YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e1ddf0403e1
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 7 9
Bugün : 9710
Dün : 52103
Bu ay : 924315
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53069373
IP'niz : 216.73.216.195

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

ALLAH (CC) AŞKINA OKUYUN!..

  1. Fâtır: 19-22
  2. Alak: 1-5
  3. Buhari
  4. Zümer: 18
  5. Yunus: 94
  6. İsrâ: 93
  7. İsrâ: 45-46
  8. Nahl: 98
  9. İsrâ: 106
  10. Müzemmil: 20
  11. Müzzemmil: 3-4, 6
  12. İsrâ: 14
  13. İsrâ: 71-72
  14. İsrâ: 9
  15. Hadid: 9
  16. Zümer: 55
  17. Ankebut: 51
  18. İsrâ: 88
  19. Rum: 58 / İsrâ: 89
  20. Kehf: 109
  21.  hurriyet.com.tr
  22. Sadık Gültekin – turkalemiyiz.com
  23. odatv4.com
0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Subscribe
Bildir
19 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Huzurun kaynagi Kurani yaşam
Oysa Kur’an’ın mesajı ve Hz. Peygamberin hayatı Müslümanlar tarafından, manası ve mesajı ile ve hakkıyla okunsaydı; tüm çağları aydınlatan bu NUR kaynağı bizi de huzura ve onura kavuşturacaktı!

Yaratan rabbimiz insana oku demiş.
Yaratan rabbimiz insana
Oku emretmiş. Kuran-ı
Kerim okumak insanın
Ufkunu acar, ruhuna şifa
Verir, kuran meali okuyan
Hiç bir zaman Kandırılmaz. Kur
Meal-i Kerim okuyanların
Maneviyatı artar.

Kur’an’ın adaletini hâkim kılmanın gayreti, ciddiyeti ve cesareti içinde olarak Meal-i Kerim’i okuyalım.
Yaratılış amacının şuurunda ve farkında olan bir insan Kuranı Kerim’i ve Meali Kerim’i başucu kitabı yapacaktır.

Yüce Rabbimizin ilk emri olan: “Oku!” Kelimesi de bizlere aslında öncelikle bir insan olarak hakikate ulaşmak için okumamız gerektiğini bildirmektedir. Ama okumak var okumak var…. Yazıda bu konu çok güzel tespitlerle ifade edilmiş. Okuma oranı en fazla olan ülkelerden en az ülkelere doğru gittiğimizde malesef görüyoruz ki okuma oranı en fazla olan ülkelerden ilki ineğe tapıyor ikincisi çocuk fuhşu ile anılıyor üçüncüsü kedi-köpek, börtü-böcekle beslenip müslüman katlediyordu. Sıralamadaki diğer ülkeler ya ateist ya deist ya da agnostikti… Türkiye ise malesef okuma oranı çok düşük olan ülkeler arasında olmuştur.

Dünyada en çok okunan kitabın Kuran olmasına rağmen, Kuranı anlayıp yaşamaya çalıştığımızda bize vereceği İzzet, onurdan dünya müslümanları olarak şu anda yoksun olduğumuzu düşündüğümüzde Meali Kerim’e ne kadar az değer verdiğimizi görmek zor olmuyor maalesef.

[b]Oysa Kur’an’ın mesajı ve Hz. Peygamberin hayatı Müslümanlar tarafından, manası ve mesajı ile ve hakkıyla okunsaydı; tüm çağları aydınlatan bu NUR kaynağı bizi de huzura ve onura kavuşturacaktı!

Rabbimiz bizleri, Şeytanı ve Siyonist uşakları tanımak, mü’mini münafığı ayırmak için, ilahi zafer müjdesini almak, cesaret ve metanet kazanmak için, ihlas ve istikamete kavuşmak için Kuran ve mealini okumamızı ve evlatlarımıza da bu şuuru vererek yetiştirmemizi nasip etsin inşallah. Amin.

[/b]

Nasıl okumalı…
Ancak mutlaka mealiyle okusun, manasıyla okusun!.. Allah (CC) Hz. Cebrail’e öğretiyor gibi okusun!..

Hz. Cebrail Efendimize vahyediyor gibi okusun!..

Efendimiz ashabına anlatıyor gibi okusun!..

Milli Çözüm hayal, değil hikmettir Aynı hakikattir, sanma farazi… Kur’ani ilhamdır, kutlu himmettir Şifa kaynağıdır, olmaz marazi…
[u][b]ALAK SURESİ [/b][/u]

Rahman, Rahim Olan Allah’ın Adıyla

96:1
(Her şeyi ve sürekli yoktan) Yaratan (ve her an varlıkta tutan) Rabbinin adıyla oku! (Tüm helâl ve hayırlı işlere besmele ile başlanmalıdır ki, tüm kâinat harikaları ve Kur’an hakikatleri anlaşılıp anlatılsın.)

96:2
(Ki) O (Rabbin), insanı (ana rahmine yapışıp asılı duran bir hücre topluluğu olan embriyodan) alak’tan yaratandır.

96:3
(Kâinat kitabını, kendi nefsindeki hakikati, Kur’an’ın kelâmını ve hitabını devamlı ve dikkatle) Oku! (Anla ve anlat ki) Rabbin en büyük kerem sahibi (olandır).

96:4
Ki O, kalemle (yazmayı ve ilmi kayıt altına almayı ve yazılan kitapları okuyup anlamayı) öğretip (talim buyurandır).

96:5
(Böylece) İnsana bilmediği (hayat ve şeriat gerçekleri)ni talim (ve terbiye) edip (öğrenme ve eğitilme imkânı sağlayandır.)

96:6
Hayır; gerçekten insan, (eline imkân ve fırsat geçince, maalesef rütbesine ve servetine güvenerek şımarıp) azgınlaşmakta ve haddini aşmaktadır.

96:7
Kendisini müstağni (ve müstesna) gördüğünden (ve artık kimseye ihtiyacım kalmadı zannettiğinden böyle davranmaktadır).

96:8
(Oysa, sonunda) Kesinlikle dönüş yalnızca (ve mutlaka) Rabbine (olacaktır.)

96:9
Gördün mü, şu (İslami istikametten ve ibadetten) menetmeye kalkışan (zalim gaddarı?)

96:10
Namaz kıldığı (ve her hususta dinine göre davrandığı) zaman, (mü’min) bir kulu (engellemeye çalışanı?)

96:11
(Vicdani) Görüşün nedir (söyle), eğer (o kul) hidayet (ve istikamet) üzerinde olduğu (halde, gaddar kişi ona zulmediyorsa),

96:12
Veya (o, mü’min kişi başkalarına da) kötülüklerden sakınmayı emrediyor; (Hakkı ve hayrı teklif ve tavsiyeye çalışıyor diye ona mâni olunuyorsa, bunların suçu ve sorumluluğu ne kadar ağırdır.)

96:13
(Peki) Ya bu (insanlar, o zalimlerin zorlayıp horlaması veya din istismarı yapmaları sebebi ile bunlardan nefret ederek) İslam’ı yalanlayıp (ve baskılardan usanıp Hakk’tan) dönerek (bâtıla kayarsa?) Gördün mü (ne kötü şeylere sebep olunmaktadır!)

96:14
(Bu zalim kişi;) Allah’ın daima kendilerini gördüğünü bilmiyor mu? (Ve Allah’ın azabından korkmuyor mu ki böyle davranmaktadır.)

96:15
Hayır! (Olmaz böyle şey!) Eğer (bu zulümden) vazgeçmezse, onu alnına (uzayan) saçından yakalayarak (cehenneme sürükleyip atacağız da kimse elimizden alamayacaktır.)

96:16
(Evet) O yalancı (ve zalim her) günahkâr, alın (saçların)dan (yakalanıp cezalandırılacaktır.)

96:17
(Yapabilirse) O zaman hemen (gidip) meclisini (ve destek verenlerini) çağırsın da (bakalım güvendikleri bir işe yarayacak mıdır?)

96:18
Biz de zebanileri çağırıp (kendisini hor ve hakir olarak onlara teslim ederek cehenneme attıracağız.)

Secde

96:19
Hayır; ona (kâfir ve zalim olana) asla itaat etme (ve boyun eğme! Sen sadece Rabbine) secde et ve (O’na) yakınlaş. (Çünkü ancak sürekli ta’zim, tesbih ve teslimiyetle Allah’a yaklaşılacaktır.)


Evet; Cenab-ı Hak’la (CC) konuşmak isteyen, Kur’an okusun!.. Hz. Peygamberle (SAV) buluşmak isteyen Kur’an okusun!..

Meleklere yaklaşmak isteyen Kur’an okusun!..

İlim öğrenmek, hikmet ve hakikate ermek isteyen Kur’an okusun!..

Mealiyle okusun, manasıyla okusun!.. Allah (CC) Hz. Cebrail’e öğretiyor gibi okusun!..

Hz. Cebrail Efendimize vahyediyor gibi okusun!..

Efendimiz ashabına anlatıyor gibi okusun!..

İbret olma ,İbret al ey Gönül!..
Evreni,kendini ,Kuran’ı Oku
Her ne gördün- duydun,bil ki sanadır
Hak Elçi davetini,hitabı oku
Bilip gönülden teslim, olan kazanır!..

Milyarlar başında, bir’i bildinse
Ardı sıra durup,kıymet buldunsa
Önüne geçenler,helak olduysa
İbret olan değil,alan kazanır!..

Allahın Adıyla Okumak
Açıkça anlaşılıyor ki; bilmediğini öğrenmenin, maddi ve manevi her türlü ihtiyacını gidermenin yolu, okumaktır.

Kâinatı okumak… Kur’an’ı okumak… Her konuda, onun uzmanları tarafından yazılan kitapları okumak… Allah adına okumak… Hayır ve hizmet aşkına okumak…

Hakikaten çok özlü ve güzel bir yazı olmuş. Milli Çözüme teşekkür ediyoruz. Rabbimiz, hakikatleri hakkıyla okuyup yaşayanlardan eylesin.

“Kur’an en doğruya ve en güzele ileten Allah’ın kelâmıdır.” (17:0)
Sevgili Peygamber Efendimiz buyurdu: “Kur’an okunmayan (ve hükmü uygulanmayan) evler (ülkeler) ve içinde Kur’an’dan eser bulunmayan gönüller, mezarlıktan farksızdır.”

Öğrenmek İçin Okumak
Toplumun büyük bir kesiminin içinde olduğu kolaycılık hastalığından nasıl kurtulunur diye sorulsa üç kelime ile ancak bu kadar kolay anlatılır:”Öğrenmek için okumak.”

OKU ilk Emir…
Yazık, gözü Kur’an okumayanlara… Yazık özü Kur’an’la nurlanmayanlara… Yazık evinde Kur’an sesi duyulmayanlara… Ve ne kadar yazık; en az haftada bir gece olsun çoluk çocuğuyla birlikte kısa tefsirli Kur’an meali ve ilmihal bilgileri okumayıp, dini dersler yapmayanlara… Ve yazıklar olsun; yuvalarını ve yavrularını, zikir ve sohbetten mahrum bırakanlara… Ve eyvahlar olsun televizyona teslim olanlara!..

Evet, Sevgili Peygamber Efendimiz buyurdu: “Kur’an okunmayan (ve hükmü uygulanmayan) evler (ülkeler) ve içinde Kur’an’dan eser bulunmayan gönüller, mezarlıktan farksızdır.”

Haydi Kur’an okuyalım!.. Mealini ve manasını sağlam tefsirlerden anlamaya çalışalım!..

Ve önce kendi nefsimizde, sonra da ülkemizde ve bütün yeryüzünde Kur’an’ın adaletini hâkim kılmanın gayreti, ciddiyeti ve cesareti içinde olalım!..”

İlk emir ‘Oku’ iken bu pervasızca yaşanan hayat insana asla rahat getirmeyecektir…

Ey İman edenler İman edin!
[b]Ey İman edenler İman edin!
[/b]

Yüce Yaratıcı, Nisa suresi 136. Ayette , [i]“Ey iman edenler iman edin…”[/i] diye bizlere hitap etmektedir. İlk gördüğümde çok garibime giden bu ayet, daha sonrasında hayatımda büyük değişikliklere vesile olmuştu… Bu değişikliklerin de en başında ki ise “OKUMA” eylemi…

Kendi kendime hep sormuştum o zaman; “İman eden bir insan, tekrardan nasıl iman edebilir? Demek ki Cenabı Allah, tekrar tekrar iman istediğine göre, bir öncekine göre de daha sağlam ve makbul olanını istiyor” demiştim. Peki, tekrar ve sağlam bir iman nasıl edilecekti? Tabi ki de OKUMA ile…

En başta, Yüce Kur’an ve ona endeksli yazılmış muhteşem eserleri, okumak… Yüce Yaratıcıyı ve Onun muhteşem yaratma gücünü, detayını, sanatını okumak… Tüm bu inciler ile birlikte onun “Muhteşem Nizamını” okumak… Eşrefi Mahlûkun sıkıntılarını, dertlerini okumak ve tedavi noktasında karınca misali de olsa koşturmak(cihad etmek) İşte tam bu noktada, tekrar tekrar iman etmiş ve Yüce Yaratıcı’nın ipine sımsıkı sarılmış olacağız.

[b]“Rabbimiz; Samimi niyetli ve temiz okuyan, temiz düşünen, TEMİZ AKIL sahiplerinden eylesin bizleri.”

Okuduğunu anlayan, anladığı ile Cihad eden “Ahir Zaman Mücahid ve Mücahideleri” ile birlikte eylesin bizleri… [/b]

Ey iman edenler! (Görünüşte değil gerçekten) İman edin; ALLAH’a, (her şeyin Rabbi, sahibi, yegâne hâkimi ve kuluna kâfi; -her konuda yeterli, kefil ve vekil- olduğuna;) RESULÜ’ne, (Hz. Peygamberin en güzel örnek-model, en mükemmel rehber ve Sünnetinin hayat sistemi ve huzur prensipleri olduğuna;) Resulüne indirdiği KİTABI’na, (Kur’an’ın, ekonomiden siyasete, dış ilişkilerden sosyal adalete, bütün temel hüküm ve haberlerinin Hakk ve hayırlı olduğuna, bu İlahi kanunlara aykırı bütün kurum, kural ve oluşumların şaşkınlık ve şeytanlık sayıldığına, İlahi hükümleri bırakıp, bâtıla tâbi ve taraf olanların inkâra ve tuğyana saptığına) ve daha önce indirdiği Kitap(ların aslına ve esaslarına) iman edip güvenin (ve amelinizle-tarafgirliğinizle bunu sürekli ispatlayıp gösterin). Kim Allah’ı, Meleklerini, Kitaplarını, Elçilerini ve Ahiret Gününü inkâr ederse, şüphesiz o uzak ve derin bir sapkınlıkla sapıtmıştır. Nisa/136

Oku
Milli basına sahip çıkmayan ve okumayan, genel ve gönüllü hizmet kurumlarının yayınlarını ve çağrılarını dikkate almayan, hocalarımızın ve ilim adamlarımızın çok değerli ve doyurucu sohbetlerini ve eserlerini izlemeye gerek duymayan, kitap ve dergi okuma, bilgi ve becerisini artırma alışkanlığı kazanmayan insan, devamlı yanılmaya, yanlış yapmaya ve aldatılmaya müsait insandır. Alıntı

Okuyup anlamak hayatımıza tatbik etmek duası ile
1- Bu güne kadar, ihtiyaç ve iştiyak hissederek; “Rabbım benden ne istiyor ve hangi yolu gösteriyor?” diyerek, dikkatle ve anlama gayretiyle, baştan sona kadar, nefsimize hitap ederek bir sefer olsun Kur’an meali okudunuz mu?

2- Yoksa: “Ben zaten ilahiyatçıyım, hocayım, İslamcı yazarım, din adamıyım; yani yeri geldikçe ayet ve hadisleri araştırmaktayım; hem öyle baştan sona kadar Kur’an meali okumak zorunda mıyım?” diye bu soruya bozuldunuz mu?

3- Ahlakınızın, hayat anlayışınızın ve dünyaya bakışınızın; Kur’ani ölçüt ve öğütlere ne derece uygunluğu konusunda hiç kafa yordunuz ve kendinizi düzeltmek ve değiştirmek gereğini duydunuz mu?

4- Hala, Kur’an mealini baştan sona okuyup anlamak, ilahi emirlerini uygulamak ve her halinizi Kur’an’a uydurmak konusunda ciddi bir gayeniz ve gayretiniz yoksa; buna rağmen: “ilim erbabı, dava adamı, takva Müslümanı” bilinip geçinmenizin nedenli ilgisiz ve Allah katında geçersiz olduğunu, vicdan kulağınıza fısıldayan bir ses duydunuz mu?

5- Öyle ise, bütün asılsız mazeretleri ve alakasız bahaneleri bırakıp, okunsun ve uyulsun diye gönderilen Kuır’ani hüküm ve haberlere yönelmeniz; kirlenen ve körlenen basiret gözünüzü açıp gönül aynasındaki görüntünüzle yüzleşmenin zamanı çoktan gelmiştir ve fırsat geçip gitmektedir!.

Evet; “niye geldim, ne haldeyim ve nereye gitmekteyim?” diye, kendinize sordunuz mu?

Yeryüzünde bu mesajı sadece Milli Çözüm vermekte!
[b]”Takvayı ve terbiyeyi, tevekkül ve teslimiyeti anlamak için Kur’an okuyalım!..

Şeytanı ve Siyonist uşakları tanımak, mü’mini münafığı ayırmak için, Kur’an okuyalım!..

İlahi zafer müjdesini almak, cesaret ve metanet kazanmak için Kur’an okuyalım!..

Dünya bağımlılığından kurtulup, ruhen cennet bağlarında yaşamak için Kur’an okuyalım!.. Riyakârlıktan, sahtekârlıktan uzaklaşıp, ihlas ve istikamete kavuşmak için Kur’an okuyalım!.. Hayvaniyetten insaniyete çıkmak, nefsimizi aşmak ve gerçek İslamiyet’le tanışmak için Kur’an okuyalım!..

Siyasi şuura varmak, manevi huzura ulaşmak, hikmet ve feraset kapılarını açmak için Kur’an okuyalım!.. Kur’an’ın feyiz ve bereket iklimine kapı açmak için yazılmış eserlere sarılalım!..

Tefsir ve Mealiyle okuyalım!.. Manasıyla okuyalım!.. Makamıyla okuyalım!..

Ve Kur’an’ın ilk ayetinin “Oku!” olduğunu unutmayalım…”[/b]

Kur’an’ın, sadece ibadet gibi hayatın bir bölümüyle değil “her alana” hitap ettiğini ve kurtuluş/huzur yollarının temel esaslarını sunduğunu söyleyen sadece [b]Milli Çözüm.[/b]
Tabi ki yetmez aynı zamanda “siyasi, ahlaki, ekonomik, ilmi” konularda ki tüm sorunlarımızı çözecek “Kur’an’ın çözüm yollarını” çağın insanının istifade edeceği şeklîde insanlığın istifadesine sunan sadece ve sadece yeryüzünde [b]Üstad Ahmet Akgül Hocamızdı. [/b]

“Allah’ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona tabi olmayı bize nasip eyle! Batılı da batıl olarak göster ve bize ondan gereğince uzak durmayı nasip eyle. Amin
Allah’ım cihad yolunda ki eksiklerimizi bağışla, ilmimizle amel etmeyi nasip et. Kalan ömrümüzü, geçen ömrümüzden hayırlı eyle. Hakk davada ayaklarımızı sabit tut. Amin

Özellikle Abdullah-Ahmet Akgül Kur’an-ı Kerim Meali; mutlaka evinizde bulunsun, ya da aynı mealin akıllı telefonunuzda internet uygulaması açık olsun…
[b]Özellikle Abdullah-Ahmet Akgül Kur’an-ı Kerim Meali; mutlaka evinizde bulunsun, ya da aynı mealin akıllı telefonunuzda internet uygulaması açık olsun… Ki; durakta beklerken çıkarıp okuyun. Otobüste otururken açıp okuyun. Arkadaşlar toplanırken unutmayın, dağılmadan önce biraz olsun okuyun. Canınız sıkılınca, başınız daralınca Kur’an okuyun.[/b]

[b]Yazık, gözü Kur’an okumayanlara… Yazık özü Kur’an’la nurlanmayanlara… Yazık evinde Kur’an sesi duyulmayanlara… Ve ne kadar yazık; en az haftada bir gece olsun çoluk çocuğuyla birlikte kısa tefsirli Kur’an meali ve ilmihal bilgileri okumayıp, dini dersler yapmayanlara… Ve yazıklar olsun; yuvalarını ve yavrularını, zikir ve sohbetten mahrum bırakanlara… Ve eyvahlar olsun televizyona teslim olanlara!..[/b]

Kur’an’ı Kerim’i okurken;
[b]Allah (CC) Hz. Cebrail’e öğretiyor gibi okusun!..

Hz. Cebrail Efendimize vahyediyor gibi okusun!..

Efendimiz ashabına anlatıyor gibi okusun!..

[/b]

Allah Aşkına Okuyalım
TÜRKÇE’NİN BİNDE BEŞİNİ KULLANIYORUZ

Türkçede 78 bin ana kelime olmasına karşın, nüfusun büyük bölümü günlük yaşamında ortalama 400 civarında kelime kullanıyor. Girne-Amerikan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tuncer Gülensoy, kelime hazinesi ve gramer bakımından oldukça zengin bir dil olan Türkçenin ancak binde 5’ine hakim olduğumuzu kaydetti.

Yeteri kadar beyin jimnastiği yapmamak, okuma ve düşüncede tembellik, edebiyata ilgisizlik, sık kullanılan kelimeleri kaldırma girişimi, fonatik ve morfolojik yapıya uygun olmayan kelime türetme çabalarının kullanılan kelime sayısını azalttığını ifade eden Prof. Dr. Gülensoy, şöyle devam etti:

”Yaptığımız araştırmalarda özellikle kırsal kesimde insanların günlük sadece 40-50 kelime kullandığına şahit olduk. Sadece ana kelime sayısı 78 bin olan ve dünyanın en zengin dillerinden biri olma özelliğini taşıyan Türkçeyi, nüfusun çok büyük dilimi gerçek anlamda bilmiyor. Çünkü, bu büyük kitle ortalama 400 civarında kelime ile yetiniyor. Diğer kelimeler ise neredeyse hiç kullanılmadığı için adeta köreliyor. Bu nedenle ifade gücü azalan kişiler konuşmalarında (şey), (yani), (ııı) gibi ses taklitlerini hiç şık olmamasına karşın sıklıkla kullanıyorlar.”

Haber Linki: (https://www.hurriyet.com.tr/gundem/turkcenin-binde-besini-kullaniyoruz-51375

KELİME FAKİRİ GENÇLİK

Türkçe Öğretim Merkezi (TÖMER) ülkelerin ders kitaplarında kullandıkları kelime sayılarını karşılaştıran bir araştırma yaptı. Ulaşılan sonuçlar düşündürücü! TÖMER’in araştırmasına göre, ABD’de ders kitaplarında 71 bin 681 kelime kullanılırken, Almanya’da 70 bin 400 sözcük ve kavram kullanılıyor, Japonya’da 44 bin 224, İtalya’da 31 bin 762, Fransa’da 30 bin 193 sözcük kullanılıyor.
İngilizler ve Almanlar, okul öncesi çocuklarına 2 bin kelime, 7-12 yaş grubundaki çocuklarına en az 5 bin kelime öğretmeyi hedefliyor! Bir insanın günlük hayatında azami 3 bin kelime kullandığını, kültürlü bir kişinin kelime dağarcığında yaklaşık 25 bin kelime bulunması gerektiğini ve kendini yetiştirmiş bir insanın ise en az 40 bin kelime bilmesi gerektiğini hesaplamışlar. Eğitimde varmak istedikleri hedefi buna göre şekillendirmişler!

Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde İlköğretim 5. ve 8. sınıflar ile lise son sınıf öğrencilerinin sözlü anlatımdaki aktif kelime servetini belirlemeye yönelik bir yüksek lisans tezi yapılmış. Araştırma neticesinde 5. sınıf öğrencilerinin sözlü anlatımda aktif kelime serveti 1030, 8. sınıf öğrencilerinin sözlü anlatımda aktif kelime serveti 1223 ve 12. sınıf öğrencilerinin sözlü anlatımda aktif kelime serveti ise yaklaşık 1539 çıkmış.
Yukarıdaki veriler, kelime fakiri olduğumuzu gösteriyor. Kelime ve kavram öğretimi, anadil öğretiminin en önemli unsurları. Okuma, yazma, konuşma ve dinleme olarak belirtilen dil becerilerinin kazandırılması ile kelime dağarcığı arasında sıkı bir münasebet var. Hayal kurmanın bile kelimelerle yakın ilgisi var. Kavramları ve kelimeleri kısıtlı olan nesillerin, daha sonra hayalleri de kısıtlı oluyor!

Dünya Ekonomik Forumu’nun yayımladığı “Eğitim Kalitesi 2018” raporuna göre Türkiye 137 ülke arasında 99’uncu oldu. İsviçre’nin ilk, Yemen’in son sırada yer aldığı listede Katar, Malezya, Endonezya, İran ve Pakistan gibi ülkeler Türkiye’nin önünde sıralandı. Türkiye, sadece 38 ülkenin önüne geçebildi. Türkiye, Mozambik, Nikaragua, Tanzanya, Etiyopya ve Kamboçya’nın bulunduğu yüzdelik dilimde yer aldı!

Kaynak: (Sadık Gültekin https://turkalemiyiz.com/Home/Getturkdili?categoryid=6&aid=4841)

EN ÇOK KİTAP OKUNAN ÜLKELER

İngiltere merkezli Dünya Kültürü Puan Endeksi’nden derlenen verilere göre, dünyada en çok kitap okunan ülke Hindistan olurken onu sırasıyla Tayland ve Çin takip ediyor. Belli dönem aralıklarında güncellenen veriler, 2017’de yapılan araştırmaya dayanıyor. Endeks, vatandaşların haftada okumaya harcadığı ortalama zamanı esas alıyor. Basılı kitapların yanı sıra gazete, dergi ve çevrim içi yazılı içerik gibi her türlü okunabilir materyal puanlama kapsamına dahil ediliyor.
Dünyada en çok kitap okunan ülke olarak liste başında yer alan Hindistan’da her kişi, haftada ortalama 10 saat 42 dakika kitap okuyor.
İkinci sırada yer alan Tayland’da kişi başı haftada ortalama kitap okuma süresi 9 saat 24 dakika olurken üçüncü sıradaki Çin’de ise halk haftada 8 saatini buna ayırıyor.

TÜRKİYE 18. SIRADA
Listede en çok kitap okunan diğer ülkeler, Filipinler (7 saat 36 dakika), Mısır (7 saat 30 dakika), Çekya (7 saat 24 dakika), İsveç (7 saat 6 dakika), Fransa (6 saat 54 dakika), Macaristan (6 saat 48 dakika) ve Suudi Arabistan (6 saat 48 dakika) şeklinde sıralanıyor. Türkiye, haftada ortalama 5 saat 54 dakika kitap okunma süresiyle listenin 18’inci sırasında yer alıyor.

EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR
Teknolojinin gelişmesiyle sesli kitaplara ve e-kitaplara ilgi artsa da basılı kitaplar, dünya genelinde daha çok tercih ediliyor. ABD merkezli editörlük şirketi Global English Editing’in verilerine göre, dünyadaki okuyucuların yüzde 66’sı basılı kitap kullanıyor. [b]Dünyada en çok okunan kitapların başında ise Kur’an-ı Kerim ve İncil geliyor[/b].
Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mao Zedong’un beyanlarından derlenen ‘Başkan Mao’dan Seçme Sözler’ de en popüler kitaplar listesinde üçüncü sırada yer alıyor. Miguel de Cervantes’in ‘Don Kişot’ kitabı ile JK Rowling’in yazdığı ‘Harry Potter’ serisi de dünyada en çok okunan edebiyat eserleri arasında bulunuyor.
Dünyanın en çok okunan diğer kitapları Charles Dickens’ın ‘İki Şehrin Hikayesi’, JRR Tolkien’in ‘Yüzüklerin Efendisi’ üçlemesi, Antoine de Saint-Exupery’nin ‘Küçük Prens’, Lewis Carroll’ın ‘Alice Harikalar Diyarında’ ile Agatha Christie’nin ‘10 Küçük Zenci’ eserleri şeklinde sıralanıyor.

Haber Linki: (Odatv.com https://www.odatv4.com/dunya/dunyanin-en-cok-kitap-okuyan-ulkeleri-belli-oldu-hindistan-liste-basi-turkiye-18-sirada-281964)

[b]Şimdi ODATV haberine göre çok okuyan(!) ülkelerin ahvaline kısaca bir göz atalım. [/b]

Hindistan nüfusu 1,408 milyar. Dinlerin dağılımı ise aşağıdaki gibi:
Hinduizm (%79.80)
İslam (%14.2)
Hristiyanlık (%2.3)
Sihizm (%1.7)
Budizm (%0.7)
Jainizm (%0.4)

Yani; dünyanın en çok kitap okunan ülkesi Hindistan’da insanların yüzde 80’i ineğe tapıyor.
İkinci ülke Tayland; dünyada insanın tüylerini ürperten çocuk fuhşu ile anılıyor.
Üçüncü ülke Çin ise; kedi-köpek, börtü-böcekle beslenip, Müslüman katlediyor.

Türkiyede ise, okuma oranı düşük olduğu halde; mesela en çok okunan kitaplar arasında anılan Harry Potter serisini okuyan 90’ların çocukları, ya ateist ya deist ya da agnostik oldular.
Demek ki insan; henüz neyi-nasıl okuyacağını bile öğrenememiş.
Dünyada en çok okunan kitap Kur’an; ama ne hikmetse Müslümanlar yüzyıllar boyu, izzetten yoksun, zillet içinde kıvranıyor. Efendimizin tabiri ile, çer-çöp olmuşlar.
Oysa Kur’an’ın mesajı ve Hz. Peygamberin sünneti; Müslümanlar tarafından, manası ve mesajı ile ve hakkıyla okusansaydı; tüm çağları aydınlatan bir çerağ yerindedir.

[b]“Ey (Aziz) Peygamber! Gerçekten Biz Seni (insanlar üzerinde) bir şahit, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ve Kendi izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan (sönmez) bir kandil (aydınlatıcı bir kurtuluş feneri) olarak (görevlendirdik).
(Öyle ise Hz. Peygamberin sünnetine ve hayat sistemine tâbi olan) Mü’minlere müjde ver; gerçekten onlar için, Allah’tan büyük bir fazıl (ikram ve ihtiram) vardır. (Ve va’ad edilenler verilecektir.)” (Ahzab: 45-47)[/b]

Bir hafız arkadaş ile konuşurken; “her yıl topluca ramazanda yaptığı mukabeleyi, insanlara meali ile birlikte okumasının daha faydalı olduğunu söylediğimizde, aşırı bir alınganlıkla bize küsmüş, sırt çevirmiş ve uzun süre irtibatı kesmişti.

Sebep neydi peki?..

Çünkü Kur’an, bizi bize gösteren aynadır; bakmak cesaret ister. Baktığımızda göreceğimiz şeyden korkuyorsak, bakamayız aynaya…
Kur’an Meali okumak; kendinle yüzleşme ve ardından kendini düzeltmeyi gerektiren bir ayna olduğu için, bakmamak ve sorumluluktan kaçmak kolaycılıktır. Ama kaçmak, elbette hiçbirimizi sorumluluktan kurtaramayacaktır.

Temennimiz ise; okuyalım, ama bize gerekeni gereği gibi okuyanlardan olalım inşaallah.

[b]Bir Aziz Büyüğümüzün de belirttiği gibi:

“Herkes iyice bilsin ki, Kur’an’ı okuyup anlama dili Türkçe, yani Meal-i Kerim, ibadet dili ise Arapça metnidir. O sebeple her fırsatta “Meal-i Kerim, Meal-i Kerim…” diyoruz. Eğer inananlar Kur’an-ı Kerim’i meal olarak okuyup anlamaya başlarlarsa, artık kötü niyetli idarecileri onları Kur’an’la kandıramaz, saraylara çekilip lüks içinde yaşayamaz, halkının gözlerinin içine baka baka çalamaz, çırpamaz. Özellikle Milli Çözüm’ün hazırladığı Meal-i Kerim inanarak ve anlayarak okunursa, öyle yalancı, istismarcı şeyhler ve tarikatlar da barınamaz. Kur’an’la halkı istismar edip aldatamaz. Ahmet Akgül’ün hazırladığı Kur’an mealine düşmanlık o yüzden.”
[/b]

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
19
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...