Önce, Fetullah Gülen'nin, küresel sermaye baronlarının ve Siyonist Yahudi patronların bir piyonu ve parçası olduğunu Ali Bulaç, güya iltifat ederken, şöyle itiraf ediyordu:
"İslamî hareketin önderlik profili İslamî eğitim almamıştı, İslamî ilimlere vâkıf değildi. Devletin okullarında, Batılı eğitimden geçmişler; ama İslamcılık yapıyorlar, politik Müslümanlığın önderleridir. Çoğu birinci derecede mühendistir. Sadece Türkiye'de değil İslam dünyasında da öyle. Türkiye'de Erbakan mühendistir, İran'da Bazargan, Afganistan'da Hikmetyar mühendistir. Sonra doktorlar gelir. Bunlar hadis, fıkıh, kelam bilmiyorlar. Fakat cemaatlerin içinde İslamî eğitim daha fazla oldu. Mesela aynı dönemde Fetullah Gülen aydın ulema profilini geliştirmeye başladı. Hem İslamî ilimlere bir vukufiyet var hem de modern dünyayı yakından takip ediyor, küreselleşmeyi doğru algıladığı gibi ona katılmaya da çalışıyor."[1] Evet, Fetullah Gülen Türkiye'nin Siyonist küreselleşmeye köle olması için baş piyonluk yapıyordu..
Şimdi, aynen aktaracağımız şu iki belge de Zaman Gazetesinden… Bakın bakalım kimin eli kimin cebinde, kim kimlerin adamı, kim kimler adına diyalog işine taşeronluk yapıyordu?
Şimdi, 20 Kasım 1992 günkü Zaman'ın 2. sayfasındaki "ABD'de Yahudi mafyası: ADL" başlıklı ve Yunus Altınöz imzalı araştırmadan bazı bölümleri sunalım:
"İngiliz Farmasonluğu'nun Yahudi kolu olan B'nai Brith'in etkisi altındaki ADL (Anti-Defamation League) 1913 yılında kurulup faaliyete geçmiştir.
ADL adeta, Amerikan mafyasının halkla ilişkiler bürosu gibidir.
Kurdukları "Denizaşırı Yatırımcılar Servisi" adlı sirkatle milletlerarası silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, kirli parayı aklama gibi işleri yürütmektedir,
İşgal altındaki Filistin topraklarında ve Kudüs'ün Hıristiyan ve Müslüman bölgesinde geniş arazilerin kanunsuz alım-satımının ortaya çıkarıldığı emlak skandalı da yine işin içinde ADL'nin parmağını göstermektedir.
ADL, Amerika içinde FBI kanallı muhtelif operasyonlarla ilişkisini sürdüregelmiştir. FBI ise kongre tarafından suçlandığı zaman suçu daima ADL'nin üzerine atmayı yeğlemiştir.
ADL'nin bilinen cinayetleri şunlardır: 15 Ağustos 1985'te Kafkasyalı Müslüman lider Tscherim Sobzocov, evinin önünde bombalı saldırı sonucu katledildi. Musevi iken Hak din olan İslam'a dönüş yapan Prof, İsmail Raci Faruki ve eşi 1985'in Ramazan'ın da sabaha karşı evlerinde bıçaklanarak öldürülmüşlerdir. Gandhı ve Palme suikastlarının arkasında da ADL'nin bulunduğu belgelenmişti.
ADL, tam mesai ile çalışan gizli istihbarat memurlarının bir kısmını Amerikan Hükümeti Adalet Bakanlığı'na bağlı Özel soruşturmalar Ofisi'nde (OSI), bir kısmını da İsrail otoriteleriyle Tel Aviv'de görevlendirmektedir.
İsrail Devleti kurulduğundan beri ADL, İsrail Gizli Servisi MOSSAD ile hususi ilişkilerini daima sürdürmüş, İsrail mafyasıyla da yakın bağlantılar geliştirmiştir. ADL-Sharon grubu ihtilaflı bölgelerde satın aldıkları evlerde militan Yahudileri yetiştirmektedir."
Kim yazıyor bütün bunları ve dahasını; 20 Kasım 1992 günkü Zaman gazetesi… Lütfen ADL'ye ilişkin bilgileri tekrar okuyun.
Gelelim 10 Mart 1998 günkü aynı Zaman gazetesinin "Diyalog Çabaları Devam Ediyor" başlıklı ve Selçuk Gültaşlı imzalı haberine:
"3 gündür Türkiye'de bulunan Yahudi Liderler Heyeti, Başbakan Yılmaz, Orgeneral Çevik Bir, TBMM Başkanı Hikmet Çetin ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'den sonra Fetullah Gülen ile görüştü… 55 Yahudi örgütünü temsilen Türkiye'de bulunan 59 kişilik (AYÖBK) Amerikan Yahudi örgütleri Başkanları Konferansı Heyeti, Fetullah Gülen'in Türkiye'deki ve yurtdışındaki çabalarını önümüzdeki yüzyılın ‘barış' asrı olması açısından önemsediklerini ve söz konusu… Projeye büyük ilgi duyduklarını belirttiler…
Görüşmede; Gülen'in, ABD'nin en etkili Yahudi Lobisi olan "ADL'nin (Anti-Defamation League) teklifiyle hazırladığı "hoşgörü ve diyalogla ilgili kitap" da gündeme geldi. Gülen, İngilizce olarak hazırlanan kitap üzerindeki çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, bittiğinde insanların hizmetine sunacağını söyledi. Kitap, ADL tarafından basılarak dünyanın dört bir yanında dağıtılacak…" denilmekteydi.
İşte; 20 Kasım 1992 tarihli Zaman Gazetesinde, Amerika'daki Yahudi Mafyası, kirli ve karanlık işler kumpası olarak tanıtılan ADL; bu sefer yine 10 Mart 1998 tarihli Zaman'ın haberine göre, Siyonist dünya hakimiyeti hesabına ve küresel sermaye hegemonyasına, Fetullah Gülen'i ve hareketini kullanmaktaydı.
Yani Fetullah Gülen, küresel Yahudi mafyasının yerel ve yüzeysel bir figüranıydı!.
"İslam, Kur'an, insanlık, hoşgörü ve diyalog" gibi kutsal kavramlar ise sadece bunların istismar aracı ve münafıklık kılıfıydı..
Ve zaten Ali Bulaç'ta, bu denli meşhur edilmeden önce, Fetullah Gülen'i, ihtiyaç hissedilen değişim önderi ve ilim adamı olmaktan ziyade, sığ ve sofistike bir vaiz olarak tanımlamaya yatkındı. Ali Bulaç'ın beş-on sene önceki Fetullah Gülenle ilgili değerlendirmelerini araştıranlar buna kolaylıkla rastlayacaktı.
Tabi bu arada: "Ben "ulema"danım. "Küreselleşme"yi de doğru algılayan ve ona katkı sağlamaya, yani Siyonist odaklarca kullanılmaya da hazırım" mesajı da vererek, AKP sonrası yeni siyasi oluşumlarda "figüran-başkan" olabileceğini söylüyor ve kendisini pazara çıkarıyordu!. Yani Ali Bulaç, bize siyasete soyunuyor ve sulanıyor gibi geliyordu!.
Ve aynı Ali Bulaç'ların Fetullah Gülen gibi küresel piyonlara taşeronluk yaptıklarını ise, Fetullah Gülen'in ABD'de oturma, seyahat etme ve çalışma izni sağlayan "Green Card" (Yeşil Kart) için yaptığı başvuru ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi (USCIS) tarafından reddedilen kararın düzeltilmesi için açtığı davayı kaybettiği mahkemenin savcısı söylüyordu:
İşte savcının Gülen için tespitleri: "Dini ve siyasi bir figürdür, akademisyenlere para ödeyerek kendisi ve hareketi için yazı yazdırıp prestij elde etmek istiyor." Gülen'in yazdığı kitaplara da atıfta bulunan savcı, "Gülen'in yazdığı kitapların hiçbiri eğitimle ya da eğitim modelleri ile ilgili değildir, tamamı dini içeriklidir. Ayrıca geleneksel laik eğitim ile inançlara karşı hoşgörünün harmanlanmasıyla bir eğitim modeli yaratıldığı şeklindeki ifade de inandırıcı değildir."[2]
Evet her türlü araştırma ve soruşturma, doğru ve doyurucu kaynaklara ulaşma imkanları bulunan koca Amerika'nın savcısı bu sonuca varıyordu.
"Fetullah Gülen bir takım akademisyenlere paralar ödeyerek, kendisi ve hareketi için yazı yazdırıp, siyasal ve sosyal prestij elde etmeye çalışıyor.."
Ve tabi Hürriyet Gazetesinde yer alan habere göre; uzun süredir ABD'de yaşayan ve Türkiye'de "Laik devlet düzenini değiştirmek amacıyla örgüt kurmakla" suçlanan, aldığı beraat kararı Yargıtay tarafından onaylanan Fetullah Gülen'e ABD'den kötü haber. ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi, Yeşil Kart başvurusunu reddetti. Göçmenlik Servisi'nin bu kararı şu demek: 1 ay içinde ülkeyi terk et!
Mahkeme, Gülen'in "olağanüstü yetenekli eğitimci" statüsünde Yeşil Kart alabilmesi için öne sürdüğü argümanları yetersiz buldu. Göçmen bürosunu haklı bulan Pennsylvania Doğu Bölgesi Mahkemesi Yargıcı Stewart Dalzell'in kararı sonrası "Gülen'in bir ay içinde ABD'yi terk etmesi gerekiyor. Ancak yasalarda açıkça belirtilmediği için bu süre kesin değil. Kaçak olarak ülkede kalabileceği bu sürenin de 6 aya kadar uzayabileceği belirtiliyor.
Fetullah Gülen'i, Klasko, Rulan, Stock & Seltzer gibi Siyonist sermayenin güdümündeki avukatlık şirketi savundu. Göçmenlik bürosu ise Eyalet Savcısı Patrick L. Meehan ve yardımcısı Mary Catherine Frye tarafından savunuldu. Avukatları, dava dilekçesinde Gülen'in Türkiye'nin en önemli dini lideri, dini hoşgörü savunucusu ve dünyanın sayılı eğitimcilerinden biri olduğunu iddia etti. Gülen için 1992'de Pennsylvania'da "Golden Generation Worship and Retreat Center Inc." tarafından "özel göçmen din görevlisi" statüsünde vize başvurusu yapıldığı ifade edildi.
Siyonist meşhurların mektupları para etmedi!
2000 sayfadan oluşan dosyada ABD'deki Rumi Forum'un Başkanı Ali Yurtsever'in yardımı ile Türkiye'de ve ABD'de Gülen'e yakın önemli isimlerden referans mektuplarına yer verildi.
Mahkemeye sunulan belgelerde Fetullah Gülen'in, Vatikan'da Papa 2. John Paul ile görüştüğü, yüzlerce kitap ve gazete makalesinde kendisi hakkında bilgiler yer aldığı, ayrıca kendi kurduğu hareket hakkında dünyanın sayılı üniversitelerinde konferanslar verildiği, Gülen hareketinin ABD başta olmak üzere dünyada yüzlerce okul açtığı bildirildi. "Gülen Hareketi"nin de kurucusu olduğu belirtildi.
Fetullah Gülen'in Yeşil Kart başvurusu için mahkemeye sunulan destek mektupları arasında ilk sırada CIA'den analiz ve prodüksüyon direktörü olarak emekli olan George Fidas'ın yazdığı mektup yer alıyor. CIA'nın Balkanlar uzmanı Fidas, Washington Üniversitesi Uluslarası İlişkiler Bölümü'nde ders veriyor. Yunan asıllı bir Yahudi olan Fidas, ayrıca Joint Military Intelligence Council'de görevli bulunuyor. Referans mektubu yazanlardan eski CIA şefi Graham Fuller, "Rand Corporation"da danışmanlık yapıyor. Mektup yazanlar arasında eski Başbakan Yıldırım Akbulut, AKP Kahramanmaraş Milletvekili, Meclis Milli Eğitim Komisyonu Başkanı ve eski Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam, ABD'nin eski Ankara büyükelçisi ve Siyonist Morton Abramowitz de yer alıyor. ABD'nin çeşitli üniversitelerinden teoloji profesörlerinin yanı sıra evanjelik ve katolik papazlarla TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Saraylı da Gülen için mektup yazıyor."
Fetullah'ın finansal kaynakları için de şu tespitler yapılıyor:
"Savcılık kayıtlarında ise Gülen'in finansal kaynakları olarak Suudi Arabistan, İran, Türk Hükümeti ve hatta CIA gösteriliyor.
Ankara'da yıllık gelirinin yüzde 10 ve yüzde 70 arasındaki payını Gülen hareketine bağışladığını itiraf eden işadamlarının olduğu, bu rakamların kişi başına yılda 20 bin ile 300 bin dolar arasında değiştiği, İstanbul'da yaşayan bir işadamının 4-5 milyon doları her yıl Gülen hareketine bağışladığı, Gülen okullarından mezun olan gençlerin de her yıl 2 bin ile 5 bin dolar arası bağış yaptıkları belirtiliyor."[3]
Peki bütün bunlardan ne anlıyoruz ve hangi sonuçlara varıyoruz?
1- Fetullahçılık hareketi, dünyayı köleleştirip sömürmek isteyen, Siyonist küreselleşmenin bir piyonu ve parçasıdır.
2- Terör ve cinayet şebekesi CIA'nın desteğinde ve güdümünde çalışmaktadır.
3- Yahudi Lobilerinden, Hıristiyan Avengeliklere, Katolik papazlardan TÜGİAD ve TÜSİAD yöneticilerine, Türk ve İslam düşmanı çevreler Fetullahçıların arkasındadır.
4- Hepsinden önemlisi:
Abromowitz ve Graham fuller gibi siyonist Yahudi beyinlerinin çok açık desteği bile Fetullah'ın Amerika'da barınmasını sağlayamamıştır. Çünkü artık, siyonizmin güdümünden çıkan milli ve ikinci bir Amerika vardır. Dünyaya hükmettiği bilinen Siyonist merkezlerin, şimdi bir kuklalarını bile Amerika'da tutmaya güçleri yetmiyor, sözleri geçmiyor durumdadır. Yani pek çoklarının tapındığı büyük putları, patır patır yıkılmaktadır. Deccalizm can çekişmekte, Siyonizm çaresizlikle çırpınmakta ve hırçınlaşmaktadır.
5- Ve tabi bu karanlık odakların bir uzantısı olan "Soros"çuların kiralık kalemleri, 2. cumhuriyetçilerin ve Taraf Gazetesinin Fetullah yandaşlığı ve TSK karşıtlığı şimdi daha iyi anlaşılıyor.
Bay Fetullah, Siyonist odakların kendisini "meşhur 100 piyon" arasına katmalarını da büyük bir tevazu (!) ile karşılıyor ve:
Tabiatımda olan bir mahcubiyetten dolayı kendi evimize giderken bile, "falan talebe geldi" derler, pencerelerden bakarlar, beni görürler, diye düşünür ve bundan sıkılırdım. Onun için, beni kimse görmesin diye evimize hep gece giderdim.
Bu bizim Allah'la münasebetimizin bir çeşit bizim hayatımıza aksedişinden ibarettir. Muhammedi ruhun (sallallahu aleyhi vesellem) gereğidir" diyerek yine riyakarlık ve sahtekarlıkla kutbiyet ve mehdiyet rolü oynuyordu..
"Ülkemin elli yüz yerinden gelmiş toprak parçaları var odamda, ben onları koklayıp teselli buluyorum. Onun bir avuç toprağını dünyalara değiştirmem. Bütün Amerika'yı verseler, Korucuk Köyünü vermem. Ruh haletim budur. Fakat bir şey var: Benim inandığım bir dava var, bir hizmet var, Din-i Mübin-i İslam'a hizmet var ve ülkemde huzursuzluğun çıkmaması"
Şimdi, gidişiniz sizin orada bazı problemlere sebebiyet verecekse, her şeye rağmen orada hüsn-ü niyetle iş yapan insanların işlerini zorlaştıracaksa, altından kalkamayacakları problemlere sebebiyet verecekse.. bence dengeli hareket etmeniz, vaktini, gidiş keyfiyetini ve konjonktürü sizin belirlemeniz lazım.. veya işte o genel konjonktüre göre nasıl hareket edecekseniz onu sizin belirlemeniz lazım.
Mahkemede olumlu karar verenler de hakkaniyetin ve adaletin gereğini yapmışlardır. Şu türlü, bu türlü söylentilere ve bir kısım olumsuzluk isnatlarına rağmen hak terazisinin hâlâ dümdüz durabileceğini ve doğru tartabileceğini göstererek Türkiye adına ümitlerimizi bir kere daha güçlendirmişlerdir" diyor ve eklemeyi ihmal etmiyordu:
"Dönüş meselesi Allah'la münasebetimize göre yapacağımız işlerdir."
Yani haşa, sanki her işini Allah'tan gelen özel talimatla yapıyormuş, havası veriyordu..
"Siyonist Yahudi patronlarım beni Amerika'da tutamıyor, koruyamıyor, Türkiye'ye gelmekten de korkuyorum, başıma neler geleceğini kestiremeyip kuşkular içinde kıvranıyorum" diyemediğinden cıvık cıvık bir riyakarlıkla evliyalık taslıyordu: Allah'tan izin çıkınca gelecekmiş!.?
Ve hele kendisini Humeyni'ye benzetenlere çok içerliyordu.
"Ben dönersem, kendim gibi dönerim" diye havalanıyor. "Orijinal bir adamım, bir numarayım, yoktur benim eşim ortağım" demeye getiriyor ve devam ediyordu:
"Karakterimi namusum sayarım. Karakterime kıymayı namusuma karşı tecavüz sayarım. Konuşurken de, biriyle bir muhaverede veya bir muamelede bulunurken de onu korumaya fevkalâde hassasiyet göstermişimdir. Bazen irticalinin esnekliği içinde üslubuma riayet edememişsem inanın bana çok üzüntü duymuşumdur. "Şu sözler sana uygun değildi, karakterim sana kıydım." demişimdir."[4]
Vay be.. Ne sağlam ve sarsılmaz bir karaktermiş…
Haçlı gavuru papalık misyonuna hizmetkarlığı şeref bilen, hürmetle eğilip el öpen karakter!..
Kabalist hahamlara, Ortodoks hain Barthelemeos'lara yağ çeken ve diyalog uşaklığı yürüten bir karakter!..
Siyonist Yahudi lobilerine yani şeytanın avanelerine prestij eden ve cinayet şebekesi CIA'nın güdümüne giren karakter!….
Neyse canım, haydi hukuki bir engel de kalmadı. Türkiye'ye dönüver de hasretini gider ve karakterini ve cesaretli şahsiyetini göster!
Ama işte bu nokta da Milli Görüş davasına ve onun şahsı manevisi olan Zat'a hakaret ve hıyanet edenleri, adaleti ilahinin Avustralya'da, Amerika'larda ve Avrupa'larda; vatanından, toplumundan, taraftarından uzak; nasıl sığıntı gibi süründürdüğünü hatırlayıvermekteyiz. Bak O'nun karşısında Siyonist Yahudi lobileriniz aciz ve çaresiz. Çömezlerine oturum izni alamayacak kadar etkisiz ve yetkisiz…. Hala Allah'a dönmeyecek misiniz?!…
Ve şimdi gelelim, batılı kavramlarla kalayladığı İslami gerçekleri bulamaca çeviren Ali Bulaç'a…
Bayım önce şu "statüko" dediğin Türkiye'deki derin ve kirli masonik yapılanmanın mimarlarıyla, Fetullahçılığı organize eden odaklar, farklı değil aynıdır.
İkinci başlamış ve sonuçlanmış süreçleri ve hareketleri, uyduruk batılı kavramlarla kalaylayıp, sınıflandırmak ve sıfatlandırmak marifet değildir.
İlim, insanlığın ve Müslümanların; ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlarına; eğitim-öğretim sıkıntılarına ve ahlaki-ailevi sarsıntılarına, insani ve İslami çözümler göstermek; yeterli ve gerekli projeler üretmektir.
Bu konuda Sn. entel bilgicimizin hiçbir bilimsel gayretini ve eserini ve bunları gerçekleştirecek ekip ve organizesini bir türlü göremedik. Yoksa okuduğunuz hadis, tefsir ve fıkıh ilmi "Bunlarla uğraşmayın. Küreselleşmeye katılıp uşaklaşın" mı diyordu?!.
Zavallılar…
22 Nisan 1898'de Yahudi senatör Beveridge şöyle konuşmaktaydı:
Tanrı yeryüzünün en üstün ırkı olan Amerikan halkını, dünyanın yeni baştan doğuşunu önderlik edecek halk olarak seçmiştir. Daha soylu ve daha erkek insanlardan doğan daha yüksek insanlıklar önünde, alçak uygarlıkların ve çürümekte olan ırkların ortadan kalkması Tanrının sınırsız tasarısının bir parçasıdır… Tutacağımız yol bizim için çizilmiş bir yazgıdır, dünya ticareti bizim olmalıdır, olacaktır. Ve bunu anamızın -İngiltere- (Babaları olan İsrail o günlerde devlet olmadığından babalarını bilmemektedirler) örnek olduğu biçimde yapacağız"[5]
Şimdi insafla karşılaştırın ve karar verin: "Bugün insanlık gemisinin kaptanlığına herhalde Amerikan milleti ve devleti layıktır" diyen Fetullah Gülen'le, Siyonist Senatör Beveridge'nin ne farkı vardı?
28 Şubat sürecinde televizyonlar dolaştırılıp: "Erbakan iktidarı bıraksın!" diye, Siyonist şeytanlara avukatlık yapan Fetullah Gülen'le, Fransız Mason Locaları aynı kafadaydı…
(Evrensel Masonluğun) "Fransa Yüce Konseyi Vasıtasıyla Türkiye Büyük Mason Locası Üstadı Necip Arıduru'ya" talimatı
Üstadı bulunduğunuz Türkiye Büyük Mason Locası'nda meydana gelen skandallar, endişe verici ve talihsiz olaylardır. Büyük Locanızda irşad edilmiş bazı Masonlar, Masonluğun vakarına ve yeminlerine ihanet etmişlerdir. Bu kişiler, en gizli toplantılara kadar bütün faaliyetlerimizi mikro kameralar aracılığıyla kaydetmiş bulunmaktadır; bu affedilmez dikkatsizlik, çok ciddi neticeler doğurmuştur, Mason olmayan milyonlarca kişi, eski ve kabul edilmiş İskoç Riti'nin törenlerine ve sırlarına şahit olmuş durumdadır. Ayrıca tapınaklarınızda başıboş dolaşan bu dönek Masonlar, 33. derecedeki kutsal ayin ve törenleri kaydetmişlerdir; bu filmlerin, gerici ve İslamcı bir televizyon kanalı aracılığıyla yayınlanması sonucunda milyonlarca Türk seyircisi, aşağı derecelerdeki biraderlerimiz tarafından bile bilinmemesi gereken kutsal ayini, ne yazık ki, izlemiştir. (Masonik şeytani törenlerin bu gizli çekimlerini, o dönemde Milli Görüş'ün güdümünde bulunan Kanal 7 sunucusu Ahmet Hakan yayınlamış; ama kaburga kemiklerini kıran kazalar ve aşağıdaki talimatta emredilen "ikaz"larla hizaya sokulup terbiye dilmiş: yalama ve yalaka yapıldıktan sonra, Yahudi uşaklığına ve Hürriyet yazarlığına terfi ettirilmiştir. M.Ç.) İsrail Yüce Konseyi, bu skandalla ilgili tahkikata başlamıştır. Nizamnamemiz mucibince, konu hakkında tahkikat yapmaya yetkili tek otorite olan İsrail Yüce Konseyi, olayın müsebbiplerini açıklama, gerekli önlemleri alma ve 27 Mart 1997'ye kadar geniş bir tutanak fezlekesi hazırlama görevini bize tevdi etmiştir. Tebliğ tezkeresinde Refah Partisi yönetimindeki hükümetin cemiyetimize karşı bir tavır koyduğu belirtiliyor, bizde aynı düşünceyi paylaşıyoruz. Türk hükümeti, başlangıçtan itibaren dincilerin zorlamalarına boyun eğmiştir. bilhassa Refah Partisi ve yöneticileri, bir televizyon vasıtasıyla, Masonluk ilkelerine aykırı yayınlara hoşgörü göstermişlerdir. Hükümet localarımıza baskı uygulayarak, adli tahkikat açarak ve polisi, arşivlerimizi aramayla görevlendirerek, düşmanca tavrını belli etmiştir. Bu baskıyı, derhal ortadan kaldırmak kaçınılmaz görülmektedir. Refah Partisi'nin tutumu kâfi derecede açık olduğundan, Fransa yüce konseyi ılımlı bir hükümetin teşkil edilmesinin elzem olduğuna hükmetmektedir.
Buna binaen Fransa Yüce Konseyi "kardeşçe" şunları tavsiye eder :
1. Türk basınındaki ve ilgili kuruluşlardaki biraderleri örgütleyip Refah Partisini iktidarı bırakmaya mecbur etmek için gerekli diğer bütün tedbirleri alınız.
2. Refah Partisi'nin itibarının tamamen yok olması ve seçmenlerinin ümidini kaydetmesi ile neticelenecek siyasi bir konjonktür başlatınız.
3. Her çeşit belgeyi tutanağı, sirküleri ve riskli mektupları büyük sekreterlikten uzaklaştırınız.
4. Locaların toplantılarının belli bir zamana kadar, alışılmış merkezlerde gerçekleştirmekten kaçınınız.
5. Size ikinci bir talimat ulaştırılıncaya kadar, müracaat edenler konusunda son derece dikkatli incelemeler yapınız; aynı yanlışlıkları tekrarlamayınız.
6. Mason olmayanların ve Mason Cemiyetinden çıkarılmış eski Masonların tapınaklara girişine kesin bir şekilde mani olunuz.
7. Masonluğa ihanet etme suçunu işlemiş Masonlara karşı tahkikatlara devam ediniz. Dönekleri, İskoç Riti'nin prensiplerine, adetlerine ve geleneklerine uygun bir şekilde cezalandırınız.
8. Masonluk aleyhindeki radyo, gazete, televizyon, kitap, dergi gibi yayınları izleyip bunlara mani olunuz. Refah Partisi'ne mensup İslamcı basını; ekonomik siyasi ve adli baskı yoluyla görevini yapamaz hale getirip sıkıştırınız.
9. Bağımsız büyük komitemizi bu skandala yol açan belirsizlikle ilgili ayrıntılı bir tutanak fezlekesi hazırlamakla görevlendirip neticeleri Fransa Yüce Konseyine aktarınız.[6]
[1] Aksiyon Dergisi / 25.06.2008
[2] Bak: 25.06.2008 / Hürriyet
[3] 25.06.2008 / Hürriyet
[4] Bak: Kendim Gibi Döneceğim!.. 25.06.2008 / www.herkul.org. Bahadır Berk
[5] H. Hüseyin Memiş Diken / 3. Baskı / sh:457
[6] 14 Şubat 1997 / Fransa yüksek Konseyi / Yeni Şafak

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah (CC) Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır! “Şeytan'ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"…
Bu reçeteleri bizlerin anlayabileceği şekilde şiir haline getiren muhterem Üstadımızdan Allah razı olsun.. Katmanlarını kavrayabilmeyi,…
Milletimizin artık bu Suriye yalanlarına kanmaması gerekiyordu. Şara'nın gelişinin ilk gününden bu yana sürekli olarak…
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…