YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
696048c85b782
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 1 6 3
Bugün : 6118
Dün : 46907
Bu ay : 360290
Geçen ay : 1389457
Toplam : 47438561
IP'niz : 216.73.216.168

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

SP’li Kardeşlerimizin Dikkatine!

Oğuzhan Asiltürk ve Ekibinin

Kasıtlı ve Hesaplı Dava Tahribatını Hâlâ Anlamayanlar;

YA “PEK SAF”TI VEYA “Bİ-İNSAF”TI!

        

Bismillahirrahmanirrahîm.

“Böylece helak olacak kişi apaçık bir delilden sonra (‘bilmedim, ikaz edilmedim’ gibi bir mazerete sığınma imkânı kalmadan) belaya ve cezaya uğrasındı; (manevi olarak ve karakter bakımından) diri kalacak (dünya ve ahirette izzet ve saadete ulaşacak) kişi de, yine apaçık bir delil ve bilgiyle hayatta kalıp (huzura ulaşsındı). Şüphesiz Allah, gerçekten İşitendir, Bilendir.” (Enfal: 42)

Bundan birkaç ay önce, Genel Merkezden görevli ve yetkili olduklarını söyleyen bazı kişiler, “yeni bir İl Başkanı ve yönetim elemanları oluşturmak” üzere Elazığ’a gitmişlerdi. Yıllardır en zor ve sıkıntılı şartlarda ve herkesin bu yükün altına girmekten kaçındığı bir ortamda, dava sorumluluğunun gerektirdiği bir gayret ve özveriyle ve bir avuç sadık ve sağlam ekibiyle İl Başkanlığını yürüten Sn. İbrahim Hacıbekiroğlu’na maalesef haber bile vermeden bu araştırmalarını yürütmüşlerdi. Ne vefa ve vicdan duygusuna, ne dava ve teşkilat şuuruna asla uygun bulunmayan bu talihsiz girişimlerden haberdar olan İbrahim Hacıbekiroğlu, haliyle üzülmüş ve gücenmişlerdi. Oysa kendisine iletilmiş olsaydı bu tür değişim çabalarına gönüllü destek verecek birisiydi. Bu nahoş gelişmeler üzerine, bize telefonda: SP İl Başkanlığı görevini hemen bırakacağını söylemesi üzerine, kendilerine “manevi mes’uliyet ve dava hassasiyeti bakımından, resmen görevden alınmadıkça, İl Başkanlığını yürütmesi, sonrasında da yeni Başkana her türlü desteği vermesi” gerektiğini hatırlatmıştık, kendileri de olgunluk gösterip bunu kabul etmişlerdi.

Elazığ SP İl Başkanlığına atanan Abdullah Akın Bey ise; hem çok iyi bir eğitim almış, üstelik yeni icatlara imza atmış, MGV-AGD saflarında Milli Görüş davasına hizmetlerini hiç aksatmamış, hem yüksek kabiliyetli hem örnek karakterli bir kardeşimizdi. Bizleri arayıp istişare ettiklerinde ise kendisine, hem önceki ağabeylerinin bilgi ve birikimlerinden yararlanmasını ve onlara saygılı davranmasını, hem de elimizden gelen her türlü desteği sağlayacağımızı iletmiştik.

Ancak birdenbire sözde SP YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün, İbrahim Bey’le bir telefon görüşmesinde: “SP Genel Merkezine sızmış bazı ekiplerin partiyi ele geçirip Erbakan’ın çizgisinden uzaklaştırmaya çalıştıklarını ve bu nedenle SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun atadığı yeni İl Başkanlığının geçersiz sayıldığını ve önceki Başkan Sn. İbrahim Hacıbekiroğlu’nun Kongreye hazırlanıp yeniden aday olmasını onayladığını…” bildirdiği haberleri işitilince herkes şaşırıvermişti!..

• Yahu, SP Genel Merkezi iki başlı ve birbirinden alâkasız bir teşkilat mıydı?

• Oğuzhan Asiltürk’le Temel Karamollaoğlu böylesine önemli kararlarda bile hiç istişare yapmazlar mıydı?

• Parti içinde gerçekten bir iktidar kavgası ve kutuplaşması mı yaşanmaktaydı; yoksa bu numara altında, Erbakan Hocasına ve Hak davasına sadık insanlar birbirleriyle kapıştırılıp saf dışı bırakılmaya mı çalışılmaktaydı?

Onun için tekrar söylüyoruz ki: Oğuzhan Asiltürk ve ekibinin bu kasıtlı ve hesaplı tahribatlarını hâlâ anlamayanlar ve karşı çıkmayanlar; ya “pek saf” insanlardı, ya da “bi-insaf”lardı!.. Yahu, zerre vicdanı ve izanı olan herhangi bir insan; nasıl olur da kendi seçtirdiği Genel Başkanın atadığı ekibe karşı, eski yönetimi kışkırtmaya kalkışırdı?

Bu talihsiz girişim ve gelişmeler üzerine herhalde hırs ve heyecana kapılan Sn. İbrahim Hacıbekiroğlu, sosyal medya üzerinden: “Elazığ İl Kongresinde söz Hasan Bitmez’in Sinan Akılot’un değil, delegenin olacaktır. Allah’ın izniyle.” sözlerini sarf etmişti. Ardından yine Sn. İbrahim Hacıbekiroğlu: “Saadet Partisi temel esasında hiç kimse kendisi için çalışmaz. Herkes kardeşi için çalışır. Menfaati öldürmenin yolu budur. Ama bu kardeşliği kendi çıkar hesapları için bozan bazı mahfiller aramıza sızmış. Bunlara dikkat edelim selam ve dua ile.” şeklinde üzüntülerini belirtmişti. İbrahim Bey’in bu tviti açıkça “önümüzdeki kongrede ben de aday olup ikinci liste çıkaracağım” demekten başka hangi manaya gelirdi?

Yine bu konuyla ilgili “zubeydekamalak” imzasıyla: “Ozi bitmez takımı partiyi AKP’leştirmek için Temel Bey’i değiştirip düşük profilli bir öğretmen eskisini Gnl Bşkn yapacakmış… Haydi vebale haydi günaha haydi cehenneme… Parti’nin her yerine metastas yapanlar, şimdi de Gnl Bşknlığını saf dışı ederek çarka girecek… Ama Allah, züntigamdır…” diyerek bu talihsiz gelişmelere tepki göstermişti. Ve tabi alâkasız ve yakışıksız laflar da etmişti. Bu paylaşımdaki “OZİ”nin “O”su herhalde Oğuzhan Asiltürk idi.

Evet, Oğuzhan Asiltürk ve Ekibi mevcut zor şartlar ve kısıtlı imkânlarla, bölgede en verimli hizmetleri yürütme gayretindeki SP Elazığ İl Teşkilatı’nı birbirine düşürmekten ve Kongreye iki ayrı listeyle gidip hizmet muhabbetini, rekabet nefretine dönüştürmekten çekinmemişlerdi.

Ve maalesef, Oğuzhan Asiltürk’ün gerçek niyetini ve gizli-kirli mahiyetini hâlâ sezemeyen veya görmek istemeyen kardeşlerimize şu samimi tavsiyelerimizi iletmek, dava kaygumuzun ve hesap kuşkumuzun bir gereği idi ve bundan sonraki tüm sorumluluk kendilerine aitti.

Artık, yıllarca büyük bir feragat ve fedakârlıkla SP Elazığ İl Başkanlığını yürüten İbrahim Hacıbekiroğlu Kardeşimize düşen: “Elazığ gibi, Aziz Erbakan Hocamızın “Hünkâr Mahfilimiz” buyurdukları bir yerde, elde kalan bir avuç sadık ve sağlam SP’li kardeşlerimizin, İl Kongresine iki ayrı listeyle ve nefsani rekabet hissiyle gitmesine ve birbirlerini üzmesine vicdanımız asla razı değildir. Bu nedenle Abdullah Akın Bey kardeşimize her türlü desteği vererek daha yararlı ve başarılı noktalara ulaşmak ortak hedefimizdir!..” diyecek olgunluğu göstermesidir.

Yeni göreve atanan Abdullah Akın kardeşimizin ise: “Böylesine kritik bir süreçte Oğuzhan Asiltürk ve Temel Karamollaoğlu çekişmesine alet edilerek; Elazığ SP İl Kongresine iki ayrı liste ile gidilmesi hem inancımıza ve vicdanımıza hem de dava duyarlılığımıza terstir. Bu nedenle yıllar boyu davamızı sırtlamış ve bugünlere taşımış olan Değerli Büyüğümüz İbrahim Hacıbekiroğlu ve ekibinin listesinde ve birlikte görev almak şerefimizdir.” diyerek ve kendi aralarında istişareyle uzlaşıp tüm sadakat ehlini sevindirerek tek liste halinde kongreye gitmektir. Böylece Oğuzhan Asiltürk ve ekibinin Elazığ’ı karıştırma ve kışkırtma hesaplarını bozuvermektir.

Bu konu sosyal medyaya yansımamış ve maalesef dışarı taşmamış olsaydı, biz de bu şekilde gündeme taşımayıp özel görüşmelerle kanaatlerimizi belirtmeyi tercih ederdik. Ama durum böyle davranmayı gerektirmiştir. Artık herkes dava onuruna ve vicdani sorumluluğuna göre bir tavır göstermelidir. Dava mesuliyeti ve iman ferasetiyle yaptığımız bu uyarıların neticesinde; sevindirici bir netice olarak İbrahim Bey’in bizi arayıp aday olmayacağını haber vermesi olumlu ve sorumlu bir hareketti. Çok şükür ki Milli Çözüm Dergisi yine hayırlı bir neticeye hizmet etmişti. Bu konuyla ilgili daha derin ve geniş bilgileri önümüzdeki sayılarımızda aktarmaya ve gerçeklere ayna tutmaya inşallah devam edeceğiz.

Bismillahirrahmanirrahîm.

“Böylece helak olacak kişi apaçık bir delilden sonra (‘bilmedim, ikaz edilmedim’ gibi bir mazerete sığınma imkânı kalmadan) belaya ve cezaya uğrasındı; (manevi olarak ve karakter bakımından) diri kalacak (dünya ve ahirette izzet ve saadete ulaşacak) kişi de, yine apaçık bir delil ve bilgiyle hayatta kalıp (huzura ulaşsındı). Şüphesiz Allah, gerçekten İşitendir, Bilendir.” (Enfal: 42)

        

Sadık ve sağlam Milli Görüş erlerine hürmet ve muhabbetlerimizle.

MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Milli Çözüm Dergisi

Milli Çözüm Dergisi

Subscribe
Bildir
27 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İKİSİNDENDE BIR HALT OLMAZ
Durum patlak verince her ikisininde tepkisini ölçüp takip ettim. Hal, hareket ve daavranışları gösterdiki ikisindende bir halt olmaz

TERS
Bıktık artık bu Oğuzhan Asiltürk ve gibilerinin oyunlarından demek geliyor içimden amma, Adetullaha ters, neden çünkü şeytan ve avanesi kıyamete kadar uşaklıklarını yapacak şeytana, İnanmış iman etmişlerde bu uşakların oyunlarını boza boza devam edecek kıyamete kadar. Vesselam.

AYIP AYIP
Elazığ’da ikamet eden birisi olarak diyebilirimki, gerek İbrahim bey, gerekse Abdullah bey gerekki bu oyuna gelmeye. Gelirlerse büyük ayıp ederler

Mili Çözüm=Feraset
İnşaallah bunca yıl dava samimiyetiyle hareket eden kardeşlerimiz Milli Çözüm’ün uyarılarını dikkate alırlar, böylece hem artık davamızı bölmek parçalamak istedikleri ayan beyan ortaya çıkan malum ekibin oyununu bozarlar hem de yıllardır saf ve temiz bir niyetle yapmış oldukları hizmetleri boşa çıkarmazlar. Milli Çözüm’den Allah (c.c.) razı olsun. Davamızın içine çöreklenmiş bu sinsi ekibin oyunlarını önceden sezip Milli Görüş davasının saf ve samimi müntesiplerini uyarıyor, böylece saf ve samimi dava ehlinin ahiretini tehlikeye atacak şeytani tuzakları boşa çıkartıyor.

HAK DAVA
Muhterem Ahmet AKGÜL hocamızın dedigi gibi hainler hak davanın içinde olur. GÖRENEDİR, GÖRENE … KÖRE NEDİR,KÖRE NE ?

Ne olurdu bir kerede Yahudi’nin oyunu suya düşmeden(deşifre olmadan) önce Milli Çözüm anlasaydık!
Bazen yapılan tespitleri anlamasak veya sindireme sekte, zaman Üstad Ahmet Akgül Hocamızın o yaptığı tespitlerin ne kadar yerinde olduğunu defalarca ispat etti bizlere.
Malum Numan, Hocamıza hainlik ederek Erbakan Hocamızın elinden SP’yi almak ve akabinde AKP’ye (Siyonizm’e) yamamak için hince ve profesyonelce girişimlerde bulundu. Tüm basının ve yalaka yazarları tarafından tam gaz desteklenen Numan’ın niçin bu desteği gördüğü ve arkasında hangi güçlerin olduğu bugün daha net anlaşılıyordu. O gün bu hainliklere karşı en gür-tek seda Üstad Ahmet Akgül’den geldiği için SP’nin topluma açık programlarına bile Milli Çözüm camiası polis eliyle program binasına katılmadı. Aman Siyonizm’in, has Numan eniği eliyle yaptığı projeye bir zeval gelir diye.
Düşünmeden hareket eden camia mensuplarının nasıl bir hainliğe alet edilmeye çalışıldığı, bu duruma karşı çıkan ferasetli dava erlerine karşı camiayı bırakın devletin mekanizmalarını bile harekete geçirecek güçte oldukları görüyoruz. Siyonizm, camiamızdaki işbirlikçileri eliyle oynadığı oyunları, deşifre edip oyunlarını bozduğu için Üstad Ahmet Akgül Hocamızın başına getirmediği belayı bırakmadı. (Ergenekon, yalnızlaştırma, sayısız dava vs.) Fakat yeryüzünün en büyük güçlerine karşı yapılan bu savaşta tek başına olan Üstad Ahmet Akgül ve bir avuç sadıkları Aziz Erbakan Hocamızın desteği ve haklı olmanın gücüyle hep kazanan oldular Allah’ın izniyle. Bu şeref izzet ne büyük şeref ve izzettir Hamdolsun. Siyonizm’in palanının bir parçası olanlar ve oyuna alet olduğu halde tövbe ve bir özür dilemek nasip olmamış ve olmayacaklara ise bu ne büyük bir zillettir. Bu cezada onlara yetmez mi?
Sayısız örnek vermek mümkün.
Bu durumda akıl şunu gerektirmez mi?
Sayısız konuda haklı çıkan Üstad Ahmet Akgül’ü bu gün bir konuda anlayamıyorsak, “bu kusur bendendir” deyip, anlatılanı samimiyetle tekrar tekrar anlamaya çalışmalıyız.

HER İKİ TARAFADA UYARI VE TAVSİYELER!
Öncelikle hem Milli Görüş camiası, hem Akp tarafı, hemde Yeniden Refah kanadı ve sağcı solcu her kesimin bilmesi gereken bir gerçek var. Oda, Milli Çözüm kimsenin keyfine, nefsani duygularına ve isteklerine, beklentilerine ve tarafgirliklerine göre hareket etmez ve gerçekleri olduğundan farklı göstererek yazmaz. Bir kaç gündür her kesimden farklı telden nota sesleri gelmeye başladı. Bazıları, “Efendim, keşke şu şahıs hakkında şu şekilde ifadelere yer verseydiniz!..” Birileride, “Şu şahısla ilgili keşke olumlu olumsuz ifadeler kullanılmasaydı da, birileri bunu farklı yönden fırsata çevirmeselerdi!?..” gibi yaklaşımlarla yanlışa daha büyük hatalar yumağıyla yaklaşmaya yeltenenlerin olduğunu farkedince hem üzüldük, hemde halâ daha particilik oynama hevesi ve havası içerisinde olunduğunu görünce, bu kadar gaflet içinde olunmasınada “pes” artık diyor insan. Yazı dikkatlice okununca görülecekki, Oğuzhan Asiltürk’ün doğunun kalesi, Hünkar Mahfili Elazığ teşkilatlarını ve sadık dava adamlarını biribirine kırdırma ve genelde parti başta olmak üzere Milkolara kilit vurup, Siyonizmin hedefine ulaşması yönündeki bu şeytani planlarına dur demek ve artık bu soysuz tavırları bitirmek için birlik ve beraberlik içerisinde hareket edilmesi, eski il başkanının yeni il başkanına destek vermesi ve tüm teşkilat mensuplarının bu sinsi oyuna gelmeden, dikkatle ve imanımızın ve vijdanımızın gerektirdiği şekilde aklıselimle hareket etmemiz vurgulanıyor. Evet, Milli Çözüm herzaman olduğu gibi bugünde gerçekleri eğip bükmeden, cesaretle ve inançla birkez daha ortaya koydu ve uyarı görevini yerine getirdi. Şimdi sıra tüm teşkilat mensuplarında, dava erlerinde ve hem eski hemde yeni il başkanında. İmtihan devam ediyor. Ya herkes nefsine uyup, nafsani hareket edip kaybedecek. Yada şuurla, aklıselim ve olgun bir tavırla hareket edip, tüm oyunları bozacak ve kazananlar arasında yer alacaklar. Bizden söylemesi!..

Münafık dışarda değil içerde olur!..
Münafık dışarda değil içerde olur!..
Milli Görüş, ortaya çıktığı günden buyana başta ülkemizin ve dünya insanlığının huzur ve saadeti için hiçbir ülke ve devletin yapmadığı veya yapamadığı hizmetlere imza atmıştır. Bu hizmetler neymiş diyenler Devletimizin arşivlerine bakmaları yeterli olacaktır. Buradan hareketle Milli Görüş hareketini bir parti olarak değerlendirenler ne demek istediğimizi net olarak anlamaları mümkün olmayabilir. Dolayısıyla Milli Görüş ülkemizin ve mazlum mağdur tüm insanlığın gerçek sahibi ve gerçek kurtarıcılarıdır. Makalemize şöyle dolaylı diyebileceğimiz açıdan daha evvel Milli Çözüm Dergisinde yayınlanmış şu kaleme alınmış yazıyı tensiplerinize sunmak isterim:

Bugün İstiklal Savaşı Öncesi Şartlarla
AYNI KONUMDAYIZ!…

Atatürk Samsun’a çıktığı günlerde, ülkenin durumunu, meşhur “Nutuk”un ilk konusu olarak, şöyle özetlemektedir:
•· Her tarafta ecnebi zabit ve memurları ve hususi adamları faaliyet yapıyor. (Ülkenin dört bucağında yabancı subaylar ve gizli ajanlar ve onların ayarttıkları yerli adamları halkı kışkırtma ve ülkeyi parçalama gayreti gösteriyor)
Bundan başka memleketin her tarafında Hrıstiyan unsurlar gizli ve açık olarak, kendi özel amaçları (Anadolu Hrıstiyan Ekümenesini kurmaları) yolunda, devletimizin bir an evvel yıkılması için çalışıyor!..
İstanbul Fener Rum Patrikhanesinin kurdurduğu Mavri Mira Heyeti bütün vilayetlerde çeteler kuruyor, propaganda yapıyor, mitingler düzenliyor!..
Ermeni Patriği Zaven Efendi, Mavri Mira ile hemfikir olarak birlikte çalışıyor!..
Başta Trabzon ve Samsun, bütün Karadeniz sahillerinde Pontus Rum Cemiyeti, kolaylıkla ve başarıyla, maalesef hızla hedefine yaklaşıyor! (Nutuk.C.1.Sh:2)
Ve yine:
Kürt Teali Cemiyeti, ayrı bir Kürdistan Devleti kurmak için özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde ve yabancıların himayesinde fesatlık faaliyetlerini sürdürüyor!
Bugünkü PKK ve HADEP gibi..
Devletin en yetkili ve rütbeli kadrolarının da içinde bulunduğu bir grup “İngiliz Muhipler Cemiyetini” kurmuş, İngiliz himayesinde kurtuluş arıyor!..
Bugünkü AB’ciler gibi…
Sözde aydın geçinen önemli başka bir elit tabaka, Amerikan Mandacılığına sığınıp, kendilerini ve geleceklerini garantiye almayı düşünüyor.
Bugünkü NATO’cular ve IMF’ciler gibi…
Yunanlılar İngilizler desteğinde (ve sabataist dönmelerle gizli iş birliği içinde) İzmir’e asker çıkarıp bütün Ege’yi işgale hazırlanıyor
Bugün ABD’nin Büyük İsrail hesabına Kıbrıs ve İzmir’i NATO üssü yapmaya çalıştığı gibi…(Nutuk.C.1.Sh:6-7)
Ama bunlara karşı:
Merkezi Elaziz ve Erzurum’da bulunan “Doğu Vilayetlerinin Haklarını Koruma Cemiyeti” kurulup hem Ermenilerin Doğu Anadolu’yu işgaline engel olmak hem de tüm ülkenin selametine çalışmak ve farklı kökenden bütün Müslümanların milli ve manevi değerlerini korumak için örgütleniyor! (Bak.Nutuk C.1.Sh:2, 4, 5)
Ve yine Trakya Paşeli Cemiyeti, Batı Trakya’yı da katıp, bölgede bağımsız bir İslam-Türk varlığını sürdürme ve gerekirse İngiltere ve Fransa’dan bu konuda yardım isteme peşinde koşuyor. (Nutuk.C.1. Sh:3)

[b]Evet, bugün de, durum aynıdır ve ülkemiz dört yandan kuşatılmıştır. Yeni bir Kuvayı Milliye devrimine acilen ihtiyaç vardır.
[/b]

Uyanın artık
Siyonizmin 40 yılda süzülmüş sayıca az ama özgül ağırlığı yüksek sadık Milli Görüşçüleri etkisiz hale getirme planının artık görülmesi şarttır. Bu işi büyük münafıklar eliyle yapıyor. Milli Çözüm ümmeti yıllardır uyarıyor. İnşallah fark ederler artık.
SUSANLAR KUSANDAN ALÇAK
Bir mü’mine, iftiraya

Susanlar, kusandan alçak!

Her hileye, entrikaya

Susanlar, kusandan alçak!

Tek Allah’a biat eden

Malla canla, cihat eden

Kutlu Zat’a, isnat eden

Susanlar, kusandan alçak!

“Hırsız” diyen, Hocasına

Lanet karı, kocasına

Kül atılmış, goncasına

Susanlar, kusandan alçak!

Vicdan sönmüş, yok gayreti

Ne tepkisi, ne hayreti

“Dilsiz Şeytan”, çok iğreti

Susanlar, kusandan alçak!

Hoca gibi şahsiyeti

Tan edenin, pis niyeti

Yok bunların, haysiyeti

Susanlar, kusandan alçak!

Unutma, fani cihandır

Hakkı tutan, şeref Han’dır

Elbet hayat, imtihandır

Susanlar, kusandan alçak!

İslam, Allah yapısıdır

Saadet, Hak kapısıdır

Münafıklar, kir pasıdır

Susanlar, kusandan alçak!

Milli Görüş, Hak’ka ricat

Dik durmayan, bulmaz necat

Ey vefakâr, ehli cihat

Susanlar, kusandan alçak!

Kalbi kara, AK sanıyor

Adı HAS ya, pak sanıyor

Cahil onu, HAK sanıyor

Susanlar, kusandan alçak!

Haydi diril, doğrul artık

Dost uğrunda, yoğrul artık

Hainlerden, kurtul artık

Susanlar, kusandan alçak!

Ne zaman akıllanacağız
Partinin içinde halen her türlü özveriyle çalışan tertemiz kardeşlerimizinde artık bu fitne şebekesini görüp bir an önce kendilerine çeki düzen vermesi zamanı gelmedimi milli çözüm dergisinin defalarca yazıp uyardığı halde halen bunların arkasından gitmek ayrıyeten sosyal medyaya yansıyan bu olaylar karşısında artık sesini yükseltememek ve hiç bir tavır koymamakda çok büyük bir vebaldirki Ahmet hocamızın paylaştığı bu ayette apaçık bunu anlatılıyor.

Bismillahirrahmanirrahîm.

“Böylece helak olacak kişi apaçık bir delilden sonra (“bilmedim, ikaz edilmedim” gibi bir mazerete sığınma imkânı kalmadan) belaya ve cezaya uğrasındı; (manevi olarak ve karakter bakımından) diri kalacak (dünya ve ahirette izzet ve saadete ulaşacak) kişi de, yine apaçık bir delil ve bilgiyle hayatta kalıp (huzura ulaşsındı). Şüphesiz Allah, gerçekten İşitendir, Bilendir.” (Enfal: 42)

Zafer çok ama çok yakındır inşaAllah
Hiç bir endişeye mahal yok. Kader hükmünü icra edecektir inşaAllah. Rabbim her türlü sebebi yaratarak kendi taraftarlarını zafere ulaştıracaktır inşaAllah

Plan
Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.

DAVA ONURUNUN VE VİCDANİ SORUMLULUĞUN GEREKTİRDİĞİ TAVIR GÖSTEREBİLMEK!
Saadet Partisi’nde pusu kurup kasıtlı ve hesaplı dava tahribatı yapanları Milli Çözüm belgeleriyle ortaya koymakta, bu konuda Milli Görüşçüleri uyarmakta ve sinsi hainlerin karıştırma ve kışkırtma hesaplarını bozuvermektir.
Artık herkes dava onuruna ve vicdani sorumluluğuna göre bir tavır göstermelidir.
Dinini ve davasını dünyalarına araç yapanlar, dava onurunun ve vicdani sorumluluğun gerektirdiği bir tavrı zaten gösteremezler!
Saadet Partisi’nde kasıtlı ve hesaplı tahribat yapanları sürekli görmezden gelip, Milli Çözüm uyardı diye sataşanlara hatırlatma:
Bismillahirrahmanirrahîm.
“(Şeytan) Dedi ki: “Madem öyle, (Hz. Adem’e secde etmek gibi nefsime ağır gelen bir imtihana tâbi tutmakla) beni azdırmana karşılık; ben de onları (Ademoğullarını) saptırmak için Senin (İslamiyet ve) istikamet yolunun üzerinde oturup tuzak kuracağım. (Her dönemdeki en haklı ve hayırlı davanın ortasında pusu kurup duracağım).”
“Sonra; ön taraflarından, arkalarından, sağlarından ve sollarından muhakkak (kullarına) sokulup saptıracağım. Ki onların çoğunu (dinin ve nimetlerin sayesinde eriştikleri lezzet ve faziletlere) şükredici bulmayacaksın. (Çünkü onlara nankörlük ve hıyanet yaptıracağım!?)” (A’raf Suresi, 16-17)
“Böylece bütün Nebilere (ve Hakk dava elçilerine), insan ve cinn şeytanlarından düşmanlar kıldık. Onlar birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler fısıldaşırlar. (Hakka davetçilerin yakın çevresindeki bazı şeytani ekipler, sanki birbirlerine güveniyormuş tavrıyla sahte iltifatlar yağdırırlar.) Rabbin dileseydi (izin vermeseydi, elbette) bunu yapamazlardı. Öyleyse onları (Hakk davaya sızmış insan suretli şeytanları) yalan olarak uydurmakta oldukları iftiralarıyla baş başa bırak. (Seyret ki sonları nasıl olacaktır!)”
“Ta ki ahirete inanmayanların (dini ve davayı bile dünyalarına araç yapanların) kalpleri ona (marazlı münafıklara) meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve saptırıcı iddia ve iftiralardan) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını (suçlarını ve sorumluluklarını) yüklenedursunlar (diye Allah C.C. bu fırsatı onlara tanır).” (En’am Suresi 112-112)

“-Ey yürekleri dağlar kadar büyük ve azimleri kayalar kadar sağlam Millî Görüşçüler, Saadet Partililer! Ne olursa olsun, gelecekten asla ümit kesilmeyecektir. Tarihe bakın, inancınıza sarılın. Zulüm ebedî olmaz. Kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır.”
“DURMUŞ DURDUYAN ” KİMDİR?

Geçmişi karmaşıktır, Pakradun Ermenidir
Milli Görüş’e lider, olmuş Durmuş Durduyan!
Aslını gizleyerek, asil bir Türk geçinir
Sadıklara bir kinle, dolmuş Durmuş Durduyan!

Erbakan katlanmıştı, nice yıllar kendiye
Hizmetlerine resmen, fırsat verilsin diye
Büyük devrimlerine, bunca taviz hediye
Davada siyonizme, kolmuş Durmuş Durduyan!

Bütün fesatlıkları, tertipleyen kişidir
Ayet hadis ezberler nifak Onun işidir
Bir şebeke kurmuş ki, her fısıltı işitir.
Makam menfaat için, yolmuş Durmuş Durduyan!

Erbakan çizgisini, çürütmektir gayreti
Partiyi tarikata, çevirmektir niyeti
Dirilin be kardeşler, tanıyın bu tiyneti.
Nursuz yüzü sararmış, solmuş Durmuş Durduyan!

Zihniyeti Kabalist, zahirde Hanefidir
Milli Çözümden ürker, en büyük hedefidir.
Muttaki rolü oynar, Şeytanlık kenefidir
Millet tükendi sanır, bolmuş Durmuş Durduyan!

İsa’ya hain olan, Havariye benziyor
Kalbi çirkef kuyusu, o dışını beziyor
Yağcıları kollayıp, sadıkları eziyor
Vallahi belasını, bulmuş Durmuş Durduyan!

Ölçü tutsak şaşmayız, Kur’anın mastarını
Sultan Baba[1] gösterdi, bunların astarını
Artık anlayın dostlar, Münafık starını
Hakka değil Şeytana, kulmuş Durmuş Durduyan!

Dokuz yüz altmış dokuz da, mahkeme kararıyla
İsmini değiştirdi, dönmelik damarıyla
Son bulur sahtekarlık, sadıklar şamarıyla
Bu ülkede hem sağmış, solmuş Durmuş Durduyan!

Bak: Durmuş Durduyan. Fabrika dergisi Zeynelabidin Kızılyaprak, Ocak 2004 Bir Kürdün Komploculuk denemesi,

Bak: Tevfik Taş, http://www.evrensel.net, 23.01.2007 Kirve Hırant
[1] Sultan Baba. 1991 yılında vefat eden büyük veli İhsan Tamgüney Hoca efendi

Hidayetimiz kararmadan
Bir Milli Görüşçü olarak Hak dava mensuplarını, bir avuç kalan sadakat ehlini milli-dini bir sorumlulukla uyarma, itidale çağırma görevini her fırsatta yerine getiren Milli Çözüm Dergisi’ne teşekkürü bir borç biliyorum.

Artık anlaşılmalıdır ki Oğuzhan Asiltürk ve ekibi Milli Görüş’e beton dökme görevlisidir. Davaya ihanetleri tescillenmiş Asiltürk ve ekibi Milli Görüş teşkilatlarındaki heyecanı nasıl söndürürüz derdindedirler. İhanet, iftira, yalan konuşma, uhuvveti zedeleyecek eylemler bu kişilerin karakteridir. Teşkilatlarımız bunların tiyniyetini ve cibiliyetini artık anlayıp tepki koyması gerekmektedir. Tepki koymadığı her geçen zaman ümmetin zararına olduğundan sorumlulukları çok büyüktür. Zulme rıza zulümdür. Bu tahribatlar açığa çıktıktan ve hala görmeyenlere hatırlatıldıktan sonra susup sessiz kalmak bela ve ceza ile helak olmaya sebeptir. Gelin artık bu imtihanı kaybetmeyin, kendinize gelin, sorumluluklarınızı kuşanın ve bu ihanet şebekesiyle mücadele edin…

Zafer inananlarındır ve inananlara yakındır.. Heyecansız, uyuşuk, tribünden seyredip lakayit tarafgir olanlara uzaktır.
İnananlar her an zaferdedir. İnancına şüphe katanlar dengeleri gözetip ona göre tepki verenlerdir. Bu davanın delileri haksızlık karşısında susamazlar. Kendi vicdanlarında adalet sorunu yaşayanlar dünyaya adalet dağıtmak için görevlendirilmezler…

Söz Meclisten Dışarı…
Meşhur hikâyeyi bilirsiniz: Hani bir öküz sürüsü varmış, çevredeki birkaç aslanın asla erişemediği… Sonra bir gün, aslanlardan biri bir hinlik düşünmüş ve sürü başına gidip: “Biz aslında sizi rahatsız etmek istemiyoruz ama şu sarı öküz çok dikkatimizi çekiyor; onu verirseniz siz de kurtulursunuz, biz de rahatlarız.” demiş. Sürünün önde gelenleri toplanıp “sürünün âli menfaatleri adına” sarı öküzü kurban etmişler. Tabii kısa bir süre sonra benzer bir bahaneyle kapılarına dayanıp başka bir kurban isteyene kadar… “Âli menfaatler adına” kurban vermede öyle bir noktaya gelinmiş ki, sürü küçülmüş ve sonunda aslanlara tamamen yem olmuş. O son anda, aslanlara sürekli kurban vererek kurtulacağını zanneden sürü kurmayları, “Biz bu savaşı ne zaman kaybettik?” sorusuna cevap aramışlar. İçlerinden biri; bu savaşı “sarı öküzü verdikleri gün” kaybettiklerini söylemiş.

Peki bu Milli Görüşçü geçinenler “sarı öküzü” ne zaman verdiler!?

[b]-Ahmet Akgül, her doğruyu yazıp-söylediğinde, O’na iftiralar attıkları, O’na ve doğrularına sahip çıkmadıkları ve iftiralara sessiz kaldıkları gün…
-Ve maalesef, Aziz Erbakan Hocamıza Oğuzhan müfterisinin “hırsız iftirası” attığında, gidip o genel merkezi onun başına indirmedikleri gün… [/b]

Zaten Aziz Hocamız, bunların -topunun ayarını ve amacını bildiğinden- hiçbirine; tarihi projelerini ve manevi mirasını emanet etmedi.

O sebepten dolayıdır ki; Milli Görüş’ün özü, Milli Çözüm’e dönüşmüş durumdadır!

Hakiki Milli Görüşçü; hidayet, feraset, basiret, dirayet ehlidir. Hidayet, feraset, basiret ehline ise, bu durum zaten ayan-beyan ortadadır.

Henüz can boğaza dayanmadan tevbe kapısı -herkese- açıktır.

Hala aldanan Milli Görüşçüler, eğer zerre kadar -dava hamiyetleri ve Erbakan hassasiyetleri- kaldı ise, Allah’a tevbe edip, Aziz Erbakan Hocamın ruhaniyetinden ve Muhterem Ahmet Akgül Hocamızdan özür dilemedikçe, manen müflistirler. Onların kendilerini hidayet üzere zannetmeleri, sonucu değiştirmeyecektir.

Esteîzu-billah…

37- Gerçekten bunlar (şeytanlaşmış insanlar), onları (Hakk) yoldan alıkoyup (bâtıl’ın ve barbarlığın peşine takmaktadır). Bunlara (aldananlar) ise, (hâlâ) kendilerini, hakikaten hidayette olduklarını sanmaktadır.

38- Sonunda (ahirette) Bize geldiği zaman (kendilerini kandırıp kullananlara): “Keşke benimle senin aranda iki Doğu (Doğu ile Batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)” deyip (suçlayacak ve pişmanlık duyacaktır).

39- (Cenab-ı Hakk onlara: Bu söylenmeleriniz) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamayacaktır. Çünkü (bile bile) zulme saptınız (şeytani odakların peşine takıldınız). Şüphesiz (artık) azapta da ortaksınız!

(Zuhruf Suresi)

30- (Allah) Kimine (feraset ve istikamet ehline) hidayet verdi, kimi de (kötü niyet ve şeytani gayret sahipleri ise) sapkınlığı hak etti. Çünkü bunlar, Allah’ı bırakıp şeytanları (kâfir ve zalimleri dost tutan insanları) veli edinmişlerdi ve onlar hâlâ kendilerinin gerçekten, hidayet üzere olduklarını zannetmektelerdi.

(A’raf Suresi)

Hâsıl-ı vel kelâm…

[b]Milli Çözüm; Turnusol Kağıdıdır!

Hak ile Bâtılı, mü’minle münafıkı en net ve mert şekilde ortaya koyar!

Ve Erbakan’ın mübarek şahsına, davasına ve manevi mirasına Milli Çözüm sahip çıkmaktadır!

Bu sebepten dolayı, Hikmet ve hakikat aynasıdır!

Son olarak; Milli Çözüm Hakikatin kapısı ve hayrın anahtarıdır! Ve hayrı ve kurtuluşu dileyen herkes bu kapıya gelmek durumdadır.
Vesselam…[/b]

Fitneye karşı birlik ve Milli Çözüm
görüldüğü üzere saadet partimiz üst yönetimi o.asiltürk ve avanesi tarafından fitnelerle sadık milli görüşçüler birbirine düşürülmek istenmektedir.. bu fitnenin nasıl bertaraf edileceğini milli çözüm çok güzel bir şekilde ortaya koymuştur.. artık duymadım bilmiyorum haberim olmadı gibi mazeretler geçersizdir..

Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz.
“Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz.” (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63)

Hadis gayet açık, Mü’min bir kimse aynı oyuna ikinci kez gelmez,
ya da hadisi “nehy” yasaklamak-menetmek mansasında okursak aynı durum ve şartlar, aynı senaryo ile karşılaşınca aldanmamanın bir tavsiye değil yasaklama ve men etme manasında emir olduğunu idrak etmemiz gerektiği ve buna göre davranmamız gereği ortaya çıkar… Bu keyfi bir tercih değil, uymamız gereken bir emirdir…

Değil aynı delikten ısırılmak, o delikleri birer birer tıkamak ve bir başkasının ısırılma ihtimalini dahi ortadan kaldırmak bir vecibedir…

Mü’min aynı delikten iki defa (kendini sokturmamalı ve ) ısırılmamalı! manası ortaya çıkar

Ayrıca Hadis’te aynı kişi demiyor, Mü’min diyor…. Demek ki sen ısırıldı isen bir başka Mü’min’in de ısırılmaması için gereğini yapmak zorundasın, en azından bu çabayı göstermek zorundasın, değil mi ki o deliğe maruz kaldın, fark ettin ve zarar gördün…

Yoksa her seferinde;
vardır bir hikmeti, vardır bir niyeti gibi safdirik zanların sizi hesap günü mükellefiyetten kurtarmayacağını bilmeniz gerekir…

Hadis-i Şerif açıktır, eğer aynı oyunlara bir daha bir daha düşüyor ve o “yılan” tarafından ısırılıyorsanız…

Bu hadis’e göre

Ya ahmaksınız…
Ya gafilsiniz…
Ya siz de o yılanın bir kuyruğunusunz..
Ya hainsiniz…

nesiniz ne değilsiniz bilemem ama
Asla ve asla…
İkinciden sonra Mü’min olarak kalamayacağınızdır…

Şimdi eğri oturup doğru düşünün ve konuşun…

Bu delikten aynı yılan sizleri kaç kere ısırdı??

Bismillahirrahmanirrahîm.

“Böylece helak olacak kişi apaçık bir delilden sonra (“bilmedim, ikaz edilmedim” gibi bir mazerete sığınma imkânı kalmadan) belaya ve cezaya uğrasındı; (manevi olarak ve karakter bakımından) diri kalacak (dünya ve ahirette izzet ve saadete ulaşacak) kişi de, yine apaçık bir delil ve bilgiyle hayatta kalıp (huzura ulaşsındı). Şüphesiz Allah, gerçekten İşitendir, Bilendir.” (Enfal: 42)

Gidip varsa zurriyetiniz torunlarınızı sevin , yaşınızda aklınızda ancak buna yeter diyeceğim ama sizin sevginizin sahte olduğunu o bebelerde bilir ,
Onların kalplerinde (nifak) hastalığı (yerleşmiştir). Allah da hastalıklarını ziyadeleştirmiştir. (Sürekli) Yalan söylemekte (hile ve hıyanet düşünmekte) olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap (gelecektir).

Bitmeyen ihanetleriniz öfkeniz sizi ancak felakete sürükler sürülüyor bilinki davasına, aziz erbakan hocasına sadık yiğitler sizin ihanetinize pabuç birakmayacak çünkü milli çözüm her zaman olduğu gibi yine ihanetlerinizi yazıp belgeliyor uyarıyor
Şahı sizinde yaşınız , torun sevmeye erişti artık torunlarınızı sevin , çekin elinizi bir avuç sadık yiğitlerin üstünden,

Artık Yeter
Aziz Hocamızın vefatı sonrası hiçbir fırsatı zayi etmeyen ve her fırsatta Aziz Hocamıza, Adil Düzen projelerine, sağlam sadık kardeşlerimize karşı içlerinde tuttukları gizli kinleri devreye sokan odakların çıbanları deşilmiş ve cerahatleri ifşa edilmiştir. Her yaşanan hadiseyi kendince tevil eden ve “vardır bir hikmeti” edasıyla sineye çeken sadıklar için tahammül sınırı aşılmıştır. Partimizin teşkilatlarının içini boşaltmaya çalışan, kutlu ve mutlu hedeflere varmasını engelleyici adımlar atan, ülkeyi yönetmiş bir hareketi tarikat-cemaat seviyesine çekmek için uğraşan Oğuzhan Asiltürk ve ekibi artık gitmek durumundadır. Bir Milli Görüşçü olarak yaşanan bunca kasıtlı suistimalleri anla-ya-mamış olmaktan Yüce Rabbimizie sığınırım.

CAMİA OLARAK SORUMLULUKLARIMIZI KUŞANMAK
Milli Çözüm dergisi Oğuzhan ve ekibinin fikri ve fiili tahrifatlarını örnekleriyle vermişti. Bazen akkımıza yatmayıp karşı çıksak da sonunda yine Milli Çözüm haklı çıktı. Bu sefer de vicdanıma danıştım Mili Çözüm haklı. Belli ki Milli Görüşçüler olarak yeni bir imtihandayız. Camia olarak artık sorgulma zamanı gelipte geçmedi mi?

SON VİRAJDA DAHA DİKKATLİ OLUNMALI!
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Oğuzhan Asiltürk’ün haberi olmadan teşkilatlara atama yapılamazdı. Yani Oğuzhan ve ekibi bu yolla iki kuş vurmuş oluyordu. Hem yeni seçilen il başkanına, hemde eski il başkanına biribirlerine karşı mücadele etme ve k8n, nefret ortamı oluşturma gayesi ve gayreti içerisinde yeni bir yıkım ve dağılma ortamı hazırlanıyordu. Evet Temel Karamollaoğlu Oğuzhandan, Oğuzhanda Temel Karamollaoğlundan bağımsız
ve biribirlerinden habersiz hareket edemezdi. Bu nedenle nefsani saplantıları bir tarafa bırakıp, yeni görece getirilen Abdullah Akın beye destek verilmesi ve partinin başarası için mücedele edilmesi gereklidir.

İman ve Hidayet Menbağı!
Milli Görüş’ün İman, Hidayet, Feraset kaynağıdır Milli Çözüm Irmağı!

SEZ BE KARDEŞİM…
Gerçeği duy vicdanın, sesini dinle
Gör bak kutsal davaya,hıyanet eder
Ey kardeşim nefsinden,ferağat eyle
Basiretli, hainin,oyunun sezer!..

Alem düşman olsa, da Çözüm uyarır
Erbakan Hocamın i-zine çağırır
Sadık kınansa da i-mana adanır
Haine hürmete Rah-man gazap eder!..

Hainler
Türlü türlü ahır zaman fitnesi varken ; birde içimizde bizden gibi görünüp Siyonizme hizmet eden hainleri Rabbimize havale ediyoruz…Rabbimiz gerekeni layıkıyla yapacaktır…Elbette ki biz müslümanlarda uyanık olmalıyız .Evet Erbakan Hocamızın sağ ve solundaydılar lakin hep ihanet peşindeydiler..Satılmış karekterleriyle hiç ahiret ve hesabı hesap etmeden müslümanları sırtından hançerlediler….

Es Sabır olan Rabbimiz bizlere bu hainlere karşı dayanma gücü ver ….Amin

Akl-ı Selim Yaklaşım…
Bir Milli Görüşçü olarak Milli Çözüm Dergisine bu duyarlı, insaflı, vicdanlı ve aklı selim yaklaşımından dolayı teşekkürü bir borç bilirim.

Keşke şu yaklaşımı tüm teşkilat mensupları davaya sadakat prensibi olarak uygulasa, belirtilen ayetleri ciddiye alarak diri kalanlardan olmayı tercih etse ve Oğuzhan asiltürkün şimdiye kadar defalarca oynadığı kardeşliği ve muhabbeti nefrete dönüştürecek ikilik oyununa karşı artık uyansa…

Aziz Erbakan Hocamızın defalarca anlattığı temel esaslar ve cihadın farzları kapsamında dile getirdiği ittika ve ihsan karakterini bozmak ve böylece bölünmeye sebebiyet vermek ancak şeytanın ve şakirtinin aklına gelebilecek birşey.

Ey sadık Milli Görüşçüler bu son sınavı artık kaybetmeyin ve sizden olmayan ama sizdenmiş gibi gözüken oğuzhanı artık bertaraf etmek için bir ateş yakın. Yoksa onun yaktığı ateşte manen köz olup ahiret namına müflis olacaksınız Allah muhafaza…

Saadet Partisinde karıştırmak için var güçleri ile ihanet ediyorlar
Pakradun olması ötesinde seytani sebekenin başında olan O…han danışıklı dövüş taktigi ile teşkilatlardaki bir avuç sadık samimi Milli Görüşcüleri partiden koparmak için Türkiyenin hertarafında aynı taktikle insanların davaya olan inancıni bitirmek istemektedir.Elazığ ili Milli Görüş teşkilatları ayakta kalan bir kaç ilden biridir. Saadet partisi icerisindeki samimi insanların artık gerçeği görerek bu girişimlerin artık farkına varılmalıdır.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
27
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...