YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6ad9219870f17
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 4 2 0
Bugün : 54739
Dün : 59207
Son 30 gün : 1735941
Toplam : 63811872
IP Adresiniz : 216.73.217.108

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

KULDAN TERCİH, ALLAH’TAN TAKDİR!

KULDAN TERCİH,
ALLAH’TAN TAKDİR!

Takdir taksim Senin, tayin Senindir
Ya Rab çakıl taşı, zümrüt yaparsın…
Nimetinle doyur, “Afv”la sevindir
Dikenli çalından, böğürt1 yaparsın…

İmtihan çin bizi, dünyaya yaydın
Arap Acem Rum Türk, hep ezel kaydın
Irk değil ahlâkı, önemli saydın
Kim terörist; kimi, has Kürt yaparsın…

Her kim böbürlense, mal ve makamla
Boşa kibirlense, çokluk rakamla
İman ilim yeter, helal hırkamla
Armut gururlansa, söğürt2 yaparsın…

İman insaf yoksa, ırk neye yarar
Akıl vicdan noksan, topluma zarar
İslam adalettir, her şeyde karar
Aynı dalda gül; hem, çöğürt3 yaparsın…

Allah “dava” alıp, dünya verirse
Hak’tan cayıp Bâtıl, içre erirse
Haçlı’ya hizmetçi, bize şerirse4
Dost, kireç tozunu, kükürt5 yaparsın…

Milli Görüş yolu, çark ediliyor
Milli Çözüm sadık, fark ediliyor
Sadık kullar NUR’a, gark ediliyor
Bir kişiyi binlik, örgüt yaparsın…

Tarikat yozlaştı, hakikat kalktı
Şeriat puslandı, hayat cılklaştı
Oysa bir zamanlar, ne Aziz Halktı
Ahlâken zenginken, züğürt6 yaparsın…

Ar namus kalmadı, çıplak dolaşır
Bacak göbek açık, şehvet bulaşır
Kimi türban takmış, kıçı oynaşır
Sen insanı böyle, Angut7 yaparsın…

  1. Böğürt(len): Kendiliğinden yetişen dikenli çalı, diken dutu.
  2. Söğürt: Söğüt ağacı. Elâzığ’ın bazı yörelerinde “söğürt” denir.
  3. Çöğürt: İri ve sert diken.
  4. Şerir: Şerli, şeytani kişiler.
  5. Kükürt: Üzüm gibi meyveleri pastan koruyan sülf…
  6. Züğürt: Parasız, müflis, dilenci, yoksul.
  7. Angut: Maymun kuşu… Ahmak, budala, dangalak kimse.
5 7 oy
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Kâzım CANDAN – Van 100. Yıl Üniversitesi E. Öğretim Görevlisi

Kâzım CANDAN – Van 100. Yıl Üniversitesi E. Öğretim Görevlisi

Abone Ol
Bildir
5 Yorum
En yeni
En eski En Çok Oylanan

Kul için takdirde zenginlik de her türlü nimet de Rabbindendir. Bu dünyaya Arap’ı beyazı her renkten her ırktan insan için aynı kurallar geçerli olmak şartıyla imtihan için bizleri yarattı. Her kim bu imtihanı unutur mala makama meyil eder islamı ve imanı bırakırsa Mevla onu cehennemine sokar. İnsanın içinde imanı yoksa aklı da vicdanı da bir şeye fayda etmez. İmanı olmayan yanlış yolara kayar batılı dalar ve yoldan çıkar. Doğru yol dikenlerle virajlarla doludur içinde iman olunca Mevla sana bu zorlukları aşmana yardımcı olur. Bu yolda kendini doğru yolda sanıp bir sürü yanlış yapan gruplar insanlar vardır bu yanlış yollar insanın düşüncesiz yapar. Kulun tercihi Allah olursa Allah da ona en güzel şeyleri takdir eder.

Ya Rab lütfunla tercihimizi Davamızdan yana yaptık.
Kusurlarımız saymakla bitmez,fakat Sen afv ve mağfiret sahibisin ne olur bizi Nankör eyleme. Davanda rızanda sabit kıl.
Amin…

ESKİ ZAMAN MI, ŞİMDİKİ ZAMAN MI?!

Yıllar yıllar önce belki yokluk vardı ama;
İman vardı, şuur vardı, söz sohbet vardı, dürüstlük vardı, ahlak meneviyat vardı, anne baba sevgisi vardı, merhamet vardı, büyüğe saygı küçüğe sevgi vardı, akrabalık vardı, insanlık vardı… Şimdilerde ise sözde herşeye ulaşılabiliyor var ama; İman zayıfladı, şuur kalmadı, ahlaksız maneviyatsız nesiller türedi, merhamet ve dürüstlük yok denecek kadar azaldı, saygı sevgi bitme noktasına geldi, akrabalık bağları zayıfladı ve insanlık öldü…
Şimdi kıyaslama yapılırsa, eski zaman mı, yoksa şimdiki zaman mı?! Sorusunun cevabını vicdanlarımızda arıyalım..

Hüsnüniyetle atılan her adım, kalbin Rabbine sunduğu sessiz bir arzuhaldir.

İnsanın bakışı da dar bir pencereden ibarettir; hakiki takdir ise ezelden ebede uzanan geniş bir ufku kuşatan, kulun planlarını aşan ilahi bir lütuftur.

Niyetimiz pak, adımımız samimi olduğu sürece takdirin tecelli ettiği her durak, bizim için bir selamet sahili olacaktır.

Mesele, görünen güce değil; görünmeyen güvenceye, yani Allah’a teslim olmaktır.

Allah (CC) evrendeki her şeyi ve tüm olayları eksiksiz şekilde bilendir. Gaybın bilgisi de yalnızca O’nun katındadır ve izni dahilinde bildirdiği kullarındadır. Ağaçtan düşen bir yaprak dahil,yerin altındaki en küçük tohuma kadar her şey O’nun ilmi dahilindedir. İnsanın hakiki değerinin kaynağı ise Allah’ın iradesidir. Allah’ın rızası ile değer kazanmak; inancımızda fani olmaktan kurtulup, baki bir kıymete ulaşmanın yegâne yoludur. Kulun kendi ameli ne kadar çok olursa olsun, nihai değerini belirleyecek olan Allah’ın rahmeti ve takdiridir. Rızık, manevi huzura kavuşmak için bir müminin talep etmesi gereken en önemli değerdir. Rızık yalnızca mal mülk değildir. İnsan insana rızıktır. Uğrunda yaşayıp, çalışıp, yolunda öleceğin bir dava rızıktır. Allah için feda ettiğin, vazgeçtiğin bile rızıktır. İsterken maddi ve manevi rızık istemek gerekir. Samimi bir istiğfar mü’minlere rızık kapılarını açacaktır inşallah. 

 

Hucurât Suresinin 13. ayetinin mealinde Rabbimiz buyuruyor ki : “Ey insanlar, gerçekten Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık (Hz. Adem’le Hz. Havva’dan türetip çoğalttık). Ve birbirinizle (kolaylıkla) tanışmanız (ve farklı yetenek ve faziletlerinizden yararlanmanız) için sizi (değişik) kavimler ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız (kerim ve değerli sayılanınız, ırk ya da soyca değil) takvaca (kötülükten sakınma, iyilikte yarışma konusunda) en ileride bulunanlarınızdır. Şüphesiz Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Habir’dir.” Ahlâk seviyesi, imanın olgunlaşmasının en temel göstergesidir. 

 

Enfâl Suresi 28. ayetin mealinde Rabbimiz buyuruyor ki: “Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan vesilesidir; mal, makam ve evlat hatırına, Hakk’tan ve hayırdan ayrılmayanlar için ise) Allah’ın yanında, elbette büyük bir mükâfat vardır.” Yine Kur’an-ı Kerim’de zenginliği ile övünüp şımaran Karun örneği vardır kibri yüzünden helak olduğu anlatılır. Mal, mülk, makam kişiye ait kalıcı bir değer değildir. Geçici dünya malıyla büyüklük taslamak ahlâki bir zayıflıktır.

 

Ahmet Hocam: “Bir gerçeğin dört farklı tezahürü vardır; akıl, iman, vicdan, ahlâk. Aklın kadar imanın, imanın kadar vicdanın, vicdanın kadar ahlâkın vardır.” demişti. Peygamber Efendimiz ise“Kıyamet gününde mizanında (terazisinde) güzel ahlâktan daha ağır basan hiçbir şey yoktur” buyurmuştur (Tirmizî). Ahlâk,kişinin kim olduğunu ve değerini belirleyen önemli bir ölçüttür. Ahlâk bizi (bütün tuzaklara düşme sebebi olan) benmerkezci bir insan olmaktan çıkarıp, adil ve erdemli bir kul olarak kıymetlendirir.

 

İbrahim Suresi 3. ayette Rabbimiz buyuruyor ki: “(Ki onlar) Dünya hayatını sevip ahirete tercih ederek (zalim ve bâtıl yönetimleri destekleyen ve insanları aldatıp) Allah yolundan çeviren ve onun (İslam gerçeğinin) eğrilmesini (yanlış ve eksik öğretilmesini ve istismar edilmesini) isteyen, işte onlar (bu yüzden de sinsi ve) derin bir sapkınlık içine düşen kimselerdir.”Sonu gelmeyen istekleriyle, açgözlülükleriyle ve dünyayı ahirete tercih edip ibadet hazzından da mahrum kalarak dünyada çekecekleri çilelerin kapısını aralayacaklardır. Ahirette ise dönüşü olmayan bir hüsran ve çetin bir hesapla karşılaşacaklardır.

 

Âl-i İmrân Suresi 125. ayette Rabbimiz buyuruyor ki: “Evet, eğer (siz Hakk ve hayır yolundaki sıkıntılara) sabrederseniz, (günahlardan da) sakınıverirseniz ve onlar (düşmanlarınız) da aniden üstünüze (saldırırsa yine) Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle (yani görmediğiniz, ama hissettiğiniz manevi desteklerle) yardım eriştirecek ve imdadınıza yetişecektir.” Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şeriflerde karşılaşılan zorluklar karşısında inancını koruyup sabredenlere Allah’ın yardım edeceği, onlarla beraber olacağı ve mükafatlarını vereceği müjdelenmiştir. Yine Rabbimizin tavsiye buyurduğu gibi sabırla ve namazla Allah’tan yardım dilemeye devam etmeliyiz.

 

 

 

Günümüzde tarikatlar manevi misyonlarından saparak, siyasal ve idari bir güç odağı haline gelmiştir. Erbakan Hocamızın konuşmalarında hep söylediği “Haim Nahum Doktrini” maalesef ülkemizi ve insanımızı bu güne getirmiştir. Aç bırakıldık, işsiz bırakıldık, borca esir edildik, dinimizden uzaklaştırıldık, ırkçılık adı altında bölündük ve yumuşak lokma haline getiriliyoruz.Yüksek ahlâki değerlere sahip “aziz” bir millettin manevi zenginliğini giderek kaybedip yoksullaştığına şahit oluyoruz.

 

Medyanın ve popüler kültürün etkisiyle mahremiyet sınırları ortadan kalkmıştır. İnsanlar özgürlük ve modernleşme adı altında, erdem, edep ve utanma duygularından adeta sıyrılmış gibi davranmaktadır. Toplumda ahlâki bir çöküş yaşanmaktadır. İnancımızın bir simgesi olan başörtüsünü üzerinde taşıdığı halde hal, hareket ve yaşam tarzlarıyla bu değerle çelişen ve çatışan bireylerin varlığı taklidi imanın bir örneği haline gelmiştir. Şuurlu insan bir mümin olarak ve kendini sorumlu hissederek dini ve ahlâki değerlerin sadece dış görünüşünde kalıp kalmadığını, kalbine ve davranışlarına sirayet edip etmediğini, kendi öz değerlerine yabancılaşıp yabancılaşmadığını kontrol etmelidir. 

 

 

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
5
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...