BOŞA YORULDUM
Nazını kahrını, çekemez oldum.
Ey gönül belayı, ben mi çağırdım!
Şimdi bileğini, bükemez oldum.
Ben bir nokta iken, daha ağırdım!
Gaflet diyarından, dost yurduna kaç
Bu kaçıncı raunt, bu kaçıncı maç
Gönül kitabından, boş yaprağı aç
Tükendi kalemim, bitti kağırdım!
Tutmasaydı elimden, desti rahmetin
Kim bilir nerdeydi, şimdi Ahmetin
Tutsağıydım küfrün, fikri zahmetin
Hidayetten önce; kördüm, sağırdım!
Gönül ekranımdan, kader filmini
Seyredip öğrendim, Ledün ilmini
Test etmek içinmiş, sabru hilmini
Boşuna çırpındım, boşa bağırdım!
Nefsin hevâsıyla, savruldum durdum
Dolandım, bulandım; sonra duruldum
Sevdalandım ey dost, sana vuruldum
O gündür, bugündür; çile yoğurdum!
5
1
vote
Değerlendirmeniz

Milli Çözüm olmasaydı…
Milli Çözüm olmasaydı kördüm, sağırdım!…
Sadıklara yar et Allah’ım
Hakkın kapısının kıymetin bilen
Çalmaz başka kapı, kıymet bilerek,
Özünde sözünde doğruya dönen
Sadıklara yar olur, rağbet ederek..
Nazlı olmanın kahır çektirmenin belayı çağırdığı da hatırlatılmakta.
Nazlı olmanın kahır çektirmenin belayı çağırdığı hatırlatılmakta.
Aynı zamanda; aymazlık, tembellik, ertelemek… gibi hastalıklarımızdan [b]“Milli Çözüm” [/b]gayretlerini, çalışmalarını, düzenini, disiplinini, vazifesini zamanında yapma hassasiyetini… düşünerek yani yaşayan örneğe bakarak, üzerimize sinmiş manevi lekelerden kurtulabiliriz inşallah.
[b]Milli Çözüm[/b] fikren de elimizde tutmasaydı; Şuur, akıl merhalesinin kim bilir neresindeydik. Siyonizm’in oyun alanının bir tutsağı olurduk açık. Fikri yapımızın ne olacağını anlamak için etrafın en ileri gelenlerine bile bakmamız yetecektir.
“Kader filmini seyretme şuurunu” günümüzde ne bir tarikat ne bir cemaat ne bir dernek verebilmekte. Her asrın kutbu-alimi olan kutlu şahsiyetin kamil manda öğrettiği ve imanın özü olan “madde, zaman ve kader gerçeği” konusunu bugün kamil manda ancak Milli Çözümün Üstattı Ahmet Akgül Hocamızdan öğrenilmekte.
S ahte dünyanın sahte kıymetlerini elimizin tersiyle itip , sahte dünya içinde HAKÇA bir yaşam sürebilmemiz için elimizden tutan MİLLİ ÇÖZÜM ve Muhterem Ahmet Hocamıza sonsuz şükranlarımızı arzetmeyi vazife addederim… İyi ki varsınız..!
[b]Gönül ekranımdan, kader filmini
Seyredip öğrendim, Ledün ilmini
Test etmek içinmiş, sabru hilmini
Boşuna çırpındım, boşa bağırdım!
[/b]
Ahiret hayatını savsaklayıp veya unutup, dünyayı
biricik yaşam olarak hem düşünürken hem de o şekilde yaşıyorduk, yani Kur’an ahlakından uzak bir ahlakla meşgul olmaktaydık… Kimi zaman belki Kur’an’da emredilen tavırlara uygun davranıyor gibi görünsekte bunları yaparken aslında dünyevi bir amaç ve hırsla hareket etmekteydik. Yani , DOĞRULUK , DÜRÜSTLÜK, SAMİMİYET, YARDIMSEVERLİK, MÜTEVAZILIK, FEDAKARLIK, SADAKAT gibi mü’min vasıflara sahip olmayı kimi zaman çevremizdeki kimselere hoş görünmenin , maşaallah ne güzel bir insan, desinler diye veya onların yanında belli bir yer edinmek için çaba harcamayı marifet sayardık… Ve hayatımız bu minval üzerinde bir yaşam sürmenin peşindeydik… Bu sahte olan ve samimi olmayan tavırlarımız, çevremize fedakar ve mütevazı görünmemiz bizlere bir yarar sağlamadığını anladığımız anda son derece KİBİRLİ, KÜSTAH, UKALA, BENCİL bir yapıya dönüşebiliyorduk…Ve tabi bu kafa düşüncesine sahip olan insan, sürekli çıkar menfaat güden, amacı dünyevi nimetler makam mevki şöhret kazanmak ile yaşamı sürdürmeyi amaç haline getirmiş olunmaktadır. Bu tür bir düşünce yapısına sahip olanda SEVGİ , SAMİMİYET, İYİLİK, DOSTLUK, MERHAMET, SABIR gibi insan olmanın daha doğrusu mü’mince bir kişiliğe sahip olmanın özelliği olan bu kavramlar , SÜREKLİ OLMAZ, bu kavramların asılları değil sahteleri bilinir ve uygulanır olur…
Çok şükür ki rabbimize sonsuz hamdü senalar ederiz ki, sahte dünyanın sahte kıymetlerini elimizin tersiyle itip , sahte dünya içinde HAKÇA bir yaşam sürebilmemiz, HAKSIZLIKLAR karşısında DİLSİZ ŞEYTAN OLMAMA yolunda ve yukarıda saydığımız hasletlerin ( samimiyet , mütevazilik, yardımseverlik, fedakarlık, sadakat, nankör olmama, hain olmama, hıyanet etmeme) gibi hasletlerin İÇİNİ DOLDURMAYI yani Kur’an’ca İÇİNİ DOLDURARAK ömür sürmemize vesile olan , Aziz Erbakan Hocamız ve En Sadık Talebesi ve Takipçisi , aynı zamanda günümüzde HAKKA TERCÜMAN OLAN Üstad Ahmet AKGÜL Hocamıza MİNNETTARIZ… Rabbim bu Kıymetlilerimizin değerini bilme hususunda gereğini yerine getiren gayret ve çabamızı eksik etmemeyi cümlemize lütfeylesin… Amin
Ah Vah Yok, Eyvallah Var
Bu dünya gölge idi özünde
Anlatmaya çalıştım bu gerçeği gönlüme
Kalbi Dostun misafirliğine hazırladıkça
İlk tepkim değişir vuku bulana karşı
Olanda hayır var, eyvallah deriz
Ah vah etmeyiz, şükr ve hamd ederiz
Bu da geçer Ya Huu, der geçeriz
Sahibimiz Allah, olmaz korku stresimiz
Yunus: 62- İyi bilin ki; Evliyaullah’a (Allah’ın dinine ve düzenine sahip çıkan ve Allah tarafından sevilen veli kullara) asla korku (kuşku, stres ve bunalım) yoktur; onlar mahzun (ve mahrum) da olmayacaklardır !
Tutmasaydı elimden, desti rahmetin
Ruhumuz, gaflet zindanından ve şehvet tuzağından kurtulabilirse, o zaman gerçek özgürlüğüne ve kulluk bilincine ulaşır. Artık yalancılığa, yağcılığa ve başkalarına yalvarmaya tevessül ve tenezzül etmez… Çünkü artık onurlu, şuurlu ve huzurlu bir insandır. Ürkeklik, kahpelik ve kölelik ise münafıkların sıfatıdır. Kâfirler için bu hayat; keyfince yaşamak, hayvani lezzet ve şehvetlerine kavuşmak için tek ve son fırsattır. Müminler için ise, hayat; iman ve cihattır. Yani sonsuzluk yolculuğunda bir imtihan ve hazırlanmadır. Ölüm kâfirler için, korkunç bir ayrılık ve azap iken, müminler için Rabbine ve sonsuz saadet iklimine vuslattır.
Öyle ise, gönül evimizi kirleten ve feraset gözlerimizi körleten açık ve gizli günahlarımızı fark etmeyecek kadar GAFİL… Bilgi eksikliğimizi, yetersizliğimizi ve tembelliğimizi kabul etmeyecek kadar CAHİL kalmayalım… Her şeyin en iyisine ve en güzeline talip olalım ve ona ulaşmaya çalışalım… Ne kendimizi ne de başkalarını, asla dünyalık servet ve etiketleriyle tartmayalım. Unutmayalım ki, ahiret pazarında, Karun’un hazineleri ve Firavun’un rütbeleri, bir kuruşa bile müşteri bulamayacaktır. Yarabbi bizler aziz Erbakan hocamız,ve Ahmet Akgül hocamız sayesinde sana kulluğu, hayatın iman ve cihad olduğunu öğrettiği için sana sonsuz şükürler, ustadimiza ve aziz Erbakan hocamıza minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz..
Hidayetten önce; kördüm, sağırdım!
Tevbe 119
Ey iman edenler! (Her konuda) Allah’tan korkun (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın yoluna uyun) ve (Hakk davasında sağlam duran) doğru (sadık)larla birlikte olun (ki iman; Hakka tarafgirlik ve davaya sadakattir).
https://www.mealikerim.com/9/tevbe/119
Tevbe 128
Andolsun ki size kendi içinizden; sıkıntıya düşmeniz (ve zorluk çekmeniz) Onun gücüne gidip izzeti nefsine dokunan, size pek düşkün, mü’minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir Elçi gelmiştir.
https://www.mealikerim.com/9/tevbe/128
ÇALIŞIP BOŞA YORULANLARDAN ETME YA RABBİ!..
Özüme gerçeği,duyurabilsem
Nefs putun belini, bir kırabilsem
Sadıklar safında, yer alabilsem
Cennet Rabbe kulluk,pek geç anladım…
………………..
“Kimisi de (dünyada iken çok) çalışıp çabalamış (ama niyeti halis, ameli salih olmadığından) boşuna yorulmuş (olacaktır).”Gaşiye Suresi 3
“O gün öyle (nurlu ve onurlu) yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde) bahtiyardır.
(Dünyada Hakk yolunda harcadıkları samimi, sürekli ve teslimiyetli) Çabalarından dolayı razı ve hoşnut (kılınmışlardır).
Yüksek bir cennet içinde (gerçek izzet ve lezzet ortamındadırlar.)”Gaşiye Suresi 8-9-10
Amin
Fatiha 7
(Daha önce) Kendilerine nimet verdiğin (hidayet ve hakikate erdirdiğin) kimselerin (Nebilerin, Sıddıkların, Şehitlerin ve Salihlerin) doğrultusuna (bizi yönlendirip yollandır; ama ne olur Ya Rabbi, Yahudilerin Siyonist kesimleri, işbirlikçileri, tüm şirk ve şekavet ehli olan ve Hakk dini yozlaştıran azgınlar gibi bütün) gazabına (ve kahrına) uğrayanların ve (Hristiyanların zalim emperyalist kesimleri, müşrik takipçileri ve Batı ahlâksızlığının taklitçileri gibi her türlü Hakk’tan ve hayırdan uzaklaşıp) sapıtanların yoluna (kaymamıza fırsat tanıma! Bizleri bütün bâtıl ve barbar yollardan) gayrı (ve ayrı olan İslam’da sabit kıl). Amin!
KESRETTEN VAHDETE…
Gönül ekranımdan, kader filmini
Seyredip öğrendim, Ledün ilmini
Test etmek içinmiş, sabru hilmini
Boşuna çırpındım, boşa bağırdım!
Evet; bilmek 3 türlü idi: Tevhid İlmini, Hakke’l-yakîn bildikten sonra; iman tevhidi, tevhid teslimi, teslimiyet tevekkülü ve Rabbine güveni, bu ise dünya ve ahiret saadetini gerektirmekte ve getirmekteydi.
Yunus: 62- İyi bilin ki; Evliyaullah’a (Allah’ın dinine ve düzenine sahip çıkan ve Allah tarafından sevilen veli kullara) asla korku (kuşku, stres ve bunalım) yoktur; onlar mahzun (ve mahrum) da olmayacaklardır!
E; Lütuf Deryasına Dalanlar, Boğulur muydu Hiç?
Nisa: 175- İşte Allah’a (hakkıyla) inanıp (bağlananlar) ve Ona (Kur’an’a ve Resulüllah’a) sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları Kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları Kendine doğru (giden) bir yola ulaştıracaktır.
SANA VURULDUM!
İbrahim 21
Onların (insanların) hepsi derlenip (kıyamette) Allah’ın huzuruna çıkacaklar ve (toplumda ekonomik ve etkinlik olarak) zayıf bırakılanlar büyüklük taslayanlara (zenginlik ve yetkinlikleriyle gururlanan tabakaya şöyle) diyecekler: “Şüphesiz, biz (dünyada) size tâbi idik (bizi aldatıp-mecbur bırakıp kötü yollara sevk ettiniz); şimdi siz bizden, Allah’ın azabından herhangi bir şeyi uzaklaştırıp önleyebilecek misiniz?” Onlar ise: “Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik” diyerek (hâşâ Allah’ı suçlamaya yelteneceklerdir). “Şimdi sızlanıp yakınsak da, sabretsek de fark etmez; bizim için artık kaçacak bir yer yoktur. (Günahları beraber işledik, cezasını da birlikte çekeceğiz.)”
https://www.mealikerim.com/14/ibrahim/21
Nefsin hevasıyla savruldum durdum!
Dolandım, bunaldım sonra duruldum!
Sevdalandım Ey DOST SANA VURULDUM!
O gündür, bugümdür ;çile yoğurdum!