Furkan, Hak ile batıl fark etme ferasetidir.
HAK, sözlük manası olarak "değişmeyen gerçekler" demektir. Her zaman, her yerde ve her kes için gerekli ve geçerli olan "mutlak değerler" dir. Zamanla önemini, özelliğini ve güzelliğini yitiren… Eskiyen değişen ve değerini kaybeden şeyler; "HAK" olamazlar.
"HAK" ile "Doğru"yu da karıştırmamak gerekir. Hak daima doğru olan asla başkalaşmayan "mutlak" gerçeklerdir.
Doğru ise, duruma ve şartlara göre münasip olan ve değişme özelliği taşıyan "Mukayyet" yani "şartlarla kayıtlı" bulunan şeylerdir.
Bunu sade bir örnekle açıklayacak olursak, bürünmek ve bezenmek için elbise giymek "Hak" tır ve gereklidir, ama şemsiye kullanmak ise yalnız yağmurlu ve güneşli havalar için doğrudur ve geçerlidir.
Ve bunun gibi Kur'an'ın her hangi bir konudaki genel kaide ve delilleri "Hak" tır, devamlıdır ve asla değişmeye ihtiyaç duymayacaktır. Ama gelişen ve değişen dünya sorunlarına ve mevcut durumlara göre Kur'ani hükümlerden çıkarılan tefsirler, içtihatlar, kurumlar ve kurallar ise; sadece o günkü şartlara ve ihtiyaçlara göre doğrudur ve geçerlidir.
İşte Zatı, itibariyle değişmeye gelişmeye, olgunlaşmaya asla ihtiyaç duymayacak şekilde Kemal sıfatlara sahip olduğu için… Zamanlar, olaylar ve şartlar onun kudretinden, takdirinden, hükmünden ve hikmetinden hiç bir şey değiştirmediği için… (Hâşâ) Bozulmaktan, yıpranmaktan, yanılmaktan, çaresiz ve yetersiz kalmaktan münezzeh bulunduğu içindir ki "Allah Haktır. Ondan başka yalvarılan ve (tapınılan) lar ise batıldır."[1]
Kendisi Hak olduğu için, biz kullarına merhamet ederek gönderdiği İslam dini ve adalet düzeni de Haktır. "Çünkü hak, ancak rabbimizden gelen gerçektir."[2]
Mümin hak din ve düzeni olan İslâm'ın bütün hüküm ve haberlerine, şüphesiz iman ve itaat eden ve her husus da Hakka tabi ve taraf olan kimsedir. İslâm'ın bazı hükümlerini geçerli, bazılarını geçersiz saymak… Ve hele Hak ile batılı karıştırmak dalalettir. Zira "Rabbimizin kelamı (ve hükümlerini ) hiç kimse değiştiremez…[3]
Kurana uymayan, Hakka dayanmayan, nefsi heves ve hesaplarla uydurulan velhasıl İslâm'ın dışında olan her şey batıldır. "Zira haktan sonra, batıldan başka ne vardır?…"[4]
Komünizm, Kapitalizm, Faşizm gibi bütün beşeri sistem ve ideolojiler batıldır, haksızdır ve hayırsızdır. Bunun gibi, İslam'ın Radikalizmi de, Liberalizmi ve ılımlı şekli de, sapıklıktır.
"Allah'tan korkan, sadık ve samimi bir arayış içinde bulunan kimselere Allah "Furkan" yani Hak ile batılı fark edip tanıyacak bir feraset verir."[5]
Anlatıldığı ve açıklandığı halde hâla Hak ile batılı fark edemeyenlerin ise niyeti ve karakteri sağlam değildir.
Hak güneş gibidir ve gerçektir. Batıl ise karanlık gibidir ve izafidir. Aslında karanlık, aydınlığın bulunmadığındandır.
Yoksa güneş doğunca karanlık kaybolduğu gibi "Hak gelince de batıl zail olacak ve ortadan kalkacaktır.[6] Bu nedenle "karanlığa küfretmek maharet değil, bir mum yakmak marifettir."
Eninde sonunda, "Allah mutlaka batılı mahvedecek, kendi kelamıyla hakkı yerleştirecektir"[7]
"Batıl, akarsuların üzerinde oluşan veya eritilen madenlerin üzerinde kaynaşan köpük misalidir. Hiçbir işe yaramamakta ve kısa bir zaman sonra kaybolup gitmektedir.[8]
İşte komünizm, 50 sene sürmedi çürüdü ve çözüldü… Kapitalizm, iflas etti… Batıl düzenlerin hiçbiri, insanları iflah etmedi… Batıl kafalı şahsiyetlerden, içkiyi, kumarı, faizi, fuhuşu, her türlü haksızlığı ve ahlaksızlığı mubah ve medeniyet sayan partilerden bu millet çok çekti. Ama hiçbir hayır görmedi.
Artık hak ile batıl apaçık ortaya çıkmıştır.
Bizim görevimiz; hakkı tanımak, hakka tabi olmak ve herkese hakkı tebliğ ve tavsiyede bulunmamaktır.
Batıl düşünce ve düzenlerin tuzağında kıvranan insanları, İslâm'la tanıştırmak ve herkesi huzur ve hürriyete kavuşturmaktır.
Şuanda yeryüzünde batılı, "Siyonizm" temsil etmekte, hakkın davasına ise Milli Görüş tercüman olmaktadır ve tabiatıyla hak ile batıl mücadelesinin en zorlu safhası Siyonizm'le Milli Görüş arasında yapılmaktadır… Yani Siyonizm zulmün ve sömürünün merkezi, Milli Görüş hak ve adaletin temsilcisidir. Ve herkesin gerçek kimliği ve kişiliği tarafgirliği ile doğru orantılıdır. İnsan neye, niçin ve ne kadar tarafsa, değeri ve derecesi işte o kadardır…
Bu nedenledir ki Hz. Peygamber Efendimiz devamlı tekrar ettiği ve bize öğrettiği duasında:
"Allah'ım! Hakkı hak olarak bize göster ve hakka tabi olmakla bizleri şereflerdir. Batılı da batıl olarak bize öğret ve batıldan uzak durmakla bizleri kıymetlendir." Buyurmaktadır. Görülüyor ki bu duada geçek kulluğun ve kurtuluşun 4 esası sayılmaktadır:
1- Hakkı aramak ve tanımak
2- Hakka tabi ve taraf olmak
3- Batılın ne olduğunu anlamak
4- Batıl düşünce ve davranışlardan uzaklaşmak….
Evet, Hak'kı aramayanların, arayıp ta bulamayanların, tanıyıp ta tabi olmayanların… Tabi olup ta tavsiyede ve tebliğde bulunmayanların, yani Hak hakim olsun diye çalışmayanların, derece derece vebali çok ağır olacaktır.
İşte içinde bulunduğumuz sıkıntıların ve yaşadığımız sorunların çözüm kaynağı Kur'an'dır.
Kur'an'ın asıl özelliği de "Furkan" olması, yani Hak ile batılı fark ettirip öğreten kitap olmasıdır."[9]
Cenab-ı Hak "Furkan'ı yani Hak ile batılı ayırma ferasetini ancak muttakilere yani Allah'tan korkanlara ve kötülükten sakınanlara verir."[10]
Bütün ibadetler insan gönlüne takvayı, yani Allah korkusunu yerleştirmek içindir.[11]
Öyle ise ibadet yaptığı ve Kur'an okuduğu halde, hala Hak ile batılı fark edemeyenler, ticarette; faizi haram, alışverişi helal kabul etmeyenler, yani faiz düzenin ekonomik ve sosyal zulüm ve zararlarını aklı yetmeyenler.
Siyasette; milli tavır ve adaleti hayırlı, batı tipi şehvani hürriyeti ve kör taklitçiliği hayırsız bilmeyenler.
İşçilik ve memuriyette; vazifeyi emanet, suistimali hıyanet görmeyenler,
Sosyal münasebetlerde; İslam'a ve insanlığa hizmet edenlere muhabbet, zulüm ve ahlaksızlığı yayanlara nefret beslemeyenler,
Siyonist ve emperyalist müşriklere ve onların kurduğu çeşitli sistemlere gösterdiği dostluğu ve tarafgirliği, Müslümanlara ve İslami oluşumlara göstermeyenler, ibadetin amacından da, Kur'anın anlamından da habersiz ve hayırsız kimselerdir.
Özellikle çevresinde dindar geçinen, din adamı bilinen, İslami hizmetler ve gayretler içinde görünen ve bununla övünen ve "Kendilerine kitaptan biraz nasip verilen", ama İslam'ı sadece bir servet ve şöhret gören ve dini istismar eden kimselere ve kesimlere "Aramızda (ekonomik, siyasi, hukuki) her alanda Allah'ın kitabına göre hükmedilen "Bir Adil Düzen kuralım diye davet yapıldığı zaman, onların pek çoğunun hayırlı tekliften yüz çevirip kaçtıkları görülecektir."[12]
Bunları asıl aldatan ve avutan Şeytan vesvesesi ise "dünyalık makam ve menfaat için, bazı Kur'an" emirleri terk etmemizde ve bazı günahları işlememizde, öyle korkulacak bir vebal yoktur. Çünkü bizim, bu kötülüklerimize karşı, hayırlı hizmet ve ibadetlerimizde vardır. "Bu nedenle" "Cehennem ateşi ve ahiret azabı bize sayılı gün dışında asla dokunmaz" düşüncesidir. Ve bu asılsız ve yanlış onları dinlerinde yanıltmış ve aldatmıştır.[13]
Furkan ve Feraset sahibi olmayanlar, insanları doğru tartamaz ve tanıyamazlar. Özellikle din adamı ve maneviyat erbabı geçinenlerin, sahici ile sahtesini birbirinden ayıramazlar.
Birkaç sene önce: toplumda oluşan manevi boşluktan ve ihtiyaçtan yararlanan sahte şeyh Ali Kalkancı denen adam yakalanınca cariyeleri ve köleleri (müritleri) bülbül gibi konuştular. Bunlar konuştukça da ortalığı daha bir kokuşturdular. Bu tarikat taciri sahtekarların ne de önemli müridleri, müşterileri ve özel ziyaretçileri varmış!… Anlaşılan sahtekarlık senaryosu uzun yazılmış!…
Bu sahtekarlarla özel ilişkileri ve işbirlikleri ortaya çıkan ve bu cahil düzenbaza mürit ve muti olan sayın bay ve bayanlar;
- 1- Ya bu adamın ne mal olduğunu bildikleri ve sahtekarlığını fark ettikleri halde;
- a- Kimisi şöhretinden yararlanmak
- b- Kimisi servetinden yararlanmak,
- c- Kimisi çevresinden yararlanmak,
- d- Kimisi de şehvetinden yararlanmak için, böylesi bir şeytanla şu veya bu şekilde irtibatını sürdürmüşlerdir.
2- Ya da bu adamla görüşenler, sevişenler, O'nun riyakâr tavırlarını ve sahtekârlığını fark edecek ferasetten nasipsiz ve mahrumdurlar. Zira hadiste "Mü'minin ferasetinden korkun. Zira (Mü'min) Allah'ın nuruyla bakar (Ve muhatabının ayarını anlar)" buyurmaktadır. Yani Mü'min ferasetsiz ve ahmak olmayacaktır.
3- Ferasetsizliğin sebebi de kalp körlüğüdür. Kalp ise hırs, haset, hıyanet, riya kibir, haram, hile,hırsızlık, gaflet, cehalet ve şehvet gibi günahlar yüzünden kirlenmekte ve körelmektedir.
"Hayır onların işleyip kazandıkları (kötülükler nedeniyle) kalpleri üzerinde pas bağlamış (ve ruhları kararmış)tır. Bu yüzden artık Rablerinin (Dünyada ayetlerine ve hikmetlerine, ahirette de cemaline) karşı (gözler) perdelidir."[14] Ayeti bu gerçeği ifade ve ikaz etmektedir.
4- Böylesi kalp gözü körelmiş, basiretsiz ve ferasetsiz kimselerden de, örnek ve yüksek kabiliyet çıkmayacağı gibi, özellikle bu tiplerden "önder ve lider" şahsiyet oluşmayacaktır. Bu gaflet ve cehaletten kurtulmadıkça, silik ve seviyesiz kişiler olarak kalacaklardır.
Ali Kalkancı gibi bir sahtekârın bile kullanabildiği kişileri, Siyonist merkezlerin parmağında oynatacağı açıktır.
5- Bu gibi sahte mürşitlerin, ve ılımlı İslam'cı yalancı Mehdilerin çok iyi numara yapması ve evliyalık rolü oynaması da, kendisine kapılanların ahmaklığına mazeret sayılamaz… Çünkü o takdirde, Şeytana kapılanların da mazur sayılmaları gerekirdi… Halbuki Şeytan daha çok Suret'i Hak'tan görünüyor ve daha sinsi planlar kurmasını biliyor.
Hiç kimse Cenab-ı Hak'ka karşı "Ya Rabbi ne yapalım, Şeytan öylesine yıldızlı tuzaklar kurdu ki, kapılmamak mümkün değildi." Diye kendisini Şeytana uyduğu için suçsuz ve sorumsuz gösteremez…
Zira istikamet ve halis niyet sahiplerini yoldan çıkaramayacağını Şeytan bile itiraf etmektedir.[15]
Takva ehli olanlar ve Şeytanın ve şeytanlaşmış İnsanların art niyetlerini ve hıyanetini fark edecek furkan ve ferasete mutlaka sahiptir.
"Ey iman edenler! Eğer siz (emirleri yapmak ve günahlardan sakınmak suretiyle) Allah'tan korkarsanız o size (iyi ile kötüyü, Mü'minle münafığı ayıracak feraset ve) Furkan verir.[16] Ayeti buna delildir.
6- Hem, ne mal olduklarını bilerek olsun, veya ferasetsizliğinden bunları evliya zannederek olsun, Ali Kalkancı gibi sahte mürşitlere ve diyologçu sahte Mehdilere mürit veya muhip (sevgili, dost) olan "münevver ve muhterem zevattan)" herhangi birilerini, bugüne kadar kahraman ve kaliteli eleman tanıyanlar da biraz "akıl fukarası ve safiyet zavallısı" olduklarını kabul etmelidir.
7- "Mü'min aynı delikten iki defa ısırılmaz." Hadisi Şerifi üzerinde düşünmeli ve durumumuzu buna göre değerlendirmelidir.
Öyle ya, birinci seferinde haydi gafletle, altın bulurum ümidiyle soktuğu delikten, parmağını akrep ısırınca, artık ikinci parmağını aynı deliğe sokanların, akılları da imanları da yetersizdir.
İşte bu Hadis'in hakikatine göre (imanlı ve akıllı bir kadın, kendisini veli zannettiği bir deliye iki sefer kaptırmaz) Haydi birinci de iğfal edildin, oyuna geldin… Yahu bundan sonra uyanman, oyunun farkına varman ve kaçıp kurtulman gerekmez miydi? İki sene bekleyip basıldıktan sonra mı aklınız başınıza gelecekti?
8- Hem yalnız tarikatta değil, siyasette de, ticarette de, velhasıl her meslekte de Ali Kalkancılar vardır ve bu tür sahtekârlar kendine müşteri bulabiliyorsa bu "açıkgöz gafillerin" çokluğundandır.
9- Bu gibi istismarcıları bahane ederek, ve böylesi basit ve bayağı bir örneği genişleterek bütün tasavvuf ehline ve İslam'i hizmetlere saldırmaya çalışan ve salyalarını akıtan soysuzların ise, artık suları ısınmaktadır, sonları yaklaşmaktadır ve dinsizlik düzenleri yıkılmaktadır.
Sapık, satılık ve sahte hocalarınız da, mukaddes mabediniz, mason localarınız da, artık sizi kurtarmayacaktır. Evet şehvet tekkesine dönüşen bazı münafıklık tarikatlarından da, hıyanet şebekesi olan masonluk tarikatlarından da, bu millet kurtulacaktır.
Ve artık ülkemizde ve yeryüzünde insan görünümlü canavarların HAKİMİYETİ son bulacaktır.
Zira "Kalpleri var ama bunlarla (Kur'an hakikat ve hikmetleri) idrak etmeyenler, gözleri var ama bunlarla (Hak ile batılı, Mü'minle münafığı fark etmeyen ve) görmeyenler, kulakları var ama bunlarla (sözlerin hakikisini sahtesinden ayıramayan ve işine gelmeyen gerçekleri) duymak istemeyenler (sanki de insan görünümlü) hayvanlardır. Hatta (Onlardan da) bayağı ve aşağı (mahluk)lardır.[17]
Böylesi sinsi sahtekârlara ve insi şeytanlara kapılan zavallı Müslümanlara gelince; Ya her şeyden önce oturup sahih ve sağlam kaynaklardan İslam'ı öğrenecek, şeriat ve cihat ruhu taşıyan gerçek bir tasavvuf terbiyesine gireceksiniz.
Ya da böylesine daha çok istismar edilecek ve sürüneceksiniz!…
[1] Hac: 62
[2] Ali İmran: 60
[3] En'am: 115
[4] Yunus: 32
[5] Enfal: 29
[6] İsra: 1
[7] Şura: 24
[8] Rad: 17
[9] Bakara: 185
[10] Enfal: 29
[11] Bakara: 183
[12] Ali İmran:23
[13] Ali İmran:24
[14] Mutaffifin:14-15
[15] Hicr:39-40
[16] Enfal:29
[17] Araf:179

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…
5375 Yıllık Siyonist Sömürü Düzeni, Kafirler ve Münafık Mücrimler istemese de yıkılacak , Tüm insanlığın…
Öncelikle belirtelim ki; Yahudiyi tanımadan dünyada olup bitenleri anlamak mümkün değildir. Makale bu anlamda çok…
Galiba tarihte hep böyle olmuş; Hakk uğruna mücadele edenler yalnız kalmışlar. Ne kadar kafir, münafık,…