Zorunlu din derslerinin kaldırılması hem millete, hem İslamiyete hıyanettir!
Genel seçimler sonrası ülke gündemine gelen sivil anayasa tartışmaları sürüyor. AKP hükümetinin Prof Dr. Ergun Ozbudun ve ekibine hazırlattığı yeni anasaya tasarısı, tartışmaları da beraberinde getirdi. Özellikle anayasanın 24'üncü maddesinde yer alan zorunlu din dersine ilişkin yeni düzenleme tepkilere neden oluyor. 82 anayasasında ‘Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır" ifadesinin değiştirileceğine ilişkin söylemler sendikalardan tepki çekiyor. Diyanet-Sen bunu harakiri olarak nitelerken, Türk Diyanet-Sen ise bu konuda tepkilerini ortaya koyacaklarını söyledi.
Avrupa Birliği 2004 ilerleme raporunda da yer alan din derslerinin zorunlu olmasına ilişkin eleştiriler sivil anayasa ile karşılığını bulacağı benziyor. Ayrıca Avrupa Konseyi bünyesinde yer alan Irkçılıkla ve Ayırımcılıkla Mücadele Komitesi (ECRI) tarafından hazırlanan ve daha önce gündeme gelen ‘Türkiye'de Irkçılık ve Ayrımcılık' konulu raporda yer alan bu taleplere AKP hükümetinden herhangi bir itiraz gelmemişti.
O dönemde yapılan yorumlarda ‘Türkiye'nin önümüzdeki dönemde bu alanda adım atmak zorunda kalacağı belirtiliyor' değerlendirmeleri yapılmıştı. ECRI, ayrıca din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını da istemişti.
Diyanet-Sen: "Bu harakiridir"
Avrupa Birliği'nin dayatması olarak zorunlu din dersinin yeni anayasada kaldırılmasına ilişkin yapılan eleştirilerde dozunu artırıyor. Memur-Sen'e bağlı Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Bahadır, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını istemediklerini bunu kabul etmeninde mümkün olmadığını belirterek, "Müslüman bir ülkede dini eğitiminin devlet eliyle ve devlet okullarında alınması gerekir. Anayasanın 24 maddesinde bu devlete görev olarak verilmiştir. Zorunlu din eğitim ilkokuldan başlayıp kuran eğitimi alacak şekilde genişletilmesini isteriz" dedi. Bahadır, hem diyanet açısından hem de toplumsal açıdan bunun kabul edileceğini tahmin etmediklerinin altını çizerek, bu konuda sendika olarak değişik etkinlikler yaparak buna tavır alacaklarını söyledi. Din eğitimi ve diyanetin bu ülkenin gerçekleri olduğunu da dile getiren bahadır, "Gerçeklerden vazgeçmenin ise harakiri olduğunu söylüyoruz. Bunu özellikle muhafazakar bir iktidarın yapmasının siyaseten bedelini ağır ödeyeceklerini düşünüyoruz. Muhtemelen AB'den gelen talepler doğrultusunda bu yapılıyordur. Eğer bir ülke AB'ye girecekse geleneğini, kültürünü koruyarak girmelidir. Türkiye bu taleplere boyun eğmemelidir. Bunu ne bu iktidar ne de diğer hiçbir iktidar yapmamalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Türk Diyanet Vakıf-Sen: "Tepkimizi göstermemiz gerekir"
Türkiye Kamu-Sen'e bağlı Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Bilal Eser ise Türkiye'nin bir İslam ülkesi olduğunu ve bu yasanın değiştirilmesi gibi bir talebin kendilerini rahatsız ettiğini söyledi. Eser, şunları kaydetti: "Eğer bir İslam ülkesinde isen Müslüman çocukları din dersini almak zorundadır. Çünkü din dersini devlet olarak vermezsen, çocuklar bunu başka yerlerde değişik şekillerde yerini doldururlar. Biz zorunlu din dersinin kalmasından yanayız. Eğer böyle bir girişim olursa bu konuda da tepkimizi ortaya koyacağız. AB ülkelerinde niye Hristyanlığ'a ilişkin yasaları kaldırmıyorlar. Bize neden bunu uygulamayın diyorlar. Çünkü bu ülke çocuklarına İslam dinini öğretecek."[1]
"AKP'nin Anayasa ve din dersiyle imtihanı" nasıl bitecektir?
Milli Gazetede Kamil Yeşil önemli noktalara dikkat çekmişti:
Öğretmenlerin yeni tayin edildiği, okulların açılışının az kaldığı bir zamana geldik. Bundan dolayı yeni Anayasanın içeriği konusunda başlayan bir tartışmaya dikkat çekmek istiyorum. Nedir o? Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması ve seçmeli hâle getirilmesi. Çünkü din kültürü ve ahlâk bilgisinde Aleviliğe, Bektaşiliğe yer verilmesinin yeterli bulunmadığı anlaşılıyor. Türkiye'de bazı kesimler gözünü şimdi, CHP'nin tek başına 450 milletvekili ile iktidara gelmiş olsa bile yapamayacağı, yapmadan önce şöyle bir düşüneceği bir düzenlemeyi AKP'ye yaptırmak için bu partinin üzerine dikmiş durumda. Öyle görünüyor ki önümüzde AKP'nin yeni Anayasa'yı bazı mahfillere kabul ettirmede de bu konu bir "imkân olarak kullanılacak. Çünkü AKP'nin birçok akıl hocasının hem Diyanet'in özerkleşmesi hem de okullardan din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması konusunda söylenmiş sözleri, yazılmış metinleri var. Ben burada başka bir konunun da acilen devreye sokulacağını düşünüyorum o da Çankaya'nın tamamen sembolik makam haline getirmek için Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin sınırlandırılmasıdır.
Önce din kültürü dersinin seçmeli hâle getirilmesinden başlayalım:
Okullarda okutulan din kültürü zaten haftada 1 saat. Onun da yarısından fazlası (üçte ikisi) çocuklarımızın mutlaka öğretilmesi gereken konuların uzağında, dinle, diyanetle ilgisi yok. Başka derslerde başka konular bağlamında öğrendiklerini bir din dersinde görüyor çocuklar ve adı din kültürü olan ders genel kültür derecesine indiriliyor. Bu kadarının bile bazı öğrencileri misyonerlerin tuzağına düşmekten alıkoyduğunu söyleyebiliriz. Bir ülkede misyonerler cirit atsın diye büyük şehirlerde apartman altlarına kadar kilise açmalarına göz yumacaksınız; burs, yurt dışında okuma imkanı verme gibi cazip tekliflerle çocukların geleceklerini onlara teslim edeceksiniz, bunlar yetmeyecek bir de asgarinin asgarisi bir düzeyde din kültürü vermede öğrenciyi serbest bırakacaksınız; bu ülke on yıla varmaz Hıristiyanlaşır. Sonra kanunlarla, yönetmeliklerle zapt ü rapt altına alınamaz bir durum çıkar ortaya. Kenan Evren'in 12 Eylül öncesinde çocukların komünist cereyanların eline düşmesinin sebebi olarak gördüğü için zorunlu kıldığı din derslerini, isteseniz de artık ondan sonra tekrar zorunlu hâle getirmezsiniz, getirseniz bile okuyacak öğrenci bulamazsınız. Zaten ÖSS'de çıkmıyor diye birçok öğrenci bugün alan dışı dersleri bile öğrenmek istemiyor. Artı, din dersleri bugün ortalama notu yükseltmede bir araç olarak görülüyor; öğrenciler için cazip seçmeli ders din kültürü değildir, öncelikle ÖSS'de yardımcı olacak seçmeli derslere bakar onlar, sonra da beden eğitimi gibi eğlenceli derslere…
Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun son günlerde söylediği sözlere Alevilerin gösterdiği tepkiden de anlıyoruz ki bu ülkede kendileri ile ilgili kavramları tanımlamada, belirlemede Aleviler çok duyarlı ve de tepkili. Devletin, okullarda dersler ve Diyanet yoluyla verdiği bilgiler birçok Alevi vatandaşı bağlamıyor. Bana göre tehlikenin kenarında onlar da var. Çünkü kontrolsüz güç güç değildir, denmiş. Okullarda din kültürünün kalkmış olması ile onlar hakkında söylenen bilgiler (!) de flulaşacaktır bundan da Türkiye düşmanları faydalanmak isteyecektir.
Bu konuda sözü şöyle bağlamak istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti başlangıçtan beri kurumlar için ıslahtan yana olmadı, eskiyi hemen fırlattı ama yerine bir şey koyamadı, yeni gelenler oldu ise sonuç almak çok uzun sürdü. Eski gelenek bir şekilde işe karıştı ve işin içinden çıkamaz hale geldik. Din dersinde de bu yanlış yapılmamalı ve hele AKP, Anayasa'yı bazı kesimlere kabul ettirmek adına din dersini feda etmemelidir.
Cumhurbaşkanının yetkilerine gelince… Evet, en çok konuşulacak konuların başında bu da var. CHP ve diğer Meclis dışı muhalefet hemen başlayacaktır: "Zaten biz Gül'ün eşinin örtüsü için bir şey dememiştik. Önemli olan onun uygulamaları. Yetkilerinin daraltılması hem onun işini kolaylaştıracak hem de ülkeyi rahatlatacaktır. Öyleyse hemen buradan başlayalım." denilecek. Ve Meclis yolu ile gene iktidara ortak olunmanın yollarlı aranacaktır. Bunu biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer de söylemişti. Ama o bütün yetkilerini sonuna ve son gününe kadar kullandı. Bu yetkilerin kullanımı başka birine geçince hemen tırpanlanması doğrusu AKP'nin kendi kendine sarkıntılığı olur. Bu da böyle biline."[2]
Başbakan'ın tezkere yetkisi niçin genişletilir?
AKP'nin yeni anayasa değişiklik taslağı hazırlanarak AKP Genel Merkezi'ne gönderildi. Yeni anayasa taslağıyla, sıkıyönetim kararnamelerine yargı yolu açılıyor ve Başbakan'ın asker kullanma yetkisi artırılıyor Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki altı akademisyen tarafından hazırlanan sivil anayasa taslağı, AKP Genel Merkezi'ne gönderildi. Sıkıyönetim ve olağanüstü hal kararnamelerine yargı yolu açan taslakta, Başbakan'ın asker kullanma yetkisi de artırıldı. Taslak için hukukçu kimliği olan Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığında oluşturulan komisyon genel esasları görüştü.
Buna göre, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi ve Atatürk Araştırma Merkezi'nden oluşan kurum, yeni anayasa taslağında yer almıyor.
Mevcut anayasanın 119'uncu maddesinde yer alan "Olağanüstü Yönetim Usulleri" yeniden düzenleniyor. Ancak taslakta, Bakanlar Kurulu'nun olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda çıkardığı kanun hükmünde kararnamelere yargı yolu açılıyor.
Cumhurbaşkanlığı denetimindeki Devlet Denetleme Kurulu kaldırılıyor.
Anayasa kısalıyor: Mevcut anayasa 177 maddeden oluşurken, taslakta madde sayısı 139-140'a düşürülüyor. Taslakta, daha sade bir Türkçe kullanılıyor.
Etnisite vurgusu kalkıyor: Anayasanın 66'ncı maddesindeki "Türk vatandaşlığı" yeniden düzenleniyor. Vatandaşlık tanımında, Atatürk'ün 1924 Anayasa'sına koyduğu sisteme dönülerek, "Türkiye'de din ve ırk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese Türk denir" deniliyor.
Mevcut anayasada durum
YENİ anayasada Başbakan'ın TSK'yı kullanma yetkisi artırılıyor. Mevcut anayasaya göre, "TBMM tatildeyse ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde cumhurbaşkanı da TSK'nın kullanılmasına karar verebilir" deniyor. Yeni taslakta TSK'yı kullanma yetkisi Başbakan'ın talebi üzerine cumhurbaşkanına veriliyor.
Laiklik ve kamusal alan
Laikliğin tanımı güçlendiriliyor. Yeni taslakta, anayasadaki laiklik tanımına dokunulmuyor. Anayasanın 24'üncü maddesinde yer alan din ve vicdan hürriyetinin kapsamı genişletilerek, "Hiç kimse dini inanç ve kanaatlerini değiştirmekten dolayı suçlanamaz ve kınanamaz" hükmü ekleniyor.
Kamusal alan tanımı yapılmıyor. Prof. Dr. Ergun Özbudun, gerek eski anayasada gerek yeni taslakta bu yönde bir düzenleme olmadığını vurgulayarak, "Türk hukuk sisteminde böyle bir kavram hiç yer almadı" diyor.[3]
Yeni anayasa, sivrilikleri törpülemek için mi, AB'ye eyalet olmayı gerçekleştirmek için midir?
Prof. Dr. Özbudun başkanlığında hazırlanan yeni anayasada, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, kaçakçılık, ihaleye fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma gibi suçlarda dokunulmazlık zırhı olmayacak. Seçildikten sonra bu suçları işleyenler hakkında savcılar doğrudan harekete geçebilecek.
AKP Genel Merkezi'nde ele alınan "Sivil Anayasa" taslağında milletvekilleri ve kamu görevlilerinin dokunulmazlık zırhını zayıflatan düzenlemeler yer alıyor. Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığında 6 öğretim üyesince hazırlanan taslak, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın başkanlığındaki komisyonda değerlendiriliyor. Öğretim üyelerince hazırlanan taslak AKP yönetiminde kabul görürse dokunulmazlık ile ilgili yeni düzenleme şöyle olacak:
Çift Taraflı
Anayasa'nın 76. maddesinde milletvekili seçilmeye engel eylemlerden sayılan zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, kaçakçılık, ihaleye fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma gibi suçlarda dokunulmazlık zırhı olmayacak. Seçildikten sonra bu suçları işleyenler hakkında savcılar doğrudan harekete geçebilecek, soruşturma ve yargılama yapılabilecek.
Tutuklama
Ancak milletvekilinin görevini yapmasına engel oluşturan "tutuklama ve tutulma" hali yine TBMM Genel Kurulu kararına bağlı olacak. Buna paralel olarak kamu görevlilerinin zırhı da daraltılıyor. Memurlar hakkında ceza kovuşturması için öngörülen "izin" şartı kural değil, istisna olacak. Sadece yasayla düzenlenecek sınırlı konular için idari makamın izni aranacak. Diğer durumlarda savcılar, memurlar hakkında doğrudan soruşturma açabilecek.
TSK ve Yargı
Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile hákim ve savcılar hakkındaki istisnaların "kanunla düzenleneceği" hükmedilecek. Böylece bu konudaki karar Meclis'e bırakılacak.
Meclis Kararı
Anayasa'daki mevcut hükümlere göre, milletvekilleri ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve devlet bütünlüğü aleyhine işlenen suçlar dışında mutlak dokunulmazlığa sahip. Milletvekilleri, seçimden önce veya sonra, Meclis içinde veya dışında işledikleri ileri sürülen suçlardan dolayı TBMM Genel Kurulu kararı olmadıkça tutuklanamıyor, sorgulanamıyor ve yargılanamıyor. Seçilmeden önce işlenen suçlar nedeniyle TBMM'ye gönderilen fezlekeler ise genel uygulamayla dönem sonuna bırakılarak, soruşturmalar erteleniyor.
CHP'nin uzlaşma şartıydı
,Dokunulmazlık konusu geçen yasama döneminde Anayasa paketi üzerinde uzlaşmayı engelleyen en temel sorun oldu. CHP, dokunulmazlık düzenlemesini ön şart kabul ettiği için Uzlaşma Komisyonu kurulamadı. Başbakan Tayyip Erdoğan da bu konudaki talepleri şarta bağlayarak, "Dokunulmazlık kalkacaksa her yerde kalkmalı. Yargının da, memurun da, askerin de kalkmalı. Sadece siyasetçi dediğiniz zaman bu ülkede siyaset yapacak insan bulamazsınız. Politikacıyı savcının eline mahkûm edemezsiniz. Biz nelerin nasıl yürüdüğünü çok iyi gördük. Onun için kusura bakmasınlar" demişti.
Ateiste güvence
Laiklik tanımının yer aldığı "Din ve vicdan hürriyeti" başlıklı 24. maddeye, "Kimse dini inanç ve kanaatlerinden veya bunları değiştirmekten dolayı suçlanamaz ve kınanamaz" hükmü ekleniyor. 6 kişilik bir ekiple yeni anayasayı hazırlayan Prof. Dr. Ergun Özbudun, "Bir inanç sahibi olmak ne kadar laikliğin parçasıysa o inancı değiştirmek de inançsız olmak da o kadar parçasıdır. Özünde değişiklik yok, ama genişletilmiş, takviye edilmiş bir laiklik. Gayet tabii dinsizleri (ateistleri) de güvenceye alıyor" dedi.
Din dersi zorunlu olmayacak
Din dersi konusunda iki seçenek sunuldu. İlk seçenekte din dersinin tamamen isteğe bağlı olması öngörüldü. İkinci seçenekte, "İsteyen velilerin çocuklarını din dersinden muaf tutabilmesi" düzenlendi. Taslaktaki her alternatifte de din dersi zorunlu olmaktan çıkarılıyor.
YÖK yetkileri tırpanlanıyor
Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) "Anayasal kurum" statüsü korunuyor, ancak yetkileri "planlama ve koordinasyon" ile sınırlanıyor. Taslaktaki şekliyle YÖK, üniversitelerin işleyişi üzerinde söz sahibi olamayacak, üniversitelerin programı onay için YÖK'e gelmeyecek. YÖK, rektör adaylarını eleyemeyecek, dekan atayamayacak.
Düşünceye Avrupa kriteri
Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki kriter getiriliyor. İfade özgürlüğü engelleyen şartlar, "Milli güvenlik, ülke bütünlüğü, kişilerin şeref ve haysiyetinin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi" ilkeleriyle sınırlanıyor.
'Türk'tür yerine 'Türk denir'
Türk vatandaşlığı tanımındaki "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" ifadesi, 1924 Anayasası'nda olduğu gibi "Türkiye'de din ve ırk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese Türk denir" şeklinde değiştiriliyor. [4]
Atatürk ilkeleri eğitimden çıkarılıyor
Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ergun Özbudun ve altı akademisyence hazırlanan anayasa taslağının ayrıntıları netleşiyor. Taslak metinde Anayasa'nın 42'nci maddesinden "Atatürk ilke ve inkılaplarına göre eğitim" esasının kaldırıldığı ortaya çıktı. Maddenin, Kürtçe eğitimin seçmeli ders olarak okutulmasını ve yükseköğretimde türbanın kullanılmasını sağlayacak şekilde düzenleneceği biliniyordu.
Laiklik Yalnız Kaldı
Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42'nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Eğitim ve öğretim, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetiminde yapılır" maddesi, "Eğitim ve öğretim, laik ve demokratik ilkelere uygun olarak, çağdaş bilim esaslarına göre yapılır" şeklinde değiştiriliyor. Böylece, eğitimde sadece laiklik ilkesi dikkate alınıyor.
Anayasa'da türban yasak değil ki zaten
AKP'nin Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığındaki 10 kişilik Sivil Anayasa Komisyonu, taslağı görüşmeye başladı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, Sivil Anayasa ile ilgili basına açıklama yaptı. Fırat şöyle konuştu: "Meclis'ten hangi oyla çıkarsa çıksın, halk oylamasına sunulacak. Nihai taslak toplumun katkısıyla ortaya çıkacak. Yapılacak katkılardan sonra Türkiye modern bir Anayasa'ya sahip olacaktır. Yeni Anayasa taslağı 1982 Anayasası'na göre daha özgürlükçü. Yargının bağımsızlığı ve hızı artacak. Bir hafta içinde çalışmalarımızı tamamlarız, daha sonra taslağı hazırlayan bilim adamlarını çağıracağız. En geç ay sonunda metin ortaya çıkacaktır. Anayasa'da türban yasağı yok. Bu nedenle ‘Yeni Anayasayı türban yasağını kaldırmak için hazırlıyorlar' gibi bir yorumu doğru bulmuyorum. Bu konunun türban meselesine indirgenmesi çok yanlış. Türbanın yasaklanmasıyla ilgili üniversitelerde bir yönetmelik bulunuyor. Yoksa Anayasa'da yer almıyor."
Yüce Divan'a temyiz
Tasarıya göre, TBMM Başkanı ve Genelkurmay Başkanı Yüce Divan'da yargılanabilecek. Yüce Divan'ın Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay üyeleri arasından seçilecek 10 kişiden oluşması öngörülüyor. Başkanlığını da Yargıtay Başkanı'nın yapması düşünülüyor. Yüce Divan kararlarına temyiz yolu açılırken, incelemeyi, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın geriye kalan üyelerinin yapması öneriliyor.[5]
AKP Din Kültürünü Mecburi Olmaktan Çıkarırken, ABD'de Binlerce Evladımıza Resmen Hıristiyan Kültürü Verilmektedir!
Amerikan kamplarında 2 bin Türk çocuğu
Pentagon, Amerika'nın olumsuz imajını ortadan kaldırmak için 8 ila 14 yaş arası Müslüman çocuklarının fikirlerini şekillendirmek için bir dizi yaz kampı ve zenginleştirilmiş program başlattı.
2 binden fazla Türk kız öğrencinin de katıldığı 14 İslâm ülkesinden 6.000 genci kapsayan program için yaklaşık 1 milyon dolar harcandı.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı, Amerika'nın olumsuz imajını ortadan kaldırmak için 8 ila 14 yaş arası Müslüman çocuklarının fikirlerini şekillendirmek için ilk kez geniş çaplı bir dizi yaz kampı ve zenginleştirilmiş program başlattı. Bu yeni girişimin ABD Başkanı Bush'un Afganistan ve Irak savaşlarıyla dünya genelinde bozulan imajını düzeltmekle görevlendirilen Karen Hughes'in fikri olduğu bildirildi. Dünya Bülteni'nde yer alan habere göre Hughes, geleneksel değişim programları için çok küçük oldukları iddiasıyla sürekli ihmal edilen 14 yaş altı çocuklara Amerikan devletinin ulaşması gerektiğini savunuyor.
Geçenlerde kendisiyle yapılan bir röportajda Hughes, çocuklar liseye gittiğinde hayata bakış açılarının zaten şekillendiğini söyledi. Hughes, Amerikan devlet programlarının gerçekten de gençlere yeterince ulaşmadığını gördükten sonra bu projeyi geçen yıl planladığını belirtti.
[1] Milli Gazete / 24 08 2007
[2] Milli Gazete / 28 08 2007
[3] Akşam / 24 08 2007
[4] Hürriyet / 23 08 2007
[5] Akşam / 28 08 2007

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…
5375 Yıllık Siyonist Sömürü Düzeni, Kafirler ve Münafık Mücrimler istemese de yıkılacak , Tüm insanlığın…
Öncelikle belirtelim ki; Yahudiyi tanımadan dünyada olup bitenleri anlamak mümkün değildir. Makale bu anlamda çok…
Galiba tarihte hep böyle olmuş; Hakk uğruna mücadele edenler yalnız kalmışlar. Ne kadar kafir, münafık,…