TUTARSIZ GÖNLÜM
Beni türlü derde, belaya saldın
Zevke düşkün zevzek, ayarsız gönlüm…
Edepten ayrılıp, gaflete daldın
Akılsız hayırsız, kararsız gönlüm…
Çıkarı görünce, çıkar ön safa
Ayarı bozulmuş, gelmez insafa
Bir türlü benzemez, hayır evsafa
Kur’an’a vicdana, uyarsız gönlüm…
Başıboş kalınca, kayar harama
Üste zehir katar, vicdan yarama
Hâlâ iman insaf, irfan var ama
İstikrar bulmuyor, tutarsız gönlüm…
Ölüm yaklaşıyor, gafil gezersin
Hep de başkasında, kusur sezersin
Kulluktan takvadan, çabuk bezersin
İslam’a topluma, yararsız gönlüm…
Allah’la aldattı, şeytana kandın
Yaptığım yanıma, kâr kalır sandın
Sen beni de yaktın, kendin de yandın
Hayâsız huzursuz, kuralsız gönlüm…
Hep kendin düşündün, nefsaniyetle
Hiç şefkat etmedin, insaniyetle
Niye yaklaşmazsın, hüsnü niyetle
Bak ümmet perişan, duyarsız gönlüm…
Bu nasıl merhamet, nasıl uhuvvet1
Hani diğerkâmlık,2 nerde sehavet3
Gitti iffet izzet, dini şehamet4
Pervasız sabırsız, fermansız gönlüm…
1- Uhuvvet: Kardeşlik.
2- Diğerkâmlık: Başkasını düşünmek.
3- Sehavet: Cömertlik.
4- Şehamet: Saygınlık, ağırlık.

Kul olmak…
Yabancı dil için bir tabir vardır; huni gibidir üstten sürekli doldurmazsan hep eksilir. Kul olmakta böyle birşey. Sürekli dışardan gelen şeytani dürtü ve saldırılar, tembellik, başıboşlul, her türlü israf, gaflet, çıkar, kibir vs vs ile kulluk bilinci ve sorumluluğu ile sürekli mücadele edilmezse hep gedik açılır mana aleminde… İşte bunu hatırlatan bir şiir benim için. Allah razı olsun, ders edinenlerden eylesin.amin…
İsyankar Gönlüm
Tevbe eder bozarsın
Söze yalan katarsın
Göze haram banarsın
Tutarsız, ayarsız gönlüm
Gayret etmez yatarsın
Hafife alır duymazsın
Tembellikte hakansın
Aciz, isyankar gönlüm
Aciz Edepsiz Gönlüm…
Baktığım aynada hep kendimi gördüm
Karanlık günahlarım olmuş kördüğüm
Ya Rab tut elimden, geç kalmış özürüm
Rahmetin bekler, aciz edepsiz gönlüm…
Affet Allahım
Ya davamız olmasa, ya yollarda kalsaydık
Kaybolur rezil olur, şaytana da maşaydık
Önümüzde ışıktır, hep bu yolda kalaydık
Bizi bize bırakıp, helak etme Allahım
Ayarımız ortada, Sen affeyle Allahım
ELÇİLERİ TANIMIŞKEN!…
Hakikat bu denli,ayan olmuşken
Hala neden böyle,kayarsın gönül
Son menzile doğru,ömür biterken
Titreyip kendine,gelmezsin gönül!..
Din Yıldızı sana rehber olmuşken
Sadık bilge Üstad,mürşit nasipken
En Kutlu Gerçeğin,yolun girmişken
Sakın kör nefsine aldanma gönül!..
Zalimlere sessiz,kalma ha sakın
Zinhar haine alet,hiç olmayasın
Kuran Nizamı için, hep çırpınasın
Daim Rabbe münib,olasın gönül!..
Tövbee
Kulluğunu gerçekten yapamaz oldun!
Nefsin girdabında sen hep boğuldun…
Rahmeti Rahman a durma tövbe et!
Aksi halde işin çok zordur gönlüm .
Örneğine çok az rastlanan ENDER GÖRÜLEN TUTARLILIK ÖRNEĞİ!…
Milli Çözüm Dergisi yayın hayatına OCAK 2004 yılında ilk sayısını yayınlamakla başlamıştı. Ancak fiilen 1969 yılında Milli Görüş ve ERBAKAN Hocamızın tüm insanlığın saadeti için başlattığı tarihi hareket ile Milli Çözüm ve Şahsi Manevisi Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın da Aziz Erbakan Hocamızın başlattığı bu hareketin hep yanında oldu ve olmaya da devam etmektedir. 1969 ve 2021 yani 52 yıldır , 52 yıl önce hangi amaç ve hedef için yola çıkılmışsa – 52 yıl önce ne diyerek çıkılmışsa şuan da söylemlerinde ve eylemlerindeki TUTARLILIK KARARLILIK DEVAMLILIK İNANMIŞLIK ADANMIŞLIK DUYARLILIK YARARLILIK DİĞERKÂMLILIK ve SABIRLILIK aynıyla ve katbekat artarak hedefe kilitlenmiş vaziyette hakkı haykırmaya hakkı yazmaya hakkı savunmaya hakka davete aşkla azimle devam etmektedir… İspat mı istiyoruz ; ispatı 2004 yılındaki yazıları konferansları kitapları şiirleri makaleleri açın 2021 e kadar olanları ile karşılaştırın bunu göreceksiniz… 1969 – 2004 arası gazetelerde farklı dergilerde, tv konuşmalarında vakıflarda derneklerde her türlü ortamlarda konuştuğu ve yazdığı tebliğ ve davet çalışmalarını incelediğinizde de aynı TUTARLILIĞI görmek mümkündür… Böylesi örnekliği tutarlılığı görmek , çok sık karşılaşılan birşey değil malum. Bu özelliklere haiz olmak zamanın hak temsilcilerinin özelliği olsa gerek… Rabbim bizleri bu hatekete bende kılsın !.. İnşaallah bu tutarlılığın gereği olarak da rabbimiz tüm insanlığın saadeti için Adil bir Düzeni hakim kılacak ve Siyonizmi tarihin çöplüğüne gömecek …
Rabbim böylesi SADIKHANE ve SADAKATLE tutarlılık gösteren , sağlam rehberlere tâbi olmayı ve gereğini yerine getirme hususunda gayret ve çaba sarfedenlerden olmamızı lütfeylesin. Amin amin amin…
MESELE, BANA BENİ ANLATMAK!
[b]Dikkat![/b]
Ölüm yaklaşıyor, gafil gezmeyelim!
Kusur ve kabahati başkalarında değil, kendimizde arayalım!
Kulluktan takvadan çabuk bezmeyelim!
İslam’a ve insanlığa faydalı olmaya çalışalım!
Zevke düşkünlük, zevzeklik, ayarsızlık, edepsizlik, gaflet, akılsızlık, hayırsızlık, kararsızlık, çıkarcılık, ayarsızlık, insafsızlık, evsafsızlık, vicdansızlık, uyarsızlık, sürekli harama kaymak, istikrarsızlık, tutarsızlık, sürekli şeytana kanmak, yaptığını yanına kâr kalır sanmak, hem kendini hem de sevdiklerini yakmak, hayasızlık, huzursuzluk, kuralsızlık, hep kendini düşünmek, şefkatsizlik, hüsnü niyetsizlik, duyarsızlık, merhametsizlik, iffetsizlik, izzetsizlik…
Bu gidiş sizi cehenneme sürüklüyor!
Bu gidişin sonu cehennem!
Aklınızı başınıza alın!” uyarılarına dikkat etmemiz lazımdır.
“Artık kurtulma ümidiniz yok!” denmiyor!
Yanlışlarınızı ve eksiklerinizi anlayın! Haddinizi bilip hatalarınızdan dönün! deniyor!
Öyleyse,
Kur’an-ı Kerim karşısındaki tutum ve davranışlarımızı gözden geçirmeliyiz!
Kur’an-ı Kerim karşısında kendi kendimizi bir daha yargılayalım ve bir daha sorgulayalım!
Gayret gösterip kendimize gelelim! İnşallah!
Gam Yemem
Başım üstünedir candan gelen
Tenezzül ettin gayrı gam yemem…
Helaktan kurtarır iyileri Kadir
Vesile namühim, bir kağıt bir habir…
Başım üstünedir candan gelen
Şükür Okutturana, gayrı gam yemem
Milli Çözüm Şiirleri “Tutarlı, Duyarlı, Cesaretli… Gönül” İçin Ders Verir
Günü, zevk hesapları ile, huzurda olma edebinden yoksun ve dünyaya geliş şuurundan gaflet içerisinde yani ayarsız olarak geçirdiğimiz zamanlar, bizleri türlü dertlere belalara salmakta.
Çıkar, menfaat, kendini gösterme, makam olunca nefsimizi öne çıkartırken için için “hak, adalet, insaf, fedakârlık” gibi erdemlerimizi “Kur’an kriteriyle değil de farklı kriterler” hesap edilerek yapılınca insani ayarlarımız bozmuş oluyoruz.
Kimse görmez iken ne isen işte senin ayarın o. Kimselere nasıl görünüyorsak (nasıl görünmek istiyorsak) yalnız kaldığımızda da aynı istikralı tavrı, niyeti, samimiyeti göstermeliyiz,
Uyarılarını da şiirimiz hatırlatmakta.
[b]“Allah’la aldattı, şeytana kandın”[/b] mısrasının uyarısını kendimizden uzak görmemiz,
“Kur’an’ı okumak (onu anlamak ve hükmünü uygulamak) istediğin(iz) zaman, lanetlenmiş şeytan(lar)ın (bâtıl zihniyetlerin ve zalim şahsiyetlerin) şerrinden Allah’a sığın(ın Rabbinize güvenip dayanın; Kur’an’a euzü besmele ile başlayın!) “ Nahl 98 uyarısı gereği, şeytanın Kur’an okurken bile insana nüfus etmeye hak anlayıştan uzaklaştırmaya çalışacağı gerçeğine de dikkat çekilmekte.
[b]“Yaptığım yanıma, kâr kalır sandın”[/b] yanlış fikri ile hareket etmemeyi şiar edinmeli; hayasızlıktan, kuralsızlıktan uzak durmamız öğütleri de verilmekte.
Aynı zamanda şiirimizde, sahip olduğumuz;
Merhamet, kardeşlik, başkasını düşünmek, cömertlik… anlayışımızı tartmamızı ve bu gibi erdemlerde [b]”Kur’ana”[/b] göre işin neresinde olduğumuzun muhasebesini de yapılması gerektiği hatırlatılmakta.
Gönlüm…
Hiçbir yere ait hissetmeyen…
Zaten dünyada aitlik hissetmekten imtina eden gönlüm…
Bir anlık alışmakla, bâki tevehhüm etmekle bin anlar pişman olan…
Hüznünü, Rabbiyle rabıtasına vesile kılan gönlüm…
Ezilen böceğin, hatta solan bir çiçeğin…
Ağlayan bir çocuğun, Hakk’tan nasibi kesilmiş kalbin…
Acı çeken her yaratılmışın…
Acısını en derinden hisseden…
Daha kendi yaralarını saramamışken, başkalarının yaralarına merhem olmak isteyen gönlüm…
Kırmaktansa kırılan, üzmektense üzülen…
Kâfirin dahi rızkını verip, hakkını teslim eden Rahman’a,
Şuurlu şuursuz her canlıdaki koşulsuz ve fıtri sevginin menbaı Vedud’a,
Kızsa da, gücü ve hakkı olsa da cezayı tehir eden, merhamet eden, hoş gören Halim’e,
Âyine oldukça çoşup çağlayıp göz pınarlarımdan taşan gönlüm…
Yaratandan ötürü sevmenin lezzetini faniler tarafından sevilmeye tercih eden…
Her mahlukta bir Cilve-i Rabbani görüp o cilve hatırına muhabbet besleyen…
Ama etrafı; fanileri, malı mülkü makamı, eşi dostu geçirmez çeperlerle örülü gönlüm…
Ne kadar aldansan da,
Her yeni imtihana hep toy kalsan da,
Tutarsız, ölçüsüzlüğünle başa bela olsan da…
Ya sen olmasaydın gönlüm…
Mazlumun, müstazafın, muhtacın acısını hissedip, davamın kıymetini bilebilir miydim…
Kısastaki hayatı, cihattaki huzuru sezebilir miydim…
Cisimden cisime, bedenden bedene dökülen nuru görüp de o nura yapışmakla kıymetlenir miydim…
Dağların sırtlanamadığı emaneti sırtıma yükler miydim…
Şimdi düşünüyorum da,
Sen bana nimetmişsin be gönlüm…
TUTARSIZ GÖNLÜM
Ne güzel yazmış, Mus’ab bey şiiri
Beni anlatır, her söz ve hecesi
Yezmez mi gafletin, uyanman gerekli
Hayâsız huzursuz, kuralsız gönlüm…
Akılsız hayırsız, kararsız gönlüm…
Ölüm yaklaşıyor, gafil gezersin
Hep de başkasında, kusur sezersin
Kulluktan takvadan, çabuk bezersin
İslam’a topluma, yararsız gönlüm…
Allah’la aldattı, şeytana kandın
Yaptığım yanıma, kâr kalır sandın
Sen beni de yaktın, kendin de yandın
Hayâsız huzursuz, kuralsız gönlüm…