ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün225
mod_vvisit_counterDün1527
mod_vvisit_counterBu Hafta1752
mod_vvisit_counterGeçen hafta13321
mod_vvisit_counterBu Ay41093
mod_vvisit_counterGeçen Ay61591
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18924716

IP'niz: 3.238.180.255
Bugün: 23 May 2022

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12999793

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

YENİ İTTİFAK ARAYIŞI VE AKIL-VİCDAN KAVRAYIŞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 53
ZayıfMükemmel 

 

YENİ İTTİFAK ARAYIŞI

VE

AKIL-VİCDAN KAVRAYIŞI

          

        

İslam’a göre, çoğu haram olan şeylerin azı da haramdır. Çünkü hırsızlık bir ekmekle, zinakârlık bir öpmekle başlamaktadır. Bu nedenle FAİZ’in azı da çoğu da; haksız ve haram kazançtır, ekonomik ve ahlâki nice talan ve tahribatlara yol açtığı için Kur’an’da şiddetle yasaklanmış ve hatta “Allah ve Peygamberle savaşmak” sayılmıştır. (Bak: Bakara: 279. ayet) Örneğin içkinin azı da, çoğu da, farklı şekillerde yapılanları da, her türlü uyuşturucu da haramdır. Bunun gibi; necis (dışkı), domuz eti ve leş gibi pis ve murdar şeylerin bir lokması da, bir torbası da günahtır, mide bulandırıcıdır.

Ve yine zina etmenin, eşcinselliğin, haram cinsel ilişkilerin bir defası da, daha fazlası da yasaktır ve ahlâksızlıktır. Haram ve gayrı meşru yolla azıcık gebe kalmak, sadece ahmakların ve ayarsızların mazeret kapısıdır. Öyle ya, erkek veya kadın kaç kere zina ederse bu günah kapsamına alınacaktır?!.

İşte bu nedenle soruyoruz: “Böylece adım adım faizi kaldırıp, faizsiz bir sistem kuracağız” cümlesini bile eklemeden “Biz yüksek faize karşıyız… Düşük faizle ekonomiyi düze çıkartacağız!?” diyenler; Kur’an’a, Resulüllah’a, icmaya, akla ve vicdana göre hangi konumdadır? FAİZ’in %20’si haram haksız kazanç da, %16’sı -hâşâ- helal ve mübah mı sayılmaktadır. Yani yüzde kaç faiz, günahlıktan çıkmaktadır?

Ey İlahiyat Profları!.. Ey Diyanet Hocaları!.. Ey Medrese Mollaları!.. Ey Tarikat softaları!.. Ey yandaş ve yorumcu takımı!.. Niye hâlâ susmaktasınız?

İşte Din tahribatı böyle yapılmaktadır…

İşte iman ve İslam şuuru böyle yozlaştırılmaktadır…

İşte şeytana ve Siyonist odaklara böyle kiralanıp uşaklık sunulmaktadır…

Bir kişi veya parti, kendi günahına ve yanlış icraatına, Dini referans uydurmaya, yani Din istismarına kalkışmadan… Yaptığı talan ve tahribatları “NASS”a (Ayet ve Hadis kurallarına) dayandırmadan; ekonomik, sosyal ve siyasi konularda kendi fikrini ve tercihini açıklaması hakkıdır ve elbette bu yaklaşım düşünce özgürlüğü kapsamındadır. Bunlara katılmasanız da, susturmaya ve kısıtlamaya kalkışamazsınız… Ama DİN adına ve dindarlık havasıyla girişilen böylesi haram iddia ve icraatlara karşı tepkisiz kalıp susmak ise “Dilsiz Şeytanlık” sayılmıştır!..

          

YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan, hiç hesapta yokken birdenbire İYİ Parti önderliğinde “Üçüncü İttifak” konusunu gündeme taşımış ve bunu, görüştükleri Ahmet Davutoğlu’na açmışlardı. Gerçi Ahmet Davutoğlu, Habertürk TV’de Fatih Erbakan’ın 3. İttifak teklifine, “Bunun için henüz erken…” yanıtını verdiklerini açıklamıştı. Peki bu 3. İttifak konusu nereden çıkmıştı ve kimin işine yarayacaktı? Cumhur İttifakı’nın, fiili ortağı MHP yanında, Büyük Birlik Partisi ve Hizbullah’ın devamı HÜDA PAR’ın desteklerine rağmen %50’nin çok altında kaldıkları, hatta %40’a bile ulaşamadıkları yapılan tüm anketlerin ortak sonuçlarıydı.

Öyle ise Millet İttifakı’nı bölmek, Erdoğan ve ortaklarının artık bilinen ve gizlenemeyen stratejileri olmaktaydı.

Daha önce Oğuzhan Asiltürk eliyle, Saadet Partisi’ni AKP’ye yamamak… Parti teşkilatlarını, AGD-MGV kuruluşlarını ve tüm Milli Görüş MİLKO’larını Erdoğan hesabına cihada koşturmak(!..) ve tabi yirmi yıllık maddi ve manevi tahribatlarının ömrünü uzatmak ve günahlarına ortak olmak hesapları, bir vefat sebebiyle sonuçsuz kalması üzerine, acaba aynı odaklar ve aynı maksatla, şimdi de Fatih Erbakan üzerinden “3. İttifak…” planını mı devreye sokmuşlardı?!. Çünkü, Millet İttifakı’nın herhangi bir şekilde parçalanmasının, sonuçta sadece Cumhur İttifakı’na ve Sn. Erdoğan’ın tahrip ve talan iktidarına yarayacağını anlamak için dâhi olmaya gerek duyulmazdı… Acaba Fatih Erbakan, Oğuzhan Asiltürk ağabeyinin başaramadığı, daha doğrusu vefatıyla yarım bıraktığı: “AKP’li kardeşlerini yıkılmaktan kurtarma…” operasyonlarına gönüllü hizmet mi sunmaktaydı? Yoksa kendilerine bu “Millet İttifakı’nı parçalama ve Cumhur İttifakı’na dolaylı destek sağlama…” karşılığı birtakım vaatlerde ve taahhütlerde mi bulunmuşlardı? Bunların doğru ve doyurucu yanıtlarını vermek Sn. Fatih Erbakan’a kalmıştı…

Bu tespit ve tenkitlerimizden dolayı, sakın Millet İttifakı’ndan, özellikle CHP-İYİ Parti ve HDP ortaklığından bu ülkeye hayır geleceğini sandığımız anlaşılmasındı… Çünkü onlar da temelde; AKP ve MHP gibi aynı sistemin savunucuları ve aynı merkezlerin figüranlarıydı…

Fatih Erbakan’ın: “Hiçbir yerde bulunmasak daha iyi” çıkışı!  

2021 Kasım ortasında Kütahya'ya uğrayan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, gazetecilerin hangi ittifak içinde yer alacaklarını sorması üzerine, "Hiçbir yerde bulunmasak daha iyi gibi gözüküyor, çünkü her iki tarafın da ciddi dezavantajları var. İnşaallah, nasip olursa kendimiz girmeyi istiyoruz. En güzeli bu. Halkımızın da genelde bize söylediği de aynı şekilde, 'İki ittifakta da yer almasanız en iyisi olur' diye. Öncelikli tercihimiz bu yönde" şeklindeki yanıtlarıyla yeni ve 3. bir ittifak arayışının, daha doğrusu %50’yi bulamayan Cumhur İttifakı’nın işini kolaylaştırıp, Millet İttifakı’nı parçalama çabalarını açığa vurmuşlardı.

Fatih Erbakan, 18 Kasım 2021’de ise TVNET ekranlarında gündeme ilişkin soruları yanıtlarken, Saadet Partisi'nde görev yaptığı sırada çalışmalarının Genel Merkezin talimatıyla engellenmeye çalışıldığını hatırlatıp, konferans vermesine yardımcı olan partililerin de görevden alındığını vurgulamıştı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun kongreden üç gün önce kendisine "Sizi Genel İdare Kuruluna yazabiliriz" şeklinde söz verdiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyleyen Erbakan, o görüşmeye Latif Öztek ve oğlunun da şahit olduğunu aktarmıştı.

Oysa, bu olumsuzluklara asıl sebep olan kişi artık ölüp bu dünyadan ayrılmıştı. Şimdi hem Fatih Erbakan’ın hem Temel Karamollaoğlu’nun dava duyarlılıklarını ve Erbakan’ın hatırasına bağlılıklarını ispatlamalarının tam fırsatıydı… YRP’nin SP ile bütünleşme arzusunu ve amacını ortaya koyması, Temel Bey’in de bu çağrıya kulak asması, hem İslam’ın, hem vicdanın icabıydı.

Bu arada Sn. Fatih Erbakan’a sormak lazımdı…

Önderliğinde yeni ve üçüncü bir ittifak kurmaya çalıştığınız İYİ Parti ile MHP ve AKP arasında ne fark vardı? Hatta; istismar argümanlarının ve oy toplama araçlarının dışında CHP ve HDP ile, şu AKP ve MHP arasında ne gibi ayrıcalıklar ve aykırılıklar bulunmaktaydı? Hepsi de Siyonist sermayenin sömürü sistemi, ABD ve AB’nin himayesi gibi temel konularda aynı zihniyetin değişik versiyonlarıydı.

Elbette bu gerçekleri kavramak ve ona göre davranmak için, önce Milli Görüş davasının temel kıstaslarını, kimyasını… Yani Amentüsünün esaslarını bilmek lazımdı. Bu iş çoluk çocuk işi olamazdı. Çünkü çelik çomak oynandığını sananlar yanılmaktaydı ve particilik oynayarak nefsi heves ve hesaplarını tatmine çalışanlarla hiçbir yere varılamazdı!

Fatih Erbakan’ı Saray mı Kışkırtmaktaydı?

Biz bu konuyu hazırlarken, Cumhuriyet’ten Mustafa Balbay da Saadet Partisi'nden umduğunu bulamayan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın yeni hamlesini yazmıştı. Balbay, Fatih Erbakan'ın genel başkanlığını yaptığı Yeniden Refah Partisi'ne, Saray tarafından Cumhur İttifakı'na katılması için baskı yapıldığını vurgulamıştı.

“AKP iktidarı sadece ekonomide değil, siyasal birikimde de sıfırı tüketmiş durumdaydı. İşbaşına geldiği dönemde Türkiye’deki ikinci cumhuriyetçilerden Avrupa’daki liberallere kadar her kesimde ‘reformcu’ olarak tanıtılmıştı. Bu çizgiyi eleştirenler ise ‘statükocu’ olmakla suçlanmıştı. AKP ve Erdoğan pek çok İslam ülkesindeki Müslüman Kardeşler hareketinin demokrasiye en uygun olanı diye alkışlanmıştı... Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun -biraz da Milli Çözüm’ün korkusundan- Saray’la yıldızı pek barışmamıştı. Son görüşmede anlaşamadıkları konuları bile topluma anlatamamışlardı. Sonuçta AKP ile SP arasındaki bağlar Temel’den sarsılmış durumdaydı. Saray’ın derdi SP’nin oy oranı değil, siyasi ağırlığıydı. Onu Cumhur İttifakı’na çekebilse, karşı tarafa daha sert yüklenme fırsatı doğacaktı. Yani AKP’liler Millet İttifakı’na ‘dinsiz’ diye saldıracaktı, ama orada Saadet vardı! Sonunda Erdoğan ve yandaşları şu düşünceyi öne çıkarmıştı: Saadet olmuyorsa Necmettin Erbakan’ın oğlunun 2018’de kurduğu Yeniden Refah Partisi neden olmasındı! En azından Erbakan’ın soyadı bizimle diye propaganda yapacaklardı. Bu bağlamda Fatih Erbakan’la da diyaloğun olduğu bilinip durmaktaydı.”

Erbakan'ın Ömrünü Adadığı Faizsiz Sistemi Erdoğan Başaracakmış!

Rahmetli Erbakan'ın geçmişte faiz ile mücadele için ortaya koyduğu eforu kaleme alan Haber7 yazarı İbrahim Günay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "ekonomik kurtuluş savaşı" sözleriyle başlattığı yeni ekonomik programı yazmış, Şeytanları ve şarlatanları bile utandıracak bir istismarcılığa soyunmuşlardı. Haber7 Yayın Koordinatörü ve yazarı İbrahim Günay, "Erbakan'ın ömrünü adadığı o hayali Erdoğan gerçekleştirecek" adlı köşe yazısında, Erdoğan'ın "ekonomik kurtuluş savaşı" benzetmesi üzerinden uygulamaya koyduğu yeni ekonomik girişiminin ve geçmişte Erbakan'ın faiz ile ilgili mücadelesinin aynı olduğunu söyleyecek kadar arsızlaşmıştı.

İşte Günay'ın yazısında şunlar vardı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzün en büyük hastalığına karşı adını "Ekonomik Kurtuluş Savaşı" koyduğu ciddi bir mücadele başlattığını iddia ederek yandaşlığı yalakalığa çeviren bu tipler şunları zırvalamıştı:

“Evet, bu ülke, faize ve faiz lobilerine karşı bugüne kadar böyle bir mücadeleye yeltenememiş ve rastlamamıştı. Bugün başladığımız bu mücadele ister istemez bizi biraz yıpratacaktı. AKP kurmayları, düşük faiz politikası ile yatırımın teşvik edileceği ve denenen yeni modelin 5 ay sonra olumlu sonuç vereceğini düşünüyorlardı. Ben 5 ayda faiz savaşından galip çıkabilir miyiz bilmem, fakat faizsiz bir sistemin mümkün olduğundan şüphem yoktur. Bu topraklarda faizsiz bir sistemin nasıl mümkün olabileceğini ilk kez Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ağzından duyduk. Hatta öyle ki Necmettin Erbakan’ın siyaset sahnesine atılmasının baş müsebbiplerinden biridir Faiz. Necmettin Erbakan ilk kez pratik anlamda faizsiz sistemli sermayedarları bir araya getirerek ‘Gümüş Motor’u kurdu. Fakat siyasetin, bürokrasinin ve sermayenin milli sanayi ve faizsiz sistem üzerindeki baskıları ile ‘Gümüş Motor’ iflas ettirildi. Erbakan bu durumun sistemsel sorun olduğunu anlayarak kendini siyaset sahnesine atmıştır.” diyen yalaka zırvacıya hatırlatmak lazımdı. Daha geçen haftalar Erdoğan iktidarı; Erbakan Hocamızın aziz hatırasını unutturmak için GÜMÜŞ (PANCAR) MOTOR Fabrikası’nın yerine Millet Parkı açma kararı almıştı!?.

İkide bir “Mevcut iktidarın yaptığı çok iyi şeyler de var!” diyen Fatih Erbakan’ın bu yaklaşımı Erdoğan’ı aklamaya yeterli olacak mıydı?

Fatih Erbakan, “Ülke aleyhine olacak yanlışlar yapıldığı zaman kimseden korkmadan yanlışları dile getirdik. Mevcut iktidarın yaptığı iyi şeyler hiç mi yok derseniz, evet var: Ayasofya’yı aslına çevirdiler, başörtüsü sorununu hallettiler. Doğruyu rakibimiz de yapsa, iktidar da yapsa tebrik ederiz. Ülke aleyhine olacak yanlışlar yapıldığı zaman da kimseden korkmadan yanlışları dile getiririz. Askeri vesayetin büyük ölçüde ortadan kaldırılması, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çekmesi, Ayasofya Camii’nin 86 yıllık hasret ve esaretin sonunda yeniden cami olarak ibadete açılması, Kıbrıs konusunda geç de olsa hükümetin bizim durduğumuz noktayla paralel noktaya gelmesinden dolayı teşekkür ederiz şeklindeki sözleriyle, aslında AKP İktidarının büyük talan ve tahribatlarını saklama hatta aklama amacı taşıdığı sırıtmaktaydı. Çünkü Erdoğan’ın tahribatlarını hiç gündeme taşımazlardı.

Temel Karamollaoğlu’nun duyarsızlığı ve tutarsızlığı

Bu arada Sn. Temel Karamollaoğlu; Milli Görüş prensiplerine, Adil Düzen projelerine, D-8 girişimine ve Erbakan Hocamızın diğer ilmi ve insani hedeflerine sahip çıkıp savunacağına ve böylece iyice bunalan ve yeni arayışlar içinde bulunan topluma yeni umutlar sunacağına… Maalesef ya Abdullah Gül gibi döneklerin ve AKP döküntülerinin kapılarını aşındırarak… Ya da CHP, İYİ Parti ve HDP’nin kuyruğuna takılarak bu tarihi fırsatları israf edip durmaktaydı. Ve tabi bu dediklerimizi yapmak için, öyle göstermelik değil gerçek ve sağlam bir inanç, itikat ve Allah’a tam bir itimat lazımdı. Erbakan Hocamızın, Refah-Yol iktidarındaki Havuz Sistemiyle ülkeyi faiz girdabından nasıl kurtardığını… Tamamen yerli ve milli imkânlarla işçiye, köylüye, emekliye, üreticiye, iş sahiplerine ve tüm halk kesimlerine en büyük destekleri nasıl sağladığını bile canlı örnekleriyle aktarmayanların, ya hatırlama ve hafıza sorunları vardı, veya bunun altında kasıtlı bir unutturma hesapları yatmaktaydı!?.

AKP, Necmettin Erbakan’ın Mirasını Hafızalardan Silmeye Çalışmaktaydı!

Türkiye’nin ilk dizel motor fabrikası olarak bilinen Pancar Motor, 1956 yılında Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan başkanlığında kurulmuştu. AKP bugünlerde bu mirası hafızalardan silmeye hazırlanmaktaydı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın kurduğu “Pancar Motor Fabrikası’nın” yerine “Millet Bahçesi” yapacaktı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, Bayrampaşa Belediyesi’nin 20 Haziran 2018’de onay için gönderdiği, ancak Kasım 2021 ortasında gündemine aldığı Bayrampaşa’daki “Pancar Motor Fabrikası’nın” arazisi ile ilgili plan değişikliği teklifini tartışmıştı. Bayrampaşa Belediye Meclisi’nin kabul edip İBB’ye gönderdiği teklifle, yaklaşık 40 bin metrekarelik arazinin, ticaret, cami ve zemin altı otopark alanına alınması teklifi yapılmıştı. Ancak 3 yılda dosya Meclis gündemine taşınmamış ve bu arada özel mülkiyette olan arazi Maliye Hazinesi’ne aktarılmıştı.

Teklifi Kasım 2021 ortasında gündemine alan AKP'nin çoğunlukta olduğu İBB Meclisi, söz konusu teklif dosyasını bir gerekçe göstermeden ilçesi Bayrampaşa Belediyesi’ne iade kararı almıştı. Teklifin iade edilmesinden bir hafta sonra, 16 Kasım 2021 tarihinde TOKİ, söz konusu araziye “Millet Bahçesi” yapmak için ihale açmıştı. “İstanbul İli Bayrampaşa İlçesi Sağmalcılar Mahallesi (Kartaltepe Mevkii) Millet Bahçesi ve Millet Bahçesine Ait Sosyal Donatlar İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi” ismiyle ihale 9 Aralık 2021 tarihinde yapılacaktı. İhale dosyasının ekinde yer alan proje ve raporlarda “Pancar Motor” veya Necmettin Erbakan’ın adına yer verilmezken sadece bahçe içerisine yapılacak yapılardan birinin kütüphane-müze olacağı konuşulmaktaydı.

TOKİ dosyasında, Necmettin Erbakan’ın adına yer verilmemesine karşın, AKP’li Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, iki ay önce yaptığı açıklamada özetle şunları vurgulamıştı: “Merhum Başbakanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan Millet Bahçesi’ni yine Erbakan Hocamızın temelini atmış olduğu ve motor üretimi yapmış olduğu Gümüş Motor Fabrikası’nın (Pancar Motor) olduğu alana yapacağız… Merhum Başbakanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın adını taşıyacak.” bilgilerini aktarmıştı. Ama AKP’liler bir vefasızlık daha yapıp bu sözlerini de tutmamışlardı.

AKP İktidarı Pancar Motor'a Sahip Çıkmamıştı

Pancar Motor Fabrikası ile ilgili olarak, 3 Şubat 2012 tarihli Hürriyet gazetesinde yer alan bir haberde özetle şunlar hatırlatılmıştı:

“(Gümüş Motor) Fabrikanın adı 1964 yılında sermayedarların değişmesi ile Pancar Motor yapıldı. Ancak fabrika için ilk zorlu süreç 2001 Krizi sonrası başladı. İlk krizi atlatan Pancar Motor asıl krizi 2009 sonrası yaşadı. Şirket yönetimi fabrikanın batmasına karşı çeşitli tedbirler alarak ayakta tutmaya çalıştı. Ancak fabrikanın üzerinde kurulu bulunduğu arsanın sahibi Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş, son 9 yılda ödenmeyen kira borçları nedeni ile Mahkeme kararı ile fabrikanın tahliyesini istedi. Fabrikada motor sesleri geçtiğimiz Kasım ayı ortasında durdu.”

Pancar Motor: Yüzde Yüz Yerli İlk Motor Fabrikasıydı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, “motor üretimi” konusunda bir yol alınmadığını gören Necmettin Erbakan’ın özverili çalışmaları ile 1956 yılında Gümüş Motor adıyla kurulmuş, ama millet ise onu hep Pancar Motor olarak anmıştı. Türkiye’nin ilk dizel motor fabrikası, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan başkanlığında, Süleyman İshakoğlu, Zeki Aytaç, Adil Saraçoğlu, Enver Aptik ve Fehmi Bilge’den oluşmuş bir heyetle başarılmıştı. 1964 yılında yapılan özelleştirme ile sahipliği Pancar Kooperatiflerine ve Şeker Fabrikaları’na aktarılıp, adı Pancar Motor olarak değişikliğe uğramıştı. Yarım asır boyunca tarım ve denizcilik sektörlerine yönelik mamuller üreten Pancar Motor’un, kapısına 2011 yılında AKP’liler kilit vurmuşlardı. Bugün hâlâ ülke genelinde 500 bin sorunsuz çalışan motor vardı.

Oğuzhan Asiltürk'ün ismi evinin yakınındaki caddede yaşatılacaktı!

Geçen aylarda hayatını kaybeden eski Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk'ün adının, evinin yakınındaki bir caddeye verileceği aktarılmıştı.

AKP'li Belediye Meclis Üyeleri, Ankara'da 1 Ekim'de hayatını kaybeden eski bakanlardan Asiltürk'ün hatırasının yaşatılması amacıyla, ikamet ettiği Yukarı Bahçelievler Mahallesi'ndeki bir caddeye isminin verilmesi için Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'ne önerge sunmuşlardı. AA muhabirine konuşan Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Birinci Başkan Vekili AKP'li Fatih Ünal, parti kültürlerinde vefanın önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamıştı. Oğuzhan Asiltürk'ün vefatından derinden etkilendiklerini aktaran Ünal, "Vefa ile ilgili çalışmaları her defasında Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan bize öğütler. Beraber siyaset yaptığımız, Milli Görüş çizgisinden gelen Oğuzhan Asiltürk ağabeyimizi çok seviyorduk. Biz de bir vefa duygusu olarak bu ay bir caddeye isminin verilmesi konusunda bir önerge verdik." Çünkü Oğuzhan Asiltürk, davamızda öncü abilerimizdendir, şeklinde konuşmuşlardı. (AA – 11.11.2021)

İyi de Erbakan Hocamızın adını bile ağızlarına almayan, Gümüş (Pancar) Motor’dan bile hatırasını kazıyan bu AKP’lilerin Oğuzhan Asiltürk aşkı nereden kaynaklanmaktaydı?

İslam’a göre, çoğu haram olan şeylerin azı da haramdır. Çünkü hırsızlık bir ekmekle, zinakârlık bir öpmekle başlamaktadır. Bu nedenle FAİZ’in azı da çoğu da; haksız ve haram kazançtır, ekonomik ve ahlâki nice talan ve tahribatlara yol açtığı için Kur’an’da şiddetle yasaklanmış ve hatta “Allah ve Peygamberle savaşmak” sayılmıştır. (Bak: Bakara: 279. ayet) Örneğin içkinin azı da, çoğu da, farklı şekillerde yapılanları da, her türlü uyuşturucu da haramdır. Bunun gibi; necis (dışkı), domuz eti ve leş gibi pis ve murdar şeylerin bir lokması da, bir torbası da günahtır, mide bulandırıcıdır.

Ve yine zina etmenin, eşcinselliğin, haram cinsel ilişkilerin bir defası da, daha fazlası da yasaktır ve ahlâksızlıktır. Haram ve gayrı meşru yolla azıcık gebe kalmak, sadece ahmakların ve ayarsızların mazeret kapısıdır. Öyle ya, erkek veya kadın kaç kere zina ederse bu günah kapsamına alınacaktır?!.

İşte bu nedenle soruyoruz: “Böylece adım adım faizi kaldırıp, faizsiz bir sistem kuracağız” cümlesini bile eklemeden “Biz yüksek faize karşıyız… Düşük faizle ekonomiyi düze çıkartacağız!?” diyenler; Kur’an’a, Resulüllah’a, icmaya, akla ve vicdana göre hangi konumdadır? FAİZ’in %20’si haram haksız kazanç da, %16’sı -hâşâ- helal ve mübah mı sayılmaktadır. Yani yüzde kaç faiz, günahlıktan çıkmaktadır?

Ey İlahiyat Profları!.. Ey Diyanet Hocaları!.. Ey Medrese Mollaları!.. Ey Tarikat softaları!.. Ey yandaş ve yorumcu takımı!.. Niye hâlâ susmaktasınız?

İşte Din tahribatı böyle yapılmaktadır…

İşte iman ve İslam şuuru böyle yozlaştırılmaktadır…

İşte şeytana ve Siyonist odaklara böyle kiralanıp uşaklık sunulmaktadır…

Bir kişi veya parti, kendi günahına ve yanlış icraatına, Dini referans uydurmaya, yani Din istismarına kalkışmadan… Yaptığı talan ve tahribatları “NASS”a (Ayet ve Hadis kurallarına) dayandırmadan; ekonomik, sosyal ve siyasi konularda kendi fikrini ve tercihini açıklaması hakkıdır ve elbette bu yaklaşım düşünce özgürlüğü kapsamındadır. Bunlara katılmasanız da, susturmaya ve kısıtlamaya kalkışamazsınız… Ama DİN adına ve dindarlık havasıyla girişilen böylesi haram iddia ve icraatlara karşı tepkisiz kalıp susmak ise “Dilsiz Şeytanlık” sayılmıştır!..

Sorumsuz ve Soysuz Bir Tavırla, Erbakan’a Asılsız İthamlarda ve Ağır İftiralarda Bulunan İsmet Özel Küstahına, Sn. Fatih Erbakan ve Temel Karamollaoğlu Niye Sessiz Kalmışlardı?

Çeşitli tarihlerde Erbakan ve Milli Görüş aleyhinde yazdığı yalan ve iftiralarla aklını, ahlâkını ve ayarını ortaya koyan İsmet Özel meydanı boş sanmıştı.

Farklı tarihlerde kaleme aldığı seviyesiz yazı ve yorumlarıyla adeta Erbakan’a kin kusan eski Milli Gazete yazarı İsmet Özel mideleri bulandırmıştı.

“12 Eylül 1980 darbesinden sonra ‘Millî Selâmet Partisi’ eski ismine dönemedi, ‘Refah Partisi’ oldu. Nereden çıkıyor Refah? Ben onlara -o zaman Millî Gazete yazarıydım- ‘Bir amblem yapmışsınız bir hilâl var, bir başak var. Başak diyorsunuz bereketi temsil ediyor, hilâl de istiklâli temsil ediyor, neden Bereket Partisi değilsiniz ya da İstiklâl Partisi değilsiniz?’ diyordum. Verecekleri bir cevap yoktu. Çünkü Necmettin Erbakan Nazi artıkları tarafından Türkiye'de siyasete sokulmuş bir adam olduğu için, Refah Partisi'nin adı Almancaydı, ‘Reich’. Hepinizin bildiği, Filistin'de de ‘Refah Kampı’ var değil mi? Bunların hepsi Nazi artıklarının numaralarıdır. Yani bilinecek çok şey var. Bildiğimiz şeylerin hemen hepsi başka bir versiyona sahip.”[1] diyen İsmet Özel ayarını ve amacını ortaya koymuşlardı.

Akıl ve vicdan sahibi herkes bilir ki; hemen hemen her kelimenin başka bir dilde karşılığı vardı. Deli saçması zorlama yorumlarla yıllarca ekmeğini yediği kaba sümküren nankörlere de ancak bu yakışırdı. Uyduruk bir saptamayla “Erbakan’ı Alman ajanlığıyla suçlamak” ahiri ömründe yıllarca içinde taşıdığı cerahatin deşilmiş olmasıydı.

Bu küstah kişi şöyle zırvalamıştı:

“Adil Düzen'in ana kadrosu ‘İslami bir düzenin gerçekleşmesine nasıl engel olunabilir?’ fikriyle eğitilmiştir!”

“Adil Düzen'in aslı, Necmettin Erbakan'ın bir Arnavut projesini etkisiz kılmak için yaptığı bir manevradır: Süleyman Karagülle'nin tezini Refah Partisi'nin tezi olarak gösterip madara etmek... Asıl mesele buydu ve Adil Düzen savunucuları da bunun bir şeriat düzeni olduğunu söylemiyorlardı. Adil Düzen'in ana kadrosu diyordu ki; ‘Biz öyle bir model geliştirdik ki bunu Peru'da da uygulayabilirsiniz.’ Onlar bunun bir İslami model olduğunu söylemiyorlardı. Sadece -belki- bu, ‘İslam'a ters değil’ diyebilirlerdi. Ama Necmettin Erbakan hep öyle şeyler yapardı: Yanında gösterip bir şeyi tamamen etkisiz bırakmak. Onu başardılar. Yani Adil Düzen, Refah Partisi'nin resmî görüşü olduğu sırada artık Süleyman Karagülle'nin savunduğu Adil Düzen değildi. Ve bundan kendileri çok rahatsız oluyorlardı. Zaten oralarda kim bilir neler döndü bilmiyoruz. Pratik şeyler bunlar: İnsanlar insanlarla bir şeyler yapıyorlar, herkesin bir şeyler için verdiği sözler var. Kim kimle anlaşmış, onları bilmiyoruz. AMA TÜRKİYE'DE SİYASAL İSLAM, İSLAMİYET'İN BİR SİYASÎ ALTERNATİF OLMASINA MANİ OLMAK ÜZERE DOĞMUŞTUR. Bütün o kadro (Adil Düzen'in ana kadrosu) ‘İslami bir düzenin gerçekleşmesine nasıl engel olunabilir.’ fikriyle eğitilmiştir. O kadronun bugünkü halini görüyorsunuz. Hangisinin neyle alâkası var?”[2] diyerek NİFAK tohumlarını cehalet ve hıyanet tarlasına atan İsmet Özel hâlâ nice SP’li gafillerin üstadıydı!?

Hemen devamında nereden icap etmişse “Süleyman Karagülle'nin tezini Refah Partisi'nin tezi olarak gösterip madara etmek...” iddiaları da Süleyman Karagülle’yi ve ekibini kışkırtma maksatlıydı.

Hâşâ Erbakan Hoca'yı fırsatçı, bilgi hırsızı, kendi fantezileri etrafında hayal kuran, İslami hareketleri kısırlaştıran birisi olarak yorumlamıştı!..

Elbette rahmetli Süleyman Karagülle bilgili, birikimli bir ilim adamıydı. Adil Düzen hakkında tarihi ve temel çalışmaları da vardı. Onların bilgi ve gayretleri de elbette ciddiye alınmıştı. Hatta talebesi olan Milli Gazete’nin yıllardır köşe yazarlığını yapan Sn. Reşat Nuri Erol da bu konulara yoğunlaşmıştı.

Milli Görüş davasını Siyasal İslam olarak, “küfrün yeşile boyanmış hali” olarak nitelemekten sakınmayan, Erbakan Hoca gibi bir mü’mini de küfür hareketinin lideri gösterecek kadar alçalan bu şahıs, tabi kendisi de o yıllarda Milli Gazete’de yazarak “küfrün önde gideni” mi olmaktaydı?

Bilgiç geçinen bu cahil ve sefil kişi; merkeze İslam’ı değil Komünizmi koyarak hâşâ, Allah’a dinini öğretmeye kalkışmış; “Sosyalist düşünce değil. Ben bunu söyledim de yazdım da. Allah, bana 20 yaşımda komünist olmayı nasip etti. Ben de Allah’ın bu lütfuna hiçbir zaman sadakatsizlik göstermedim. Eğer bir insan komünist olmadan Müslümansa bu insanın Ümmet-i Muhammet’e yapmayacağı kötülük yoktur. Çünkü komünist olmak demek, cemaati esas almak demektir…”[3] diyerek “kendi icadı olan cahili kuruntuların" amentüsünü yazmaya çalışmıştı.

Oysa Allah (CC) ayetinde, “Allah’a dininizi siz mi öğreteceksiniz?!” diye İslam’ı kafasına göre yorumlayanları şöyle uyarmıştır: Ayet şöyleydi. (Cihad mesuliyeti ve mecburiyeti kendilerine ağır gelenlere) De ki: "Allah'a dininizi(n kurallarını ve kulluk imtihanını kazanma şartlarını) siz mi öğreteceksiniz? (Yoksa nasıl mü’min ve makbul olacağınızı Kur’an’dan ve Resulüllah’tan mı öğreneceksiniz?) Oysa Allah, göklerde ve yerde olanları (ve sizin kuruntu ve kaytarmalarınızı) bilir. Allah, her şeyi Bilendir.”[4]

Ancak Adil Düzen Projelerini, bilimsel hazırlıklar olarak olgunlaştırıp dünyaya ve tüm ilim erbabına tanıtan Erbakan Hocamızdı.

Şimdi bilgiçlik taslayan bu akıl ve vicdan fukarasına şunu sormak lazımdı; yahu Saadet Partisi’nin bu yazıdan sonra seni yalanlayıp hesap soracağını bilip ciddiye alsaydın... Yahut Fatih Erbakan’ın seni yalanlayacağından korksaydın… Yine AGD- MGV ve diğer Milli Görüş MİLKO’larından ehli vicdan birinin çıkıp kusmuğunu başından aşağı dökeceğini hesaba katsaydın, herhalde bu denli cesur ve küstah davranamazdın!.. Sahi şu ERBAKAN VAKFI ne işe yaramaktaydı?! Güya Erbakan’ı tanıtmak, O’nun hatırasına sahip çıkmak için kurulan bu vakıftakiler, Aziz Hocamıza yönelik bunca hakaret ve hıyanetlere rağmen hiçbir tepki koymamalarını hangi mazeretle savunacaklardı?

Yıllarca ekmeğini yediğin, iltifat gördüğün bir kuruma ve camiaya "Bunlar irtifa kaybetti, ondan ayrıldım" anlamında küçümseyip adeta küfrederek ayrılmıştınız... Bu arada AKEVLER ekibinin İsmet Özel’in bu zırvalarına vereceği yanıtını da merakla bekleyip durmaktayız.

Hem Komünist Gelenekçi, Hem Ehl-i Sünnet Takipçisi Tavırlı İsmet Özel:

“Ama İslami bir hedef Türkiye'de güdülmedi. Türkiye Siyasal İslam'ı işte bugün geldiğimiz yer gayesiyle, küfrün yeşile boyanmış şekli olarak tanıdık. Başlangıçta 1973 yılında Necmettin Erbakan'ın miting meydanlarında söylediği sözlerden biri şuydu: Liselerden felsefe derslerini kaldıracağız. İkincisi de şuydu, bütün futbol sahalarını fabrika yapacağız. Ama seçimi kazandıklarının ertesi günü elinde futbol topuyla fotoğraf çektirdi…”[5] diyerek gayzını kusacak kadar azıtmıştı. Genel Başkanı olduğu “İstiklal Marşı Derneği”nin ismine layık olmayarak hem İstiklal Marşı’nın, hem şühedanın hem de Erbakan’ın lanetine uğramıştı.

Bu sapkın ve şaşkın şahıs: “İslam’ın 5 şartı olarak bildiklerimizin hepsi, Komünistlikten ibarettir.” diyerek, cehaletinin yanında dalâletini ve inkârını da kusmuşlardı.

Şiir:

        

SUSANLAR KUSANDAN ALÇAK!

       

Bir mü’mine, iftiraya

Susanlar, kusandan alçak!

Her hileye, entrikaya

Susanlar, kusandan alçak!

          

Tek Allah’a biat eden

Malla canla, cihat eden

Kutlu Zat’a, isnat eden

Susanlar, kusandan alçak!

        

“Hırsız” diyen, Hocasına

Lanet karı, kocasına

Kül atılmış, goncasına

Susanlar, kusandan alçak!

        

“Dilsiz Şeytan”, çok iğreti

Vicdan sönmüş, yok gayreti

Ne tepkisi, ne hayreti

Susanlar, kusandan alçak!

        

Hoca gibi şahsiyeti

Tan edenin, pis niyeti

Yok bunların, haysiyeti

Susanlar, kusandan alçak!

        

Unutma, fani cihandır

Hakkı tutan, şeref Han’dır

Elbet hayat, imtihandır

Susanlar, kusandan alçak!

      

İslam, Allah yapısıdır

Saadet, Hak kapısıdır

Münafıklar, kir pasıdır

Susanlar, kusandan alçak!

        

Ey vefakâr, ehli cihat

Milli Görüş, Hakka ricat

Dik durmayan, bulmaz necat

Susanlar, kusandan alçak!

      

Kalbi kara, AK sanıyor

Adı HAS ya, pak sanıyor

Cahil onu, HAK sanıyor

Susanlar, kusandan alçak!

      

Haydi diril, doğrul artık

Dost uğrunda, yoğrul artık

Hainlerden, kurtul artık

Susanlar, kusandan alçak!


          

 


[1]  (https://www.facebook.com/1432891263653881/posts/1613998498876489/(12 Temmuz 2015 - İsmet Özel, Çelimli Çalım, Sayı 11

[2] (İsmet Özel ve Şiirleri, 13 Temmuz 2015 İsmet ÖZEL / İstiklâl Yürüyüşü II, syf: 110)

[3] (https://www.memleket.com.tr/ismet-ozel-memleket-dergiye-konustu-149484h.htm)

[4] Hucurât: 16

[5] (İsmet Özel, İstiklâl Marşı Derneği Genel Başkanı, 8 Mayıs 2014)-(https://www.youtube.com/watch?v=NiirMec8hhU)

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocak ayında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meal-i Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Parti'ye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meal-i Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

● Dış Politika Yazıları (I) BOP’un Temel Taşları (1988-1998)

● Dış Politika Yazıları (II) Tarihin En Talihsiz Yılları (2002-2015)

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

(Kadiri - Haydari Tarikatı) Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

● Teşkilatçılık (İletişim ve İşbirliği Sanatı) Mesaj ve Metod 

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armageddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yüz Kur'ani Kavram ve Yorumları

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Muştuları ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar - Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar - Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 530

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR