Mutabakat Hükümetinin kurulması şarttır. 

TEK ÇARE “MİLLİ ÇÖZÜM” ODAKLI “ADİL DÜZEN” MEDENİYETİ KURULMASINA ACİL İHTİYAÇ VARDIR.

“Terörsüz Türkiye” gibi kulağa olumlu gelen söylemlerin, eğer samimi bir toplumsal uzlaşıya değil de dış baskılara, iç siyasi hesaplara ve çıkar ilişkilerine hizmet edecek şekilde kullanılması halinde ne kadar tehlikeli olabileceğine dikkat edilmesi lazımdır.
Barış, ve bereket medeniyeti yani ADİL DÜZEN elbette herkesin ortak özlemi olmak mecburiyeti hissetmesine bağlı ancak barışın içi adaletle, şeffaflıkla, eşit vatanseverlik ve milletin iradesine saygıyla doldurulmadığında, sadece basit bir slogandan ibaret olarak kalır.

Toplumun hassasiyetlerini istismar eden, korku ve umut algı operasyonları arasında gidip gelen manipülatif söylemler, kısa vadede destek toplasa da uzun vadede güveni aşındırır, kutuplaşmayı derinleştirir ve gerçek çözüm yollarını tıkar ve çıkılmaz yollara sürükler, insanlık maddeden ziyade maneviyata yönelmesi ve Kur’an-ı Kerim’i rehber edinmesi gerekir. Çünkü tarihte bunun örneği çoktur, “kula bela gelmez hak yazmadıkça
Hakk bela vermez kul azmadıkça” ülkede bugün gelinen noktada maalesef mafya devletine dönmüş herkes güçlüden yana yalan söyleyen doğrulanıyor, doğru söyleyen yalanlanıyor, terörün dini, dili, ırkı olmaz onun için işi ehline ve ehliyet yani liyakat sahibi kişilerin devralma zamanı gelmiştir. Köklü bir dönüşüm ve değişim kaçınılmazdır. Lazımdır.

Bu nedenle meseleye duygusal değil, duyarlı ve bilinçli ve sorgulayıcı bir gözle bakmak gerekir.
Gerçek barış; dışarıdan dayatılan, vitrine uygun cümlelerle değil, içeride adaletin tesis edilmesiyle, hukukun üstünlüğüyle, toplumsal vicdanın onarılmasıyla mümkündür.
Eğer bir söylem, halkın güvenini kazanmak yerine onu uyutmayı, yönlendirmeyi ya da belli odakların çıkarına hizmet etmeyi amaçlıyorsa, orada barış değil, sadece sun’i barış görüntüsü vardır.
Bu yüzden her iddiayı, her sloganı ve her siyasi hamleyi dikkatle değerlendirmek; milletin geleceğini, günü kurtaran hesaplara değil, kalıcı ve caydırıcı kanunlara emanet etmek zorunludur.

Yeni AÇILIM Safsatası;KÜRT VE TÜRK YAHUDİLERİN ORTAK PLANIDIR!

Ülkemizdeki sorunların, sosyal ve ekonomik sıkıntıların tek çaresi, gerçek kurtuluş reçetesi ve hatta tüm insanlığın huzur, refah ve hürriyet prensipleri; Rahmetli Erbakan Hocamızın hazırladığı:
Aklı selim, Müsbet ilim, Tarihi tecrübe ve birikim, Vicdani kanaat ve tatmin ve elbette KUR’AN-I KERİM dayanaklı ADİL DÜZEN projeleridir. İslam kardeşliği temelli, Milli ve manevi birlik ve dirlik ölçüleridir. Ülkemizde KÜRT Sorunu dedikleri, suni, sinsi ve Siyonist-emperyalist hesap ve heveslerdir. Bizim asıl sorunlarımız; geri kalmışlık, az kalkınmışlık, işsizlik ve açlık, temel insan haklarından mahrum bırakılmışlık imani ahlâki  ve ailevi  yozlaşmışlık  ve bunları doğuran bu bâtıl ve Batıcı (AB’ci) sistemler ve işbirlikçi hükümetlerdir.

Bu günlerde en çok okumaları ve gerçek Atatürkçülerin sürekli gündemde tutmaları gereken Mustafa Kemal’in Gençliğe Hitabesi’ni yeniden hatırlatıyoruz:

“Ey Türk gençliği!

İstiklal (her bakımdan tam bağımsızlık) ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin (sermaye ve silah yönünden çok üstün bir kuvvetin) temsilcisi olabilirler. Cebren ve hile ile, (saldırı veya zorla veya hain iktidarların yaptığı ve milletten sakladığı hileli kanun ve anlaşmalar yoluyla) aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş (ekonomik ve stratejik kurumları ele geçirilmiş), bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış, (etkisiz, yetkisiz ve çaresiz konuma getirilmiş) ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu ortam ve durumdan daha elim (üzücü) ve daha vahim (ürkütücü) olmak üzere, memleketin içerisinde iktidar sahibi olanlar (hükümet ve muhalefet partileri, sivil ve asker yüksek bürokrasi, yargı ve diğer yönetim yetkilileri) gaflet (vurdumduymazlık) ve dalalet (azgınlık ve dış güçlere yaslanmak) ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Daha da beteri, bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini; müstevlilerin (işgalci güçlerin, küresel sömürü çevrelerinin ve Siyonist emperyalist merkezlerin) siyasi emelleriyle (sinsi ve şeytani hakimiyet projeleriyle) tevhit edebilir (düşmanlarla iş birliğine girişebilir)ler.

Millet, fakr-u zaruret (işsizlik, fakirlik ve çaresizlik) içinde harap ve bitap düşmüş (yıkılmış ve yılgınlaşmış) olabilir. 

Ey Türk istikbalinin (geleceğinin) evladı! İşte, bu ahval ve şerait (en kötü şartlar ve durumlar) içinde bile vazifen; Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmak (milli bağımsızlık ve bekamızı ve halkımızın ülke yönetimine hâkim olmasını sağlamak)tır.

Muhtaç olduğun kudret (sana gerekli ve yeterli olacak kuvvet ve cesaret, dış güçlerin himayesinde değil) damarlarındaki asil kanda mevcuttur. (Bizi asil ve şerefli kılan milli ve manevi değerlerimize; tarihi ve talihli dinamiklerimize, yani öz benliğimize ve bağımsızlık bilincimize sahip çıkmak suretiyle bütün bu tehdit ve tehlikeler aşılacaktır).”

Evet Atatürk’ün, tam doksan sene önce, hem çöküş nedenlerini, hem de çıkış çarelerini gösterdiği meşhur Gençliğe Hitabesi’ni okuyup, anlayıp gereğini yapmazsak, Allah korusun çözülüş ve çöküş kaçınılmazdır! 

Artık Erbakan Projelerine Acilen İhtiyaç Vardır!

Picture of Nail KIZILKAN

Nail KIZILKAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
10
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...