YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69ce6bf4d4162
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 1 8
Bugün : 26504
Dün : 56643
Bu ay : 83147
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52228205
IP'niz : 216.73.216.113

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Düşünün…

Erbakan Hoca, 350 milletvekiliyle, tek başına iktidara gelmiş olsaydı… Cumhurbaşkanlığına da bir Milli Görüşçüyü seçip oturtsaydı… Ama buna rağmen yeni anayasa taslağına, başörtü zulmünü önleyecek bir madde koymasaydı… Ve üstelik zorunlu din eğitimini kaldırmaya çalışsaydı!?.

 

O durumda, şu Vakit, Zaman ve Yenişafak yazarlarının nasıl huysuzlaşıp saldırdıklarını… Şu radikal şeriatçıların, şu sahte tarikatçıların, şu hikmet ve hakikat eğli geçinen yüzsüz üstadların nasıl "dini bir gayret ve vicdani bir mesuliyetle (!)" hücüma kalkıştıklarını görecektiniz…

Şu İlahiyat Prof.larının, şu milliyetçi mason dumkofların, şu solcu siyon pohpohcuların nasıl Erbakan'ı döneklik ve ürkeklikle suçladıklarını ve Milli Görüş'e savaş açtıklarını görecektiniz!…

Ama bunları AKP yapınca susuyorlar, pusuyorlar… Çünkü kalplerinde marazları var… Çünkü bunlar münafıklar… Bu yüzden çifte standart uygularlar… Çünkü bunlar, Siyonist aygırın tekmeleriyle ve ganimetleriyle uygarlaşmışlar!?.

Günümüzün başlıca sorunu olan ahlaki yozlaşma dikkate alındığında din derslerinin seçmeli hale getirilmesi değil, daha yeterli ve kaliteli hale getirilmesi gereklidir.

Seçmeli değil, "seçkin ve seviyeli" din dersi önemlidir.

Sivil Anayasa Taslağı olarak adlandırılan anayasa çalışmalarına yeni bir boyut daha eklendi. Hazırlanan yeni anayasa ile beraber zorunlu din eğitiminin kaldırılması planlanıyor. Zorunlu din eğitimin kaldırılmasına sıcak bakmadıkları belirtilen hükümet çevreleri, "isteyen zorunlu din eğitiminden muaf tutulacak" hükmünü yeni anayasaya koymaya hazırlanıyor. Ancak bu ibare, dersi seçmeli hale getirme anlamını taşıyor. Bu durumda, halkın tepkisinden çekinen hükümetin, bu hükme hem sıcak bakmaması hem de sözkonusu ibareyi yeni anayasaya koymak istemesi, hükümetin hedef şaşırtmaya çalıştığını hatırlatıyor. Sivil toplum kuruluşları da zorunlu din eğitiminin kaldırılmasının ciddi sorunlar doğurabileceğini dile getiriyor.

Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, "Beklentimiz, eğitimde fırsat eşitliğinin göstermelik olmaktan çıkarılıp gerçekten de uygulanmasıdır. Bugünkü Anayasa'da da eğitimde fırsat eşitliğinin olduğu yazılıyor. Ancak bu kimi zaman başörtüsü yasağı ile, kimi zaman katsayı adaletsizliği ile engelleniyor. Yasaklayıcı, engelleyici, dışlayıcı ve eleyici bu uygulamalar ortadan kaldırılırsa, bundan sonrası için din eğitiminin nasıl olması gerektiği noktasında fikir yürütmek mümkün olabilir. Anayasa'da yazılı olan haklar, YÖK'ün keyfi yorum ve uygulamaları ile çocuklarımızın elinden alındığı sürece bu konuları konuşmak çok da anlamlı değil. Bizim iktidardan beklentimiz, ilkokulun birinci kademesine kadar inmiş olan ahlaki dejenerasyonun, daha nitelikli, daha ciddi bir din eğitimi ile önlenmesinin sağlanmasıdır. Alkol, uyuşturucu, misyonerlik faaliyetleri, ailelerin dağılması, manevi tahribat gibi büyük sorunlarla karşı karşıyayız. Toplumumuza içirilmeye çalışılan böylesi bir zehir ortadayken, bunun panzehirinin ancak daha fazla, daha sağlıklı bir din eğitimi olacağı ortadadır. İktidar bu yönde önlemler almalıdır. Ülkemizde din eğitiminin önünde bu kadar büyük engeller dururken, zorunlu din eğitiminin kaldırılıp kaldırılmamasının tartışılması anlamlı değildir ve tehlikelidir."

Dini eğitim birlikteliğimizin asgari şartıdır!

Türkiye'nin temel gerçeğinin İslam olduğunu biliyoruz, "Zorunlu din eğitiminin nasıl daha yararlı olacağı konusundaki akademik tartışmalara saygı duyuyoruz. Ancak biz, Türkiye'nin müslümanların yaşadığı bir ülke olması dolayısıyla, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının İslamın asgari bilgilerine sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. İster müslüman olsun, ister gayri müslim, ister dinin gerekliliklerini yerine getirsin, ister getirmesin, bu ülkede yaşayan her vatandaşın, en azından müslüman olan bu toplumun hakikatlerini ve hassasiyetlerini bilmesi açısından din dersinin zorunlu olması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü bu ülkenin temel gerçeği İslamdır. Ülkemizdeki din eğitiminin yeterli olup olmadığı elbette tartışma konusudur. Ancak din eğitimi, birlik ve bütünlük içinde yaşamamızın, huzurlu bir toplum olmamızın asgari şartıdır." "Hazırlanan yeni anayasanın sadece din eğitimi ile ilgili kısmına değil, birçok yeni hükmüne itiraz ediyoruz. Bir taraftan Türkiye devletinin üniter yapısının bozulmasına yönelik AB tarafından dayatılan ibarelerin konulması, bir taraftan da Türkiye'nin egemenlik haklarının dışarıya devredilmesi gibi temel konularda ciddi yanlışlıklar yapıldığını görüyoruz. Üstelik ülkemizde yeteri kadar dini eğitim alınamıyorken, zorunlu din eğitiminin kaldırılmasının daha ciddi sorunlar doğuracağını biliyoruz. Bu haliyle, yeni anayasa, Türk toplumunun isteklerinden ziyade, bir yerlerin ve dayatmasıyla hazırlanan bir anayasa izlenimi vermektedir. Bizler din eğitiminin bu haliyle de değil, gerçekten yeterli düzeyde, ciddi ve içerikle verilmesi gerektiğini düşnüyoruz. Çocuklarımız, devlet okullarında, ehil insanlar tarafından, doğru ve doyurucu olan bir müfredetata tabi olarak din eğitimlerini almalıdırlar. Zorunlu din eğitimin kaldırılması hükmünün anayasaya konmasını son derece yanlış buluyoruz. Aksi taktirde, nesillerimizi kaybederiz ki bunun da ülkemizin geleceğini tehlikeye sokacağından kuşku duyuyoruz."

Ama sözde İslamcı, özde ise sadece din istismarcısı Zaman gazetesinden Şahin Alpay "zorunlu din eğitimine son verilmesini" isteyecek kadar münafıklığını ilan ediyor ve Fetullahçıların, gizli ve kirli mahiyetlerini ortaya kusuyordu:

 "Sayın Gül'ün öngördüğü türden laikliğin benimsenmesi için yapılması gerekenler kuşkusuz şunlardır: Üniversite öğrencileri, parlamenterler ve kamu hizmeti alanlar açısından başörtüsü yasağının kaldırılması. Zorunlu din derslerinin son bulması. Alevilerin ve gayrimüslimlerin din ve vicdan özgürlüğünü kısıtlayan bütün kural ve uygulamalara son verilmesi. Dini tarikat ve cemaatler üzerindeki yasal ve diğer kısıtlamaların kaldırılması. Hepsinden önemli olarak da, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın özerk bir kurum haline getirilerek, kamu idaresi dışına çıkarılması. Benim kaygım, AKP iktidarının "alaturka laikliği" ortadan kaldıracak değil, Abdullah Gül'ün kastettiği anlamda laik bir ülke haline getirecek amaç ve iradeye sahip olmadığı."[1]

Hakan Aygün doğru söylüyordu ve din istismarcısı münafıklardan daha mantıklı bir tavır sergiliyordu.

Al Birini Vur Öbürüne!

"Anayasa değişsin, YÖK kalksın, zorunlu din eğitimi kalksın, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" tanımı gelsin diyenler kimdi? Hemen yanıtlayalım; Türk solu! 1982 anayasasının ardından Türk solunun kampanya yürüterek istediği değişikliklerin bazılarını bugün AKP anayasa değişikliğiyle hayata geçirmeye çalışıyor. Ve ne ilginçtir ki, geçmişte bu değişiklikleri isteyenler şimdi "karşı cephe"de yer alıyor. Aslında soldaki bu dönüşüm, türban yasağı ortaya çıkınca anti-YÖK'çü Türk solunun bir anda YÖK'çü kesilmesiyle başlamıştı. Son olarak AKP'nin yükselişine "panzehir" olarak milliyetçiliğe sığınılmasıyla, Türk solu "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" yaklaşımından da tamamen uzaklaştı.. Oysa yeni anayasa taslağının ortaya çıkan ilk eskizlerine baktığımızda, değişikliği öncelikle Türk solunun sahiplenmesi gerekiyor.

Ama gidişat o yöndeki muhtemelen "din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılmasına" bile muhalefet gelecek. Neredeyse denilecek ki, Türkiye "Ilımlı İslam Devleti projesi" çerçevesinde öyle bir noktaya getirildi ki, "Zaten herkes zorunlu olmasa bile din dersini seçeceği için" bu değişiklik sadece "takiyye"den ibarettir. Keza zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılmasına en çok İslamcı kesim karşı çıkmıştı. Gerekçe de, "İmam Hatiplerin yok edilmek istenmesi"ydi. Türk solu da 8 yıllık zorunlu eğitimi sonuna kadar savundu. Peki şimdi AKP'nin yeni anayasayla zorunlu eğitimi 11 yıla çıkarmasına ne diyeceğiz? Dönelim, "karşı taraf"a bakalım? Durum Türk solundan hiç ama hiç farklı değil! Eğer bu değişiklikleri sol bir parti yapmaya kalksa ne "imam hatip düşmanlığı" kalırdı, ne de "dinsizliği" dediğinizi duyar gibiyim. Ama kalkıp AKP'yi sevenler de asla böyle bir analiz yapmaz! Bugün de yapılmıyor! En "dini bütün kalemlerin" bile sesi çıkmıyor!"[2]


[1] 04.09.2007

[2] 04.09.2007 / Bugün

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of İsmet SEZGİN

İsmet SEZGİN

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...