ERBAKAN HOCAMIZIN MANEVİ UYARILARI
VE
HAYATİ BUYRUKLARI!
“Söz insana, insan söylediği söze yakışmalı. Söz var incidir, söz var incitir!”
“Bu dünyada yaşadığın yeri cennete çevirip, asıl cennet için gayret etmedikçe, her yer sana cehennem oluverir!”
“Bazılarınız olan bitene hayret ederek, bazılarınız ise olup biteceklere gayret ederek yaşıyorsunuz. Ve en sonunda mutlu olanlar ve zaferi yaşayanlar ise, hep yüksek ve kutsal gayeleri güdenler ve o yolda sabırla gayret edenlerdir!”
“Artık hedefe vardım diyen yanılır, çünkü her yolun sonu yine yoldur!”
“Bir insana başkalarının yanında verilen öğüt, öğüt değil hakarettir… Çünkü küçük düşürmeye ve ezmeye yöneliktir!..”
“Hile, belki sana o anki oyunu kazandırabilir, fakat kaderini asla değiştirmeyecektir!..”
“Ya Rabbi; duanın hayırlı olanını, sevginin hayırlı olanını, eşin, evladın, dostun, arkadaşın hayırlı olanını; hayırda koşanını… İşin hayırlı olanını, ömrün hayırlı olanını, ve ölümün hayırlı olanını ver!” (Âmin)
“Ya Rabbi; sevginin boşundan ve yapmacığından, işin kesadından, dostun fesadından, şifasız hastalıktan, şükürsüz rızıktan, hayırsız evlattan, cehennem yoldaşı eşten bizleri koru!” (Âmin)
Erbakan Hocamız bana sordular: “Bugüne kadar gördüğün bütün rüyaları zihninde toparlarsan, söyleyebileceğin ilk cümle ne olurdu?” “Hocam, sanki Siz tüm yeryüzünü saran bir gökyüzüsünüz ve biz nereye gidersek gidelim duanız ve himmetiniz hep üzerimizde, hep bizi kuşatıyor!..” dedim, memnun oldular…
“Dön, kendine bir bak, bir sor: ‘Ben doğru bir insan mıyım?’ diye!.. Evet diyemiyorsan, yorul, yoğrul ve doğrul!..”
“Doğru insan, söyledikleri ile yaptıklarının birbirini tutmamasından utanç duyar!..”
“İnsanın hesaba çekileceği şeyler vardır, biliyorsun. Bir insan yaşı kadar ve her yaşa yakışır durumda yaşayıp yaşamadığından da hesaba çekilecektir. Öyleyse her yılını, her yaşını ve hele şu anını gerektiği gibi yaşa!”
“Ertelemek, yaşamın mayasını kaçırır. Dünya ilk hamleyi yapmaktan, ilk adımı atmaktan korkan ve fırsatları kaçıran insanlarla doludur; ki hepsi pişman ve hepsi perişandır!..”
“Kalk; ilk sen yürü, ilk sen koş, ilk sen git, ilk sen söyle sevdiğini, ilk sen söyle özlemini, ilk sen ver selamı. Allah ilkleri sever; Allah, ilk adım atanların da ilkidir!”
“Aklınıza yazın; ister yüzünüzdeki ister gönlünüzdeki göz, harama baktıkça ve hayâsız hayaller kurguladıkça, Rabbine yönelip rü’yete ulaşamaz… El harama uzandıkça Rabbine uzanamaz, ayak harama koştukça Rabbine varamaz, kalp harama attıkça Rabbinde duramaz!..”
“(Allah) Gözlerin hainliğini (şehvetli ve kötü niyetli seyirlerini) ve kalplerin gizlediği (düşünceleri) elbette bilip durmaktadır. [Not: Cenab-ı Hakk, hem hizmet ve fazilet ehline haset ve hıyanet nazarıyla bakanları; hem de başkasının mahremini veya TV, dergi ve internet ekranlarındaki ahlâksız görüntüleri seyre koyulanları bildiğini hatırlatıp, bizleri iffetli olmaya davet buyurmaktadır.]” (Mü’min Suresi: 19. Ayet)
“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İçinizdekini (kurgulayıp nefislerinizde beslediklerinizi) açığa vursanız da, gizli tutsanız da, Allah sizi (niyet ve hedefleriniz doğrultusunda) onunla sorguya (hesaba) çekecektir. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azaplandırır. Allah, her şeye (güç yetiren) Kâdir’dir.” (Bakara Suresi: 284. Ayet)
“Eğer beş para etmez şeyleri dert eder durur, hayatı hem kendine, hem de etrafına dar edersen, değersiz ve dengesiz bir yaşam sürersin. Değersiz işlerde harcanıverirsin… Ve sonunda değersiz bir ölümle de koyar gidersin!”
“Sana bir görev verildiği zaman etraflıca çalış, en doğru kaynaklardan araştır, tüm dikkatini vererek düşün taşın, düşündüklerini defalarca gözden geçir, sonra vardığın kanaat ve kararı samimi bir imanla ve pes etmeden uygula!”
“(Ey Resulüm; Sen) O vakit, Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın, şayet kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. O halde onların kusurlarını affet, bağışlanmaları (ve ıslah olmaları) için dua et. (Topluma ve teşkilata ait) İşlerde onlara danış. (Ama) Artık (kesin) kararını verdiğin zaman da, Allah’a güven (ve işe başla). Çünkü Allah, tevekkül edip Kendine sığınanları sevmekte (ve desteklemekte)dir.” (Al-i İmran Suresi: 159. Ayet)
“İnsanlara, hayvanlara, bitkilere, ağaçlara, her şeye ve her halde merhametle davran. Merhametten mahrum olan, bütün hayırlardan da mahrum olur! Unutma ki; etme-bulma dünyasıdır. Herkes ektiğini biçmiş olacak ve elbette ettiğini bulacaktır!.. Kullarının yaptıklarına uygun bir ceza ve karşılık vermek, Allah’ın adaletinin icabıdır!..”
“Hani ‘Her şey üzerime üzerime geliyor’ deyip duruyorsun ya: hiçbir şeyin üzerine geldiği yok. Aslında sen her şeyin üzerinde duruyorsun… Kendini ve sermayeni boşa harcıyorsun!..”
“Ey cahil, gafil ve hain kişi! Özün eğri senin, özün özün… Kimin özü eğri ise; dine de, davaya da, Bize de, kendine de zarardır!”
“Hocam bize anlat, bize öğret, bize gizli-aşikâr tüm gerçekleri göster…” öyle mi? Peki, söyleyeyim: “Öleceksin iki gözümün çiçeği; bundan âlâ, bundan aşikâr bir gerçek var mı? Ve ölümü hatırlayıp, ona hazırlanmaktan daha üstün bilgelik aranır mı? Ölümü ve hesabı unutup, gaflet ve hıyanet yolunu tutup, Dinini ve davasını rüşvet sunup, bu hâl ile ölüp kabre konulanların, zahirde kahraman ve evliya bilinmeleri bir işe yarar mı?”
“Kalk demişiz kalkmamış, yap demişiz yapmamış, oku demişiz okumamış, yan demişiz yanmamışsın… Üstelik kolumuzu-kanadımızı yani en sadık dostlarımızı kırmışsın; bir de kalkmışsın: ‘Hocam, bana sıkı sıkı sarıl, beni dünya ve ahirette bırakma’ diyorsun. Bu kırık kol ve kanatla Biz seni nasıl saralım?”
“Kör cehaletin içinde, gaflet ve meskenet döşeğinde uyuyorsun, seni uyandırmaya çalıştığımız için de Bize kızıyorsun! ‘Yok Hocam, hâşâ, Size nasıl kızarım?’ Peki, yaptığın ne? Başka bir adı varsa sen söyle!”
“Siz davadaki yılgınlık ve yamukluğunuzla, günahlarınız ve kötü huylarınızla Bizi en derinimizden paramparça ederken, Biz hâlâ umutla sizin ahiretiniz ve dünyanız, maddi-manevi mutluluğunuz için çabalıyoruz!”
“Koş dedikçe yavaşlıyorsun kardeş; yolu ve davadaki sorumluluğu gözünde büyütmüşsün. Yolu gözünde büyütenin, yolu elbette yavaşlar!”
“‘Ya Rabbi; Senin affın, kardeşlerimin günahlarından büyüktür. Rabbim; benim tedbirim, Senin takdirinden küçüktür’ diyerek samimi dualarda bulun. Kardeşlerinin hatalarını saymak, seni mukaddes yapmaz!”
“Aklına yaz ve tüm samimiyetinle inan ki; Allah, sadece Kendi rızasını gözeten kulunun kalbini, hayatını ve haysiyetini hiç kimseye ve hiçbir güce talan ettirmez!”
“Yüreğin yorgunsa, bil ki Allah’ın ikramı yakındır!”
“Dılşikeste (gönlü kadere kızgın ve kırık) olan, hasmullah olur! Çünkü Ezeli takdir ve taksime itiraz edenler, aslında bir nevi Allah’a düşmanlık ediyordur!..”
“Niçin defalarca imtihan olunursunuz, niçin defalarca elekten geçmek için savrulursunuz? Ki; altın mısınız, bakır mısınız, teneke parçası mısınız belli olsun!”
“Kapıların, pencerelerin sımsıkı kapalı kalıp, gürültülü düşüncelere dalıp gitmişsin. Sus da; içinden asla çıkamayacağını zannettiğin karanlıklardan aydınlıklara doğru, Allah’ın açacağı kapının sesini dinle!”
“Sessizce ve dünyalık kayıplardan dolayı düştüğün derince endişelerden, ve kalbi tüketen gereksiz hüzünden Allah’a sığınmak lazımdır!”
“İnsansın, hasbel beşer bazen gaflete dalıyorsun ve yanılıyorsun… Elbette kaybettiğini sandığın şeyin, Allah’ın ikramı olduğunu sonradan anlıyorsun!”
“Sonuç olarak; bu dâr-ı dünyada hiçbir canı incitme. Sen kalbini eline alıp, gizli günahlarının ve kirli kurgularının herkes tarafından seyredileceği şekilde, hiç utanmadan dolaşabilir misin, hem de içindekilerden hiç gocunmadan, çekinmeden? Eğer böyle dolaşabilirsen; kazanmışsın demektir!”[1]
Şiir:
ŞEHVETTEN SAKIN!
Verip alan Rabbim, gayrı sebeptir
Sen sinsi dürtüden, gafletten sakın…
Maksuda erdiren, gayret edeptir
Nefisle Şeytanla, halvetten sakın
Hem öfkeden hem de, şehvetten sakın…
Sadık tevbe edip, sözünü tutan
Nefsin dizginleyen, gayzını yutan
Daim huzurdasın, Allah’tan utan
Sakın kibirlenme, satvetten1 sakın
Kalb kiri kibirden, şehvetten sakın…
Şeytani hesaplar, hayaller kurma
Facirler överse, hiç hayra yorma
Münafık söverse, üstünde durma
Fasıkın verdiği, şerbetten sakın
Riyadan gururdan, şehvetten sakın…
Dünya çin Din satan, kahbelik eder
Allah’la aldatan, Bel’amdan beter
Ecel peşindedir, uyan be yeter
Haram haksız kazanç, servetten sakın
İftira yalandan, şehvetten sakın…
Nerde olursanız, Allah beraber
Edepsizlik eden, olur derbeder
Faiz fuhş hoş gören, Hakk’la harb eder
Zalime haine, ülfetten2 sakın
Rehavet rezalet, şehvetten sakın…
Kur’an hükmedilmez, hani şeriat
İslam edebiyat, değil icraat
Pozla palavrayla, çıkmaz inşaat
Riyakârlık için, mürvetten3 sakın
Benlik bencillikten, şehvetten sakın…
Ölmeyecek gibi, dünyaya daldın
Ne cihat ne takva, kendini saldın
Ne meal okudun, ne ibret aldın
Kötülük küfürden, şirretten4 sakın
Hıyanet hakaret, şehvetten sakın…
Dindar kahraman rol, oynar etrafa
Altın renkli bakır, sorun sarrafa
İslam Birliğini, kaldırmış rafa
Haçlı AB için, fetretten5 sakın
Günahtan isyandan, şehvetten sakın…
Cahil makam çıkar, için savrulur
Milli Çözüm Hakkı, söyler savunur
Allah rızasıyla, şükür avunur
Dostuna ahbaba, külfetten6 sakın
Şirkten şekavetten, şehvetten sakın…
Mü’minin gözü de, gönlü de toktur
Haram bakış kalbe, zehirli oktur
Zina gözün rü’yet, görmesi yoktur
Zihni bulandıran, davetten sakın
Şerefin çürüten, şehvetten sakın…
Şeytan tuzağıdır, zina kurgusu
Hayâ kapın deler, hayal burgusu
Çok ağır pornonun, hesap sorgusu
Çirkefle anılan, şöhretten sakın
Ruhunu karartan, şehvetten sakın…
1- Satvet: Kaba kuvvet, saldırgan hareket.
2- Ülfet: Gönül yakınlığı, sevgi bağı.
3- Mürvet: Mertlik, iyilikseverlik, kadirbilirlik.
4- Şirret: Şerlilik, rezillik.
5- Fetret: Uyuşukluk ve zafiyet dönemi, gerilemek.
6- Külfet: Gereksiz zahmet ve sıkıntı vermek.
[1] (Farklı Rüyalardan Öğütler – Fatma Betül Erişkin – 18.12.2021)

Manevi uyarı, ikaz ve tavsiyeler.
Birbibirinden değerli manevi uyarı, ikaz ve tavsiyeler. Herbiri elmas değerinde…
“‘Ya Rabbi; Senin affın, kardeşlerimin günahlarından büyüktür. Rabbim; benim tedbirim, Senin takdirinden küçüktür.” ne güzel bir dua… Bu dua ve şu inanç bizi teslimiyete sevketmektedir;
“Aklına yaz ve tüm samimiyetinle inan ki; Allah, sadece Kendi rızasını gözeten kulunun kalbini, hayatını ve haysiyetini hiç kimseye ve hiçbir güce talan ettirmez!”
Bunca nimetin nankörü etme bizi Ya Rabbi…
O halde (siz yalnız Bana itaat ve ibadet ederek devamlı) Beni zikredin ki; Ben de sizi (rahmetim ve mağfiretimle) zikredeyim. (Nimetim ve faziletimle şereflendireyim.) Bana (sürekli ve samimiyetle) şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Bunca nimete eriştikten sonra ayağımızı kaydırmasın Rabbimiz… Aziz Erbakan Hocamızın maneviyatını ve Ahmet Akgül Üstadızın himayesini üzerimizden eksik etmesin inşaallah…
Allah razı olsun
Elhamdülillah ne kadar güzel öğretiler… Bu güzel cümleleri bizlere rüya aleminde bizzat Erbakan Hocamızdan öğreten ve bu şerefi Milli Çözüm ekibine layık gören Allah’a hamd olsun. Erbakan hocayı tanımamıza vesile olan, her zaman yanımızda olan, her gün yeni bir ilim öğreten sürekli bize umut veren ve olaylara nasıl bakmamız gerektiğini öğreten Ahmet hocamızdan Allah razı olsun
Artık hedefe vardım diyen yanılır, çünkü her yolun sonu yine yoldur!”
Eğer beş para etmez şeyleri dert eder durur, hayatı hem kendine, hem de etrafına dar edersen, değersiz ve dengesiz bir yaşam sürersin. Değersiz işlerde harcanıverirsin… Ve sonunda değersiz bir ölümle de koyar gidersin!”
Sessizce ve dünyalık kayıplardan dolayı düştüğün derince endişelerden, ve kalbi tüketen gereksiz hüzünden Allah’a sığınmak lazımdır!”
Sonuç olarak; bu dâr-ı dünyada hiçbir canı incitme. Sen kalbini eline alıp, gizli günahlarının ve kirli kurgularının herkes tarafından seyredileceği şekilde, hiç utanmadan dolaşabilir misin, hem de içindekilerden hiç gocunmadan, çekinmeden? Eğer böyle dolaşabilirsen; kazanmışsın demektir!”[1]
MANEVİ ÇAĞRI VE UYARI
Cananım can kulağıma, hikmet duyurdun
Bırak nefs-ü hevesini; çengel diyordun!
Şükür manen haber verdin, lütuf buyurdun
Aşıklara olmaz hiçbir, engel diyordun!
Ta gönülden seviyorsan, dostun özlersin
Vuslat için can atarsın, yolun gözlersin
Sarp dağları uçurumlar, aşıp düzlersin
Bahanelere sığınma, Sen gel diyordun!
Haktan taraf olmayanlar, Şeytana hısım
Zalime alkış tutanlar, Rahmana hasım
Hayra hıyanet edene, dinmiyor hırsım
Cihattan mahrum cesetler, heykel diyordun!
CIA – MOSSAD vaizleri, nursuz hayasız
Sütü bozuk dönek ise, aslı mayasız
Dünya için din satanlar, arsız ayarsız
“Cılk yumurta olur mu hiç, pingel” diyordun!
Ne davası, ne atası; derdi ganimet
Haksız kazanç, makam bela; sanma ki nimet
Kuru heves neye yarar, yok ise himmet
Şeytani gayrete simge, pergel diyordun!
Vicdanları körleştiren, hep bu ihtiras
Doyurmaz gözünü artık, Fırat ve Aras
Cennet ve rü’yet mü’mine, en kutlu miras
Yeter ki zalim nefsini, yen gel diyordun!
Hayat geçici bir rüya, bir imtihandır
Dünya hırsı, haram riya; bil intihardır
Kimi hamal, kimi patron; kimisi handır
Gaflet diyarında kalma, dön gel diyordun!
Milli Görüş, Milli Çözüm; Nuh’un Gemisi
İman, ihlas, ihsan, irfan; ruhun debisi
“Ben Muhammed Mehdi; ahir, zaman Nebisi
Allah’a biat sayılan; tek el”[1] diyordun!
Sakın kirletme özünü, eyleme küfran
Ayıp, karartma yüzünü; dönüşür devran
Eğip yamultma sözünü, hep dürüst davran
Sadakatin Burağına, bin gel diyordun!
Lügatçe:
Hısım: Akraba, yakın dost
Hasım: Düşman, rakip
Pingel: Tavukların yumurtlaması için “fol” olarak kümese bırakılan yumurta.
Ukba: Sonsuz Ahiret hayatı
Debi: Sıvı ve gazların basınç ve akışkanlık derecesi
Küfran: Nankörlük, hıyanet
Devran: Dönem, süreç, tarih
Burak: Hz. Peygamberin SAV. Miraçtaki bineği
Zamanımızın Sağlam Rehber Şahsiyetini arayıp bulan tâbi ve taraf olanlara sunulan emsali olmayan dünyevi ve uhrevi nimetler… Rabbimiz kıymetini bilenlerden gayret edenlerden olmamızı lütfeylesin.
Endişesi olmayanın , gayreti ve çabası da olmayacaktır… Örneğin , arabası olan biri , yakıtını endişe edecek, arızalanmasını endişe edecek, vergisini endişe edecek, vizesini endişe edecek, kazayı endişe edecek vs… Arabası olmayanın biri böylesi endişelere sahip olmayacak… Veya okula giden bir öğrencinin , sınav endişesi, dersleri anlama endişesi, hedefini gerçekleştirip gerçekleştirememe endişesi, gibi endişelere sahip olur. Ama okula gitmeyen biri böylesi endişelere sahip olmaz… Aile sahibi olan birisi de ailesinin geçimini sağlama endişesi, çocuklarının eğitimi endişesi, vs… Aile olmayan biri bu endişeleri de yaşamayacaktır.
Aynı bunun gibi Müslüman olan Mü’min olan birisinin de endişeleri olacaktır. Müslümanlığın gereklerini yerine getirebilme endişesi , şeytanın vesveselerine kanmama endişesi, faize yaklaşmama endişesi, zinaya yaklaşmama endişesi, kumara içkiye el sürmeme endişesi, insanlığın saadeti için cihat etme endişesi, gelecek umudunu – yaşama umudunu heyecanını yitirmeme endişesi, Allah’ı memnun edebilme endişesi, gibi endişeler taşıyacaktır… Ama Müslüman olmayan biri bu endişeleri de taşımayacaktır.
Mü’min olmanın, Kur’an’ı Resulullahı ve Ondan olan EMİR SAHİPLERİNİ tanımanın gereği ; Hakkın hatırı Milli Çözüm’e dost bırakmadı belki ama mutlak var olan Dost’un c.c.’nün rızasını – kudretini kazanmak – arkasına almak , Mutlak Dost’un dostlarının dostluğuna nail olmak gibi bir nimeti elde etti Milli Çözüm..! Bundan daha büyük nimet var mıdır ki?!!! Yüce yaratıcıya ve O’nun elçilerine ve günümüzde Aziz Erbakan Hocamıza olan itaatın, sadakatın, yolunu takip etmenin sonucu olarak, haktan taraf olmanın ve batılın her türlüsüne karşı olmanın , O’nsuz (c.c.) bir hayat ve düşünce kurmadan , Allah için sevmekten ve Allah için buğzetmekten daha kıymetli bir amelin olmadığı bilinciyle, her müspet konuda Allah’ın memnun olacağı şeytanın kuduracağı eylemlerde her daim ilklere imza atan gayretleriyle, nimetlerin farkında olan , verilen her nimetin kendi cinsinden şükrünü hakkıyla eda eden Cihad ehli Milli Çözüm’ün Şahs-i Manevisi Üstadımız Ahmet Hocamız’ın inanılmaz gayretleri çabalarıyla İMAN VE UMUT AŞIMIZI vurarak, vicdan ehlinin , sorumluluk ehlinin, şeytanın vesveselerle imanlarımızı umutlarımızı çürütmesini engellemektedir. Umudu çürüyenin ahiretide çürür çünkü… Maddi ve Manevi tahribatların zirveye çıktığı her türlü ahlaksızlığın işlendiği bu devirde, bütün huzursuzlukların mutsuzlukların intiharların depresyonların gündemde olduğu bu dönemlerde , gönüllere şifa – yaralara merhem olma hususunda öncülük ve rehberlik eden, insanlığın saadete ermesi yolunda zamanından rahatından parasından yeri geldi canından bile fedakarlık yaptığına şahit olduğumuz şahit olmayada devam eden Milli Çözüm ve Ahmet Hocamız nezdinde sahip olduğumuz kazandığımız, böylesi hayati buyruklardan daim ders almak alabilmek ümidi ve duasıyla…!
[u][b]A’RAF SURESİ 58. AYET[/b][/u]
(Toprağı ve iklim şartları) Güzel (arazinin ve verimli) belde ve ülkenin bitkisi, Rabbinin izniyle (bereket ve bollukla) çıkar; kötü çorak olan yerlerden ise kavruktan ve yararsız otlardan başkası çıkmaz. İşte Biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklamaktayız. (Yani; hayırlı insanlar verimli topraklar gibidir. Ki orada hoş ve yararlı bitkiler kolaylıkla ve bollukla yetişir. Hayırsız insanlar ise çorak araziye benzer. Dikenlerden ve acı otlardan başka bir şey yetişmez ve üretmez durumdadır.)
KAYNAK: [url]www.mealikerim.com/7/araf/58[/url]
CİHATTAN GERİ DURMAK NEFSİMİZİ TEHLİKEYE ATMAKTIR!..
Cihad Etmek Ya da Nefse Uymak!..
Birçok Hatamız Son Nefese Kadar 7/24 Her An Hayatımızı Kuşatan Cihad (Her Zaman Her Yerde Her Konuda Hakkı Üstün Tutma Hakkı Hakim Kılma) Şuuruna Sahip Olamamaktan Gevşek Davranmaktan Kaynaklanıyor.
Hakla Meşgul Olmazsak Batıl Bizi İşgal Eder!.. Nefsimiz Bizleri Türlü Belalara Sürükler.. Rabbimiz Gafletimizi Erbakan Hocamız ve Ahmet Hocamızın Mesajları İle Hatırlatıyor. Rabbim Bu Uyarılara Uyabilenlerden Kendini Temizleyebilenlerden Kılsın Bizleri (Amin)
“Bazılarınız olan bitene hayret ederek, bazılarınız ise olup biteceklere gayret ederek yaşıyorsunuz. Ve en sonunda mutlu olanlar ve zaferi yaşayanlar ise, hep yüksek ve kutsal gayeleri güdenler ve o yolda sabırla gayret edenlerdir!”
Erbakan Hocamıza ve Ahmet hocamıza tabii olma şerefine nail olduğumuz için Rabbimize sonsuz şükürler olsun Rabbim Ayaklarımızı kaydırmasın Amin
“Aklınıza yazın; ister yüzünüzdeki ister gönlünüzdeki göz, harama baktıkça ve hayâsız hayaller kurguladıkça, Rabbine yönelip rü’yete ulaşamaz… El harama uzandıkça Rabbine uzanamaz, ayak harama koştukça Rabbine varamaz, kalp harama attıkça Rabbinde duramaz!..”
“(Allah) Gözlerin hainliğini (şehvetli ve kötü niyetli seyirlerini) ve kalplerin gizlediği (düşünceleri) elbette bilip durmaktadır. [Not: Cenab-ı Hakk, hem hizmet ve fazilet ehline haset ve hıyanet nazarıyla bakanları; hem de başkasının mahremini veya TV, dergi ve internet ekranlarındaki ahlâksız görüntüleri seyre koyulanları bildiğini hatırlatıp, bizleri iffetli olmaya davet buyurmaktadır.]” (Mü’min Suresi: 19. Ayet)
“Ya Rabbi; duanın hayırlı olanını, sevginin hayırlı olanını, eşin, evladın, dostun, arkadaşın hayırlı olanını; hayırda koşanını… İşin hayırlı olanını, ömrün hayırlı olanını, ve ölümün hayırlı olanını ver!” (Âmin)
“Ya Rabbi; sevginin boşundan ve yapmacığından, işin kesadından, dostun fesadından, şifasız hastalıktan, şükürsüz rızıktan, hayırsız evlattan, cehennem yoldaşı eşten bizleri koru!” (Âmin)
Yarabbi niyetlerimizi temiz tut..
“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İçinizdekini (kurgulayıp nefislerinizde beslediklerinizi) açığa vursanız da, gizli tutsanız da, Allah sizi (niyet ve hedefleriniz doğrultusunda) onunla sorguya (hesaba) çekecektir. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azaplandırır. Allah, her şeye (güç yetiren) Kâdir’dir.” (Bakara Suresi: 284. Ayet)
Bir ömür sapmadan, şaşırmadan, yorulmadan, istikametle yürüyüşün bir sonucu-hediyesidir; Milli Çözümün, Aziz Erbakan Hocamızın manevi eğitimi ile müşerref olması.
“Allah yolunda (yani, milli savunma; halkın huzurunu, onurunu ve namusunu koruma, Hakk ve adaleti hâkim kılma uğrunda çalışıp; düşmanlar ve anarşist saldırganlarla çarpışarak) öldürülen [b](şehit)lere, sakın “ölüler” deyip (gaflete düşmeyin, çünkü) bilakis onlar (gerçek ve yüksek bir hayata geçmiş olarak) diridirler. Velâkin siz bunun farkında ve şuurunda değilsinizdir.[/b]” Bakara 154
[b]Milli Çözüm[/b] olaylara, konulara;
Toplumun bakış açısıyla değil, Siyonizm’in bilinç altına yerleştirdiği kodlarla değil, çıkar-hırs-öfke (cahil ahlakı) ile değil “Kur’an’ın, ilmin, aklın, tarihi tecrübenin, vicdanın” ışığında bakar. Zorda olsa, çıkarına ters de düşse (maldan-makamdan da etse) bu ışığın gösterdiği hakikatten asla vaz geçmemiştir bir ömrü de bu gerçeğe şahitlik etmektedir.
Şayet [b]Milli Çözüm[/b] “Kur’an’ın, ilmin, aklın, tarihi tecrübenin, vicdanın” gösterdiği istikamette yürümemiş olsaydı;
Her kesimin Fetö’ye “Hoca Efendi Hazretleri” deyip el pençe divan durduğu bir dönemde “Feto” deyip ABD kuklasına karşı (en kritik zamanda) eşi benzere ve şiddeti hiçbir kesim tarafından gösterilmemiş mücadeleyi yürütemezdi.
Çözüm Süreci ve Ergenekon’un gündem olduğu dönemde “PKK’dan beter-tüm kötülüklerin başı TSK” gösterilmeye çalışılırken ve bu algının sonucunda askerimiz neredeyse üniformasıyla çarşıda gezemezken Siyonizm’in Ordumuza son (sözde) öldürücü darbeyi vurma sürecindeyken “Peygamber efendimizin övgüsüne mazhar olmuş Kahraman Ordumuzu” savunamazdı.
[b]Aziz Erbakan Hocamızı[/b] sinsice hançerlemek (SP’yi ele geçirip AKP istikametinde Siyonizm’e köle etmek Numan, Durdduyan…) oyunlarını sezemez ve sadık Milli Görüşçüleri bu tehlikelerden koruyamazdı.
[b]Aziz Erbakan Hocamızın ve projelerinin [/b]insanlığın kurtuluşu olduğunu fark edemez ve bugün çanla başla bu hakikatin hakim olması için ilk günkü heyecan, aşk ve imanla çalışamazdı.
[b]Milli Çözümü ve Üstad Ahmet Akgül Hocamızı takip edenler bu örneklerin sayısız oluğunu çok iyi bilirler.[/b]
Evet bu örneklerden birin de veya ikisin de isabet edenler olmuş olabilir fakat her bir konuda tam isabetle haklı mücadeleyi sürdüren [b]Aziz Erbakan Hocamızın en Sadık Bilge Talebesi Üstad Ahmet Akgül Hocamızdan başkası değildi. [/b]
“Kur’an, akıl, vicdan…” gözü ile bakıldığında; Hakkın hakim olması için çalışan [b]“Aziz Erbakan Hocamızı, HAKKI”[/b] hiç şaşmadan bir ömür boyu savunan [b]Milli Çözüme-Üstad Ahmet Akgül Hocamıza[/b]; Nasipli kullar eliyle böylesine manevi ikramların ikram edilmesi [b]Üstad Ahmet Akgül Hocamızın Milli Çözümün haklılığının kutlu bir nişanesi-hediyesiydi. [/b]
HOCALARIN HOCASI AZİZ HOCAM!
” Her insan bir Ordudur” dediniz Aziz Hocam !
Bizlere örnek oldunuz !yetiştirdîniz heran!
Zalimin karşısında hep dim dik dururdunuz!
Yaşarken de varlığın huzur verdi Ümmete!
Vefatından sonra bile insanlara huzurdunuz!
Seni anmak bize büyük lütuf, şereftir…
İnsanlığa bu hizmet ne büyük bir ecirdir!
Sizden sonra siyona tapan aciz ,hainler…
Düşünmedi Allah ‘a nasıl hesap verirler…
Hakka ve Hayra; Ancak Kur’an’ın ve Resulüllah’ın Emrettiği ve Erbakan Hocamızın Öğrettiği Yol ve Yöntemle Ulaşılır!
(Çünkü) Onlar, (dünyada hidayetle) sözün en güzeline (Kur’an ayetlerine, Hz. Peygamberin hadislerine ve hakikat ehlinin hikmetlerine) iletilmişlerdir ve övülen doğru yola eriştirilmişlerdir. ( 22-24 )
GAFLETTEN UYAN, GERÇEĞE YÖNEL
Bak bu meaajlar, hakikatin kendisi
Uyan kazanır, uymayan kandırır kendini
Doyumsuz insanoğlu, halbuki dünya fani
Bir metre bezden başka, ne götürürki..
Ahmet Hocaya, niye karşı olur insan
Bak hep anlatıyor, gerçekleri Kur’an’dan
İlmin anahtarına ulaş, seksen küsür kitaptan
Artık kurtul, gafletten ve zelil yaşamaktan..
Milli Çözüm erleri, olaylara Ercebakar
Hakkın hakimiyeti için, çalışır çabalar
Adil Düzen kurulacak, güne gün katar
Şubat yakın, geliyor inşallah bahar..
Tüm vücudunu sarmış Harun’un, zafer şarkısı
Hep birlikte okusun sadıklar, mehter marşını
Kutlu dönem çok yakın, kurulsun davul halayı
Milli Çözümle kuralım, yeni bir Dünyayı..
SANA SIĞINDIK!..
YARABBİ SANA SIĞINDIK…
AMİN…
Allah Sana Yâr İse, Kim Sana Dünyayı Dar Edebilir?
“Aklına yaz ve tüm samimiyetinle inan ki; Allah, sadece Kendi rızasını gözeten kulunun kalbini, hayatını ve haysiyetini hiç kimseye ve hiçbir güce talan ettirmez!”
HAKİKATİ BULMAK İSTEYENLERE EN GÜZEL VE EN HAYIRLI YOL!.
Her biri altın değerinde; ışık saçan, kalplere iman aşılayan, gönülleri ferahlatan, hata, yanlış ve günahlardan tevbe edip uzaklaşılmasına vesile olan, yolumuzu, yönümüzü ve istikametinizi bulmamızda çok önemli mesajlar içeren, önemli ve manevi uyarılar ve hayati buyruklar. Hakikati bulmak isteyenler için belkide en önemli fırsat olmuştur bu uyarılar. Tabiki okuyup anlayıp gereğini yerine getirenler için.