Her medeniyet projesi ve dünya düzeni; kendi hedeflerine hizmet edecek ve teslimiyet gösterecek insanlar üretmek ister. Bunun en geçerli ve etkili yolu da, eğitim sistemini ve ders ünitelerini, kendi iddia ve idealleri doğrultusunda şekillendirmektedir. Spor ve sanat etkinliklerini, kültür ve müzik zevkini, yazılı ve görsel basın-yayın (medya) içeriğini de yönlendirerek, kendi insan ve toplum tipini meydana getirmektedir.
Sosyalist veya kapitalist, tüm materyalist zihniyet ve sistemlerin, demokratik ve bürokratik kurumların en başına getirdikleri; her türlü hile ve hıyanete müsait şahsiyetlerin, mafya çetelerinden mason şebekelerine kadar her türlü çirkefliğe girenlerin, zulüm ve hakareti rahatlıkla işleyenlerin; öyle bilgisiz ve beceriksiz kimseler değil, en yüksek seviyede eğitim ve öğretim gördükleri dikkate alınırsa, ülkelerin cahillerden değil, eğitimli seçkinlerden çektiği görülecektir.
En hırsız ve arsız bürokratların en iyi okullardan geçtikleri, en dindar Amerikan uşaklarının en kaliteli eğitim kurumlarından yetiştikleri acı bir gerçektir. Yani materyalist ve menfaatperest eğitim, insanları eğriltmektedir.
"Allah düzgün yaratır, insanlar bozup çarpıtır"
Türkiye'yi içten (görünmeden, derinden) ve dıştan (zahirde, görünürde) yönetenlere baktığımızda iyi okullarda okumuş, kendilerini iyi yetiştirmiş insanlar olduğunu görüyoruz. Dünyayı yönetenlerin de aynı şekilde iyi eğitim gördüklerini düşündüğümüzde, dünyayı bu kadar kötü yönetmek için illâ "iyi eğitim veren okullar"da mı okumak gerekir? Sorusu kafalara takılmaktadır. Bu durum ister istemez bu eğitim siteminin kimlerin güdümünde olduğu konusunu sorgulatmaktadır.
Bu insanları "insan"a hizmetten alıkoyan hatta ülkesine ve milletine hıyanet yaptıran nedir? Bu kadar iyi eğitim almalarına rağmen niçin bu kadar kötü yönetiyorlar? Meselâ aklını kullanarak hareket edenler, pozitif düşünceye sahip olduklarını söylüyorlar. Oysa "pozitif" terimi kullanılarak ortaya konulan her şey, "ilâhî"yi ve ahlaki olan her şeyi devre dışı bırakmaktadır. İlginçtir ki, bu insanlar, manevi ve vicdani olanı devre dışı bırakma mücadelesi veriyorlar eğitim adına… Türkiye'de yaşanan siyasî "kaos"un temel sebeplerinden birisinin de bu olduğunu düşünüyorum.
Bu yaklaşım biçimi, Jean Jacques Rousseau (1712-1778) Emil isimli kitabının başında kullandığı şu cümleyi hatırlatıyor bana: "Yaratanın elinden çıkan her şey iyidir, ama insanların elinde bozulur".[1] Aklını kullanarak hareket eden Rousseau, ilâhî / fıtrî boyuta dikkat çekiyor ve dolayısıyla pozitifçilik oynamıyor.
Sadece görüneni ya da gösterileni dikkate alırsanız yanılırsınız. Görünmeyeni ya da gösterilmek istenmeyeni görmeye ve okumaya çalışırsanız, olayların amacından nasıl saptırıldığının farkına varırsınız. Çünkü siyasette de, eğitimde de, iktisatta da aynı anlayışın mücadelesi verilmektedir. Oysa samimi bir şekilde "önce insan" denebilse sorun kendiliğinden çözülüyor.
Biz tekrar soralım: Eğitimin amacı nedir, eğitime niçin bu kadar büyük yatırımlar yapılır? Eğitimden beklenen nedir? Okullar insanlığın bulduğu en masum kurumlar olarak bilinir. Yönetenlerin icraatlarına baktığımızda sormak zorundayız: Gerçekten eğitim kurumları bu kadar masum mudur? Özellikle günümüz dünyasında şikâyet edilen konuların ve yönetim sorunlarının oluşmasında, "okumuşlar"ın payı nedir, hiç düşündük mü?
Eğitimin amaçları sayılırken genellikle şunlar söylenir:
İyi insan yetiştirmek, ya da "fıtrat"ın bozulmasına engel olmak,
Kişisel yetenekleri ortaya çıkartmak,
İnsana günlük ihtiyaçlarını karşılama becerisi kazandırmak,
Taklitten ve taklitçilikten kurtarmak,
Sözle davranışı birleştirmek (özü-sözü bir insanlar olarak yetişmesini sağlamak),
Evrensel fıtrî ahlâkı gerçekleştirmek ve olgunlaştırmak.
Sağlıklı bir eğitim, bu hususların gerçekleştirilmesinde "irade"nin devreye girmesine yardımcı olur. Çünkü sorumlu olduğumuz "iradeli hayat" bireysel tercih ve seçimle başlar ve seçimle devam eder. Eğitim "seçim"e saygıyı öğretir.
Çocuğumuzun yaşadığı çevreyi ve okuduğu okulu seçeriz. Çünkü eğitim anne babanın çocuğuna sağlayacağı en önemli görevlerin başında gelir. Bu bağlamda kadın ve erkek herkesin üzerine ilim öğrenmenin "farz" olduğunu bilmek yetmez, eyleme dönüştürülmesi gerekir.
Günümüz şartları düşünüldüğünde insanı bilgilendirmenin yolu formel eğitimden geçmektedir. Bunun için de "ders" denilen aktivite karşımıza çıkmaktadır. Ders ile öğrenciye verilmek istenilen şeyin, kuram ve eylem bağlamında "kazanım" haline dönüştürülmesi gerekir ki, ders gerçekten "ders" olsun.
Ders, "bilgilendirme, terbiye etme" gibi işlevi bulunan bir vasıtadır. Dersin "ders" diye adlandırılabilmesi için, bu işlevi yerine getirme konusunda asgari şart olan "ders olma" kriterine sahip olması gerekir. Nasıl "bıçak" diye isimlendirilen nesne, biçimsel olarak bıçağa benzemesine rağmen "kesicilik" işlevini yerine getiremediğinde bu adı hak edemezse, ders de böyledir.
İran'ın büyük şairi ve edibi Sa‘dî-i Şîrâzî (ö. 1292) şöyle der: "Kurdun yavrusu kurt olur, insan ile büyüse bile… İnsan, kötü demirden nasıl iyi kılıç yapabilir ki? Ey bilge kişi! Soysuz terbiye olmaz. Yağmurun latif bir özelliğe sahip olduğu tartışılmaz. O yağmur, verimli arazide lâle; verimsiz (tuzlu) toprakta diken bitirir. Çorak toprakta başak bitmez. Çorak arazide, tohum ve emeğini boşuna harcama!".[2]
Sa‘dî, eğitimin etkisi konusunda da şunları söyler: "İnsan kabiliyetli bir cevhere sahipse eğitim ona etki eder. Kötü asıllı demiri hiçbir nikelajci parlatamaz. Köpeği yedi kat denizde yıkama, ıslandıkça daha da murdar olur. Hz. İsa'nın eşeğini Mekke'ye götürseler, döndüğünde yine eşektir".[3]
Sa‘dî, eğitimin etkisini veya sınırını belirleyen gücün, insanın doğası olduğunu vurgulamaktadır. İnsanın doğası ne kadar müsaitse o ölçüde başarılı olunacaktır."[4]
Ama batı Medeniyetindeki ve ülkemizdeki sistem, maalesef insanın doğasını bozmak, yozlaştırmak yamultmak ve küresel kötülüğe köle ruhlu demokrat yığınlar oluşturmak üzerine kurgulanmıştır. Erbakan Hoca'nın dediği gibi: "eğri cetvelle doğru çizmek, felçli kafa ve parmakla düzgün hareket etmek imkansızdır. Bozuk terazi ile doğru tartılmayacaktır. Bu nedenle, önce terazi ve cetvelin (yani sistemin), sonra beyinlerin ve bireylerin doğrultulması lazımdır."
"Girişimci bürokrasi"ye ihtiyaç vardır
Akif Çarkçı'nın güzel yorumlarıyla:
Adına bürokrasi denilen ve her halükarda verimsizliğinden ve iş göremezliğinden şikâyet edilen devlet yönetme aygıtı, modern kamu sistemine 20. yüzyıla bağışladığı hantal bir yapıdır.
Aslında bürokrasi sözcüğünün kirlenen imajıyla birlikte tarihe gömülmesini kolaylaştırmak adına "girokrasi" kavramını teklif etmek uygun olabilir. Bürokrasi bir organizasyon olarak algılandığında, bu bozuk yapıyı iyileştirmenin bazı yolları vardır.
"Hakim Devlet" yerine "Hadim devlet" anlayışı konulmalıdır
Bu noktada yapılması gereken ilk şey devletin kim için ne adına var olduğunu yeniden tanımlamaktır. Eğer devlet salt anlamda sadece kendisi için varsa; toplum devlete feda edilebiliyor, toplumun refahı ve özgürlüğü devletin bekasının arkasında kalıyorsa, bu durumda dengeleri tersine çevirmek gerekecektir. Doğrusu; devlet toplum için vardır, bireyin hakları, vatandaşların özgürlük ve çıkarları devletin çıkarlarından önce gelmelidir. Örneğin devletin resmi ideolojisi için kişilerin dini özgürlüklerine kısıtlama ve yasaklama getirilmemelidir. Devletin menfaatleri adına kişilerin meşru çerçevede ekonomik girişimde bulunma özgürlükleri feda edilmemelidir. Devlet bireyin önünü açmalı, toplum kalkınmasını ana hedef haline getirmelidir. Vatandaşların kaynaklarını vatandaşlar için, vatandaşlara hizmet maksadıyla kullanmak durumunda olan devlet, toplum kaynaklarını en verimli en etkin biçimde kullanmakla görevlidir. Zaman, para ve diğer kaynakların israfına yol açacak uygulamalar asla etkin ve vatandaş odaklı bir devlet geleneğine uygun değildir.
Maalesef Türkiye'de kamu bürokrasisi kaynak israfından ve hizmetleri zorlaştırıp hantallaştırmaktan öteye geçmemiştir. Devlet kendi alacaklarını tıkır tıkır vatandaştan zamanında tahsil ederken, buradan biriktirdiği kaynağı harcarken hoyrat davranabilmiştir. Bunda sadece bürokratlarda suçlu değildir. Emir makamında bulunan siyasiler de bu gidişattan sorumludur. Ancak genel suçlu, sistemin kendisidir.
Şikâyet edilen bürokratik yapının ürettiği insan modeli ise bürokrasinin olumsuz imajına katkıda bulunan en önemli faktördür. Kamusal iş süreçlerinde yaşanan olumsuzluklar kadar bu işleri yürütmekle mükellef olan insanların kalitesi de tartışılmak durumundadır. İşi fiilen yürüten insanların hangi davranış modunda oldukları, yapılan işin kalitesini direkt olarak etkiler. İşte bu negatif insan/bürokrat modeli, adına bürokrasi denilen aygıtın imajının kirlenmesini, verimsizleşmesini netice vermektedir.
Bürokrasiyi kötü bir sistemi yöneten insanlar topluluğu ve iş süreçleri bütünü olarak algılarsak onun yerine koyacağımız alternatifin iyi özellikler taşıyan ve toplum kalkınmasını esas alan, devlet idaresinde rasyonaliteyi benimseyen bir model olmasını öngörmek durumundayız. Bu öngörünün adı "girokrasi" olabilir.
Bürokrasi yerine Girokrasi oluşturulmalıdır
Girokrasi her şeyden önce kişisel ve kurumsal girişimciliği esas alan bir yapının ismidir. Hantallığı ile meşhur bürokrasiden farklı olarak girokrasi, esnek bir yapılanmayı ifade etmektedir. Girokrasi daha ilerisini görmeyi ifade eden vizyoner bir yapı modelidir. Girokrasi topluma hizmet eden kamu örgütlenmesinin piyasa koşullarındaki kalitede hizmet üretmesini öngören bir modeldir. Girokrasi, bürokrasiden farklı olarak hiyerarşik yapılanmanın asgariye çekildiği bir sistemdir. Girişimcilik temelli girokrasi kendi çarkını çevirecek kadrolardan girişimci ve sıra dışı bir ruha sahip olmaları istenir. Onun için girokrasi yeni çağın kamu örgütlenme biçimidir. Daha doğrusu, yeni kamu yönetimi düşüncesinin öngördüğü örgütlenme sistemidir. Ancak ana hatlarıyla bir kez daha ortaya koymak gerekirse; yeni kamu yönetimi düşüncesi esnek, kalite ve vatandaş odaklı, yönetimde rasyonaliteyi benimseyen bir örgütlenme şeklidir. Şeffaflığı, demokratikleşmeyi ve hesap verilebilirliği esas alır. Kapalı bir sistem anlayışını reddeder. Minimal devlet modelini benimser, devletin bazı alanlardan çekilmesini sivil toplumun öne çıkmasını, paydaşlara dayalı yönetişim anlayışını önceler. "Tek başına" anlayışından, ortaklaşa ve hep beraber-kollektif dayanışma ruhuna sahiptir. Bireylerin çıkarları önemlidir. Ancak toplumsal gelişim için işbirliği ve güçlü-güvenilir bir devlet düzenini de elbette kabul etmektedir.
Sayılan bütün bu özellikler, girokrasi denilen ve bürokrasinin yerini alabilecek aygıtı tarif eder. Bürokrasi weberyen çağın çocuğu iken, girokrasi belki de postmodern çağın bebeğidir.
Girokrasi kendine has anlam yüklemeleri ile, kamu yönetimi düşüncesinde ve uygulamasında yerini bulana kadar açılımına girişimci bürokrasi demek durumunda olduğumuz bir kavramdır. Burada gelebilecek haklı itiraz şudur ki bürokrasi kelimesini bir taraftan reddederken öbür taraftan girokrasiyi girişimci bürokrasi olarak açmak ne kadar doğrusudur. Unutulmamalıdır ki esas olan sistemin değişmesidir. Sistem değişip adına bürokrasi denilen hantal aygıt daha esnek bir aygıta dönüşünceye kadar girokrasiyi girişimci bürokrasi olarak tanımlamamızda sakınca görülmemektedir.
Girokrat ise, girokrasiye uygun yönetici tipidir. Bürokrat ile girokrat arasındaki temel fark; bürokrat rutini takip ederken, girokrat sıra dışı işleri ve rutin dışı uygulamaları önceleyendir. Girokrat her ne kadar bürokrasi içinde doğmuş yönetici tipi ise de aslında içinde bulunduğu sistemin koşullarından memnun değildir. Çünkü iş yapma arzusu karşısında önüne çıkan engeller sistemin mevcut tıkanıklıkları sebebiyledir.
Bizim mevcut hantal bürokrasiden şikayetimiz, hayırlı ve yararlı icraatlar için engel teşkil ettikleri ve ülkenin önünü tıkadıkları içindir.
Girokratlar hangi vasıflara sahip olmalıdır?
Girokrat, liderlik vasıflarına sahip, ikna kabiliyeti yüksek, çalışkan, sıra dışı, toplumsal kalkınmaya önem veren, devlet karşısında bireyi ve toplumu koruyan ama bunu yaparken projeci olmayı ve devletin temel yapısını ve milli bağımsızlığı da ihmal etmeyen yöneticidir. Girokrat kimlikli yöneticilerde, öz güven duygusu da son derece gelişmiştir.
Girokratlarda öne çıkan vasıfları tek tek sıralamak gerekirse;
a) Duygusal Stabilite sahibidirler: Etkili girokratların hayal kırıklıkları ve yüksek stresle başa çıkabilmesi beklenir. Bu ise kişilik olgunluğu gerektirir.
b) Coşkulu kimselerdir: Girokratların temel özelliklerinden biri aktif ve enerjik olmalarıdır. Olağanüstü durumlara hızlı yanıt verebilirler.
c) Disiplinlidirler: Girokratın kendi kendisini disipline edebilmesi gerekir. Girokratlar, düzen konusunda içten gelen bir eğilime sahiptirler.
d) Toplumsal Cesarete sahiptirler: Girokratlar risk alma konusunda cesur bir yapıya sahiptir. Toplumun tepkisinden etkilenmezler.
e) Kendilerine Güvenirler: Kendine güven, girokratların en çok bilinen özelliğidir. Başkalarının onayına ve iltifatına pek önem vermezler ve aldıkları doğru kararlar konusunda pişmanlık göstermezler.
f) Yüksek Enerji sahibidirler: Uzun çalışma saatleri ve yorucu yolculuklar başarılı girokratların hayatının temel parçasıdır. Bu da, yüksek bir enerjiyi gerektirir.
g) Sezgi kabiliyetleri kuvvetlidir: Akıl, rekabetin giderek sertleştiği günümüz ekonomisinde bir kurumu ayakta tutmaya yeterli değildir. Girokratların tehditleri ve fırsatları önceden görebilmeleri için, sezgilerine de güvenmeleri gerekir.
h) Takım Çalışmasına önem verirler: Girokratların çalışanlarıyla baba-çocuk ilişkisi yerine, yetişkin-yetişkin ilişkisi kurabilmesi gerekir. Kurum organizasyonunu bir takım çalışmasına dönüştüren temel kural böyledir.
i) Empati sahibidirler: Kendinizi başkasının yerine koyabilme yeteneği olarak tanımlanın empatinin, başarılı bir girokratın özellikleri arasında bulunduğu gerçeği, bugün geçmişe oranla çok daha fazla kabul edilir. Takım üyelerinin motivasyonunu artırabilmek için lider girokratların, iş süreçlerine onların gözünden bakabilmesi önemlidir.
j) Karizma sahibidirler: Karizma sahibi girokratlar, çalışanlarında ve vatandaşlarda güçlü duygular uyandırırlar. Lider kişilikli girokratlar, aynı zamanda karizmalarını kullanarak, diğer çalışanları yönlendirecek vizyonu oluştururlar. Her konuda önder ve örnek tiplerdir.
k) Sürekli öğrenme gayretindedirler: Girişimci liderler, girokratlar ömür boyu öğrenmenin kendini yenilemenin önemine inanan kimselerdir.
l) Kaynak kullanımında ölçülüdürler: Girokratlar topluma ait değerleri, kaynakları kullanırken kendi kaynaklarını kullanırken gösterdikleri hassasiyeti gösterirler.
m) Başkalarının gelişimine fırsat verirler: Girokratlar başkalarının kendilerini geliştirmeleri için imkânları seferber ederler. Aynı zamanda iyi birer koç, iyi birer yetiştiricidirler.
n) İnsan unsurunu önemserler: Girokratlar birer takım kaptanı olarak, hem çalışanlarını hem de toplumun içindeki insanları önemserler. İş birliği ve iletişim için bu en önemli prensiptir.
o) Girişimci ruha sahiptirler: Girişimci ruha sahip olmak girokratlar için vazgeçilmez bir özelliktir. Hatta temel özelliktir. Eldeki kaynaklarla maksimum çıktıyı temin etmek ve çevresel şartları dikkate alarak fırsatları sonuca dönüştürmek girokratın öne çıkan yeteneğidir.
Ancak bütün özelliklerin bir kişide aynı anda toplanması bazen mümkün olmayabilir. Ancak ana ölçümüz lider vasıflı, farklı düşünen, tabiri caizse sinekten yağ çıkarabilen ve elindeki imkânları sonuca, çıktıya çevirebilme yeteneğine sahip, katma değer üretebilen kimseler girokrat sıfatını kazanabilirler.
[1] İstanbul 1925-43, s. 7
[2] Gülistan, Tahran 1348, s. 64-65
[3] Külliyyât-ı Şeyh Sa‘dî, Tahran 1338, s. 178
[4] 11.05.2008 / Dr. İhsan Alperen / Milli Gazete

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah (CC) Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır! “Şeytan'ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"…
Bu reçeteleri bizlerin anlayabileceği şekilde şiir haline getiren muhterem Üstadımızdan Allah razı olsun.. Katmanlarını kavrayabilmeyi,…
Milletimizin artık bu Suriye yalanlarına kanmaması gerekiyordu. Şara'nın gelişinin ilk gününden bu yana sürekli olarak…
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…