Karadeniz'de NATO gerilimi tırmanıyor!
Sea-Breeze 2006 tatbikatı Karadeniz'de gerilimi tırmandırıyor. Türkiye'nin de katılacağı tatbikat nedeniyle Rusya ve Ukrayna karşı karşıya geldi. Washington, Black Sea For'a katılmaya çalışırken Rusya, Türkiye'nin önderlik ettiği Uyum Harekâtına Sezer'in Rusya ziyaretinden önce katılmayı planlıyor.
Ukrayna'nın 1997'den bu yana düzenlediği Sea-Breeze 2006 tatbikatı, Amerika'nın Karadenize ilişkin talepleriyle birleşince bu yıl gerilime neden oldu. 109 Amerikan askerinin Kırım'a gelmesi ve Advantage isimli yük gemisinin malzemelerle birlikte limana yanaşması gerilimi çatışmaya dönüştürdü. Amerikan askerlerinin kaldığı yerin çevresi halk tarafından kuşatıldı. Ukrayna Devlet Başkanı Yuşçenko, Rusları kastederek, gösterilere karışan tüm yabancıların sınırdışı edileceğini açıkladı.
"Uluslararası Askeri Tatbikatlara Katılacak Yabancı Askeri Birliklerin Girmesi Hakkındaki Kararnamesinin Onayı Hakkındaki" kanun tasarısının Amerikan askerleri geldikten sonra Meclis'e gönderilmesi Ukrayna'daki tepkiyi daha da artırdı.
Sea-Breeze 2006 tatbikatı 18 Temmuz'da başlayacak. NATO tarafından düzenlenen tatbikata Azerbaycan, Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, Makedonya, Moldavya, Almanya, Romanya, ABD, Türkiye, Ukrayna ve Hırvatistan katılacak. Danimarka, Rusya ve İspanya gözlemci gönderecekler. Tatbikat sırasında, faaliyetlerin büyük çoğunluğu denizde icra edilecek. Karadaki faaliyetlerin bazıları Eski Kırım askeri eğitim merkezinde yürütülecek.
Tatbikat Rus üslerinin çevresinde yapılıyor!
Tatbikat, Rus askeri üslerinin bulunduğu bölgede yapılacak. Filonun, 2017'de tamamen Ukrayna'dan çekilmesi gerekiyor. Ancak Ukrayna, Rusya'nın kullandığı deniz üsleri için ödediği kira miktarını yeterli bulmuyor ve yeni bir anlaşma yapılmasını talep ediyor. Rusya ise yeni bir anlaşmaya yanaşmıyor.
Bu arada Rusya Savunma Bakanı Sergey Ivanov, Karadeniz'deki Rus Donanması'nın Suriye limanlarına transfer edileceği haberlerini yalanladı. Rus basınında çıkan haberler üzerine bir açıklama yapan Ivanov, içlerinde Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiisk'in de bulunduğu limanlarda, yeni deniz üsleri inşa edileceğini açıkladı. Ivanov, Rusya Federasyonu Hükümeti'nin, bu üslerin inşası için, yıllık 1 milyar rublenin üzerinde bir bütçe ayırdığını da ekledi. Amerikan yönetimi de boş durmuyor. ABD Devlet Başkanı George Bush Rusya'nın Saint Petersburg şehrinde yapılacak G-8 toplantısına gitmeden önce Ukrayna'yı ziyaret edecek, Bush'un ziyaret kararı Ukrayna'nın politik durumu ve yeni hükümetinin oluşturulması ile ilgili olduğu tahmin ediliyor.
Rusya "uyum harekatına" katılıyor!
Rusya, Karadeniz'e ilişkin ABD'nin yarattığı huzursuzluğa çözüm bulmak amacıyla Türkiye tarafından hayata geçirilen Uyum Harekatı'na katılmak üzere. Rus diplomatik kaynakların verdiği bilgiye göre, Moskova çok kısa süre içinde Uyum Harekatı'na katılım belgesini imzalayacak. Belgenin Cumhurbaşkanı Sezer'in bu ay sonu Moskova'ya yapacağı ziyaret öncesinde imzalanacağı belirtiliyor.
Uyum Harekatı, ABD'nin Karadenizde donanma bulundurma ısrarı karşısında Türkiye tarafından oluşturuldu. Harekatın oluşumunda Karadeniz'de yapılacak hareketler hakkında NATO'ya bilgi verilmesini öngörü yor. Türkiye de Rusya da ABD'nin Karadeniz taleplerine şiddetle karşı çıkıyor.
Rusya, Karadenize ilişkin ABD'nin yarattığı huzursuzluğa çözüm bulmak amacıyla Türkiye tarafından hayata geçirilen Uyum Harekatına katılmak üzere.[1]
Bulgaristan'daki Amerikan üsleriyle Türkiye kuşatılıyor!
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 25 Nisan 2006 tarihinde Türkiye'ye gelmiş ve bazı görüşmelerde bulunmuştu. Rice'ın ziyareti Türk basınında uzun süre tartışılmış, "acaba ne istendi, ne verildi?" yorumlarına neden olmuştu. "PKK'ya karşı İran" pazarlığı yapıldığına dair görüşler ağırlık kazanmış ama açık bir değerlendirme yapılmamıştı. Görüşmelerin en önemli sonucu ABD ve Türkiye arasında "Stratejik Ortaklık Vizyon Belgesi" hazırlanması kararıydı. Taraflar "stratejik ortak"lığın çapını ve içeriğini bu belgeyle netleştireceklerdi. Söz konusu "vizyon belgesi", ABD Ankara Büyükelçisi'nin son demecinden anlaşıldığı kadarıyla "bitmek üzere". ABD'li bakan daha sonra Yunanistan'a gitti. Yunan-Rum basınında Rice'ın "Türk tarafını kayırdığı" yolunda yorumlar yapıldı ve bunlar Türk basınına da yansıdı. Ardından 27-28 Nisan'da Sofya'da yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısına katıldı. Hatırlayın, Rice'ın ziyaretini ve sonrasını Türk medyasında böyle okumuştuk.
Tam bu noktada, yani Bulgaristan'daki NATO toplantısında başka bir şey daha oldu. ABD ve Bulgaristan Dışişleri Bakanları 28 Nisan 2006 tarihinde üç askeri üs konusunda anlaşma yaptılar. Bu anlaşmayla Bulgaristan'ın orta bölümünde yer alan Graf Ignatievo Havaalanı ile Türkiye sınırına yakın yerlerde bulunan Bezmer Hava Üssü ve Novo Selo Askeri Eğitim Üssü ABD kontrolüne verildi. Üs anlaşması basınımızda yer aldı ama hakkıyla yorumlanmadı kanaatindeyiz. "Bulgaristan'daki Amerikan üsleri neyi ifade eder?", "Türkiye için anlamı nedir?" soruları pek fazla kafaları kurcalamadı. Çünkü o günlerde hala Rice'ın giyim-kuşamından söz edilmekteydi.
Amerikan üslerinin taşıdığı mesaj algılanmıyor!
ABD'nin yabancı bir ülkede üs kurması, kendi askeri hedefleri açısından mutlaka bazı planları ihtiva eder: "kriz bölgelerine yakınlık", "acil müdahale","terörizmle savaş" vb. Nitekim Bulgar üsleri uluslar arası kamuoyuna böyle açıklandı. Lakin bir Amerikan üssü her şeyden önce siyasi anlam taşır. Bir zamanların İncirlik üssü, Irak-İran-Suriye ve elbette Türkiye için ne anlam taşıdıysa, tam olarak o anlamı taşır. ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı (şimdi Dünya Bankası Başkanı) Paul Wolfowitz, Irak işgali öncesi New York Times'a verdiği bir mülakatta şunu söylüyor: "[Üslerin] fonksiyonu aslında askeri olmasından çok politiktir. ABD üsleri herkes için bir mesaj taşır: Geri dönme gücümüz var ve döneceğiz…". Şimdilik bu sözlerin İncirlik'ten vazgeçen ABD'nin "geri dönme" ama "dönüşüm muhteşem olacak" anlamındaki "dönme" niyeti olduğunu tartışmayacağım. Evet, Bulgaristan'daki Amerikan üsleri bir mesajdır ama kime yönelmiştir, muhattabı kimdir?
Karadeniz'de "Yeni Soğuk Savaş" Başlıyor Bir yönüyle mesajın alıcısı Rusya'dır. Karadeniz'i gittikçe ısıtan bir "Yeni Soğuk Savaş" gündemde. ABD Karadeniz kıyısı ülkelerde birkaç yıldır "operasyon" yürütüyor. Şöyle ki: – Ukrayna'da "renkli" bir sivil darbe tezgahlandı, yönetim "muhiplere" devredildi. – Gürcistan'da bir başka Amerikan muhibi Saakaşvili iktidara getirildi. – 2006 yılı başında Romanya ABD'ye Karadeniz kıyısında askeri üs verdi. Bulgaristan'da elde edilen üslerin ABD için bir sonraki hamle olduğu düşünülebilir. Yani Amerika Karadeniz'de Rusya'yı kuşatma uğraşı içindedir. Ukrayna ve Gürcistan'da etki elde eden ABD şimdi Balkanlar'da nüfuz artırma faaliyeti içerisindedir. Romanya'nın ardından Bulgaristan'da da "sevinçle" karşılanan ABD, "çevirme harekatı"nda ilerlemektedir. Rusya ise misilleme olarak Kırım'ı tartışmaya açtı. Halen Ukrayna'ya bağlı olan Kırım'ın kontrol altına alınması için Rus parlamentosu Duma'dan karar çıkarıldı. Bu kapsamda Rusya, Ukrayna ile arasındaki 10 yıllık sınır anlaşmasını önümüzdeki yıl geçerli saymayacağını ilan etti. Şüphesiz amaç Kırım'ı almak ve Karadeniz'deki Amerikan operasyonuna yanıt vermektir. Daha öncesinde Rusya'nın Ukrayna'ya verdiği doğalgazı keserek bu ülkeyi tehdit altında tutma niyetinde olduğunu biliyoruz. Bir başka karşı-girişim olarak Rusya'nın, "Türkiye'yi huylandırmadan Ermenistan'a yaklaşma" politikası izlediği görülüyor. Rusya, Türkiye ile "olası ortaklığı" zedelememeye özen göstererek, Ermenistan ile askeri ve ekonomik ilişkilerini güçlendirmeyi sürdürüyor. |
Montrö'ye "gol" atılıyor!.
ABD-Rusya kapışmasının Türkiye'ye önemli etkileri olacağı kesin. Karadeniz merkezli yürüyen "Yeni Soğuk Savaş", akıllara öncelikle 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni getiriyor. Sözleşmenin tanıdığı bir hak olarak 70 yıldır Boğazlar ve Boğazlardan savaş gemilerinin geçişi üzerinde söz sahibi olan Türkiye, bölgede dikkatle izlenen bir aktör. Yakın zamanda Blackseafor (Karadeniz Gücü) tatbikatı kapsamında ABD savaş gemilerinin Boğazlardan Karadeniz'e geçmesine izin vermeyen Türkiye, bu ülke gözünde "mimlendi". ABD Montrö'yü ve dolayısıyla Türkiye'yi "aşmak" için özellikle Romanya ve Bulgaristan'daki üslerine büyük önem veriyor. "Amerikan savaş gemilerine Bulgaristan bayrağı takmak", ABD'nin Montrö'yü aşma taktiği olarak uyguladığı bir yöntem. Amerikan ordu kaynakları 2001 yılındaki Kosova müdahalesinde Montrö'ye böyle bir "gol" attıklarını açıkça yazıyorlar. İlerleyen süreçte Türkiye'nin Boğazlar konusundaki tavrının ne olacağı hem Rusya hem ABD tarafından dikkatle takip ediliyor.
Kuşatılan sadece Rusya sanılıyor!
Bizce Bulgaristan'daki üslerin bir mesajı da Türkiye'ye yöneliktir. "Boğazları açmazsan ben de Bulgaristan ve Romanya'dan Karadeniz'e girerim" demeye getiren ABD "soğuyan" Türk-Amerikan ilişkilerinin altını bir kez daha çiziyor. ABD, Hazar enerji kaynaklarına giderken Türkiye'yi "yanında götürmeyeceğini" açıkça beyan etmiş oluyor.
Başka bir açıdan bakıldığında ise bölgede kuşatılan sadece Rusya değildir. Aynı zamanda Türkiye de, Irak'tan sonra bir de Batı'dan, Balkanlar'dan çevrilmektedir. Bilhassa Bulgaristan'daki üslerin konumları bu yönüyle dikkat çekiyor (haritaya bakınız). Bezmer Hava Üssü ve Novo Selo Askeri Eğitim Üssü, Türkiye sınırına fazlaca yakın. Diğer bir üs olan Graf Ignatievo Havaalanı ise Bulgaristan'ın orta kısımlarında. Yani bu yeni üsler, ya da "Amerikan mesajları", konumları itibarıyla Karadeniz ve Rusya'dan çok Türkiye'ye yönelik olduklarını açık ediyorlar. Mesela ABD doğrudan Karadeniz'i hesaba katsaydı, tam da bu amaca yönelik olabilecek, halen faaliyet dışı durumdaki Varna Askeri Havaalanı'nı yeniden kullanıma açmaz mıydı? Veya Romanya topraklarında yer alan, Karadeniz kıyısındaki ABD üsleri "amaç" için yeterli değil miydi? Ayrıca Bulgaristan'a da üs mü kurmak gerekiyordu? Elbette bunların bazı askeri gerekçeleri olabilir. Fakat üslerin taşıdığı mesajın yalnızca Rusya'ya dönük olduğunu düşünmek kanımızca "fazla iyimserlik" olur.
Bulgaristan'da "tezkere engeli bulunmuyor!
Bulgaristan üslerinde kısa vadede 2700 civarında Amerikan askeri konuşlandırılacak. Bu üslerde küçük ölçekli ama hareketli özel birliklerin eğitileceği, buradan "kriz bölgelerine" sevk edileceği ifade ediliyor. Fakat orta vadede asker sayısının artacağına kesin gözüyle bakılıyor. Resmi açıklamada söz konusu üslerin saldırı amaçlı kullanılmayacağı belirtildi, ama anlaşmada ilgi çekici bir madde var. O maddeye göre ABD, bu üsler üzerinden üçüncü bir ülkeye saldırma kararı verirse, konuyu Bulgar makamlarına "danışacak". "Danışma"nın biçimi tam anlamıyla bir muamma… ABD bu anlaşmayla muhtemelen, Türkiye'de olduğu gibi izin almak, tezkere çıkarttırmak zorunda kalmayacak, olasıdır ki doğrudan operasyona girişebilecek. Bu durumu, tüm yazdıklarımızdan sonra Türkiye için olumlu yorumlama imkanı var mıdır? ABD-Bulgaristan üs anlaşması 10 yıllık bir süreyi kapsasa da uluslar arası gözlemciler "ABD'nin buradan kolay kolay çıkmayacağı" yönünde. Ki Türkiye bunu kendi deneyimleriyle gayet iyi biliyor.
ABD'nin 2003 yılındaki Irak işgalinden bu yana Avrupa'daki üsleri doğuya kaydırma stratejisi izlediğini görüyoruz. Hatta bu sürecin 1 Mart tezkeresinin TBMM'ye "gömülmesi"yle hız kazandığını söylemek mümkün. O dönemde ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in "istenmediğimiz yerde durmayız" mealindeki sözlerini hatırlamamak ne mümkün? Rumsfeld'in demeci esas olarak Türkiye ve Almanya'yı işaret ediyordu. 2003 yılından sonra Türkiye ile ilgili olarak İncirlik "bitirildi", Almanya'dan ise güçler başka yerlere kaydırılmaya başlandı. ABD kaynaklarından Almanya'daki üslerden 15.000 civarında (bazı kaynaklar 75.000'den söz ediyor) askerin Bulgaristan ve Romanya'ya kaydırılacağı açıklaması geldiğine göre sürecin sona yaklaştığını düşünebiliriz. Özet olarak ABD, Almanya ve Türkiye'den çekildi, Balkanlara yürüyor. Amerika'nın Türkiye'den çekilmesi, acaba yukarıda alıntıladığımız Wolfowitz'in sözünde ifade ettiği gibi "dönmek için çekilmek" değil mi?
Olayları, sonrasıyla birlikte değerlendirmek gerekiyor! Tekrar en başa dönerek, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Türkiye ziyaretini bir kez daha değerlendirmeye çalışalım. Medyaya yansıyanlar ne olursa olsun, bir olayı değerlendirmek için sonrasında yaşanan gelişmelere bakmak, sanıyoruz çok daha anlamlı olur. "Diplomatik mesajların", "resmi açıklamaların" ardındaki gerçeği kavramak için en iyi yöntem budur. Dolayısıyla ABD ile Türkiye arasındaki "Stratejik Ortaklık Vizyon Belgesi" içi boş kalacak bir belgedir. ABD hali hazırda başka cephelere yönelmiş durumdadır. Türkiye artık stratejik bir ortak olmayacaktır, saflar değişmektedir. Değişen saflarda Türkiye'nin yeri ABD'nin yanı değil, fakat ABD için "kriz bölgesi adayı" olmaktır. Bulgaristan'daki Amerikan üsleri, Türkiye'nin artık "safdaş" olmadığının açık kanıtıdır. "Gelişmeleri sonrasıyla birlikte değerlendirme" yöntemine, dilerseniz 28 Nisan 2006 tarihini esas alarak devam edelim. ABD-Bulgaristan askeri üs anlaşması sonrasında Türk-Bulgar ilişkilerinde neler oldu, yorumsuz olarak kısaca hatırlayalım: – Bulgaristan'ın aşırı milliyetçi ATAKA Partisi, sözde "Ermeni soykırımı"nın tanınması için Bulgar meclisine yasa teklifi verdi. Teklif oylamaya katılan 170 milletvekilinden 56 "evet", 81 "hayır" ve 33 "çekimser" oy alarak ret edildi. (10 Mayıs 2006) – Bulgaristan İçişleri Bakanı Rumen Petkov, bakanlığın arşiv dosyalarında, Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Mustafa Aliş Hacı, üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) milletvekili ve Parlamento Başkan Yardımcılarından Ünal Lütfi'nün sosyalizm döneminde "DS" adlı devlet istihbarat servisinde kadrolu ajan olarak çalıştıklarının görüldüğünü söyledi. (30 Mayıs 2006) – Yine ATAKA Partisi, Sofya'daki Banyabaşı Camii yanına çadır kurarak "Bulgar camilerinde ezan okunmasın" içerikli bir imza kampanyası başlattı. (31 Mayıs 2006) Ve bunlardan daha önemlisi 17 Mayıs 2006'da Alparslan Aslan tarafından gerçekleştirilen Danıştay saldırısı olayı. Bu olaydan sonra birçok şey yazıldı, söylendi, "dış güçler" konusunda fikirler ileri sürüldü. O sırada BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ilginç bir açıklama yaparak "Bulgaristan'a bakmak lazım" dedi. Nitekim bazı "meşhur sivil istihbarat kaynakları" da Alparslan Aslan'ın Bulgaristan'da MOSSAD tarafından eğitildiğini açıkladı".
|
Türkiye nereye sürükleniyor?
Tüm bunları toplarsak, acaba ABD'nin Bulgaristan üsleri saldırıya mı hazırlanıyor? ABD kısa vadede düşük yoğunluklu bir Türkiye-Bulgaristan gerginliği mi planlıyor? Sorularını değerlendirmemiz gerekiyor! Hala hatırlardadır, Uğur Mumcu vb. "faili meçhul" suikastlerinde "bazı eller" sürekli İran'ı işaret ediyordu?
Danıştay saldırısıyla başlayan yeni süreçte, başka saldırılar, suikastler olunca bu kez Bulgaristan mı işaret edilecek? Bu yolla, İran benzeri gerginlik, 1990'lardan sonra ilişkilerimizin hızla geliştiği Bulgaristan için mi oluşturulacak? "Yeni İran" bundan böyle Bulgaristan mı olacak? Türk-Bulgar gerginliği "oluşturulabilirse", Türkiye'nin hemen dibindeki Bezmer Hava Üssü ve Novo Selo Askeri Eğitim Üssü'nde eğitilecek olan "özel kuvvetler" bu gerginliğe mi müdahale edecek? ABD "kriz bölgelerine yakın olmak" derken, kendi üreteceği krizlere yakın olmayı mı kast ediyordu?
Bu sorularımıza şimdilik kaydıyla dilerseniz "komplo teorisi" deyip geçin. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, olaylar en iyi sonraki gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanır. Şu Bulgaristan'daki Amerikan üsleri meselesini de izleyelim ve görelim. Bakalım kısa ve orta vadede Türk-Bulgar ilişkileri nerelere "götürülecek"? En mühimi de Türkiye süreci izleyebilecek mi? Yunanistan'dan sonra Bulgaristan ile de oluşabilecek bir gerginliğe karşı hazırlıklı olabilecek mi, buna karşı ne gibi önlemler alacak?[2]
[1] Aydınlık / 11.06.2006
[2] Milli Gazete / 19.06.2006 / Zafer Yılmaz

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Yine içimizi dışa döken, halimize ayna tutan bir yazımız olmuş, elhamdülillah!İnsan denen mahlûkatın kâinat ile,…
Makalenin içeriği son derece öğüt verici ders verici tefekküre boğucu uyanık olmamızı ve böylesi bir…
Dışına aldanmayın, bozuk içleri Derlenip def ederiz, soysuz hiçleri Kâfirler ürkütemez, Milli güçleri Eba Eyyub,…
Siyonist işbirlikçilerinin, "ABD'nin ırak'ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün…
Ahmet Hoca haykırır; duyarsız insan Anlamaz duygularım, ayarsız insan Akıl vicdan Kur’an’a, uyarsız insan Sultan…
MİLLİ ÇÖZÜME TAVIR ALANLARA KÜÇÜK BİR HATIRLATMA! Milli Çözüm; Kutuplaştırılmış toplumları barıştırarak yaşanabilir bir Dünya…
Siyonizm'in İran'a 4 bir yandan saldırdığı ve tüm vekil güçlerini bu yolda kullandığı şu dönemde…
Sivil Savunma = Kuvayı Milliye; yani Halkın Silahlı Gücü.Dünyada ve bölgemizde yaşanan çok tehlikeli olayların…
İnsanlar duymak istedikleri şeyler söylendiğinde, bunları yalan olarak görmeme eğilimine kaymıştır. İnsanların büyük bir kısmı…
Gerçeğe dönülmediği takdirde batılıların ülkemizi saha savaşı ile değil ekonomik savaşla,daha çok borca sokarak yeraltı…