Kağıttan Dolar putu ve petrol pususu:
Petrol fiyatlarındaki artışın ABD'de benzinin pompa fiyatına yansıması ve otomobil tutkunu Amerikalıların buna çok duyarlı olması; Başkan Bush'un işini daha da zorlaştırıyor. ABD Merkez Bankası'nın faiz yükseltme sürecinin sonlarına yaklaştığı izlenimi güçlenirken, buna karşılık Avrupa'da yeni faiz artışlarının gündemde olması, doların euro karşısındaki değer kaybını destekliyor. ABD'nin 800 milyar doları aşan dış açığının kapanmaya başlaması için doların ciddi boyutlarda değer kaybetmesi gerektiğini söyleyenlerin sesi daha çok duyuluyor. IMF'nin son yıllık toplantıları sırasında ödemeler dengesinde büyük açık ya da fazla veren ülkelerin bu dengesizlikleri azaltacak adımlar atması gereğinin vurgulanması da doların üzerindeki baskıyı artırıyor. Doların hatırı sayılır oranda değer kaybetmesinin tek seçeneği var: ABD ekonomisinin derin bir daralmaya sürüklenmesi ve dış açığın bu yolla kapanması…
Bu süreçte her olumsuz haber daha fazla yankı yapar ve doların düşüşünü hızlandırabilir." (15.5.2006 / Osman Ulagay / Milliyet) Ve tabi doların boşalması, Amerika'nın çöküşünü hazırlayabilir.
Petrodolar savaşı ve global ekonomik kriz korkusu
Son aylarda ekonomide yaşanan keskin hareketlilikler, dünya genelinde gerçek bir ekonomik kriz yaşanacağına dair korkuları önemli ölçüde beslenmektedir. Amerikan ekonomisine güvenin sarsılması, bu güvensizliğin önüne geçmek için kullanılan hırçın yöntemler, doların geleceğine ilişkin spekülasyonların artması, Çin ve ABD'nin alımları nedeniyle altın fiyatlarının tırmanması, enerji kaynakları üzerindeki rekabetin çatışmaya dönüşmesi ve bu çatışmanın ekonomik olmaktan çıkıp tehlikeli bir kamplaşma halini alması korkuların haksız olmadığının işaretidir. Bugünlerde "küçük" dalgalanmalarla kendini hissettiren tehlike, yakın zamanda kontrol edilemez ve katlanılmaz sonuçlara yol açabilir.
Yoğun bir stres birikimi var ve kendisini her açıdan hissettiriyor. Şok edici gelişmeler olabilir. Sadece ekonomik kriz olmayabilir. Ekonomik krizi de besleyecek şekilde, bir siyasi/askeri kriz de her an karşımıza çıkabilir. Bu nedenle son günlerde yaşananları hapşırma olarak değerlendirenler, karamsarlığın giderek arttığını, global ekonomik kâbus yaşanabileceğini söylüyor. Birçok ülkede son bir yıldaki kazanımların bir haftada silindiğine dikkat çekiyor. Aynı çevreler, dünya finans piyasasının çok tehlikeli bir süreçten geçtiği, 74 trilyon dolarlık finansal varlığın, "güvenli limanlar aradığı" uyarısı yapıyor.
Şüphesiz bu durum sadece ekonomik verilerle açıklanabilir olmaktan uzak bulunuyor. Gerilimin kaynağında elbette kaynaklar, özellikle enerji kaynakları ve pazarlar üzerindeki paylaşım mücadelesi yatıyor. Ancak bu kaynakların kontrol edilmesi için geliştirilen güvenlik politikaları belli güçler arasında nüfuz mücadelesini değil, tam anlamıyla çatışmayı ortaya çıkarıyor. Sermaye hareketliliğinden silahlanmaya, askeri planlamalardan sosyal çözülmelere kadar, dünya üzerinde yaşanan huzursuzlukların ve hepimizi tehdit edici sürecin altında bu yatıyor. Sahip olma, hükmetme ve kontrol etme hırsı. Oyunun kurallarını belirleyen güçler kendi aralarında bile "paylaşım" sözcüğünü adeta unuttu, her şeyin tek hakimi olmak istiyor.
İran'a yönelik saldırı tehditlerinin kaynağında bu yok mu? Mesele İran'ın nükleer teknolojiye sahip olması mı sadece? Elbette değil. İran'ın ABD blokuna boyun eğmemesi, ABD ile rekabet etmeye çalışan güçlerle işbirliğine girişmesi ve jeopolitik konumu gereği bütün enerji planlamalarını sabote edecek güce sahiplik etmesidir asıl sorun.
"Terörizmle mücadele" hilesinde de aynı ilkesizlik geçerli değil mi? ABD, İran'a ve hedef seçtiği ülkelere karşı terörü destekliyor. PKK, PJAK, Halkın Mücahitleri Örgütü ve İran içinde örtülü operasyonlar için kullandığı yeni yetme terör örgütlerini eğitip silahlandırıyor. Bu yüzden ABD karşıtları da Irak'ta direnen örgütlerden bazılarını destekleyip ABD ile savaştırıyor!?..
Nükleer silahlanmada aynı ikiyüzlülük geçerli değil mi? ABD kendine sadık ülkeleri silahlandırıyor, nükleer teknolojiye geçmelerine yardım ediyor. Bunun üzerine ABD karşıtı ülkelerse, İran gibi, Washington'ın hedef belirlediği ülkeleri silahlarla donatıyor, bu ülkelere nükleer teknoloji transfer ediyor.
Petrol fiyatları konusunda da aynı çatışma yok mu? ABD ve müttefikleri Irak'ı ele geçirip petrol piyasasına hakim olarak önemli bir avantaj sağlayacaklardı. Ancak Rusya, İran, OPEC'in bazı üyeleri hatta S. Arabistan, petrol fiyatları üzerindeki denetimlerini hâlâ ellerinde tutuyor. İşte son aşamada yine sermaye savaşı yapılıyor. Para üzerinden bir çatışma yürütülüyor ve karşılıklı manevraları izliyoruz. Ne zamana kadar? Çatışma büyük depreme yol açıncaya kadar. Ondan sonrası tufan!
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Temmuz'dan itibaren petrol ve gaz borsası kuracağını, petrol ticaretini ruble üzerinden yapacağını açıkladı. Şimdi dünyaya ruble pompalıyor. Neye karşı? Petrodolara karşı. Çünkü Rusya dünya petrol ticaretinin yüzde 15.2'sini, doğalgaz ticaretinin yüzde 25.8'ini elinde tutuyor. Petrol ticaretinin yüzde 5.8'ini elinde tutan İran da petrol/doğalgaz ticaretini Euro'ya çevireceğini açıkladı ancak henüz bunu başaramadı. Yine Venezüella gibi bazı ülkeler aynı niyetleri taşıyor. Taşıyor ki, ABD ve müttefikleri Karayip açıklarında askeri tatbikatlara başladı!
Moskova'nın Ukrayna gazını kesmesi ile başlayan restleşme, ABD Başkan Yardımcısı Cheney'nin Rusya'yı enerji kaynaklarını şantaj malzemesi olarak kullandığı suçlamasıyla tırmandı. Moskova ise 40 yıldır hiçbir enerji anlaşmasını bozmadıklarını hatırlattı. Adeta yeni bir soğuk savaş başladı.
Çatışma sadece ekonomik değil. Çatışma sadece petrol ve doğalgazla sınırlı değil. Çatışma sadece ekonomik verilerle finansal değerlendirmelerle açıklanabilir değil. Herkes 21. yüzyılın hesabını yapıyor ve ölümcül planlar hazırlıyor. Küresel ekonomik ve siyasi dengeler kısa sürede yerine oturamayacak ve şiddet artarak devam edecek gibi görünüyor!
Bu küresel çatışmanın içinde; enerji savaşı kadar nükleer silahlanma, yeni harita taslakları kadar iç savaşlar da var. Türkiye ise çatışmanın tam merkezinde bulunuyor. Türkiye, nükleer silahlanmanın da, küresel sermaye sultasının da çemberinde bocalıyor. Bu nedenle İsrail Hava Kuvvetleri'nin yüzde 12'si Türkiye topraklarında tutuluyor!"[1]
Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini; "Anadolu Siyon Devleti" heveslisi dış güçleri ve sabataist işbirlikçilerini, avutup oyalayarak kurmuştu. Sonradan aldatıldıklarını fark eden bu çetin çevreler ve masonik çeteler, Mustafa Kemal'i saf dışı bırakıp, kendi hizmetçileri İsmet İnönüyü, Cumhurbaşkanlığına oturtmuştu. Böylece Atatürk'ün Milli çizgisinden saptırılan devrim treni, tekrar Büyük İsrail hedefine doğru yola koyulmuştu. Nurcuların, Süleymancıların ve Tarikatçıların desteklediği Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal ve Tayip Erdoğan gibi sağcılar, Bülent Ecevit gibi solcular sayesinde, Türkiye, Terörist İsrail'in, bölgedeki hayat sigortası olmuştu…
"Dolar" diye, karşılıksız basılan kağıt tomarlar yetmiyormuş gibi, ayrıca İsrail'de ve ABD'nin bilgisi dahilinde "sahte dolar" matbaaları çalışıyordu.. Bölücü PKK'da, gerici Hizbullah da bu paralarla besleniyor; kiralık solcu TV. Yorumcularının ve sözde İslamcı, münafık köşe yazarlarının maaşları ve masrafları bu dolarlarla karşılanıyordu!…
Ve derken, Siyonist sömürü gemisinin yüzüp yol aldığı ve avlandığı deniz, şimdi buz tutup donmaya başlıyordu.. Ve, Dolar, boşalıyordu!.?.
Soros'un "200 milyar dolar" itirafı Dünyanın en büyük spekülatörü George Soros, dünya piyasalarındaki sorunun, Japon Merkez Bankası'nın dünya piyasalarından 200 milyar dolar çekmesinden kaynaklandığını söyledi, Bir deprem yaşandığını belirten Soros, bunu artçı depremlerin izleyeceğini belirtti. Soros, kurduğu vakıf ve dernekler aracılığıyla ve Amerikan devletiyle birlikte, gittiği ülkede darbeler tertipliyor. Dünya çapında 60 ülkede kurduğu Açık Toplum Enstitüsü'ne, her yıl 400 milyon doları aşkın bir fon aktarıyor. Soros'un, son dönemde Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan'daki darbelerin mimari olduğu tüm dünyada biliniyor. Soros, 1997 yılında Tayland'da başlayan ve tüm Asya ülkelerini sarsan krizin de kahramanı. Aklı erenler biliyor ki, Amerika'nın tehdit ve şantaj yöntemleriyle Japonya'nın dünya piyasalarından 200 milyar dolar satın alması… Yani gerçek üretim karşılığı olan ve alım değeri bulunan "Yen"i verip, 200 milyar dolar "karşılıksız kağıt para" toplaması; aslında ABD'li Siyonist sermaye sultanlığına, 200 milyar dolar rüşvet ve haraç ödemesi demektir. Ama bu tür baskı ve barbarlıklar, Amerikan rüyasının (daha doğrusu kabusunun) aniden yıkılışıyla sonuçlanacaktır.
|
Dolar 1,70 YTL'ye dayandı
Yabancıya verginin sıfırlanmasının öğlen saatlerinde yarattığı hava kısa sürdü. Dış kaynaklı gelişmelerin de etkisiyle dolar 22 Haziran akşamı 1,70 YTL'ye dayanarak yeni bir zirve oluşturdu. Bir ara 35 bin 378 puana kadar çıkan Borsa günü 34 bin 229 puanla tamamladı. Avro da 2,120 YTL'nin üzerine çıktı.
Bono piyasasında önce düşüş ardından da yükseliş yaşandı. En çok işlem gören 9 Nisan 2008 vadeli tahvilin basit faizi yüzde 21,03, bileşik faizi yüzde 19,52'den kapandı.
MB'nin işi yabancıya ucuz döviz sağlamak ve milleti sağmak mı?
Merkez Bankası döviz rezervi, döviz piyasalarına satış yönünde müdahale yapılan önceki hafta 691 milyon dolar azalarak 59 milyar 15 milyon dolardan 58 milyar 324 milyon dolara geriledi.
Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu Başkanı Ahmet Ertürk, 22 Haziran günü Dünya gazetesinde yayımlanan demecinde, "Bugüne kadar 2.2 milyar dolar sattıklarını, günlük 150-200 milyon dolar satmaya devam edeceklerini" bildirdi.
Merkez Bankası eski başkanlarından Ali İhsan Karacan, MB'nin dövize müdahalesinin, "ucuza döviz satarak özel kesime kamudan kaynak transferi" dışında bir işe yaramayacağını söyledi. 21 Haziran günkü Vatan gazetesindeki köşe yazısında Karacan, şu satırlara yer verdi: "Yabancılar ulusal para portföylerini boşaltabilmek, yerlilerse açık pozisyonlarını kapatabilmek üzere döviz rezervlerini kullanmak için MB'yi döviz piyasasına müdahale etmeye zorluyor. MB'nin müdahalesi dövizde kalıcı bir istikrar sağlamayacağı gibi faiz oranlarını da yükseltecek."
"Fındıkta tehlikeli bir oyun oynanıyor" Tarım eski Bakanı ve Saadet Partisi GİK üyesi Musa Demirci, Başbakan Erdoğan'ın demokratik usullerle seçilen Fiskobirlik yönetimini hazmedemediği için fındık fiyatlarının 2-2.5 YTL'ye kadar düştüğünü söylüyor. Hükümetin, Fiskobirlik'i olmadık gerekçelerle köşeye sıkıştırarak buradan siyasi rant elde etmeye çalıştığına dikkat çeken Demirci, üreticinin büyük bir mağduriyet içinde olduğunu dile getiriyor. Bu mağduriyetin giderileceği yerde hükümetin ‘sorumlu biz değiliz' şeklindeki savunmasını da sert bir dille eleştiren Demirci, "Diğer birliklere verilen krediler neden Fiskobirlik'e verilmiyor? Fiskobirlik'i köşeye sıkıştırarak ne elde etmek istiyorsunuz?" diye soruyor. Evet, fındık fiyatlarının 2 – 2.5 YTL' ye kadar düşmesinin birinci sorumlusunun Başbakan Erdoğan olduğu bellidir. Olayın tamamen provoke edildiğine dikkat çeken Demirci, Erdoğan'ın Fiskobirlik ile iktidar kavgası içine girmiştir. Erdoğan'ın Fiskobirlik seçimlerine müdahale etmek istemiş, ancak bunda başarılı olamayınca diğer birliklere verilen kredileri Fiskobirlik'ten kestirmiştir. "Geçen yılın mahsulü olan fındığın bir bölümü Fiskobirlik'in bir kısmı da tüccarın emanetinde. Başbakan'ın Fiskobirlik aleyhine takındığı tavra kadar fındığın fiyatı 4-5 YTL arasında seyrediyordu. Fiskobirlik seçimlerinde iktidar istediği sonucu alamayınca kredi destekleri durduruldu. Bunu fırsat bilen tüccarda fiyatları aşağıya çekti." Şimdi soruyoruz ve dikkatlerinizi çekiyoruz: Acaba çeşitli alavere-dalaverelerle fındık fiyatlarının bu denli düşmesini sağlayan Bay Tayip, Amerika'daki Fındık Borsası Kralı ve Başdanışmanı Yahudi asıllı kürt işadamı: Cüneyt Zapsu'nun kârhanesine milyar dolarlar kazandırmayı mı amaçlıyor?!.. |
[1] 24.05.2005 / İbrahim Karagül / Yeni Şafak

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…
5375 Yıllık Siyonist Sömürü Düzeni, Kafirler ve Münafık Mücrimler istemese de yıkılacak , Tüm insanlığın…
Öncelikle belirtelim ki; Yahudiyi tanımadan dünyada olup bitenleri anlamak mümkün değildir. Makale bu anlamda çok…
Galiba tarihte hep böyle olmuş; Hakk uğruna mücadele edenler yalnız kalmışlar. Ne kadar kafir, münafık,…