YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a6fded191981
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 1 4 7
Bugün : 4264
Dün : 61098
Son 30 gün : 1756091
Toplam : 59285207
IP Adresiniz : 20.79.107.250

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

YA SİYONİST-EMPERYALİST HEGEMONYA
VEYA YENİ VE ADİL BİR DÜNYA

  1. 27.02.2026
  2. 10.03.2026
  3. Hürriyet – 11 Mart 2026
  4. Haber.com – 20.05.2026
  5. 03 Mayıs 2026
  6. ahttakan@gmail.com – 10 Mart 2026
  7. Bak: Büyük Makedonya Niçin Kuruluyor Makalesi.
4.7 13 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
9 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler

Hangi konuda, hangi alanda, hangi sorunda hangi taşı kaldırırsak kaldıralım, her taşın altından mutlaka Siyonizm çıkmaktadır..

Ve Allahın izniyle, artık ayak seslerini duyup hissettiğimiz, Adil Düzen İnkılabının haberini, almadık bir tane taş dahi kalmayacaktır!

Aksa Tufanı siyonist hegemonyanın çöküşü için öncü sinyallerden biri olmaktaydı. Aşılamaz denilen demir kubbe bir avuç Hamaslı mücahit tarafından kevgire döndürülmüştü. Akabinde ABD-İsrail – İran savaşında ise İran ABD’yi ve İsrail’i rezil defalarca rezil etmiş, bu durum makale de de belirtildiği gibi ABD kongresi tarafından da onaylanmıştı. İşte bunca apaçık öncülere rağmen yola BOP eşbaşkanı olarak başlayanlar hala BOPçuluğa devam etmekte Trump ağzıyla İran’a sopa sallamaktaydı.

ABD Kongresinin makalede geçen rakamları açıkça zikretmesi oldukça şaşırtıcıydı. Belki de ABD tarihinde kongreden azil yiyecek ilk başkan olma ihtimali taşıyan Trump’a bu kadar bağlılık, siyonist köpeği Tom Barrack’ın ifadesi ile meşruiyet sevdası için mi olmaktaydı ??

Adil Düzen Allah’ın izniyle gümbür gümbür gelirken herkes ihanetini iyice açık etmekte saflarını daha da belli etmekteydi.

Dışarıda oluşturdukları korku imparatorluğunun Gazzeli mücahitler ve İran savaşı sonrası boş bir algı olduğunun açıkça belli olduğu bu dönemde, dünyanın ekonomisini, medyasını ve benzer her şeyini yönetenler hâlâ yaşayacak güven içinde bir ülkeye dahi sahip değiller; birbirleriyle anlaşamıyor, yıkılmakta olan dünyalarının geçici menfaatlerini dahi paylaşamıyorlar. En gelişmiş silahlar ellerindeyken bile “NATO da gelsin bize yardım etsin” telaşı ve korkusundalar. Gün gelecek yatacak yer dahi bulamayacak olan bu akılsızların durumu Yüce Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir:

“Onlar, (Siyonist ve emperyalist odaklar) iyice korunmuş (sağlam tedbirler alınmış) şehirlerde veya surlar-kaleler gerisinde (ve demir kubbeler içerisinde) olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşa girişemezler (ve kendilerine güvenemezler. Müşriklerin ve münafık kesimlerin) kendi aralarındaki çarpışmaları (birbirlerine kin ve haset duyguları) ise pek daha şiddetlidir. Sen onların (zahiren) birlik ve dirlik (içerisinde olduklarını zan ve) hesap edersin; oysa onların kalpleri paramparça vaziyettedir (çıkarları ve ihtirasları uğrunda her an kapışmaya hazır haldedirler). Bu, şüphesiz onların akletmeyen (ve imana gelmeyen) bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.” (Haşr Suresi, 14. Ayet)

Kapatalizm şu anda artık istihdam üretemez hale gelmiştir. Savaşlarla ve gasp yöntemleriyle kendini ayakta tutmaya çalışmaktadır. Tam bu ortamda dünyaya yeni bir düzen ki-Adalet temelli barış ve bereket düzeni olan, Erbakan Hocamızın bize mirası olan- Adil Düzen’in dünyanın gündemine getirilmesi ve uygulanması gerekmektedir. Başka çare de yoktur. Erbakan Hocamız ne demişti; “bu kapıya geleceksiniz, başka çareniz yok”. Çünkü başka bir bilimsel çalışma yok. Bugün Milli Çözüm Adil Düzen’i sürekli dünyanın gündemine getirmeye devam etmektedir. Özellikle yapay zeka üzerinden yaptığı çalışmalarla yapay zekanın temel arama kriteri haline gelmesi, insanların Hakk ile Batılı anlaması noktasında en büyük tebliği yapmaktadır. Yani Hocamızın mirasına sahip çıkmaktadır ve elbette ki bunun şerefine de nail olacaktır.

“YENİ BİR DÜNYAYI KURMAK İÇİN; MUHTEREM BEYLER, KIYMETLİ KARDEŞLERİM, Amerika İran’ı gelip işgal etmek istiyor sizin yüzünüzden. Çünkü burada İslam yeniden doğuyor. Nesine güveniyor? İran denizine üç beş tane Amerikan uçak gemisi getirecek. Oradan füzeleri atıp Tahran’ı bombalayacak. Bütün diğer merkezleri bombalayacak. Biz ne yapacağız? Efendim bizim de buna karşı gücümüz var. Kendimizi aldatmayalım. Cenabı Allah’ın bize emri var. Düşmanın silahından daha üstününe hazırlık yapınız diyor Cenabı Hak. Amerika’nın silahından daha üstünü nasıl elde edeceğiz? Amerika’nın 40 tane uçak gemisi var. Biz de 41 tane yapalım desek gelecek bombalayacak bir. 41 tane uçak gemisi yapmamıza paramız yok. İki. E biz 41 tane yaptığımız zaman o 81 tane daha yapacak. Nasıl onun önüne geçeceğiz? İsrail laftan anlamaz. Haktan da anlamaz. İsrail’e bir şey yaptırmak için tabancayı alına dayayacaksın. Üstün olacaksın kuvvette. Kuvvetle üstün olmamız için Cenabı Allah’ın en büyük rahmeti teknoloji. Amerika’nın uçak gemisi füzeyi attı. Tahrana geliyor. Biz bunu önümüzdeki ekranda gördük. Burada düğmelere bastık. O füzeyi kendi kontrolümüz altına aldık. Geri çevirdik ve atan Amerikan gemisinin üzerinde patlattık. Bu mümkün mü? Evet. Teknolojiyle mümkündür. Siyonizmin bir tek korkusu var ya bu Müslümanlar teknolojide ben ileri geçerlerse Onun için Amerikan silikon vadisinde dünyanın milyarlarını yatırıyor, Müslümanlar onları geçemesin diye.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan İran Konuşması https://youtu.be/BPq-rF_M1bM?si=Js1zom9TM1gOsqhV (44:52 itibaren)

DÜŞMANIN SİLAHINDAN DAHA ÜSTÜNÜNE HAZIRLIK YAPINIZ AYETİNİN GEREĞİNİ AZİZ ERBKAN HOCAMIZ HAZIRLADI VE İRANLA DA PAYLAŞTIĞI KONUŞULUYOR. ABD NİN EN PAHALI İHASINI VE DİĞER UÇAKLARINI DÜŞÜRMEKLE BERABER, HEM ABD Yİ HEM İSRAİLE KARŞI ZAFERLER KAZANDI. NORMAL ŞARTLAR ALTINDA 3 GÜNDE 1 HAFTADA HAYDİ 1 AYDA İRAN’IN İŞİNİ BİTİRECEĞİNA İNANIYORLARDI AMA ÖYLE ZANNTİKLERİ GİBİ OLMADI. OLMAYACAKTA İNŞALLAH. BU SAVAŞ İSRAİL’İN SONU OLACAK ABD NİN DAĞILMASI İLE NETİCELENECEK İNŞALLAH. DECCAL NETANYAHU GEBERTİLECEK, İSRAİL YERLEBİR EDİLİP HARİTADAN SİLİNECEK, AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN GELİŞTİRİDİĞİ TEKNOLOJİ HARİKALARI İLE ABD, AB, RUSYA ÇİN HİNDİSTAN GİBİ SÜPER GÜÇ ZANNEDİLEN ÜLKELER DİZE GETİRİLİP,YAPTIKLARI ZALİMLİKLERİN HESAPLARI SORULACAK, ZALİM DÜZENLERİ YIKILIP ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA KURULACAKTIR İNŞALLAH.

“Bu kapıya geleceksiniz. Başka çare yok. Ama Ben istiyorum ki kafanız gözünüz kırılmadan, zarar görmeden gelin”  (PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN)

Nüfusumuzun üçte ikisi bir yılda elde edilen gelirin (katma değerin) sadece %30 ile yaşarken, geri kalan bölümü toplam gelirin %70’lik bölümüne sahip oluyor. Bunun da %80’ini bin aile paylaşıyor. Yani 80 milyonun büyük çoğunluğu insanca bir hayat süremiyor, sadece sürünüyor, halkımızın önemli bir kesimi ise maalesef açlık sınırında can çekişiyor.

Adil Düzen tek ve gerçek çare olarak ortada duruyor.

‘Kapitalizm, komünizm, sosyalizm, liberalizm’ gibi “izm’ler” hepten ve bütünüyle yanlış değiller; içlerinde bazı doğrular da bulunuyor ve o doğruları sebebiyle bir müddet ayakta kalabiliyorlar. İşte tam da bundan dolayı, Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen, bu izm’lerin doğrularını içinde barındırıyor. Ancak, nasıl ‘iki nokta arasındaki doğru tek’ ise; bir bütün olarak tek doğru sistem vardır, o da “Adil Düzen / Adil Ekonomik Düzen”dir. Çünkü Adil Düzen: sosyalizmin, kapitalizmin, liberalizmin ve halk ekonomisinin doğru ve olumlu yanlarını bünyesinde toplayan ilmi, insani ve İslami bir sistemdir.

Adil Düzen’de liberalizmin yararlı yanları vardır. Halk, devletten faizli kredi ve destek almaksızın küçük müteşebbisler halinde “karz-ı hasen” kredisi ile kendi işini kurabilir.

Adil Düzen’de kapitalizmin faydalı tarafları vardır. Sermaye, tekel oluşturmamak ve faizli muamele yapmamak üzere büyük işletmeler açabilir, ticaret yapabilir.

Adil Düzen’de sosyalizmin akılcı ve paylaşımcı kısımları da vardır. Devlet, vakıflar veya halk kooperatifleri kurarak “kamu tekeli” içinde faaliyet yürütebilir.

Adil Düzen’de halk ekonomisi vardır. Küçük ve orta müteşebbisler, halk ekonomisi sisteminde kooperatifler şeklinde organize olabilir, kamudan aldıkları faizsiz kredi ve genel hizmet desteği ile küçük ve orta işletmeler de kamu destekli liberalizmi yaşayabilir.

Özetle: Batı dünyasındaki yoksulluk, kapitalizme yani sermaye tekeline götürüyor… Doğu’daki işsizlik, yoksulluk ve anarşi ise feodalizme götürüyor… Zulmü alkışlamak sadakat kabul ediliyor; oysa adalete sadakat gerekiyor… Zulüm düzeninde devlet, ancak zulümle yönetilir; zulüm düzeninde adaletle yönetim vaadiyle halk aldatılıyor. “Adil Düzen”e geçilmesi için her şeyden önce halkın adalete inanması lazım geliyor. Evimize çekilmek değil; “Adil Düzen”i anlamak ve uygulayarak halkımıza anlatmak görevi bizi bekliyor. Eski kötülüklere, eski ilgisizliklere, eski bilgisizliklere, eski cehaletlere kefaret için çalışmamız icap ediyor. Çünkü barış ve adalet, halkın kendi kimliğine saygılı olmakla gerçekleşiyor… Adalet için çaba sarf etmeli ve adaleti hak etmeliyiz…

Çaresi yok Aziz Erbakan Hocamızın o sözlerine bugün kimse hayır diyemiyor bilakis başka çaremiz yok diyor hatta insanlığın saadeti için başkalarının bir hazırlığı ve inancıda yok deniliyor artık… Bu nedenle Milli ve Haysiyetli bir MİLLİ ÇÖZÜMLÜ MİLLİ MUTABAKAT İKTİDARI KAÇINILMAZ ÇAREDİR VE BU ÜLKEMİZİN SON ŞANSIDIR!…

Milli Çözüm’ün tarihi tespitleri!
“Evet, başka çare kalmamıştı ve artık ortası bulunamazdı. Ya tüm insanlık Kuduz İsrail merkezli bir Siyonist-Emperyalist sistemin dolaylı köleleri olacaklardı; veya yeni ve Adil bir Dünya kurulacaktı!”
 
Mesele, her konudaki tercihlerin ve hedeflerin ne olduğu meselesiydi!
Siyonist ve emperyalist işbirlikçilerinin ve yandaşlarının tercihleri ve hedefleri: “Yeni ve Adil Bir Dünya” mıydı; yoksa “Siyonist-Emperyalist Hegemonya” mıydı?
 
Siyonist ve emperyalist işbirlikçileri ve yandaşları;
Hakk ve adalet hâkim ve Müslümanlar galip olsun diye mi çarpışıp çırpınıyordu?
Yoksa şerli ve şeytani odakların zulüm ve sömürü düzenleri sürsün diye mi çırpınıp çarpışıyordu?
 
 “(Ey Resulüm!) Sana indirilen (Kur’an’a) ve Senden önce gönderilen (Kitaplara), sözde inandıklarını öne süren (sahtekâr münafıkları) görmez misin? Ki bunlar, (hak ve adalet ölçüleriyle değil) tağutun önünde (zalim ve bâtıl düzenlerin kurum ve kurallarıyla) muhakeme olunmak (şeytan fikirli Yahudi ve Hristiyanların hükmü altında yaşamak) istemektedirler! Oysa (mü’min ve Müslüman sayılmak için) onu (tağutu ve süper güç putunu) red ve inkâr etmekle emrolunmuşlardır. Şeytan onları derin ve dönüşü olmayan bir sapkınlığa sürüklemek istemektedir.” (Nisâ 60)

[Not: Bir Müslümanın şu soruları kendisine yöneltmesi ve samimi yanıtlarına göre iman durumunu değerlendirmesi gerekir.
Benim istisnasız her konudaki tercihim ve hedefim:
1- İman ve itaat mı, İtiraz ve inkâr mı?
2- İslam’a (Hakka) teslim olmak mı, Fırsatçılık ve isyan mı?
3- Kur’an’ın Rahmani esasları mı, Batı’nın şeytani yasaları mı?
4- Faizsiz bir nizam mı, Faizli sömürü çarkı mı?
5- İslam ülkeleri ittifakı mı, Haçlı ortaklığı mı?
6- Farz-helâl kuralları mı, Haramların mübahlığı mı?
7- Hidayet aydınlığı mı, Dalâlet karanlığı mı?
8- Hakk ve hayır mı, Şer ve bâtıl mı?
9- Nübüvvet ve Sünnet bağlayıcılığı mı, Nefsaniyet ve şehvet bataklığı mı?
10- Ahiret ve adalet amaçlı mı, Dünya ve menfaat ağırlıklı mı?

Evet, bu 10 şıktan sadece 1 tanesinde bile ikinci maddeyi tercih ve tensip edenlerin, iman ve İslam şuuru yara almaya ve hidayeti kararmaya başlamış demektir.
Baskıcı ve zorlayıcı durumlarda aciz ve çaresiz fertlere ve müstaz’af kesimlere İkrâh-ı Mülci=Ölüm ve sakatlama cinsinden ağır tehditler gibi bazı mecburiyetler bir mazeret sayılsa bile, imkân ve iktidar sahipleri için bu tür mazeretlere sığınmak geçersizdir.] https://www.mealikerim.com/4/nisa/60
 
 “Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri (ama bu bilgi ve becerilerini nefsi hevesler ve dünyevi hedefler için istismar edenleri ve halk arasında âlim ve fazıl bilinen münafık tipleri) görmez misin? Onlar tağut’a (şeytani rejimlere ve zalim güçlere) ve cibt’e (hain ve işbirlikçi liderlere) inanıp (peşlerine takılıyorlar) ve (saldırgan) kâfirler için: “Bunlar, mü’minlerden daha doğru bir yoldadır!?” diyorlar. (Hakk nizam kurulsun diye çalışanları fitne-fesat çıkarmakla suçluyorlar. Oysa asıl kendileri fasık ve münafık kişilerdir.)” (Nisâ 51) https://www.mealikerim.com/4/nisa/51

7 Ekim Aksa Tufanının akabinde siyonist terör şebekesinin insanlığın bağrındaki en tehlikeli ve en büyük ur olduğu tüm İnsanlık tarafından anlaşılmış ve israil nefreti iyice artmıştı.
Siyonist güdümlü Abd nin İran saldırısı sonucunda çelikten değil kartondan dev olduğu anlaşılmış ve prestiji alt üst olmuş, Avrupa ülkeleri dahil şakınlıkla neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu.
İsrail bir avuç mücahit Hamas’a karşı tüm şer güçlerin hatta İslam Ülkelerindeki işbirlikçileri dahil desteğine rağmen direnişi bitirememekteydi.
Artık Siyonist şebekenin dağılması an meselesiydi. Ancak sokak kavgasında dayak yediği halde hem kaçıp hem uzaktan taş atan çocuk misali elindeki imkanları sonuna kadar kullanmaktaydı.
Trump’ın ise 28 Şubat 2026 iran savaşının tarihini acaba siyonist alçaklar 28 Şubat 1997 Erbakan’a karşı yaptıkları darbeye gönderme olarak mı yapmışlardı? Siyonistler tarih ve simgelerle çok uğraşırlardı.
Pek yakında önce Milli Mutabakatla akabinde Milli Restorasyonla devam edecek Siyonistleri, şeytanları ve onların işbirlikçilerini kahredecek Adalet, Şefkat ve Barış Medeniyeti Devrimi pek yakındı. Tarihte Cenabı Hakkın Yardımıyla TSK (Mehmetçik) Ağustos ayında Batıla Büyük Tokatlar atmıştı. Şimdi ise En Büyük Tokadını atmaya az kalmıştı.

Dünyada tek merkezden yönetilen ülkelerin teknolojik ortak buluşları ve öve öve bitiremedikleri milyon ve milyar dolarlık cihazların İran’a gelince nasılda çaresiz kaldığını bütün dünya izledi.
Erbakan hocamızın en son İran ziyareti konuşmalarını dinlersek Bu teknolojinin sahibinide anlamış olacağız.
Dünden bu güne silah gücü ile övünen batının silahlarının acziyetini sahada izlerken yarında masada Adil Düzen sistemi kabul etmek zorunda kalacaklardır.

Picture of Yakup GÖZÜBÜYÜK

Yakup GÖZÜBÜYÜK

YORUMLAR

Son Yorumlar
9
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...